Dolar : Alış : 7.4367 / Satış : 7.4501
Euro : Alış : 9.0232 / Satış : 9.0394
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya4°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11100 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Yüksek yargı düzenlemesi TBMM’de kabul edildi

01 Temmuz 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Yüksek yargı düzenlemesi TBMM’de kabul edildi
Yüksek yargı düzenlemesi TBMM’de kabul edildi

Yüksek yargıda düzenlemeler içeren Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Kanuna göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte Danıştay üyelerinin üyelikleri sona erecek, vekalet edenler hariç olmak üzere Danıştay Başkanı, başsavcısı, başkanvekili ve daire başkanı olarak görev yapanların Danıştay üyelikleri ise devam edecek.

Üyelikleri sona erenlerden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca (HSYK) seçilenler arasından HSYK’ca, Cumhurbaşkanı tarafından seçilenler arasından Cumhurbaşkanınca, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 gün içinde Danıştay üyesi seçimi yapılacak.

Üyeliğe seçilemeyenler uygun bir göreve atanacak

Cumhurbaşkanı tarafından Danıştay üyeliğine seçilmeyenlerden, 5 gün içinde idari yargıda bir göreve atanmak için talepte bulunanlar, HSYK ilgili dairesince 5 gün içinde idari yargıda sınıf ve derecelerine uygun bir göreve atanacak. Talepte bulunmayanlar ise başka bir göreve atanmak üzere Başbakanlığa bildirilecek.

tbmmaa

Üyelikleri devam eden üyeler ile yeniden seçilen üyeler, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 12 yıl görev yapacak.

Bir kişi iki defa Danıştay üyesi seçilemeyecek. Bu üyelerin atama veya seçim nedeniyle yürüttükleri görevleri, bu görevlerinin süresi bitene kadar devam edecek.

Danıştay’da daire sayısı 17’den 10’a düşecek

Danıştay Başkanı ve Başsavcısı seçilebilmek için gerekli olan 4 yıl Danıştay üyeliği yapma şartı, 6 yıl olacak.

Danıştay daire sayısı 17’den 10’a düşecek. Danıştay, dokuzu dava, biri idari daire olmak üzere 10 daireden oluşacak.

Yargıtay’da 46 olan daire sayısı 24’e düşürülecek, üyeler 12 yıl için seçilecek

Kanuna göre, Yargıtay’daki 46 olan daire sayısı 24’e düşürülecek. 23 hukuk dairesi sayısı ile 23 ceza dairesi sayısı 12 olacak.

Yargıtay üyeleri 12 yıl için seçilecek. Bir üye, iki kez Yargıtay üyesi seçilemeyecek. Görev süresi sona erenler, HSYK’nın ilgili dairesince adli yargıda sınıf ve derecelerine uygun bir göreve atanacak.

Görevi sona eren üyelerin Yargıtay ile ilişkileri kesilecek ancak atamaları gerçekleşinceye kadar özlük hakları Yargıtay tarafından karşılanacak.

Yazılı ve sözlü sınav nasıl olacak?

Hakim ve savcı adaylarının gireceği yazılı sınav, Adalet Akademisinde ders veren öğretim elemanları arasından seçilen başkan ile 4 asıl ve 2 yedek üyeden oluşan kurul tarafından yapılacak. Yazılı sınavdan 70 ve daha yüksek puan alanlar başarılı kabul edilerek, sözlü sınava alınacak. Yazılı sınavda başarı gösteremeyenlere iki ay içinde bir sınav hakkı daha tanınacak.

Sözlü sınav; Adalet Akademisi Başkanının başkanlığında, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürleri ile akademide ders veren öğretim elemanları arasından seçilen iki asıl ve bir yedek üyeden oluşan sözlü sınav kurulu tarafından yapılacak.

Eğitim sonunda başarılı sayılmak için yazılı sınav puanının yüzde 60’ı ile sözlü sınav puanının yüzde 40’ının toplamının en az 70 olması şartı aranacak. Sınavlarda başarı gösteremeyenler, bakanlığın merkez veya taşra teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfında bir kadroya atanabilecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle, Adalet Bakanlığının teklifi ve HSYK’nın kararıyla bir yıllık staj süresini tamamlayan adli ve idari yargı hakim ve savcı adayları, mesleğe kabul edilmeleri halinde hakim ve savcı olabilecek.

Terör suçlarına ildeki ağır ceza mahkemesi bakacak

Terör davaları, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla il merkezlerindeki ağır ceza mahkemelerinde görülecek.

Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturmalar, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan cumhuriyet başsavcılığınca yürütülecek; davalar da suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülecek.

Düzenlemeden önce bu suçlardan açılmış davalar, kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar mevcut mahkemelerinde görülmeye devam edilecek. Söz konusu suçlara ilişkin başlatılan soruşturmalarda da görevsizlik kararı verilemeyecek.

CMK’da değişiklikle, kayyım atanan şirketlerin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin de kayyıma devredilmesi öngörülüyor.

Atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları devlet aleyhine açılacak. Devlet, ödediği tazminatı görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu edecek.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 36’ncı maddedeki önergemiz üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama yine bir soruyla başlamak istiyorum. Bir sorum var: Sizce, bu kanuna göre yargı üyelerini, Yargıtay üyelerini, Danıştay üyelerini kim seçecek değerli arkadaşlar? Kanunu okuduğumuzda, bir kısmını Cumhurbaşkanı, pek çoğunu da HSYK seçecek, kanun öyle diyor. Peki, öyle mi olacak? Dört seçenek var burada:

a) HSYK yani kendi seçmesi gereken üyeleri belirleyecek,

b) Başbakan

c) Adalet bakanı

d) Cumhurbaşkanı

Sizce hangi şık geçerli? Bütün yüksek yargı üyelerini de Cumhurbaşkanı belirleyecek değerli arkadaşlar, kanun ne yazarsa yazsın. Çünkü, ortada bir fiilî durum var. O fiilî duruma göre Cumhurbaşkanı yüksek yargı üyelerini seçecek ve beni hiç kimse inandıramaz ki yüksek yargı üyelerini belirlemede tek söz sahibi HSYK olsun. Son söz sahibi Cumhurbaşkanı olacak. İşte, fiilî durum dediğiniz bu ve işte başkanlık dediğiniz de bu, gideceğiniz veya varmak istediğiniz yol. Dedim ki: “Sakın bu yola baş koymayın değerli arkadaşlar, iktidar mensupları.” Son zamanlarda moda oldu, Sayın Başbakan başladı, şimdi önüne gelen “Biz bu yola baş koyduk.” diyor. Bizim milletimizin bir şarkısı var, “Baş koymuşum Türkiye’min yoluna.” diyor, bütün halkımız, milletimiz, bizler o şarkıyı söylüyoruz ama milletten ve millî iradeden ayrıştınız ve ayrıldınız, sizin şarkınız “Baş koymuşum başkanlığın yoluna.” Millî iradeye aykırı bir şekilde, millî iradeye ihanettir, bunun için millî irade bu yetkiyi vermedi.

Tasarının özünde AKP’nin bu paralel yapıyla mücadele hedefi olduğu söyleniyor. Şimdi, bu paralelle mücadele öyle bir boyuta geldi ki kendi kendini yok edecek bir düzeye ulaştı. Yani ikide bir suçunuzu yüzünüze vurmak istemiyorum ama “paralel paralel” derken aslında kendi suçlarınızı itiraf ediyorsunuz, paralel, bir çizgiyse karşıdaki çizgi de sizsiniz; birisi paralel yapılanma…

Şimdi, hukuk yolundan gitmek için değerli arkadaşlar, şöyle bir örnek verebiliriz: Teşbihte hata olmaz, balıkçılıkta balık avlama yöntemleri vardır. Birincisi, oltayla balık avlarsınız; bu, hukuk yoludur. Belirlersiniz, nokta tespitler yaparsınız ve gerçekten işte, bu paralel yapıysa, kanunlara, nizamlara aykırı birtakım bağlantıların içerisinde örgütsel bağları varsa bunun gereğini yaparsınız; buna olta yöntemi diyelim. Diğer bir yöntem, mesela ağ atılır, ağdan yakalayabildiklerinizi yakalarsınız. En kötüsü vardır bir de değerli arkadaşlar ve yasaktır bu, balıkçılıkta ve avlanmanın belki de en tehlikesi de trolle avlanma. İşte, siz bu kanunlarla trolle avcılık yapıyorsunuz ve kurumları, kuralları perişan ediyorsunuz, yerle yeksan ediyorsunuz; devletin, kamunun, yargının, yürütmenin çivisini çıkarıyorsunuz. Şimdi, bu tehlikeyi yargı ve adalet sistemine taşıyorsunuz, bu arada, asıl yapmak istediğiniz de yargıyı ele geçirmek. Şimdi, ben, geçmişte Plan ve Bütçe Komisyonundan da hatırlıyorum, bir torba tasarıya bir madde eklerlerdi, “Ya, bunu, işte, bu PKK’yla mücadele için getiriyoruz.” filan derlerdi; aslında onu yargısal düzenleme için getiriyorlar, bu genel bir gerekçe oluyor. Şimdi de paralel modası var, bir şeyi kabul ettirmek için veya bir muhalefetin gardını düşürmek için “Paralelle mücadele için bunu getiriyoruz.” diyorlar.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Numan Kurtulmuş’un bir fiilî durum açıklaması vardı 30 Mayıs 2016’da. Ne demişti? “Yargı kurum ve kuruluşları, son olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına bağlıdır.” Sonradan tevil etmeye çalıştı ama edemedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – “Oğlan bizim, kız bizim.” diyen, “Yasama, yargı, yürütme bizim.” diyen hiçbir demokratik yönetimde bu düşüncelerin dile getirilmesi dahi mümkün değildir ve bu bir rejim değişikliğidir. Sakın ola baş koymayın, başınız gider arkadaşlar. Çok tehlikeli bir sürece girmiş durumdasınız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Danıştay Kanunu Tasarısı’nın 36’ncı maddesi için vermiş olduğumuz önerge üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Komisyonu ve kurumlarının, 1999 resmî adaylık sürecimizden itibaren hazırladığı bütün ilerleme raporlarında en başta gelen eleştiri ve olumsuzluklar arasında bugüne kadar istisnasız tek yer alan başlık hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı olmuştur. Bu hafta görüştüğümüz, bugün hızla yasalaştırmaya çalıştığınız Danıştay Kanun Tasarısı, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun değerlendirilmesi yapılmadan Genel Kurulun gündemine getirildi ve sanırım beş-on dakika sonra da yasalaşacak.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun tasarı ve tekliflerinin Avrupa Birliği mevzuatına uygunluklarını inceleyerek ihtisas komisyonlarına görüş sunmak üzere Avrupa Birliği Uyum Komisyonu kurulmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve tasarı olarak Meclis Başkanlığına sunulan Danıştay Kanun Tasarısı Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna havale edilmemiştir. Ve Meclis Başkanlığı tarafından bastırılan 400 no.lu sıra sayısı içinde Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun görüşü yer almamaktadır, eksik kalmıştır. Dün Sayın Bakanın bu konuda görüşünü sormuştum ancak bir yanıt alamadım. İktidar partisi ve Meclis Başkanlığı, Uyum Komisyonun görüşünü almamakla bir kez daha “Avrupa Birliği müktesebatını, direktiflerini, ilerleme raporlarını tanımıyorum ve Avrupa Birliği müktesebatıyla çelişen bir düzenlemeye gidiyorum.” demektedir. Avrupa Birliği müktesebatına, hatta Anayasa’mıza aykırılıklar içeren bu tasarının görüşmelerine başlamadan tasarının Sayın Meclis Başkan Vekili tarafından Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna gönderilmesi gerekirdi ancak Sayın Başkan böyle bir tasarrufta bulunmamıştı.

Değerli milletvekilleri, bu uygulama kadar trajik olan başka bir olay bugün Brüksel’de yaşandı. Bugün yeni bir faslın açılması görüşmeleri sonrasında Avrupa Birliği Bakanı ve Dışişleri Bakanı Avrupa Birliğine tam üyelik yolunda bir başarı hikâyesiymiş gibi gülümseyerek kamuoyuna görüntü verdiler.

Sayın milletvekilleri, Brüksel’de Hükûmet tam üyelik yolunda çok önemli bir adım attığımız yönünde görüntü verirken sizler burada Avrupa Birliğinin müktesebatıyla uyumlaştırılmayan, açıkça Avrupa Birliğinin “yargı bağımsızlığı” ve “tam üyelik” kriterleriyle çelişen bir yasa tasarısını Meclisten geçiriyorsunuz. Avrupa Birliği gibi çok önemli ve stratejik üyelik sürecimizi hükûmetleriniz dönemlerinde kişisel ikbal ve çıkarlarınız için dönemsel bir araç olarak kullandığınıza ve halkı yine aldattığınıza şahit oluyoruz. Günü geldiğinde, sanırım, halkımıza yeni bir özür borcunuz daha olacak.

Değerli milletvekilleri, HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz “El birliğiyle yargıya güveni yükseltmezsek her birlikte kaybedeceğiz.” diyerek devleti, Hükûmeti, muhalefeti ve toplumu uyarıyor. Meclisten geçirilen bu tasarıyla, hep birlikte, yargıya, adalete olan güven zerrelerini de Cumhurbaşkanlığı ve Hükûmetin kişisel ikballeri uğruna, maalesef, feda ediyoruz. Yine, maalesef, kaybeden halk, kazanan Cumhurbaşkanının hırsları oluyor. Bizler biliyoruz ki bir kişinin şahsi hırsı ve güvenliği için çıkarılan bu yasa tasarısı can çekişen yargıya, adalete olan güvene son darbeyi vuracaktır.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bu yasa tasarısının açık amacı, yargının üst düzey kurumlarındaki üye dağılımını “bizler” ve “onlar” olarak kadrolaştırmak; örtülü amacı, Cumhurbaşkanlığının her dediğine “evet” diyecek kişilerin seçilmesi, kendinden olmayan tüm üyelerin tasfiye edilecek olmasıdır ve yine bu yasa tasarısının yıkım amacı, Yargıtay ve Danıştaydan sonra hedef Anayasa Mahkemesidir. Biz ana muhalefet partisi olarak bu tasarıyı iptal için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunacağız. Buradan Anayasa Mahkemesine de sesleniyorum: Danıştay ve Yargıtaydan sonra size sıra geleceği anlaşılmaktadır. Önünüze gelecek iptal başvurumuzu bu gözle incelemenizi tavsiye ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Ben bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha yanlış yaptığınızı, yanlıştan vazgeçmeniz gerektiğini, bütün toplumsal kesimlerin yükseltmiş olduğu itirazları dikkate almanız gerektiğini ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 36’ncı madde kabul edilmiştir.

Böylece ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamalarının yapılmasıyla birlikte tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının tümünü oylamadan önce, İç Tüzük’ün 86’ncı maddesi uyarınca oyunun rengini belli etmek üzere lehte ve aleyhte iki söz hakkı vardır.

İlk söz hakkı, lehte olmak üzere Nevşehir Milletvekili Sayın Murat Göktürk’e aittir.

Sayın Göktürk, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de sizleri en içten saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Görüyorum ki kürsüye gelirken iyi bir alkışla buraya geldim, iyi bir alkışla da ayrılacağım inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu kanunun yapılmasında emek veren, emeği geçen, başta Bakanımız olmak üzere, burada olumlu, olumsuz katkı sunan bütün milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Ben, kanunun ülkemize, milletimize faydalı olacağını düşünüyorum.

Yaklaşan Kadir Gecenizin ve Ramazan Bayramı’nızın mübarek olmasını diliyorum ve ülkemizin bu birkaç gün içinde yaşadığı acıları tekrar yaşamaması temennisiyle hepinizi en içten saygı ve sevgilerimle selamlıyor, saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Aleyhte Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar).

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir yasama faaliyetinin daha sonuna geldik. Umarım, AKP Grubu, dört günlük yoğun bir mesaiden sonra, yangından mal kaçırırcasına çıkarılmak istenen bu yasanın bir sonraki süreçte tam aksi bir yasayla karşı karşıya gelmez.

Biz bugünleri çok gördük, hangi AKP? İki yıl önce Yargıtayda, Danıştayda cemaat yapılanması var diyerek üye sayısını artırdığınız zaman da oy verdiniz, şimdi iki yıl sonra aynı gerekçeyle yine cemaat yapılanması var denilerek Yargıtay ve Danıştayın üye sayısı düşürülüyor. Hangisi doğru Sayın Bakan, o mu doğru bu mu doğru? Şimdi, cemaat diyorsunuz, FETÖ terör örgütü diyorsunuz yani Yargıtayda böyle üyeler varken niçin haklarında bir işlem yapmıyorsunuz değerli arkadaşlar, niçin bir işlem yapmıyorsunuz? Yargıtayda böyle Yargıtay üyelerinin olmasına nasıl izin veriyorsunuz? Devlette elbette başka yapılanmaların olması kabul edilemez, böyle bir tablo içerisinde gelin el birliğiyle hepsinin üzerine gidelim ama AKP yargısını kurmak için de böylesine arkadan dolanarak, yasaları çiğneyerek, Anayasa’yı çiğneyerek, kuvvetler ayrılığı prensibini yok ederek yasalar çıkarmayın.

Geçtiğimiz hafta bir yasa çıkardık, neydi o? Askere koruma sağlayan bir yasa. Niçin çıkardık? PKK’yla dövüşmek için askere belli zırh verildi, dokunulmazlıklar verildi. Bu yasa ile ilgili eleştiriler yapıldığı zaman buna karşı çıkanları terörist diye nitelendirdiniz -biz gerçi o yasayı destekledik- ama arkadaşlar hangi AKP? İki yıl önce bu Mecliste PKK’yla görüşmek için yasa çıkarıldı, bunları biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Siz kimsiniz, hangi AKP’siniz? İki yıl önce PKK’yla görüşmek için yasa çıkardığınız zaman da oy veriyorsunuz, iki yıl sonra PKK’yla dövüşmek için de yasa çıkarıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Yani iki yıl önce çıkardığınız yasada diyorsunuz ki: “PKK’yla görüşmek için görüşen kişilere hukuki, idari cezai sorumluluk verilmez.”

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Gök, askerimiz dövüşüyor mu sizce orada? Siz askerimizin orada dövüştüğünü mü zannediyorsunuz? Yazık!

LEVENT GÖK (Devamla) – Geçen hafta da askere verdiniz bu yetkiyi. Değerli arkadaşlar, bir vizyon sahibi olmanız lazım. Bir iktidarın ülkeyi yönetme gücü ve erki olması lazım. Bir iş yapıyorsanız doğrusunu yapın.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Bilinç altına işlemiş.

LEVENT GÖK (Devamla) – Şimdi, bir yandan PKK’yla görüşmek için de yasa, bir

YORUMLAR