Dolar : Alış : 7.4485 / Satış : 7.4619
Euro : Alış : 9.0235 / Satış : 9.0397
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya4°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11100 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Pamuk Üreticisi 650 Tl Destekleme pirimi istiyor

30 Nisan 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Pamuk Üreticisi 650 Tl Destekleme pirimi istiyor
Pamuk  Üreticisi 650 Tl Destekleme pirimi istiyor

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Sakarya  ilinde  Tarım Toprakları  Organize Sanayi Bölgesinin genişlemesine  ,Yeni Hal  Binalarının yapılmasına,Yeni  İnşaat  Sahalarına ayrılması ve  Tarım Topraklarının  İmara  açılmasını  takip ederken  Üretimin  merkezi  Şanlıurfa  Bozova  İlçesinde  Pamuk üreticileri ile  Pamuk Üretiminin Dünü Bugünü ve Yarını  konularını yerinde  inceledi.

Bozova  Koçveren köyünde  800  dekar pamuk ekimi yapan  Hilmi YOLCU  ile konuşma  fırsatı  bulduk.

Pamuk Üreticisi  Hilmi YOLCU “Destekleme pirimi olarak  geçen yıl  450  Lira  dekara aldık.Bu  yıl  Destekleme pirimi dekara 650  tl olmalıdır”dedi

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Pamuk üretimi ile  ilgili olarak  Ziraat  Yüksek Mühendisi  Hamdi Şenoğlu  ile  söyleşi  yaptı.
Günümüzde, insan yaşantısında, tekstil, beslenme ve besleme sanayiinden, film malzemesi yapımına ve harp sanayiine kadar elliden fazla sanayi kolunun hammaddesini oluşturan pamuk, Dünya nüfusunun hızla artışı yanında, toplumların sosyo-ekonomik yapısının oluşturduğu istemlere bağlı olarak, Dünya’daki üretiminde önemli değişmeler göstermiştir. 18. yüzyıl sonlarında, Avrupa tekstil endüstrisinde giyim amacıyla tüketilen lifler 1 milyon ton civarında iken, 20. yüzyılda 14 milyon tona çıkmıştır. Bu süreç içinde, bu kadar lif artışı yanında, kullanılan liflerin cinslerinde de değişiklikler olmuştur. 19. yüzyılda kullanılan liflerin % 78’ni yün, % 18’ini keten, % 4’ünü pamuk oluştururken, 20. yüzyılda pamuk liflerinin kullanım oranı % 74’e yükselmiş, yün % 20’ye, keten ise % 6’ya düşmüştür. Bu durum, pamuk liflerinin insan sağlığı yönünden diğer liflere oranla daha iyi özelliklere sahip olması yanında, özellikle, 1750 yılında, otomatik mekik; 1767 yılında, iplik eğirme makinası; 1786 yılında, makine ile çalışan dokuma tezgahı; 1783 yılında, rollergin çırçır makinası; 1796 yılında, sawgin çırçır makinası; 1801 yılında, buhar makinasının endüstriye girmesi; başka bir deyişle pamuğun çırçırlanabilme ve işlenebilirliğinin kolaylaştırılması ile oluşmuştur.
Pamuk tarımının, Türkiye’de, M.Ö. 330 yılına dek geriye giden uzun bir tarihçesi vardır. Ancak, pamuk tarımındaki asıl gelişmeler, 11. yüzyılda, Selçuklu Türkleri döneminde olmuştur
Osmanlı imparatorluğu, 13. ve 14. yüzyılda, pamuk tarımını, Balkanlar, Suriye, Irak ve Mısır’dan başlayarak genişletmiş; Mısır’dan getirilen pamuk tohumları, Ege ve Çukurova Bölgelerinde çiftçilere ücretsiz dağıtılmış, bu konuda üreticilere sağlanan diğer desteklerle birlikte pamuk üretimi özendirilmiş; verilen teşvikler sayesinde pamuk üretiminde önemli gelişmeler kaydedilmiştir
Pamuk tarımında asıl önemli ve büyük gelişmeler, Cumhuriyet döneminde yapılan kurumsal düzenlemeler sonucunda oluşmuştur. Bu dönemde bir taraftan yeni dokuma fabrikaları kurulmuş, diğer taraftan başlıca pamuk üretim bölgelerimizde, Adana, Nazilli ve Antalya’da Pamuk Üretim İstasyonları daha sonra Araştırma Enstitüleri ve Devlet Üretme Çiftlikleri yapılandırılmıştır. Ayrıca, eğitim amacıyla, yabancı ülkelere teknik eleman gönderilmiş, yabancı uzmanlar davet edilmiş; pamuk tohumu üretimi ve pamuk ıslahına yönelik yasal mevzuat oluşturulmuş; böylece, pamuk ıslah ve üretim tekniği üzerinde ciddi ve bilimsel çalışmalara başlanmıştır. Bu ve benzeri özverili çalışmalarla, 1925 yılından günümüze dek, pamuk ekim alanları, verimi ve üretiminde çok büyük oranlarda artışlar sağlanmıştır.
Pamuk Tarımındaki Üretim Masraflarının Yüksek Olması Pamuk üretiminin özellikle çapalama ve hasat yönünden büyük oranda insan işgücüne dayanması ve üretim girdilerinin aşırı kullanılması, üretim maliyetinin yüksek olmasında başlıca etkenlerdir. Üretim maliyetinin yüksek olması, pamuğun karlılığı ve diğer ürünlerle olan rekabet gücünü azaltmaktadır. Pamuk tarımının karlılığının korunması, üretim maliyetinin azaltması, uygulaması gereken zorunlu bir politika olmalıdır. Ülkemiz koşullarında pamuk üretim maliyetin azaltılabilmesi; – Polikültür pamuk tarım alanlarının genişletilmesi, – Minimum toprak işleme, insan gücüyle yapılan işlemlerin azaltılması, üretim girdilerinin (tohum, gübre, su, ilaç, alet-ekipman, enerji vb.) optimum düzeyde ve etkili kullanımı, hasatın makine ile yapılması ve bu konularda üreticilerin eğitilmesi, – Zararlılara, hastalıklara ve su azlığı başta olmak üzere gelişimi olumsuz etkileyen faktörlere karşı dirençli pamuk çeşitlerinin geliştirilmesi,
– Kültürel işlemlerin, tarımsal savaşı azaltıcı şekilde seçilmesi, – Başlıca zararlıların, bunların biyo-ekolojilerinin ve ekonomik zarar eşiklerinin tespit edilmesi ile olanaklıdır.
capa1 capa2 capa3 capa4
Pamuk Tarımında, Çeşit, Tohumluk ve Üretim Tekniği Konularındaki Sorunlar Türkiye’de, yaklaşık son 40 yıldır, pamuk ekim alanlarında önemli bir artış söz konusu değildir. Buna karşın üretim, yüksek verimli çeşitlerin geliştirilmesi ve bunlara uygulanacak uygun üretim tekniklerinin belirlenmesi; bir başka deyişle, birim alandan elde edilen verimin artması ile yükselmiştir. Özellikle, özel sektörün bu çalışmalar içerisinde yer almasıyla artan rekabet, bu konuda birçok olumlu gelişmelerin oluşmasına da neden olmuştur. Ancak, Türkiye’de, özellikle son 5 yılda, 33 çeşidin tescil edilmesi ve üretime alınması dikkat çekicidir.
Bu durum, bir noktada, her ne kadar pamuk üreticileri yönünden çeşit seçim şansını arttırmakta ise de bir noktada Türkiye’de bir çeşit enflasyonu tablosunu da ortaya koymaktadır. Bu enflasyonun, çeşitleri ayrı ayrı depolama olanağı olmayan çırçır fabrikaları ve tek balya kontrol sistemini uygulayamayan Türkiye’de, homojen lif özellikleri isteyen Türk tekstil sanayiinde birçok sorunlar oluşturabileceği bir gerçektir. Pamuk üretim bölgelerimizde pamuk tohumluk sorunu yaşanmaktadır.
Bu sorun, özellikle sertifikalı tohumluk konusunda ortaya çıkmaktadır. Bu durum, bölgelerimizde uygulanan tohumluk üretim ve dağıtım programına uygun satın almanın yapılamamasından, sözleşmeli çiftçilerin ürettikleri sertifikalı kütlülerini, ilgili kuruluşların fabrikalarına getirmemelerinden kaynaklanmaktadır. Çiftçiler, fiyatların cazip olmadığı yıllarda, kütlü pamuk ürünlerini tüccar ve sanayicilere satarak, döl kademeleri belli sertifikalı tohumlukların, yağ fabrikalarında gitmesine neden olmaktadırlar.
Satınalma işlemlerindeki hatalar, kuruluşlar arasındaki işbirliği noksanlığı ve otorite boşluğu, pamuk tohumluğu sorunlarına neden olmaktadır.
Bu sorunların giderilebilmesi, tohumluk primlerinin yüksek tutulması ve bu primin peşin ödenmesi; orijinal sınıftaki tohumluklardan elde edilen anaç kütlülerin, sawginde çırçırlanmalarının temin edilmesi; pamuk tohumluklarının, temiz olarak hazırlanması; havsız tohum kullanımı için alt yapı oluşturulması; kooperatiflerin, tohumculuk konusundaki görevlerini ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirebilmelerinin sağlanması; özellikle tekstil sanayiinin gereksinimini karşılamak üzere uzun lifli, lif teknolojik özellikleri üstün, doğal renkli lifli ve organik pamuk üretim tekniğine uygun pamuk çeşitlerinin geliştirilebilmesine yönelik çalışmaların (projelerin) desteklenmesi ve tohumluk üretim ve dağıtımında görev alan tüm kuruluşların, sıkı bir işbirliği içinde çalışmalarının sağlanması ve teşvik edilmesi ile olasıdır.
Rekabet koşullarının çok büyük boyutlara ulaştığı Dünya ticaretinde, tekstil ürünlerinin iyi pazarlanabilmesi için maliyetinin düşük, kullanım amacı doğrultusundaki kalitesinin ise yüksek olması zorunludur. Kaliteli üretim için işleme tekniklerinin yanında pamuğun kaliteli de olması zorunludur.
Bir başka deyişle, pamuk liflerinin, kendi tür ve çeşit yapısı içinde, en ince, en uzun, en yeknesak, en olgun ve iplik olabilirlik düzeylerinin en yüksek düzeyde olması gerekmektedir. Bu nedenle, bölgelerimizde uzun lifli, sağlam yapılı, ince ve olgun lifli pamuk üretimi ve ıslahı çalışmalarına acilen başlanması ve bu çalışmaların teşvik edilmesi gerekmektedir. Çeşit tescil ve tohumluk sertifikasyon ile tohumluk temini konusundaki sorunlar, resmi ve özellikle özel sektörün tescil konusunda daha sıkı ve güvenilir bir denetim mekanizması içine alınması; tescil ve tohumluk sertifikasyonu kurumunun yeniden ve 12 güçlü bir şekilde yapılandırılması; hatta bu kuruluşun özerk bir yapılanma içine sokulması ile olasıdır
 Pamuk Hasadı, Hasat Sonrası (Çırçırlama) ve Yabancı Madde Sorunları Türkiye’nin tüm üretim bölgelerinde pamuk elle toplanmaktadır. Pamuk toplama işçileri, “Elci yada Dayıbaşı” adı verilen şahıslarca organize edilmektedir. Elcilerle, pamuk çiftçisi, iş ve işçi bulma gözetiminde, belirli sayıda işçi çalıştırabilme yönünden anlaşma yapmaktadırlar. Ancak bu anlaşmaların yasal yönü bulunmamakta, bu nedenle taraflar arasında sık sık sorun yaşanmaktadır. Bu nedenlerle sistemi ıslah edici önlemlerin acilen alınması, ilgili kesim ve kurumların bir araya gelerek, karşılıklı taahhütlerini yerine getirilebileceği yasal ve daha etkin bir sistemin geliştirilmesi gerekmektedir.
Pamuk hasadı, büyük çoğunluğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden gelen mevsimlik toplama işçileri tarafından yapılmaktadır. Ancak, son yıllarda, GAP alanında, kısmen sulu tarıma geçilmesi nedeniyle, bölgelerimize gelen pamuk toplama işçileri sayısında önemli azalmalar olmuştur. İşçilik sorunları, üreticileri makinalı hasada doğru yöneltmektedir.
Ancak, hasatta kullanılacak toplama makinalarının pahalı olması yanında varolan alt yapı ve bilgi noksanlıkları, makinalı hasada geçişi zorlaştırmaktadır. Sorunla ilgili müteahhitlik hizmetleri desteklenmeli, makina girişi teşvik kapsamına alınarak hasat makinası alım için üreticilere düşük faizli ve uzun vadeli kredi olanağı sağlanmalıdır. Hasat edilen pamukların işlenmesi (çırçırlanması) sırasında pamuklara bilinçsizce su verilmektedir. Bu durum, pamuk liflerinin bozulmasına, renginin sararmasına ve kalitenin tamamen bozulmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle, pamuklara su verilme işleminin yasaklanması gerekmektedir. Bu sorun, pamukların, çırçırlandıktan sonra dinlendirme ve nemlendirme ünitelerine alınması ile çözümlenebilir. Bu nedenle, mevcut çırçır evlerinde, dinlendirme ve nemlendirme ünitelerinin bulunması zorunlu hale getirilmelidir. Pamukta yabancı madde sorunu, en önemli sorunlardan birisidir. Yabancı madde, pamukla ilgili yabancı madde (çepel, şif, yaprak vb. gibi) ve pamuk dışında yabancı madde (toprak, taş, naylon, jüt vb. gibi) olarak iki kısımda tanımlanmaktadır. Pamuğun, tekstilde büyük sorun oluşturan yabancı maddelerden arındırılması, temiz toplanmasının yanında çiftçi ve çırçırcıların ve hatta iplikçilerin eğitilmesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, taraflar, bu yönden eğitilmeli ve birlikte çalışabilmelerini sağlayabilecek bir düzen oluşturulmalıdır.
 Pamuk Üretim ve İşleme Tekniği Konusundaki Eğitim Yetersizliği Pamuk tarımında ve sanayiinde eğitim noksanlığı belirgin bir şekilde kendini hissettirmektedir. Bu noksanlık, ilgili kesimlerin birlikteliği sağlanarak etkin bir şekilde çözümlenmelidir. Bu konuda, çiftçi eğitim servisi aktif bir işleve kavuşturulmalıdır. Bu amaca yönelik yeterli miktarda teknik eleman yetiştirilmeli, özel kuruluşlar teşvik edilmelidir.
Pamuk İle İlgili Kesimler Arasındaki İletişim ve İşbirliği Yetersizliği Türkiye’de pamuk üretimi ve tüketimi konusunda, pamuk ile ilgili kesimler arasında işbirliği ve iletişimsizlik noksanlığının varlığı bir gerçektir. Bu konuda pamukla ilgili tüm kesimlerin, pamuktan olan beklentilerinin belirginleştirilmesi; sorunların ve sorumlulukların netleştirilmesi; her kesimin kendi sorumluluklarını yerine getirmesi, kurumlar arasındaki iletişimin sağlanması; Bölge Pamuk İstişare Kurullarının daha kapsamlı ve etkin hale getirilmesi; alınan kararların uygulanmasının sağlanması; pamuk üreticisi, sanayicisi ve tüccarının, birbirlerinin sorunlarını bilebilen nitelikte, sıkı bir işbirliği içinde bulunmalarını sağlayabilecek, bilinçli ve yapıcı bir düzenin oluşturulması gerekmektedir. Tüm bu sorunların çözümlenebilmesi, bu sorunların tarafsız bir şekilde tartışılabilmesine; bu konularda araştırmalar yapılmasına; bilimsel çıktıların sağlıklı bir şekilde uygulamaya aktarılmasına; pamuk üreticisi, çırçırcısı, sanayicisi ve tüccarlarının ve ilgili diğer kesimlerin sıkı bir işbirliği içinde olabilmelerini sağlayabilecek, bilinçli ve yapıcı bir düzenin oluşturması ve uygulanması ile olasıdır.
Pamuk bitkisi, yaygın ve zorunlu kullanım alanıyla insanlık açısından, yarattığı katma değer ve istihdam olanaklarıyla da üretici ülkeler açısından büyük ekonomik öneme sahiptir. Artan nüfus, doğal elyafa olan ilginin giderek artması ve yaşam standardının yükselmesi, pamuk bitkisine olan talebi de artırmaktadır. Buna karşın, sınırlı sayıda ülkenin ekolojisi pamuk tarımına el verdiğinden, Dünya üretiminin yaklaşık % 80’i, Türkiye’nin de içinde olduğu sekiz ülke tarafından gerçekleştirilmektedir. Günümüzde, Türkiye, pamuk ekim alanı yönünden Dünya’da yedinci; birim alandan elde edilen lif pamuk verimi yönünden dördüncü; pamuk üretim miktarı yönünden altıncı; pamuk tüketimi yönünden beşinci; pamuk ithalat yönünden dördüncü ülke konumundadır. Türkiye, organik pamuk üretimi yönünden de Dünya’nın en önde gelen ülkelerinden birisidir.
Türkiye’de pamuk üretimi, genelde, Ege, Antalya, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yoğunlaşmıştır. Pamuk ekim alanlarının, özellikle 1960’lı yıllardan sonra, Çukurova bölgesinde sürekli bir düşüş gösterdiği (400.000 hektardan 130.000 hektara); GAP bölgesinde, özellikle 80’li yıllardan, 2000’li yıllara kadar hızlı bir artış trendi (80.000 hektardan 330.000 hektara) içinde olduğu; Ege bölgesinde, yıllara göre 200.000-260.000 hektar arasında değişim gösterdiği; Antalya bölgesinde ise, yine, özellikle 90’lı yıllardan sonra sürekli bir azalış (30.000 hektardan 8.000 hektara) eğilimi içinde olduğu dikkati çekmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yaklaşık 300.000 hektardan fazla ekim alanı ve 400.000 tondan fazla lif üretimi ile, son yıllarda, Türkiye’nin en önemli pamuk üretim bölgesi konumuna gelmiştir. Ülke üretiminin yaklaşık % 50’si bu bölgeden karşılanmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki pamuk ekim alanlarının, özellikle GAP projesinin tamamlanmasından sonra, daha da artacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de, ekim alanının yaklaşık stabil bir yapıda olmasına karşın, pamuk lif veriminin, yaklaşık 40 yıl öncesine göre, iki katın üzerinde bir artış gösterdiği; buna bağlı olarak pamuk üretiminin 800.000-850.000 tonlara ulaştığı; ancak pamuk lif tüketiminin sürekli bir artış içinde olup; 2003 yılında 1.300.000 tona yükseldiği bu açığın (yaklaşık 400.000-450.000 ton) ithalat ile karşılandığı dikkati çekmektedir.
Türkiye’de, oldukça güçlü bir pamuk üretimi yapılanması olmasına karşın, bu güçlü yapıyı olumsuz yönde etkileyebilen birçok sorunlar bulunmaktadır. Pamuk üretimini olumsuz yönde etkileyebilen ve çözümlenmesi gereken bu sorunlar, politikalara ilişkin sorunlar; pamuk tarımındaki üretim masraflarının yüksek olması; pamuk tarımında, çeşit, tohumluk ve üretim tekniği konularındaki sorunlar; pamuk hasadı, hasat sonrası (çırçırlama) ve yabancı madde sorunları; pamuk standardizasyon sistemindeki sorunlar; pamuk üretim ve işleme tekniği konusundaki eğitim yetersizliği; pamuk ile ilgili kesimler arasındaki iletişim ve işbirliği yetersizliği olarak özetlenebilir.
Türkiye, Dünya tarım sektörü için büyük potansiyele sahip ülkelerden birisidir. Günümüzde tarımın Türkiye ekonomisindeki önemi diğer sektörlere göre nispi olarak azalmış gibi görülse de; yurtiçi gıda gereksiniminin karşılanması, sanayi sektörüne girdi temini, ihracat ve yarattığı istihdam olanakları açısından tarım hala büyük önem taşımaktadır.
2000’li yılların başında Türkiye’de yaklaşık 130 bin olan pamuk üreticisi sayısı 75 bin seviyelerine gerilemiştir.
Aynı dönemde Ege Bölgesi’ndeki pamuk üreticisi sayısı 65 bin’den 15 bin’e düşmüştür.
Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu Bölge Müdürlüğü’ne bağlı faal çalışan çırçır fabrikası 210’dan 107’ye kadar düşmüştür.
Uzun yıllar Dünya pamuk üretiminin %4,5 oranındaki miktarını üreten Ülkemizin ne yazık ki yüksek üretim maliyetleri sebebiyle dünya üretimindeki ağırlığı %2,5 oranına gerilemiştir.
Komşumuz Yunanistan’ın üretmiş olduğu pamuğun %40’ı Ülkemiz tarafından ithal edilmektedir.
Türkiye ihtiyacı olan pamuğun ancak %38’ini üretebilmektedir.
Tekstil sektörü önemini koruduğu sürece Ülkemiz pamuk üretimini sürdürmek ve ithalatın ikameci önlemler alarak karlılığını ve rekabet gücünü geliştirmek zorundadır.
Dış ticaretinde artış sağladığımız en önemli stratejik ürünlerimizden olan pamuk Ülkemizde Dünyanın en yüksek maliyeti ile üretilmektedir.
Bu da Türk çiftçisinin tüm üretim maliyeti dezavantajlarına rağmen sergilediği bir fedakarlık örneğidir.
  Destekleme pirimi olan 55 kuruş ile üreticimiz belli bir noktaya gelmiştir fakat yeterli değildir. Üreticimizin yaptığı işten para kazanması için, bu rakamın 2016 yılı için en az 70 kuruş olması gerekmektedir.
·        Sıfır gümrük ile miktar kısıtlaması yapılmadan pamuk ithal edilen, alternatif ürünlerde ise yerli üretimin gümrük vergileri ile korunduğu bir ortamda; pamuk üreticisinin alternatif ürünlere yönelmeden sektöre girdi sağlamaya devam etmesi daha ne kadar beklenebilir!!!
·        Kendi iç dinamiklerimizle pamuk üreticimizin para kazanması ve üretime devam etmeye gönüllü olması, süreç mevcut şekilde devam ederse mümkün olmaktan çıkacaktır. Önemli girdilerden mazot fiyatı reel olarak %74, gübre fiyatı %46 artmıştır.
·        Özetle pamuk üreticisinin en büyük sorunu maliyettir. Üreticimiz dünyanın en pahalı mazotu ile üretim yapmaktadır.
·        Üreticimizin sürdürülebilir bir tarım yapabilmesi için üretim maliyetlerinin iyileştirilmesi gerekmektedir.
·        Sezon başında pamuğunu satan bir üretici primini alabilmesi için 8-9 ay beklemesi gerekmektedir. Kısacası hasat ettiği pamuğun primi ile bir sonraki sezonun ekim masraflarını karşılaması mümkün değildir.
·        Pamuğunu satan ve evraklarını teslim eden üreticimi gerekli kontroller yapıldıktan sonra hak ettiği primini alabilmelidir. Böylece üreticinin finansman maliyeti ortadan kaldırılmış olacaktır.
·        Üreticinin satış fiyatı ile hedef fiyat arasındaki tutar prim olarak hesaplanmalıdır.
·        Sürdürülebilir bir tarım politikamızın olması için işletme sayısı dikkate alındığında pamuk işletmelerinin ortalama büyüklüğü 72 dekardır.
Türkiye toprak varlığı bakımından, yüzölçümü sıralamasına göre Dünyada 37’inci, ekilebilir arazi varlığına göre de 12’inci büyüklüğe sahip ülke konumundadır.
Verim, kalite ve ürün çeşitliliği bakımından Ülkemiz, tarım ve tarıma dayalı diğer sektörler için büyük avantajlar sunan topraklara sahiptir.
Bunun sonucu olarak da Ülkemiz, 30 üründe üretim miktarı, 26 üründe ise ihracat hacmi  bakımından dünya genelinde ilk 5 arasında yer almaktadır.
Ancak mevcut potansiyele rağmen Tarım Sektörü, büyümede Türkiye’nin büyümesine ayak uyduramamaktadır.
Türkiye, konumu itibarıyla 365 milyar dolar tarımsal ürün ithalatı yapılan; 1,5 milyar insanın yaşadığı coğrafyanın tam ortasında yer almaktadır.
Ancak, dünya ihracatından aldığımız pay 50 yıldır %1 civarındadır.
Türkiye, tarımsal üretimde verimliliğini artırmalı, bunun için de gerekli tarımsal reformları acil olarak yapmalıdır.
Doğru ürünlerin doğru yerlerde, doğru miktarda üretilmesi çalışmalarının süratle yapılması gerekmektedir.
Bu doğrultuda Havza Bazlı Üretim Modeli mümkün olduğunca çabuk hayata geçirilmelidir. 
Türkiye’de halen nüfusun yaklaşık dörtte biri kırsalda yaşamakta ve geçimini tarım faaliyetleriyle sağlamaktadır. Düşük gelir seviyesindeki bu kesim, diğer sektörlerde olduğu gibi yatırım ve sektörel kalkınmada itici güç oluşturacak girişim sermayesine sahip bulunmamaktadır
Türkiye, Dünya tarım sektörü için büyük potansiyele sahip ülkelerden birisidir. Günümüzde tarımın Türkiye ekonomisindeki önemi diğer sektörlere göre nispi olarak azalmış gibi görülse de; yurtiçi gıda gereksiniminin karşılanması, sanayi sektörüne girdi temini, ihracat ve yarattığı istihdam olanakları açısından tarım hala büyük önem taşımaktadır.
2000’li yıllara gelindiğinde Dünya genelinde tarımın sosyo-ekonomik bir alan olmaktan çok, “stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör” olarak ele alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Özellikle Dünya nüfusunun 2050’ye kadar 9,2 milyara çıkmasının beklenmesi ve bunun gıda arzı yetersizliği endişelerini artırmaya başlamasıyla birlikte, gözler yeniden tarım sektörüne çevrilmiştir.
Türkiye’de de ileriye dönük bu bakış açısı fark edilmek zorundadır. Sanayi ve hizmet sektörlerindeki potansiyel sürekli artarken, yerel ve ulusal kalkınmamızın en önemli ayaklarından olan tarımsal ekonominin koruma ve geliştirmeye yönelik gerekleri de büyük ölçüde yerine getirilmeye çalışılmalıdır.
Aslında Türkiye; verimli tarımsal alanları, ürün çeşitliliği, tarıma dayalı sanayi ve ihracat ağında her geçen gün artan uzmanlaşma düzeyiyle, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir tarımsal üretim merkezidir.
Türkiye, tarım sektöründeki bilinç düzeyini arttırmaya devam ettikçe ürettiği katma değeri daha da önemli seviyelere taşıyacak potansiyeldedir.
Türkiye’de “TARIMDA DA GELİŞME” yaklaşımı hiçbir zaman ihmal edilmemeli, bunun gerektirdiği pratikteki en önemli sembollerinden birisi de pamuk, çekirdeksiz kuru üzüm ve fındık gibi katma değeri yüksek ürünlerde uzmanlaşma ve lider Ülke konumunu muhafaza etme olmalıdır.

YORUMLAR

İlgili Terimler :