Kategori: Ekonomi

  • Sakaryaspor Göztepe’nin acısını Altınordu’dan Çıkardı

    Göztepe’nin acısını Altınordu’dan Çıkardı

    Sakaryaspor ligin ikinci haftasında deplasmanda karşılaştığı Altınordu’yu 2-0 mağlup etti.

    Ligin ilk haftasında kendi sahasında Göztepe karşısında aldığı mağlubiyet ile sezona başlayan Sakaryaspor, yine bir İzmir ekibi ile deplasmanda oynadığı karşılaşmada bu kez yüzü güldü. Altınordu karşısında sahadan 2-0 galip ayrılan yeşil siyahlılar sezonun ilk galibiyetini alarak oynadığı futbolla da taraftarını mutlu etti.

    Karşılaşma Sakaryaspor’un 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

    – DK 85: Sakaryaspor’da İkinci yarı oyuna giren Patrick Banza oyundan çıktı, yerine Çağlayan Menderes girdi.

    – DK 84: Sakaryaspor’da Emirhan Aydoğan yaptığı faul sonrası sarı kart gördü

    – DK 82: Serkan Odabaşoğlu’nun geriye doğru gönderdiği pasta araya giren Ahmet Dereli kaleciyle karşıya kaldı. Ahmet’in şutu kaleci Cihan’dan kornere gitti.

    – DK 76:

    Sakaryaspor’da sakatlık yaşayan Hurşit Taşçı oyundan çıktı yerine Burak Süleyman girdi.

    – DK 66: Sakaryaspor Oğuz Kocabal ve Woolery oyundan çıkarken yerlerine Emirhan Aydoğan ve Patrick Banza dahil oldu.

    – DK 58:

    Sakaryaspor mutlak bir gol kaçırdı. Hurşit Taşçı’nın ortasında müsait pozisyondaki Kasongo kafasıyla çektiği şut kalenin üstünden auta gitti.

    – DK 55:

    Sakaryaspor’da Kasongo rakibine yaptığı hareket sonrası sarı kart gördü.

    Müsabakada ikinci yarı başladı.

    Karşılaşmanın ilk yarısı Sakaryaspor’un 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

    – DK 38:  Sakaryaspor ilk golden hemen sonra bir gol daha buldu. Savunmanın hatasında kaleciyle karşı karşıya kalan Kasongo topu ağlara gönderdi. 0-2

    – DK 36:  Hurşit Taşçı’nın şutu ağlara gitti. 0-1

    – DK 34: Sakaryaspor Hurşit ile tehlikeli geldi. İçeri açılan ortada Hurşit Taşçı gelişine çok güzel vurdu. Top önce kalecinin parmaklarına ardından direğe çarpıp kornere gitti.

    – DK 24: Sakaryaspor’da Serkan Odabaşoğlu’nun ceza sahası dışından çektiği şut direğin hemen üzerinden auta gitti.

    – DK 16: Sakaryaspor’da Hurşit Taşçı’nın sol kanattan açtığı ortada Kasongo dokunamayınca mutlak gol kaçmış oldu.

    -DK 13:

    Altınordu Emircan Gürlük’le tehlikeli geldi. Sol kanattan Gürlük’ün yerden ortası Ahmet İlhan Özek’te kaldı. Özek’in vuruşu kaleci Cihan’da kaldı.

    – DK 10:

    Karşılaşmanın ilk 10 dakikası geride kalırken henüz gol sesi çıkmadı.

    – Maç başladı

    Sakaryaspor ligin ilk maçında sahasında Göztepe’ye 1-0 mağlup olurken, Altınordu ise deplasmanda Gençlerbirliği ile 3-3 berabere kalmıştı.

    İşte Altınordu-Sakaryaspor maçının 11’leri:

    Altınordu İlk 11

    1. ALİ EMRE YANAR
    26. FURKAN METİN
    11. ALİ DERE
    2. VOLKAN FINDIKLI
    55. ERDİ DİKMEN
    5. KUBİLAY AKTAŞ
    9. AHMET İLHAN ÖZEK
    17. SAFA KINALI
    10. AHMET DERELİ
    23. KÜRŞAD SÜRMELİ
    12. EMİRCAN GÜRLÜK

    Yedekler
    35. MERT FURKAN BAYRAM
    6. METEHAN YİLMAZ
    7. ŞEREF ÖZCAN
    8. MUZAFFER KOCAER
    14. GÖKBERK EFE
    18. RIDVAN KOÇAK
    19. BERTUĞ BAYAR
    20. EMRE OYMAK
    22. ALPEREN SELVİ
    88. YUSUF CAN ESENDEMİR

    Sakaryaspor İlk 11

    35. CİHAN TOPALOĞLU
    4. KABONGO KASONGO
    5. SERKAN ODABAŞOĞLU
    7. KAIYNE RIVER WOOLERY
    8. OĞUZ KOCABAL
    20. HIFSULLAH İSMAİL
    12. ISAAC DONKOR
    18. HAKAN YAVUZ
    70. OĞUZ YILDIRIM
    77. HURŞİT TAŞCI
    80. ÜMİT KURT

    Yedekler
    1. FURKAN KÖSE
    3. ÇAĞLAYAN MENDERES
    6. EMİRHAN AYDOĞAN
    9. PATRICK BANZA KANIANGA
    14. MICHAL JAN NALEPA
    10. BURAK SÜLEYMAN
    99. SİNAN KURUMUŞ
    33. BERAT ONUR PINAR
    91. ALİHAN GÜMÜŞ

  • Mardin’deki kazada ölü sayısı 19’a yükseldi

    Mardin’de bir kazaya müdahale edenlere TIR çarptı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kazada 19 kişinin öldüğünü, 6’sı ağır 26 kişi yaralandığını açıkladı.

    Mardin’in Derik ilçesinde TIR ile 2 aracın karıştığı kazada yaralılara müdahale eden ekiplere bir başka TIR çarptı. Kazada 19 kişi yaşamını yitirdi, 26 kişi de yaralandı.

    Antep’te 16 kişinin öldüğü, 21 kişinin de yaralandığı kazanın bir benzeri Mardin’in Derik ilçesinde meydana geldi.

    İlçede akaryakıt istasyonu yakınında meydana gelen kazada freni boşalan TIR önündeki 2 araca çarptıktan sonra takla attı. Kazazedelere yardım görevliler ile çevrede toplanan vatandaşlara de arkadan gelen başka bir TIR çarptı.

    Kazada aralarında çocukların da bulunduğu 8 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Twitter hesabından açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ölü sayısının 10’a yükseldiğini aktardı.

    Soylu, “Maalesef bugün trafik kazaları açısından boğazımızın düğümlendiği gün oldu. Mardin Derik’te aynı yerde üst üste 2 tır kazası yaşandı. Tüm ekiplerimiz seferber. İlk belirlemelere göre 10 can kaybımız var. Yaralılarımız hastanelere taşınıyor. Geçmiş olsun. Allah rahmet eylesin” dedi.

    Antep’te kaza: 16 ölü, 21 yaralı

    Antep’te meydana gelen trafik kazasında 16 kişi öldü, 21 kişi de yaralandı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, başsavcılığın kazayla ilgili soruşturma başlattığını açıkladı.

    Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu’nun Nizip bölümünde kaza yapan bir araca müdahale eden ekiplere ve İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) canlı yayın aracına, kaza yerinden yaklaşık 200 metre geride devrilen ve kayan yolcu otobüsü çarptı.

    Kazada ilk belirlemelere göre aralarında 3 itfaiye, 3 sağlık personeli ile İHA çalışanı gazeteciler Muhammed Abdulkadir Esen ile Umut Yakup Tanrıöver’in de bulunduğu 16 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.

    VALİ: OTOBÜS DEVRİLDİ, KAYARAK KURTARMA EKİPLERİNE ÇARPTI

    Gaziantep Valisi Davut Gül, saat 10.45 sıralarında bir binek aracın kaza yaptığını, ekiplerin müdahale ettiği kazadan 200 metre geride otobüsün devrildiğini, bu aracın kayarak kurtarma ekiplerine çarptığını söyledi.

    Kaza bölgesine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirildi.

    BOZDAĞ: BAŞSAVCILIĞIMIZ ADLİ TAHKİKATI BAŞLATTI

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kazayla ilgili yaptığı açıklamada “Konuyla ilgili Nizip Cumhuriyet Başsavcılığımız gerekli adli tahkikatı başlatmıştır. Sağlık ekipleri ve devletimizin ilgili birimleri de yaralılarımızla ilgilenmektedir. Konu elbette adli süreç sonucunda bütün yönleriyle hem araştırılacak hem de aydınlatılacaktır” ifadelerini kullandı.

    ERDOĞAN: HEPİMİZİN YÜREKLERİNİ DAĞLADI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kazayla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Gaziantep-Nizip Otoyolu’nda meydana gelen elim trafik kazası hepimizin yüreklerini dağladı. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yaralılara acil şifalar diliyorum. Başımız sağ olsun” dedi.

    KILIÇDAROĞLU: KAZADAN DOLAYI BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, kazadan dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, “Yaşamını yitiren itfaiye ve sağlık personellerimize, basın mensuplarımıza ve yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum” ifadesini kullandı.

    CENGİZ HOLDİNG – KAMUOYU AÇIKLAMASI

    Bugün önce Gaziantep, ardından da Mardin’de meydana gelen trafik kazalarıyla ilgili bir kez daha üzüntümüzü ve kamuoyuna açıklamamızı paylaşmak isteriz.

    Mardin’in Derik İlçesi’nde üst üste yaşanan iki TIR kazası, tüm Türkiye gibi bizleri de derinden üzmüştür. Kazada yaşamını yitiren 19 kişiye Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileriz.

    Ülkemizi yasa boğan bu acı haberin ardından bir siyasi partinin üyesi tarafından yapılan açıklamada, kazaya neden olan araçların, Cengiz Holding’e ait olduğu iddia edilmiştir.

    Söz konusu araçların Cengiz Holding ile herhangi bir ilişkisi yoktur.

    Kazaya karışan araçlar, Mardin’deki gübre fabrikamızdan satın alınan ürünlerin nakliyesi için müşterimiz tarafından organize edilen TIR’lardır. Nakliyecinin temini ve tüm nakliye işlemleri, alıcının sorumluluğunda yapılmıştır.

    Dolayısıyla bu araçlar bize ait olmadığı gibi, araçların bakım sorumluluğu da bu sürece dahil olan taraflara aittir.

    Bugün önce Gaziantep, ardından da Mardin’de meydana gelen trafik kazalarıyla ilgili bir kez daha üzüntümüzü paylaşmak isteriz. Kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine baş sağlığı, yaralananlara da acil şifalar dileriz.

    Kamuoyunun bilgisine sunarız.

    Cengiz Holding

  • Selin Gizem Kıreli (31) hayatını kaybetti.

    Eskişehir İl Ambulans Servisinde doktor olarak göreve başlayan Selin Gizem Kıreli (31), işe giriş sağlık taramasında lösemi olduğunu öğrendi.

    Mesleğini yapamadan lösemi tedavisine başlayan Kıreli, yaklaşık 1 yıllık mücadelesinin ardından hayatını kaybetti.

    Başımız sağ olsun!

  • Civan Canova bugün hayatını kaybetti. 

     Oyuncu Civan Canova bir süre önce sosyal medya hesabından paylaştığı videoyla akciğerinde kitle tespit edildiğini açıkladı. 67 yaşındaki oyuncu Canova bugün hayatını kaybetti.

    Instagram hesabından bir paylaşım yaparak vefat haberini duyuran oyuncu Esra Dermancıoğlu “Dostum bu hayatta içime en dokunan sıcacık civanımı kaybettik. Civan huzur içinde dolaş bebeğim belki yine bi yerde, bi zaman karşı karşıya geliriz.  Çok yeni bi haber sevdiklerine, sevenlerine burdan duyurmak istedim” diye yazdı.

    İKİ HAFTA ÖNCE HASTANEDEN AÇIKLAMA YAPMIŞTI

    Civan Canova iki hafta önce hastaneden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

    “Size vereceğim haber güzel değil ama vermek zorunda hissediyorum kendimi. Her şey 2014 yılında Gümüşlük sahilinde dolaşırken başladı. Sol bileğimden ameliyatlıydım, kemik ölümü vardı bileğimde onu çıkardılar. Kafeye doğru giderken kapkara bir köpeğin üzerine bastım. Hayvan da gayrı ihtiyari sıçradı tabi, beni yere attı. Sağ kolumun üzerine düştüm. Kemik ölümü, tendon kopması, adele erimesi meydana geldi. MR çekildi ve doktor ‘Protez taktırman gerek’ dedi. Onu da ben istemedim, ihmal ettim. 2.5, 3 ay önce feci ağrılarım başladı. Gece uyutmayacak kadar. Hastaneye geldim ve MR çektirdim. Koluma protez takılması gerektiğini söylediler. Ama o şimdi 2. planda kaldı. Çünkü Akciğer filmi çekerken, belirsiz bir kitle olduğu tespit edildi. 15 gündür hastanedeyim. Ailem yanımda. Birkaç gün sonra taburcu edecekler.”

    Civan Canova kimdir?

    Oyuncu Civan Canova bir süredir tedavi görüyor. 67 yaşındaki oyuncu bugün vefat etti.

    Ahmet Civan Canova, 28 Haziran 1955 yılında Ankara’da doğdu. Babası tiyatrocu Mahir Canova, annesi Gündüz Sencer’dir. Küçük yaşta iken anne ve babası ayrıldı, anneannesi tarafından büyütüldü. Annesi ikinci evliliğini oyuncu Kartal Tibet ile yaptı. İlkokul yıllarında Ankara Radyosu’nda babasının yönetmenliğini yaptığı Radyo Çocuk Saati’nde küçük roller aldı. Üvey babası Kartal Tibet onu film setleri ile tanıştırdı. İlkokuldan sonra yatılı olarak TED Ankara Koleji’nde okudu.

    1973 yılında Ankara Koleji’nden mezuniyetinin ardından konservatuvar sınavlarına hazırlandığı 1974 yılının yaz aylarında Yılmaz Güney’in Arkadaş filminde oyunculuğa başladı. Aynı yıl Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne kaydoldu. Öğrenciliği sırasında Şerif Gören’in yönettiği Nehir (1977) adlı filmde rol aldı. Konservatuvardan 1979 yılında mezun oldu ve Devlet Tiyatroları kadrosuna girerek İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı, birçok oyunda görev aldı. Sanatçı, tiyatronun yanı sıra sinema filmlerinde de rol aldı. Uzun zaman filmlerde tecavüzcü genç, zengin, şımarık çocuk rollerini canlandırdı.

    Yazarlığa ilk kez, 1989 yılında Kör Buluşma isimli bir film senaryosu yazarak başladı. Bu senaryo Kültür Bakanlığı’nın açtığı senaryo yazma yarışmasında ilk ona girdi. 1994’te ilk oyunu Kıyamet Sularında’yı yazdı. Bu oyunu Kenan Işık tarafından sahnelendi; İsmet Küntay En İyi Yazar Ödülü’ne ve Avni Dilligil En İyi Tiyatro Yazarı Ödülü’ne değer görüldü. Kızıl Ötesi Aydınlık adlı oyunun sonra yazdığı üçüncü oyunu Sokağa Çıkma Yasağı’nda (1997) bir sayım günü sokağa çıkamayan otel müşterilerinin geçirdikleri bir günü ironik bir dille anlattı. Bu oyun ile Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 1998’de sanatçı Açelya Akkoyun ile evlendi, çift 2004 yılında boşandı. Canova’nın erkek dünyasına absürt bir bakış içeren Erkekler Tuvaleti (1999), kendi evliliğinden yola çıkarak kaleme aldığı ve kendisinden daha olgun entelektüel bir erkekle evlenen genç bir kadının bakış açısından bu evliliği anlatan tek kişilik Düğün Şarkısı (2002), internet çağının yalnızlaşmış ilişkilerini ele alan Ful Yaprakları (2005), adlı oyunları en çok sahnelenen oyunları arasında yer aldı.

    Canova, 1996 yılında Bizim Aile dizisinin senaryosunu yazmış ve dizide Ataç karakterini canlandırmıştır. Çiçek Taksi dizisinde Artist Celal, Paramparça dizisinde Rahmi Gürpınar rollerini canlandırdı.

    2006 yılında, Eve Dönüş filmindeki işkenceci polis rolü ile 43. Altın Portakal Film Festivali’nde Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı ve 12. Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü “Sis ve Gece” filmindeki Cuma rolünü canlandıran İlyas Salman ile paylaştı.

    İstanbul Devlet Tiyatroları’nda oyunculuğa devam eden Canova, Bir Casusa Ağıt oyunundaki rolü ile 2. Afife Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu ödülüne (1998), Kaktüs Çiçeği oyunundaki rolü ile 5. Afife Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu Ödülü’ne (2001) aday oldu. 2011 yılında Ölüleri Gömün oyunundaki rolü ile Afife Tiyatro Ödülleri Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Ödülü’nü kazanmıştır.

    Resim sanatı ile de uğraşan Canova, 2016’da Teşvikiye Erinç Sanat Galerisi’nde, 2017 yılında İstanbul Beyoğlu’ndaki Bitiyatro’da resim sergisi açtı.

    Ödülleri

    15. Afife Tiyatro Ödülleri : “Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu” – Ölüleri Gömün – İstanbul Devlet Tiyatrosu
    12. Sadri Alışık Ödülleri, 2007, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Eve Dönüş
    43. Antalya Altın Portakal Film Festivali, 2006, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Eve Dönüş
    Avni Dilligil, 2000, En İyi Oyun Yazarı, Sokağa Çıkma Yasağı
    Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, 1997, Sokağa Çıkma Yasağı
    Avni Dilligil En İyi Oyun Yazarı Ödülü, 1996, Kıyamet Sularında
    İsmet Küntay En İyi Oyun Yazarı Ödülü, 1994, Kıyamet Sularında
    Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1989, En İyi 10 Senaryo dalında ödül, Kör Buluşma

    Yazdığı oyunlar ve senaryolar

    Evaristo : Kumbaracı50 – 2013 – Nihal Geylan Goldaş
    Kızıl Ötesi Aydınlık : Vardiya Oyuncuları – 2013 – Civan Canova
    Gala : Konya Devlet Tiyatrosu – 2010 – Işıl Kasapoğlu
    Üstat Harpagona Saygı ve Destek Gecesi : İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2010 – Levent Öktem
    Düğün Şarkısı : İzmir Devlet Tiyatrosu – 2006 – Işıl Kasapoğlu
    Ful Yaprakları : İstanbul Devlet Tiyatrosu – 2004 – Turgay Kantürk
    Sokağa Çıkma Yasağı : İstanbul Şehir Tiyatrosu – 1999 – Arif Akkaya
    Erkekler Tuvaleti
    Kör Buluşma

    Rol aldığı sinema filmleri

    F Tipi : Aydın Bulut, Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan
    72. Koğuş : Murat Saraçoğlu – 2010 – Katil Hilmi
    Eve Dönüş : Ömer Uğur – 2006 – İşkenceci Polis
    Ömerçip : Zeki Alasya – 2003 – Celal
    Sır : Ali Özgentürk – 1997
    80. Adım : Tomris Giritlioğlu – 1996 – Sedat
    Sokaktaki Adam : Biket İlhan – 1995
    Acı Lokma : Temel Gürsu – 1986 – Ömer
    Hırsız : Zafer Par – 1986
    Yıkılan Gurur : Temel Gürsu – 1983 – Naci
    Berduşlar : Temel Gürsu – 1982 – Kenan
    Mutlu Ol Yeter : Kartal Tibet – 1981
    Yaşamak Bu Değil : Temel Gürsu – 1981 – Fatih
    Nehir : Şerif Gören – 1977 – Engin
    Arkadaş : Yılmaz Güney – 1974 – Halil

    Rol aldığı diziler

    Üç Kuruş – (2021-2022) – Oktay Çaka
    Atiye – (2019-2021) – Mustafa Özgürsoy
    Paramparça – 2014
    Her Sevda Bir Veda – 2014
    Karadayı : Uluç Bayraktar – 2012
    Fatmagül’ün Suçu Ne? : Hilal Saral Ünalan – (2011-2012) – Avukat Kadir
    Sensiz Yaşayamam : Özer Kızıltan – 2010 – Mummer
    Ay Işığı : Taylan Biraderler – 2008 – Yıldırım Duman
    Sınıf : Metin Günay – 2008 – Şeref
    Eksik Etek : Murat Saraçoğlu – 2007
    Arka Sokaklar : Orhan Oğuz – 2007 – Nazım Tahsin / Narkotik Nazım
    Esir Kalpler : Taner Akvardar – 2006 – Ekrem Akerman
    Çeşm-i Bülbül : Serpil Kurtça – 2005
    Gece Yürüyüşü – 2004 – Cüneyt
    Çiçek Taksi : Yaşar Seriner – 2000 – Celal Kıraç
    Bizim Aile : Sema Okay – 1996 – Ataç
    Yalancı Şafak : Osman Sınav – 1990

  • CHP Eski İl Başkanı Necdet Çakar son yolculuğuna uğurlandı!

