Dolar : Alış : 7.3877 / Satış : 7.4010
Euro : Alış : 8.9635 / Satış : 8.9797
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya2°CYoğun Kar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11085 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Nuri Okutan, Türkiye tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya

28 Nisan 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Nuri Okutan, Türkiye tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya
Nuri Okutan, Türkiye tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya

Kuşatmayı yarmak için,milli birlik ve dayanışma içinde güvenlik güçlerimize destek olmalıyız

MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Milletimizin bütün fertleri ve devletimizi oluşturan bütün kurum ve kuruluşlar bu kuşatılmışlığın farkına varmalı, bu kuşatmayı yaracak fikir ve gönül birliği içinde bulunmalıdır. Dolayısıyla, önceliklerini de bu amaca matuf olacak şekilde belirlemelidir. Bu kuşatmayı yarmak için İstiklal Savaşımızdaki Şerife Bacı misali bugün Mersinli Şerife Nine’nin yaptığını yapmalı, güvenlik güçlerimize sonuna kadar destek olmalıyız” dedi.

MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, Türkiye’nin tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Milletimizin bütün fertleri ve devletimizi oluşturan bütün kurum ve kuruluşlar bu kuşatılmışlığın farkına varmalı, bu kuşatmayı yaracak fikir ve gönül birliği içinde bulunmalıdır. Dolayısıyla, önceliklerini de bu amaca matuf olacak şekilde belirlemelidir. Bu kuşatmayı yarmak için İstiklal Savaşımızdaki Şerife Bacı misali bugün Mersinli Şerife Nine’nin yaptığını yapmalı, güvenlik güçlerimize sonuna kadar destek olmalıyız” dedi.

 

 

 

TBMM’de görüşülmekte olan Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz alan Nuri Okutan, “güvenlik güçlerimizin ülkemizin bekasına yönelen ihaneti bertaraf etmek için kanını ve canını ortaya koyduğu bir süreçte getirilen bu tasarı yersiz ve zamansızdır. Geri çekilmelidir. Hiç kimseye faydası yoktur” şeklinde konuştu.

 

Nuri Okutan tasarıyla, kolluğa güven duygusunun artması bakımından sivil gözetim sistemi kurulması savunulduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Devleti idare edenler bizzat kolluğu yıpratırlarsa onlara ne yapacağız, onları kim gözetleyecek? Evet, devleti idare edenler ihmal, tutum ve davranışıyla devletin temel kurumlarını, bilhassa kolluk güçlerini yıprattılar, güveni zedelediler. Kozmik odaya girildi. Bu memleketin Başbakanı dinlendi, MİT ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin özel görüşmeleri dinlendi, 50 milyonu aşkın vatandaşın kimlik bilgileri yurt dışına çıkarıldı. 400 subayı, 200’in üstünde kurmay bürokratı “casus” diye suçladık, yargıladık. Çok köklü, yılların tecrübesinin oluşturduğu, devletin temel kurumları olan kolluk güçleri herkese eşit mesafede olması gerekirken birtakım siyasi örgüt yapılanmasının içine itildi. Belli yapılanmalara çanak tutuldu. Şimdi de, göze sokulacak şekilde “Mücadele ediyoruz.” denilerek ayrıca yıpratılmaya gidiliyor.”

 

TASARI YENİ BİR KOMİSYONDAN BAŞKA BİR YENİLİK GETİRMİYOR

 

MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan’ın konuşmasının tamamı şu şekilde:
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 277 sıra sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, partim ve şahsım adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

okutan

 

Öncelikle, ifade etmeliyim ki bu tasarının kolluk güçlerimize veya vatandaşlarımıza getirdiği yeni bir şey yoktur. Tasarı yeni bir komisyon kurulmasının ötesinde pek fazla bir yenilik getirmemektedir. Bilindiği üzere, kolluk güçleriyle ilgili işleyen bir disiplin, inceleme ve soruşturma rejimi zaten mevcuttur. Tasarının hazırlığı, gündeme getirilmesi ve burada kurulacak Kolluk Gözetim Komisyonu bir ihtiyaçtan doğmamıştır. Evet, bir ihtiyaçtan doğmamıştır, aklımıza düşürülmüştür. Bu tasarının geliş hikâyesi hayli eskilere, 2005 yıllarına dayanmaktadır. O tarihlerde, kolluk güçlerine yönelik sivil inisiyatifin güçlendirilmesi hususu Avrupa Birliğinin dayattığı ve desteklediği bir proje şeklinde gelişmiştir. Avrupa Birliğinin proje bazlı destekleriyle bir dizi faaliyetler yürütüldü ve aradan geçen zaman içerisinde nihayet bir Hükûmet tasarısı hâline getirildi.

 

Tasarının ilk hâli, Başbakanlığın 22 Temmuz 2010 tarih, 3385 sayılı yazısıyla Parlamentoya sunulmuştur. Hatırlanacağı üzere, o yıllarda sözde çözüm süreci başlatılmış, başta Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere bu yıkım sürecine muhalefet eden bütün kesimler akıl almaz suçlamalara maruz kalmışlardır.

 

Avrupa Birliği uyum sürecinde, bu proje güvenlik güçlerinin etkinliğini azaltmak hedefiyle ön plana çıkmıştır. Esasen, güvenlik güçlerinin üzerinde gelecekte yürütülecek olası bir çözüm süreci ve benzeri uygulamalara bir altlık olarak düşünülmüş ve planlanmıştır. Böylece, güvenlik güçlerini dizginlemek ve güvenlik refleksleriyle

 

yapabilecekleri direncin önüne geçebilmek bir ölçüde mümkün olabilecek öngörüsüyle proje yürürlüğe konulmuştur.
Bugün geldiğimiz noktada böyle bir tasarıya ihtiyaç yoktur. Gerekli fonksiyonunu hâlihazırda görmüş ve bu proje, esasen, bir ölçüde amacına ulaşmıştır. Öyle ki proje sayesinde, kaymakamlara, mülki idare amirlerine kolluk güçleri üzerindeki yetkileri hazırlatılmış, sayısız toplantılar ve seminerler düzenlenmiş, yurt dışı seyahatler yapılmış ve sonunda da güvenlik güçlerinin inisiyatif alarak kullanacakları tasarrufların önüne geçilmiştir. Hatta mülki idare amirlerinden operasyon isteklerinin de önüne geçilmesi istenmiş, ilçenin asayişinden birinci derecede kaymakamların, ilde de valilerin sorumlu olduğu, öyle her isteğin kabul edilmemesi gerektiği üzerinde durulmuş ve defalarca vurgulanmıştır.

 

KOLLUĞUN SORUŞTURULMASININ ÖNÜNDE ENGEL YOKTUR

 

Şimdi, bu tasarı neyi amaçlıyor? Hâl böyleyken neye çözüm buluyoruz? Kimi neden gönüllüyoruz? Kolluk güçleri suç işledi de yargılanamadı mı? Memlekette Genelkurmay Başkanı dâhil, emniyet genel müdürleri dâhil, Özel Harekât Daire Başkanı, İstihbarat Daire Başkanı, jandarmadaki daire başkanları, generaller yargılanamadı mı? Şayet yürürlükteki mevzuata göre yargılanamıyorsa bu tasarıyla hangi ek yetki ve yargılama yolu açılıyor? Kolluk güçlerinin hem adli yönden adli görevlerine ilişkin hem idari görevlerine ilişkin disiplin ve cezai yargılaması zaten mümkün bulunmaktadır. Müsteşar aynı Müsteşar, Teftiş Kurulu Başkanı aynı Teftiş Kurulu Başkanı, müfettiş aynı müfettiş, burada ne değişiyor?

 

Adli makamlar rüşvet, irtikap ve benzeri cezai hususlarda veya ölüm, yaralama gibi durumlarda zaten mevcut memur yargılama rejiminin dışında doğrudan soruşturma, takibat ve kovuşturma yapıp karar vermektedirler, verebilmektedirler. Kolluk güçlerinin diğer görevlerine ilişkin yargılamada da çok sert hükümler vardır. Keza oldukça katı bir disiplin rejimi mevcuttur. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü ortadadır. Burada birkaç hususu belirtmek isterim: Aylıktan kesme çok önemli bir cezadır devlet memurluğunda, bilhassa kolluk güçlerinde. Evlenmek, evlenirken amirlerine haber vermemek aylıktan kesme cezasını icap ettirir. Sürenin durdurulması yine çok kalıcı ve önemli bir cezadır, meslekten atılmanın bir altındaki önemli bir cezadır.

 

Mesela size okuyayım bazılarından, birçok madde var ama birkaç tanesini okuyayım: “İş sahiplerine ya da herhangi bir nedenle Emniyet binalarına gelen ya da getirilenlere hakaret etmek süreli durdurmayı icap eder.” Bu çok sert bir amir hükümdür, siz de göreceksiniz. “Amirin izni olmaksızın iş sahiplerinin ya da polisle ilişkili bulunabilecek kişilerin yemek ve eğlence çağrısına gitmek.” Bu, yine kısa süreli durdurmayı icap ettirir. “Kadın ve erkeklere söz atmak.” Polis, resmî kıyafetiyle, bir hanım geçiyorken ona söz atarsa kısa süreli durdurmayı icap eder.
“Meslekten çıkarma”dan size örnekler okuyayım: “Dosyaları ve yazılı kâğıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek meslekten çıkarmayı gerektirir. Bir başka şey: Göreve sarhoş veya içki içtiği belli olacak biçimde gelmek meslekten çıkarmayı icap ettirir. Yurda girmesi veya çıkması yasaklanan kişilerin girip çıkmalarına göz yummak, aracı olmak yine, meslekten çıkarmayı icap ettirir. Menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak, üzerinde taşımak meslekten çıkarmayı icap ettirir. Görevli olmadığı hâlde elektronik ortamda veya bilgisayar loglarında kişisel verilerle ilgili sorgulama yapmak meslekten çıkarılmayı icap ettirir. Dolayısıyla, bunları çoğaltabiliriz, burada çok ciddi maddeler var. Kendi başına, diğer memurlardan daha farklı şekilde, kolluk güçlerinin -Jandarma yine öyle- çok sert bir disiplin rejimi vardır ve bunun altından kalkmak çok zordur ve çok titiz olarak değerlendirirler. Yeni bir sivil gözetim, bu manada, gereksizdir.

 

KOLLUK GÖZETİM KOMİSYONU YASAK SAVMA DÜZENLEMESİDİR

 

Mesela, tasarının somut olarak getirdiği, kayıt sisteminin tutulması ve merkezden takibi ise bunda yasal düzenlemeye ihtiyaç yok, böyle bir merkeze ihtiyaç var ama bunun için yasal düzenlemeye ihtiyaç yok; kayıtların tutulmasını, veri bankasının oluşturulmasını ve bütün bilgilerin bu merkezde toplanmasını bir yönetmelik ya da genelgeyle de çözmek pekâlâ mümkündür. Diğer yandan, tasarının Avrupa Birliği mevzuatına uyum için yasak savma kabîlinden usulen çıkarılan bir düzenleme olduğunu da ifade etmek mümkündür. “Usulen” diyoruz çünkü Avrupa Birliği mevzuatı sivil ve bağımsız bir gözetim komisyonunun kurulmasını öngörmesine rağmen komisyonun 7 üyesinin 5’i doğrudan, 2’si de dolaylı olarak idare tarafından belirlenmektedir. Biz böylesine bir tasarıya ve komisyona da karşıyız ancak çıkacaksa ruhuna uygun çıkmalıdır; zaten ilk baştaki çıkış amacından da uzaklaşmış, esas mecrasından sapmış bulunmaktadır. Tasarıyla bir taraftan Avrupa Birliğinin gönlünü etmeye ve dayattığı bir komisyon kurulmaya çalışılıyor, öyle bir mesaj veriliyor; diğer taraftan kolluk güçlerine de “Endişe etmeyin. Bakın, bu komisyonda sizin temsilcileriniz çoğunlukta.” denilmeye getiriliyor; sonuçta ortaya çıkan bu tasarı ne devedir ne kuştur, olsa olsa devekuşu gibi garip bir düzenlemedir.

 

Değerli milletvekilleri, burada, kolluk şikâyet sisteminin etkin, hızlı ve verimli yürütülmesinden bahsediyoruz. Bunun, hem vatandaşlarımız hem de kolluk güçlerimiz için elzem olduğu savunuluyor.
Bir kurumu işlemez hâle getirmek için yapacağınız işlem, o kuruma altından kalkamayacağı kadar fazla görev yüklemektir. Bu tasarıyla tam tersine bürokrasi artacak, kadrolar şişecek; yapılan teftiş, denetim, tekrar tekrar yapılma esasına dayanıyor.

 

Tasarının 3’üncü maddesinde, Kolluk Gözetim Komisyonunun kuruluşunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yer almaktadır, ancak Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapan infaz koruma memurları kapsama dâhil edilmemiştir. Adalet Bakanlığı, kolluk güçlerinin denetimi ve gözetimiyle doğrudan ilgili bir kurum değildir. Bu bakımdan, kolluk güçleriyle doğrudan ilgili birimin temsilcisinin komisyonda bulunmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere, mülki idare amirleri illerinde ve ilçelerinde güvenlikten ve asayişten doğrudan, birinci derecede sorumludurlar. İller İdaresi Genel Müdürlüğü de 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun yürütücüsüdür. Vali ve kaymakamlar, diğer mevzuatın yanında, bilhassa terörle mücadele ve güvenlik politikalarını oluştururken 5442 sayılı Kanun’dan faydalanırlar ve bu bakımdan, komisyonda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yerine İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün yer alması daha uygun ve isabetli olacaktır.

 

KOLLUK GÖZETİM KOMİSYONU YENİ BİR TEFTİŞ BİRİMİ OLMAMALI

 

Tasarıda komisyonun adı “Kolluk Gözetim Komisyonu” olarak geçmesine rağmen, görevleri kayıt altına alma ve izlemeyle sınırlı kalmamış, 8’inci maddede ön inceleme ve disiplin soruşturması işlemlerine de yer verilmiştir. Kolluk Gözetim Komisyonunun inceleme ve teftiş alanına da müdahil olması, tasarının esas amacı olan gözetim fonksiyonunun aşılıp denetim alanına girilmesi anlamına gelmektedir.

 

Kolluk Gözetim Komisyonu, görev alanıyla ilgili düzenleyici, yol gösterici ve izleyici olmalı, kendisi denetim alanınamüdahil olmamalıydı. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kurumlar ve kuruluşlar manzumesidir. Dolayısıyla, her kurum kendi görevlerini yaparken diğer kurumların görev alanına müdahil olmamalı, uyum ve ahenk içinde hareket etmelidir. Bu yasayla birlikte, kadim geleneği ve birikimi olan birimler ve teftiş kurumu altüst olacak, görevin etkin ve hızlı işlemesinin önüne geçilmiş bulunulacaktır.

 

Değerli milletvekilleri, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nu bu Meclisten hep birlikte çıkardık, yeni kanunlaştırdık. Diğer taraftan, kamu ile idarenin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı, adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceleyen, araştıran ve önerilerde bulunan, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli Kamu Denetçiliği Kurumu mevcut ve işler hâldedir. Yine, idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir. İdare mahkemeleri çalışmaktadır. İnsan Hakları ve Dilekçe Komisyonu çalışmaktadır. Savcılar ve hâkimler çalışıyor. Yine, Anayasa Mahkemesine ferdî başvuru yolu açılmış bulunmaktadır. Türkiye esasen bu komisyonun görev alanına giren hususlarda atması gereken adımları atmış, kurumlarını kurmuştur.

 

Değerli milletvekilleri, tasarıyla, Kolluk Gözetim Komisyonunun ön inceleme ve soruşturma yapabileceği algısı oluşmaktadır. Yılların birikim ve uzmanlığıyla temayüz etmiş, ülkemiz için önemli bir değer olan İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulunun yanında ikinci bir kurul oluşturuluyor olması son derece sakıncalıdır.

 

ÜLKEMİZ BÖLÜCÜ TERÖRLE TEK BAŞINA BOĞUŞMAKTADIR

 

Nihayet, tasarının, Avrupa Birliği mevzuatına uyum kapsamında, yasak savma kabilinden, günü kurtarmak ve şekil şartlarını yerine getirmekten öte bir değişim ve yenilik getirmeyeceği anlaşılmaktadır. Avrupa Birliğinde de benzer uygulama olduğu doğru değildir. İki de bir bu ifade ediliyor “Avrupa Birliğinde de bunlar var, her tarafta.” diye, doğru değil. Orada tıpkı bizim idare mahkemesinin yerine geçecek şekilde kurullar var. Polislerin atanması, güvenlik, kolluk güçlerinin atanması, işleyişleri bizden farklı. Dolayısıyla, bizim bu kanun tasarısında ifade ettiğimiz gibi ya da tasarladığımız gibi yeni bir sivil gözetim mekanizması o bölgede yoktur. Bu, çarpıtmadan başka bir şey değildir. Avrupa’nın göçmen ve mülteci sorununa bakışı ortadadır. Avrupa’daki kolluk güçlerinin tutumu ve cezaevlerindeki şartlar da yine hepimizce malumdur.

 

Ülkemiz yıllardır bölücü terörle tek başına boğuşmaktadır. Türkiye’nin en önemli güncel sorununun güvenlik ve terör sorunu olduğunu görüyoruz. Burada üzerinde durulması gereken en önemli nokta, bölücü terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin moralini bozacak ve dolayısıyla mücadeleyi zaafa uğratacak uygulamadan özenle kaçınılmalıdır. Bu özeni iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte göstermeliyiz.

 

Daha önce de ifade ettik. Kolluk güçleriyle ilgili zaten ağır bir disiplin ve şikâyet sistemi vardır. Hem cezai hem de idari soruşturma mekanizmaları mevcuttur. İl, ilçe insan hakları kurulları çalışmaktadır. BİMER şikâyet sistemi çalışıyor. Yani, kolluk güçlerimiz dokunulmaz değildir. Nitekim, bu tasarı ilk gündeme geldiği sözde çözüm sürecinin başlarında yasalaşmasa da Hükûmet dediğini fiilî olarak yaptı. Kolluk güçlerinin gardı düştü ve tabii savunma refleksi kırıldı. Operasyonlara izin vermeme ve teröristleri görmezden gelme dönemi başladı. Şimdi, Hükûmetin o zaman yaptığı ağır ihmal ve sorumsuzluğun hesabını milletçe ödüyoruz. Yüreğimizin yanmadığı, şehitlerin gelmediği gün neredeyse yok gibi. Bir taraftan terörle mücadele edeceksiniz, diğer taraftan terör karşısında ikiyüzlü siyaset izleyen Avrupa Birliğinin -en hafif tabiriyle- gönlünü edeceksiniz. Bir taraftan, sözde çözüm süreci refleksiyle kolluk güçlerinin kafasını karıştıracaksınız, moralini bozacaksınız; diğer taraftan, terörle mücadelede kararlılık mesajı vereceksiniz. Bu tür ikircikli tavırlarla bu sorunları çözmek ve devleti hakkıyla idare etmek mümkün değildir.

 

DEVLETİ İDARE EDENLER KOLLUĞU YIPRATIRLARSA ONLARA NE YAPACAĞIZ

 

Tasarıyla, kolluğa güven duygusunun artması bakımından sivil gözetim sistemi kurulması savunulmaktadır, böyle deniyor. Devleti idare edenler bizzat kolluğu yıpratırlarsa onlara ne yapacağız, onları kim gözetleyecek? Evet, devleti idare edenler ihmal, tutum ve davranışıyla devletin temel kurumlarını, bilhassa kolluk güçlerini yıprattılar, güveni zedelediler. Kozmik odaya girildi. Bu memleketin Başbakanı dinlendi, MİT ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin özel görüşmeleri dinlendi, 50 milyonu aşkın vatandaşın kimlik bilgileri yurt dışına çıkarıldı. 400 subayı, 200’in üstünde kurmay bürokratı “casus” diye suçladık, yargıladık. Çok köklü, yılların tecrübesinin oluşturduğu, devletin temel kurumları olan kolluk güçleri herkese eşit mesafede olması gerekirken birtakım siyasi örgüt yapılanmasının içine itildi. Belli yapılanmalara çanak tutuldu. Şimdi de, göze sokulacak şekilde “Mücadele ediyoruz.” denilerek ayrıca yıpratılmaya gidiliyor. Sivil bir komisyon, sivil bir inisiyatif, polisimizi denetleyecek. Peki, polisi zorla suç işlemeye zorlayanları, teşvik edenleri kim denetleyecek? Güvenlik güçlerimizin ülkemizin bekasına yönelen ihaneti bertaraf etmek için kanını ve canını ortaya koyduğu bir süreçte getirilen bu tasarı yersiz ve zamansızdır. Geri çekilmelidir. Hiç kimseye faydası yoktur.

 

GÜVENLİK GÜÇLERİNİN ÖZLÜK HAKLARINI TAM VE KAMİL MANADA VERELİM

 

Değerli milletvekilleri, kolluk güçleriyle ilgili bu tür ısmarlama düzenlemeler yerine, gelin, kolluk güçlerimizin sorunlarına odaklanalım. Gelin, vatan, millet ve vazife uğruna canını ortaya koyan güvenlik güçlerimizin özlük haklarını el birliğiyle iyileştirelim. Gelin, polisimizin ve uzman erbaşlarımızın ek göstergelerini 3600’e çıkaralım, tazminatlarını artıralım; çalışırken rahat ettiremiyoruz, bari emekli olduklarında rahat etmelerini sağlayalım. Uzman erbaşlara zor alım silahlarının verilmesini sağlayalım. Çok sık yapılan geçici görevliler için hiç olmazsa bedelini, ücretlerini tam zamanında ödeyelim. Vatandaş-kolluk güçleri münasebetlerini güçlendirecek, kaynaştıracak projelere destek verelim. Güvenlik güçlerimize özlük haklarını tam kâmil manada verelim, sonra da yanlış yapanlardan hesap soralım. Güvenlik güçleri terörle mücadelesini, elbette, hukuk devleti ilkeleri çevresinde yürütecektir. Kim yanlış yaparsa da hesabını verecektir, burada en ufak bir tereddüt yoktur ancak sözde çözüm sürecinin yürütücülerine sağlanan yasal güvence, terörle mücadele eden kahraman evlatlarımızdan esirgenmemeli, yarın bir politika değişikliğinde mağdur olmalarının önüne geçilmelidir. Bırakın günübirlik politikalarla hareket etmeyi, bırakın yönetmeliklerle halledebileceğimiz bu işleri kanunla çıkarmayı, terörle mücadelede güvenlik güçlerinin ileride zorda kalmaması için gerekli yasaları çıkaralım. Çatışma hattına gidelim, kahramanları kucaklayalım. Güvenlik güçlerini, halkı dinleyelim ve devlet-millet birlikteliğini güçlendirelim. Bizim itirazımız, yersiz ve zamansız gündeme getirilen bu tasarının güvenlik güçlerimizin kafasını karıştırmasına ve moralini bozacak olmasınadır. Bizim itirazımız, Hükûmetin ülkemizin bekasına yönelik tehditleri bertaraf etmek için yapılacak düzenlemelere öncelik vermemesinden dolayıdır. Bugün milletimizin önceliği, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin yanında olmaktır.

 

TÜRK MİLLETİ KUŞATMAYI MİLLİ BİRLİKLE YARACAKTIR

 

Değerli milletvekilleri, Türkiye bugün tam bir kuşatılmışlıkla karşı karşıyadır. Milletimizin bütün fertleri ve devletimizi oluşturan bütün kurum ve kuruluşlar bu kuşatılmışlığın farkına varmalı, bu kuşatmayı yaracak fikir ve gönül birliği içinde bulunmalıdır. Dolayısıyla, önceliklerini de bu amaca matuf olacak şekilde belirlemelidir. Bu kuşatmayı yarmak için İstiklal Savaşımızdaki Şerife Bacı misali bugün Mersinli Şerife Nine’nin yaptığını yapmalı, güvenlik güçlerimize sonuna kadar destek olmalıyız. Dolayısıyla, Türk milletinin temsilcileri olarak bizim de görevimiz böylesine tasarıları kanunlaştırmak değil, önceliğimiz milletimizin birliğinin, beraberliğinin ve bekasının korunması olmalıdır.

 

Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüş ve düşüncelerimizi bu şekilde ifade ediyor, şahsım ve partim adına heyetinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.”

nuriokutan2nuriokutan1sakaryadaokutan14sakaryadaokutan11sakaryadaokutan12sakaryadaokutan13sakaryadaokutan6sakaryadaokutan5sakaryadaokutan4sakaryadaokutan3

 

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar