Kategori: ana manset
-
Saadet Partisi İl Başkanı Ali Ahmet ÇELİK”Tarım arazilerinin korunmasının bir beka meselesi “
Saadet Partisi İl Başkanı Ali Ahmet ÇELİK”Tarım arazilerinin korunmasının bir beka meselesi “
Tarım Arazileri Üzerindeki Kaçak Yapılaşma ve İktidarın Çelişkili Politikaları
Son günlerde ülke gündemine yeniden taşınan tarım arazileri üzerindeki kaçak yapılaşma meselesi, aslında uzun yıllardır ihmal edilen ve görmezden gelinen bir sorunun artık taşınamaz hale geldiğini açıkça göstermektedir.
Verimli tarım topraklarının korunması gerekirken; plansız, denetimsiz ve çoğu zaman göz yumulmuş yapılaşmalar neticesinde bu alanlar geri dönülmez şekilde tahrip edilmiştir. Bugün gelinen noktada ise hem üretim kapasitemiz zarar görmekte hem de hukuki ve sosyal açıdan ciddi mağduriyetler ortaya çıkmaktadır.
Bu sorunun temelinde, maalesef, kısa vadeli çıkarları önceleyen, planlama disiplininden uzak ve denetim mekanizmalarını işletmeyen bir belediyecilik anlayışı yatmaktadır. Yerel yönetimlerin bir kısmı, görev ve sorumluluklarını yerine getirmek yerine, bu kaçak yapılaşmalara ya göz yummuş ya da dolaylı biçimde teşvik edici bir zemin oluşturmuştur. Bu durum sadece şehircilik ilkelerine değil, aynı zamanda kamu vicdanına da aykırıdır.
Daha vahim olan ise, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki tutarsız ve çelişkili yaklaşımlardır. Aynı iktidar anlayışına mensup kurumların bir tarafta “kaçak yapılaşma ile mücadele” söylemini dillendirirken, diğer tarafta bu yapılaşmaları fiilen görmezden gelmesi veya dönemsel düzenlemelerle meşrulaştırması, sorunun derinleşmesine sebep olmuştur. Bu ikircikli tutum, hukukun üstünlüğü ilkesini zedelediği gibi, vatandaş nezdinde de ciddi bir güven erozyonuna yol açmaktadır.
Bugün yaşanan sorun, yalnızca bireysel hataların değil; sistematik bir yönetim zaafının sonucudur. Denetim yapılmadığı için kaçak yapılaşma artmış, planlama yapılmadığı için şehirler düzensiz büyümüş, gerekli önlemler zamanında alınmadığı için de vatandaş mağdur edilmiştir. İktidar çevresin de de tartışıldığı biçim üzere; konunun seçimlerden önce mağduriyet yaratıp yaratmayacağı hususu olduğunu okuyoruz/görüyoruz. İktidarın sorunlara yaklaşım biçimi hak ve adalet merkezli değil de seçim endeksi olması ülkemizin hangi kadrolar tarafından yönetildiğinin açık bir göstergesi olmuştur.
Saadet Partisi olarak bizler;
Tarım arazilerinin korunmasının bir beka meselesi olduğunu,
Şehirleşmenin rant değil, planlama ve kamu yararı esas alınarak yürütülmesi gerektiğini,
Hukukun herkes için eşit ve tutarlı şekilde uygulanmasının zorunlu olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Bu çerçevede çağrımız nettir:
Günü kurtaran değil, geleceği koruyan politikalar hayata geçirilmelidir. Kurumlar arası çelişkiler sona erdirilmeli, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalı ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için kalıcı ve adil bir düzenleme ivedilikle oluşturulmalıdır. -

Sakarya’da Eğitim Kenetlenerek Güçleniyor: Projeler Kararlılıkla Sürüyor
Sakarya’da Eğitim Kenetlenerek Güçleniyor: Projeler Kararlılıkla Sürüyor
Sakarya’da eğitim faaliyetleri, birlik ve beraberlik anlayışıyla kesintisiz şekilde devam ediyor. İl Millî Eğitim Müdürü yaptığı açıklamada, eğitim camiasının tüm paydaşlarıyla birlikte hareket ettiğini vurgulayarak çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
İl genelinde yürütülen projelerin planlanan takvim doğrultusunda devam ettiğini belirten Bakırtaş, öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sosyal, kültürel ve bilimsel gelişimlerini destekleyen faaliyetlere büyük önem verildiğini söyledi. Okullarda gerçekleştirilen etkinlikler ve projelerle öğrencilerin aktif katılımının sağlandığını dile getirdi.
Eğitimde sürdürülebilir başarının ancak iş birliğiyle mümkün olacağını ifade eden Bakırtaş, “Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimizle birlikte güçlü bir eğitim ortamı oluşturuyoruz. Ortak hedefimiz; donanımlı, değerlerine bağlı ve üretken bireyler yetiştirmek” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığının vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen projelerin sahada etkili bir şekilde uygulandığını belirten İl Millî Eğitim Müdürü Coşkun Bakırtaş, özellikle bilimsel çalışmalar, sosyal sorumluluk projeleri ve değerler eğitimi alanındaki faaliyetlerin artarak devam edeceğini kaydetti.
Sakarya’da eğitim camiasının güçlü bir dayanışma içinde yoluna devam ettiğini vurgulayan İl Millî Eğitim Müdürü, tüm paydaşlarla birlikte daha güçlü bir gelecek inşa etmek için kararlılıkla çalıştıklarını ifade etti.
-

YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN TÜM TÜRKİYE’DE İMZA SEFERBERLİĞİ
YENİDEN REFAH PARTİSİ’NDEN TÜM TÜRKİYE’DE İMZA SEFERBERLİĞİ
“Kürecik kapatılsın, İsrail’de hayat dursun” çağrısı sahaya taşınıyor.
Yeniden Refah Partisi Tokat İl Başkanlığı tarafından başlatılan imza kampanyasıyla, Türkiye genelinde geniş kapsamlı bir saha çalışması hayata geçiriliyor. “Kürecik Radar Üssü kapatılsın, İsrail kör olsun, Bakü Tiflis Ceyhan Boru Hattı kapatılsın, İsrail’de hayat dursun” sloganlarıyla başlatılan kampanya kapsamında parti teşkilatları, il ve ilçe merkezlerinde kurulacak stantlarla vatandaşlardan imza toplayacak.
Yeniden Refah Partisi Tokat İl Başkanı Yasin Çeltek, kampanyanın amacının milletin vicdanını ve tepkisini güçlü bir şekilde ortaya koymak olduğunu belirterek, söz konusu çalışmanın sadece bir imza kampanyası değil, aynı zamanda toplumsal bir duruşun ifadesi olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı olarak yürütülecek çalışma ile teşkilatların sahaya ineceği ve vatandaşlarla birebir temas kurulacağı ifade edilirken, kampanyanın kısa sürede geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor.
Yeniden Refah Partisi Tokat İl Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu kampanya ile aziz milletimizin sesi olmayı, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeyi amaçlıyoruz. Tüm Türkiye’de sahaya inerek milletimizin hissiyatını ortaya koyacağız” denildi.
Yeniden Refah Partisi Tokat İl Başkanı Yasin Çeltek, tüm hemşehrilerimizi merkezde Yeraltı Çarşısı üzerinde,ilçelerde ise ilçe meydanlarında kurulacak stantlara davet ederek kampanyaya destek vermeye çağırdı.
-

Martıların Kanadında Zamanın Hafızası: Pınar Kanber’den İstanbul’a Yeni Bir Bakış
Martıların Kanadında Zamanın Hafızası: Pınar Kanber’den İstanbul’a Yeni Bir Bakış
Ressam Pınar Kanber, yeni kişisel sergisi “Martıların İstanbul’u” ile izleyiciyi kentin katmanlı hafızasında şiirsel bir yolculuğa davet ediyor. 28 Nisan – 12 Mayıs 2025 tarihleri arasında FULART Gallery’de sanatseverlerle buluşacak sergi, sanatçının uzun yıllardır sürdürdüğü “hareket, zaman ve hafıza” eksenli üretiminin günümüze uzanan en yeni halkasını oluşturuyor.
Kanber’in resimlerinin temelinde her zaman yaşamın sürekliliği ve zaman kavramı yer alıyor. Geçmişin bilinçaltına kazınmış izlenimleri ile bugünün dinamik gerçekliğini bir araya getiren sanatçı, daha önce kervansaraylar ve atlar üzerinden Anadolu’nun göç kültürünü ve tarihsel sürekliliğini ele aldığı çalışmalarını bu kez İstanbul’un simgesel varlıklarından martılar üzerinden yeniden yorumluyor.
Bir Şehrin Gökyüzünde Yazılan Hafıza Haritası
“Martıların İstanbul’u” serisi, güncel olandan hareketle geçmişe doğru uzanan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Kanber, martıları yalnızca bir imge olarak değil; tarihsel, toplumsal ve duygusal dönüşümlerin sessiz tanıkları olarak konumlandırıyor. Sanatçının tuvalinde martılar, Bizans’ın yankılarından Osmanlı’nın ihtişamına, Boğaz’ın akışından limanların vedalarına kadar uzanan geniş bir zaman aralığını birbirine bağlayan canlı bir hafıza ağına dönüşüyor.
Şehrin üst üste binmiş zamanlarını, seslerini ve suskunluklarını taşıyan bu figürler; aynı zamanda İstanbul’un kültürel belleğinde yer etmiş şiirsel bir dili de çağrıştırıyor. Martılar, geçmişte kervansarayların taşıdığı hareketin yerini alan yeni bir ses olarak, sanatçının resimlerinde hem bir çığlık hem de yeniden üretimin simgesi haline geliyor.
Ressam Pınar Kanber
Kanber, bu seride hareketin ve tanıklığın dilini dönüştürerek izleyiciye yeni bir bakış açısı sunuyor:
“Kervansarayların sesi sustu; yerini martıların çığlıkları aldı. Bu çığlıkları renklerle duyulur kılmak, geçmişle bugün arasında yeni bir bağ kurmak istiyorum.”Sanatçının Yolculuğu
1974 İstanbul doğumlu Pınar Kanber, 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2008’de aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. 2003 yılından bu yana kendi atölyesinde sanat eğitimleri veren sanatçı; kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarında danışmanlık yaptı, Avrupa Birliği projelerini koordine etti ve yerel basında sanat yazarlığı üstlendi.
Vehbi Koç Vakfı’nda sanat yönetmenliği yaptığı dönemde yüzlerce kültür, sanat ve sosyal sorumluluk projesine imza atan Kanber, işitme engellilerle kurduğu tiyatro kulübüyle de dikkat çekti. Kervansaraylar başta olmak üzere kültürel miras üzerine araştırmaları ve yazıları bulunan sanatçı, çalışmalarını bugün Çanakkale’deki atölyesinde sürdürmekte; ulusal ve uluslararası projelerde üretmeye devam etmektedir.
Sergi Bilgileri
Sergi Adı: Martıların İstanbul’u
Sanatçı: Pınar Kanber
Mekân: FULART Gallery
Tarih: 28 Nisan – 12 Mayıs 2025İstanbul’un gökyüzünde süzülen martıların izinde, zamanın ve hafızanın izlerini sürmek isteyen tüm sanatseverler bu özgün sergiye davetlidir.
-

Uyuşturucu akışını kesmek, terörün finansal damarını kesmektir!
Prof. Dr. Sevil Atasoy:
“Uyuşturucu akışını kesmek, terörün finansal damarını kesmektir!”
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde gerçekleştirilen 5. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Terörle Mücadele: Uluslararası İşbirliğinin Yeniden Sahiplenilmesi” panelinde önemli değerlendirmelerde bulundu.
Terör örgütlerinin finansmanında yasa dışı uyuşturucu ekonomisinin artık “merkezi bir rol” oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Atasoy, küresel güvenliğin bu alandaki zafiyetlere bağlı olarak ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Günümüz tehditlerinin klasik güvenlik anlayışını aştığını belirten Atasoy; “Terör artık sadece silahla değil, finansal ağlar ve suç ekonomileri üzerinden büyüyor.” dedi.
Prof. Dr. Atasoy aynı zamanda uyuşturucu akışını kesmenin terörün finansal damarını da kesmek olduğunun altını çizdi.
Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde gerçekleştirilen 5. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Terörle Mücadele: Uluslararası İşbirliğinin Yeniden Sahiplenilmesi” panelinde önemli değerlendirmelerde bulundu.

17-19 Nisan 2026 tarihlerinde İngiltere Dışişleri Bakanlığında DEAŞ Karşıtı İletişim Birimi Başkanı Martyn Warr’ın moderatörlüğünde düzenlenen panele; Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yanı sıra Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa, Mozambik Milli Savunma Bakanı Cristovao Artur Chume, Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Kıdemli Danışmanı Dareen Khalifa, Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Dış ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Outi Holopainen ve NATO Harekâttan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Burcu San da katıldı.

Küresel güvenliğin görünmeyen kilit aktörü: INCB!
INCB’nin yalnızca bir “uyuşturucu denetim kurumu” olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sevil Atasoy, kurulun küresel güvenlik mimarisinin kritik bir unsuru olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler sistemi içinde bağımsız bir organ olarak faaliyet gösteren INCB’nin, uyuşturucu ticareti ile terörün finansmanı arasındaki bağı kesmeye yönelik en somut ve operasyonel araçlardan biri olduğunu belirten Atasoy, Kurulun üç uluslararası sözleşmeden aldığı yetkiyle devletler arasında gerçek zamanlı bir güvenlik ağı kurduğunu ifade etti.
1988 Sözleşmesi, terör finansmanına doğrudan müdahale
Atasoy, özellikle 1988 tarihli sözleşmenin yalnızca uyuşturucu maddeleriyle değil, bu maddelerden doğan yasa dışı ekonomik sistemlerle de mücadele etmesi bakımından “oyun değiştirici” olduğunu vurguladı.
Bu çerçevenin kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele eden uluslararası mekanizmalarla birlikte çalışarak çift yönlü bir etki yarattığını belirten Atasoy, “Bir yandan kaynağı kurutuyor, diğer yandan finansal sistem içindeki akışı kesiyoruz.” dedi.
Tehdit daha oluşmadan engelleniyor!
INCB’nin sahadaki etkilerine de değinen Atasoy, öncül kimyasalların izlenmesi sayesinde yasa dışı üretimin daha başlamadan engellenebildiğini ifade etti.
Yakın zamanda tonlarca fentanil öncülünün saptırılmasının önlendiğini hatırlatan Atasoy, bunun milyarlarca ölümcül dozun piyasaya girmesini engellediğini belirterek, “Bu, terörün finansmanını daha doğmadan kesmek anlamına gelir.” dedi.
“Artık parçalı değil, bütünleşik bir tehditten söz ediyoruz”
Prof. Dr. Sevil Atasoy günümüzde terör örgütleri, organize suç şebekeleri ve dijital platformların birbirine entegre olduğu yeni bir tehdit modeliyle karşı karşıya olunduğunu belirtti.
Bu yapının esnek, sınır aşan ve hızla uyum sağlayabilen bir karakter taşıdığını ifade eden Atasoy, “Artık parçalı değil, bütünleşik bir tehditten söz ediyoruz. Bu da mücadeleyi çok daha karmaşık hale getiriyor.” dedi.
Uyuşturucuyla mücadele aynı zamanda terörle de mücadele…
Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde uyuşturucu ile mücadele ile terörle mücadelenin ayrılmaz hale geldiğini ifade eden Atasoy; “Uyuşturucu kaçakçılığını engellediğinizde, sadece bir suç türünü değil, terörün finansal yaşam hattını, damarını kesmiş olursunuz.” ifadelerini kullandı.
Finansman zafiyeti güvenlik açığı yaratıyor!
Uluslararası mekanizmaların yeterli kaynakla desteklenmemesi durumunda ciddi boşluklar oluşacağını belirten Atasoy, bu boşlukların suç ve terör ağları tarafından istismar edildiğini ifade etti.
Atasoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Daha güvenli ve öngörülebilir bir gelecek mümkündür. Ancak bunun yolu, çok taraflı iş birliğini güçlendirmekten geçiyor.”
-

‘Hedefimiz esnafımızı yeniden güçlendirmek’
‘Hedefimiz esnafımızı
yeniden güçlendirmek’
Yeni yönetim anlayışıyla esnafın daha etkin ve daha güçlü söz sahibi olacağı bir dönemin başlayacağını belirten SESOB Başkan Adayı Muzaffer Kabacan hedeflerinin esnafı yeniden güçlendirmek olduğunu söyledi.PROJELERİ ANLATIYOR
Kent genelinde esnaf ziyaretlerini sürdüren Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (SESOB) Başkan Adayı Muzaffer Kabacan, gittiği yerlerde ekonomideki mevcut tabloyu değerlendirirken, diğer yandan çözüm odaklı projelerini esnafla paylaşıyor.
ÇEŞİTLİ BAŞLIKLAR
Ziyaretlerinde esnafın en önemli sorunlarının başında artan maliyetler ve daralan iç piyasa geldiğini vurgulayan Kabacan, “Bizim hedefimiz, esnafı yeniden güçlendiren bir ekonomik zemin oluşturmak. Bu kapsamda düşük faizli kredi imkanlarının artırılması, dijital dönüşüm desteklerinin yaygınlaştırılması gibi başlıklar öne çıkıyor” dedi.
İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ
Özellikle genç girişimcilerin önünü açacak eğitim programları, mesleki gelişim kursları ve kadın esnafa yönelik teşvik paketlerinin hayata geçirileceğini belirten Kabacan, “Geleceğin güçlü esnaf yapısını bugünden inşa etmek zorundayız. Bu kapsamda, ustalık-çıraklık ilişkisi yeniden canlandırılmalı ve kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin desteklenmesi de hedeflerimiz arasında yer alıyor” diye belirtti.
ESNAF GÜÇLENİRSE…
Öte yandan, yerel yönetimlerle güçlü bir iş birliği kurulmasının önemine dikkat çeken Kabacan, belediyelerle ortak projeler geliştirerek esnafın şehir ekonomisindeki payını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “Esnaf güçlenirse şehir kazanır” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Kabacan, yeni yönetim anlayışıyla esnafın daha etkin, daha güçlü ve daha söz sahibi olacağı bir dönemin başlayacağını söyledi.
-
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu olsun
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin açıldığı ve Türk Milletinin egemenliğini ilan ettiği tarihtir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924’te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış yıldönümü olan 23 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kutlanan ulusal ve resmî bir bayramdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ulusal bayramı olma özelliğini taşıyan bu bayram,Türkiye’de 1921’den itibaren “23 Nisan Millî Bayramı” adıyla kutlanmaya başlanmıştır.[8] İlk başta yasal adı “Çocuk Bayramı” olmasa da, daha sonra çocuklara neşeli bir gün geçirtme ve Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne gelir yaratma amacıyla 1927’den itibaren çocuk bayramı olarak kutlanmıştır. Bayramın adı 1935’te “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı”, 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olmuştur. UNESCO’nun 1979’u “Çocuk Yılı” olarak duyurmasının ardından, devlet kanalı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatması ile bu bayram uluslararası düzeye taşınmıştır.
Devrin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında başlattığı, 23 Nisan’da çocukları makamına kabul edip onlarla sohbet etme âdeti bu bayramın bir parçası olarak yaygınlaşıp gelenekselleşmiş; devlet adamlarının makam koltuklarına çocukları oturtma geleneği 2013 yılına kadar devam etmiştir. Yine 1933’te stadyumlarda beden hareketleri gösterileri ile kutlama geleneği başlamış;bayramın stadyumlarda binlerce öğrenci ve devlet protokolünün katıldığı gösterilerin yerini 2013’ten itibaren, sokaklarda karnaval havasında kutlamalar almıştır.
23 Nisan günü, Türkiye’de ve KKTC’de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanır.
Kosova Cumhuriyeti’nde ise Kosova Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti’nde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanan 23 Nisan gününü, “Kosova Türkleri Bayramı” olarak benimsemiştir.2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra ülkede yaşayan bütün topluluklara kendi millî bayramlarının tarihini seçme ve kutlama hakkı tanınmış ve Kosova Türkleri 23 Nisan gününü seçmiştir. 23 Nisan 2009 tarihinden itibaren 23 Nisan günü, ülkede Kosova Türkleri Bayramı kutlanır.
23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmış olmasıdır. İstanbul’un işgal edilerek Meclis-i Mebusan’ın kapatıldığı dönemde Anadolu’da bir direniş başlamış ve bu direnişin bir sonucu olarak Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı ile Ankara’da bir meclis toplanmıştı.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM’nin açıldığı “23 Nisan” gününde her yıl kutlanmaktadır.
Milletvekili seçimleri Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başladı,yine Mustafa Kemal Paşa’nın 21 Nisan’daki genelgesiyle meclisin açılacağı tarih duyuruldu ve seçilen milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istendi. Meclis, 23 Nisan 1920’de Ankara’da belirlenen 337 milletvekilinden 115’inin katılabildiği ilk toplantısını gerçekleştirdi.

23 Nisan Millî Bayramı
1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. Bayram, kanunen halen Osmanlı saltanatının hüküm sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı. Adında ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Ancak 23 Nisan 1922’de Ankara’da yapılan ilk kutlamalarından itibaren çocukların ön plana çıktığı bir bayram oldu
Hâkimiyet-i Milliye Bayramı
1 Kasım 1922’de Türkiye’de saltanat kaldırıldı. 1 Kasım, “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edildi. Ancak daha sonraki yıllarda, 1 Kasım değil, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Millî Hakimiyet Bayramı” olarak kutlandı.
3 Nisan 1922’de ilk Hâkimiyet-i Milliye Bayramı kutlamaları için meclis önünde askerî birlikler ve okulların katıldığı büyük bir geçit merasimi düzenlendi. Mustafa Kemal, şu sözlerle günün önemini dile getirdi
23 Nisan, Türkiye için milli tarihin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bugün, bir cihan husumete karşı kıyam eden Türkiye halkının Türkiye Büyük Millet Meclisini vücuda getirme hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.”
Vatanın düşman işgalinden kurtarılmasının da etkisiyle 23 Nisan 1923 yılı Hâkimiyet-i Milliye Bayramı daha coşkulu kutlandı. İlk kez İstanbul’da da bayram kutlandı; İstanbul’daki kutlamalar Gülhane Parkı’nda gerçekleşti; Muhtelif mevkilerden 21 pare top atılmış ve vilayette tebrik merasimi ve gece fener alayları ile devam etti
1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir
23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. 23 Nisan gününün çocuklarla ilişkilendirilmesi, 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır.
23 Nisan Hâkimiyet-i Milliye Bayramı’nın 1922 yılında Ankara’da yapılan ilk kutlamalarında geçit töreni yapan askerler ve talebeler ön plana çıkmıştı.
Himaye-i Etfal Cemiyeti yöneticileri Mustafa Kemal’in de desteğini alarak 23 Nisan 1923’teki millî bayram için pullar bastırdı ve sattı.
23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bugün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer aldı. Himaye-i Etfal’i, Cumhurbaşkanının eşi Latife Hanım’ın temsil etmesi, 23 Nisan kutlamalarında çocukların öne çıkmasında etkili oldu.
1925 yılı kutlamalarında gazetelere ve yorumlarda 23 Nisan’ın aynı zamanda bir Himaye-i Etfal Günü olduğu belirtildi, basında çocuk meselesi gündeme geldi; böylece “Çocuk Bayramı”nın temelleri atıldı
23 Nisan; 1925 yılında “Çocuk Günü”, 1926’dan itibaren “Çocuk Bayramı” olarak görülmeye başladı. Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:
“Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan ve yeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakâr gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder
Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır.
Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlandı.
23 Nisan 1953 tarihli Akşam gazetesinde Çocuk Bayramı kutlamaları
Kapsamlı olarak ilk kez 1927’de kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.
1929’dan itibaren 23-30 Nisan haftası “Çocuk Haftası” olarak kutlanmıştır. 70’li yıllara kadar ulusal boyutta yaygınlaşıp ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına, 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katıldı ve bir hafta çocuk programları yayımladı.
1978’de Meclis Başkanlığının izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı.1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu.
1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.
Bayramın en son şeklini alışı 1981’de gerçekleşti. 1980 darbesi döneminde Millî Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir
2013’te ulusal bayramlar ve anma günlerine ilişkin yönetmelikteki düzenlenme ile 23 Nisan’daki kutlamaların ”Ulusal Egemenlik” ile ”Çocuk Bayramı” olmak üzere iki ayrı programla yapılmaya başladı. Yönetmeliğe göre 23 Nisan’da bayram, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenir.Devlet koltuklarına çocukların oturtulması uygulaması ve stadyum kutlaması kaldırılmıştır.
Kutlanışı
23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulu
Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.
-
Nalan Yedekçi: “23 Nisan, Çocukların Umuduyla Güçlenen Cumhuriyetin En Temiz Mirasıdır”
Nalan Yedekçi: “23 Nisan, Çocukların Umuduyla Güçlenen Cumhuriyetin En Temiz Mirasıdır”
Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, 23 Nisan’ın yalnızca bir tarih değil; millet iradesinin, bağımsızlığın ve çocuklara duyulan güvenin simgesi olduğunu ifade etti.
“Egemenlik, Milletin Kendi Geleceğini Belirleme Hakkıdır”Yedekçi, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte halk egemenliğinin devlet yönetiminde karşılık bulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde açılan Meclis, milletimizin kaderine sahip çıktığı en önemli dönüm noktasıdır. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi, Cumhuriyet’in geleceğini genç nesillere emanet etme iradesinin en güçlü göstergesidir.”“Çocuklarımız İçin Eşit ve Güvenli Bir Gelecek”
Serdivan’ın gelişen yapısına dikkat çeken Nalan Yedekçi, çocukların eğitim ve sosyal imkânlara eşit şekilde erişmesinin önemini vurguladı:
“Her çocuğun nitelikli eğitim alması, güvenli ortamlarda büyümesi ve sosyal hayata eşit katılması temel bir haktır. Hiçbir çocuğumuzun imkânsızlıklar nedeniyle geri kalmadığı bir düzeni kurmak hepimizin sorumluluğudur.”“23 Nisan, Umudu Büyütme Günüdür”
Yedekçi, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil aynı zamanda toplumsal sorumluluk günü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Çocuklarımızın yüzünün güldüğü, hayallerinin desteklendiği bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Onların mutluluğu, Cumhuriyetimizin en büyük güvencesidir.”Açıklamasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm milli mücadele kahramanlarını saygı ve minnetle anan Nalan Yedekçi, Serdivanlı çocukların ve tüm Türkiye’deki çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.
-

BELEDİYEDE ANLAMLI BULUŞMA: ‘KİMSE GÖRMEDEN’ PROJESİNE DESTEK VEREN ESNAFLARA TEŞEKKÜR
BELEDİYEDE ANLAMLI BULUŞMA: ‘KİMSE GÖRMEDEN’ PROJESİNE
DESTEK VEREN ESNAFLARA TEŞEKKÜRErenler Belediyesi tarafından başlatılan ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi
amaçlayan ‘Kimse Görmeden’ projesine destek veren hayırsever esnaflar belediyede
ağırlandı.
Projeye gönülden katkı sunan Serdar Tınaz, Özcan Özen ve Muhammet Vatan’ı belediyede misafir eden
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, ihtiyaç sahiplerine sessiz bir şekilde ulaşmayı hedefleyen projeye
verilen desteklerin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ziyaret sırasında, esnafların toplumsal sorumluluk
bilinciyle hareket ederek sundukları katkıların örnek teşkil ettiği ifade edildi.






