    CHP Eski İl Başkanı Çakar son yolculuğuna uğurlandı!

    Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya eski il başkanlarından ve CHP Milletvekili adayı olan Necdet Çakar tedavi gördüğü hastanede 69 yaşında hayatını kaybetti. Çakar kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

    İki çocuk babası Necdet Çakar, 32 Evler Mahallesi Su Kenarı Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

    Cenazeye CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, CHP Sakarya İl Başkanı Ecevit Keleş, CHP Sakarya Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şaban Koludra, CHP eski Kocaeli Milletvekilleri Hikmet Erenkaya ve Mehmet Sevigen, Memleket Partisi Sakarya İl Başkanı Fatma Kurtuluş, Cumhuriyet Halk Partili ilçe başkanları, Sakarya Muhtarlar Federasyonu Başkanı Erdal Erdem, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, yakınları ve çok sayıda seveni katıldı.

    Kalbine yenilen Necdet Çakar  2001 yılında CHP Merkez İlçe Başkanlığı, 2005 da yılında il başkanlığına seçildikten sonra  2007 yılında CHP’den birinci sıra milletvekili adayı olmuştu..
    Çakar, dönemin Sinan Pehlivan’ın belediye başkanlığı yaptığı Serdivan Belediyesinde de meclis üyesi olarak görev yapmıştı…

  • Aman Dikkat….Geyve-Bandırma arasındaki fay risk taşıyor

    Daha Fazla Yer Bilim Çalışmalarına İhtiyaç Var

    Marmara Bölgesi’ndeki deprem tehlikesi üzerine konuşan SAÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Marmara Bölgesi deprem tehdidi yüksek bir bölgedir. Bölgemizde deprem devamlı olacaktır. Özellikle Doğu Marmara Denizi fay kesimi ve orta koluna, Geyve-Bandırma arasındaki fay kesimlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. 1999 İzmit depreminin etkileri yerin içinde halen devam etmektedir. Deprem oluşumlarının, doğasının ve tehlikesinin anlaşılması için yapılan yer bilim çalışmalarının önemi büyük. Daha fazla yer bilim çalışmalarına ihtiyaç var. ” ifadelerini kullandı.

     

    Uzun yıllardır sessiz, uzmanlar uyardı! Geyve’den de geçiyor Topraklarının tamamına yakını fay hatları üzerinde yer alan Türkiye’de deprem dendi mi akla hemen Kuzey Anadolu Fay Zonu ve olası İstanbul depremi geliyor. Yalnız Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu dışında sessizce harekete geçmeyi bekleyen unutulan bir fay daha var: Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu!

    Dünyada her yıl yaklaşık 500 bine yakın deprem meydana geliyor. Bu depremlerden sadece beşte biri hissediliyor ve en fazla 100’e yakını hasara neden oluyor. Türkiye’de ise AFAD’ın aktardığı verilere göre 2020’de 33 bin 824 yer sarsıntısı kaydedildi. Bu depremler içinde de en çok canımızı yakanlar ise 24 Ocak’ta Elazığ Sivrice’de ve 30 Ekim’de İzmir’in Seferihisar ilçesi açıklarında yaşanan depremler oldu… Onlarca insanımızı kaybettik.

    Bunların yanı sıra can ve mal kaybına yol açmasa da büyüklüğü 4’ün üzerinde olan depremler Ege ve Akdeniz’de sık sık yaşanıyor. Özetle sismik açıdan oldukça aktif bir ülkeyiz. En önemlisi de sınırlarımız içinde Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu Fay zonları bulunuyor.

    Bu fay hatları içinde en tehlikeli olanı ise Kuzey Anadolu Fay Zonu… Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu Vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanıyor. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alıyor.

    Hattın uzunluğu yaklaşık 1200 kilometre, genişliği de 100 metre ile 10 kilometre arasında değişiyor. 1992 Erzincan, 1983 Erzurum, 1966 Varto ve 1999 yılında çok fazla can ve mal kaybına neden olan İzmit, Düzce ve Adapazarı depremleri bu fay kuşağında meydana geldi. Ayrıca bu fay hattı üzerinde İstanbul’u da kapsayacak şekilde büyük bir deprem beklendiğini de uzmanlar her fırsatta dile getiriyor.

    Yalnız Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun bir de güney kolu bulunuyor. Adeta unutulan bir fay… Geyve, Mekece ve İznik Gölü’nün güneyinden itibaren Biga Yarımadasına uzanıyor. Ama ne pek fazla gündeme geliyor ne de hareketlerine dair çok fazla bilgi paylaşılıyor. Durum böyle olunca da akla cevaplanmayı bekleyen pek çok soru geliyor. Örneğin;
    * Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu kadar güney kolu da tehlikeli mi?
    * Harekete geçme olasılığını nedir?
    * Kaç büyüklüğünde bir deprem üretebilir?
    * En çok hasarı hangi şehirler alır?
    * Nasıl önlemler almalı, hangi adımlar atılmalı?

    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’e danıştık, oldukça detaylı yanıtlar aldık.

    GÜNEY KOL DA KUZEY KOL KADAR TEHLİKELİ
    Dr. Doğan Kalafat, Kuzey Anadolu Fay Zonu’ndaki güney kolun uzun zamandan beri önemli büyüklükte bir deprem üretmediğini söylüyor ama “1967 Mudurnusuyu Vadisi depremi sonrasında genel olarak tüm yer bilimcilerin güney kolun kırılacağını öngörmüşlerdi” diye de ekliyor.

    “Beklenen olmadı ve Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun batıya uzanan kuzey kolu kırıldı. Dolayısıyla halen güney kol bir sismik boşluk olarak tanımlanmakta. Güney kolun Gemlik Körfezi’ne kadar olan uzantısında üç önemli parça bulunuyor. Bunlar doğudan batıya doğru Geyve Fayı, İznik-Mekece Fayı ve Gemlik fayı olarak tanımlanmış. En önemlisi de bu üç parçanın Türkiye Diri Fay Haritası’nda deprem üretebilir diri bir fay olarak tanımlanmış olması.”

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir de kuzey kol üzerinde yaklaşık yılda 24 mm’lik bir hız bulunduğunu buna karşın güney koldaki hızın yılda 5 mm civarında olduğunu söylüyor. Sözbilir, kuzey kolun daha aktif olduğunu bu nedenle güney kolun genelde unutulduğunu ama tehlikeli olduğunu da ekliyor:

    “Son yıllarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü çalışanları tarafından yapılan çalışmalar İznik ve Gemlik segmentine karşılık gelen güney kol üzerinde 1419 ve 1857 depremlerinin geliştiğini ve buna göre deprem tekrarlama periyodunun 438 yıl olduğunu göstermiştir. İznik Gölü ile Dokurcun Vadisi arasındaki kesimde ise üç metreye varan bir yer değiştirme miktarına karşılık gelen enerjinin biriktiği belirtilmekte. Bu sonuç Güney kolun da kuzey kol kadar deprem tehlikesi ve riski içerdiğini gösteriyor.”

    Son olarak Gölcük ve Düzce depremleriyle Marmara’nın altındaki kabuk aşırı yüklenmişti. Bu kabuğun 1999’dan itibaren 30 yıl içinde kırılacağı söyleniyordu. İlk 20 yıla baktığımızda öngörüler gerçekleşmedi ama son 10 yılda olma olasılığı yüzde 50’den fazlaya çıkmış durumda. Sonuç olarak kuzey kol üzerinde büyük bir deprem bekliyoruz. Özellikle İstanbul’u da etkilemesi beklenen olası deprem için senaryolar 7.0-7.2 büyüklüğüne göre yapılıyor. Peki Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu için kaç büyüklüğünde bir deprem olma olasılığından bahsedebiliriz?

    Bu konuda bir şey söylemek için daha önce kol üzerinde gerçekleşen depremlere bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, tarihsel dönemde milattan sonra 23 ile 1800’lü yıllara kadar çok fazla 6.5 büyüklüğü üzeri depremler olduğunu söylüyor ve en önemlilerini şu şekilde açıklıyor:

    “Güney kol üzerinde, aletsel dönemde en son Edremit Fayı üzerinde 1944 yılında 6.8 büyüklüğünde, Yenice-Gönen Fayı üzerinde 1953 yılında 7.2 büyüklüğünde, Manyas’ta ise 1964 yılında 6.8 büyüklüğünde yıkıcı depremler gerçekleşti.”

    Dr. Doğan Kalafat ise Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu Gemlik Körfezi’ne kadar net olarak izlendiğini ama güneybatıya doğru kara içerisinde çok parçalı ve kırıklar şeklinde gözlendiğinin altını çiziyor.

    “Bazı araştırmacılar bu kırık topluluklarını üçüncü bir kol olarak belirtseler de bu görüş bilimsel olarak netlik kazanmadı. Bu parçalı sistem Mudanya-Bursa-Karacabey-Bandırma-Manyas-Yenice-Gönen ve Edremit körfezine doğru kuzeydoğu ve güneybatı yönlü saçılarak gözlenmekte. Dolayısıyla güney kol 6.7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip.”

    İZNİK, MUDANYA VE BANDIRMA RİSKLİ
    Peki 6.7 ya da daha fazla büyüklükte bir deprem olduğunu varsayarsak en çok hasarı hangi şehirler alabilir? En önemlisi bu fay koluna ilişkin hangi önlemleri almak gerekiyor?

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Dokurcun, İznik, Gemlik-Bursa, Mudanya ve Bandırma güney kol üzerinde yer alıyor diyor ve olası bir depremde etkileneceklerdir diye de ekliyor. Sözbilir yapılması gereken ilk şeyin deprem risk azaltma çalışmalarına ait eylemlerin bir an önce hayata geçirilmesi olduğunu söylüyor.

    “Sıvılaşma tehlikesi içinde kalan yapı stoğu, diri fay zonları üzerinde kalan yapı stoğunun belirlenmesi ve bunların güçlendirme veya yıkılması şeklindeki kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi şart. Bunun için yakın gelecekte kırılması beklenen fay segmentlerine göre deprem senaryoları üreterek hasar tahmin çalışmalarının yapılması ve bu hasarları deprem olmadan önce azaltma yoluna gidilmesi gerekiyor.”

    GÜNEY KOLDA GERÇEKLEŞECEK DEPREM TSUNAMİYE NEDEN OLABİLİR
    Peki güney kolda gerçekleşecek depremde tsunami riski oluşma ihtimali de var mı?

    Deniz tabanında meydana gelebilecek her büyük deprem sonrası tsunami riski oluşabildiğini söyleyen Dr. Doğan Kalafat, özellikle Doğu Marmara deniz tabanındaki yoğun kalınlıktaki genç alüvyon sedimanlar (Tabaka halinde taşmalara neden olan yapı) burada büyük bir depremde tetiklenebileceğini söylüyor. Ayrıca Kalafat, depremin deniz tabanı heyelanlarına neden olabileceği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur diyor ve önemli detaylar paylaşıyor:

    “Dolayısıyla oluşabilecek tsunamilerin genel olarak deniz tabanı heyelanları kaynaklı olabileceği öngörülmekte. Yaklaşık 2 metreyi aşan tsunamiler gerçekleşebilir. Böylesi bir durumda bölgede yaşayan halkımızın deprem sonrası hiç vakit kaybetmeden sahil kesiminden uzaklaşarak, yüksek ve sağlam bölgelere doğru hızlı ve güvenli bir şekilde intikal etmeleri gerekmekte… Bu nedenle şimdiden bunu göz önünde bulundurarak deprem senaryoları oluşturulmalı ve çalışmalar yapılmalı. Unutulmamalı ki, olası bir Marmara Denizi depremi, kıyıda bulunan 7 il ve kıyı sahilindeki yerleşim yerlerini olumsuz etkileyecek.”

  • 23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ), 17 Ağustos 1999’da meydana gelen binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve çok sayıda ev ve iş yerinin zarar gördüğü Marmara Depremi’nin yıl dönümünde  ‘23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi’ konulu çevrim içi bir etkinlik düzenledi.

    Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından organize edilen etkinlikte 17 Ağustos’ta neler olduğu hatırlatıldı; neler öğrenildiği ortaya konuldu ve mevcut durum konuşuldu.

    Programa Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Doğan, AFAD Planlama ve Risk Azaltma Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan ve SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez katıldı.

    Sakarya Üniversitesinin deprem afeti ile ilgili çalışmalarından bahseden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Doğan, “Sakarya Üniversitesi bünyesinde Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü, İnşaat Mühendisliği Bölümü ve Jeofizik Mühendisliği Bölümü olmak üzere üç ayrı grup çalışmalarını sürdürüyor. Akademisyenler olarak afet öncesi ile ilgili çalışmalara daha çok katkı sağlamaya çalışıyoruz. Sakarya özelinde afet risklerinin azaltılması amacıyla özellikle deprem risk çalışmaları ve deprem risk haritası çalışmalarına başladık.” dedi.

    Doğa olaylarının afete dönüşmesinde insan faktörünün önemli bir etken olduğunu belirten SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez, ”Eksik mühendislik hizmeti almış veya yapım esnasında denetime tabi tutulmamış yapılar gerçekleşen doğa olayının bir afete dönüşmesinde önem arz ediyor. Dolasıyla can ve mal kayıplarının oluşmasına sebebiyet veriyor.” şeklinde konuştu.

    Daha Fazla Yer Bilim Çalışmalarına İhtiyaç Var

    Marmara Bölgesi’ndeki deprem tehlikesi üzerine konuşan SAÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Marmara Bölgesi deprem tehdidi yüksek bir bölgedir. Bölgemizde deprem devamlı olacaktır. Özellikle Doğu Marmara Denizi fay kesimi ve orta koluna, Geyve-Bandırma arasındaki fay kesimlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. 1999 İzmit depreminin etkileri yerin içinde halen devam etmektedir. Deprem oluşumlarının, doğasının ve tehlikesinin anlaşılması için yapılan yer bilim çalışmalarının önemi büyük. Daha fazla yer bilim çalışmalarına ihtiyaç var. ” ifadelerini kullandı.

    17 Ağustos 1999 depreminin unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini söyleyen AFAD Planlama ve Risk Azaltma Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan, “Unutulmamalıdır ki Türkiye afetselliği yüksek bir ülke. Fay hatlarıyla deprem, çığ; heyelanlarla sel ve su baskınları gibi birçok afet türüne maruz kalıyoruz. Yerleşirken, yapılaşırken ve yaşamımızı devam ettirirken bunu ön görerek devam etmek zorundayız.” dedi.

    Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan, il afet risk azaltma planları hazırlanırken illerdeki bütün yerel unsurların bir araya getirildiğini söyledi. Yerel dinamiklerle yapılan iş birliklerinde şehirlerdeki tehlikelerin belirlendiği ve çözümü için çeşitli analiz ve çalışmaların yapıldığını sözlerine ekledi.

    BOÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Pınar, programda deprem izleme çalışmalarındaki gelişmeler üzerine konuştu. Kandilli Rasathanesinin faaliyetleri ile ilgili bilgiler verdi. Kandilli denilince akla sadece deprem geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Pınar,  Kandilli Rasathanesinin sadece deprem alanında değil farklı alanlarda da gözlem yaptığını belirtti.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Mustafa Deverenli, programda Büyükşehir Belediyesinin çalışmaları hakkında sunum yaptı.

    23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi programında konuşan SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğr. Gör. Dr. Tuba Tatar, “Geçtiğimiz yıllarda meydan gelen İzmir depreminde üniversite aracılığıyla sahada çalışmalarda bulunduk. Bu çalışmalar sonucunda depremlerin farklı olsa da hataların ve sonuçların hep aynı olduğunu bizler de doğruladık.“ dedi.

    Program SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez’in katılımcılara teşekkür etmesinin ardından sona erdi.

  • Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır “DAYISI ADALET, DEVLET OLAN BİR SİSTEM KURACAĞIZ”

    Milli Yol Partisi (MYP) 1. Olağan Sakaarya İl Kongresi’ni bugün, Ankara Altınpark Fuarı ve Kongre Merkezi’nde yaptı. Kongrede konuşan MYP Genel Başkanı Remzi Çayır şunları söyledi:

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız.

    “MİLLETİN ZAMDAN, YOKSULLUKTAN, ÜÇKAĞITTAN ANASI AĞLADI, BAĞRI YANIYOR”

    “Ülkücülük adına, milliyetçilik adına ortaya çıkan hiçbir parti, milletten iktidar talep ediyor mu? MHP’nin milletten ‘bize oy verin Türkiye’yi yöneteceğiz, cumhurbaşkanı adayımız şudur, kendim cumhurbaşkanı adayıyım, MHP’den bir cumhurbaşkanı adayı çıkacak’ diyor mu? Gidiyor başkasını işaret ediyor. İşaret etmekle de kalmıyor. Kitlelere sanki 20 yıldır bu adam ülkeyi idare etmemiş, yeni gelmiş, millet tanımıyormuş gibi millete tavsiyelerde bulunuyor. 15 Temmuz günü İstanbul’da herkes kendisini övmesini, geçmişteki lideri, geçmişini övmesini beklerken; o, ‘Ey Ankaralılar, ey İstanbullular Recep Tayyip Erdoğan’ı anlayınız, anlatınız, öğreniniz’ dedi. 20 yıldır bu millet, zaten öğrendi. Milletin zamdan, yoksulluktan, üçkağıttan anası ağladı, bağrı yanıyor. Daha öğrenmediler de senden mi öğrenecekler. Bir daha söylüyorum, bu millet öğrenecekse Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Alparslan Türkeş’i öğrenecek, öğretecek. Bize niye çıktınız diyenlere tek sözümüz var: bu saltanatı, bu sistemi değiştireceğiz.

    “HER GİTTİĞİMİZ YERDE TOPLUMUN BİR DEĞİŞİM İSTEDİĞİNİ GÖRDÜK”

    Arkadaşlarımla birlikte yola çıktık. Her gittiğimiz yerde toplumun bir değişim istediğini gördük. Türkiye’de siyaset kurum olarak rezil durumda. Allah için, millet için siyaset yapan parti sayısı yok denecek kadar az. Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana iktidarlar kendi zengin sınıfını, kendi saltanatını, kendi sadakat sistemini oluşturmuşlar. Peki fakir fukara bu işin neresinde? Tiyatro oynuyorlar, millet hiçbir yerinde yok. Onun için arkadaşlara siyaset sistemini değişime uğratalım, genel başkanların ağalık sistemine son verelim.

    Eğer ben, size rağmen; sizin sözcülüğünüzü, duygularınızı temsil etmiyorsam beni de alaşağı etme hakkınız olmalı.

    “DAYISI ADALET, DEVLET OLAN BİR SİSTEM KURACAĞIZ”

    2002’yi hatırlayın. Şimdiki iktidar cumhurbaşkanı o zaman kendisine ait olmayan bir şiirden dolayı ceza aldı. Sonra siyasi yasaklı oldu, siyasi yasağı kalktı. ‘Bu ülkede yolsuzluk var’ demişti, yıl 2002. Şimdi yıl 2022 yüksek sesle onun söylediğini hiçbir şey değiştirmeden tekrar ediyorum. Bu ülkede yolsuzluk var. ‘Bu ülkede yoksulluk, hayat pahalılığı var’ demişti. 20 yıl sonra aynısını söylüyorum. Bu ülkede yoksulluk var, hayat pahalılığı var. ‘Yasaklar kalkacak’ demişti. Çünkü demokrasi yasaklıydı. Ben de 20 yıl sonra diyorum ki; Bırakın insanlar özgür olsun, bırakın insanlar kavga etmeden düşüncelerini söylesinler. Bırakın insanlar istediği hayatı başkasına zarar vermeden yaşasınlar.

    “ÜLKÜCÜ CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI MİLLETİMİZLE BULUŞTURACAĞIZ”

    Biz milletin önüne iktidar koyacağız. İlk kez eylülde büyük kongrede ülkücü cumhurbaşkanı adayımızı milletle buluşturacağız. Dayısı olmayan ne yapsın bu ülkede? Tanıdığı yok ne yapsın bu ülkede ölsün mü? Onun için dayısı adalet, devlet olan bir sistem kuracağız. Bu sistemin adı insan ve merhamet sistemi olacak.

    “20 YILDA ÇUKURA SOKTU, 5 YILDA GERİ ÇIKARACAKMIŞ”

    Tayyip Bey, ‘Ben 20 yıl bu ülkeyi yönettim 5 yıl daha verin sizi düzlüğe çıkartayım’ diyor. Lafa bak. 20 yılda çukura soktu, 5 yılda geri çıkaracakmış. Bu kadar işin uzmanıydın, iktisat profesörüydün bizi niye yoksulluğun batağına koydun, niye bizi hayat pahalılığı çukuruna attın? Uzman olan başkasından akıl toplar, başkasının aklına müracaat eder. Uzman olmayan kendi aklını her şey sanır. Adam kendi aklını her şey sanıyor. Türkiye’de bu sistemi değiştireceğiz, siyasi partiler yasasını değiştireceğiz, adalet sistemini değiştireceğiz, üretim sistemini değiştireceğiz. Borca dayalı değil üretime dayalı bir sistem getireceğiz.

    “SİYASET HİZMET YOLU OLMALI, ADALET HERKES İÇİN OLMALI”

    Dün, ‘Bu Suud’ların eli kanlı’ dedi. Bir baktık Suud Kralı Salman’la sarmaş dolaş. Neyin aşkı bu? Borç aşkı.  ‘15 Temmuz’un ardında Birleşik Arap Emirlikleri var’ dedi. Bir baktık onlarla da sarmaş dolaş, borç aşkı. Çünkü hazine yok. Bir bakıyorsun Rusya’yla bir şöyle bir böyle, Amerika’ya laf ediyor sonra gidip borç para istiyor. Biz memleketin menfaati neyi gerekiyorsa hiçbir ülke dostumuz, hiçbir ülke düşmanımız değil, menfaat neyi gerektiriyorsa onu yapacağız konuşacağız. Suriye’yle de konuşacağız. Burada bulunan Suriyelileri doldurup göndermeyeceğiz, oturup Esad’la ensesine çökeceğiz evlerine barklarına götüreceğiz. Siyaset hizmet yolu

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız.

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız. Yaptığımız her değişiklik ve her reformun temelinde insanın bu ülkede birinci sınıf olarak yaşaması var’ dedi.

    Milli Yol Partisi Sakarya 1. Olağan İl Kongresi Duygular Funda Düğün salonunda gerçekleştirildi.Kurucu Başkan Soner Ekşioğlu Başkan seçildi

    Milli Yol Partisi lideri Remzi Çayır, Partisinin  Sakarya İl Konresinden çıkarken sakarya54.net Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN’ın  sorularını cevaplandırdı

    Çayır, pandemi nedeniyle sadece Türkiye’de değil, dünya ülkelerinde de ekonominin durgunluğa girdiğini anımsatarak, ‘Şu anda gelişmiş ve ortak akılla hareket eden toplumlar yeniden normalleştiler. Türkiye’de gittikçe ekonomide, yoksulluk, yolsuzluk anlamında irtifa kaybetmekteyiz. Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza bir öneride bulunmak istiyorum. ‘Ekonominin başına ekonomiden anlayan bir heyeti kayyum olarak atamasıdır.’ Sayın Cumhurbaşkanı ülkeye hizmet etmek, ülkeye iyilik yapmak istiyorsa, geleceğimizin kurtuluşuna vesile olacak ise, ekonomiden anlayan bir heyeti kayyum olarak atasın. Bakın neler oluyor, yarınımız dünden daha iyi olacak? diye konuştu.

     

    ‘BU İNANÇLA YOLA ÇIKTIK BAŞARACAĞIZ’

    Çayır, Milli Yol Partisi iktidarında bireysel hak ve özgürlükler, düşünce, inanç, seyahat özgürlüğünün yerine oturacağını ifade ederek, şunları söyledi:

    ‘Kimse etnik kimliğinden, inancından, fikrinden dolayı kınanmayacak. Birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi bozmamak şartıyla. ‘Millet olma, bir olma’ özelliğimiz yok edilmediği müddetçe herkes renkli bir şekilde yaşasın. Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız. Mutlak anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) birinci derece rol aldığı bir yönetim biçimi kuracağız. Yaraları saracağız, bu gücümüz var. Yargı reformu, tarım reformu, yapısal reformlar Türkiye’yi insanının onurlu, şerefli yaşamasına hizmet edecek

  • “Sakarya yıldızı parlayan şehirler arasındaki yerini aldı”

     “Sakarya yıldızı parlayan şehirler arasındaki yerini aldı”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri’yi Büyükşehir Belediyesi’nde ağırlayan Başkan Ekrem Yüce, “Sakarya, tarım, turizm ve sanayinin yanı sıra coğrafi konumu, büyük şehirlere olan yakınlığı ve potansiyeli ile yıldızı parlıyor” dedi. Yüce, teknolojiyi de yakından takip ettiklerini ifade ederek, Yazılım Park projesinde tüm hazırlıkları tamamladıklarını ve kısa süre içerisinde hizmete alacaklarını paylaştı. Dr. İleri ise Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’nda oy kullandı ve ekledi: “Gençlerin işin öznesi olduğu, katılımcılığın esas alındığı, birlikte yönetim anlayışının dikkate alındığı çalışmaları çok önemsiyorum” dedi.

    Bir dizi temaslar ve incelemelerde bulunmak üzere Sakarya’ya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Başkan Ekrem Yüce’nin karşıladığı ziyarete AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever eşlik etti. Buluşmada Büyükşehir ve SASKİ bürokratları da hazır bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Dr. İleri, Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’na Milletvekilleri Zeynep Yıldız ve Recep Uncuoğlu’yla birlikte oy kullandı.

    Büyükşehir’in fikir yarışmasına övgü

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri, Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’nın önemine işaret ederek, “Gençlerin işin öznesi olduğu, katılımcılığın esas alındığı, birlikte yönetim anlayışının dikkate alındığı çalışmaları çok önemsiyorum. Bu yarışmada da gençlerin çalışmanın içinde olduğunu görmekten mutluluk duydum. Çalışmada emeği geçen başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce ve ekibini kutlarım” dedi.

    Sakarya’nın yıldızı parlıyor

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri’yi Sakarya’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Başkan Ekrem Yüce, “Ülkemizin en önemli marka şehirlerinden biri olan Sakarya, tarım, turizm ve sanayinin yanı sıra coğrafi konumu, büyük şehirlere olan yakınlığı ve potansiyeli ile yıldızı parlıyor. Ülkenin en önemli sanayi üretim fabrikalarına ev sahipliği yapan şehrimiz ihracatta 7. sırada bulunuyor. Doğal güzellikleri, denizi, nehri, gölü, longozu, yaylaları ve nice doğa harikasıyla yerli ve yabancı turistlerin en önemli rotalarından biri oluyor. Aynı zamanda Sakarya, her milletin her etnik kökenin bir arada huzur içinde yaşadığı barış ve kardeşliğin şehridir” dedi.

    Sakarya tarımda büyük bir ivme yakaladı

    Yüce, Sakarya’nın son yıllarda tarımsal kalkınmada ülkenin önemli şehirleri arasında yerini aldığını dile getirerek, “ilk günden bu yana tarımda var olan potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmak, üretimi artırmak ve çiftçimizi desteklemek için yeni politikalar ve yatırımlar gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla SERA ve FİDAN A.Ş’yi kurduk. Kenevir, çilek, safran, salep gibi katma değeri yüksek ürünlerin üretimine başladık. Melen hattı üzerinde bulunan atıl alanda 2 milyonu aşkın tıbbi ve aromatik bitkinin ekimini yaptık, üretimi tüm hızıyla sürdürüyor ve ihracat yapıyoruz. Aynı zamanda manda çiftliğimizde hayvansal üretim gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    Yazılım Park projesinde hazırlıklar tamam

    Topraksız tarım uygulamaları için jeotermal ısıtmalı sera kurduklarını da Dr. İleri ile paylaşan Başkan Yüce, yılda 1250 ton domates üretimi hedeflediklerini ve hasada başladıklarını belirterek, hasat yapılan domateslerden Dr. İleri’ye takdim etti. Yüce, ayrıca Büyükşehir Belediyesi olarak teknolojik gelişmeleri de yakından takip ettiklerinin altını çizerek, Yazılım Park projesinde tüm hazırlıkları tamamladıklarını ve kısa süre içerisinde hizmete alacaklarını ifade etti.

  • Bekin: İsrail ile yakınlaşma yeni ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir adımıdır!

    Yeniden Refah Genel Başkan Yardımcısı Bekin, Türkiye-İsrail yakınlaşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail ile üstü örtük ‘İbrahim Anlaşması’nı çağrıştıran kapsamlı iş birliğini tasvip etmediklerini ve İsrail’in çıkarlarını ön plana alan bu yeni projenin; ‘Dinler arası Diyalog’, ‘Büyük Ortadoğu’ ve ‘Genişletilmiş Büyük Ortadoğu’ projelerinden farksız olduğunu söyledi.

    Yeniden Refah Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin, Türkiye-İsrail ilişkilerini normalleşmesi kapsamında karşılıklı büyükelçisi atanması kararına ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

    ABD, İşgalci İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlama alıyor 

    İktidarın İsrail ile atılan normalleşme adımlarının ABD’nin bölgede İsrail’in güvenliğini sağlama alma hamlesinin tezahürü olduğunu ileri süren Bekin, konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı:

    “ABD, 15 Eylül 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile imzalanan ‘İbrahim Anlaşmaları ile İsrail’i Yeni Ortadoğu’ya kalıcı olarak bütünleştirmekle kalmayıp, asıl olan bölgedeki güvenliğini sağlayacak entegrasyonu derinleştirmeye yönelik güçlü adımların atılması yeni rotanın ana hedefi olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra Sudan ve Fas ile imzalanan aynı anlaşmalar da bu amaca matuf yol haritasının mütemmim cüzü olarak değerlendirilebilir. Bu kapsam dahilinde ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Lapid’in, 14 Temmuz 2022’de Kudüs’te bir araya gelerek ‘ABD-İsrail Stratejik Ortaklığı Ortak Deklarasyonu’nu imzalamaları İsrail’in derinleştirilmeye çalışılan güvenliğinin yeni tezahürü niteliğinde olmuş oldu.”

    Siyonist İsrail Filistin’deki hain planlarına devam ediyor

    Bekin, açıklamasının devamında, “Bu arada İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria bölgelerinde uygulamakta olduğu büyük yerleşim projelerine aynı hızla devam etmesi ve Batı Şeria’yı Kudüs’ten koparacak hedeflere yaklaşması, ‘İbrahim Anlaşmaları’nın Filistin’in hiçbir çıkarına olmadığı ve sadece İsrail’in kalıcılığını güvenli olarak derinleştirmeye yönelik olduğunu görmek mümkündür.” dedi.

    Bu anlaşma ne Türkiye ne de bölge ülkelerine yarar

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail ile yeni dönem politikasını aslında üstü örtük ‘İbrahim Anlaşması’ kapsamında değerlendirmek gerektiği düşüncesinde olduklarını belirten Bekin,  “Sayın Erdoğan, her ne kadar İsrail ile karşılıklı hassasiyetlere uyulması bağlamında vurgular yaparak ilişkileri büyükelçilik düzeyine çıkarmış olduğunu ifade etmesine rağmen, Siyonist İsrail tarafı asıl yaklaşmakta olan seçimler nedeniyle kamuoyu baskısından çekindiği için söz konusu anlaşmayı imzalamış ve iki ülke liderinin söylemleri bu anlaşmanın içeriğiyle birebir örtüşmekte olduğunu görmek mümkündür. Nitekim İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un yaptığı açıklamada, “Ortadoğu’da iyi komşuluk ilişkileri ve ortaklık ruhu hepimiz için önemlidir. Tüm inançların mensupları -Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanlar- bir arada barış içinde yaşayabilirler ve yaşamak zorundadırlar” vurgusu aslında İbrahim Anlaşması’nda ifadesini bulan, “Üç İbrahimî din ve tüm insanlık arasında bir barış kültürünü ilerletmek için dinler arası ve kültürler arası diyaloğu teşvik etme çabalarını destekliyoruz. Irkı, inancı veya etnik kökeni ne olursa olsun herkesin onurlu ve umutlu bir yaşam sürebileceği bir yer haline getirebilmek amacıyla herkesten hoşgörü ve saygı bekliyoruz” şeklindeki sözde, ‘Dinler Arası Diyalog’ projesini çağrıştıran bu projelere teşne olmak hiçbir şekilde Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin yararına olmadığını ifade etmek istiyoruz.” diye konuştu.