Dolar : Alış : 7.3985 / Satış : 7.4118
Euro : Alış : 9.0044 / Satış : 9.0206
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya18°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11120 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Rektör kim olacak?..

11 Temmuz 2016 - 3 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Rektör kim olacak?..
Rektör kim olacak?..

Koca şehrin sanki bir tek sorunu var ‘‘Rektör kim olacak?..’’

Aslında, sosyo-ekonomik yapısı bu kadar kötü,gelişmişliği ülke ortalamasının bir hayli altında olan ilimizdevatandaşın, esnafın ve medyanın rektörlüğe olan ilgisi yadırganacak bir durum değildir çünkü bu geri kalmışlığın göstergesidir…

Sadece adında büyükşehir ibaresi olan, gerçekte ise sosyal,ekonomik ve kültürel anlamda tamamen üniversiteye bağımlı olduğu için üniversite olmadan üçüncü sınıf bir kasabaya dönen bir ilde,tabi ki, siyasetçi, benzinci,fırıncı,kasap,manav,kahveci, selam verdiğiniz herkes size

‘‘Hocam rektör kim olacak?..’’ Diye soracaktır…

BERRN1E

Şahıs; sen bu seçiciliği, bu tavrı belediye başkanı ve milletvekili seçimlerinde göstersen, seçtiklerinin liyakatine dikkat etsen, gelen ağam giden paşam döngüsünden kurtulsan,siyasilerden ve yöneticilerden alamadığın hizmeti üniversiteden alacağın zehabına kapılmazsın…

AHMET BERHAN YILMAZ

kurulusOykusu

Atatürk Üniversitesi’nin tarihçesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli projelerinden birinin gerçekleşme öyküsüdür.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1937 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclis’inde yasama yılını açış konuşmasında Doğu Anadolu’da büyük bir üniversite kurmanın gereğini ifade ederek, bu husustaki çalışmaları başlatma talimatı vermişti.

Atatürk’ün ölümünün ardından bu çalışmalara 12 yıl ara verildikten sonra konu; 1 Kasım 1950’de 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından Büyük Millet Meclisi’nin açılışı nutkunda tekrar gündeme getirildi. Bu uyarı üzerine, 2.Menderes Hükümeti konuyu programına alarak, Milli Eğitim Bakanlığı üniversiteler bürosu “Doğu illerinde bir yüksek öğretim ve kültür merkezi vücuda getirilmesi” hususunda üniversite rektörlüklerine 11.6.1951 tarih ve XIV/5366 sayı ile birer yazı göndererek Bilim Komisyonu kurmaları isteğinde bulundu. Bunun üzerine konu Üniversitelerarası Kurul’da görüşüldükten sonra o dönem mevcut bulunan 3 üniversitenin senatolarınca seçilen 5’er kişiden oluşan toplam 15 kişilik Bilim Komisyonu kuruldu. Bu komisyon, 27.7.1951 tarihinde Ankara’da Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri başkanlığında ilk toplantısını yaparak, Doğu illerinde bir inceleme gezisi yapmaya karar verdi. Ardından da Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile birlikte bu geziye çıkıldı.

Heyet, Van, Elazığ ve Diyarbakır’da incelemelerde bulunurken, Erzurum halkı bu gelişmeyi yakından takip ediyordu. Heyetin Erzurum’a gelip gelmeyeceği kesinlik kazanmamıştı. Bunun üzerine Erzurum Valisi Cemal Göktan heyetin Erzurum’a uğramadan Ankara’ya dönecekleri ihtimaline karşı Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a bir telgraf çekti ve heyetle birlikte kendilerini Erzurum’a davet etti. Ertesi gün Malatya’dan gelen telefonun diğer ucunda Başyaver Nurettin Alpkartal vardı. Alpkartal, Cumhurbaşkanı Bayar’ın telgraftan çok memnun ve mutlu olduğunu, kendisinin Ankara’da çok mühim bir toplantısı olması nedeniyle gelemeyeceğini, ancak heyeti uçakla Erzurum’a yollayacağını müjdeliyor, heyetin karşılanmasını istiyordu. Bu, çok önemli bir gelişmeydi. Ertesi gün, Vali Cemal Göktan, Ordu Kumandanı Nurettin Baransel, Kolordu Kumandanı Osman Güray, diğer askeri erkan ile Vilayet Umumi Azaları, Belediye Reisi ve azaları, maarifçiler, şube müdürleri ve Erzurum’un ileri gelenleri, heyeti Erzurum Havaalanında karşıladı.

Şehri gezen heyet, ardından Belediye salonunda toplandı. Toplantıya Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Reşat Tardu başkanlık etti. Bir tarih öğretmeni Erzurum’un tarihini, bir görevli 1950 nüfus sayımına göre şehir, kasaba ve köy nüfuslarını, bir kurmay binbaşı da Erzurum’un milli savunma bakımından önemini anlattı. Heyet, ertesi gün Ordu Kumandanını ziyaret için karargahtaydı. Nurettin Paşa, heyeti harekat dairesine aldı ve ordu bakımından üniversitenin kurulmasında büyük yararlar olduğu haritalar üzerinde izahat vererek anlattı.

Erzurum Valisi Cemal Göktan anlatıyor;

“Nihayet yemeğe gidildi. Sofrada ben bilhassa halen ayakta duran 3 külliyeden bahsederek –ki zamanlarının birer üniversitesi imişler diye bahsettim. Ertesi gün külliyeleri, camileri, kümbetleri, kalaları onlara gezdirdik. Yine sofrada, kuzeyden güneye, doğudan batıya giden yollardan bahsettik. Erzurum’un ticaret, sanayi ve kültür bakımından Doğu’nun tabii merkezi olduğunu anlatmaya çalıştık. Heyetten birkaç arkadaş, ‘Cemal Bey yahu bizim şimdiye kadar gezdiğimiz yerler adeta köydü. Burası bayağı şehir’ diye konuştular ve olumlu intibalarını ortaya koydular. İşte Atatürk Üniversitesi’nin Erzurum’da kurulmasına doğru atılan ilk adım böyle olmuştur”.

Sonunda heyet kararını verdi ve heyetin hazırladığı rapor dikkate alınarak Erzurum’da üniversite kurulması çalışmaları başlatıldı. Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri zamanında hazırlanan Doğu Üniversitesinin Kurulmasına Dair Kanun Tasarısı, 25.2.1953 tarihinde 6059 sayıyla kanunlaştı. Bir süre sonra Prof.Dr. Rıfkı Salim Burçak’ın Milli Eğitim Bakanlığı sırasında 10.3.1954 tarih ve 6373 sayılı Kanun’la Doğu’da kurulması kararlaştırılan Üniversiteye “Atatürk Üniversitesi” adı verildi. Bu kararla birlikte Amerikan İktisadi Kalkınma Teşkilatı’ndan yardım sağlamak üzere, zamanın hükümeti Amerika Birleşik Devletleri ile temasa geçti.

Bu bağlamda Washington’daki ilgililerle bizzat görüşülerek iş birliği konusunda anlaşma sağlandı. Bu anlaşma gereğince mali ihtiyaçları Amerika tarafından karşılanan Nebraska Üniversitesi’nden bir grup, ilk incelemeleri yapmak üzere 1954 Temmuz ayında Türkiye’ye geldi. Albin T. Anderson, J.O Keller, M.L Baker ve S.A. Smith’ten oluşan grup, Amerika’daki “Land Grand” tipi üniversiteleri örnek alarak Atatürk Üniversitesi’nin kurulmasıyla ilgili tavsiye ve tekliflerini 10 Ağustos 1955 tarihli bir raporla bildirdi.

Nebraska Grubu’nun teklifleri kabul edildi ve yeni kurulacak üniversiteye kaynak temin edilmesi kararlaştırıldı. 1954 sonbaharına gelindiğinde Ankara’da kurulacak bir üniversite ile Atatürk Üniversitesini kapsayan ilk proje anlaşması imzalandı.

Bundan sonra Atatürk Üniversite’nin kurulmasını planlamak ve gerçekleştirmek üzere bir Türk-Amerikan Karma Komitesi kuruldu. Tüm bu gelişmelerden sonra da, nihayet12 Mart 1955’te Erzurum’un Kurtuluşunun 37.yıl dönümü kutlanırken Hükümet, kurulacağını ilan ettiği üniversitenin “Atatürk Üniversitesi” adını alacağını artık resmen tüm yurda ve Erzurumlulara müjdeledi.

Bu komite, 1955-1957 yılları arasında üç yıl süreyle çalışarak üniversite Kanun Tasarısı’nı hazırladı. Bu Tasarı, 31.5.1957’de 6990 sayı ile Büyük Millet Meclisi’nde kanunlaştı ve Resmi Gazetede yayımlanarak 7.6.1957 tarihinde yürürlüğe girdi.

Böylece Atatürk Üniversitesi 7 Haziran 1957 tarihinde resmen kurulmuş oldu.

Atatürk Üniversitesi 17 Kasım 1958’de Ziraat ve Fen- Edebiyat Fakülteleri ile öğretime başladığında 12’si kız olmak üzere toplam 135 öğrencisi vardı.
Ziraat Fakültesi’nde 2, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde 3 bölümle eğitime başlayan üniversitenin akademisyen kadrosunda ise 3 misafir öğretim üyesi ve 23 asistan bulunuyordu. 1966 Şubat’ında Tıp Fakültesi’nin açılması ile üniversitenin fakülte sayısı üçe yükseldi. Ardından da Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesindeki Fen, Edebiyat ve İktisat-İşletme bölümlerinin ayrı birer fakülte haline getirilmesi çalışmaları 1968 Kasım’ında sonuçlandı. 1969 Ocak ayında Atatürk Üniversitesi’nde artık Ziraat, Tıp, Edebiyat, Fen ve İşletme olmak üzere 5 fakülte bulunuyordu. Bu arada 1969 yılında üniversitenin akademisyen sayısı 380’e ve öğrenci sayısı da bin 733’e ulaşmıştı. Aradan geçen yıllar Atatürk Üniversitesi’nin hem yapısal durumunun, hem de akademik yeterliliğinin hızlı gelişimine sahne oldu.
Yıllar sonra Atatürk Üniversitesi’ne “üniversite kuran üniversite” unvanını getirecek ilk gelişme 1971’de yaşanacaktı. “İçel Üniversite Kurma ve Yaşatma Derneği Başkanlığı”, 1971 tarihinde Atatürk Üniversitesi’nin Mersin’de bir Tıp Fakültesi kurmasını Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talep etti. Bakanlık, Atatürk Üniversitesi’nden bu konuda görüş aldı. Üniversite yetkili kurulu ise böyle bir görevin sadece Atatürk Üniversitesi’ne tevdiini şeref kabul ederek, olumlu görüş beyan etti. Daha sonra Tıp fakültesinin Çukurova Tıp Fakültesi adı altında Adana’da kurulması kesinleşti. Gerekli hazırlıklar kısa zamanda tamamlandı ve birinci sınıflar Erzurum’da okutulmaya başlandı.

8 Fakülte ve bir yüksekokul olmak üzere 9 yüksek öğretim kurumunu bünyesinde toplayan Atatürk Üniversitesinin 1971-1972 öğretim yılında öğrenci sayısı 3 bin 165’i, öğretim elemanı sayısı da 547’yi buldu.

Bu tarihten sonra yurt içi ve yurt dışındaki etkinliği, bilinilirliği ve kabul edilirliği giderek daha da artan Atatürk Üniversitesi, Türk yüksek öğretim geleneğinin en önemli yapı taşlarından biri haline gelerek, bugün itibariyle 23 fakülte, 1 yüksekokul, 1 konservatuvar, 12 meslek yüksekokulu, 8 enstitü, 25 araştırma merkezi ile 200 bini aşkın öğrencisi, 2 bin 600 öğretim elemanı ve 3 bin 500 idari personeliyle “dev bir bilim kenti” olma hüviyetini kazandı.

ERZURUM

Yöre halkı gelenek ve göreneklerine bağlı olup, Atatürk Üniversitesinin varlığı halkın eğitim ve kültür seviyesine olumlu katkı sağlayarak değişim ve gelişime kolaylıkla uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır.

İlimizde, özellikle kırsal kesimde halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Hayvancılık önemli bir yer tutmakta ise de girdi maliyetleri yüksek olduğu için et ve süt verimi düşük olmaktadır, bu ise hayat standardını önemli oranda etkilemektedir. Bunun yanısıra memur ve işçi istihdamı, üniversite öğrencileri ve askeri birliklerin İlimizde bulunması ekonominin hareketliliği bakımından önemli bir etki sağlamakla birlikte sosyo-kültürel yönden de olumlu sonuçlar doğurmaktadır.

İlimizde belirgin bir işsizlik vardır, bu yoğun işsizlik nedeniyle nüfus göçü yaşanmaktadır. İş aramak maksadıyla Ülkenin batısına, hatta yabancı ülkelere göç vardır.

Son yıllarda özellikle İl merkezinde çarpık kentleşmeyi önlemek için çalışmalar yürütülmekte modern şehir görünümü sağlamak için gayret edilmektedir. İlimiz merkezinde konut sıkıntısı bulunmamakta, ancak yüksek maliyetler nedeniyle dar gelirli vatandaşın uygun sosyal konutlarda iskan edilebilmesi için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aracılığıyla sosyal konut yapımına gidilmesi önem arz etmektedir.

Erzurum’un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios’ a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis’ ti, şimdiki Erzurum’ un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios’ un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos’ a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat’ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos’ un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali’ nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala’ yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam’ ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarını  ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen’ in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis’ e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen’ den ayırmak ve Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum’da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.

Tarih Öncesi Çağlar

Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer alması, zengin akarsu kaynaklarını bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM’DA

İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri’nin baskıları sonucu, Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etti. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu’ da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O’ nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu’ ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.

Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum’un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca’ da yapıldı.

Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz’da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni ziyaret etti.

Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919’da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa’ ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.

ERZURUM KONGRESİ 

Erzurum Kongresi, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum’da toplanan kurultaydır. Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi’nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.

Erzurum kongresi bölgesel bir kongre olmasına rağmen tüm ulusu etkileyecek kararlar alınmıştır. Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış; yoklamanın ardından yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa kongre başkanlığına getirilmiştir. Aslında 10 Temmuz’da başlaması öngörüldü. Fakat delegelerin bir bölümünün gelememesinden ötürü 23 Temmuz’a ertelendi.

Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar:
Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.
İstanbul Hükümeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamış ise, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
Kuva-yi Milliye’yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların canları, malları ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır.
Manda ve himaye kabul olunamaz.
Milli irade ve toplanan ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.
Mebuslar Meclisi’nin derhal toplanmasına ve hükümetin yaptığı işlerin milletçe kontrolüne çalışılacaktır.
Sömürgecilik amacı taşımayan devletlerden teknik, sanayi ve ekonomik yardım kabul edilebilir.

İki coğrafi bölgede toprakları bulunan Erzurum İlinin arazi büyüklüğü, yaklaşık 25.066 km² kadar tutar. Bu toprakların kuzey kesimi yani İspir, Narman, Oltu, Olur, Pazaryolu, Tortum ve Uzundere İlçelerinin toprakları, Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz sınırları içinde kalmaktadır. Ancak bu kesim, İl topraklarının yaklaşık % 30’ luk bir payını oluşturur. Geriye kalan % 70 gibi önemli bir pay, Doğu Anadolu Bölgesi dahilinde yer alır. İl, arazi büyüklüğü bakımından, sırayla Konya, Sivas ve Ankara İllerinden sonra, Türkiye’ nin 4. büyük ili konumundadır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:

Erzurum İli, genel olarak yüksek arazilerden oluşur. Örneğin platoların deniz düzeyine göre yükseklikleri 2000 m’ yi bulur, bunların üstünde yer alan dağların yükseklikleri ise, 3000 m. ve daha yüksektir. Platolar ve dağlar arasında, yükseklikleri yaklaşık 1500 ila 1800 metrelere ulaşan depresyon ovalarıyla oluklar yerleşmiştir. Karasu-Aras Dağlarının bazı dağ kütleleri, Erzurum İli arazisini güneyde engebelendirmiştir. Bunların en önemlileri, Erzurum kenti ve Erzurum ovası (825 Km²) güneyinde yer almakta olan Palandöken Dağları (Büyük Ejder 3176 m.) ve Pasinler Ovası (540 km²) güneyinde yer alan Şahveled Dağları (Çakmak Dağı 3063 m.) olup, Bingöl Dağlarının kuzey yarısı da yine Erzurum İli sınırları içinde kalmaktadır.

İl topraklarını kuzeyden engebelendirmiş olan dağlarsa, Kuzey Anadolu Dağlarının ikinci sırasına bağlı yükseltilerdir. Bunların başlıcaları, İspir ve Erzurum arasında yer alan Mescit Dağları (en yüksek nokta 3239 m.), onların doğusundaki Kargapazarı Dağları (Dumlu Dağı 3169 m.) ve bir kısmı Kars ili sınırları içinde kalan Allahuekber dağlarıdır. Söz konusu edilen bu kuzey ve güneydeki dağların arasına, iki önemli depresyon ovası yerleşmiştir. Bunlar Erzurum Kentinin de kenarında kurulmuş olduğu Erzurum ovası ve Hasankale ovası olup, her iki ovayı birbirinden, 2030 m. yükseklikteki Deveboynu beli ayırır. Bunlardan Erzurum ovasının en alçak kesimi 1850 m, Hasankale ovasınınki ise, 1650 m. kadardır. Aslında bunlar birer ova özelliği gösterirler.

İKLİM ÖZELLİKLERİ:

İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila 1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük ölçüde sertliğini yitirir. Erzurum il merkezindeki meteoroloji istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70 yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması, -8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür. Yıllık yağış tutarı 453 mmm. kadardır. En az yağış kış devresinde düşer. Bu devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50 ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.

DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ:

İl arazisinde egemen doğal bitki örtüsü, step formasyonudur. Orman örtüsü, pek yaygın değildir. Bu örtünün alt sınırı, 1900-2000 metrelerde başlamakta ve üst sınır, 2400 metrelerde son bulmaktadır. Başlıca orman örtüsü alanları, Oltu, Olur ve Şenkaya ilçelerindeki sarıçam ve meşe ormanlarıyla, Erzincan-Aşkale sınırlarında rastlanan meşe ormanlarıdır. İl arazisinin % 60’ tan biraz fazlası steplerle kaplıdır. Bu doğal bitki örtüsü, yer yer keven topluluklarıyla verimsiz hale gelse de, geniş alanlarda mera hayvancılığına uygun verimli çayırlıklar durumundadır.

AKARSULAR: 

İl topraklarının doğu yarısı, Hazar akaçlama Havzası içinde kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise, Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle oluşan Çoruh ırmağı toplar.

GÖLLER: 

İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km² kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken Göleti (22 km²), Lezgi, Pisyan Dereleri üzerinde Çat Barajı (220,5 km²), Tımar Çayı üzerinde Demirdöven Barajı (1,45 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (46,3 km²) başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar