Dolar : Alış : 7.3708 / Satış : 7.3841
Euro : Alış : 8.9420 / Satış : 8.9581
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya17°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11277 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Savaş ve Barış ve de Su

17 Mayıs 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Savaş ve Barış ve de Su
Savaş ve Barış ve de Su

Savaş ve Barış ve de Su – Laura Tuck

Hindistan ülkesi şimdilerde yıllardan beri karşı karşıya olduğu en berbat kriz olan su sorunu kriziyle cebelleşiyor. Hindistan nüfusunun (1.252.000.000) dörtte biri oranında, yani 330 milyon insanın kuraklık kurbanı olduğu tahmin ediliyor. Etiyopya da, ürün rekoltesinin önemli bir kısmının heba edilmesine ve nüfusun üçte ikisinin gıda maddesi kıtlığı çekmesine neden olan,yakın tarihinin en kötü kuraklık sorunuyla karşıyadır. Böylesi şartlar altında kaynak kıtlığından dolayı sosyal gerilim riski de yüksek düzeyde oluyor.

Geçmişte yaşanan bu derece ciddi boyutlardaki kuraklık olgusu komşu devlet ve topluluklar arasında anlaşmazlıklara ve hatta savaşlara neden olmuştur. Tarihi kaynaklara göre kuraklık nedeniyle patlak veren çatışmaların/savaşların ilki,  günümüz Irak topraklarında, Dicle ve Fırat nehirleri arasında,- bu nehirlerin birleşme bölgesinin kuzeybatısında, Uruk şehrinin doğusunda -,  kurulan bir site devleti olan Lagaş yönetiminin, eski bir Sümer şehri olan Umma’da sulamada kullanılan suyun kesildiği zaman, yaklaşık olarak 4500 yıl önce meydana geldiği anlaşılıyor. Su kaynakları üzerinde egemenlik eski Çin’de şiddetli çatışmalara neden olmuş ve Firavunlar ülkesi Mısır’da da istikrarsızlıkların yaşanmasının fitilini ateşlemesine yol açmıştır.

Günümüz dünyasında, ülkeler arasında gelişen diyalog süreçleri ve sınır boylarında yaşanan ikili işbirliği anlaşmaları nedeniyle su kaynakları üzerinde anlaşmazlık durumunun pek yaygınolmadığı görülüyor. Ancak, ülkelerin kendi içerisinde, kaynağı yetersiz bu değerli madde su üzerinde rekabet, özellikle iklim değişikliği olaylarından dolayı kimi zaman uç noktada denilebilecek taşkınlık olaylarında artış olduğu dönemlerde, zor şartlar altında geçimini sağlayan topluluklararasında istikrarsızlığın ve çatışmanın daha yaygın kaynağı olmuştur.

Dünya bankasınca daha yakınlarda hazırlanan “High andDry : ClimateChange, WaterandtheEconomy” başlıklı raporda sınırlı ve düzensiz su  kaynağı mevcudiyeti ekonomik büyümeyi geriletir, ülkeden göç olmasına yol açar ve sivil çatışmaların olmasını tetikler. Bu durum yerine göre daha büyük güç olgularına neden olur, halkın daha uzak diyarlara ve potansiyel olarak da daha fazla istikrasızlığın yaşandığı bölgelere göç etmesine yol açar.

Bu tür bir sosyal döngü on yıllardan beri, daha belirgin olarak, bazı bölgelerde yaşanıyor. Sahra-Altı Afrika’sında, 20 yıldan fazla bir zaman diliminde, yağmurun toprağa düşme oranının düşük olduğu dönemlerde şiddetli toplumsal olaylar, iş savaşlar ve rejim değişiklikleri meydana geldiğini görüyoruz. Hindistan ve Afrika ülkeleri birçok kırsal kesim bölgelerinde yağmurun toprağa düşüş oranında azalma olması, başta belirli şehirler olmak üzere, sudan faydalanma imkânının daha çok olduğu iç bölgelere veya sınır ötesi bölgelere doğru göç etmede itici etken olmuştur.

Dünya Bankasınca hazırlana raporda; Tarım sektörünün hala da çalışan kesimin istihdam kaynağı olduğu yarı kurak Sahra sınır boyunda veya Sahra sahanlığında tropik ve alt-tropik otlaklar ve çalılıklardan oluşan savanların olup, Sahel diye adlandırılan Afrika ve Ortadoğu’dabazı bölgelerde kullanılabilir temiz su kaynağı kıtlığı topluluklar arasında çatışma riski çarpanı görevini görebilir. Su kaynak kıtlığından dolayı sosyal çatışmalar döngüsünü başlatabilir, şiddetli toplumsal olayların çıkmasına neden olabilir, kitlesel göç olaylarına yol açabilir.

Halkın sağlıklı gıda maddelerinden mahrum kaldığı yoksunluk, sefalet ve sosyal çatışmaları önleyebilecek yol hala da tükenmiş değil. Şayet ülkelerin yönetimleri, iyi tasarlanmış teşviklerle desteklenen su kaynaklarının yönetiminde yeni politika ve etkili çalışmaları uygulamaya koymak üzere harekete geçerlerse, kaynak kıtlığı çekme olgusu akışını yalnızca tersine çevirmiş olmazlar, aynı zamanda, yılda yaklaşık olarak altı puan civarında ekonomik büyüme oranı kaydetmiş de olurlar.

kuraklik-turkiye-su-hakki11

Su kaynağı kıtlığı çekme tehlikesiyle karşı karşıya olup, iklim değişikliği olaylarına karşı önlem almak üzere seferber olan tek ülke Fas yönetimi oldu. Fas yönetimi, yağmur yağma oranını düşük olduğu yıllarda, akarsu havzaları konularında çalışmalar yapan yetkililere, ülke su kaynağı büyük bir kısmının tüketilmesine neden olan tahıl tarlalarının sulamasına öncelik verilmemesini yönünde görev vermişti. Ancak, ülke nüfusunun beslenme ihtiyacını gidermek üzere tarımsal ürünler kritik düzeyde kalmaya devam etmiştir. Fas yönetimi,  tarımsal faaliyetlerden geçimlerini sağlayan çiftçilerin ülkede kullanılabilir mevcut su kaynağı muhtelif varyasyon hizmetlerinden daha fazla faydalanmaları için sulama alt yapı faaliyetlerine yatırım yapmıştır.

Fas yönetim yetkilileri, fazla su çıkarılmasını engellemek üzere, yer altı su kaynaklarında artış olması yönünde çalışmalar yürütüyorlar. Yağmura dayalı sulama faaliyetlerini yürüten çiftçiler, – doğrudan tohumlama gibi iklim değişikliklerine duyarlı uygulamaların tanıtım yoluyla, – kuraklığın yaşandığı yıllarda alışıla gelen geleneksel uygulamalardan daha yüksek oran ürün alınmasıyla sonuçlanabilecek şekilde yağmur sularını daha verimli kullanılması konusunda destek alıyorlar.

Bu konuda Fas’tan alınacak ders ve de Dünya Bankasının hazırladığı rapordan alınabilecek bir mesaj, su kaynaklarının kullanılmasına yönelik daha akıllıca kaynak yönetim politikası ve müdahale uygulamalarıyla ilgili olan ülkeler gelecekte iklim değişikliklerine dayanıklılığı artırıcı önlemler almak ve güvenli su kaynaklarını temin etmek üzere bir politika izleyebilirler.

Su kaynakları yönetimi etkili stratejileri kökeninde tahsis edilen kaynakların planlamasını geliştirmek, verimliliği artırmak üzere teşvik politikasını benimsemek, su kaynakları güvenliğini artırmak için altyapı faaliyetlerine yatırım yapmak, risk yönetimi ve vatandaşların katılım çalışmaları yönünde iyi bir şehir planlamasını yapmaktan geçer. Daha yakın zamanlarda oluşturulan, on ülke başkanlarından ve iki özel danışmandan meydana gelen Uluslararası Yüksek Düzey Su Paneli (International High-level Panel on Water) su kaynakları yönetimi konusundaki gündemi küresel düzeyde daha ileri bir aşamaya taşıyacaktır.

Bütün ülkelerin yönetimleri gelecekte, vatandaşlarına güvenli su sağlamak üzere, elbette aynı politikayı izlemeyecekler. Ancak, ülke yönetimleri, uygulayacakları stratejileri geliştirmekte oldukları için, konu ile ilgili bir fikir edinmek ve işin iç yüzünü görebilmek üzere, neyin doğru işlediğini ve neyin yanlış işlediğini görmek amacıyla birlerine bakıyorlar. Güçlü ve basiretli bir şekilde hareket eden bütün hükümetler, ülkelerinin ekonomisini ve halklarını gelecekte yaşanabilecek gelişmelere karşı hazır olmasını sağlamak üzere, doğa koşullardan kaynaklı sınırlamalarave kullanılabilir temiz su kaynaklarını etkileyebilecek belirsizliklere karşı önlem alabilirler.

 

Photo of Laura Tuck

Laura Tuck is the World Bank Group Vice President for Sustainable Development.

India is currently facing its worst water crisis in years, with an estimated 330 million people – one-quarter of its population – affected by severe drought. Ethiopia is also dealing with its worst drought in decades, which has already contributed to the failure of many crops, creating food shortages that now affect around a tenth of the population. Under such circumstances, the risk of tension over resources is high.

In the past, droughts of this severity have led to conflict and even wars between neighboring communities and states. One of the first in recorded history erupted around 4,500 years ago, when the city-state of Lagash – nestled between the Tigris and Euphrates rivers in modern-day Iraq – diverted water from its neighbor, Umma. Competition for water sparked violent incidents in ancient China and fueled political instability in Pharaonic Egypt.

minting money

Central Banking’s Final Frontier?

Anatole Kaletsky weighs the views of Raghuram Rajan, Adair Turner, Stephen Roach, and others on how far today’s increasingly exotic monetary policies can and should go.

Today, actual wars between countries over water resources are uncommon, owing to improved dialogue and cross-border cooperation. But, within countries, competition for scarce water is becoming a more common source of instability and conflict, especially as climate change increases the severity and frequency of extreme weather events. As we detail in our new report “High and Dry: Climate Change, Water and the Economy,”limited and erratic water availability reduces economic growth, induces migration, and ignites civil conflict, which fuels further potentially destabilizing migration.

This cycle has been apparent in some regions for decades. In Sub-Saharan Africa, for example, periods of low rainfall over the last 20 years have often been followed by spikes in violence, civil wars, and regime change. And in many parts of rural Africa and India, a decline in rainfall has acted as a “push factor” for internal or cross-border migration to more water-abundant places, often cities, creating new social pressures as the numbers of displaced people grow.

In our report, we predict that water scarcity could act as a conflict-risk multiplier, fueling cycles of resource-driven conflict, violence, and displacement, especially in already water-stressed regions, such as the Middle East and the Sahel in Africa, where agriculture remains an important source of employment.

Fortunately, there is a way to avoid the cycle of poverty, deprivation, and conflict. If countries take action now to implement effective water-management policies and practices, backed by well-designed incentives, they can not only reverse the slide toward water scarcity, but also raise their rates of economic growth by as much as six percentage points per year.

One water-scarce country that has taken action to improve its resilience to climate change is Morocco. In years of low rainfall, Morocco’s river-basin authorities give the lowest priority to crop irrigation, the largest consumer of the country’s water. But, of course, agriculture remains critical to feed the population. So the government has been investing in modernizing irrigation infrastructure to provide farmers with more efficient water services that enable them to adjust more easily to variations in water availability.

The Moroccan authorities are also working to improve groundwater governance, to avoid over-extraction. Farmers engaged in rain-fed agriculture receive support that helps them to make better use of rainfall – such as through the introduction of climate-resilient practices like direct seeding – resulting in higher yields than traditional practices produce during dry years.

The message from Morocco – and from our report – is that, with smart water policies and interventions, countries can ensure a climate-resilient, water-secure future. At the core of effective water-management strategies will be improved planning for water-resource allocation, the adoption of incentives to increase efficiency, investment in infrastructure for improved water security, and better urban planning, risk management, and citizen engagement. The recently created International High-level Panel on Water, comprising ten heads of state, will be promoting precisely this agenda to foster better water management globally.

Of course, not every country will follow the same path in safeguarding a water-secure future. But, as countries develop their strategies, they can look to one another for ideas and insights into what works – and what doesn’t. With strong and prudent action, governments around the world can cope effectively with the natural limitations and uncertainties affecting water resources, ensuring that their people and economies are prepared for what might lie ahead.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar