Sakarya, kahramanlık ve vatan sevgisinin yüreklerde yeniden can bulduğu bir gün yaşadı.
Şerife Bacı ve Sarıkamış şehitlerini anmak için Kültür ve Dayanışma gönüllülerinin birleştiği özel bir programa sahne olan etkinlik, katılımcıların yüreklerinde derin izler bıraktı.
Şerife Bacı’nın kahramanlık destanı, bugün de milli mücadele ruhunun en parlak örneklerinden biri olarak hatırlandı. Etkinliğin organize edici güçlerinden Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu ile Vatan Hürriyet Derneği’nin ortak çalışmasıyla düzenlenen program, Deva Partisi Sakarya İl Başkanı Ercan Başnuh, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şubesi Başkanı Tevhide Yağan ve Sakarya Kars Ardahan Iğdır Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Gürsel Baltacı ile Sakaryalı vatandaşların katılımıyla gerçekleşti. Topluluk ve dernekler, milli mücadele yıllarının kahramanlık öykülerini genç kuşaklara aktarma amacıyla bir araya gelmişti.
ETKİNLİK KALPLERE DOKUNDU Etkinliğin atmosferi, tiyatro gösterileri, şiir dinletileri ve günün anlamına dair konuşmalarla yumuşak bir hüzne dönüştü.
Programın sunuculuğunu üstlenen Şule Bayri, dinleyiciyi doğrudan kalpten etkileyen bir girişle başladığı konuşmalarında, Milli Mücadele’nin sayısız acısını ve kahramanlık anlarını hatırlattı. Yaşar Dursun, Vatan Hürriyet Derneği Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmada, özgürlük ve bağımsızlığın bedellerinin bugün de kızıl bir hatıra gibi yüreklerde yankılandığını söyledi.
Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu Yönetmeni Senem Yıldırım ise sahnede, bugün dahi unutulmaması gereken adanmışlık duygusunu vurguladı.
TÜRKÜ VE ŞİİRLERLE DUYGU SELİ
Duygulara dokunan anlar, kahramanlık türküsü ve şiirlerle güç kazandı. Topluluğun oyuncuları, izleyenleri adeta zaman içinde yolculuğa çıkardı.
Berna Sakallıoğlu’nun “Sarıkamış Şehidi”,
Tevfik İnan’ın “Sarıkamış’ta”,
Tülay Sinan’ın “Sarıkamış”,
Necla Bakan’ın “Senin İçin”,
Sarıkamış şehit yurdu erleri ile mili oldu kahramanlar koşuyordu senin için senin için
Kırk yıl düşmana dayandın
Gönülden vatanı andın
Orda ateş burda yangın
Senin için senin için
Düşmanın çabası boştu
Er yiğitler sana koştu
Türk’ün azmi yine coştu
Senin için senin için
Sarı kamış Zümrüt belde yeşili gör hele gel de al yıldızlı bayrak elde senin için sizin için hepimiz için
Leyla Aydın Alanlar’ın “Sarıkamış İçinde”
Sarıkamış İçinde
Var mı tarihte eşi benzeri,
Böylesi hazin bir veda,
Döküldü yaprak yaprak
Hazan mevsimiydi sanki
Asırlık çınar ağacı gibi
Devrildiler birer birer
Sarıkamış içinde…
Soğuktu hava, hem de çok
Rüzgar titrek titrek esiyordu.
Kar ve tipi donduruyordu dokunduğu ne varsa
Önce ağaçlar, sonra bedenler
Dondular birer birer,
Gelmişti Mehmet’in uykusu
Gözlerini açamıyordu, nasıl bir uykudaydı?
Sarılmak istedi arkadaşlar, ona can vermek için
Soğuktu bedenleri, ısıtamıyordu onları
Çare yoktu, soğuk daha da derine işliyordu,
Ayaktan başladı, sırayla eller ve başa doğru.
Uykusu gelmişti sarılan gönüllerin
Anladılar şehit olacaklarını…
Varacakları Allah’a
Okudular son dualarını
Bir sevinçle kapadılar gözlerini.
Dondurdu Mehmetleri birer birer
Sarıkamış içinde…
Her biri bir yerden gelmişti
Alışık değillerdi soğuğa
Ayağında çarık, sırtında yazlık elbise
Şiddetli soğuğunda kar ve buz içinde
Şahadet şerbetini içiyordu Mehmetler…
Ağıt yakıyordu tipiyle esen rüzgâr
Savaş vardı, düşmana değil havaya
Kimse vuramadı onları
Döküldü tek tek alınları öpülesi Mehmetler
Sarıkamış içinde…
Yaşar Dursun’un “Mustafa Kemal’in Kağnısı” adlı dizeleriyle anılar can buldu.
MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI
Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.
Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.
İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.
Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.
Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.
Berrin Canbaz ise “Sarıkamış Türküsü” ile dinleyenleri duygu seline sürükledi.
KAHRAMANLIK TİMSALİ: ŞERİFE BACI
Programın kalbinde ise Şerife Bacı yer aldı.
Sakarya Kent Meydanı, havanın serinliği ve yağmura rağmen, Şerife Bacı’nın kahramanlık timsali olarak can bulduğu tiyatro oyununa sahne oldu. Betül Bamyacıoğlu’nun canlandırdığı Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı’nın zorlu cephe yolculuğunu ve çetin kış şartlarını başarıyla yansıttı. Sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile yola çıkan Şerife Bacı, savaşın acımasız soğukluğuna karşı mücadele ederken, çocuğu ve kışlası için en büyük fedakarlığı yapan kadın figürü olarak sahnede yaşam buldu.


















