Dolar : Alış : 7.5096 / Satış : 7.5231
Euro : Alış : 8.9643 / Satış : 8.9804
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya17°CKuvvetli Sağanak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11342 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Osman ZOR Kurban Bayramı kutlama mesajı yayınladı

10 Eylül 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Osman ZOR Kurban Bayramı kutlama mesajı yayınladı
Osman ZOR Kurban Bayramı kutlama mesajı yayınladı

Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma  Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Osman ZOR Kurban Bayramı münasebetiyle kutlama mesajı yayınladı. Başkanı Osman ZOR , mesajında şu ifadelere yer verdi.

“Bayramlar mutlulukların paylaşıldığı, birlik beraberlik ve kardeşlik duygularının güçlendirildiği, dargınlıkların unutulduğu, insanların kaynaşmasına, sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya sebep olan ulvi ve müstesna günlerdir.

“DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK, GELECEĞE SAHİP ÇIKMAKTIR.”

“Gelecek nedir?” diye sorulduğunda, büyük olasılıkla yanıtı, “Çocuklarımızdır.” olacaktır. Gelecekte var olabilmenin ön koşulu nedir? Sorusunda ise, sağlıklı bir “nefestir” yanıtı, tartışmasız önceliğe sahiptir. Çünkü, sağlıklı bir nefesin alınamadığı yerde, var olmaktan söz edilemeyeceği gibi; herhangi bir gelecekten de söz edilemez kuşkusuz.

Bu çerçevede; çocuklarımızı nasıl bir geleceğe mahkûm ediyoruz? “Gelecek”, öncelikle nefes almaksa eğer; ormanların, ağaçların küçük hesaplar, şahsi çıkarlar uğrunda yok edildiği, havanın oksijen dışı unsurlarla kuşatıldığı bir doğada, nefes almak mümkün müdür?

“Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” hesabı; musluklardan akan suyun içilemeyip, pet şişelere hapsedilmiş suların dayatıldığı; pınarların, derelerin kurutulduğu bir doğada, sağlıklı bir beden taşıyabilmek mümkün müdür?

Ekilebilir tarım alanlarının öngörüsüz bir iştahayla betonlaştırıldığı; geriye kalan toprakların ise, kısa vadeli çıkarlar uğrunda hızla kirletildiği bir ortamda, sağlıklı bir tarımsal ürünü üretip- tüketmekten söz edilebilir mi?

porno

Tüm varlığını kuşatmış gri renklerin gölgesinde silikleşen; sayısız araç ve makinelerin  dışa vurduğu her türlü görsel, işitsel kirlilikte sağırlaşan bir çocuğun; doğada olup-bitenleri kavrayabilmesi ve ‘doğanın feryadını duyabilmesi’ mümkün  müdür?

Ufuk çizgisini örten gökdelenlerin, üst geçitlerin, devasa beton viyadüklerin gerisinde ezilen bir çocuk; estetik duyarlılığını yeşertebilir mi? Ve giderek estetik duyarlılığı kısırlaşan bir çocuğun, insanî duyarlılığını geliştirebilmesi mümkün müdür?

Bağlı olarak, insanî duyarlılığı şüpheli olan birinin; doğayla, insanla, toplumla barışık olması ya da huzur, güven ve barış ortamı sağlanmasında katkı sunabilmesi söz konusu olabilir mi?

İnsanî duyarlılığın sıfırlandığı; giderek duyguların küntleşip umursamazlığın, ‘bir şey olmazcılığın’, günü kurtarmaya yönelik her türlü hamlenin makbule geçtiği; zihinlerin demagojilerle, yalanlarla iyice bulandırılıp karıştırıldığı; yalanın, “doğru”, doğrunun, “eğri” gösterilip; çocuğun görsel, işitsel, duygusal, zihinsel, bedensel çoraklığa mahkûm edildiği bir ortamda, sağlıklı birey ve sağlıklı gelecek üretilebilir mi?

Beton yığınlarının, AVM’lerin arasına sıkıştırılarak doğadan mahrum edilip sakatlanan bir çocuk; doğanın varlığının kendi varlığı; onun yokluğunun ve katlinin kendi yokluğu ve katli demek olduğunu fark edebilir mi? Doğadan mahrum edilerek sakatladığımız bu çocuk; doğaya dair, insana dair dostça sonuçları üretebilir mi?

Doğanın kucağında doğup büyümemiş, bir ağacın yaprağına dokunmamış, bir çiçeği koklamamış, bir kırda sere serpe uzanıp ardından perende atmamış, çimenlerin arasında kuzukulağı aramamış bir çocuk; doğanın önemini, olmazsa olmazını nasıl kavrayıp algılayabilir ve ona nasıl sahip çıkabilir? Bir meyve fidanı dikmemiş, bir fidanın çiçeğe duruşundaki heyecanını hissetmemiş, meyvesinin gelişimini izlememiş bir çocuk; kendini var eden doğanın bilincine varabilir mi?

Doğa bilinci ve sorumluluğu; bireyin kendine karşı sorumluluğu ve kendinin farkında olma gücüyle örtüşmedikçe gelecek kurtarılabilir mi?

Doğanın bir parçası iken, kendi bütününe yabancılaşmış bir insan, bu yabancı kimlikle onu koruyucu önlemler alabilir mi?

Tüm bu soruların ve sorulmamış diğer soruların yanıtı  ebeveynlerdedir. Çocuğumuzun geleceğini; ne yatlar-katlar, gökdelenler, villalar, ne de sayısız gemi filoları ile kurtarabiliriz…

Eğer çocuğumuza ağacı bol, suyu temiz, toprağı bereketli, havası sağlıklı, atmosferi delinmemiş bir dünya bırakma amacıyla; onu doğanın içinde büyütür, onun önemini ona dokundurarak, onun içinde yaşatarak  hissettirebilirsek; biz veliler olarak çocuklarımıza karşı en önemli, en yaşamsal görev ve sorumluluğumuzu yerine getirmiş ve vebalden kurtulmuş olacağız.

Çocuklar ‘geleceğimiz’ ise eğer, onları sağlıklı ve güçlü yarınlara; tertemiz bir avuç toprak, mutlulukla yeşermiş minicik bir tohum, içilesi berrak bir damla su, her yanını kuşatmış gür bir orman, bol oksijenli bir ‘nefes’ ile taşıyabiliriz.

Sağlıklı bir ruh, beden ve zihinle geleceğe taşınmanın biricik koşulu budur. İnsanlık durdukça; insanın insanla ve insanın doğayla barışık, onunla el ele, kucak kucağa yaşamı paylaşmasının tek koşulu da budur. Doğanın tükendiği yerde, hiç kuşkusuz insan da tükenecektir…

Bu yüzden, “Doğaya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.”

bayram1

Bayramı bayram bilip, her günümüzün bayram gibi olması dileklerimle Sakarya’lı kardeşlerimin ve İslam Aleminin Kurban Bayramını kutluyor, sevgi ve kardeşlik duygularının coşkuya dönüştüğü bu mübarek günlerin ülkemize, İslam Alemine ve tüm insanlığa barış, huzur, sağlık ve esenlik getirmesini diliyorum.

bayram3

Bayramı Bayram gibi yaşayalım. Her günümüz bayram gibi olsun. Özellikle bu bayramı birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek için vesile kılalım. Bundan sonrası için de ‘duvarımızdan taş, gözümüzden yaş düşmesin.’ Allah herkesin yüzünü güldürsün.

bayram2bayram4

 

gun

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar