Dolar : Alış : 7.3391 / Satış : 7.3524
Euro : Alış : 8.8679 / Satış : 8.8839
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya13°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11329 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Sakarya Altyapı Çalışmaları ile Altın Yılını Yaşıyor.

30 Aralık 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Sakarya Altyapı Çalışmaları ile Altın Yılını Yaşıyor.
Sakarya Altyapı Çalışmaları ile Altın Yılını Yaşıyor.

Sakarya Altyapı Çalışmaları ile Altın Yılını Yaşıyor.

Yazar  Yusuf Tosun  Diyor Ki

Hep merak etmişimdir yerin altını. Yeraltında yaşamını sürdüren solucanlardan tutun da köstebeklere varıncaya kadar bir yığın hayvanı da… Karınca, kunduz, yılan, fare, tavşan, kirpi, akrep… daha bir yığın hayvan türü. Ama yer altı deyince en çok da solucan akla gelir. Dünya üzerinde 2.500 tane solucan türü olduğu biliniyor. Dile kolay yazıyla ikibinbeşyüz… Ne kadar farkındayız?

Ağaçların, bitkilerin topraktan beslenmesini ve ayakta durup sabitlenmesini sağlayan kökleri de merakımı celbetmiştir hep. Özellikle de uzunlukları… Meselâ kış çavdarının köklerinin toplam uzunluğu verimsiz toprakta 15 kilometreyi buluyormuş.

Bir de kayaları bile çatlatan kökler vardır. Yani o kadar da kuvvetlidir ki bu kökler, taşları bile çatlatıyor! Ya da kayaları delip yeşeren bitkiler. Bir de betonu, asfaltı çatlatıp yeşeren bitkiler, ağaçlar… var! Çevremizde bu ve benzeri hadiselere sık olmasa da rastlamışızdır. Ezcümle; ağaçları ayakta tutan, besleyen ve tabii ki varlığını devam ettiren kökleridir.

Yer altında yaşamını sürdüren hayvanlar da, yerin altını bir ağ gibi saran kökler de tabiatın ayrılmaz bir parçasıdır. Kimileyin yeraltında yaşayan solucan o kökten beslenir, kimileyin de kök solucana ihtiyaç hisseder. İkisi de toprakla bütünleşmiştir. Bir denge halinde sürüp gider yer altı hayatı.

Tabi mevzumuz yer altı canlı yaşamı, bitki kökleri, ağaç, toprak, börtü-böcek… değil! Konumuz akide de değil! Tabiatın mucizevî yönlerine dikkat kesbetmek niyetinde de değiliz şüphesiz. Yeraltı hayatı mı? Kesinlikle, hiç değil. Ölüm zinhar değil!… Çünkü ölüm, sadece yerin altındaki bir hayat değil, bilakis üstünü de aşan bambaşka bir âlem. Öyle ki; o kaçınılmaz bir son. Her gün yüzlerce ölümler yaşanırken şüphesi olan mı var? O halde ne diye konu edelim ki ölümü?

Şehir Bir Ağaç İse, Altyapı Kökleridir

Öyle bir yerde yaşıyoruz ki; altımız bir ağ gibi sarılmış da bihabermişiz gibi yaşıyoruz. Aslında farkındayız. Biliyoruz da, bilmiyormuşuz gibi yapıyoruz. Ya da öylesine yaşamayı kanıksamış durumdayız.

Şehri sadece üstünde gördüğümüz binalar, rezidanslar, siteler, yollar, köprüler, viyadükler, parklar, alışveriş yerleriyle değerlendirmemek lazım. Bir şehrin sürekliliğini önce altyapısından okumak gerekir. Bir şehri ayakta tutan en önemli unsur altyapısıdır hiç şüphesiz.

Şehir bir ağaç ise, altyapı onun kökleridir. Kökleri çürük olan veya olmayan bir ağaç nasıl ki kuruyup odunlaşmaya mahkûmsa, altyapısı yetersiz veya olmayan şehir de zamanla çökmeye, yıkılmaya hatta yok olmaya mahkûmdur.

Peki, nedir şehrin altyapısı? İzah edelim; bir yapı, kent ve ülke için gerekli olan yol, su, elektrik, gaz, kanalizasyon, peyzaj, çevre ve ulaşım gibi donanımların tümü olarak tanımlanıyor altyapı. Biz burada daha çok bilfiil yerin altındakilerden bahsediyoruz oysa. Yerin altını bir örümcek ağı gibi saran muhtelif çaptaki borular, kablolar, tüneller… yani. İsterseniz bir köstebek gibi yerin altından süzülüp giden mega kentlerdeki ulaşım ağlarını mesela metroyu da dahil edelim bu sisteme.

Nerede Bu Şehrin Altyapısı?

Altyapı denince nedense su ve kanalizasyon akla gelir sadece.

En çok da yağmur yağdığında aklımıza gelir. Hemen veryansın ederiz; “yahu! nerede bu şehrin altyapısı?” İlk akla düşen de belediyeler olur. En çok da İSKİ… Ve hemen seçime endeksleriz başımıza gelenleri. Haksız da değiliz. Doğrudur, belediyeciliğin en önemli karne notunun altyapı olduğu hususu. Her ne kadar elektrik, Telekom, doğalgaz gibi altyapılar direk belediyelere bağlı değilse de, altyapı ruhsat ve kazı gibi izinleri ve yönetimi belediyelerin sorumluluğunda. O nedenle onlarla özdeşleşmişler. Belki de başkanlık yoluna zemin hazırlıyorlar! Yanlış da değil aslında. Yönetim içinde yönetim olmuyor. Tek elden adil ve doğru yönetim!

Yer altını bir bobin tuzağı gibi saran elektrik, su, atıksu, yağmursuyu, doğalgaz, Telekom, fiber optik… üzerine kuruluyor şehirler, ilçeler, kasabalar ve dahi köyler. Köstebek, solucan ya da ağaç kökleri değil söz konusu olan. Her an yüksek basınçta patlamaya, elektriklenmeye, gazla temasa geçip alevlenmeye, düşük yerleri basıp boğmaya ya da bir yerinden kesilip dünyayla irtibatı koparmaya dönük bir tedirginlik hali var yerin altında. Yer üstü yaşamının kökleri gibi… Oysa yeraltının doğal bir parçası değil bütün bunlar, dengeyi tamamlayan bir unsur hiç değil! Tam tersine; doğallığı bozan, tehdit eden büyük tehlike!… Ama hayatın da ayrılmaz bir parçası haline gelmişler. Biz onlara göbekten bağlıyız.

Altyapı Şehrin Candamarıdır.

Bir şehrin üstyapısı gibi alt yapısı da hiç şüphesiz teknik bir konu olup tamamen mühendislik eseri. Mühendislik biliminin ilk ilgi alanlarından biri olmuştur altyapı. Eski Yunan ve Roma imparatorluklarında ciddi mühendislik konusu olmuş su temini ve kanalizasyon işleri. Anlıyoruz ki; şehirlerin altyapı tarihi, şehirlerin tarihi kadar eskidir aslında. Altyapı olmadan şehir olur mu hiç? Mesela; Efes antik yerleşmesindeki umumi tuvalet yapısı,  İzmir Şirinyer’de ve İstanbul’da yer alan su kemerleri bu durumun açık kanıtıtır. Tabi bütün bu eserler teknik yani mühendisliğin ilgi alanına giriyor.

Bir vücudun atar, toplar, kılcal, aort damarları gibi gelmiştir bana hep şehrin altyapısı. Kalp ise merkez pompa vazifesi görüyor. Aslında bu da bir mühendislik… Pompalama, toplama, basınç, damarlar… hep birer mühendislik. Bir şehrin altyapı sistemi ile bir vücudun dolaşım sistemi ne kadar da birbirine benziyor. Özellikle de su ve kanal yönünden…

Bu nedenledir ki şehirler en çok altyapıları ile dikkatimi çeker. Gittiğim her şehirde üstyapılarının kadimliğini altyapılarında ararım. Nerede bir kazı görsem dikkatimi celbeder. Aynı şekilde gördüğüm her rögar kapağı, menhol, hidrant… da altyapının yerüstüne uzanan bağlantıları olarak hafızamda yerini alır.  Ama unutulmamalıdır ki; bir şehrin candamarları gibidir altyapısı.

Yerin Üstü Altıyla Ayakta…

Yine bu sebepledir ki bir yerleşim yeri için yerin altı üstünden daha önemlidir. Çünkü bir şehrin yaşı altyapısıyla ölçülür. Gücü ve sürdürülebilir yönü de… Bu durum da bize gösteriyor ki; geleceğin şehirleri altyapısı güçlü olan şehirleridir. Altyapınız güçlü değilse, üstyapı kartondan binalara dönüşür.

Bir şehir altyapısız yaşar mı? Yaşar, ama diyaliz makinesine bağlı bir hasta gibi… Diyaliz makinesiyle ayakta durmaya çalışan bir şehir ne kadar sağlıklı olabilir ve ne kadar varlığını devam ettirebilir ki? Her an tükenmeye ve yok olmaya mahkûm bir şehirde yaşanır mı?

Solucanlar, köstebekler, yılan, fare akrep veya boylu boyunca toprağa tutunan kökler kadar sahici altyapıya sahip şehirlerdir bizi geleceğe taşıyacak olan. Yerin altına gizlenen altyapı mühendisliğinde aramalı şehirlerin geleceğini.

GELELİM  SAKARYA   iline  Yapılanlar ve  Yaşadıklarımız   Hiçde  Bu  anlatılara  uymuyor.Bizdeki  YEREL  YÖNETİCİLER  Seçimlerde  Destek verenlerin  DİYETLERİNİ  karşılamaktan  Bir  arpa  boyu  Yol alamıyorlar. İşte  30  Aralık  2016  Arifiye  Büyükdere Mahallesini  Aşağı Kirazca Mahallesine  bağlayan  GEÇİT .Biz  saydık  Sakarya’da  Bu tip  GEÇİTLERDEN  13  Tane  var  Hepside   sorun. Demekki  SAKARYA  diyaliz makinesine bağlı bir hasta gibi.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar