Kategori: ana manset

  • 17 AĞUSTOS’UN YILDÖNÜMÜ… -ÖZKOÇ: “23 YILDA NE DEĞİŞTİ?”

    17 AĞUSTOS’UN YILDÖNÜMÜ…

    -ÖZKOÇ: “23 YILDA NE DEĞİŞTİ?”

    -“BİZE MEVZUAT, TESPİT, TEMENNİ DEĞİL; ATILMASI GEREKEN

    ADIMLARI HAYATA GEÇİRECEK, YAŞAMA SAHİP ÇIKACAK BİR SİYASİ

    İRADE LAZIM. MİLLET İKTİDARI LAZIM!”

    CHP Grup Başkanvekili, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, 17 Ağustos depreminin yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Her birimizin kendimize sorması gereken soru şu; aradan geçen 23 yılda ülkemizde, Sakarya’da ne değişti?” dedi.

    Özkoç yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de 17 Ağustos dahil, Bingöl,  İzmir, Van, Elazığ  gibi yaşanan tüm depremlerin “beklenen depremler” olduğuna dikkati çekerek, deprem gerçeğini kabul etmek ve hazırlık yapmak zorunda olduğumuzu söyledi.

    Özkoç özetle şunları kaydetti:

    “Yıldızların yere indiği o sıcak, kabus gecenin üzerinden 23 yıl geçti. Bu gece sabaha karşı yine, yaşamını yitiren binlerce insanımızı ve tüm kaybettiklerimizi anacağız. Hepsine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

    Bu acıyı, kayıpları bir daha yaşamamak için kendimize sormak zorundayız; Biz, tarihsel döngüsünü, tekrar yaşanacağını bildiğimiz yeni depreme hazır mıyız?

    Daha açık sorayım; güvenli yapılarda oturuyor muyuz? Deprem olunca nerede toplanacağımızı, nasıl yardıma ulaşacağımızı biliyor muyuz? Çocuklarımızın gittiği okula, işyerlerimize, kamu binalarına, alışveriş yaptığımız dükkanlara, alışveriş merkezlerine,… kentin yapı stoğuna güveniyor muyuz?

    Bu sorunun peşine düşmek, üzerimize düşeni yapmak ve yaptırmak zorundayız.

    NELER Mİ YAPILDI?

    Elbette bir takım adımlar atıldı. Neler mi yapıldı? Başta ÖTV olmak üzere yeni vergiler getirildi, geçici konulan vergilerin büyük kısmı kalıcı hale getirildi, hala yürürlükte, hala ödüyoruz.

    Biliminsanlarımızdan oluşan Ulusal Deprem Konseyi kuruldu, bütüncül planlar hazırlanacaktı, lağvedildi.

    Kentsel dönüşüm kavramı hayatımıza girdi; yalnız deprem değil, sel, heyelan gibi tüm doğal afetleri gözeten güvenli yapı stoğu oluşturulacaktı, rant esas oldu.

    Toplanma alanlarının önemi gündeme geldi, sonra alanların büyük bölümü imara açıldı.

    İmar yasalarında, deprem mevzuatında bir çok defa önemli değişiklikler yapıldı. Peki bunlar uygulanıyor mu? Ne yazık ki hayır. Çünkü hiçbir alanda olmadığı gibi, bu alanda da denetim kalmadı.

    Tespitler ortada, atılması gereken adımlar belli. Ülkeyi tek başına 20 yıl yönetip, 20 yılda çözüm ortaya koymayanlar, bundan sonrası için dilek ve temenni dile getirmesin.

    İhtiyacımız olan; atılması gereken adımları atabilecek, yaşama sahip çıkacak bir siyasi iradedir, milletin iktidarıdır!”

  • İMO Şube  Başkanı Semih UÇAR; Depremi Değil Ama Afeti Önlemek Mümkün!

    Depremi Değil Ama Afeti Önlemek Mümkün!

    17 Ağustos’un Yıl Dönümünde Türkiye’nin Depreme Hazırlığı: Sorunlarımız ve Çözümlerimiz!

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından 17 Ağustos Depreminin 23. yıl dönümü nedeniyle, 16 Ağustos 2022 tarihinde İMO Sakarya  Şubesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama İMO Şube  Başkanı Semih UÇAR  tarafından yapıldı.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, tarihimizin en acı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 23. yılında da temel insan haklarından olan “Barınma Hakkı”nın tüm yurttaşlarımıza sunulabilmesi için depremi unutmama, unutturmama ısrarını sürdürmeye, güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar siyasi iktidarların görev ve sorumluluğunu hatırlatmaya kararlıdır.

    Bugüne kadar depreme karşı hazırlık, yapı güvenliği, hasar tespiti gibi konularda çokça konuşuldu, bu konular hakkında çokça yazılıp çizildi. Ancak bir doğa olayı olan depremin ülkemizde her defasında afete dönüşmesine bir türlü engel olunamıyor. Çıkarılan yasa ve yönetmelikler, yıllara dayanan çalışmalarla oluşturulan plan ve projeler uygulama aşamasına geçemeden kağıt üzerinde kalıyor. Ne yazık ki yapılan çalışmalar daha çok afet sonrası yara sarma düzeyinde kalıyor.

    Bir deprem coğrafyasında yer alan ülkemiz tarih boyunca birçok kez yıkıcı depremlerle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Marmara Bölgesinin gerek ekonomik anlamda gerekse sosyo-kültürel açıdan coğrafyamızda merkez pozisyonunu yüzyıllardır koruması nedeniyle, bu bölgede yaşanan depremler ciddi sonuçlar doğurmuştur.

    Cumhuriyet döneminin gerek can ve mal kaybı açısından gerekse sosyal ve ekonomik sonuçları açısından en yıkıcı depremlerinden biri 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük merkezli depremdir. 7,4 büyüklüğündeki bu deprem başta Marmara bölgesi olmak üzere tüm Türkiye’yi etkilemiştir. Ülkemizin ekonomik anlamda üretim ve ticaret merkezi olan ve yurdun her yerinden göç alan bir bölge olması nedeniyle bu depremin tüm yurttaşlarımızı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğini söylemek mümkündür. Depremde 20 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybederken yaralı sayısı 50 bini aşmıştır. Bölgede yaklaşık 113 bini yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 365 bin bina hasar görmüştür.

    Ortaya çıkan kayıpların ve hasarın büyüklüğü, deprem sonrası müdahalede yaşanan sorunlarla birlikte bu depremin etkisi öyle şiddetli olmuştur ki 2001 ekonomik krizinin önemli sebepleri arasında sayılmaktadır.

    Bu kadar büyük sonuçlar doğuran 17 Ağustos Depremi, depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olarak kabul edilmiştir. Yalnızca deprem sonrası yapılacak müdahaleler değil depremden önce alınması gereken tedbirler de tartışılmıştır. Plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların ne kadar büyük tehdit oluşturduğu anlaşılmış, bu konuda birçok kurum ve kuruluş tarafından neler yapılması gerektiği konusunda çalışmalar yapılmış, bu çalışmalar birleştirilerek strateji ve eylem planlarına dönüştürülmüştür.

    Odamızın da bu konuda çeşitli çalışmaları olmuş, deprem kongreleri, çalıştaylar düzenlenmiş, raporlar hazırlanmış, kamuoyunu aydınlatacak ve deprem konusunda farkındalığı ve bilinci artıracak çalışmalar yapılmıştır. Yıllara dayanan çalışmalar sonucunda deprem konusunda sorunlar da bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir.

    Mevcut Yapı Stoku İyileştirilmeli ve Güçlendirilmelidir

    2011 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konan ve 2012-2023 yıllarını kapsayan “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı”nda (UDSEP) alınan kararların uygulamaya geçirilmesi depreme hazırlık konusunda en önemli çaba olacaktır.

    UDSEP’e göre başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanterinin çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılması planlanmıştır. Oysa 2020 yılında TBMM`de kurulan Deprem Komisyonunun 2021 tarihli raporunda, 2017 yılı itibarıyla bitirilmesi gereken envanter ve riskli yapı tespiti çalışmalarının 2021 yılı itibarıyla nasıl yapılacağının yönteminin bile çıkarılamadığı anlaşılmaktadır.

    Mevcut yapı stokunun envanterinin çıkarılması konusundaki çalışmalar hızlandırılmalı, mevcut durum tespit edilerek acilen güçlendirilmesi veya yenilenmesi gereken binalar belirlenerek bir plan doğrultusunda yapı stokunun depreme dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır.

    Her Şantiyeye Tam Zamanlı Bir Şantiye Şefi!

    Teknik ekiplerin gözlem ve değerlendirmelerinde, gerçekleşen depremlerde genel olarak binaların yıkılma ve ağır hasar görmelerinin ana nedenleri olarak;

    • Malzeme ile ilgili sorunlar,

    • Donatı detaylandırması ile ilgili sorunlar,

    • Alt kat kolonlarının göçmesi ile ilgili sorunlar,

    • Kısa kolon oluşumu ile ilgili sorunlar,

    • Tasarım, imalat ve kullanım aşamasındaki denetim eksikliği sorunları gibi ana hususlar tespit edilmektedir.

    Teşhis bellidir. Deprem etkileri nedeniyle oluşan yapısal hasarlar büyük oranda yapıların inşası ya da sonrasındaki denetimsizlik nedeniyle ortaya çıkmaktadır. O halde yapı üretim sürecindeki sorunların ortadan kaldırılması yetkililerin öncelikli görevi olmalıdır.

    Yapı üretiminin mühendislik esaslarına uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlayan en önemli görev şantiye şefliğidir. Ancak bu görevin usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi, inşaat hatalarını, dolayısıyla deprem hasarlarını büyütmektedir.

    Şantiye şefinin görevini tanımlamak gerekirse; bir yapının fen ve tekniğe, ruhsata esas teşkil eden projesine uygun olarak inşa edilmesi ile inşaatın iş ve işlemlerinin planlanmasını sağlamaktır. Bunun yanında işçi sağlığı ve iş güvenliğini şantiye sahasında gözetmek gibi önemli bir görevi daha bulunmaktadır. Türkiye işçi ölümlerinde dünya çapında en üst sıralarda yer almaktadır. Şantiye şefliği görevinin hakkıyla yerine getirilmemesi bu seviyelerdeki işçi ölümlerinin başlıca sebeplerinden biridir.

    Tam da bu sebeple biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak sınırlı durumlar dışında, her şantiye şefinin sadece bir şantiyede tam zamanlı olarak görevlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

    Yapı Denetim Sistemi Düzenlenmelidir

    Mevcut Yapı Denetimi Sistemiyle yurttaşların can ve mal güvenliği etik kurallardan yoksun olan serbest piyasa koşullarına teslim edilmiştir.4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun öngördüğü sistemde, kamusal bir hizmet olan denetim hizmeti ticarileştirilmiştir. Denetim sisteminin ticari ilişkilerin belirleyiciliğine terk edilmesiyle rant ilişkileri, tekniğin, fen ve sanat kurallarının önüne geçmiştir.

    Sağlıklı işleyen bir sistemde planlama, projelendirme, üretim ve denetim hizmetleri birbirinin tamamlayıcısı olarak düşünülmeli buna göre de İmar Kanunu başta olmak üzere Yapı Denetim Kanunu, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve ilgili tüm Kanunlar ve bağlı yönetmelikleri kamu yararı ilkesi gözetilerek ve bütüncül bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

    Mevcut Yapı Denetim Yasasının öngördüğü, ticari yanı ağır basan yapı denetim şirketi modeli yerine; uzmanlık ve etik değerlere sahip yapı denetçilerinin etkinliğine dayalı, meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir denetim süreci modeli hayata geçirilmelidir. Bu modellemede proje denetimi ile yapı denetimi birbirinden ayrılmalıdır.

    Kentsel Dönüşüm Kentsel Kıyım Oldu

    Devletin asli görevi sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler kurmak ve yaşanabilir bir çevre oluşturmaktır. Oysa bugün devlet eliyle “Kentsel Dönüşüm” adı altında mühendislik, mimarlık ve şehir planlama disiplinlerinin teknik ve bilimsel gereklilikleri ile toplumun ihtiyaçları, sosyo-ekonomik yapısı dikkate alınmadan rant odaklı dönüşüm gerçekleştirilmektedir. Kentlerin tarihi ve doğal dokusu yok edilmektedir.

    Bugün başta Marmara Bölgesi olmak üzere kentlerimizde yenilenmeyi ve güçlendirilmeyi bekleyen onca yapı varken kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm gayrimenkul piyasasının talepleri doğrultusunda hayata geçirilmektedir. Kentsel dönüşüm riskli yapıların dönüştürülmesi şeklinde değil, rant değeri yüksek bölgelerde yapılaşma olarak gerçekleşmektedir. Öyle ki boş arsalar üzerinde kentsel dönüşüm yapılmaktadır.

    İmar Afları Ölüme Davetiyedir

    Mevcut yapı stokumuzun belirsizliği bilinen bir gerçektir. Olası bir depremden nasıl etkileneceği bilinmeyen çok sayıda bina mevcutken üstüne bir de siyasal iktidarlarca çıkarılan imar afları can ve mal kayıpları tehdidini büyütmektedir.

    Ülkemizde imar afları kaçak yapılaşmanın en önemli teşvik unsurlarından birisi olmuş, toplumun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamasını belirsizliğe sokmuştur. Devletin bir binaya iskan ruhsatı vermesi vatandaşına o yapıda güvenle oturabileceği yönünde güvence sunması anlamına gelir. Oysa mühendislik hizmeti almamış bu yapıların, doğa olayları karşısında hasara uğramaları halinde sorumluluk bu kararı alan devletin, siyasi iktidarın üzerindedir.

    Her seçim öncesi siyasi ikbal uğruna gündeme getirilen imar affı uygulamalarına son verilmeli, imar affından yararlanan yapılar denetlenmelidir.

    Sonuç Olarak;

    Ülkemiz oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Ekonomik anlamda yaşanan kriz koşullarında olası bir büyük depremin sonuçlarının 2001 krizinde yaşananlardan çok daha ağır olacağı açıktır. Üstelik kentlerimiz öylesine kalabalıklaşmış, plansızlık, kaçak yapılaşma öylesine ilerlemiş, afet toplanma alanları ranta açılmıştır ki can ve mal kaybı açısından da büyük bir tehlike bizleri beklemektedir. Başta Sakarya, Düzce, Kocaeli, Yalova, İstanbul ve Marmara Bölgesi olmak izere olası büyük bir depremin Türkiye’ye neler yaşatacağını kestirmek zordur.

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası  Sakarya şubesi olarak hem yetkili kurum ve kuruluşlara hem de tüm kamuoyuna seslenmek istiyoruz: Bu karamsar tabloyu el birliğiyle tersine çevirmemiz mümkündür. Biz İMO olarak tüm bilimsel-teknik birikimimizle, sahada edindiğimiz tecrübe ve yetişmiş kadrolarımızla, başta deprem olmak üzere doğa olaylarının afetlere dönüşmesini önleme konusunda görev almaya hazırız. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi sorunlar da bellidir, çözümleri de. Yeter ki çözüm için ortaya irade konulsun.

    Bir 1 kişi, açık hava ve şunu diyen bir yazı 'Tozlu stos 1000' görseli olabilir

  • Sapanca’da Ferhat Göçer rüzgarı esti

    Sapanca’nın yaz akşamlarına ayrı bir hava katan Sapanca Belediyesi Amfi Tiyatroda, SAVİBU’nun düzenlediği konserin ilkini ünlü sanatçı Ferhat Göçer yaptı.

    Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği tarafından ( SAVİBU ) düzenlenen Sapanca Yaz Konserleri muhteşem bir coşku ve kalabalık ile başladı. Ünlü sanatçı Ferhat Göçer, birbirinden güzel şarkılarıyla seyircilere müzik ziyafeti yaşattı. Yaklaşık 1100 kişinin katıldığı konser de müthiş bir sahne performansı gösteren Ferhat Göçer, sahneden inmek üzereyken seyircilerin coşkulu tezahüratlarına kayıtsız kalmadı ve tekrar sahneye çıktı.

    Konser sonrası yaptığı açıklamada 20 yıl önce geldiği Sapanca Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosu’nun kendisi için önemini vurgulayan ünlü sanatçı SAVİBU dernek başkanı Safa Alaçam ve Sapanca belediye başkanı Özcan Özen’e teşekkürlerini ileterek;“Sapanca Açıkhava’daki 20 yıl önce verdiğim ilk konserimi daha dün gibi hatırlıyorum. Bugün buraya gelerek bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlara teşekkür ediyorum” İfadelerini kullandı. SAVİBU Sapanca Yaz Konserlerinin Kırkpınar Açık Hava Tiyatrosunda 27 Ağustos Ahmet Aslan, 3 Eylül Gökhan Türkmen konserleri İle devam edileceği belirtildi.

  • DEPREME KARŞI HER AN HAZIRLIKLI OLMALIYIZ

    DEPREME KARŞI HER AN HAZIRLIKLI OLMALIYIZ

    Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Gündoğdu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde deprem gerçeğinin bir an bile unutulmaması gerektiğini, olası depremlere karşı ise her zaman hazırlıklı olmanın önemli olduğunu dile getirdi.

    Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, 17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen, Merkez üssü Gölcük olan ve Sakarya’nın da ağır şekilde ağır yara aldığı Marmara depreminin yıldönümünde bir mesaj yayımladı.

    Marmara depreminin üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen geride bıraktığı acının hiç dinmediğini, depremde kaybedilen vatandaşlarımızın acılarının ilk günkü gibi kalplerde ve hafızalarda tazeliğini korumaya devam ettiğini dile getiren Başkan Gündoğdu, depremin yıl dönümünde, derin hüznün ve acının bir kez daha yüreklerde yaşandığını ifade ederek mesajında şu ifadelere yer verdi:

    Depreme karşı kararlığımız devam edecek

    “Tüm Marmara’yı etkileyen Büyük Marmara Depremi, 23 yıl önce meydana gelen ve yaşadığımız en acı felaketlerden biri olarak tarihteki yerini almıştır. 17 Ağustos Marmara Depremi’nde binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiş, on birlerce vatandaşımız yaralanmış, evsiz ve yuvasız kalmıştır. Geçen zaman, ne acılarımızı azalttı ne de kaybettiklerimizi unutturdu. Bundan sonra geçecek yıllar da unutturmayacaktır.

    Deprem sonrasında Sakarya’da fiziksel değişimlere ve yıkımlara karşın yeniden yapılanmaya yönelik çok ciddi adımlar atıldı. Yeniden bir şehir oluşturma çabaları içinde uzun vadeli projeler geliştirildi. 17 Ağustos Depremi’nin 23. seneyi devriyesinde geriye doğru baktığımızda şehrimizin geldiği nokta takdire şayandır. Bulunduğumuz coğrafya gereği deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olmamız kaçınılmaz bir gerçektir. Bugün belediye olarak bizde ilçemizde geleceği ve yeniden inşasına katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir daha bu büyük acıları yaşamamak adına yaşadıklarımızı unutmadan belediye olarak önceden alacağımız tedbirlerle sağlıklı yaşam mekânları oluşturma çabalarımız devam etmektedir. Depremin değil, alınmayan önlemlerin büyük acılar yaşattığı ortadadır. Bu gerçekle yola çıkarak deprem ve diğer felaketlerde mal ve can kaybının yaşanmaması için yasal mevzuatların bizlere verdiği tüm yetkileri uygulamakta kararlıyız. Depreme dayanıklı yapılar ve yerleşim alanlarının oluşturulması, kaçak yapıların önlenmesi konusunda tüm hassasiyetimizi gösteriyoruz ve göstermeye devam edeceğiz. Depreminin 23. yıldönümünde, ülkemizin bir daha böyle afetlerle karşılaşmamasını temenni eder, hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet dilerim. Allah milletimize böyle büyük acıları bir daha yaşatmasın” İfadelerini kullandı.

  • BAYRAK’TAN DÖNÜŞÜM  ELEŞTİRİSİ “BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK”

    BAYRAK’TAN DÖNÜŞÜM  ELEŞTİRİSİ “BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK”

    Sakarya Müteahhitler Birliği Başkanı Murat Bayrak 17 Ağustos 1999 depreminin 23. Yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Bayrak 23 yıldır göz ardı edilen kentsel dönüşüme vurgu yaptı.

    LAF KALABALIĞI…

    Sakarya Müteahhitler Birliği Başkanı Murat Bayrak “23 yıl önce derin bir acı yükseldi bu şehirde. Artık hepimiz biliyoruz, ülkemiz dünyanın en etkin ve yıkıcı deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. 17 Ağustos 1999’da gece yarısı saat 03.02’de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi’nde resmi bilgilere göre 17 bin 480 vatandaşımız ölmüş ve 23 bin 781 vatandaşımız da yaralı olarak kurtulmuştur.   Derin acının yaşandığı geceyi de yapılması gerekenleri de maalesef 23 yıldır göz ardı ediyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız lafının ötesine geçemediğimiz her gün yeni derin acıları yaşayacağımızı bir kez daha üzülerek hatırlatmak isterim”

    DEPREMLE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ

    Başkan Murat Bayrak; ”Deprem gerçeği gerekli tedbirlerle özellikle yapısal tedbirlerle, can ve mal kayıpları azaltılabilir. Yurdumuzun farklı bölgelerinde yaşanılan doğal afetler kentsel dönüşümün önemini her seferinde hatırlatmasına rağmen, görmüyor, duymuyor ve uygulamıyoruz. Kentsel dönüşümde en temel hedef her şeyden önce insanımızın can ve mal güvenliğini sağlamak olmalıdır. Asrın felaketi olarak bilinen Marmara Depreminden sonra şehrimizde de kentsel dönüşüm bekleyen yapılarımız için birçok kez basın açıklamalarında bulunduk. Ama geldiğimiz noktada bir arpa boyu yol alamadık”

    “DEPREM DEĞİL ÇÜRÜK BİNALAR ÖLDÜRÜR”

    Sakarya’da Kentsel Dönüşüm’de bir arpa boyu yol alınamadığına vurgu yapan Başkan Bayrak “Hala deprem yorgunu, hasarlı gibi kavramları konuşuyoruz. Oysa gerçek şu; Sakarya’da deprem öncesi yapılan bütün yapıların yenilenmesi ve deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmesi lazım. Deprem görmüş, yorulmuş, yıpranmış binaların olası bir depremde ayakta kalması neredeyse imkansız. Bu gerçeği göz ardı ederek, dönüşümde gerçekçi adımlar atmayarak bir yere varamayız. Bu şehirde yaşayan herkesin komşusuna karşı can ve mal güvenliği sorumluluğu bulunmaktadır. Lütfen beylik lafları geride bırakıp gerçekçi adımlar atalım”

    HERKES SORUMLULUK ALMALI

    Başkan Murat Bayrak yetkililerin, müteahhitlerin ve vatandaşın yapması gerekenleri şöyle özetledi;

    • Bakanlıklarımız ve yerel yönetimlerimiz tarafından yatırımcılarımızın kentsel dönüşüme ilgisini arttırmak için bölgenin ihtiyaçlarına göre emsal ve kat artışlarında ivedilikle kolaylık sağlanmalıdır.

    • Müteahhitlerimiz iş planlarında kentsel dönüşümü öncelikli sıraya almalı, bunu bir sosyal sorumluluk olarak görmelidir.

    • Vatandaşlarımız “DEPREM GERÇEĞİ” konusunda sürekli bilinçlendirilmelidir.

    • 1999 öncesi yapılmış riskli yapılara sahip vatandaşlarımız kentsel dönüşüm için maddi ve manevi fedakârlıklar yaparak binalarının dönüşümüne izin vermelidir.

    • Kentimizin tüm sivil toplum kuruluşları kentsel dönüşümü gündemde tutmalı, şehrimizi depreme nasıl hazır hale getiririz kaygısıyla çalışmalar yapmalıdır.

    • Güçlü yerel basınımızın kıymetli temsilcileri deprem gerçeği konusunda kamuoyu oluşması, toplumuzun bilinçlenmesi ve bilgilenmesi için gerekli desteği vermeye devam etmelidir.

    . Yukarıda sıraladığımız dinamikler aynı hedefe odaklanıp birlikte senkronize çalışırsak bahsettiğimiz hedefe ulaşmamız çok daha kolay olacaktır

    Başkan Bayrak “Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğreneceğimize olan inancımla 23 yıl önce aramızdan ayrılan deprem şehitlerimizi saygıyla anıyor, bugün bile depremin izlerini üzerinde taşıyan vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum”

  • Gençleri hedef alan dolandırıcılık yöntemleri

    Gençleri hedef alan dolandırıcılık yöntemleri

    Burs dolandırıcılarına dikkat 

    Yurtiçinde ve yurtdışında öğrenim kurumlarında tercih dönemleri başlıyor. Okul tanıtımlarının yanı sıra burs ve konaklama olanaklarını araştıran gençler dikkatli olmalı. ESET uzmanları dijital okuryazarlığı diğer yaş gruplarına göre daha iyi olduğu düşünülen gençlerin siber suçlular tarafından nasıl hedef alındıklarını inceledi. 

    Siber suçlular hedefine ulaşabilmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışır. Gündemi ve hedef kitlesinin beklentilerini yakından takip ederek tuzağına düşürebileceği kurbanlarının ilgisini çekebilecek konuları araştırır. Bu bazen sahte bir iş ya da arkadaşlık teklifi bile olabilir. Gençleri kandırmaya yönelik olarak kullanılan dolandırıcılık yöntemlerinden en çok kullanılanlar ESET uzmanları tarafından şu şekilde sıralandı;

    Burs dolandırıcılığı

    Lise mezuniyeti yaklaştıkça, gençler hayatlarındaki bir sonraki adıma ilerlemek için plan yapmaya başlarlar. Bu planlar genellikle bir üniversitede yer almayı içerir. Ancak, üniversiteye gidilen yere bağlı olarak, bu hedefler oldukça pahalı olabilir. Dolandırıcılar, çeşitli şekillerde hileli burslar oluşturarak maddi yardım arayan öğrencileri avlamaya çalışırlar.

    İstihdam dolandırıcılığı

    Genç iş arayanları hedeflemek için siber suçlular, genellikle gerçek olamayacak kadar iyi görünen hileli istihdam teklifleri yaratır. Dolandırıcılar meşru iş arama platformlarında sahte iş ilanları yayımlayarak ve genellikle evden çalışmaya ve yüklü bir maaş almaya imkân veren pozisyonlar sunarlar. Amaç, daha sonra kurbanlarının adlarına banka hesapları açmak veya kimliklerini sahte belgeler oluşturmak için kullanmak gibi çeşitli yasadışı faaliyetlerde kullanılacak kişisel bilgileri edinmektir. Bunun dışında aracı kurum olduklarını söyleyerek belli bir ücret de talep edebilirler.

    Sosyal medya dolandırıcılıkları

    Sosyal medya çoğu genç için dijital oyun alanı olduğundan, girişimci dolandırıcılar onları, zamanlarının çoğunu geçirdikleri yerde hedeflemeye çalışırlar. Sosyal medya dolandırıcılığı çeşitli şekil ve boyutlarda olabilir.  Ünlülerle ilgili şok edici başlıkları olan kısa makalelere bağlantılar gibi görünür. Ancak, böyle bir bağlantıya tıklayınca, kötü amaçlı bir web sitesine yönlendirilirsiniz. Dolandırıcılar kurbanlarıyla yarışmalara veya çekilişlere katılma teklifleri içeren mesajlar aracılığıyla doğrudan iletişime geçebilirler, ancak yine de paylaşılan bağlantı, gençleri cihazlarını zararlı yazılımlarla istila edecek veya hassas bilgilerini onlardan almaya çalışacak hileli bir web sitesine yönlendirecektir.

    İndirimli lüks ürünler

    İnternette artan bir başka yaygın aldatmaca ise, sosyal medyada yayımlanan sahte reklamlarla, komik derecede düşük fiyatlarla lüks ürün satışı tekliflerine yönlendiren içeriklerdir. Dolandırıcılar, tekliflerini gençlere cazip hale getirmek için, çok pahalı olan sınırlı sayıda spor ayakkabılar, normal bir maaş veya yarı zamanlı çalışan birinin karşılayamayacağı kadar pahalı olan markalardan kıyafetler veya çevrimiçi sahte Ray-Ban mağazaları gibi onlara hitap edecek markalar ve ürünler sunmaya çalışırlar. Bu hile, bu ürünlerin geniş bir yelpazesini sunan sahte bir e-ticaret sitesi oluşturmaktan ibarettir; ancak, satın alma işleminden sonra, size ya bir sahte ürün gönderirler ya da hiç bir şey göndermezler. Ve en kötü senaryoda, kredi kartı bilgilerinizi paylaştıysanız, siber suçlular bu bilgileri kullanarak kartınızdan izinsiz harcamalar yapacaktır.

    Catfishing dolandırıcılığı

    Dijital çağdaki birçok şeyde olduğu gibi, romantizm arayışı bile çevrimiçi hale geldi. Çevrimiçi arkadaşlık platformları romantizm dolandırıcıları için bol ödüllü bir avlanma alanı. Siber suçlular kurbanlarını genellikle sosyal medyada arayarak onlara özel mesaj yoluyla ulaşırlar. Hile genellikle hedeflerinin çekici bulacağı bir kişiyi taklit etmekten ibarettir. Dolandırıcı daha sonra nihai hedeflerine yani kurbanının parasına ulaşana kadar onları kandırmaya devam edecektir.

    Gençleri hedef alan bu dolandırıcılık yöntemlerine maruz kalmamak için ESET uzmanları şu önerilerde bulundu;

    • Cazip görünen bir iş teklifine rastlarsanız, ancak bundan şüphe duyuyorsanız, şüpheli bir şey olup olmadığını görmek için şirketle ilgili hızlı bir web araması yapın. Ayrıca, kişisel bilgilerinizi yalnızca işe alındıktan sonra, maaşınızı alabilmek için paylaşmanız gerekeceğini unutmayın.

    • Benzer tavsiyeler burslar için de geçerlidir. Eğer bir burs arıyorsanız, bir web araması yaparak ve hatta doğrudan ofisleriyle iletişime geçerek bursu sunan kuruluşun meşru olup olmadığını kontrol ettiğinizden emin olun. Asla ve asla “işlem” ya da “avans” ücreti gibi ödemeler yapmayın.

    • İnternetin altın kuralını unutmayın: “gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, o zaman muhtemelen gerçek değildir”. Yani, komik fiyatlı bir çift sınırlı sayıda üretilmiş Jordan’a rastlarsanız, bu kesinlikle bir aldatmacadır. Hâlâ ilginizi çekiyorsa, satıcıyla ilgili kötü bir şey olup olmadığını görmek için internette onları araştırın.

    • Tanımadığınız birinden istenmeyen bir mesaj alırsanız, ve bu mesaj özellikle şüpheli bir teklif veya bağlantı içeriyorsa gözünüzü açık tutmalısınız. Her durumda, yapılacak en iyi şey mesajı görmezden gelmektir ve tanımadığınız kişilerden gelen bağlantılara tıklamamalısınız.

    • Bir yabancının sizle temas kurmaya çalışması ve birkaç mesaj sonra size olan aşkını  itiraf etmeye başlaması durumunda, örümcek hisleriniz hareketlenmeye başlamalıdır. Hızlı bir ters görüntü aramasıyla birinin kimliğine bürünüp onu taklit edip etmediklerini ortaya çıkaracaktır.

  • KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi Yakın Doğu Üniversitesi oldu!

    KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi: Yakın Doğu Üniversitesi!

    Yakın Doğu Üniversitesi, 2022 YKS yerleştirme sonuçlarına göre, bir kez daha KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi oldu. KKTC üniversitelerini tercih eden 11.141 öğrencinin yüzde 23,1’inin yerleştiği Yakın Doğu Üniversitesi, geçen yıla göre öğrenci sayısını yüzde 31 oranında artırdı. 

    2022 YKS yerleştirme sonuçları bugün açıklandı. Sonuçlara göre bu yıl, 11.141 öğrenci  KKTC üniversitelerine yerleşti. Üniversite eğitimi için KKTC’yi seçen öğrencilerin yüzde 23,1’ini oluşturan 2.570’i ise Yakın Doğu Üniversitesi’ni tercih etti. Bu sonuçlarla Yakın Doğu Üniversitesi, son altı yıldır olduğu gibi yine KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi oldu.

    İlk yerleştirme sonuçlarına göre, Yakın Doğu Üniversitesi’ne yerleşen öğrenci sayısı geçen yıla göre ise yüzde 31 oranında artış gösterdi. 2022 YKS yerleştirme sonuçlarına yerleştirme hakkı kazanan öğrencilerin kesin kayıtlarını 22-26 Ağustos 2022 tarihleri arasında yapılması gerekiyor.

    Doç. Dr. Murat Tüzünkan: “Sağladığımız akademik ve sosyal olanaklar ile yetkin akademik kadrolarımızın oluşturduğu bilimsel üretkenlik, öğrencilerimize nitelikli bir üniversite hayatının kapılarını açıyor.”

    Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan, YKS tercih sonuçlarına göre Yakın Doğu Üniversitesi’nin bir kez daha KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi olduğunu söyleyerek, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilerine sağladığı akademik ve sosyal olanaklar ile yetkin akademik kadrolarının oluşturduğu bilimsel üretkenlik, nitelikli bir üniversite hayatı geçirmek isteyen gençler tarafından da benimsendiğini gösteriyor” ifadesini kullandı.

    Doç. Dr. Tüzünkan, Yakın Doğu Üniversitesi’ne kayıt hakkı kazanan öğrencilerin; kayıtlarını 22-26 Ağustos 2022 tarihleri arasında yapması gerektiğini hatırlatarak, kayıt işlemlerini Yakın Doğu Üniversitesi’nin Türkiye temsilcilikleri ve Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirebileceklerini söyledi. Doç. Dr. Murat Tüzünkan, “Yakın Doğulu olma ayrıcalığını ve gururunu sizlere yaşatabilmek en büyük mutluluk kaynağımız. Sağlıklı ve başarı dolu bir eğitim yılı diliyorum” ifadesini kullandı.

  • İsmail ERGÜL “Unutmamalıyız ki, bilgi eksikliği depremden daha büyük bir tehlikedir”

    Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı İsmail Ergül,17 Ağustos Depremin 23. Yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

    Başkan Ergül, “17 Ağustos 1999 hafızalarımızda “Büyük acılar ve çaresizlik duygusuyla” anılan bir tarih olarak yerini aldı. Ülkemizin ve özellikle bölgemizin deprem kuşağı üzerinde olmasına rağmen halen depreme karşı hazırlıklı değiliz. Bunun bir örneği ise depremin üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen çok katlı riskli  binaların önlem alınmaması bizleri derinden üzmektedir. Unutmamalıyız ki deprem öldürmez, binalar ve bilinçsiz, bilgisiz yaşam insanları öldürür. Bu nedenle korkmadan, telaşa kapılmadan bilgili ve bilinçli bir yaklaşım içerisinde olmalıyız. Unutmamalıyız ki, bilgi eksikliği depremden daha büyük bir tehlikedir.” dedi.

  • Marmara Depremi’nin üzerinden 23 yıl geçti

    Deprem Türkiye’nin milli güvenlik sorunudur.
    Türkiye’de 6 milyon konut ciddi risk altında

     Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03:02’de gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. Richter ölçeğine göre 7,6 Mw büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştur.

    TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi̇ Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun Temmuz 2010 tarihli raporuna göre, depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi değişik düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

    İstanbul’da en fazla hasar Avcılar’daydı

    Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

    İstanbul’da 1880 kişinin yaralandığı depremde, 41 bine yakın konut ve iş yerinde hasar oluştu, 18 bin 162 konut orta ve ağır şiddetteki hasar yüzünden oturulamaz hale geldi.

    DEPREMİ HAFİFE ALAN ALANA

    Deprem tehdidi altındaki riskli yapılar için proje önerileri sürecin ciddiyetle ele alınmadığını görüyoruz

    Deprem tehdidinin minimuma indirecek projelerin oluşması için hiç bir çalışma Yok

    Bir 8 kişi, ayakta duran insanlar ve yol görseli olabilir

    SAKARYA depreme hazır mı sorusuna cevap vermek gerekirse, sanki depremden yeni haberdar olunmuş gibi bir hal var

    Depremin üzerinden 23 yıl geçti ogün Sakarya’da kaç kişi deprem nedeniyle risk altındaysa bugün de enaz o kadar insan risk altında

    Bir 1 kişi görseli olabilir

    Bir 4 kişi, yol ve sokak görseli olabilir

    Bir 4 kişi ve demiryolu görseli olabilir

    Bir açık hava görseli olabilirBir ağaç, sokak ve yol görseli olabilir

    Bir açık hava görseli olabilir

    Bir açık hava görseli olabilir

    Bir açık hava görseli olabilir

    Bir 2 kişi, çocuk, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. 17 Ağustos 1999‘da saat 03.02’de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova’da yıkıma yol açtı.

    Sakarya

    Marmara Depremi’nde büyük yıkım yaşanan Sakarya da bu süreçte hem kentsel dönüşüm hem de sanayideki hamleleriyle başarılara imza attı.

    Afet sonrası başlatılan çalışmalarla Camili, Korucuk ve Karaman mahallelerinde valilik ve resmi kurumların da içerisinde yer aldığı “yeni yerleşim bölgesi” oluşturuldu.

    TOKİ tarafından deprem yönetmeliğine uygun inşa edilen konutlarda güvenle yaşamlarını sürdüren vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesince yapılan Yenikent Park, Yenikent Kültür Merkezi ve Korucuk Park gibi sosyal donatı alanlarında keyifli vakit geçiriyor.

    Çok katlı binalara ruhsat verilmeyen, olası depremleri en az kayıpla atlatabilmek amacıyla yatay kentleşme modeli yürütülen şehir, kentsel dönüşümde de Türkiye’ye örnek oluyor.

    Erenler ilçesinde Yenimahalle ve Küpçüler mahallelerinde 666 dönüm alan üzerinde yürütülen ve 9 etaptan oluşan “Erenler Belediyesi Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında yıkılan konutların yerine yenileri yapılarak hak sahiplerine teslim ediliyor. Belediye bütçesiyle etap etap gerçekleşen projede, konut yapımı için çalışmalar devam ediyor.

    Olası afetlere hazırlıklı olunması amacıyla Büyükşehir Belediyesince kente Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) kazandırıldı. Yaklaşık 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı inşa edilen AKOM, olası bir afet durumunda şehrin kriz merkezi olarak hizmet sunacak.

    Şehir ekonomisi katlanarak büyüdü

    Sakarya’da sanayici ve yatırımcılara sağlanan teşviklerle iş dünyası da adeta ayağa kaldırıldı.

    Depremde büyük yıkımın yaşandığı kentlerden biri olan Sakarya, 2019 yılına kadar gerçekleşen yatırım ve teşviklerle ihracatını 180 milyon dolarlardan yaklaşık 6 milyar dolara çıkardı.

    Dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle geçen yıl yüzde 25’lik kayıp yaşayan Sakarya ihracatı, seneyi 4,5 milyar dolar seviyesinde kapattı.

    Kentte 1999 yılında bir olan organize sanayi bölgesi sayısı, bu süre zarfında 11’e ulaştı. Kentte, 5 organize sanayi bölgesinin kurulması için çalışmalar devam ediyor.

    Depremin yaralarını saran kent, 22 yılda ekonomisini onlarca katladı.

    Türkiye’nin otomotiv ihracatında lokomotif şehirleri arasında yer alan Sakarya, yaptığı dış satımlarla ülke ekonomisine güç katmayı sürdürüyor.

    Karasu ilçesinde 1995’te temeli atılan ve 2017 yılında hizmete açılan Batı Karadeniz’in en büyük limanlarından Karasu Limanı da kentin ihracatına katkı sunuyor.

    Limanda Ukrayna’nın ardından Romanya’ya başlayan Ro-Ro seferleriyle kent ve ülke ihracatına daha fazla katkı sunulması hedefleniyor.

    Kocaeli’de depremin izleri silindi

    Binlerce insanın yaşamını yitirdiği, ev ve iş yerinin yıkıldığı Kocaeli, 22 yılın ardından facianın acı izlerinden uzak bir görüntü ortaya koyuyor.

    Depremde en ağır yıkımın yaşandığı kent olan Kocaeli’de deprem yönetmeliğine uygun binlerce yeni konut yapıldı.

    Sismolojik İzleme ve Deprem Eğitim Merkezinde deprem anı ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda verilen eğitimlerden şimdiye kadar yaklaşık 95 bin kişi faydalandı.

    Yeşil alan oranının 11 kat artırıldığı kentte, SEKA Kağıt Fabrikası alanında Türkiye’nin en büyük endüstriyel dönüşümlerinden biri gerçekleştirilerek Seka Park kuruldu.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Gebze Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü iş birliğiyle hazırlanan “Kocaeli İli Afet Zararlarının Azaltılmasında Akıllı Kent Uygulaması Projesi” kapsamında “acil müdahale” ve “erken uyarı” sistemi kurulması için çalışmalar devam ediyor.

    İmzalanan protokolün ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen 31 deprem istasyonunun yanına AFAD tarafından 10 istasyon daha kuruldu.

    Kocaeli’de farklı noktalara kurulan 41 deprem kayıt istasyonundan elde edilen verilerle deprem haritaları ve master planlar hazırlanıyor, riskli alanlar izleniyor.

    Kocaeli, Türkiye’nin ihracat hedefine en güçlü katkıyı veren iller arasında yer alıyor

    Limanları ve üretim tesisleriyle Türkiye’nin uluslararası ticaretinde önemli yere sahip olan Kocaeli, depremin ardından geçen 22 yıllık süreçte ihracatını büyük oranda artırdı.

    Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınına rağmen geçen yıl ihracatta üst sıralarda yer almayı başaran Kocaeli, geçen yıl 184 ülke ve bölgeye 12,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

    İstanbul ve Kocaeli sanayisine olan stratejik yakınlığı dolayısıyla deniz taşımacılığında önemli merkez haline gelen İzmit Körfezi’ndeki limanlarda taşınan yük miktarı da her geçen gün artıyor.

    Türk imalat sanayisinin yaklaşık yüzde 15’ine ev sahipliği yapan kent, Türkiye’nin bu yıl için belirlenen 200 milyar dolarlık ihracat hedefine en güçlü katkıyı veren iller arasında yer alıyor.

  • KUCOIN CUP 2022 Espor Turnuvası Başlıyor

    Dünyanın önde gelen kripto para borsalarından KuCoin, Türkiye’de espor faaliyetlerine yöneliyor. Bu doğrultuda KUCOIN CUP 2022 Espor Turnuvası 24 Ağustos 2022 tarihinde başlıyor. KuCoin’in Türkiye’de ilk kez düzenlediği KUCOIN CUP turnuvasının ilk adımında FIFA 22, PUBG: BATTLEGROUNDS ve Tom Clancy’s Rainbow Six Siege oyunları olacak.

    24 Ağustos 2022 tarihindeki elemelerle başlayacak ve 3 ay sürecek olan turnuva kapsamında turnuvanın ilk ayına özel 1.500 dolar değerinde ödül havuzu bulunacak. KUCOIN CUP’ta ilk seri PUBG: BATTLEGROUNDS ile başlayacak. İlk elemelerin sonunda 16 takım büyük final biletini elde ederken, KUCOIN CUP: BATTLEGROUNDS şampiyonu ise 31 Ağustos 2022 tarihindeki canlı yayında belli olacak.

    FIFA 22 kapsamındaki Ultimate Team modunda ise Türkiye’nin en iyi espor oyuncuları yeşil sahalara çıkacak. KUCOIN CUP’ta FIFA 22 için ilk düdük 25 Ağustos 2022 tarihinde çalacak ve eleme heyecanının ardından, finaller 1 Eylül 2022 günü saat 17.30’da twitch.tv/kucoincup adresinde izleyicilerle buluşacak.

    Tom Clancy’s Rainbow Six Siege topluluğuyla 28 Ağustos günü ilk elemelerle bir araya gelecek olan KUCOIN CUP’ta heyecanın kat sayısı artmaya devam edecek. KUCOIN CUP’ın ilk ayağının son mücadelesi olan Tom Clancy’s Rainbow Six Siege finalleri de 1 Eylül günü FIFA 22 finallerinin hemen ardından aynı adreste canlı yayınlanacak!

    Tüm Detaylar KuCoincup.com’da

    Espor topluluğunun nabzı, dünyanın en büyük altcoin borsası olan KuCoin ile kucoincup.com adresinde atacak. FIFA 22, PUBG: BATTLEGROUNDS ve Tom Clancy’s Rainbow Six Siege oyunlarında kayıt olmak isteyen oyuncuların tümü, bu adresten turnuvaya katılım sağlayabilecek.

    Takımını Topla, Kaydını Oluştur

    Espor tutkunlarının takımını oluşturarak, kucoincup.com adresinden ücretsiz olarak kayıt olabilecekleri KUCOIN CUP 2022’ye son kayıt tarihi 23 Ağustos 2022.

    Turnuva hakkında tüm detaylar, kucoincup.com adresinde.

    Kayıt bitiş tarihi: 23 Ağustos 2022 14:00

    PUBG: BATTLEGROUNDS turnuva günü: 24 Ağustos 2022 19:00

    PUBG:BATTLEGROUNDS Büyük finali: 31 Ağustos 2022 19:00

    FIFA 22 turnuva günleri: 25-27 Ağustos 2022 19:00

    FIFA 22 büyük finali: 1 Eylül 2022

    Rainbow Six: Siege turnuva günü: 28-30 Ağustos 2022 19:00

    Rainbow Six: Siege büyük finali: 1 Eylül 2022