- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11134 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

TSK Personel Kanunu Tasarısı TBMM’de kabul edildi

23 Haziran 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»TSK Personel Kanunu Tasarısı TBMM’de kabul edildi
TSK Personel Kanunu Tasarısı TBMM’de kabul edildi

TSK Personel Kanunu Tasarısı TBMM’de kabul edildi

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

MUSA ÇAM (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün kademelerindeki üst rütbelilerin, alt rütbelilerin hepsinin kullanmış oldukları birtakım sosyal tesisler var, dinlenme yerleri var. Yaklaşık 100 binin üzerinde emekli astsubay var ve aktif olan astsubaylar var. Kendilerinin, subay orduevlerinden, subay tatil beldelerinden faydalanamadıklarıyla ilgili ciddi sıkıntıları, talepleri ve ihtiyaçları var. Özellikle, bu 2016 yılında hâlâ böyle bir kategorileşmenin yapılmış olması bana göre çok sakıncalı. Dileyen herkes istediği tesisleri kullanabilmeli ve onlar bunlardan faydalanabilmelidir. Emekli astsubaylar ve aktif çalışan astsubayların da bu tesislerden faydalanmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır, yok mudur öğrenmek istedim.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sorularıyla katkı sağlayan değerli milletvekili arkadaşlarımıza da özellikle teşekkür ediyorum.

Sayın Gürer’in ifade ettiği bu işitme engellilerin farklı illerdeki hastanelerden rapor almasıyla ilgili durum. Aslında askerliğe elverişsiz raporları asker hastanelerinden alındığı için, pek çok noktada da, asker hastanesi her ilde bulunmadığı için böyle bir zorunluluk oluşuyor. Yani problemin kaynağında askerliğe elverişsizlik raporunun askeriye hastanelerinden alınma zorunluluğu var. Bundan dolayı böyle bir sıkıntının yaşandığını özellikle ifade edebilirim.

Sayın Hürriyet’in ifade ettiği konu, Darıca’daki 382 dönüm…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan, her yerde gelişmiş hastaneler var. Bu konuda bir düzenleme yapmak faydalı olur.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Şimdi, tabii, biliyorsunuz, bu düzenlemeler tamamen yönetmelik ve yönergeler ışığında yapıldığı için şu anda böyle bir asker hastanelerinden alınma zorunluluğu var askerliğe elverişsizlik raporunun. Şimdi, bu noktada belki önümüzdeki süreçte bir çalışma yapılabilir ama burada da bazı mahzurlar da olabiliyor zaman zaman, takdir edersiniz ki askerlik bizim için çok çok önemli bir dönem. Burada istismara mümkün olduğu kadar kapalı bir yapının sürmesi önemli. Bu açıdan bazı zorluklar var. Yani önümüzdeki süreçte belki bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapılabilir.

Darıca’daki bu 382 dönümlük arazi kamu arazisi değil, biliyorsunuz. O, daha önceden özel bir firmadan TMSF’ye geçen, TMSF’nin de sattığı bir arazi. Oradaki imar durumunun, doğrusu, şu anda ne olduğunu bilmiyorum ama bu kadar büyük bir alanın değerlendirilmesi Darıca’nın menfaatinedir, değerlendirilmesi önemlidir.

Sayın Yalım’ın, doğuda daha fazla maaş alınması için gerekli düzenleme, rütbe alınmasıyla ilgili gerekli düzenleme… Değerli arkadaşlar, benim bilebildiğim kadarıyla bir asker görev süresinin bir kısmını zaten doğuda geçirmek durumunda. Bu, askerliğin zorunlu parçası. Bu noktada bir ilave maaş konusu şu anda gündemimizde yok. Şu anda zaten var olan ek tazminatlar var. Bu tazminatların dışında herhangi bir ek zam veya ek rütbe şu anda gündemimizde yok, onu özellikle ifade etmek isterim.

Sayın Topal’ın sorusu: “Hatay’da kaç şirket açıldı, kaç şirket kapandı?” Takdir edersiniz ki bunu benim bilmem mümkün değil ama arzu ederseniz bu konuyla ilgili bilgi ilgili bakan arkadaşımız vasıtasıyla size ulaştırılır.

 

Ancak, ben daha önceki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığım dönemimde Hatay’la

ilgili çok önemli bir projeyi başlatmıştım. Hatay’da Türkiye’nin en modern mobilyacılar sitesinin şu anda inşaatı devam ediyor ve yaklaşık 200 milyonun üzerinde sadece arazi, altyapı ve üstyapı harcaması olacak. Habib-i Neccar Hazretlerinin memleketi olan Hatay’ın mobilyada bir dünya markası hâline gelmesi için bu projeyi başlatmıştık, şu anda proje de devam ediyor. İnşallah, bu ve bunun gibi projelerle Hatay’ımız çok daha iyi noktalara gelir.

Sayın Arslan’ın sorusu: “Suriye’den Türkiye’ye gelen kaç kişi göçmen olmuştur?” Doğrusu bu bilgi bende yok ama şunu söyleyeyim: Şu anda -Millî Eğitim Bakanımız da burada.- Suriye’den Türkiye’ye gelen 350 binin üzerindeki öğrenciye Millî Eğitim Bakanlığımız eğitim vermekte ve bu sayının 600 bini, 650 bini geçmesi için de çok yoğun bir hazırlık yürütülmekte. Bu noktada

Bu noktada, biliyorsunuz, Türkiye’de 3 milyonun üzerinde mülteci var, bunun 2 milyon 700 binin üzerindeki rakam Suriyeli. Bu insanların biz Türkiye Cumhuriyeti olarak, 10 milyar doların üzerinde harcamayla her türlü ihtiyaçlarını karşılama gayreti içerisindeyiz. Eğitim de en fazla ağırlık verdiğimiz alanlardan birisi. Maalesef bize bol bol vaat veren bazı Batılı ülkeler, iş kaynağa geldiği zaman bir sürü şart koşuyorlar, yok proje yapacaksınız, yok şunu… Zaten şu anda 350 bin-400 bin yavrumuza, oradaki Suriyeli yavruya eğitim veriyoruz, bu sayının 650 bine çıkmasıyla ilgili de Millî Eğitim Bakanlığımızın çok yoğun bir çalışması var -Bakanlar Kurulunda bu konuları görüştüğümüz için gayet iyi biliyorum- ama maalesef onlarda sadece vaat var. Bu noktada…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Avrupa Birliğinden kaynak gelmedi mi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Daha henüz bir şey alamadık yani bugüne kadarki tüm bu mülteciler için Türkiye’ye verilen kaynak, verilen rakam 450-500 milyon dolar.

Üniversite girişleriyle ilgili de bildiğin kadarıyla Millî Eğitim Bakanlığımızın çalışması var. Bunlar olgunlaştıkça sizlerle özellikle mutlaka ilgili bakanımız paylaşacaktır.

Sayın Özdiş’in elektrik kesintileriyle ilgili sorduğu konuyu ben Enerji Bakanımıza özellikle iletme arzusundayım.

Erzurum’da atıl durumdaki askerî arazilerin devri konusunda, şimdi, öncelikle şunu ifade edeyim: Millî Savunma Bakanlığı olarak biz, bizim ihtiyacımız olmayan arazilerin Maliye Bakanlığına yani tahsisin kaldırılması için gerekli yazıları yazıyoruz. Mesela ben, bugün, buraya gelmeden önce böyle ihtiyacımız olmayan bir arazinin Maliyeye tekrar tahsisin kaldırılması için yazıyı imzaladım. Bu noktada bize gelen taleplere de eğitim ve sağlık başta olmak üzere, olumlu yaklaşmayı prensip olarak ortaya koyduk ama bir konunun da özellikle altının çizilmesi lazım, bugüne kadar da çok ciddi miktarda araziyi, 323 taşınmazı şu ana kadar biz ilgili diğer kurumlara devrettik. Ama şunun da özellikle sayın milletvekillerimiz tarafından bilinmesini arzu ederim: Türk Silahlı Kuvvetlerinin planlaması, dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığının bu konudaki planlaması barış şartlarına göre değil, savaş şartlarına göre olmalıdır. Bugün atıl görülen bir arazi yarın bir savaş durumunda bizim çok ihtiyaç duyduğumuz bir arazi hâline gelebilir ama orayı biz başka bir kuruma tahsis ettiğimizde yarın -Allah muhafaza- bu tedbirlerin alınmamasından dolayı ülkemizin bir zafiyet yaşamaması önemli. Bütün bu hassasiyetle öncelikle bizim ihtiyacımız olmayan arazilerin tahsislerin kaldırılması için biz resen adım atıyoruz.

İki: Bizim ihtiyacımız olsa bile, olmazsa olmaz arazilerin dışında eğitim ve sağlık öncelikli olmak üzere diğer kamu kurumlarına bu noktada tahsislerimizi yapıyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum, sözlerinizi tamamlayınız Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – …ama bizim için olmazsa olmaz noktadaki arazilerin Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri uhdesinde kalmasının da ileride telafisi imkânsız sonuçlar doğurmaması için elzem olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

9’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun 9’uncu maddesinde yer alan “askeri suçlar hakkında da” ifadesinin “askeri suçlar için de” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Özkan Yalım Özgür Özel Kazım Arslan

Uşak Manisa Denizli

Sibel Özdemir Dursun Çiçek İbrahim Özdiş İstanbul İstanbul Adana

 

Serdal Kuyucuoğlu Burcu Köksal Fatma Kaplan Hürriyet

Mersin Afyonkarahisar Kocaeli

Melike Basmacı Ali Özcan Türabi Kayan

Denizli İstanbul Kırklareli

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Çağlar Demirel Bedia Özgökçe Ertan Ziya Pir

Diyarbakır Van Diyarbakır

Behçet Yıldırım Burcu Çelik Özkan

Adıyaman Muş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kadri Yıldırım, Siirt Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Yaklaşık bir yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kürtlerin yoğunlukta oldukları bazı il ve ilçelerde operasyonlar yapılmaktadır.

Kürt halkının temel özelliklerinden iki tanesi namus ve din olgularıdır. Bilindiği gibi, hep deniliyor ki: Mehmetçik ismi Peygamber Efendimizin adı olan Muhammed (SAV) isminin küçültülmüş şeklidir, küçük bir versiyonudur. Dolayısıyla, Peygamber Efendimizin ismine ve ahlakına uygun bir şekilde hareket edilmesi elzemken bu operasyonlar sırasında, maalesef bazen tersi uygulamalarla karşılaşıyoruz. Örneğin, operasyon düzenlenen evlere, darmadağın edildikten sonra bu evler, kadın iç çamaşırlarına ve duvarlara “Kızlar, geldik, yoktunuz.” gibi cümleler yazılmaktan çekinilmemektedir.

meclis

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yaptığınız çok ayıp!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Şimdi, soruyorum size: Hazreti Muhammed (SAV) veya onun bir komutanı veya onun bir eri, mücadele ettikleri hangi kavmin kadınlarına yönelik böyle bir seviyesizlik ve süflilik içerisine girmiştir?

ERKAN HABERAL (Ankara) – Ayıp ama böyle bir konuşma olur mu? Şuna bak ya!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Bunu söylerken daha dikkatli olunması gerektiğine inandığımız içindir.

Osman Aşkın Bak

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Koskoca yalanları söylüyorsunuz ya! Türk askerinin şanlı mazisinde böyle bir şey yoktur Türk askerinin!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Biraz empati yapalım.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Uyduruyorsunuz be! Türk askerinin şanlı tarihinde böyle bir şey yoktur, uyduruyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen hatibi dinleyiniz efendim.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Hepimizin aileleri var, eşleri var, kızları var, gelinleri var, farz edelim ki…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hoca, yalan söylüyorsun be!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Osman Bey, bir dinle, ne diyorum, sonra…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – İftira atmayın Türk askerine.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Farz edelim ki herhangi bir kesim gelip batı illerinde birinizin evinde böyle bir duvara “Hanımlar veya kızlar, geldik, yoktunuz.” yazısını yazdı, siz acaba bunu hoş mu karşılayacaksınız, cezalandırılmasını mı sağlayacaksınız? (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

Necip Kalkan

NECİP KALKAN (İzmir) – Hiç yakışmadı hoca!

Erkan Akçay

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Böyle bir şey olur mu be! Kışkırtıyor resmen!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Böyle bir şey yok, hepsi uydurma, hepsi uydurma be!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim…

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Yoksa, güvenceye alınmasını mı sağlayacaksınız?

Ahmet Selim Yurdakul

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Teröristler hamile kadını vuruyordu, teröristler, PKK’lı teröristler!

BAŞKAN – Sayın Yıldırım, bir saniye efendim…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Onları ajanlar yapar, vatan hainleri yapar; Türk askeri böyle bir şey yapmaz, tarihinde böyle bir şey yok Türk askerinin be!

KAMİL AYDIN (Erzurum) – O devletin adına kurban ol sen!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim, hatibi dinleyiniz.

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Böyle sözler dinlenir mi Meclis Başkanım ya!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – İkincisi: Kürt halkının ayrılmaz bir parçası olan dindir.

Dr. Hüsnüye Erdoğan

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Böyle şeyleri yapmaktan ve konuşmaktan sizi men ediyoruz. Yapmayın böyle bir şey ya! Bu ne edepsizlik ya!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Bakın, camilerle…

BAŞKAN – Sayın Yıldırm…

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Bayanlar var burada be! Nasıl konuşuyorsunuz!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kabul etmiyoruz böyle bir şeyi.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – …mescitlerle ve medreselerle dolu olan bu il ve ilçelerde Esedullah timini yazmanın birlik ve beraberliğe hiçbir yararı yoktur.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bizim askerimiz bunu yapamaz. Siz onu gidip PKK’ya söyleyin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim… Sayın hatibin konuşmasına cevap vermek isteyen siyasi parti grupları ve milletvekilleri söz alıp gerekçesini belirtirler, cevap haklarını kullanırlar.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Yapamazsınız bunu!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Kürt halkı yüzde 95 Müslüman’dır. Onların yoğunlukta oldukları il ve ilçeleri sanki yeniden fethediyormuş gibi sloganlara başvurmak…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sizi oradan defedeceğiz, def!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – …asla ve asla kardeşliğe hizmet etmiyor, birlik ve beraberliğe de hizmet etmiyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Senin teröristin yapıyordu onu!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Senin konuşman mı hizmet ediyor!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bu seviyesizliği yapamazsınız! Üstelik Mecliste!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Hiç yakışıyor mu be!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Saidi Kürdi’nin, Saidi Nursi’nin ifadesiyle, Kürtlerin korunması gereken…

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Kürtlerin baş belası PKK!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Yüzyıllardır kardeş halklara böyle konuşuyorsunuz, ayrıştırmacı bir dil bu! Türk askerine böyle konuşulur mu!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – …üç önemli özelliği vardır; bunlar, İslamiyet, insaniyet ve milliyettir.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Bu edepsizliği yapamazsınız Mecliste!

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Rezil bir konuşma be! Yakışıyor mu!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Kürtlerde İslamiyet ve milliyet ayrılmaz iki unsurdur. Eğer derseniz ki “Kürt siyasetinde de dinden uzak bir mesafe vardır.”

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sizin bu yaptığınız ne insanlığa ne dine hiçbir şeye sığmaz Sayın Vekil.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Evet, bunu kabul ediyorum ve bunu yüksek sesle kendi partim içerisinde de dile getiriyorum. Bundan sonra da dile getirmekten çekinmeyen bir akademisyen kimliğine sahibim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ancak, şunu görüyorum ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sen önce dağa kaçırılan kızları konuş be! Dağa kaçırılan, dağa kaldırılan Kürt kızları konuş, onlara da bir şey söyle! Ne biçim konuşuyorsun be! Türk askerinin tarihinde böyle bir şey yok.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen efendim, sükûnete davet ediyorum sizi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Turan…

Sayın Yıldırım, süreniz sona erdi efendim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Çirkin bir konuşma be!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – İşte, bakın, beni dinlemeye bile tahammül etmiyorsanız…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne tahammülü ya!

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Tahammül sınırlarını çoktan aştınız, çoktan.

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – …bir gün gelecek ki dinleyecek kimse bulamayacaksınız.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Dünyadan haberin yok be!

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Bunu bilmenizde fayda vardır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Haydi, güle güle!

BAŞKAN -Sayın Yıldırım, teşekkür ediyorum.

Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, az önceki konuşmacının konuşmasında ifade ettiği, hepimizi tahkir eden, üzen, mahcup eden söyleminin bu Meclisin mehabetine yakışmadığını, saygınlığımıza yakışmadığını, özellikle ramazan ayında olmasını ayrıca kınadığımı ifade etmek istiyorum.

 

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Böyle bir şey olamaz ya! Bir ramazan günü yapıyorsunuz bunu.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Tutanaklardan çıkarılsın efendim, Genel Kurula sorun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu dile cevap vermeyi doğru bulmuyorum ancak asker de bizim polis de bizim korucu da bizim. Bu milletin hiçbir ferdi anlatıldığı gibi işler yapmaz, yapan olursa kurum zaten kendi tedbirini alır ama onun ötesinde, doğruluğu belli olup olmadığı bile net olmayan konuları bu üslupla buraya taşımayı, hanımefendilerin olduğu bir ortamda bunu taşımayı ahlaksızlık olarak düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

ALİCAN ÖNLÜ (Tunceli) – Yapan ahlaksız oğlu ahlaksız. O yapanın ahlaksızlığını söyle. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, “Ne bağırıyorsun lan, ne bağırıyorsun!” sesi)

Kes be şerefsiz! Ne var, ne!

BÜLENT TURAN

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bununla ilgili, Meclisin mehabetine uymayan, Gazi Meclise yakışmayan tablolar yaşamıştık. İlgili partinin ilgili vekili şu an burada değil. Bu kadar uzun süre ara verilmesinin de sebebi zannımca sizin de onlara savunma hakkı vermeniz yani gelin bunu izah edin demeniz. Ancak buna rağmen gelmemiş olmalarından dolayı ben İç Tüzük’ün disiplin maddelerinin uygulanmasını talep ediyorum sizlerden.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

Sayın milletvekilleri, ben konuya ilişkin bir açıklama yapmak istiyorum.

Ara vermemizden önceki oturumda yaşanan gerginlik nedeniyle verdiğimiz arada tutanakları getirttim, tutanakları inceledim. Siyasi parti gruplarımızın sayın grup başkan vekillerini toplantıya davet ettim, kendileriyle konuyu görüştüm, bu çerçevede görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, düşünce ve ifade özgürlüğü Anayasa’mızla güvence altına alınmış olan özgürlüklerdendir. Milletvekillerinin bu özgürlükten en geniş şekilde yararlanabilmesi için de Anayasa’mız yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı müesseselerini getirmiştir. Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığının amacı, milletvekillerinin yasama görevini herhangi bir endişe ve korku içerisinde olmaksızın yapabilmeleridir yani bu, bir imtiyaz değil, yasama görevinin layıkıyla yerine getirilebilmesinin amacıdır. Milletvekilleri bu çerçevede düşüncelerini en geniş şekilde ifade edebilirler, en sert eleştirileri yapabilirler. Bu eleştirilere tahammül etmek, bu eleştirileri dinlemek doğru olandır. Bu eleştirilere karşı farklı tepkiler, fiziksel tepkiler asla doğru değildir. Öte yandan, bu özgürlük çerçevesinde konuşan milletvekillerimiz şüphesiz Genel Kurulun, toplumun hassasiyetlerini de gözetmek zorundadırlar.

Geçen oturumdaki görüşmeler sonucunda tutanağa yansıyan birtakım ifadeler gerçekten Genel Kurulun huzur içinde, sükûnet içinde, İç Tüzük kurallarına uygun bir biçimde çalışmasına engel oluşturacak niteliktedir. Tutanaklarda yer alan bir ifadeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Tunceli Milletvekili Sayın Alican Önlü bütün o tartışmalardan sonra “Kes be şerefsiz! Ne var, ne!” şeklinde bir cümle kullanmıştır. Problem olan cümle budur. Verdiğimiz arada bunu değerlendirdik, şüphesiz diğer tartışmaları, hepsini sayın grup başkan vekilleriyle değerlendirdik. Birleşime ara vermeden önce açıklama yapan sayın grup başkan vekillerimiz oldu ancak bu ifadenin, tutanaklara geçmiş olan bu ifadenin kabulü mümkün değildir.

 

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekilimiz Sayın Çağlar Demirel’den, bu ifade nedeniyle ilgili milletvekilinin özür dilemesi gerektiğini, eğer özür dilemezse İç Tüzük hükümlerini, disiplin hükümlerini uygulamak zorunda kalacağımı bildirerek, sayın milletvekilinden özür dilemesi yönünde bir talebim oldu. Kendisi de, benim görüşüme katıldığını, bu ifadeyi doğru bulmadığını ifade etti, ilgili milletvekiliyle de görüşüp bana döneceğini ifade etti. Bir görüşme yaptı geldi ama bu konuya ilişkin bir netlik taşımadığı için açıklaması, tekrar ara verme ihtiyacı duydum. Bu arada Sayın Çağlar Demirel’in dönüşünü bekledim ama şu ana kadar bu dönüş kendisinden gelmemiştir.

Bu çerçevede şu açıklamayı ve öneriyi sizlere yapmak istiyorum: Sayın Milletvekilleri, Tunceli Milletvekili Alican Önlü’nün bir önceki oturumda sarf etmiş olduğu söz İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan “Kaba ve yaralayıcı sözler sarf etmek ve hareketler yapmak.” hükmü kapsamında olup, kınama cezası gerektirmektedir. Bu nedenle Tunceli Milletvekili Alican Önlü hakkında İç Tüzük’ün 163’üncü maddesi uyarınca kınama cezasını teklif ediyorum.

Sayın Önlü buradaysa kedisine savunma için söz hakkı vereceğim. Sayın Önlü isterse savunmasını bir arkadaşına da yaptırma hakkına sahiptir.

Sayın Önlü burada mı, savunma yapacak mı? Olmadığını görüyorum.

Tunceli Milletvekili Alican Önlü’ye kınama cezası verilmesini Genel Kurula teklif ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bizlere yerimizden söz hakkı verebilirseniz…

BAŞKAN – Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önceki kavga ve tartışma esnasında bir milletvekilinin ağzından sadır olan ve küfür içeren, hakaret içeren bu sözlerin gereği Genel Kurulumuzca yapılmıştır. Fakat ben de Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olarak bu sözleri sarf eden milletvekili ve milletvekillerini kınıyorum ve gönül isterdi ki bu sözler geri alınsın ve özür dilensin.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en son konuşmacı kürsüde maalesef kabul edilemez sözler sarf etmiştir; Türk askerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Genel Kurula yönelik tahkir edici, kışkırtıcı, iftira ve töhmet içeren ve bize göre etnik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu kadar mı efendim?

BAŞKAN – Sayın Akçay, tamamlayınız lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Bu sözleri de kınıyorum. Bu provoke edici konuşmalar, özellikle toplumu ve insanları geren bir sonuç da doğurabilmektedir. Şunu söylemek isterim ki Türk askeri dünyanın erdemli, asil ve kahraman bir askeridir. Askerimiz, polisimiz, hain teröristlere karşı vatan müdafaası yapmaktadır. Yakaladığı teröriste bile parkasını verip icabında cebine harçlık koyan Türk askeridir. Türk askeri oruç ağzıyla, teröristin mağdur ettiği insanlarımızı alçak pusular içinden canı pahasına çıkarırken şehit oluyor. Türk askeri, vatan müdafaası yapıyor. Bu görev esnasında eğer hukuk dışı davranışlar olur ise disiplin ve yargıda gereken elbette yapılır ve yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ancak birtakım muhal, münferit hadiseleri kürsüden dile getirmek suretiyle genelleme yapmak son derece yanlıştır. Teröristlerin, onların yandaşlarının kahraman Mehmetçiğimize söyleyeceği tek söz olamaz diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Demirel yukarıdayken kendilerine haber ulaşmadığı için yetişemediklerini söyledi. Onun değerlendirmesinden sonra yapayın ben değerlendirmemi dilerseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, konuşmanızın hepsini dinleyemedim çünkü zamanımın bir kısmı yolda geçti. Biz daha önce de bu tür durumlar olduğunda grup başkan vekilleriyle arkada bir araya geldiğimizde istişare yaptığımız süreçler oldu. Bu Genel Kurulda söylenen çok ağır sözler oldu, çok ağır davranışlar oldu. Bugün yine aynı şekilde grubumuz adına kürsüden konuşan hatibe bile tahammül edilmeyen bir yaklaşım söz konusu. Defalarca bunları biz buradan eleştirmişiz, defalarca değerlendirmişiz. Yani konuşması bittikten sonra eleştirmek isteyen ya da cevap vermek isteyen kalkıp kürsüden cevap verebilir. Buna bile müsaade, konuşmasının son dakikalarının bile dinlenmesine müsaade edilmeyen müdahale edilen bir süreç yaşadık burada. Bunu asla kabul etmediğimizi ifade etmek istiyorum. Yaşanan bu gerginlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Uzun olacak bir değerlendirme çünkü sonuçta bir açıklık getirmek zorundayım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tahammül yok işte.

BAŞKAN – Siz devam edin Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Şimdi, bu tür süreçleri daha önce de yaşadık. Yani çok ağır ithamlar, çok ağır sözler ifade edildi burada. Ben şunu çok açık ve net olarak ifade edeyim ki: Bu Parlamentoda hangi partiden olursa olsun kullanılacak sözlerin hiçbirini tasvip etmediğimizi, parti olarak tasvip etmediğimizi ifade etmek istiyorum. Yani gerçekten haddini aşan ya da gerçekten söylediği kelimelerin gereksiz olduğunu ya da söylenmemesi gerektiğini defalarca ifade ettik; kabul etmediğimizi, yaklaşımın bu yönlü olmaması gerektiğini defalarca ifade ettik. Bugün, burada da aynı şekilde bizim… Zaten tutanaklarda var, siz karar vermişsiniz Başkan, aslında yetişemedim ben. Hani arkada daha önce de ben istişarelere katıldığım için söyleyelim, normalde bu tür durumlarda grup başkan vekilleriyle birlikte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Başkanım…

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Bir buçuk saat bekledik, bir buçuk saat!

Ayşe Keşir

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Bir buçuk saat ya!

BAŞKAN – Buyurunuz mikrofonunuzu açıyorum Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Biz, bu tür durumlarda saatlerce, bir buçuk saat, hatta bir gün bile ara verdiğimiz süreçler oldu, kapattığımız süreçler de oldu, bunların hepsini yaşadık. Yani burada, Genel Kurulda yaşayanlarız ve biliyoruz, bu süreci yaşadık. Sizin de gördüğünüz gibi tutanaklar tam olarak elime ulaşmamıştı, sonra gelip biz, sizinle birlikte baktık ve siz ara verdiğinizde ben arkadaşlarla görüşmeye gittim, tutanakları alıp göstermeye çalıştım.

Şimdi, burada bir defa şunu çok net olarak ifade etmek istiyorum: Biz asla ve asla bu ve buna benzer kelimelerin bizim grubumuzdan bir milletvekilinin ya da başka bir partinin grubundan bir milletvekilinin söylemesini kabul etmiyoruz, parti olarak kabul etmiyoruz, birey olarak da ben kabul etmiyorum, bunu bir şekilde ifade etmek istiyorum.

İkincisi, biz daha arkadaşımızla görüşmeden, daha bu süreci değerlendirmeden, siz oturumu açıp direkt sanki biz yokmuşuz gibi -yani burada değildik ama- bu süreçte beraber…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT ÖZTÜRK (Muğla) – Bir buçuk saat ne yaptınız? Bir buçuk saat ne yaptınız ya?

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri, lütfen efendim.

Mikrofonunuzu açıyorum Sayın Demirel, son bir dakika efendim.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şunu da çok net ifade etmek gerekiyor, çok net söylemek gerekiyor ki, bu Genel Kurulda söylemlere tahammül edilmeyen bir durum söz konusu ve fiziksel şiddet söz konusu. Siz oturumu kapattıktan sonra… Ki bu tutanakta da var, ben kabul etmediğimi ifade ettim, söylüyorum. Ama bu tutanakta kime söylendiğine dair bir bilgi yok, tutanakta öyle bir şey yok çünkü AK PARTİ sıralarından gürültüler ve bağırmalar söz konusu. Oradan gelen kelimelere ve söylemlere ilişkin herhangi bir bilgi tutanakta yok ama oradan büyük bir bağrışma söz konusu. Onların da keşke ne olduğu, söyledikleri sözlerin ne olduğu tutanaklara geçmiş olsaydı da biz burada daha adaletli bir değerlendirme yapmış olsaydık Başkan. O yüzden, şunu çok net söyleyeyim: Biz daha değerlendirmeden bu karar verildi ama şunu asla ve asla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – …kabul etmiyoruz, daha önce de söyledim, şimdi tekrar söylüyorum: AKP sıralarından 50 ve 100’e yakın milletvekilinin grubumuza, sıralarımıza, bizim 3-4 milletvekilimize saldırmasına asla bu söylemler gerekçe olamaz. Ben çok net söyleyeyim ki fiziksel şiddetin burada uygulanmış olması asla kabul edilemez. Yani, bir grubun başka bir gruba gelip saldırıda bulunmasını da buradan kınamak gerekiyor.

Sadece kınamak değil, tabii ki her seferde olduğu gibi, şimdi de kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Sayın Özel

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, hiçbirimizin yaşamak istemediği olaylar yine yaşandı. Öncelikle, ilk kısmında zaman zaman basın-yayın organlarında haberleri yer alan ve daha önce HDP’li konuşmacının dile getirdiği bir mesele dile getirildi ama Silahlı Kuvvetlerin tümüne mal edilen bir dille dile getirilmiş olması gerçekten son derece rahatsız edicidir. Bundan grup olarak üzüntü duyuyoruz. Ama, bu tip olaylar -içeride konuşuldu- eğer varsa iç disiplin mekanizmalarıyla en şiddetli şekilde soruşturulup cezalandırılmalıdır ama bu tip söylentiler, olaylar veya fotoğraflar, bunun gerçekliği bütün Silahlı Kuvvetlere mal edilemez.

Gerilimin başladığı o noktadaki o ifadeleri talihsiz buluyoruz. Daha sonraki süreçte tutanağa yansıyan ve sizin ifade ettiğiniz kelimeler bu Meclis çatısı altında kim tarafından söylenirse söylensin, mutlaka geri alınması özür dilenmesi gereken ifadelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurunuz Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Zaman zaman yüksek tansiyonda bizim grubumuzdan da benzer ifadelerin kullanıldığı durumlarda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, grup başkan vekilleri hep bunu içerideki istişarelerden sonra telafi etme ve bir cezaya gerek olmayacak şekilde çözme yoluna gittiler. Bunun böyle yapılması gerekirdi, bunun olanaklı olması gerekirdi; olmadı. Burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun tavrını, kullandığı oyu, yüce Meclisin dikkatlerine sunuyorum. Bu sözü söyleyen başka partiden olunca başka davranıp iktidar partisinden olunca böyle cezaların verilmemesi olayının da; bugünün bir milat olarak, bundan sonra kim söylerse söylesin iktidar partisi grubunun bu şekilde davranması gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca böyle ifadeler veya kullanılan ifade ne olursa olsun, 3 milletvekiline karşı 100 milletvekiliyle ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum Sayın Özel.

Süreyya Sadi Bilgiç

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, Sayın Akçay’ı iki dakika konuşturdunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …bir linçle sonuçlanabilecek saldırının kabul edilebilir bir tarafı yok.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ne alakası var ya?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yani çoğunluğa güvenip şunu yapıyorsunuz, bunu yapıyorsunuz diyoruz da çoğunluğa güvenerek gidip de 3 milletvekilinin üzerine 150 milletvekiliyle, fiziki şiddetle gitmenin de savunulur bir tarafı yok, bunu da ifade edelim.

Çok teşekkür ederim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Saçmalıyorsun ya!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın Turan, mikrofonunuzu açıyorum, buyurunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Gazi Mecliste böyle keyifsiz bir tartışmanın bu kadar uzun süre devam etmesini mahcup olarak izliyoruz. İsterdik ki çok daha net bir tavır alınsın, isterdik ki tüm grup başkan vekilleri çok daha net bir şekilde, sokak ağzıyla bizi mahcup eden ifadeler kullanıldığı zaman, hep beraber “hayır” diyebilelim, kınamamızı yapabilelim. Ancak görüyorum ki bunda bile değişik gerekçeler bularak, değişik atraksiyonlarla usulen iş yapma tarafı öne çıkıyor. Üzüntümü ifade etmek istiyorum, burası Gazi Meclistir, buradaki dil… İdeolojimizin farklılığı, fikir farklılığımız başka bir şey, tartışma kültürü başka bir şey ancak söylemlere tahammül edilemediği iddia edilen söylemleri biz söylerken utanıyoruz, bunlara hâlâ gerekçe bulmak, bir buçuk saat zaman ayırıp da düşünmek, toplantı yapmak uygun değildir. Çok net olarak kınıyoruz, ayıplıyoruz. Disiplin hükümleri zaten uygulandığı için de teşekkür etmek istiyorum. Ancak bundan sonra her grubun sadece kürsüde değil bu çatının altında daha dikkatli bir dil kullanmasını istirham ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sayın Başkan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurunuz.

Fikri Işık

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, bu özellikle biraz önceki tartışmayla ilgili tutanakları ben de Millî Savunma Bakanı olarak, özellikle Hükûmet temsilcisi olarak bir kez daha inceledim. Bir kere burada Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik ifade edilen ağza alınmayacak her türlü ifadeyi ifade sahibine aynen iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu noktada, özellikle terör örgütünün bölgede aldığı ağır yenilgi… Türk Silahlı Kuvvetlerinin orada bir tek sivilin kılına zarar gelmemesi için gösterdiği hassasiyet sebebiyle bölge halkından aldığı takdirden dolayı, terör örgütünün sözcülüğüne soyunan bazı çevrelerin oradaki terörle mücadelede gösterilen hassasiyetten dolayı, bölge halkının teveccühünü kazanmasından dolayı çılgına döndükleri belli. Bu noktada, özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik bu iftirayı atanların bilmesi gereken en önemli şey, Türk Silahlı Kuvvetleri hukuka bağlı, hukukun içerisinde kalarak teröristle mücadeleye sonuna kadar devam edecek, bunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmaya yönelik bu tip söylemlerin, bu söylemleri yapanlara karşı, ortaya koyanlara karşı da hiçbir faydasının olmadığını herkes görecek. Bu mücadele kararlılıkla sürecek, bu mücadele sürerken de Türk Silahlı Kuvvetleri de diğer güvenlik güçlerimiz de hukukun içerisinde kalacak. Bireysel olarak yanlış yapan varsa da buna elbette ki hukuk çerçevesi içerisinde gereken de yapılacak.

Ben buradaki ifadeleri bir kez daha kesinlikle telin ettiğimi ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

60’ıncı madde çerçevesinde bu konuda kimseye artık söz vermeyeceğim, konu yeteri kadar konuşulmuştur, siyasi parti grupları görüşlerini ifade etmiştir.

Şunu ifade edeyim: Sayın Demirel bir şey söyledi, “Bizi beklemeden Genel Kurulu açtınız.” gibi bir şey söyledi. Sayın Demirel, ara verdik, arka tarafta toplandık. Ben bu ifade nedeniyle, bu ifadeyi sarf eden arkadaşımızın, Sayın Önlü’nün, özür dilemesi gerektiğini ifade ettim. Özür dilerse disiplin hükümleri uygulanmaz. Bunu bir şarta bağlamak doğru değil sayın milletvekilleri. Yani “Bu ifadenin muhatabı belli bir kişi değildir, tutanakta bir kişinin kastedildiği ifade ediliyor.” demek bu ifadeyi mazur görmek anlamına gelir, bunu hiçbir şekilde doğru bulmuyorum. Elli dakika bekledim, elli dakika bu görüşmeler sürdü. Siz gittiniz, görüştünüz geldiniz, sonra bir daha tutanağı alıp gittiniz “Geleceğim.” dediniz ama “Hemen gelin, rica ediyorum.” dedim size. Beş dakika bekledim, gelmediniz. Geldim, Genel Kurulu açtım çünkü bir saat dolmak üzereydi. On beş dakika daha ara verdim, gelmenizi bekledim, gelmediniz, o nedenle kınama cezasını Genel Kurula teklif ettim, Genel Kurul da kınama cezasını kabul etti. Bu konuda yapılacak başka bir işlem yoktur.

Önerim, bu çatı altında, sadece Genel Kurul çalışmalarında değil, sadece bu çatı altında da değil aslında, tüm siyasi üslubumuzla, ister Parlamento içinde, ister Parlamento dışında temiz bir dil kullanmaya gayret etmektir. Böyle bir cümleyi sarf eden kişinin önce o cümleden dolayı o pişmanlığı kendisinin yaşamış olmasını ben arzu ederim. Pişmanlık her şeyin başlangıcıdır, güzel şeylerin başlangıcıdır. Ben bir daha olmamasını diliyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

1.- Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/725) ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 387) (Devam)

BAŞKAN – 9’uncu madde üzerinde verilen Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, geri çekiyoruz önergeyi.

BAŞKAN – Önerge, sahipleri tarafından geri çekilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun 10’uncu maddesinde yer alan “askeri şahıslar” ifadesinin “askeri kişiler” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Özkan Yalım Kazım Arslan Özgür Özel

Uşak Denizli Manisa

Serdal Kuyucuoğlu Sibel Özdemir Dursun Çiçek

Mersin İstanbul İstanbul

Burcu Köksal Fatma Kaplan Hürriyet Ali Özcan

Afyonkarahisar Kocaeli İstanbul

Melike Basmacı Türabi Kayan

Denizli Kırklareli

BAŞKAN – Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz

Çağlar Demirel Bedia Özgökçe Ertan Ziya Pir

Diyarbakır Van Diyarbakır

Behçet Yıldırım Burcu Çelik Özkan

Adıyaman Muş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Çağlar Demirel, Diyarbakır Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Demirel.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu önerge hakkında konuşmadan önce, bugün yaşanan… Az önce Bakanın daha toparlayıcı bir üslupla ve bir yaklaşımla ifade etmesi gerekirken, daha dün sorduğumuz sorulara cevap alamazken yaklaşımını açıkçası nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum. Çünkü Sayın Bakan Hürşit Külter’in akıbetinden daha bize cevap vermedi. “Hiçbir sivilin kılına bir şey olmuyor.” dedi. Taybet Ana’nın, Miray bebeğin, bunların akıbeti daha ortaya çıkmadı. Onlarca, yüzlerce sivilin durumuna ilişkin burada defalarca ifade etmemize rağmen hâlâ akıbetinden bir şey çıkmadı.

Evet, ifade ettik, bizden önceki hatip de ifade etti. Şunu çok net söyleyelim: Evet “Araştırıyoruz, müfettiş gönderiyoruz, bakacağız.” deniliyor. Şunu çok net ifade edelim ki kadın bedenleri katledildi, işkence edildi ve çıplak bir şekilde teşhir edildi.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – PKK’lılar yaptı onu, PKK’lılar!

Çağlar Demirel

ÇAĞLAR DEMİREL (Devamla) – Yani şimdi, bunların ortaya çıkmaması, bunların açığa çıkmaması ve bunları normal görmesi, bizim bunları burada dile getirmememiz sizin için olabilecek şeydir ama biz bu yaşananları burada dile getireceğiz ve bu Genel Kurulda bunların hepsini tutanaklara geçireceğiz çünkü yarın öbür gün burada bunlarla yüzleşmesi gerekenler olacaktır. Çünkü, bunları yapanlar ya da bunların yapılmasına ilişkin talimat verenler bir gün mutlaka uluslararası düzeyde de olsa yargılanacaktır.

Bunun bugün burada bu yasa tasarısıyla üstünü kapatıyor olabilirsiniz, bir zırh getiriyor olabilirsiniz ama bunu yapanların olduğunu biz biliyoruz. İnternet sitelerinden bakın, sosyal medyada yer alan kendi sitelerinden bakın, bunlar açık ve nettir, kendi fotoğrafları açık ve net ortadadır. Bunlar kimdir? Defalarca sorduk, “Esedullah timi kimdir?” dedik, “Duvarlarda ‘Esedullah timi’ yazıyor.” dedik. Bununla IŞİD’in bağlantısı nedir? Sizin IŞİD’le bağlantınızı biliyoruz, tırlara silah doldurup gönderdiğinizi biliyoruz, bunları biliyoruz ama bununla birlikte, bugün Şırnak’ta, Cizre’de yaşananları ve 1990’lı yıllardan daha ağır bir şekilde bunların yaşatıldığını burada bir kez daha gözler önüne serip tüm kamuoyuna, topluluğa biz buradan aktarıp bilgilendireceğiz. Ama, siz bunun önünü kapatmak istiyorsunuz. Biz söyleyeceğiz; yaşadıklarımızı, gördüklerimizi ve bildiklerimizi söyleyeceğiz. Siz cezasız bırakabilirsiniz bunları ama bunu yapanların açığa çıkması ve cezalandırılması için biz burada bu yasa tasarısını kabul etmediğimizi ifade ettik, bundan sonra da ifade edeceğiz. Yani, bu yaşananlar, burada, Genel Kurulda yaşananlar… Az önce de söyledik, bütün AKP Grubunun sadece ele aldığı şey fiziki şiddet uygulamaktır. Yani, sıralara gidip fiziki şiddet uygulayarak bu sürecin üstünü kapatamazsınız. Belki bugün bu yasayı çıkaracaksınız. Daha önce de dedik -dün Bakan açıklamasında onu değiştirdi ama- EMASYA Protokolü’nü ifade ettik. EMASYA Protokolü’nün ayrıntılarını çok net biliyoruz; protokoldü, bunu yasallaştırıyorsunuz. Ama, şimdi bu yapılanların üstünü örtmek için bu yasayı getirdiğinizi de biliyoruz. Eleştireceğiz, eleştirmeye de devam edeceğiz çünkü yarın öbür gün bu yaşananlardan dolayı birçok insan yaşamını yitirecektir, keyfî uygulamalar söz konusu olacaktır. Sizin, biz bunları keşke önleseydik diyeceğiniz süreçler gelecektir. Biz bunun kaygısını biliyoruz. 1990’lı yıllarda, 1980’li yıllarda bunu gördük yaşadık ve bunu yaşayanlar bellidir. Ama o dönemi, 28 Şubatı burada kabul etmeyenler 28 Şubatın daha ötesine giderek bugün bunu yasalaştırarak daha fazla, daha ağır bir süreci önümüze getiriyor.

 

Sayın Bakan, sivillerin katledilmediğini söylüyorsunuz. Size yüzlerce isim verebilirim buradan; yani kadınları mı söylesem, çocukları mı, bebekleri mi söylesem, yaşlı adamları mı söylesem, hangisini söyleyeceğimi gerçekten…

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Yalan söylüyorsun!

ÇAĞLAR DEMİREL (Devamla) – Size şunu çok net olarak sadece söylemek istiyorum ki: Sizin getireceğiniz bu yasa AKP Hükûmeti olarak 2016 yılında bu yasayla altında kalacağınızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demirel.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu’nun 10. Maddesi’nde yer alan “askerî şahıslar” ifadesinin “askerî kişiler” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Özgür Özel (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Türabi Kayan, Kırklareli Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Kayan. (CHP sıralarından alkışlar)

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış buluyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP on dört yıldan beri Türkiye’yi idare ediyor. On dört yıldan beri devlet denilen yapının her taşını oynatmıştır. Tarımın yapı taşlarını oynatmıştır, tarımda çalışan insanlarımız, bugün, maalesef arazilerini satar duruma gelmişlerdir. Tarlasını işleyen çiftçilerimiz tarlasını işlerken battıkları için tarlasını işlemez hâle gelmişlerdir. Ekonominin yapı taşları yerinden oynatılmıştır. Ekonomi, bugün, sanayiden ziyade sadece alışveriş yapılan ticarethanelere dönüşmüştür, ticarethaneler ağırlık kazanmıştır. Bugün, AVM’den başka bir şey açılmayan bir ülke hâline geldik, sanayiyi bir tarafa ittik.

İçişlerinde aynı şekilde taşlar oynatılmıştır. Bugün, valilerimiz, AKP’nin il başkanı seviyesinde hareket ettirilmeye zorlanmaktadırlar. Bu, bir devlet valisini bugüne kadar hiç görmediğimiz bir tutum ve sergi içine sokmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu Hükûmet, aynı şekilde hariciyenin yapı taşlarını oynatmıştır. Hariciye dediğimizde, hepiniz biliyorsunuz, bizim “Yurtta sulh, cihanda sulh.” diye bir tabirimiz vardı ve dünyanın da gıptayla baktığı bir tabirdi. Bugün, ülkemizi yönetenler yurtta sulh, cihanda sulh değil, yurtta kavga, cihanda kavga istemektedirler. Onun için, bugün, Türkiye bu çıkmazın içinde bocalayıp duruyor.

Değerli milletvekilleri, millî eğitimimiz aynı şekilde. Millî eğitimimizin yapı taşları yerinden oynatılmıştır. 4+4’lerle ve bunun gibi çeşitli düzenlemelerle eğitimimizin iyice suyunu çıkarmışlardır. O yüzden 4+4+4’ü tekrar değiştirmeye yeltenmişlerdir.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet, Türkiye’yi kendisine staj alanı gibi görmeye çalışıyor. Hâlbuki stajlar daha iyiyi öğrenmek için yapılır ama maalesef daha kötüyü yaparak bu işin içinden çıkılmaz hâle geliyorlar.

Yargının yapı taşları değişmiştir. Yargıda, bugün, hepiniz biliyorsunuz, yüksek yargı başkanlarına çay toplatılan bir ülke hâline geldik. Değerli arkadaşlar, onurlu yargıçlarımızın düştüğü durumu hepiniz gözler önünde çok net bir şekilde görüyorsunuz.

Ordunun yapı taşları değişmiştir. Değerli arkadaşlar, bugün Türk ordusu dişleri sökülmüş bir aslana benzetilmeye çalışılıyor.

Değerli arkadaşlar, ordumuzun kozmik odasına girilmiştir. Ordumuz terör örgütü sıfatına sokulmuştur. Genelkurmay Başkanı bir terör örgütünün lideri durumuna düşürülmüştür ve içeriye atılmıştır. Yüzlerce üst düzeyde subayımız hem içeriye girmişler hem de burada canlarından olanlar, sağlık durumları, ruhsal ve bedensel sağlık durumları bozulan subaylarımız vardır.

Değerli dostlar, bunları biz daha önceleri de çok gördük. Biz sizlere söylüyoruz ki, bunları tekrar tekrar yaşamaya gerek yok, tarihten örnekler alarak bunun üstesinden daha rahat bir şekilde gelebilirsiniz.

II. Abdülhamit, amcası Abdülaziz’i deniz kuvvetleri öldürdü diye donanmayı Haliç’e hapsettirmişti. Haliç’e hapsedilen donanmanın ne bir bakımı yapılıyor ne de o donanmayla çıkılıp bir şeyler yapılıyordu ta ki donanmaya ihtiyaç duyuluncaya kadar. Girit Yarımadası’nı Yunanistan işgal edince Abdülhamit’in aklı başına geldi. O zaman donanmayı çıkardıklarında donanma Haliç’ten çıkıp Çanakkale Boğazı’nı geçememiştir çünkü bakımsızlıktan gemilerin tamamı dökülmüştür. Biz bunları daha önceden gördük sevgili AKP’liler.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Savunma sanayimizde neler üretiyoruz, bir bakın.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Üretmiyorum, ben tarihten örnekler veriyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bence siz 1940’lara gelin…

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – II. Mahmut, hiçbir hazırlık yapmadan Yeniçeri Ocağını kapattıktan sonra kendi valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın oğluna yenilmiştir ve “Sayın Padişahım, bu ben biçim iş?” dedikleri zaman da Rusya’dan yardım istediğinde…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kayan.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) -…verdikleri cevabı hepiniz biliyorsunuz, “Suya düşen yılana sarılır.” demiştir.

BAŞKAN – Sayın Kayan, teşekkür ederim.

TÜRABİ KAYAN (Devamla) – Sevgili AKP’liler suya düşmeden, yılana sarılmaya gerek kalmadan aklınızı başınıza devşirin diyorum. O zaman bu ülkeyi daha iyi yönetirsiniz diyorum.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri okutuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Önergeyi çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge önerge sahipleri tarafından geri çekilmiştir.

Şimdi, diğer önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Çağlar Demirel Bedia Özgökçe Ertan Ziya Pir

Diyarbakır Van Diyarbakır

Behçet Yıldırım Burcu Çelik Özkan

Adıyaman Muş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Behçet Yıldırım, Adıyaman Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

SAİT YÜCE (Isparta) – Ramazana saygısı yok Başkan ya! On dakika kaldı iftara, hiç insafınız yok mu sizin ya! Bu saatte önerge verip konuşuyorsunuz, yakışıyor mu size?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Başkan, yaklaşımı görüyorsunuz. Genel Kurulda yaklaşımı görüyorsunuz.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Sayın Başkan değerli milletvekilleri; 387 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 11’inci maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Dün şöyle bir söz söylemiştim: “Öyle büyük boş laflar vardır ki içinde bir millet esirdir.” Bu lafların temelini “vatan hainliği”, “terörle mücadele” gibi kavramlardan dolayı ana muhalefetin bu lafların esiri olduğunu belirtmiştim. Yoksa “Ana muhalefet iktidarın esiridir.” demedim, “Boş lafların esiridir.” demiştim, bunu düzelteyim.

Açıkçası Kürt sorunu olunca başta ana muhalefet olmak üzere herkes, her kesim akıl tutulması yaşıyor. Örneğin, medyatik bir meslektaşım var Doktor Canan Karatay, biraz sonra yemeğe gideceğiz. “Onu yiyin, bunu yiyin, bunu yemeyin, şunu yemeyin.” diyen Canan Karatay hanımefendiyi dolandırmışlardı. Herkese akıl veren bu hanım, geçen yıl PKK’nin adı kullanılarak dolandırılmıştı, elinde avucunda ne varsa paket yapıp dolandırıcıya teslim etmişti. Sonra, olayın PKK’nin işi değil, dolandırılma meselesi olduğu açığa çıkmıştı. Canan Karatay hanımefendi kendisini şöyle savunmuştu: “Ben bir akıl tutulması yaşadım. Hiçbir şeyi sorgulamadan gidip parayı teslim ettim.” Evet, şu anda da başta ana muhalefet olmak üzere, mesele Kürt olunca herkes bir akıl tutulması yaşamaktadır.

Yasa tasarısında masum insanları korumaktan bahsediliyor. Masum insanların nasıl korunduğu, evlerinin başlarına nasıl yıkıldığı, tank ve topların şehirlerde neler yaptığını, sokağa çıkma yasağının olduğu her il ve ilçede masum vatandaşların başını sokabileceği evinin kalmadığını, çocukların öldüğünü, insanların cenazelerinin haftalarca sokaklarda bekletildiğini, hatta cenazelerini buzlukta bekletmek zorunda kaldıklarını gördük. Ailelere cenazeleri bile… Çocuklarının, kardeşlerinin, babalarının yanmış bedenleri verildi. Kimi cenazelerin, şu anda, kime ait olduğu bile açığa çıkamıyor. Yani, bu mudur terörle mücadelede masum vatandaşları korumak?

Yine, kamu görevlilerinin haksız iddialarının yıpranmasının önlenmesinden bahsediliyor. Siz, bütün bu suçları yargı kapsamı dışına çıkararak bu kamu güvenliğini ve kamu görevlilerinin itibarını koruyamazsınız.

 

Her gün bu sıralarda “Millet iradesi, millet iradesi…” diyorsunuz, her gün bu sıralarda atanmışlar, seçilmişlerden üstün değildir edebiyatı yapıyorsunuz. Ancak neredeyse tüm atanmışlara yargılanmama garantisi veriyorsunuz. Ancak halk adına ve burada diğer alanlarda düşüncelerini ifade eden vekiller hakkında dokunulmazlığı kaldırıyorsunuz. Bu mudur sizin hukuk devletiniz?

Yaptığınız bu düzenlemeyle ülkeyi cehenneme çevireceksiniz, yargıdan beklediği adaleti göremeyen halkı da kendi adaletini gerçekleştirmeye yönlendireceksiniz. Sonuçta, değil polis devleti, bir mafya toplumuyla karşı karşıyayız.

Darbe süreçlerinde ne olduysa burada yine hepsi olacaktır. Akademisyenler tutuklanacak, memurlar görevden alınacak, insanlar en basit bir muhalefette bulunma girişimlerinde bile cezaevlerine alınacak, demokratik kurum ve işleyişler göstermelik olarak var olacak, esasen tümden devre dışı bırakılacak, Anayasa askıya alınacak, şehirlere askerler inecek, şehirler tank ve toplarla yıkılacak ve bu sadece ülkenin doğusunda değil, her tarafında olacaktır. Bugün oluşacak bu durumlara “terörle mücadele” adı altında göz yuman iktidarı destekleyen muhalefet de bundan payını alacak ama iş işten geçmiş olacaktır. Bu baskıcı dikta rejiminin taşları, topyekûn iktidarı ve muhalefetiyle birlikte döşenmektedir.

Askerî vesayeti ortadan kaldırmakla, olağanüstü hâli kaldırmakla övünen Hükûmet, sokağa çıkma yasaklarıyla, hukuksuz uygulamalarıyla olağanüstü hâl uygulamasını katbekat aşan, bir darbe sürecinde bile görülmeyen suçlara iştirak etmiş, işlediği bu suçları da askerî vesayete teslim ederek getirdiği düzenlemelerle kurtulmaya çalışmaktadır.

Bu yasanın Türkçesi: “Toplumsal olaylara müdahale ederken, sokağa çıkma yasağı sürecinde, gördüğümüz suç teşkil eden bütün uygulamaları yapabilirsiniz, insanların evlerine girebilir, evlerde hakaret ve suç teşkil eden yazılar yazabilir, yaşam hakkını ihlal edebilir, kadın bedenini teşhir edebilir, ölüleri panzerlerin arkasında sürükleyebilirsiniz.” demektir.

Ülkenin en can alıcı sorununu çözemeyen siyasetin, bir proje, bir program ortaya koyamayan, bu anlamda başarısız bir hükûmetin günahını askere havale etmekten başka bir şey değildir. Halkın yüzde 50’sinin iradesini alan AKP ve Erdoğan, şu anda halktan aldığı bu iradeyi askere teslim etmiş bulunmaktadır bu yasalarla. Sorunu barışçıl yollarla çözme yeti ve becerisi olmayan Hükûmet, tamamen kendisinin de tasfiyesiyle sonuçlanacak klasik, ezber, güvenlikçi bir yaklaşıma teslim olmuştur. Bugün sırf iktidarda kalmak adına yaptığı hukuksuz iş ve eylemleri, güvenlikçi politikaları dönüp dolaşıp kendisini vuracaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Başka bir şey daha öğrendim: Millî vekillik demek ki 50 kişiyle, 100 kişiyle 3 kişiye saldırmaktır. Millî vekillik buymuş, bunu da burada öğrenmiş olduk.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın hatip dün yaptığı konuşmasından alıntılar yaparak grubumuza yaptığı bir hakareti tekrar etti. Ama saat ve şartlar göz önüne alındığında, o hakareti kabul etmediğimizi, kendilerine iade ettiğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın çerçeve 12’nci maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine eklenen (j) fıkrasının (7)’nci bendine “Beşinci ve altıncı bentlerde yer alan hükümler” ibaresinden sonra gelmek üzere “geçici köy korucuları ve gönüllü korucular ile” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Turan Ramazan Can Necip Kalkan

Çanakkale Kırıkkale İzmir

Kerem Ali Sürekli Zehra Taşkesenlioğlu Fuat Köktaş

İzmir Erzurum Samsun

Hakan Çavuşoğlu Mehmet Akyürek Mehmet Ali Pulcu

Bursa Şanlıurfa İstanbul

Ceyda Bölünmez Çankırı Abdurrahman Öz Murat Alparslan

Mardin Aydın Ankara

Ayşe Sula Köseoğlu Halis Dalkılıç Hacı Bayram Türkoğlu

 

Trabzon İstanbul Hatay

Abdullah Öztürk Mustafa Ilıcalı Mehmet Demir

Kırıkkale Erzurum Kırıkkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 12’nci maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine eklenen (j) fıkrasının (5)’inci, (6)’ncı ve (7)’nci bentlerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İlhan Cihaner Ali Şeker Nurettin Demir

İstanbul İstanbul Muğla

Özgür Özel Haydar Akar Mustafa Sezgin Tanrıkulu

Manisa Kocaeli İstanbul

Şenal Sarıhan

Ankara

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Çağlar Demirel Bedia Özgökçe Ertan Ziya Pir

Diyarbakır Van Diyarbakır

Behçet Yıldırım Burcu Çelik Özkan Erdal Ataş

Adıyaman Muş İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Erdal Ataş, İstanbul.

Buyurunuz Sayın Ataş. (HDP sıralarından alkışlar)

ERDAL ATAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; haftalardır tartışılan askere dokunulmazlık ve askerî vesayet temelinde kamuoyunda dile getirilen bu yasa tasarısının yani 387 sayılı Yasa Tasarısı’nın bütün bu saymış olduğumuz, karşı çıkmış olduğumuz, kamuoyunda da tartışılan hemen hemen bütün maddelerinin tümünün içerdiği ana madde 12’nci madde. Yani bu maddede, aslında bu tasarının yani bizim askerî vesayet olarak eleştirdiğimiz, sivil vesayetin bir tarafa bırakılarak askerî yetkililere tüm yetkilerin devredildiği biçimde ifade ettiğimiz bu yasa tasarısı 12’nci maddede ifade edilmiş oluyor. Ne var 12’nci maddede? 12’nci maddede, operasyonlarda birliğin çapı, teşkilatların konumlandırılması, kapsayıcı alanı -yani kaç ili kapsayacağı- bunun ne kadar süreceği ve benzeri noktalardaki bütün bu yetkilerin tümü Genelkurmaya devredilmiş durumda. İstihbarat yürütme, istihbarat birimlerinden bütün istihbari birimleri isteme ve bu doğrultuda operasyon yapma hakkının tümü askerî yetkililere, Genelkurmaya devredilmiş durumda. Ortak operasyonlarda yetki, bütün kolluk güçleri içerisinde en etkin ya da en yetkili komutana devredilmiş durumda. Hâkim ve savcıların tümü devre dışı bırakılmış durumda. Komutanın kendi yetkisiyle istediği eve operasyon yapma, istediği evde arama yapma izni ve kararı da yine askerî yetkililere verilmiş durumda. O operasyonlar süreci içerisinde, olası, ortaya çıkacak olan bütün zararların tümü devlet tarafından karşılanacak.

Yine aynı şekilde, Anayasa ve ceza hukukunun tümü rafa kaldırılmış durumda. Yani Genelkurmay ve kuvvet komutanlarının tümünün yargılanması Başbakanın izniyle sürdürülmüş oluyor. Yani Anayasa’da herhangi bir suçun, nasıl hepimiz için eşit çerçevede dile getirilmesi ve hukuk mercilerince ele alınması gerektiği ifade edilmesine rağmen maalesef, bu getirilen yasayla kuvvet komutanları da dâhil olmak üzere askerî yetkililerin tümünün yargılanması, Anayasa ve ceza hukuku da bir tarafa bırakılarak Başbakana, bakanlara, valiye ve kaymakama devredilmiş durumda.

Yine aynı şekilde, harcamalar Millî Savunma Bakanlığının bütçesinden harcanmış olacak. Suçlar, eğer herhangi bir meselede bakan ya da diğer yetkililer yargılama onayı verirlerse bunların bir bütünü de askerî mahkemelerde yargılanmış olacak ve askerî suçlar çerçevesinde ele alınmış olacak.

Sayın Bakan dün konuşmasında şöyle diyordu: “Yani, biz yetkileri kimseye devretmedik. Biz de zaten böyle bir problemden kaynaklı bu meseleye karşı çıkıyoruz.” Yani, Anayasa ve ceza hukukuyla bir şekilde sınırlandırılmış olan bütün kolluk kuvvetleri, bütün Meclis ve vatandaşların tümü bu mesele içerisinde eşit temelde durması gerekirken, maalesef bu mesele bakanın yetkisine devredilmiş durumda. Yani, hangi partiden olursa olsun, herhangi bir bakan Anayasa’da çok açık bir şekilde işlenmiş bir suçu herhangi bir komutanın işlemesi hâlinde ona “hayır” diyebilecek ve Anayasa’nın tümünü reddederek askerin istediği biçimde istediği suçu işlemesini onun eline devretmiş oluyor.

 

Bütün bunların tümü dokunulmazlıklar çerçevesinde garanti altına alındığı için görülen mesele şudur: Yani, bu ülkede siyasetçilerin tümüne dokunulmazlık getirilmiş durumda, bu ülkede bütün halkın, bütün sivil toplum örgütlerinin, demokratik kuruluşların tümünün yargılanması serbest ama Cumhurbaşkanı, bakanlar, askerî yetkililer, bunların tümü, Anayasa’da hangi suç olursa olsun, bunların herhangi birini işlemeleri hâlinde hiçbir şekilde cezayla karşı karşıya kalmamış olacaklar.

Biz biliyoruz ki bütün bu meselelerin yani alınan bu önlemlerin hepsi belki de kırk defa uygulandı yani bir sürü askerî darbeleri biliyoruz, muhtıraları biliyoruz, bu tür yasaları biliyoruz, EMASYA’yı biliyoruz. Bunların hiçbir tanesi bu ülkedeki sorunları çözmedi. Bu sorun, Kürt sorununun çözümünün askerî vesayetle çözülmesi üzerine atılmış yeni bir projeden başka bir şey değil, bununla asla bir yere gidemeyiz. Meclis bir an önce bu politikadan vazgeçerek sivil vesayetle bu sorunları çözme anlayışını ön plana çıkarmalıdır diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ataş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Karar yeter sayısı istiyoruz Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istenmiştir, karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 12’nci maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine eklenen (j) fıkrasının (5)’inci, (6)’ncı ve (7)’nci bentlerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Özgür Özel (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

Önerge hakkında konuşmak isteyen İlhan Cihaner, İstanbul Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Cihaner. (CHP sıralarından alkışlar)

Koştuğunuz için teşekkür ederim. İftar saatini siz de planladınız sanıyorum.

İLHAN CİHANER (İstanbul) – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine eklenen (j) fıkrasının 5, 6 ve 7’inci bentlerinin madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.

Aslında bunu biraz önce yapılmış olan tartışmayla bağlantılandırmak istiyorum. Biraz önce HDP adına konuşan hatip birtakım iddialar dile getirdi ve AKP’li milletvekillerimiz de bu iddiaların gerçek olmadığını söyledi. Tam da burada, tartışmalar sonrasında Erkan Akçay Bey bu tarz iddiaların orduya yakıştırılamayacağını, bunun da disiplin ve yargıda ayıklanacağını söyledi. Ama işte bu yasayla, bu tasarıyla bunun önü kapatılıyor. Yani, bu iddialar iddia olarak kalacak çünkü getirilen maddelerle tam bir dokunulmazlık getirilmiş oluyor. Üstelik sadece orduya değil… Genellikle ordu eksenli yürüyor tartışmalar.

Madde şöyle diyor ve buna bir de korucular ekleniyor şimdi getirilen teklifle: “Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri askerlik hizmet ve görevlerinden, bu faaliyetler sebebiyle işlendiği iddia edilen suçlar ise askerî suç sayılır.” diye başlıyor, “Türk Silahlı Kuvvetleri personeli dışındaki memur ve diğer kamu görevlilerinin…” yani kamu görevlisi kapsamı tanımına uyan herkes için bu dokunulmazlık getiriliyor. Bu dokunulmazlık o kadar geniş bir dokunulmazlık ki milletvekillerinden daha fazla.

Daha birkaç ay önce burada milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Ki milletvekillerinin, suçüstü ve ağır cezalık bir suçüstü hâlinde dokunulmazlığı yoktur.

Getirilen bu maddeyle, kesinlikle suçüstü bir hâl olsa bile, ağır cezalık bir suç olsa bile, ilgililer hakkında soruşturma izni verilinceye kadar, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirine başvurulamayacak.

Sadece bu değil arkadaşlar, biz, hatırlayın, 2005 yılındaki CMK değişiklikleri, yargıyla ilgili değişiklikler, arama, gözaltı, yakalama gibi tedbirler tartışılırken, savcıya verilecek yetkileri bile o kadar kıskançlıkla tartışıyorduk ki ağırlıklı olarak, yetkilerin hâkim tarafından verilmesini istiyorduk ama bu yasayla, kaldırılmasını istediğimiz maddeyle şöyle bir yetki veriliyor: “…konuta, işyerine veya kamuya açık olmayan kapalı alanlar ile bunların eklentilerine can veya mal güvenliğinin sağlanması ya da kişinin yakalanması amacına münhasır olmak üzere, yetkili birlik komutanının yazılı emriyle…”

 

Şimdi, bu yetkili birlik komutanının yazılı emriyle verdiğimiz bu yetkiye, şu anda, Türkiye’de savcılar bile birçok noktada sahip değil. Bu yetkileri veriyoruz.

Peki, tam da bu aşamada yani Hükûmet terörle mücadelede başarıya ulaştığı, PKK’nın belini kırdığı, bu işin bittiğini söylediği bir anda niye getiriyor bunu?

Bir kere, bu, sadece terörle mücadele amacıyla çıkarılmış gibi, Türkiye’nin belli bir bölgesiyle ilgili çıkarılmış gibi gösteriliyor ama verilen yetkinin, Türkiye’nin her tarafında kullanılması söz konusu.

Bunun dışında, siyaseten şunu ima ediyor: Artık, barışçıl ve demokratik bir çözüm yerine, şu anda tutulan yolun yani güvenlikçi politikaların bundan sonra da devam edeceğini gösteriyor.

Bu, şu demektir: Bugüne kadar, operasyonlar başladığından bu yana 500’ün üzerine ulaşan şehit sayısının daha fazla artacağını, Sur gibi, Cizre gibi, işte Nusaybin gibi yerle bir olan kentlerin, yerle bir edilmesine devam edeceğini de ima ediyor. Onun için de böyle bir sıkıntı var.

Ya bir yanlışlık var burada ya da işlenmesi şimdiden öngörülen suçlara dair şimdiden bir dokunulmazlık öngörülüyor. Hangisi doğru olursa olsun bu yanlıştan mutlaka Meclisin dönmesi gerekir. Unutmayın ki eğer Türkiye’deki siyasi iklim değişirse bu getirilen yasa maddeleri askeri de korumayacaktır. Hatırlayın İlker Başbuğ’un tutuklanmasını. Anayasa’da yazılıydı Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Yüce Divanda yargılanacağı ama yargı sistemi tanımadı, bağırttıra bağırttıra hem kuvvet komutanlarını hem de Genelkurmay Başkanını yetkisiz, hukuksuz bir mahkemede yargıladı. Dolayısıyla, her şeyden önce bizim yeniden demokratik ve barışçıl çözüm yöntemlerini hedef alan bir perspektife ihtiyacımız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAN CİHANER (Devamla) – Aksi takdirde, bu korumaların sonu gelmeyecektir. Koruculardan sonra hangi memurlara kadar ineceğini hiçbirimiz kestiremeyeceğiz. Bu yetkinin nerede kullanılacağını da hiçbirimiz bugünden bilemeyiz. Belki İstanbul’da kullanılacak, belki çok daha barışçıl gösteriler nedeniyle kullanılacak. Dolayısıyla, bu maddelerin çıkarılması elzemdir. Hükûmet başarısız olduğu bir anda yakan topu, yanan topu ordunun kucağına bırakmıştır. Bilhassa ordunun karşı çıkması gerekir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Cihaner.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı isteniyor, karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 387 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın çerçeve 12’nci maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesine eklenen (j) fıkrasının (7)’nci bendine “Beşinci ve altıncı bentlerde yer alan hükümler” ibaresinden sonra gelmek üzere “geçici köy korucuları ve gönüllü korucular ile” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Turan (Çanakkale) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLİ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle hukuki korumaya ilişkin hükümlerden kamu görevlisi olan geçici köy korucuları ile gönüllü korucularının da yararlanacağının özel olarak vurgulanması ve uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınızı sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar