Dolar : Alış : 7.3985 / Satış : 7.4118
Euro : Alış : 9.0044 / Satış : 9.0206
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya18°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11120 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

‘Muhsin Ertuğrul Emek Ödülü’ bu yıl Bilgesu Erenus’a

02 Nisan 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»‘Muhsin Ertuğrul Emek Ödülü’ bu yıl Bilgesu Erenus’a
‘Muhsin Ertuğrul Emek Ödülü’ bu yıl Bilgesu Erenus’a

“34. Uluslararası İzmir Tiyatro Günleri” ve ’27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’kapsamında Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü’nün 18.’si bu yıl tanınmış oyun yazarı ve müzisyen Bilgesu Erenus’a verildi. Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü Genel Kurulu tarafından, tiyatronun simgesel ismi, fakültenin de fahri doktoru olan Muhsin Ertuğrul anısına her yıl verilen ödül, bu yılBilgesu Erenus’a değer görüldü.

Sanatçı ödülünü İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Sahne Sanatları Bölümü’nde düzenlenen törende aldı. 1999 yılından bu yana verilen ödülü bugüne dek Münir Özkul, Duygu Sağıroğlu, Özdemir Nutku, Melih Cevdet Anday, Suna Pekuysal, Nur Uzmen, Sevda Şener, Güngör Dilmen,Osman Şengezer, Erol Keskin, Turgut Özakman, Prof.Dr. Ayşegül Yüksel, Rüştü Asyalı, Hale Eren,Hidayet Sayın, Nurhan Karadağ ve Zihni Göktay almıştı.

Aldığı ödül ile ilgili duygularınıSesonline.net‘e aktaran Bilgesu Erenus“Emeğin ve emekçinin horlandığı, paranın ve para ilişkilerinin tek değer, sanatın ve sanatçının, giderek toplumdan, yaşananlardan uzaklaştırılıp, piyasaya düşürüldüğü günümüzde; aman yanlış bir şey yapmayım da bana ödül vermesinler diyordum.

 Muhsin Ertuğrul adının yanı sıra ’emek’ sözcüğü ile tanımlanan bu ödülün 9 Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları tarafından veriliyor olması; beni böylesi bir kuşkudan kurtarıp gönendirmişti. Ancak; yine de kendimi uyarmadan edemedim; ‘Ödülü bu güne dek olduğu gibi, tüm çalışmalarımda emeği ve emekçiyi tek değer olarak kutsamaktan asla vazgeçmemek koşuluyla almalısın’ dedim ve öyle duygularla da aldım…” dedi. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Dokuz Eylül ÜniversitesiDevlet Tiyatroları ve İzmir Devlet Opera ve Balesi‘nin işbirliğiyle hazırlanan “34. Uluslararası İzmir Tiyatro Günleri”, bu yıl “Her şeye rağmen tiyatro” ana teması ile 26 Mart Cumartesi günü, Hollandalı tiyatro grubunun gösterisi ile başladı. 9 Nisan 2016’ya dek sürecek olan “Uluslararası İzmir Tiyatro Günleri”‘nde Hollanda, Norveç, İtalya, Kanada, Almanya, Çekoslovakya, Fransa, İspanya olmak üzere 8 ülke tiyatro grubu ile 19 ulusal ve 8 yerel tiyatro grubunun oyunları sergileniyor.

ben

BİLGESU ERENUS’A ‘EMEK’ ÖDÜLÜ

Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Sahne Sanatları Bölümü’nde de bir etkinlik düzenlendi. Etknlikte açılış konuşmalarının ardından bu yıl UNESCO tarafından Prof. Dr.Anatoli Vassilev’e hazırlatılan Uluslararası Dünya Tiyatrolar Günü bildirisi, ardından da, ünlü tiyatrocuZeliha Berksoy’un güne özel kaleme aldığı yerel bildiri okundu.

Ödül töreni öncesi, yönetmen Kerim Dündar‘ın öğrencileriyle birlikte hazırladığı, Bilgesu Erenus’un oyunlarından bölümlerin birleştirildiği bir çalışma sahnelendi.

Fakültedeki törende 1999 yılından bu yana verilmekte olan“Muhsin Ertuğrul Emek Ödülü”nün onsekizincisi, Sahne Sanatları Bölümü başkanı Prof. Dr. Semih Çelenk tarafındanBilgesu Erenus’a takdim edildi.

Ödül töreni sonrası, Sesonline.net‘e konuşan Bilgesu Erenus; “Emeğin ve emekçinin horlandığı, paranın ve para ilişkilerinin tek değer, sanatın ve sanatçının, giderek toplumdan, yaşananlardan uzaklaştırılıp, piyasaya düşürüldüğü günümüzde; ‘aman yanlış bir şey yapmayayım da, bana ödül de vermesinler’ diyordum.

Muhsin Ertuğrul adının yanı sıra ’emek’ sözcüğü ile tanımlanan bu ödülün 9 Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları tarafından veriliyor olması; beni böylesi bir kuşkudan kurtarıp gönendirmişti.

Ancak; yine de kendimi uyarmadan edemedim; ‘Ödülü bu güne dek olduğu gibi, tüm çalışmalarımda emeği ve emekçiyi tek değer olarak kutsamaktan asla vazgeçmemek koşuluyla almalısın’ dedim ve öyle duygularla da aldım…” şeklinde bir değerlendirmede bulundu.


“BİR YAZARIN KENDİ REPLİKLERİYLE YÜZLEŞTİRİLMESİ DÜŞÜNCESİ MÜTHİŞTİ…”

Sunumlarda çok duygulanıp, etkilendiğini de belirtenErenus; açıklamasını şöyle sürdürdü:

“…9 Eylül üniversitesi, GSF Sahne Sanatları Öğretim üyesi, yönetmen Kerim Dündar’ın öğrencileriyle gerçekleştirdiği bir sunumdan çok etkilendim. 

Bir yazarın kendi replikleriyle yüzleştirilmesini yaşadım ve sahne sanatları öğrencileri sahnede beni anlatan topluca bir yazar portresi oluşturdular.

Bu portrede payıma düşen her koşulda “özgüven” oldu. öğrencilerin bunu yansıtmaları gerçekten de müthiş etkileyici idi.

Umarım bundan böyle bütün oyun yazarlarına bu yüzleşme uygulanır. Çok ama çok öğreticiydi…”

KISA OYUN YARIŞMASI

Ödül töreninin ardından, etkinlik kapsamında bu yıl 33. düzenlenen Suat Taşer Kısa Oyun Yarışması’nın ödülleri sahiplerine dağıtıldı. 

“Zenne” isimli oyunu ile Özlem Erben, “İki Siyah Çanta” isimli oyunu ile İbrahim Alp Okur, “Pislik” adlı oyunu ileKayra Babalık, “Furya” isimli oyunu ile Ceyhun Karaköse, sahneleme ödüllerinin sahibi oldu.

Etkinlik, kazanan dört oyunun gösterimleri ile devam etti. Tüm oyunları dikkatle izleyen Bilgesu Erenus, her oyunun ardından kendisine hediye edilen çiçekleri genç tiyatrocularla paylaştı.


ETKİNLİKLER…

Dünya Tiyatrolar Günü etkinlikleri halen DEU GSF Özdemir Nutku Sahnesi’nde sürüyor. 

Devam eden etkinliklerin gün ve saatleri şöyle:
28 Mart 20:00, 30 Mart 14:00 / 20:00, 1 Nisan 14:00. Programların ardından yazarlarla da söyleşiler gerçekleşecek.

* * * 

BU YIL ANATOLI VASSILIEV’CE ‘DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ’ İÇİN HAZIRLANAN EVRENSEL MESAJ


Tiyatroya ihtiyacımız var mı?

Onun hayal kırıklığına uğrattığı binlerce profesyonel ve bıktırdığı milyonlarca insan kendilerine bunu sormaktalar.

Niçin ihtiyacımız var tiyatroya?

Bu yıllarda, kent meydanlarında ve devlet arazilerinde sergilenenlere kıyasla salonlarda sahnelenenler böylesine önemsizken… Gerçek hayatın otantik trajedileri oralarda oynanırken.

Neyimiz oluyor tiyatro?

Salonların yaldızlı galeri ve balkonları, kadife koltuklar, sahnenin kirli kanatları, iyi cilalanmış oyuncu sesleri… Ya da tersi: görünüşte farklı bir şey. Çamur ve kana bulanmışkara sandıklar, içlerinde de yığınla çıplak kudurgan gövdeler.

Tiyatro ne söyleyebilir bize?

Her şeyi!

Tanrıların cennette nasıl yaşadıklarını, unutulmuş yer altı mağaralarında mahkûmların nasıl çürüdüklerini, tutkuların bizi nasıl yüceltebildiğini, aşkın nasıl mahvedebildiğini, bu dünyada nasıl kimsenin iyi bir insana ihtiyacı olmadığını, aldatmacaların nasıl saltanat sürdüğünü, mülteci kamplarında çocuklar solarken insanların apartman dairelerinde yaşadıklarını, o çocukların nasıl çöle dönmek zorunda kaldıklarını, hepimizin her gün sevdiklerimizden ayrılmaya nasıl zorlandığımızı… Tiyatro her şeyi anlatabilir.

Tiyatro her zaman var oldu ve sonsuza kadar olacak.

Şimdi, elli ya da yetmiş yıldır, özellikle gerekli. Çünkü halka açık sanat dallarına göz gezdirirseniz yalnız tiyatronun bize neler verebildiğini hemen görürsünüz: ağızdan ağza bir söz, gözden göze bir bakış, elden ele bir jest, gövdeden gövdeye bir hareket… İnsanlar arasında işe koyulmak için tiyatronun aracıya ihtiyacı yok. Kendisi ışığın en şeffaf yanını oluşturur. Ne güneye aittir, ne kuzeye. Ne doğuya, ne batıya. 
Hayır hayır, kendisi ışığın özüdür. Dünyanın dört köşesinde parlar. İster hasmı, ister dostu olsun, onu gören her insan tarafından tanınır hemen.

Hep değişken kalan tiyatro gerek bize. Türlü türlü tiyatro.

Yine de sanırım bütün kolları arasında şimdi en rağbet gören en eski tiyatro türleri olacak.
Ritüel biçimli gösterilerin yapay bir yaklaşımla “uygar” ülkelerdeki temsillerin karşıtı yerine konulması doğru değildir. Şimdi seküler kültür gitgide güçsüz düşürülmekte. Adına “kültürel bilgi” denilen şeyler yavaş yavaş en basit varlıkların yerlerini alıp onları devre dışına itiyor.
Günün birinde onlarla buluşma umudumuz da kalmıyor öylece.

Ama bugün gördüğüm net gerçek şu: Tiyatro kapılarını ardına kadar açmakta. Giriş de herkes için serbest.

Teknik öteberinin ve bilgisayarların cehenneme kadar yolu var. Onlara boş verip tiyatroya gidin. Salonda ya da balkonlarda sıraları doldurun. Sözleri dinleyin, canlı görüntülere bakın.
Tiyatrodur karşınızdaki. Sakın ihmal etmeyin; yaşantısına karışma fırsatını kaçırmayın. Boş ve hızlı geçen hayatımızda bir şeyler paylaşmak için ele geçen belki de en değerli fırsattır bu.

Tiyatronun her çeşidine ihtiyacımız var.

Hiç kimse için gerekli olmayan bir tek türü var onun. Siyasal oyunlardan, politik “fare kapanlarından” oluşan, siyasetçilerin sahnelediği, hiçbir işe yaramayan politika tiyatrosu.

Kesinlikle ihtiyacımız olmayan bir başka türü de günlük terör tiyatrosu: kişiler ya da örgütler tarafından sergilenen, başkentlerde ya da taşrada, sokaklar ve meydanlarda sahnelenen ceset ve kan tiyatrosu. Dinleri ve etnik kökenleri çatıştıran sahte bir tiyatrodur o.

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar