Dolar : Alış : 7.3877 / Satış : 7.4010
Euro : Alış : 8.9635 / Satış : 8.9797
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya2°CYoğun Kar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11085 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Mimarlar Munzur’daki plan değişikliğine ”Dur” dedi

29 Nisan 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Mimarlar Munzur’daki plan değişikliğine ”Dur” dedi
Mimarlar Munzur’daki plan değişikliğine ”Dur” dedi

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Tunceli’de, Munzur Vadisi içinde yapılması planlanan ve hukuka aykırılığı nedeniyle iptal edilen HES projelerine ilişkin plan değişikliğinin yürütmesinin durdurulması için dava açtı.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden yapılan yazılı açıklamada, kamu yararına aykırı olan ve doğal dengeyi tamamen alt üst edecek Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projelerine karşı mücadeleye devam ettiğini belirtti.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, açıklamasında şunları ifade etti:

“Munzur Vadisi Milli Parkı, Türkiye’nin ilk ve en büyük milli parklarından biridir. Munzur Vadisi Milli Parkı 3 Koruma Bölgesi’nden (Zon) oluşmaktadır. Pek çok farklı eko sistemleri içeren vadi, flora-fauna ekolojik besin zinciri oluşturması bakımından son derece önemlidir. Milyonlarca yılda oluşmuş olan ilginç jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri; derin kanyon vadileri, pek çok akarsu ve dere sistemleri, karstik yapısı, yer altı su sistemleri, mağaraları, kaynakları (Munzur Gözeleri), şelaleleri, buzul gölleri ve buzul vadileri, diğer buzul şekilleri nedenleri ile koruma altına alınmıştır.”

Açıklamada, dava sonucu beklenmeden davalı idare işleminin icra edilebilir olma niteliğinin ortadan kaldırılmamasının ağır sonuçlar doğuracağına işaret Candan, “Böylesine değerleri taşıyan, yaşamımızın ve kültürümüzün bir parçası olan Munzur Vadisi’nin yok olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Mimarlardan Munzur Vadisi HES projelerine dava

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Tunceli’de, Munzur Vadisi içinde yapılması planlanan ve hukuka aykırılığı nedeniyle iptal edilen HES projelerine ilişkin plan değişikliği yapıldığını duyurarak, söz konusu imar planının yürütmesinin durdurulması için dava açtı. 

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kamu yararına aykırı olan ve doğal dengeyi tamamen alt üst edecek olan Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projelerine karşı mücadeleye devam ediyor.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi coğrafyasında yer alan Tunceli Ovacık Konaktepe Barajı ve HESI-II projesine ait nazım imar planının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Çevre Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı. Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Ülkenin doğusu ile batısını birleştiren tek şube olan Mimarlar Odası Ankara Şubesi coğrafyasındaki her türlü kentsel hareketi adım adım izliyoruz. Tunceli Temsilciliğimiz sınırlarında, kamu yararına aykırı, doğanın ve kültürel yaşamın dengesini bozacak, ekolojiyi altüst edecek Munzur Vadisi HES projesi yargıya taşıdık.”dedi.

“Munzur Vadisi yaşamımızın ve kültürümüzün bir parçası”

Munzur Vadisi için Uluslararası öneme sahip bir Vadi’den söz ediyoruz diyen Candan şöyle devam etti. “Alan milli park olmasının yanında, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Bitkisel Çeşitlilik Merkezidir.  Bilimsel araştırmalara göre Munzur Vadisi Milli Parkı’nda flora olarak; 79 familyaya ait 284 cins ve 477 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir. Bitkilerden 55 endemik tür varlığı bilinmektedir. Küresel ölçekte tehlike altında olan tür sayısı 12, Avrupa ölçeğinde tehlike altındaki tür sayısı ise 109’dur. Munzur Dağları ve Munzur Vadisi Milli Parkı; bir bütün olarak Önemli Kuş Alanı kapsamına alınabilecek derecede pek çok kuş türünü barındırmaktadır. Bölge 11 kelebek türü açısından da uluslar arası öneme sahiptir. Munzur gözeleri kültürel yaşamın bir parçası olarak yaşamsal bir değeri de içerisinde barındırmaktadır. Böylesine değerleri taşıyan, yaşamımızın ve kültürümüzün bir parçası olan  Munzur Vadisi’nin yok olmasına izin vermeyeceğiz.”

Kamu yararına aykırı

Elazığ İdare Mahkemesi Başkanlığı’na gönderilmek üzere Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne verilen dava dilekçesinde, dava konusunun nazım imar planının kamu yararına, milli parklar kanununa, çevre mevzuatına ve uluslararası mevzuatına aykırı olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi

“Munzur Vadisi Milli Parkı, Türkiye’nin ilk ve en büyük milli parklarından biridir. Munzur Vadisi Milli Parkı 3 Koruma Bölgesi’nden (Zon) oluşmaktadır. Pek çok farklı eko sistemleri içeren vadi, flora-fauna ekolojik besin zinciri oluşturması bakımından son derece önemlidir. Milyonlarca yılda oluşmuş olan ilginç jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri; derin kanyon vadileri, pek çok akarsu ve dere sistemleri, karstik yapısı, yer altı su sistemleri, mağaraları, kaynakları (Munzur Gözeleri), şelaleri, buzul gölleri ve buzul vadileri, diğer buzul şekilleri nedenleri ile koruma altına alınmıştır.”

Munzur Vadisi yok olacak

Dava dilekçesinde dava sonucu beklenmeden davalı idare işleminin icra edilebilir olma niteliğinin ortadan kaldırılmaması ağır sonuçlar doğuracağına işaret edilerek şunlar kaydedildi:

“Planın gerçekleşmesi durumunda milli park ekosisteminin telafisi güç zararlar göreceği ve soncunda birçok endemik türün yok olacağı, dolayısıyla doğal yapının sürdürülebilirliğinin mümkün olmayacağı tartışmasızdır. Türkiye’nin en büyük Milli parklarından olan Munzur Vadisi tamamen yok olacaktır. Munzur’un dünyaca ünlü kırmızı pullu Alabalığı’nın nesli tükenecek, koruma altındaki önemli bitkilerden olan dünyaca ünlü Munzur sarımsağı (allium tuncelianum) yok olacak,   Türkiye’de en çok göç veren ve nüfus sürekli azalan Tunceli’den  köylerin de sular altında kalması ve birçok köyünde ulaşımın kesilmesi nedeniyle göç daha da artacak bu da insansızlaştırmaya neden olacaktır.”

Dilekçede ayrıca, söz konusu imar planının Munzur Vadisi HES projelerine ilişkin daha önce alınmış yargı kararlarını yok saydığı belirtildi.

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi 

Kaçak Saray masrafa doymuyor…

Kaçak Saray’a ilişkin olarak Kamu İhale Bülteni’nde yayınlanmaksızın yeni bir danışmanlık hizmet alımı olduğuna dair Mimarlar Odası Ankara Şubesi  tepki gösterdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan  “ Kaçak Saray masrafa doymuyor” dedi.

“Kaçak Saray’a Kaçak İhale”

İhaleye katılmak üzere belge alımı sürecinde ortaya çıkan bu  durum, ihale ve yapım süreçlerinin  gizli kapaklı, devam ettiğini belirten Candan Şöyle devam etti.: “Kaçak Saray’a ilişkin olarak Kamu İhale Bülteni’nde yayınlanmaksızın yeni bir danışmanlık hizmet alımı için üyelerimiz belge almaya geldiğinde öğrendik. Mahkeme kararlarına  rağmen hukuksuz bir şekilde inşa edilen Kaçak Saray’ın her türlü yapım sürecide hukuksuzdur. Ekim 2014 tarihinde yapıldığı ve üzerinden 18 ay geçmiş iken kamu İhale Bülteninde yayınlanmadan Kaçak Saray ile ilişkin bir danışmanlık hizmet alımı karşılaştık. Muhtelif yapılara Ait Her Türlü Üst yapı ( Yapım, Tadilat, Bakım-Onarım, Dekorasyon ve yapım ile ilgili her türlü iş)  ve Altyapı (Genel Altyapı,  Ada içi Altyapı, Çevre Düzenleme –Her Türlü yapısal ve Bitkisel Peyzaj vb.) Yapım İşlerinin inşaat aşaması ve sonrasında danışmanlık almak istiyorlar. Demek ki yine çok detaylı ve içeriğinde çok fazla kalem olan, masraflı bir inşaat süreci daha başlamış demektir. Şeffaf olmayan bir ihale süreci ile daha karşı karşıyayız, yapı gibi İhale’de kaçaktır. ”

Plansız alanda inşaat olmaz

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 1 milyar 370 milyon lira olarak açıkladığı maliyeti Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) sorduklarını  hatırlatan Candan, sözlerine şöyle devam etti

“TOKİ’den, o dönem  ‘’Maliyetinin açıklanması ülke ekonomi çıkarlarına zarar verir” yanıtı gelmişti. Kaçak Sarayın tamamen bitmesi halinde maliyetinin beklenenin çok üzerinde olduğunu o dönem açıklama yapmış ithal malzemelerin kullanıldığı  ve özel üretim bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu ifade ederek, yapının gerçek maliyetlerinin anahtar teslimi 20 milyarı bulacağını kamuoyu ile paylaşmıştık. Bugün yine muhtelif alanlar diyerek , üst yapı ve altyapının tüm kalemlerini kullanarak ve “vb.” gibi muğlak ifadeler kullanarak niteliği ve niceliği bilinmeyen iş kalemlerinin tariflendiği kaçak eklemelerin devam ettiği bir inşaat süreci yapılamaz”

Candan, Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin koruma amaçlı nazım imar planı davasının meslek odaları kazandığını da anımsatarak, “Yargı tüm itiraz gerekçelerimiz haklı bulmuş ve bizi onamış, hukuksuzluk AİHM’e kadar taşınmıştır. Kaçak Saray konumlanış ve yapılış hali ile Cumhuriyetin tüm temel ilkelerine aykırıdır” diye konuştu.

Hangi alanlar olduğu açıklanmalı

Yeni yapım ihalesi içerisinde “Her türlü üst yapının Yapım, Tadilat, Bakım-Onarım, Dekorasyon ve yapım ile ilgili her türlü iş)  ve Altyapı (Genel Altyapı,  Ada içi Altyapı, Çevre Düzenleme –Her Türlü yapısal ve Bitkisel Peyzaj vb.)”  gibi bir başlıkla yapılan ihalenin içeriğinde nelerin yer aldığının açıklamasını isteyen Candan, Kaçak Saray ile ilgili şu soruları yöneltti:

“Her türlü üst yapı derken hangi alanlardaki yapılanmadan söz edilmektedir. tadilat – bakım ve onarım gerektiren yerler neresidir. Kaçak Saray yaşayanları 18 aydır yapının neresini bozmuş ve ya yıkmıştır ki bir tadilat söz konusu olmuştur.  Altyapı ihalesinde yapısal ve bitkisel peyzaj vb. ne demektir. İhaleler ölçüsü niteliği ve niceliği belli olan projeler üzerinden yapılması zorunlu değil midir? Hangi ihale böylesi muğlak ifadelerle çıkılmıştır? Kamu  İhale Kurulu bu duruma neden müdahale etmemektedir?”

Yeni yapım işinin projesi açıklanmalı

Candan, kamunun mal varlığının yöneticiler tarafından kullanılacağı durumlarda şeffaf açık olması gerekliliğine olan inancı ile TOKİ ve Kamu İhale Kurulu’nu  bir kez daha  göreve davet etti.

Candan; 2016 / 144 721 sayılı ihale nosu ile yapılan Danışmanlık Hizmet alımı ihalesinin yapım projesi hakkında açıklama yapılması gerektiğini belirterek, “Madem ihale süreci, bitti danışman arıyorlar bu demektir ki yapım ihalesi süreci tamamlanmış. O zaman yapım işinin mahiyetinin ve maliyetinin kamuoyu ile paylaşılmasına yasal bir engel yoktur” dedi.

TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ BASIN BİRİMİ

Mimarlar mültecilerin yaşadığı mekânları inceledi

Mimarlar, Suriyeli mültecilerin barınma ve kentle bütünleşme sorununa çözüm önerileri üretmek amacıyla, mültecilerin yerleştirildiği Önder Mahallesi’nde ön tespit gezisi gerçekleştirdi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi 44.Dönem çalışmalarında mülteci göçmen ve yersizlik üzerine çalışmalar gerçekleştirmek üzere harekete geçti. Mimarlığın Sosyal Forumu’nun üçüncüsünü  “Yersizlik” temasıyla Uluslararası olarak gerçekleştirecek olan Mimarlar Odası Ankara Şubesi yerinde inceleme gezileri ile sorunu masaya yatıracak ve çözüm önerileri oluşturacak. Bu kapsamda Suriyeli mültecilerin yaşam alanı haline gelen Ankara’da Önder Mahallesi’nde ön tespit gezisi yapıldı.

“Birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız”

Tespit gezisine Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Yönetim Kurulu üyesi Burcu Ateş, Kent İzleme Merkezi Danışma Kurulu üyesi Atılım Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ali Hakkan, Kent İzleme Merkezi Sekretaryası Yürütücüsü Redife Kolçak katıldı. Teknik heyet, tespit gezisinde, mültecilerle, muhtarla, halkla ve bölgede faaliyet yürütmeye hazırlanan UNİCEF ve ASAM yetkilileri ile görüştü. Tespit gezisi ile ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Kentimizin zorunlu ikametçileri ile birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız” dedi.

 

“Altındağ’da Küçük Halep”

“Kentsel dönüşüm sürecinde yıkımların başladığı Önder Mahallesi’ne yerleştirilmiş olan Suriyeli mülteciler sağlıksız konutlarda yaşıyor” diyen Candan şöyle devam etti:

“Barınma sorunu ile birlikte yaşam sorunu iç içe geçmiş durumda, dolmuştan inerken ‘Halep’te ineceğiz’ diyorlar. Altındağ’ın küçük Halep’i olarak geçen bu bölgede dükkânların tabelaları, satılan eşyalar,  Suriye’yi hatırlatıyor. Bölgede yaşanan kültür farklılığı giderek gerginlik yaratacak bir potansiyel taşıyor. Orada yaşayan halk, Suriyeli mültecilerin  mahallenin tüm yapısını değiştirdiğini belirtiyor. Belediye tarafından tüm yardımların Suriyelilere dağıtıldığını, dağıtılan yardımların  Suriyeliler tarafından kendilerine parayla satıldığını ifade eden halkın bu duruma tepkisi büyüyor. Kendi insanımıza sosyal eşitlik ve sağlıklı yaşam sunma zorunluluğunun farkında olarak, mültecilerin birikimlerini  toplumla buluşturmalıyız. Mültecilerin özgün birikimlerine sırtını dönen kentler,  bu zenginliği kapsayamazsa, kenti güvenlik sorunun yaşandığı bir duruma terk etmiş olacaktır. Çok önemli bir sürecin başlangıç aşamasındayız. Bu zorunluluğu, insanlık onuru adına dayanışmak ve kentimiz için çok iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.”

“Barındırmada Ankara hazırlıksız”

Candan, mültecilerin bir çok yerde barınmadan başlamak üzere yeme-içme, ısınma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi doğal ihtiyaçlarına kendi başlarına çözüm bulmak zorunda kaldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Şehrin görünmez yerlerinde ‘görünmez olan’ mültecilerin sayısı giderek artıyor. Beklenenin 5 katına çıkması ve iktidarların pazarlık konusu yapılan mülteci sorununun, kentleşme ve kültürel olarak altyapısı hazırlanmayan Ankara’nın geleceği açısından görünür bir sorun yaratacağı çok açık. Kentliler ve kent, hazırlıklı ve planlı değil. İktidarların ve kent yöneticilerinin günlük politika üretimi nedeniyle sancılı bir süreç daha var önümüzde. Mülteci barındırma konusunda hazırlıksız olan Ankara’da sosyal ve kültürel anlamda kaynaşma sağlanmalı. Bu çerçevede yaşanacak olası sorunlara ilişkin olarak farkındalık artırmak için çalışmalar gerçekleştireceğiz.”

“Mülteci sorunu kentsel ayrışma sinyali veriyor”

Candan, “Önder Mahallesi’nin kültürel ve mekânsal altyapısı oluşturulmadan mülteciler için zorunlu bir yerleşke haline gelen mekânlar olarak seçilmesi, kentsel ayrışma sinyalleri veriyor. Geçici barınmadan kalıcı barınmaya dönüşen bu süreçte, kentsel bütünleşmenin sağlanması için projeler yürütmek ve sağlıklı mekânlar için çözüm önermeleri üretmek hepimizin sorumluluğunda” diye konuştu.

Candan ve heyet  daha sonra bölgede faaliyet yürütmeye hazırlanan Sığınmacılar ve Göçmenler Derneği ‘nin(SGDD), UNICEF’in desteklediği, Çocuk Koruma Destek Projesi kapsamında Suriyeli çocuklara ve kadınlara hizmet vermek amacıyla açılan binasını ziyaret etti.

Burada proje yürütücüleri ile görüşen heyet, mülteci çocuklarla, diğer çocukları  kent ölçeğinde bir araya getirecek, mültecilerin barınma sorunlarına ilişkin atölyeler düzenleyerek, kentsel bütünleşmenin sağlanacağı projelerde birlikte çalışmak üzere görüşmeler yaptı.

  “Önder Mahallesi’nde 3 bin mülteci yaşıyor.”

Tespit sırasında ‘Mahallenin tüm yapısı değişti’ diyen Önder Mahallesi Muhtarı Nuri Aygül, bazı ev sahiplerinin oturulamayacak durumda olan gecekonduları ve barakaları fahiş fiyatlara mültecilere kiraladığını söyledi.Aygül, Altındağ’da resmi rakamlara göre yaklaşık 20 bin mültecinin, Önder Mahallesi’nde ise 3 bin mültecinin barındığını bildirirken, Suriyeli mültecilerin kendi yaşam biçimlerini – ticaretini ve geçimlerini kendi kuralları içerisinde hayata geçirdiklerini ifade etti.

 

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birim

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar