Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Sakarya’da Parti Kongresine Katıldı

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, partisinin Sakarya İl Kongresi için kente geldi.

İl Kongremiz vesilesiyle Sakarya’dayız…

Türkiye’de Milyonların canını yakan tüm toplumsal problemlerin Sakarya’da da ne kadar derin sonuçlar ürettiğini bir kez daha görme imkanı bulduk.

Enflasyonla Mücadele Programı adı altında ‘Halkı Yoksullaştırma Programı’ uygulayan Akp iktidarının yanlış ötesi yanlış politikalarını perdelemek için vesile ettiği İmralı Sürecine halkımızın ne kadar tepkili olduğunu dinleme imkanı bulduk.

Vesileyle yeniden İl Başkanı seçilen Zafer Adalet ile birlikte Gik üyemiz değerli mücadele arkadaşımız Ali Dünya ve Yhd E. Üyemiz Cemal Başaran’ın şahsında emek veren tüm dava arkadaşlarımı tebrik ve teşekkür ediyorum.

Ayrıca kongremizi şereflendiren siyasi partilerin il başkanları, sendika/oda başkanları, muhtarlarımız ve yerel basın temsilcilerine de şükranlarımı sunuyorum.

Uysal parti içi demokrasi süreçleri ve gelecek stratejilerini açıkladı

Kongrede, partinin yerel ve ulusal düzeydeki politikalarının ele aldı Genel Başkan Uysal’ın yaptığı konuşmada, partinin vizyonu ve önümüzdeki dönemdeki hedeflerine dair önemli mesajlar verdi

Hükümet, emekliyi enflasyona ezdirmemeyi vaat etti ama emekliyi açlık sınırının altına mahkûm eden bir maaş düzeni yarattı. En düşük emekli maaşı sosyal devlet ilkesine aykırıdır ve iktidarın ekonomik yönetiminin en çarpıcı başarısızlığıdır.

Gerçi başarısız olmak için denemek lazım! AKP iktidarı emekliyi bile isteye sefalete, yokluğa mahkum etti, ediyor. Bu açıdan bakınca AKP iktidarı emekliler konusunda başarısız değil kayıtsız!

Zaman zaman gelişmiş ülkelerdeki emekliler ile kıyaslanarak tatil bile yapamadıkları ifade edilen emeklilerimiz bırakın tatil yapmayı sağlık, barınma, beslenme gibi temel haklarına bile hakkıyla erişemiyor artık.

Her bir gün dağdaki bir hain AKP-MHP ortaklığı ve avanelerinden aldığı cesaretle hadsiz bir açıklama yapıyor. Önceki gün bir tanesi “bu (yeni süreç) TC devletinin yenildiğinin ispatıdır” diyor. Bir diğeri “Apo özgür olmazsa süreç olmaz” diyor. Bir başkası ise “suç işlemedik ki af dileyelim” diye zırvalıyor. Meclisteki temsilcileri Barzani ziyareti hakkında konuşurken Irak’ın kuzeyindeki idareden ‘Güney Kürdistan’ diye bahsediyor. Soruyorum AKP-MHP’nin temsilcilerine; Nasıl bir iş tutuyorsunuz da bu hainler bu cesarete erişiyor? Irak’ın kuzeyine ‘güney’ demelerine ses etmeyen sizlere göre oranın ‘kuzey’i neresi? Ne aldığınızı biliyoruz; adına ‘yeni anayasa’ denmiş, etnik bölücülüğe paye veren ama sizin iktidarınızı sürdürecek bir çalışma için destek sözü aldınız, belli. Peki ne verdiniz? Bir hainin, terör eylemlerini ve katliamları ‘bir hakkı ifa etmiş gibi’ “suç işlemedik ki” şeklinde anlatmasına kayıtsız kalan sizler kimi suçlu ilan edeceksiniz? Kimleri, hangi kurumları ‘suçlu’ kabul edeceksiniz? Bakın bir kez daha tekrarlayalım; Mesele ‘terörsüz Türkiye’ değil! PKK için Kürt kökenli vatandaşlarımızın üzerindeki vesayetinin meşrulaştığı, kurumsallaştığı bir ülke, AKP ve MHP için muhalefetsiz Türkiye

Adana’nın ve Türk çiftçisi, üreticisinin sesi olan Adana Çiftçiler Birliği’ni ziyaret ettik.

Birlik Başkanı Sayın Mutlu Doğru Türk çiftçisinin hissiyatını iletti;

“Biz enflasyonun sebebi değiliz. Verin bakalım ucuz mazotu, gübre desteğini, uygun krediyi Türk çiftçisi nasıl daha ucuza üretiyor!”

2002’de “mazotu vergisiz vereceğiz, maliyetleri düşüreceğiz” dediler, yapmadılar.

2002’de mazot 1,15 TL idi. Son iki yıldır dünyada enerji fiyatları düşerken bizde ha bire artıyor.

Gübre fiyatları 20 yılda 15–20 kat arttı.

Yem fiyatları 25 kat arttı.

Tarımda enerji, sulama ve elektrik giderleri toplam maliyetin %40’ına kadar yükseldi.

AKP, 2002’de çiftçiye düzenli gelir garantisi vadetmişti.

Ancak; DGD uygulaması 2010’da tamamen kaldırıldı.

Tarım satış kooperatifleri güçlendirilecek demişlerdi. TARİŞ, Çukobirlik, Antbirlik gibi birliklerin büyük kısmı zayıfladı.

Bazıları fabrika bile satmak zorunda kaldı.

Üreticinin pazarlık gücü azaldı.

AB standartlarında tarım, organik tarım, kalite artırımı sağlanmadı

20 yılda kırsaldan 5 milyonun üzerinde insan göç etti.

Türkiye’de tarımsal istihdam oranı %36’dan %17’ye düştü.

Köyler ekonomik olarak zayıfladı.

Üretici için tüm bunların yanında iklim değişikliği, don, aşırı sıcak, kuraklık, çeşitli hastalıklar ve şap salgını gibi nedenler de kamburu artırıyor .

Yabancı çiftçilere verdiği desteği boyuna tarımsal ürün ithal ederek, gümrük vergisi düşürerek esirgemeyen AKP Türk çiftçisinin sırtındaki kamburu az görmüş olacak ki

2024’ten bu yana değişmeyen kredi üst limitlerini korurken, temel faiz desteği ve ilave faiz destek oranlarını yaklaşık yüzde 50 oranında düşürdü.

Özetle AKP iktidarı Türk çiftçisine diyor ki “üretme, ekme, biçme. Köyünü, toprağını terk et, gel metropollere sosyal yardımlarla bana muhtaç ol”

Sen ekme, üretme ki bir AKP’li ithal edebilsin, sen üretemeyecek hale gel ki bir genel müdür yurtdışında şirket kurup kurumu ile ticaret yapabilsin.

Türk çiftçisinin sırtındaki en büyük kambur AKP iktidarıdır!