Blog

  • EMŞAV’dan bereketli aşure ikramı

    EMŞAV Sakarya İl Başkanı Levent Bal Emniyet Teşkilatı ve yönetimi, Şehit ve Gaziler için Orhan Camii avlusu içinde vatandaşa ücretsiz aşure ikramında bulundu.

    Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı ( EMŞAV ) Sakarya İl Başkanı Levent Bal ve yönetimi, Orhan Camii’nde Cuma Namazı sonrası vatandaşlara ücretsiz aşu re dağıttı. Cuma Namazı ile birlikte Kur’an-ı Kerim tilaveti okunmasının ardından ilahi bereket ve feyzin, ihsan ve keremin bollaştığı ay olarak tabir edilen Muharrem Ay’ına denk gelmesiyle birlikte şehitlerimiz, şehit aile ve yakınları ile gazilerimiz adına vatandaşlara ücretsiz olarak aşure dağıttıklarını belirten EMŞAV Sakarya İl Başkanı Levent Bal, ’’Katılım sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Sağanak şekilde yağan yağmura rağmen çok yoğun bir katılım gerçekleşti, bundan dolayı da mutluyuz. Çok güzel ve anlamlı bir etkinlik oldu.‘’ diye konuştu.

    Orhan Camii avlusunda Şehitlerimiz, Şehit Aile ve yakınları ile Gazilerimiz için düzenlenen ücretsiz aşure dağıtımına Büyük Birlik Partisi ( BBP ) Sakarya İl Başkanı Cengiz Bayar, ABP Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir, İYİ Parti Sakarya İl Başkanı Selçuk Kılıçarslan, AK Parti Serdivan İlçe Başkanı Burak Erken, İYİ Parti Serdivan İlçe Başkanı Ahmet Uçak, AK Parti Erenler İlçe Başkanı Erdal Köse, CHP Serdivan İlçe Başkanı Atilla Karahan ve ilçe yönetimi, Yeniden Refah Partisi Serdivan İlçe Başkanı Erbakan Yaşar,  MHP Sakarya İl Başkan Yardımcısı Murat Çelik, AK Parti Erenler İlçe Başkan Yardımcısı Erdal Köse, geçmiş dönem Hanlı Belediye Başkanı Ali Afacan, SATSO Başkanı Akgün Altuğ, SATSO Meclis Başkanı Talip Kuriş, Eşraf Platformu Başkanı Faruk Kır, Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi ( APEK ) Başkanı Sebahattin Karasakal, Sakarya Şoförler Odası Başkanı Yusuf İlkhun ile Sakarya Şoförler Odası Başkan Yardımcısı Fikret Kocaman katılım gösterdiler.

    Cuma namazı sonrası Orhan Camii avlusunda Kur’an-ı Kerim tilaveti okuyan Nakşibendi Sakarya Evi Hocası Mustafa Atmaca, tilavet sonrası aşurenin Hz.Nuh (A.S.) zamanına dayanan öykü ve güzelliklerine ilişkin bilgiler yer vererek konuya ilişkin konuşmalar gerçekleştirdi.

     

  • Yorgunluk ve stres karaciğeri yağlandırıyor

    Vücudun protein sentezi ve sindirim için gerekli olan enzimleri üreten karaciğerde görülen hastalıklar belirti vermeden ilerleyebiliyor. Karaciğerde herhangi bir sinir olmadığı için herhangi bir belirtinin görülmediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Yedibela, “Karaciğer rahatsızlığı, yorgunluk ve performansta keskin bir düşüş gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Ayrıca, sürekli iştahsızlık ve kan pıhtılaşmasının bozulması gibi şikayetler de aşırı yüklenilmiş bir karaciğere işaret edebiliyor. Bu gibi durumlarda bir uzmanla görüşerek karaciğer değerlerinin kontrol edilmesinde fayda olabilir. Karaciğer yağlanması, uygun ve zamanında tedavi edilmediğinde siroz gibi ciddi hastalıklara da yol açabiliyor çünkü” açıklamasında bulundu… 

    Yüksel kolesterol, obezite ve diğer kronik rahatsızlıkların karaciğer sağlığını tehdit ettiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Yedibela, “Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, stresli yaşam tarzı, bazı toksik maddeler ve nikotin tüketimi karaciğer için aşırı yüklenme faktörleri arasında. Özellikle nikotin kullanımının, karaciğer üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor” şeklinde konuştu.

    Yetişkinlerin yüzde 30’u karaciğer yağlanması yaşıyor

    Obezite, diyabet ve sağlıksız bir yaşam tarzının karaciğer yağlanması için risk oluşturduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Yedibela, “Yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi metabolik işlev bozuklarının kaynağı yağlı bir karaciğer. Özellikle yetişkin bireylerde karaciğer yağlanması oldukça fazla görülüyor. Sağlıklı bir bireyde karaciğer hücrelerinin yarısı yağ hücrelerinden oluşurken, sağlıksız bir bireyde yağ hücre sayısı neredeyse iki katına çıkabiliyor. Araştırmalar, karaciğer yağlanmasının en büyük nedeninin sağlıksız bir yaşam sürmek olduğunu gösteriyor. Yine aynı şekilde, oruç ve yemek yeme aralığının olabildiğince uzatılmasının, karaciğer yağlanmasını olumlu etkilediğini söyleyebiliriz” dedi.

    Prof. Dr. Süleyman Yedibela karaciğer yağlanmasının siroz gibi ciddi hastalıklara da yol açtığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Karaciğer yağlanması, karaciğer sirozunun gelişiminde de büyük rol oynuyor. Refah seviyesinin ve büyük oranda buna bağlı olarak obezite oranının yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde siroza sebep olan nedenlerin başında karaciğer yağlanması geliyor.”

  • Emniyet Müdürümüz Fatih Kaya’ı Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne uğurladık.

    Emniyet Müdürümüz Fatih Kaya’ı Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne uğurladık.

    Sakaryamızın huzurlu ve güvenli bir şehir olması için birlikte başarıyla mesai yapan Emniyet Müdürümüz Fatih Kaya’yı atanmış olduğu Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne uğurladık. Değerli müdürümüze yeni görevinde başarılar diliyorum. Rabbim mahcup etmesin inşallah…

    Diyarbakır Emniyet Müdürü Fatih Kaya, Polis Akademisi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversite Hukuk Fakültesi’ni de başarıyla tamamladı. Yüksek lisansını ise Kamu yönetimi alanında yaptı. Meslek hayatı boyunca birçok il emniyet müdürlüklerinde görev yapan Fatih Kaya son olarak Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak atandı…

    DİYARBAKIR EMNİYET MÜDÜRÜ FATİH KAYA KİMDİR?

    Fatih Kaya 1990 Yılında Polis Akademisinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi, yüksek lisansını ise TODAIE’ de Kamu Yönetimi alanında yaptı.

    Konya, Ankara, Elazığ ve Iğdır İl Emniyet Müdürlüklerinde çeşitli görevlerde çalışan Fatih Kaya, değişik meslek içi kurslara katıldı, bir çok kursta eğitici olarak görev aldı.

    Asayiş Daire Başkan Yardımcısı görevini yürütmekte iken 1. Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi etti. Teftiş Kurulu Başkanlığında Polis Başmüfettişliği görevini yürütürken 20 Ocak 2015 tarihinde Bitlis İl Emniyet Müdürü olarak atandı. Fatih Kaya son olarak 20 Ağustos 2017 tarihli kararnameyle Sakarya İl Emniyet Müdürü olarak atanmıştı.

    Fatih Kaya 12 Ağustos 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan İçişleri Bakanlığı Atama kararnamesi ile Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak atandı.

    İŞTE DEĞİŞEN EMNİYET MÜDÜRLERİ LİSTESİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre;

    Sakarya İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya Diyarbakır İl Emniyet Müdürü,

    Antalya İl Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü,

    Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Selçuk Doğuş Sakarya İl Emniyet Müdürü,

    Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanı Orhan Çevik Antalya İl Emniyet Müdürü,

    Emniyet Genel Müdürlüğü Belge Yönetimi ve Koordinasyon Daire Başkanı Recep Güzel Yazıcı Giresun İl Emniyet Müdürü,

    Vekâleten Karabük İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Polis Başmüfettişi Kadir Yırtar Karabük İl Emniyet Müdürü,

    Vekâleten Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Polis Başmüfettişi Hakan Sıralı Kütahya İl Emniyet Müdürü,

    Vekâleten Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Polis Başmüfettişi Ali Loğoğlu Nevşehir İl Emniyet Müdürü,

    Vekâleten Siirt İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Polis Başmüfettişi Hakan Yıldırımoğlu Siirt İl Emniyet Müdürü,

    Vekâleten Sinop İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Polis Başmüfettişi Tarıkhan Çetiner Sinop İl Emniyet Müdürü,

    İstanbul Terörle Mücadeleden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Polis Başmüfettişi Kayhan Ay Kastamonu İl Emniyet Müdürü olarak atandı.

    Ayrıca Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın Polis Başmüfettişiliğine,

    Giresun İl Emniyet Müdürü Saruhan Kızılay Emniyet Genel Müdürlüğü Belge Yönetimi ve Koordinasyon Daire Başkanlığına atandı.

    Atama kararının 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.

  • Aman Dikkat….Geyve-Bandırma arasındaki fay risk taşıyor

    Daha Fazla Yer Bilim Çalışmalarına İhtiyaç Var

    Marmara Bölgesi’ndeki deprem tehlikesi üzerine konuşan SAÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Marmara Bölgesi deprem tehdidi yüksek bir bölgedir. Bölgemizde deprem devamlı olacaktır. Özellikle Doğu Marmara Denizi fay kesimi ve orta koluna, Geyve-Bandırma arasındaki fay kesimlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. 1999 İzmit depreminin etkileri yerin içinde halen devam etmektedir. Deprem oluşumlarının, doğasının ve tehlikesinin anlaşılması için yapılan yer bilim çalışmalarının önemi büyük. Daha fazla yer bilim çalışmalarına ihtiyaç var. ” ifadelerini kullandı.

     

    Uzun yıllardır sessiz, uzmanlar uyardı! Geyve’den de geçiyor Topraklarının tamamına yakını fay hatları üzerinde yer alan Türkiye’de deprem dendi mi akla hemen Kuzey Anadolu Fay Zonu ve olası İstanbul depremi geliyor. Yalnız Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu dışında sessizce harekete geçmeyi bekleyen unutulan bir fay daha var: Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu!

    Dünyada her yıl yaklaşık 500 bine yakın deprem meydana geliyor. Bu depremlerden sadece beşte biri hissediliyor ve en fazla 100’e yakını hasara neden oluyor. Türkiye’de ise AFAD’ın aktardığı verilere göre 2020’de 33 bin 824 yer sarsıntısı kaydedildi. Bu depremler içinde de en çok canımızı yakanlar ise 24 Ocak’ta Elazığ Sivrice’de ve 30 Ekim’de İzmir’in Seferihisar ilçesi açıklarında yaşanan depremler oldu… Onlarca insanımızı kaybettik.

    Bunların yanı sıra can ve mal kaybına yol açmasa da büyüklüğü 4’ün üzerinde olan depremler Ege ve Akdeniz’de sık sık yaşanıyor. Özetle sismik açıdan oldukça aktif bir ülkeyiz. En önemlisi de sınırlarımız içinde Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu Fay zonları bulunuyor.

    Bu fay hatları içinde en tehlikeli olanı ise Kuzey Anadolu Fay Zonu… Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu Vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanıyor. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alıyor.

    Hattın uzunluğu yaklaşık 1200 kilometre, genişliği de 100 metre ile 10 kilometre arasında değişiyor. 1992 Erzincan, 1983 Erzurum, 1966 Varto ve 1999 yılında çok fazla can ve mal kaybına neden olan İzmit, Düzce ve Adapazarı depremleri bu fay kuşağında meydana geldi. Ayrıca bu fay hattı üzerinde İstanbul’u da kapsayacak şekilde büyük bir deprem beklendiğini de uzmanlar her fırsatta dile getiriyor.

    Yalnız Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun bir de güney kolu bulunuyor. Adeta unutulan bir fay… Geyve, Mekece ve İznik Gölü’nün güneyinden itibaren Biga Yarımadasına uzanıyor. Ama ne pek fazla gündeme geliyor ne de hareketlerine dair çok fazla bilgi paylaşılıyor. Durum böyle olunca da akla cevaplanmayı bekleyen pek çok soru geliyor. Örneğin;
    * Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu kadar güney kolu da tehlikeli mi?
    * Harekete geçme olasılığını nedir?
    * Kaç büyüklüğünde bir deprem üretebilir?
    * En çok hasarı hangi şehirler alır?
    * Nasıl önlemler almalı, hangi adımlar atılmalı?

    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’e danıştık, oldukça detaylı yanıtlar aldık.

    GÜNEY KOL DA KUZEY KOL KADAR TEHLİKELİ
    Dr. Doğan Kalafat, Kuzey Anadolu Fay Zonu’ndaki güney kolun uzun zamandan beri önemli büyüklükte bir deprem üretmediğini söylüyor ama “1967 Mudurnusuyu Vadisi depremi sonrasında genel olarak tüm yer bilimcilerin güney kolun kırılacağını öngörmüşlerdi” diye de ekliyor.

    “Beklenen olmadı ve Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun batıya uzanan kuzey kolu kırıldı. Dolayısıyla halen güney kol bir sismik boşluk olarak tanımlanmakta. Güney kolun Gemlik Körfezi’ne kadar olan uzantısında üç önemli parça bulunuyor. Bunlar doğudan batıya doğru Geyve Fayı, İznik-Mekece Fayı ve Gemlik fayı olarak tanımlanmış. En önemlisi de bu üç parçanın Türkiye Diri Fay Haritası’nda deprem üretebilir diri bir fay olarak tanımlanmış olması.”

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir de kuzey kol üzerinde yaklaşık yılda 24 mm’lik bir hız bulunduğunu buna karşın güney koldaki hızın yılda 5 mm civarında olduğunu söylüyor. Sözbilir, kuzey kolun daha aktif olduğunu bu nedenle güney kolun genelde unutulduğunu ama tehlikeli olduğunu da ekliyor:

    “Son yıllarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü çalışanları tarafından yapılan çalışmalar İznik ve Gemlik segmentine karşılık gelen güney kol üzerinde 1419 ve 1857 depremlerinin geliştiğini ve buna göre deprem tekrarlama periyodunun 438 yıl olduğunu göstermiştir. İznik Gölü ile Dokurcun Vadisi arasındaki kesimde ise üç metreye varan bir yer değiştirme miktarına karşılık gelen enerjinin biriktiği belirtilmekte. Bu sonuç Güney kolun da kuzey kol kadar deprem tehlikesi ve riski içerdiğini gösteriyor.”

    Son olarak Gölcük ve Düzce depremleriyle Marmara’nın altındaki kabuk aşırı yüklenmişti. Bu kabuğun 1999’dan itibaren 30 yıl içinde kırılacağı söyleniyordu. İlk 20 yıla baktığımızda öngörüler gerçekleşmedi ama son 10 yılda olma olasılığı yüzde 50’den fazlaya çıkmış durumda. Sonuç olarak kuzey kol üzerinde büyük bir deprem bekliyoruz. Özellikle İstanbul’u da etkilemesi beklenen olası deprem için senaryolar 7.0-7.2 büyüklüğüne göre yapılıyor. Peki Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu için kaç büyüklüğünde bir deprem olma olasılığından bahsedebiliriz?

    Bu konuda bir şey söylemek için daha önce kol üzerinde gerçekleşen depremlere bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, tarihsel dönemde milattan sonra 23 ile 1800’lü yıllara kadar çok fazla 6.5 büyüklüğü üzeri depremler olduğunu söylüyor ve en önemlilerini şu şekilde açıklıyor:

    “Güney kol üzerinde, aletsel dönemde en son Edremit Fayı üzerinde 1944 yılında 6.8 büyüklüğünde, Yenice-Gönen Fayı üzerinde 1953 yılında 7.2 büyüklüğünde, Manyas’ta ise 1964 yılında 6.8 büyüklüğünde yıkıcı depremler gerçekleşti.”

    Dr. Doğan Kalafat ise Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun güney kolu Gemlik Körfezi’ne kadar net olarak izlendiğini ama güneybatıya doğru kara içerisinde çok parçalı ve kırıklar şeklinde gözlendiğinin altını çiziyor.

    “Bazı araştırmacılar bu kırık topluluklarını üçüncü bir kol olarak belirtseler de bu görüş bilimsel olarak netlik kazanmadı. Bu parçalı sistem Mudanya-Bursa-Karacabey-Bandırma-Manyas-Yenice-Gönen ve Edremit körfezine doğru kuzeydoğu ve güneybatı yönlü saçılarak gözlenmekte. Dolayısıyla güney kol 6.7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip.”

    İZNİK, MUDANYA VE BANDIRMA RİSKLİ
    Peki 6.7 ya da daha fazla büyüklükte bir deprem olduğunu varsayarsak en çok hasarı hangi şehirler alabilir? En önemlisi bu fay koluna ilişkin hangi önlemleri almak gerekiyor?

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Dokurcun, İznik, Gemlik-Bursa, Mudanya ve Bandırma güney kol üzerinde yer alıyor diyor ve olası bir depremde etkileneceklerdir diye de ekliyor. Sözbilir yapılması gereken ilk şeyin deprem risk azaltma çalışmalarına ait eylemlerin bir an önce hayata geçirilmesi olduğunu söylüyor.

    “Sıvılaşma tehlikesi içinde kalan yapı stoğu, diri fay zonları üzerinde kalan yapı stoğunun belirlenmesi ve bunların güçlendirme veya yıkılması şeklindeki kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi şart. Bunun için yakın gelecekte kırılması beklenen fay segmentlerine göre deprem senaryoları üreterek hasar tahmin çalışmalarının yapılması ve bu hasarları deprem olmadan önce azaltma yoluna gidilmesi gerekiyor.”

    GÜNEY KOLDA GERÇEKLEŞECEK DEPREM TSUNAMİYE NEDEN OLABİLİR
    Peki güney kolda gerçekleşecek depremde tsunami riski oluşma ihtimali de var mı?

    Deniz tabanında meydana gelebilecek her büyük deprem sonrası tsunami riski oluşabildiğini söyleyen Dr. Doğan Kalafat, özellikle Doğu Marmara deniz tabanındaki yoğun kalınlıktaki genç alüvyon sedimanlar (Tabaka halinde taşmalara neden olan yapı) burada büyük bir depremde tetiklenebileceğini söylüyor. Ayrıca Kalafat, depremin deniz tabanı heyelanlarına neden olabileceği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur diyor ve önemli detaylar paylaşıyor:

    “Dolayısıyla oluşabilecek tsunamilerin genel olarak deniz tabanı heyelanları kaynaklı olabileceği öngörülmekte. Yaklaşık 2 metreyi aşan tsunamiler gerçekleşebilir. Böylesi bir durumda bölgede yaşayan halkımızın deprem sonrası hiç vakit kaybetmeden sahil kesiminden uzaklaşarak, yüksek ve sağlam bölgelere doğru hızlı ve güvenli bir şekilde intikal etmeleri gerekmekte… Bu nedenle şimdiden bunu göz önünde bulundurarak deprem senaryoları oluşturulmalı ve çalışmalar yapılmalı. Unutulmamalı ki, olası bir Marmara Denizi depremi, kıyıda bulunan 7 il ve kıyı sahilindeki yerleşim yerlerini olumsuz etkileyecek.”

  • 23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ), 17 Ağustos 1999’da meydana gelen binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve çok sayıda ev ve iş yerinin zarar gördüğü Marmara Depremi’nin yıl dönümünde  ‘23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi’ konulu çevrim içi bir etkinlik düzenledi.

    Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından organize edilen etkinlikte 17 Ağustos’ta neler olduğu hatırlatıldı; neler öğrenildiği ortaya konuldu ve mevcut durum konuşuldu.

    Programa Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Doğan, AFAD Planlama ve Risk Azaltma Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan ve SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez katıldı.

    Sakarya Üniversitesinin deprem afeti ile ilgili çalışmalarından bahseden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Doğan, “Sakarya Üniversitesi bünyesinde Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü, İnşaat Mühendisliği Bölümü ve Jeofizik Mühendisliği Bölümü olmak üzere üç ayrı grup çalışmalarını sürdürüyor. Akademisyenler olarak afet öncesi ile ilgili çalışmalara daha çok katkı sağlamaya çalışıyoruz. Sakarya özelinde afet risklerinin azaltılması amacıyla özellikle deprem risk çalışmaları ve deprem risk haritası çalışmalarına başladık.” dedi.

    Doğa olaylarının afete dönüşmesinde insan faktörünün önemli bir etken olduğunu belirten SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez, ”Eksik mühendislik hizmeti almış veya yapım esnasında denetime tabi tutulmamış yapılar gerçekleşen doğa olayının bir afete dönüşmesinde önem arz ediyor. Dolasıyla can ve mal kayıplarının oluşmasına sebebiyet veriyor.” şeklinde konuştu.

    Daha Fazla Yer Bilim Çalışmalarına İhtiyaç Var

    Marmara Bölgesi’ndeki deprem tehlikesi üzerine konuşan SAÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, “Marmara Bölgesi deprem tehdidi yüksek bir bölgedir. Bölgemizde deprem devamlı olacaktır. Özellikle Doğu Marmara Denizi fay kesimi ve orta koluna, Geyve-Bandırma arasındaki fay kesimlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. 1999 İzmit depreminin etkileri yerin içinde halen devam etmektedir. Deprem oluşumlarının, doğasının ve tehlikesinin anlaşılması için yapılan yer bilim çalışmalarının önemi büyük. Daha fazla yer bilim çalışmalarına ihtiyaç var. ” ifadelerini kullandı.

    17 Ağustos 1999 depreminin unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini söyleyen AFAD Planlama ve Risk Azaltma Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan, “Unutulmamalıdır ki Türkiye afetselliği yüksek bir ülke. Fay hatlarıyla deprem, çığ; heyelanlarla sel ve su baskınları gibi birçok afet türüne maruz kalıyoruz. Yerleşirken, yapılaşırken ve yaşamımızı devam ettirirken bunu ön görerek devam etmek zorundayız.” dedi.

    Daire Başkanı Abdulkadir Tezcan, il afet risk azaltma planları hazırlanırken illerdeki bütün yerel unsurların bir araya getirildiğini söyledi. Yerel dinamiklerle yapılan iş birliklerinde şehirlerdeki tehlikelerin belirlendiği ve çözümü için çeşitli analiz ve çalışmaların yapıldığını sözlerine ekledi.

    BOÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Pınar, programda deprem izleme çalışmalarındaki gelişmeler üzerine konuştu. Kandilli Rasathanesinin faaliyetleri ile ilgili bilgiler verdi. Kandilli denilince akla sadece deprem geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Pınar,  Kandilli Rasathanesinin sadece deprem alanında değil farklı alanlarda da gözlem yaptığını belirtti.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Mustafa Deverenli, programda Büyükşehir Belediyesinin çalışmaları hakkında sunum yaptı.

    23 Yılın Ardından 17 Ağustos İzmit Depremi programında konuşan SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğr. Gör. Dr. Tuba Tatar, “Geçtiğimiz yıllarda meydan gelen İzmir depreminde üniversite aracılığıyla sahada çalışmalarda bulunduk. Bu çalışmalar sonucunda depremlerin farklı olsa da hataların ve sonuçların hep aynı olduğunu bizler de doğruladık.“ dedi.

    Program SAÜ Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Osman Sönmez’in katılımcılara teşekkür etmesinin ardından sona erdi.

  • Çeşme Meydanı Caddesi’nde asfalt çalışması yapılacak

    Çeşme Meydanı Caddesi’nde asfalt çalışması yapılacak

    Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Çeşme Meydanı Caddesi’nde gerçekleştirilecek asfalt çalışmaları dolayısıyla arter 21 Ağustos Pazar günü trafiğe kapatılacak. Bölgede asfalt çalışmalarının hızla tamamlanması adına araç park edilmemesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen cadde yenileme çalışmaları devam ediyor. Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Çeşme Meydanı Caddesi’nde asfalt çalışmaları gerçekleştirilecektir. 21 Ağustos Pazar günü güzergah trafiğe kapatılacaktır. Bölgede asfalt çalışmalarının hızla tamamlanması adına araç park edilmemesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca trafik işaret ve işaretçilerine uyulması ve alternatif güzergahların kullanılması önem arz etmektedir. Kamuyouna saygıyla duyurulur” denildi.

  • Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır “DAYISI ADALET, DEVLET OLAN BİR SİSTEM KURACAĞIZ”

    Milli Yol Partisi (MYP) 1. Olağan Sakaarya İl Kongresi’ni bugün, Ankara Altınpark Fuarı ve Kongre Merkezi’nde yaptı. Kongrede konuşan MYP Genel Başkanı Remzi Çayır şunları söyledi:

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız.

    “MİLLETİN ZAMDAN, YOKSULLUKTAN, ÜÇKAĞITTAN ANASI AĞLADI, BAĞRI YANIYOR”

    “Ülkücülük adına, milliyetçilik adına ortaya çıkan hiçbir parti, milletten iktidar talep ediyor mu? MHP’nin milletten ‘bize oy verin Türkiye’yi yöneteceğiz, cumhurbaşkanı adayımız şudur, kendim cumhurbaşkanı adayıyım, MHP’den bir cumhurbaşkanı adayı çıkacak’ diyor mu? Gidiyor başkasını işaret ediyor. İşaret etmekle de kalmıyor. Kitlelere sanki 20 yıldır bu adam ülkeyi idare etmemiş, yeni gelmiş, millet tanımıyormuş gibi millete tavsiyelerde bulunuyor. 15 Temmuz günü İstanbul’da herkes kendisini övmesini, geçmişteki lideri, geçmişini övmesini beklerken; o, ‘Ey Ankaralılar, ey İstanbullular Recep Tayyip Erdoğan’ı anlayınız, anlatınız, öğreniniz’ dedi. 20 yıldır bu millet, zaten öğrendi. Milletin zamdan, yoksulluktan, üçkağıttan anası ağladı, bağrı yanıyor. Daha öğrenmediler de senden mi öğrenecekler. Bir daha söylüyorum, bu millet öğrenecekse Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Alparslan Türkeş’i öğrenecek, öğretecek. Bize niye çıktınız diyenlere tek sözümüz var: bu saltanatı, bu sistemi değiştireceğiz.

    “HER GİTTİĞİMİZ YERDE TOPLUMUN BİR DEĞİŞİM İSTEDİĞİNİ GÖRDÜK”

    Arkadaşlarımla birlikte yola çıktık. Her gittiğimiz yerde toplumun bir değişim istediğini gördük. Türkiye’de siyaset kurum olarak rezil durumda. Allah için, millet için siyaset yapan parti sayısı yok denecek kadar az. Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana iktidarlar kendi zengin sınıfını, kendi saltanatını, kendi sadakat sistemini oluşturmuşlar. Peki fakir fukara bu işin neresinde? Tiyatro oynuyorlar, millet hiçbir yerinde yok. Onun için arkadaşlara siyaset sistemini değişime uğratalım, genel başkanların ağalık sistemine son verelim.

    Eğer ben, size rağmen; sizin sözcülüğünüzü, duygularınızı temsil etmiyorsam beni de alaşağı etme hakkınız olmalı.

    “DAYISI ADALET, DEVLET OLAN BİR SİSTEM KURACAĞIZ”

    2002’yi hatırlayın. Şimdiki iktidar cumhurbaşkanı o zaman kendisine ait olmayan bir şiirden dolayı ceza aldı. Sonra siyasi yasaklı oldu, siyasi yasağı kalktı. ‘Bu ülkede yolsuzluk var’ demişti, yıl 2002. Şimdi yıl 2022 yüksek sesle onun söylediğini hiçbir şey değiştirmeden tekrar ediyorum. Bu ülkede yolsuzluk var. ‘Bu ülkede yoksulluk, hayat pahalılığı var’ demişti. 20 yıl sonra aynısını söylüyorum. Bu ülkede yoksulluk var, hayat pahalılığı var. ‘Yasaklar kalkacak’ demişti. Çünkü demokrasi yasaklıydı. Ben de 20 yıl sonra diyorum ki; Bırakın insanlar özgür olsun, bırakın insanlar kavga etmeden düşüncelerini söylesinler. Bırakın insanlar istediği hayatı başkasına zarar vermeden yaşasınlar.

    “ÜLKÜCÜ CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI MİLLETİMİZLE BULUŞTURACAĞIZ”

    Biz milletin önüne iktidar koyacağız. İlk kez eylülde büyük kongrede ülkücü cumhurbaşkanı adayımızı milletle buluşturacağız. Dayısı olmayan ne yapsın bu ülkede? Tanıdığı yok ne yapsın bu ülkede ölsün mü? Onun için dayısı adalet, devlet olan bir sistem kuracağız. Bu sistemin adı insan ve merhamet sistemi olacak.

    “20 YILDA ÇUKURA SOKTU, 5 YILDA GERİ ÇIKARACAKMIŞ”

    Tayyip Bey, ‘Ben 20 yıl bu ülkeyi yönettim 5 yıl daha verin sizi düzlüğe çıkartayım’ diyor. Lafa bak. 20 yılda çukura soktu, 5 yılda geri çıkaracakmış. Bu kadar işin uzmanıydın, iktisat profesörüydün bizi niye yoksulluğun batağına koydun, niye bizi hayat pahalılığı çukuruna attın? Uzman olan başkasından akıl toplar, başkasının aklına müracaat eder. Uzman olmayan kendi aklını her şey sanır. Adam kendi aklını her şey sanıyor. Türkiye’de bu sistemi değiştireceğiz, siyasi partiler yasasını değiştireceğiz, adalet sistemini değiştireceğiz, üretim sistemini değiştireceğiz. Borca dayalı değil üretime dayalı bir sistem getireceğiz.

    “SİYASET HİZMET YOLU OLMALI, ADALET HERKES İÇİN OLMALI”

    Dün, ‘Bu Suud’ların eli kanlı’ dedi. Bir baktık Suud Kralı Salman’la sarmaş dolaş. Neyin aşkı bu? Borç aşkı.  ‘15 Temmuz’un ardında Birleşik Arap Emirlikleri var’ dedi. Bir baktık onlarla da sarmaş dolaş, borç aşkı. Çünkü hazine yok. Bir bakıyorsun Rusya’yla bir şöyle bir böyle, Amerika’ya laf ediyor sonra gidip borç para istiyor. Biz memleketin menfaati neyi gerekiyorsa hiçbir ülke dostumuz, hiçbir ülke düşmanımız değil, menfaat neyi gerektiriyorsa onu yapacağız konuşacağız. Suriye’yle de konuşacağız. Burada bulunan Suriyelileri doldurup göndermeyeceğiz, oturup Esad’la ensesine çökeceğiz evlerine barklarına götüreceğiz. Siyaset hizmet yolu

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız.

    MİLLİ Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ‘Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız. Yaptığımız her değişiklik ve her reformun temelinde insanın bu ülkede birinci sınıf olarak yaşaması var’ dedi.

    Milli Yol Partisi Sakarya 1. Olağan İl Kongresi Duygular Funda Düğün salonunda gerçekleştirildi.Kurucu Başkan Soner Ekşioğlu Başkan seçildi

    Milli Yol Partisi lideri Remzi Çayır, Partisinin  Sakarya İl Konresinden çıkarken sakarya54.net Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN’ın  sorularını cevaplandırdı

    Çayır, pandemi nedeniyle sadece Türkiye’de değil, dünya ülkelerinde de ekonominin durgunluğa girdiğini anımsatarak, ‘Şu anda gelişmiş ve ortak akılla hareket eden toplumlar yeniden normalleştiler. Türkiye’de gittikçe ekonomide, yoksulluk, yolsuzluk anlamında irtifa kaybetmekteyiz. Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza bir öneride bulunmak istiyorum. ‘Ekonominin başına ekonomiden anlayan bir heyeti kayyum olarak atamasıdır.’ Sayın Cumhurbaşkanı ülkeye hizmet etmek, ülkeye iyilik yapmak istiyorsa, geleceğimizin kurtuluşuna vesile olacak ise, ekonomiden anlayan bir heyeti kayyum olarak atasın. Bakın neler oluyor, yarınımız dünden daha iyi olacak? diye konuştu.

     

    ‘BU İNANÇLA YOLA ÇIKTIK BAŞARACAĞIZ’

    Çayır, Milli Yol Partisi iktidarında bireysel hak ve özgürlükler, düşünce, inanç, seyahat özgürlüğünün yerine oturacağını ifade ederek, şunları söyledi:

    ‘Kimse etnik kimliğinden, inancından, fikrinden dolayı kınanmayacak. Birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi bozmamak şartıyla. ‘Millet olma, bir olma’ özelliğimiz yok edilmediği müddetçe herkes renkli bir şekilde yaşasın. Milli Yol Partisi iktidarında derhal hesap verebilen, şeffaf, milletin kontrolüne açık, yargının bağımsız olduğu bir sistem, vekalet sistemlerinin reddedildiği bir düzen kuracağız. Mutlak anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) birinci derece rol aldığı bir yönetim biçimi kuracağız. Yaraları saracağız, bu gücümüz var. Yargı reformu, tarım reformu, yapısal reformlar Türkiye’yi insanının onurlu, şerefli yaşamasına hizmet edecek

  • Başkan Alemdar’ın kızı Ayşenur evleniyor

    Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın kızı Ayşenur Alemdar; Sakarya Üniversitesi’nde tanıştığı Şahin Mammadov evleniyor. Ayşenur Alemdar; düğün öncesi kına gecesini ise Ruh-u Revan Düğün Salonu’nda kadınlar arasında gerçekleştirdi. Önceki akşamki kına gecesine katılan AK Parti’nin tek kadın Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek; Ayşenur Alemdar’ın mutluluğuna ortak oldu.

    Serdivan İlçesi’nin başarılı Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ve eşi Ayten Alemdar çiftinin güzeller güzeli kızı Ayşenur Alemdar; Mehman & İrade Mammadov çiftinin Sakarya Üniversitesi’nde okuyan yakışıklı oğlu Şahin Mammadov ile 26 Ağustos 2022 Cuma akşamı Reisoğlu Restoran’da gerçekleşen nikah ve düğün töreniyle hayatlarını birleştirecek. Düğün öncesi Serdivan İlçesi’nde bulunan Ruh-u Revan Düğün Salonu’nda kadınlar arasında kına gecesi düzenleyen Başkan Yusuf Alemdar’ın biricik kızı Ayşenur Alemdar; burada Annesi Ayten Alemdar ile birlikte başta AK Parti’nin tek kadın Milletvekili TBBM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ÜyesiÇiğdem Erdoğan Atabek olmak üzere tüm misafirlerle ufak bir eğlence düzenledi. Salon dışında ise, kınaya eş ve kızları ile gelen misafirleri kusursuz bir şekilde ağırlayan baba Yusuf Alemdar; misafirperverlik örneği gösterdi. Buraya ise; Sapanca Belediyesi eski Başkanı, Yeni Dünya Vakfı Sakarya Şubesi Başkan Yardımcısı ve SUBÜ Turizm Fakültesi Rekreasyon Yönetim Üyesi Prof. Dr. Aydın Yılmazer;Serdivan Muhtarlar Derneği Başkanı Fikret Can, AK Parti Serdivan ilçe Başkanı Burak Erken, K Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek’in Volkan Atabek, partililer ve yakın dost ve akrabaları katıldı.

  • Prof. Uğur Soy, SUBÜ Rektör Adayı

    Sakaryalı öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Soy,Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi rektör adaylığına başvuru yaptı. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi rektörünün görev süresi 6 Eylül 2022’de doluyor. Rektör olmak isteyen 17 profesör, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) geçen hafta başvuru yaptı. Başvuranlar içinde projeleri ve girişimleri ile Sakarya kamuoyunun da yakından tanıdığı SUBÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Soy’un da yer aldığı öğrenildi. YÖK, başvuran adayları önümüzdeki hafta içinde mülakat yapacak ve üç ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunacak. SUBÜ’nün yeni rektörünün 6 Eylül’den önce atanması bekleniyor.

    Uğur Soy kimdir?

    Prof. Dr. Uğur Soy, 1979 yılında Sakarya’da doğdu. Sırasıyla Adapazarı Sabihahanım İlkokulu, Ali Dilmen Orta Okulu ve Sakarya Fatih Endüstri Meslek lisesini bitirdi. 1997 yılında kazandığı Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesinde Metal Eğitimi bölümünden 2001 yılında iyi dereceyle mezun oldu, aynı yılaraştırma görevlisi olarak göreve başladı. 2005 yılında yüksek lisansını, 2009 yılında doktorasını tamamladı. 2006 yılında, Almanya Ludwigshafen’da bulunan HWK’da mesleki eğitim faaliyetlerine katıldı. Ayrıca Alman DVS German Welding Society’nin düzenlemiş olduğu teorik ve uygulamalı sınavları kazanarak uluslararası kaynak sertifikalarını aldı. 2007 yılında, İngiltere’de bulunan Portsmouth Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makina Mühendisliği bölümünden davet aldı. Bu bölümde misafir öğretim elemanı olarak çalıştı. Eş zamanlı olarak aynı üniversitede “Mechanical Behaviour of Materials (MBM)” arge grubunda görev aldı. 2010 yılında Sakarya Üniversitesi’ne Yardımcı Doçent Doktor olarak atandı. Ardından askerlik görevini Ağrı Doğubayazıt Tugay Komutanlığı ardından Iğdır Boralan 6. Hudut bölüğünde tamamladı.

    2011 yılında, Sakarya Üniversitesi Akademi Ödüllerinde, Yılın Bilim Ödünü’ne layık görüldü. Ödül, Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen törenle dönemin Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanı tarafından takdim edildi. 2012 yılında, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İDDMİB tarafından düzenlenen “Metalik Fikirler” proje yarışmasında, “Bor karbür takviyeli yerli kompozit zırh üretimi” projesiyle akademik kategoride Türkiye ikincisi oldu. Ödül, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde düzenlenen törenle dönemin Ekonomi Bakanı tarafından takdim edildi. 2014 yılında, “1000 Soruda Malzeme Bilimi” adındaki ulusal kitabı Değişim Yayın Evi aracılığı ile yayımlandı.

    2014 yılında, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Ana Bilim Dalında doçent oldu. 2015 yılında, SAÜSEM bünyesinde, Ar-Ge, Kalite Kontrol, Proje Yönetimi ve Akademik Makale Yazımı alanlarında örgün ve uzaktan eğitim sertifika programları düzenledi. Sakarya Üniversitesi Teknokent bünyesinde Ar-Ge, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine katıldı. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (Adaptto) kuruluşundaki ekipte yer aldı. Biri uluslararası olmak üzere 3 buluşu Türk Patent Kurumu tarafından patent ile tescillendi. 2018 yılında, KOSGEB tarafından desteklenen ve üç yıl yürütücüsü olduğu ArGe projesi başarıyla tamamlandı. 2021 yılında, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümünde Profesör olarak atandı. Avrupa Birliği, TÜBİTAK, KOSGEB ve üniversite destekli birçok projede yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı. Elliden fazla akademik yayın gerçekleştirdi. Çeşitli kurumlarda proje değerlendirme hakemliği ve dergi editörlüğü yaptı. 21 yıllık akademisyenlik görevine SUBÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünde profesör olarak devam etmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

  • “Sakarya yıldızı parlayan şehirler arasındaki yerini aldı”

     “Sakarya yıldızı parlayan şehirler arasındaki yerini aldı”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri’yi Büyükşehir Belediyesi’nde ağırlayan Başkan Ekrem Yüce, “Sakarya, tarım, turizm ve sanayinin yanı sıra coğrafi konumu, büyük şehirlere olan yakınlığı ve potansiyeli ile yıldızı parlıyor” dedi. Yüce, teknolojiyi de yakından takip ettiklerini ifade ederek, Yazılım Park projesinde tüm hazırlıkları tamamladıklarını ve kısa süre içerisinde hizmete alacaklarını paylaştı. Dr. İleri ise Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’nda oy kullandı ve ekledi: “Gençlerin işin öznesi olduğu, katılımcılığın esas alındığı, birlikte yönetim anlayışının dikkate alındığı çalışmaları çok önemsiyorum” dedi.

    Bir dizi temaslar ve incelemelerde bulunmak üzere Sakarya’ya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Başkan Ekrem Yüce’nin karşıladığı ziyarete AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever eşlik etti. Buluşmada Büyükşehir ve SASKİ bürokratları da hazır bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Dr. İleri, Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’na Milletvekilleri Zeynep Yıldız ve Recep Uncuoğlu’yla birlikte oy kullandı.

    Büyükşehir’in fikir yarışmasına övgü

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri, Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması’nın önemine işaret ederek, “Gençlerin işin öznesi olduğu, katılımcılığın esas alındığı, birlikte yönetim anlayışının dikkate alındığı çalışmaları çok önemsiyorum. Bu yarışmada da gençlerin çalışmanın içinde olduğunu görmekten mutluluk duydum. Çalışmada emeği geçen başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce ve ekibini kutlarım” dedi.

    Sakarya’nın yıldızı parlıyor

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ömer İleri’yi Sakarya’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Başkan Ekrem Yüce, “Ülkemizin en önemli marka şehirlerinden biri olan Sakarya, tarım, turizm ve sanayinin yanı sıra coğrafi konumu, büyük şehirlere olan yakınlığı ve potansiyeli ile yıldızı parlıyor. Ülkenin en önemli sanayi üretim fabrikalarına ev sahipliği yapan şehrimiz ihracatta 7. sırada bulunuyor. Doğal güzellikleri, denizi, nehri, gölü, longozu, yaylaları ve nice doğa harikasıyla yerli ve yabancı turistlerin en önemli rotalarından biri oluyor. Aynı zamanda Sakarya, her milletin her etnik kökenin bir arada huzur içinde yaşadığı barış ve kardeşliğin şehridir” dedi.

    Sakarya tarımda büyük bir ivme yakaladı

    Yüce, Sakarya’nın son yıllarda tarımsal kalkınmada ülkenin önemli şehirleri arasında yerini aldığını dile getirerek, “ilk günden bu yana tarımda var olan potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmak, üretimi artırmak ve çiftçimizi desteklemek için yeni politikalar ve yatırımlar gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla SERA ve FİDAN A.Ş’yi kurduk. Kenevir, çilek, safran, salep gibi katma değeri yüksek ürünlerin üretimine başladık. Melen hattı üzerinde bulunan atıl alanda 2 milyonu aşkın tıbbi ve aromatik bitkinin ekimini yaptık, üretimi tüm hızıyla sürdürüyor ve ihracat yapıyoruz. Aynı zamanda manda çiftliğimizde hayvansal üretim gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    Yazılım Park projesinde hazırlıklar tamam

    Topraksız tarım uygulamaları için jeotermal ısıtmalı sera kurduklarını da Dr. İleri ile paylaşan Başkan Yüce, yılda 1250 ton domates üretimi hedeflediklerini ve hasada başladıklarını belirterek, hasat yapılan domateslerden Dr. İleri’ye takdim etti. Yüce, ayrıca Büyükşehir Belediyesi olarak teknolojik gelişmeleri de yakından takip ettiklerinin altını çizerek, Yazılım Park projesinde tüm hazırlıkları tamamladıklarını ve kısa süre içerisinde hizmete alacaklarını ifade etti.