Kategori: Etkinlikler

Etkinlikler

  • Süper Modellerden Süper Lansman

    Süper Modellerden Süper Lansman

    Süper Modellerden Süper Lansman

    Türkiye’nin en prestijli ulusal manken yarışması olan Super Model of Turkey
    organizasyonunun İstanbul lansmanı seçkin juri üyeleri ile erkek ve kadın finalistlerin katılımı ile Özer Model Akademi’de gerçekleşti.

    Finalistlerin belirleyeceği Super Model of Turkey lansmanında,
    profesyonel erkek ve kadın mankenler bir defile ile yeteneklerini sergilediler.

    Seçkin jüri  üyelerinin ve misafirlerinin  katılımı ile etkinligin dahada renklenmesini sqğlandığı
    organizasyonda Engin Koç, Yusuf Azuz, Oksana Kuznetsova,
    Okan Kaymak, Ceren Karaduman,
    Ali Eşitmez, Burhan Akdag, Görkan Kaymak, Başak Akdeniz, Onur Metin Şavruk,
    Kemal Cenk İçten, Serhat Çılgın ve Ömer Güney’in yer alması Izleyenler tarafından etkinliğin final havasında geçmesini sağladı.

    Özer Akademi tarafından ev sahipliği yapılan lansman sonrası Super Model of  Turkey Yetkilisi Bulut Özer, ”
    5 Nisan tarihinde gerçekleştireceğimiz yarışmamızın ne kadar kapsamli bir organizasyon olacağını lansmanımıza katilan jüri ve misafirlerimizin isimlerine ve kariyerlerine baktiginizda anlayabilirsiniz.
    Finalde yarışacak olan mankenlerimiz Türkiye’nin en profesyonel mankenlerden oluşması gerçek tescilli süper modelleri seçmemizde bizi gercekten zorlayacak.
    Tüm katılımcılara ve mankenkerimize lansmana katıldıklarındqn dolayi teşekkür ederiz” dedi.

    5 Nisan tarihinde Muğla Fethiye’de gerçekleşecek olan finalde yarışacak  mankenlerin önünüzdeki günlerde daha önce yapılmamış bir konsept ile çekimleri ünlü bir moda fotoğrafçısı tarafından yapılacak.

    Derece alacak ilk 5 tescilli süper model,  Türkiye’yi çeşitli yarışmalarda temsil etme hakkı kazanacak.

  • Yazar Hanife Öner’in imza gününe büyük ilgi

    Yazar Hanife Öner’in imza gününe büyük ilgi

    Yazar Hanife Öner’in imza gününe büyük ilgi

    Yazar Hanife Öner İlk imza günüme hazırlanırken tarif edemeyeceğim bir heyecan ve huzur içindeydim
    Bu kitabın maneviyatı, yazarken bile kalbime dokundu…

    Kalpten Sesleniş – Allah’a Mektup sadece bir kitap değil;
    bazen tek bir cümleyle bile insanın iç dünyasını değiştiren, yüreğe dokunan bir yolculuk…
    Her şey söylenmez, her şey açıklanmaz; ama bazen bir mesaj bile yeter yaşamı ışığa çevirmeye.

    Yazar Hanife Öner ❤️✨ ÖZEL DAVETLİSİNİZ ✨❤️
    👀 Dün ilk kez yüzünü gördüğüm insanları da, gönülden değer verenleri de ayırt etme fırsatı buldum.
    🚪 Bugün benim için kıymetliydi; kapımıza geleni de, bir “merhaba” dediğimi de davet ettim.
    🙏 Gelenlerden Allah razı olsun, gelemeyenlerden de… Her hâliyle bana yol gösterdiler.
    🤍 Burada bir emek var.
    🌿 Bir niyet var.
    🔗 Bir iyilik zinciri var.
    🧠 Farklı düşünen olabilir.
    ☝️ Allah’ın bildiği bana yeter; açıklama yapma ihtiyacı duymuyorum.
    💭 İsteyen istediğini düşünsün.
    🧘‍♀️ Kimseye kırgın değilim.
    🛤️ Kimseye muhtaç da değilim.
    🧼 Sadece kendime temiz bir alan açıyorum.
    ✨ Kalbiyle gelen, niyetiyle kalan herkes için kapım açık.
    🤝 Birlik, iyilik ve samimiyetle…
    📩 Davetim hâlâ geçerli

  • Ziynet Kıbrıs’ta, J.Lo Las Vegas’ta… Yılbaşında “Pişti” Sürprizi!

    Ziynet Kıbrıs’ta, J.Lo Las Vegas’ta… Yılbaşında “Pişti” Sürprizi!

    Ziynet Kıbrıs’ta, J.Lo Las Vegas’ta… Yılbaşında “Pişti” Sürprizi!
    Yılbaşı gecesi sahnelerin yıldızları, dünyanın iki farklı noktasında adeta “pişti”oldu. Türk pop müziğinin güçlü sesi Ziynet Sali, yeni yılı Kıbrıs’ta sahnede karşılarken; dünya yıldızı Jennifer Lopez ise Las Vegas’ta hayranlarıyla buluştu.İki ünlü isim, kilometrelerce uzakta olmalarına rağmen gecenin en çok konuşulan detayıyla sosyal medyayı hareketlendirdi. Aynı renk sahne kostümü
    tercih eden Ziynet Sali ve Jennifer Lopez, üstelik aynı peluş aksesuarı kullanınca ortaya tam anlamıyla yılbaşı gecesine yakışır bir “pişti” çıktı.


    Sosyal medyada kısa sürede fark edilen bu benzerlik, magazin takipçilerinin gözünden kaçmadı. “Tesadüfün böylesi”, “Yılbaşı modası evrensel” yorumları yapılırken, iki yıldızın sahne enerjisi ve şıklığı da tam not aldı. Yeni yılı sahnede, alkışlar eşliğinde karşılayan Ziynet Sali ve Jennifer Lopez, farklı coğrafyalarda ama aynı ruhla 2026’ya “merhaba” demiş oldu.

  • SİBEL CAN YENİ YILI SAHNEDE KARŞILADI!

    SİBEL CAN YENİ YILI SAHNEDE KARŞILADI!

    SİBEL CAN YENİ YILI SAHNEDE KARŞILADI!

    Ünlü sanatçı Sibel Can, yılbaşı gecesinde KKTC’de sahne alarak müzikseverlere unutulmaz bir yılbaşı programı yaşattı. Sanatçı, 31 Aralık gecesi Merit Royal Diamond Hotel’in yılbaşı galasında sergilediği güçlü performansıyla dinleyicilerden büyük alkış aldı.

    Yeni yılın ilk dakikalarında sahnede kısa bir konuşma yapan Sibel Can, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

    “2026’ya sizlerle, kalplerimiz yan yana giriyoruz. Yeni yıl hepimize sağlık, huzur, umut ve güzel günler getirsin. 2026’da birlikte güzel anılar biriktirelim… Bu yıl da yine birlikte şarkılar söyleyelim. İyi ki varsınız, iyi ki birlikteyiz.”

    Gecede şıklığıyla da dikkat çeken Sibel Can, Amor Gariboviç imzalı özel tasarım elbisesiyle sahneye adım attığı anda mekânın atmosferini değiştirdi. Sanatçı, yalnızca güçlü yorumuyla değil, zarafeti ve stil gücüyle de izleyicileri büyüledi.

    Günler öncesinden tüm rezervasyonların dolduğu konser, müzikseverler için tam anlamıyla bir yılbaşı şöleniydi. Sanatçı, yıllardır dillerden düşmeyen hitlerini söylerken, Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan Drama albümünden şarkılar da büyük beğeni topladı. Her parçada salonun enerjisi yükseldi, izleyiciler müzikle birlikte yeni yılın heyecanını doyasıya yaşadı.

    Sibel Can, geniş repertuarı, sahnedeki sıcak enerjisi ve kusursuz performansıyla misafirlerine yıllarca hatırlanacak bir yılbaşı gecesi armağan etti.

  • SAGÜSAD 30. Yıl Fotoğraf Sergisi İFSAK’ta Gerçekleşti

    SAGÜSAD 30. Yıl Fotoğraf Sergisi İFSAK’ta Gerçekleşti

    SAGÜSAD 30. Yıl Fotoğraf Sergisi İFSAK’ta Gerçekleşti
    Sakarya Güzel Sanatlar Derneği (SAGÜSAD), kuruluşunun 30. yılı kapsamında hazırlanan “30. Yılında SAGÜSAD Fotoğraf Sergisi”ni, Türkiye’nin fotoğraf alanındaki en köklü ve saygın kurumlarından biri olan İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK)’ın davetiyle, İFSAK Sanat Galerisi’nde açmanın gururunu yaşadı.
    Bu buluşma, SAGÜSAD için yalnızca bir sergi açılışı değil; Sakarya’da doğan ve yıllar içinde büyüyen bir fotoğraf derneğinin, Türkiye fotoğrafının en önemli merkezlerinden birinde çalışmalarını paylaşması anlamını da taşıdı. 30 yıllık birikimin İstanbul’daki sanat çevreleriyle buluştuğu sergi, izleyicilerden ilgi gördü.
    Sergiyle amaçlanan yalnızca eserleri izleyiciyle buluşturmak değil, aynı zamanda İFSAK ile güçlü bir iletişim kurarak ilerleyen dönemde ortak fotoğraf çalışmalarına zemin hazırlamaktı. Bu doğrultuda önemli bir adım atılmış olmasından mutluluk duyuyoruz.


    Bu özel günde bizleri yalnız bırakmayan SAGÜSAD üyelerine, çiçek göndererek yanımızda olan onur üyemiz İbrahim Zaman’a ve sergimizin açılmasına ev sahipliği yaparak desteklerini esirgemeyen İFSAK Yönetimi’ne gönülden teşekkür ederiz.
    SAGÜSAD olarak, fotoğrafın birleştirici gücüne inanıyor; sanat yolculuğumuzu, güçlü kurumlarla kurduğumuz iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı sürdürüyoruz.

  • MAYA PEREST, 2025 YILINI İKİ BÜYÜK ÖDÜLLE TAÇLANDIRDI

    MAYA PEREST, 2025 YILINI İKİ BÜYÜK ÖDÜLLE TAÇLANDIRDI

    MAYA PEREST, 2025 YILINI İKİ BÜYÜK ÖDÜLLE TAÇLANDIRDI

    Maya Perest, 2025 yılını hem İstanbul’da hem de İzmir’de aldığı iki prestijli ödülle geride bırakarak müzik yolculuğunda güçlü bir başarı ivmesi yakaladı.

    Genç sanatçı, İstanbul Üniversitesi İşletme Kulübü’nün düzenlediği EmlakJet Mavi Elma Ödülleri’nden, milyonlarca dinleyiciye ulaşan “Yok Bana Bu Cihanda” eseriyle “Yılın En İyi Dizi–Film Müziği” ödülünü aldı. Öğrencilerden gelen bu anlamlı ödülün kendisi için özel bir yere sahip olduğunu belirten Maya Perest, tarihi kampüste gördüğü yoğun ilginin ve gençlerle kurduğu sıcak bağın üretim motivasyonunu tazelediğini vurguladı.

    Sanatçı, yılın ikinci ödülünü ise İzmir’de bu yıl ikincisi düzenlenen İzmir Yılın Enleri Ödülleri’nden aldı. 110 bin kişinin oylamasıyla “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı” seçilen Maya Perest, doğup büyüdüğü şehirden böyle bir ödül almanın kendisine büyük mutluluk ve gurur verdiğini söyledi. Ailesiyle katıldığı gecede NU tasarımı beyaz elbisesiyle sahne alan genç sanatçı, sevilen şarkısı *“Yok Bana Bu Cihanda”*yı canlı performansla seslendirerek izleyicilerden tam not aldı.

    Maya Perest, İstanbul Üniversitesi’ndeki ödül töreninde yaptığı konuşmada, müziğin kendisi için her zaman bir umut kaynağı olduğunu vurgulayarak gençlere ilham veren bir mesaj verdi:

    “Müzik benim umudum. Ben umut ettim, hayallerimin peşinden gittim. Üniversite çağındaki genç dinleyicilerimin de kendi hayallerinin peşinden gitmesini diliyorum.”

    Sony Music Türkiye etiketiyle çıkacak olan 2026’ya ilişkin projeleri için büyük heyecan duyduğunu belirten Maya Perest, yeni yılda kayıt süreci başlayan bir albüm, İstanbul ve diğer şehirlerde konserler ve özellikle Avrupa konserlerinin yolda olduğunu müjdeledi:

    “Yeni yılda bir arada olmaya devam edeceğimiz için çok heyecanlıyım. Herkese sağlıklı, huzur ve müzik dolu bir 2026 diliyorum.”

     

  • ERENLER’DE KÜLTÜR VE SANAT PROGRAMLARI DEVAM EDİYOR

    ERENLER’DE KÜLTÜR VE SANAT PROGRAMLARI DEVAM EDİYOR

    ERENLER’DE KÜLTÜR VE SANAT PROGRAMLARI DEVAM EDİYOR

    Erenler’de Hikâyeli Türküler Konseri vatandaşların beğenisini kazandı. Başkan Şenol Dinç, “Kültür ve sanatın birleştirici gücünü Erenler’de yaşatmaktan mutluluk duyuyor, bu güzel gecede emeği geçen tüm sanatçılarımıza ve ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

    Erenler Belediyesi kültür ve sanat programları Hikâyeli Türküler Konseri programı ile devam etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda selamlama konuşmasında bulunan Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, “Türkülerimizin derin hikâyeleriyle kültürümüzün zenginliğini bir kez daha hep birlikte yaşadık. Geçmişten günümüze uzanan ezgiler, gönüllerimize dokunan anlatılarla birleşerek unutulmaz bir akşama dönüştü” dedi.

    DEVAM EDECEK

    Başkan Şenol Dinç, “Kültür ve sanatın birleştirici gücünü Erenler’de yaşatmaktan mutluluk duyuyor, bu güzel gecede emeği geçen tüm sanatçılarımıza ve ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. Yapılan açıklamada kültür ve sanat programlarının devam edeceği ifade edildi.

  • Sakarya Demokrasi Meydanında Sarıkamış Şehitleri ve Şerife Bacı’yı Anma Etkinliği İz Bıraktı

    Sakarya Demokrasi Meydanında Sarıkamış Şehitleri ve Şerife Bacı’yı Anma Etkinliği İz Bıraktı

    Sakarya, kahramanlık ve vatan sevgisinin yüreklerde yeniden can bulduğu bir gün yaşadı.

    Şerife Bacı ve Sarıkamış şehitlerini anmak için Kültür ve Dayanışma gönüllülerinin birleştiği özel bir programa sahne olan etkinlik, katılımcıların yüreklerinde derin izler bıraktı.

    Şerife Bacı’nın kahramanlık destanı, bugün de milli mücadele ruhunun en parlak örneklerinden biri olarak hatırlandı. Etkinliğin organize edici güçlerinden Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu ile Vatan Hürriyet Derneği’nin ortak çalışmasıyla düzenlenen program, Deva Partisi Sakarya İl Başkanı Ercan Başnuh, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şubesi Başkanı Tevhide Yağan ve Sakarya Kars Ardahan Iğdır Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Gürsel Baltacı ile Sakaryalı vatandaşların katılımıyla gerçekleşti. Topluluk ve dernekler, milli mücadele yıllarının kahramanlık öykülerini genç kuşaklara aktarma amacıyla bir araya gelmişti.

     

    ETKİNLİK KALPLERE DOKUNDU Etkinliğin atmosferi, tiyatro gösterileri, şiir dinletileri ve günün anlamına dair konuşmalarla yumuşak bir hüzne dönüştü.

    Programın sunuculuğunu üstlenen Şule Bayri, dinleyiciyi doğrudan kalpten etkileyen bir girişle başladığı konuşmalarında, Milli Mücadele’nin sayısız acısını ve kahramanlık anlarını hatırlattı. Yaşar Dursun, Vatan Hürriyet Derneği Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmada, özgürlük ve bağımsızlığın bedellerinin bugün de kızıl bir hatıra gibi yüreklerde yankılandığını söyledi.

    Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu Yönetmeni Senem Yıldırım ise sahnede, bugün dahi unutulmaması gereken adanmışlık duygusunu vurguladı.

     

    TÜRKÜ VE ŞİİRLERLE DUYGU SELİ

    Duygulara dokunan anlar, kahramanlık türküsü ve şiirlerle güç kazandı. Topluluğun oyuncuları, izleyenleri adeta zaman içinde yolculuğa çıkardı.

    Berna Sakallıoğlu’nun “Sarıkamış Şehidi”,

    Tevfik İnan’ın “Sarıkamış’ta”,

    Tülay Sinan’ın “Sarıkamış”,

    Necla Bakan’ın “Senin İçin”,

    Sarıkamış şehit yurdu erleri ile mili oldu kahramanlar koşuyordu senin için senin için
    Kırk yıl düşmana dayandın
    Gönülden vatanı andın
    Orda ateş burda yangın
    Senin için senin için
    Düşmanın çabası boştu
    Er yiğitler sana koştu
    Türk’ün azmi yine coştu
    Senin için senin için
    Sarı kamış Zümrüt belde yeşili gör hele gel de al yıldızlı bayrak elde senin için sizin için hepimiz için

    Leyla Aydın Alanlar’ın “Sarıkamış İçinde” 

    Sarıkamış İçinde

    Var mı tarihte eşi benzeri,

    Böylesi hazin bir veda,

    Döküldü  yaprak yaprak

    Hazan mevsimiydi sanki

    Asırlık çınar ağacı gibi

    Devrildiler birer birer

    Sarıkamış içinde…

    Soğuktu hava, hem de çok

    Rüzgar titrek titrek esiyordu.

    Kar ve tipi donduruyordu dokunduğu ne varsa

    Önce ağaçlar, sonra bedenler

    Dondular birer birer,

    Gelmişti Mehmet’in uykusu

    Gözlerini açamıyordu, nasıl bir uykudaydı?

    Sarılmak istedi arkadaşlar, ona can vermek için

    Soğuktu bedenleri, ısıtamıyordu onları

    Çare yoktu, soğuk daha da derine işliyordu,

    Ayaktan başladı, sırayla eller ve başa doğru.

    Uykusu gelmişti sarılan gönüllerin

    Anladılar şehit olacaklarını…

    Varacakları Allah’a

    Okudular son dualarını

    Bir sevinçle kapadılar gözlerini.

    Dondurdu Mehmetleri birer birer

    Sarıkamış içinde…

    Her biri bir yerden gelmişti

    Alışık değillerdi soğuğa

    Ayağında çarık, sırtında yazlık elbise

    Şiddetli soğuğunda kar ve buz içinde

    Şahadet şerbetini içiyordu Mehmetler…

    Ağıt yakıyordu tipiyle esen rüzgâr

    Savaş vardı, düşmana değil havaya

    Kimse vuramadı onları

    Döküldü tek tek alınları öpülesi Mehmetler

    Sarıkamış içinde…

    Yaşar Dursun’un “Mustafa Kemal’in Kağnısı” adlı dizeleriyle anılar can buldu.

    MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

    Yediyordu Elif kağnısını,
    Kara geceden geceden.
    Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
    İnliyordu dağın ardı, yasla,
    Her bir heceden heceden.

    Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
    Gecenin ulu ağırlığına karşı,
    Hafifletir, inceden inceden.

    İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
    Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
    Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
    Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
    Niceden, niceden.

    Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
    Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı.
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
    Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

    Kocabaş yığıldı çamura,
    Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,
    Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
    Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

    Berrin Canbaz ise “Sarıkamış Türküsü” ile dinleyenleri duygu seline sürükledi.

    KAHRAMANLIK TİMSALİ: ŞERİFE BACI

    Programın kalbinde ise Şerife Bacı yer aldı.

    Sakarya Kent Meydanı, havanın serinliği ve yağmura rağmen, Şerife Bacı’nın kahramanlık timsali olarak can bulduğu tiyatro oyununa sahne oldu. Betül Bamyacıoğlu’nun canlandırdığı Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı’nın zorlu cephe yolculuğunu ve çetin kış şartlarını başarıyla yansıttı. Sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile yola çıkan Şerife Bacı, savaşın acımasız soğukluğuna karşı mücadele ederken, çocuğu ve kışlası için en büyük fedakarlığı yapan kadın figürü olarak sahnede yaşam buldu.

     

    DUYGU DOLU ANLAR

    Duygu dolu sahne, soğuk kış gününün zorluklarını ve Şerife Bacı’nın kahramanlık timsali olarak ölümsüzleştiği anı bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Betül Bamyacıoğlu’nun rolünü başarıyla icra etmesi, izleyicilerin yüreklerinde derin izler bıraktı ve karşısında duran herkesin gözyaşlarına hakim olamadığı anlar yaşandı.

    Yunanlılar kendilerine vaat edilen Ege Bölgesi’ni ele geçirmek üzere, İngiliz, Amerikan ve Fransız savaş gemilerinin koruması altında, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgale başladılar. İzmir’in işgaline tepki olarak gazeteci Hasan Tahsin tarafından düşmana atılan ilk kurşun Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olmuştur.

    1900 yılında Seydiler’de dünyaya gelen Şerife Bacı, Kastamonu’da bulunan cephanelerin Ankara’ya götürülebilmesi adına, mücadele vermiş, 1921 yılında donarak hayatını kaybetmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda özellikle yaşlı kadın ve erkeklerin cephane götürmek için çalışmaları, Şerife Bacı‘yı işe koymuştur

    Vatan Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun, sahnedeki performans karşısında duygularını saklayamazken, katılımcılar da bu anlarda saygı ve sevgiyle birleşerek sahneyi alkış yağmuruna tuttu. Etkinliğin sonunda, katılımcılar günün anlamını bir kez daha idrak ederek, Şerife Bacı ve Sarıkamış şehitlerinin anısına minnetlerini ve bağlılıklarını bir kez daha dile getirdiler. Bu özel anma programı, milli hafızanın canlı tutulması adına, kahraman kadınların ve şehitlerin sonsuza dek unutulmayacağını bir kez daha hatırlattı.

  • “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar” Mektup Proje Sergisi MTSO’da İzleyiciyle Buluştu.

    “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar” Mektup Proje Sergisi MTSO’da İzleyiciyle Buluştu.

    “Konuşan Mektuplar Mersin MTSO’da: Sanat ve Deneyim Kuşaklar Arasında”

    “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar” Mektup Proje Sergisi MTSO’da İzleyiciyle Buluştu.

    MTSO – Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, 19–30 Aralık 2025 tarihleri arasında kültür-sanat, eğitim, akademi ve tıp dünyasının önde gelen isimlerinin genç kuşaklara rehberlik eden mektuplarından oluşan “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar” projesinin sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 19 Aralık 2025 tarihinde MTSO Sanat Galerisi’nde düzenlenen açılış töreniyle sanatseverlerin ziyaretine açıldı.

    Açılışa; MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ve Meclis Başkanı Hamit İzol’un yanı sıra Yönetim Kurulu Üyeleri Murat Aktoğ ve Zeynel Aydemir, Trakya Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu ile çok sayıda sanatsever katıldı.

    Kuşaklar Arası Bir Hafıza ve Deneyim Aktarımı

    Proje yönetimini Günsu Saraçoğlu ve Betül Ketenci’nin üstlendiği, Seha Dosdoğru’nun derlediği “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar”, farklı disiplinlerde üretim yapan ve alanlarında iz bırakmış isimlerin genç kuşaklara hitaben kaleme aldıkları mektupları bir araya getiriyor. Sergi, kişisel anlatılar aracılığıyla bilgi aktarımını görünür kılarken, sözlü ve yazılı hafıza arasında güçlü bir bağ kuruyor. Hem arşivsel hem de koleksiyon değeri taşıyan bu özel çalışma, sergiye eşlik eden bir kitap olarak da yayımlandı. Kitapta yer alan her mektup, yazarlarının sesli anlatımlarına QR kod aracılığıyla erişim imkânı sunarak izleyici ve okura çok katmanlı bir deneyim alanı açıyor. Yazı, ses ve görselin birlikteliğiyle mektuplar yalnızca okunmakla kalmıyor; aynı zamanda dinlenerek yeniden yorumlanıyor.

    “Konuşan Mektuplar: Ustalardan Gençlere Mesajlar”, ustaların kişisel deneyimlerini birer kültürel aktarım aracına dönüştürürken, kuşaklar arası bir diyalog alanı yaratmayı amaçlıyor. Proje; Bülent Ketenci, Aydın Boru, Evrim Sanat Galerisi, mikado İletişim ve Doğru Adımlar Danışmanlık’ın katkılarıyla hayata geçirildi.

    Sanatın Dönüştürücü Gücüne İnanan Bir Yolculuk

    Proje yöneticileri Günsu Saraçoğlu ve Betül Ketenci, serginin açılışında yaptıkları konuşmada, projenin Mersinli sanatseverlerle buluşmasına verdikleri destek dolayısıyla MTSO – Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yönetimine ve Mersin eş-proje yöneticisi Tuğba Küçükbahar’a teşekkür etti

    Saraçoğlu ve Ketenci, “Bu proje, sanatın dönüştürücü gücüne duyduğumuz inancın ve çocuklarımızın geleceğini sanat aracılığıyla aydınlatma hayalimizin somut bir ifadesidir. “Konuşan Mektuplar” ile gelecek kuşaklara, yaşadığımız zamana dair kalıcı bir belge bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” sözleriyle projenin çıkış noktasını vurguladı.

    Mektup projesine ait kitap, 30 Aralık 2025 tarihleri arasında MTSO – Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Sanat Galerisi’nden ya da Evrim Sanat Galerisi ile iletişime geçilerek temin edilebilir.

    MTSO – Mersin Ticaret ve Sanayi Odası

    AdresMersin Ticaret ve Sanayi Odası Sanat Galerisi – 4.Kat

    Telefon: (0324) 238 94 00/261

    Tel.: (0533) 237 59 06  (Evrim Sanat Galerisi)

    ***

    Sergi seçkisindeki katılımcı listesi: Adviye Bal, Ahmet Özel, Ahmet Yeşil, Akın Ekici, Arzu Kılıçdoğan, Asuman Kafaoğlu Büke, Ataol Behramoğlu, Atila Aktürk, Atilla Atala, Aydın Örs, Ayla Aksoyoğlu, Aysu Koçak, Ayşe Kulin, Ayşen Erte, Betül Ketenci, Bünyamin Özgültekin, Cevat Demir, Cihat Aral, Çerkes Karadağ, Ekrem Kahraman, Erdinç Arslan, Ersin Antep, Esma Kudar, Funda İyce Tuncel, Gözde Atlas, Gözde Aynur Mirza, Gözde Eda Tekcan, Gülay Yüksel, Gülseren Südor, Gülten İmamoğlu, Günsu Saraçoğlu, Hülya Düzenli, Hülya Küpçüoğlu, Işıl Dural, İclal Erentürk Güçsav, İlteriş Sun, Malik Bulut, Mehmet Babat, Mehmet Kına, Merih Yıldız, Mesut Eren, Mete Gökçe, Mustafa Ayaz, Mustafa Çavuş, Mümin Candaş, Müride Sun Aksan, Nesrin Dosdoğru, Nihal Gündüz, Nilay Kan Büyükişliyen, Nurettin Kazankaya, Pınar Kanber, Reyhan Uludağ, Sedef Kabaş, Seha Dosdoğru, Selahattin Yıldırım, Serdar Leblebici, Serdar Şencan, Sunay Akın, Süleyman Saim Tekcan, Tamer Levent, Telga Mendi Südor, Teoman Südor, Tuğba Küçükbahar, Vecdi Uzun, Yalçın Gökçebağ, Zahit Büyükişliyen, Zehra Aral

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan “İNSAN VAR OLDUKÇA SANAT DA VAR OLACAKTIR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan “İNSAN VAR OLDUKÇA SANAT DA VAR OLACAKTIR”

    “Küresel kültür savaşlarında yerli ve millî olan kültür değerlerimizi yeniden inşa etmeliyiz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Millî kimliği, millî kültürü, değeri, ideali, erdemi ahlakı dışlayan her trend yüzeyselliğe mahkûm olmaktan kurtulamaz. Hiçbir derinliği özgürlüğü olmayan, günlük üretilip, günlük tüketilen işlerle maalesef biz de bu küresel fırtınanın önünde duramayız. Küresel kültür savaşlarında yerli ve millî olan kültür değerlerimizi evrensel bir bakış açısıyla harmanlamalı, yeniden üretmeli, yeniden inşa etmeliyiz” dedi.

     

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

     

     

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında ödüllerini takdim edecekleri ilim, kültür ve sanat erbaplarını ayrı ayrı tebrik etti.

    Ödül sahiplerinin biyografi videolarını hep beraber izlediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Zihinlerinde oluşan nüveleri kalplerinin süzgecinden geçirerek ülkemize ve dünyaya çok kıymetli eserler kazandıran ödül sahiplerimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Aynı şekilde çok titiz ve hassas bir değerlendirme süreci sonunda ödüle layık görülen isimleri tespit eden seçici kurul üyelerimizi de kutluyorum. Sözlerimin hemen başında kısa süre önce ebediyete uğurladığımız Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri sahibi iki ismi burada özellikle anmak istiyorum. 28 Eylül’de vefat eden Şair Yavuz Bülent Bakiler ile neyzenlerin kutbu Niyazi Sayın’ı hürmetle yâd ediyor, Cenabıallah’tan rahmet diliyorum. Ülke ve millet olarak gerçekten de kendilerine çok şey borçlu olduğumuz bu iki değerimizi unutmayacak her zaman şükranla hatırlayacağız. Kayıplarımız sebebiyle bir yanımız yaprak döküyor olsa da diğer yanımız hamdolsun çiçek açmaya, şıvga vermeye, boy atmaya devam ediyor.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki bilim ve kültür ödülünü Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’e takdim ettiklerini anımsattı.

    “Süleyman Seyfi Öğün Hocamız, kütüphanesiyle dışarıda gürül gürül akan dünya arasındaki irtibatı kesmeyen nadir akademisyenlerimizden biridir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hocamızın siyaset, ekonomi, felsefe, toplum ve kültürde meydana gelen değişimlere farklı açılardan mercek tutan çalışmaları hem kapsamlı hem de derinlikli bir yapı arz ediyor. Onun eserlerine baktığımızda düşünce geleneğimizin bugüne kadarki serencamını da görebiliyoruz. Hocamızı tebrik ediyor. Daha nice çalışmayla ilim ve fikir müktesebatımıza önemli katkılar yapmasını temenni ediyorum.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seneki resim ödülünün sahibinin kıymetli ressam Yalçın Gökçebağ olduğunu hatırlattı.

    Yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Yalçın Gökçebağ’ın Cumhuriyetin ilk kuşak ressamlarından devraldığı hazineyi yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale döktüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Renkleri âdeta şiire dönüştürdüğü tablolarında bu toprakların sesi duyuluyor. Çizgilerinde insanın ve tabiatın güzellikleri okunuyor. Özgün, canlı ve masalları andıran eserleriyle Türk resminde önemli bir yer tutan Yalçın Gökçebağ’ı tüm kalbimle kutluyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzik ödülünü de Prof. Dr. Yalçın Tura’ya tevcih ettiklerini dile getirdi.

    Türk müziğinin yaşayan duayenlerinden biri olan Tura’nın hafızalara kazanan onlarca film ve dizinin müziğini beslediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cemal Reşit Rey, Seyfettin Asal ve Demirhan Atlı gibi usta isimlerden eğitim alan hocamız hem musiki bilimine hem de Türk müzik teorisine çok kıymetli katkılar yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müzik Bölümünü kurarak seçkin bir eğitim yuvasını ülkemize kazandırdı. Hem akademik çalışmaları hem de gönüllerimizde taht kuran beste ve güfteleri için Türk müziğine hediye ettiği tüm değerler için kendisine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, arkeoloji ödülümüzü ise Prof. Dr. Fahri Işık’a takdim ettiklerini ifade etti.

    Malatya’nın Türkiye ve dünya arkeolojisine armağan ettiği bir bilim insanı olan Fahri Işık’ın kazı biliminde bugüne kadar doğru kabul edilen yanlışları tek tek ortaya çıkardığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kitaplarıyla, makaleleriyle, araştırmalarıyla Anadolu’nun binlerce yıllık zengin tarihine ışık tuttu. Kazı bölgelerinde kimi zaman çadırlarda, kimi zaman köy evlerinde kalarak, Patara başta olmak üzere pek çok antik kentte nadide eserleri gün yüzüne çıkardı. Türk arkeolojisine büyük katkılar yapan Fahri Işık Hocamızı gönülden tebrik ediyor, kazı biliminde paradigma değiştiren çalışmalarından ötürü kendisini kutluyorum.”

    “GAZZE’DE YAŞANANLARIN UNUTULMAMASI İÇİN BUNDAN SONRA DA HER CEPHEDE MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bu yılın fotoğraf ödülünü Filistinli gazeteci ve fotoğrafçı Ali Jadallah’a vereceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Gazze’de iki yıl boyunca devam eden vahşi soykırımı fotoğraf kareleri ile tüm dünyaya ifşa eden, objektifiyle gerçekleri ‘medeni’ denilen, dünyanın yüzüne çarpan Ali kardeşimiz aynı zamanda Anadolu Ajansımızın foto muhabiri olarak sahada görev yapıyor. Onun kadrajından yansıyanlar sadece Gazze’deki katliamın vardığı korkunç boyutları değil, Filistin halkının haklı, onurlu ve haysiyetli direnişini de tüm ihtişamıyla insanlığın gündemine getirdi. Çektiği fotoğraflar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’a açtığı davada bu fotoğraflar kanıt olarak sunuldu. Canını hiçe sayıp hakikatin deklanşörüne basarak Gazze’deki zulmü fotoğraflarla belgeleyen Ali Jadallah kardeşimi şahsım, milletim ve tüm mazlumlar adına tebrik ediyorum. Bu vesileyle sırf Gazze’deki vahşete kamera tuttukları için İsrail tarafından katledilen 37’si kadın, 283 basın mensubunu burada rahmetle anıyorum. İsrail’in acımasızca öldürdüğü gazetecilerin kahramanca mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

    İsrail hükûmetinin susturmaya ve engellemeye çalışmasına rağmen vicdanlı yüreklerin ve hakikatin peşinde koşan gerçek gazetecilerin canları pahasına Filistin’de olan bütün olup bitenleri gözler önüne sermeye devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak biz de Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz. Gazze soykırımında TRT ve Anadolu Ajansımız başta olmak üzere Türk basın kuruluşları gerçekten yürekli bir duruş sergiledi. İletişim Başkanlığımız Gazze’de canice katledilen basın mensuplarının fedakârlıklarını kayda almak amacıyla geçen hafta ‘Gerçeğin Katli-İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı’ isimli bir kitap yayınladı. Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin tecellisi için bundan sonra da her cephede mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

    “İNSAN VAR OLDUKÇA SANAT DA VAR OLACAKTIR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanın başlı başına bir sanat şaheseri olduğunu ifade ederek eski zamanlardan itibaren insanın yeryüzünde karşılaştığı her nesneyi, her durumu, her ses ve rengi sanatın malzemesi olarak gördüğünü aktardı.

    İnsanlık ailesinin, içinden çıkardığı dehalarla, sanatçı ruhlarla muazzam bir sanat birikimi meydana getirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün mirasçısı olduğumuz kültür ve medeniyet iklimi, büyük sanatçıların inşa ve ibda ettiği müşterek zenginliğimizdir. Bu zenginlik aynı zamanda devamlılık düşüncesinin de neticesidir. Şüphesiz dünya hayatında insanoğlunun acılarının, sevinçlerinin var olma çabasının en güçlü kanıtlarından biri de kültür ve sanattır. İnsan var oldukça sanat da var olacaktır. İnsan yaşadıkça sanat da yaşayacak, kendisini yenileyecek, yeni ufuklar keşfedecek, kendini yeniden üretmeye devam edecektir” diye konuştu.

    “SANAT, BİZE BAŞKA HİÇBİR ŞEYİN VEREMEYECEĞİ BİR COŞKUYU VE DUYGUYU VERDİĞİ İÇİN SANATTIR”

    Arif Nihat Asya’nın “San’at” şiirinin, “Sen mermeri yaratırsın. Ben ondan saray yaparım. Suya ektiğin kamışı keser, biçer, ney yaparım? Bir yalıncık gönderirsin. Tarar, süsler, bey yaparım. Gökte öksüz dilimi bayrağıma ay yaparım. Yeter ki versen ben ondan mutlaka bir şey yaparım” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mimarinin, musikinin, şiirin, resmin ve cümle sanatın özetinin insanın, dünyayı ve ötesini anlama çabası olduğunu söyledi.

    “Sanat dünyayı daha anlamlı kıldığı için sanattır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanat insana değer kattığı için, insanı tekemmül ettirdiği için sanattır. Sanat bize başka hiçbir şeyin veremeyeceği bir coşkuyu, muhayyileyi ve duyguyu verdiği için sanattır. İşte tam da bunun içindir ki sanat ayrıştırmaz, birleştirir. Tabii burada şu gerçeğin özellikle vurgulanması gerekiyor, Türkçenin her büyük şairi, her büyük yazarı bizim medarı iftiharımızdır. Dil, kültür, sanat, düşünce ve mimari alanında eser veren münevverlerimizin tamamı bizim için birer kutup yıldızıdır. Nasıl ki Selimiye’siz bir Edirne, Süleymaniye’siz bir İstanbul tahayyül edemiyorsak, Mimar Sinan’sız bir Türkiye’yi de düşünemeyiz. Itri, Dede Efendi, Şevki Bey, Sadettin Kaynak, Neşet Ertaş ve daha nice dev isim olmadan Türk müziğini tasavvur edemeyiz. Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Fuzuli’den Mehmet Akif’e, Nedim’den Yahya Kemal’e, Nefi’den Nazım Hikmet’e, Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a, Türk şiiri sadece lisanımızın değil, millî hissiyatımızın da tapu senedidir. İlim, kültür ve sanatta sahip olduğumuz bu köklü miras inşallah asırlar boyunca dünya kültür ve sanat birikimini beslemeye devam edecektir.”

    “KENDİ MİRASIMIZ VE BİRİKİMİMİZDEN BESLENEN SANAT TEK TİPLEŞME DALGASINA KARŞI BİR DALGA KIRAN İŞLEVİ GÖRECEKTİR”

    Küreselleşme ile kültürel tek tipleşmenin dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden, insanı edilgen hâle getiren bu cendereden ancak köklerimize tutunarak kurtulabiliriz. Kendi mirasımız ve birikimimizden beslenen sanat yine bu tek tipleşme dalgasına karşı tabiri caizse bir dalga kıran işlevi görecektir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Bugün popüler olan pek çok filmin, dizinin, müzik eserinin coğrafyadaki etkisine ve nüfuzuna baktığımızda sanatın dönüştürücü gücünün nelere kadir olduğunu hepimiz görebiliyoruz. Tüketim alışkanlıklarının, yaşam tarzlarının, yemek kültürünün, giyim kuşamın tek tipleşmesi gibi sanat beğenilerinin yeknesak hâle gelmesi de bizatihi sanat için ciddi risk oluşturuyor. Özgün ve yetkin olanı törpülüyor. Sıradanlaşma ve tek tipleşme insanın fıtratı gereği farklı olmasını ve sanatçı özgürlüğünü tehdit ediyor. Kuşkusuz sanat şahsi ve muhteremdir. Fakat yeryüzünde önüne çıkan her şeyi öğüten, herkesi birbirine benzeten küresel tüketim çarkı insanın biricikliğini yok etmenin yanı sıra bireyin yeteneklerini de aynı tornadan geçirmektedir. Neoliberal kültür, adına trend denilen ve hemen her gün değişen yeni kutsalıyla insana dair pek çok güzelliği tahrip etmektedir.”

    Yapay zekâ mahsulü şiirlerin, kitapların, şarkıların, resimlerin, sinema filmlerinin yüz milyonlara ulaştığını ve gerçekle sanal arasındaki farkın büyük oranda kaybolduğu bugünlerde kendilerini yarın neyin beklediğini tam olarak bilemediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası bir gerçek ki millî kimliği, millî kültürü, değeri, ideali, erdemi, ahlakı dışlayan her trend yüzeyselliğe mahkûm olmaktan kurtulamaz. Hiçbir derinliği, özgünlüğü olmayan, günlük üretilip, günlük tüketilen işlerle maalesef biz de bu küresel fırtınanın önünde duramayız” dedi.

    “Küresel kültür savaşlarında yerli ve millî olan kültür değerlerimizi evrensel bir bakış açısıyla harmanlamalı, yeniden üretmeli, yeniden inşa etmeliyiz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir siyasetçi olarak bunun asla kolay olmadığını, çok ciddi emek ve gayret gerektirdiğini elbette biliyorum. Ama bunu yapacak imkâna, birikime ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz. Her yaş ve her kesimden insanımızı etkileyen bu cendereden çıkış yolunu tarih boyunca olduğu gibi topluma mihmandarlık eden sanatçılarımızın, mütefekkirlerimizin, münevverlerimizin kültür ve sanat erbabımızın göstereceğine inanıyorum. Açıkçası bunu sizlerden istirham ediyorum. Bilim adına, sanat adına, edebiyat adına, düşünce adına, kültür adına taş üstüne taş koyan herkesin hangi görüşten olursa olsun her bir insanımızın başımızın üstünde yeri olduğunu burada tekrar dile getirmek istiyorum. Evrensele yelken açarken yerli kalabilen, memleketi ve milleti için hayal kurabilen, en sert eleştirileri yaparken dahi yıkmayan kültür, sanat ve bilim insanlarımızın desteğiyle inşallah bu mücadeleyi yürüteceğiz.”

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni, ödüle layık görülen isimlerin biyografilerinin anlatıldığı videoların izlenmesi ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen isimleri açıklamıştı.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ne, “Bilim ve Kültür” dalında akademisyen Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, “Resim” dalında Yalçın Gökçebağ, “Müzik” dalında besteci Yalçın Tura, “Anadolu Arkeolojisi” dalında arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık, “Fotoğraf” dalında ise Gazze’de görev yapan AA foto muhabiri Ali Jadallah ödüle layık görülmüştü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören öncesinde, ödüle layık görülenleri ve ailelerini program öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle kayık görülenler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu üyeleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.