Dolar : Alış : 7.3708 / Satış : 7.3841
Euro : Alış : 8.9420 / Satış : 8.9581
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya14°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11268 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

MHP Sakarya’da “Neden EVET”i anlattı

05 Mart 2017 - 2 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»MHP Sakarya’da “Neden EVET”i anlattı
MHP  Sakarya’da “Neden EVET”i  anlattı

MHP  Sakarya’da “Neden EVET”i  anlattı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal, MHP Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA , İl Başkanı M.Levent BÜLBÜL ile birlikte  Basın Toplantısı Gerçekleştirdi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal: “MHP’nin AK Parti ile hedefleri aynı ancak vatandaşlara anlatma şekli kendine özgü olacak”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi olarak, başta anayasa referandumu ve “evet” kampanyasının değerlendirmesi olmak üzere, gündemdeki gelişmeleri değerlendirmek ve teşkilat yöneticilerimizle istişarede bulunmak amacıyla  düzenlemiş olduğumuz istişare toplantısına katılmak amacıyla, Sakarya  milletvekilimiz Sayın Zihni Açba ve MYK üyemiz Sayın Musa Küçük ile birlikte Sakarya ilimizde bulunuyoruz. MHP bugün itibarıyla 35’den fazla ilimizde gerçekleştirdiği istişare toplantılarına bu hafta sonu da devam etmektedir. Bu basın toplantısının ardından istişare toplantımızı ve bazı kuruluşlara ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz.

Ben öncelikle siz basın mensuplarına ve bizleri sizlerle buluşturan; başta il başkanımız Sayın Levent Bülbül olmak üzere, tüm yöneticilerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum

Türk milleti üst üste felaketler yaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti her yönden korkunç ve dış destekli bir terör kuşatması altındadır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin tabiriyle “artık bıçak kemiği delmiş, sabır taşı çatlamış, tahammül eşiği geçilmiştir.” Yurtiçinde farklı terör örgütlerince çeşitli illerimizde ve değişik tarihlerde düzenlenen hain saldırılar sonucu verdiğimiz şehitlerin ardından, ülkemize sınır dışından gelen terör tehditlerini bertaraf etmek üzere Fırat Kalkanı harekatında görev yapan çok sayıda askerimiz de şehit olmuştur. Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun, Türk Milletinin başı sağ olsun.

Kandil’den afrin’e terör koridoru tamamen temizlenmeli

Suriye’de ve Irak’ta yaşanan gelişmeler uzun süredir ülke gündemini meşgul etmektedir. Ülkemizin hemen sınırlarının ötesinde yıllardır süren bir kaos ve iç çatışma vardır. Gerek Irak gerek Suriye’de yaşanan çatışmalar hem ülkemizin güvenliğini, hem bölge ülkelerini tehdit eder hale gelmiş, hem de artık tahammül edilemez bir insani dramın ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Bu durumun bize göre iki kaynağı vardır ve söz konusu iki kaynak kurutulmadan bölgeye barış ve huzurun gelmesi mümkün değildir. Bu iki terör ve çatışma kaynağı PKK/PYD ve IŞİD’tır.

Aslında Sayın Genel Başkanımız 6 Ağustos 2012 tarihinde bu tehlikeye işaret etmiş ve şöyle demiştir:

“Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.”

 “Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölge ülkeleri küresel vesayeti reddetmeli, insan varlıklarını ve coğrafi bütünlüklerini müdafaa edecek basiret, cesaret ve dirayeti gösterebilmelidir.

Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek için kolları sıvayan, yeni devletler kurmak için fırsat kollayan çevrelere, lobilere, silah ve terör baronlarına karşı herkes uyanık olmalıdır. Türk devleti, Misak-ı Milli’nin sınır boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm milli güç unsurlarıyla göğüs germelidir.”

Müttefiklerimiz terör örgütlerine silah veriyor

Bilindiği üzere, müttefiklerimiz Suriye’de yaşanan iç savaşın içinde bir başka iç savaş yürütmekte ve yıllardır Türkiye’ye saldıranların taşeronu olarak kullandığı PKK’ya ve onun Suriye’deki uzantısı konumundaki PYD-YPG-YPJ’ye destek vermektedirler. DSG adı altında terör örgütü PKK’ya IŞİD’le mücadele ediyor bahanesiyle destek veren müttefiklerimizin silahlandırdığı unsurlar sınırlarımızın içinde askerimize polisimize ve vatandaşlarımıza yönelik kanlı saldırılar yapmakta onların verdiği mühimmatları ve silahları kullanarak Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye çevirmeye çalışmaktadırlar.

ABD’nin yeni başkanı Trump tarafından PKK-PYD-YPG’ye zırhlı araç, silah, mühimmat dağıtımının hızlandırılması ve hatta tank verilmesi; Rusya ve ABD arasındaki dar alandaki paslaşmalar elbette soğukkanlılıkla ve milli duyarlılıkla yorumlanmalıdır.

Aslında Ortadoğu’da haritaların değişeceğini söyleyenlerin asıl hedefinin Türkiye olduğu, gerek 2011’den sonra yaşananlar, gerekse 15 Temmuz darbe girişimi neticesinde bütünüyle ortaya çıkmıştır. Türkiye bir taraftan IŞİD, diğer taraftan ise PKK ile istikrarsızlaştırılıp bir iç savaşa sürüklenmek istenmektedir. Bunun önlenmesi için de sınırlarımızın dışında yuvalanan bu terör yapılarının yok edilmesi icap etmektedir.

Kıbrıs ve ege adaları konusunda oldu-bitti kabul edilemez

Öte yandan, Kıbrıs müzakereleri de Rum liderin toplantıyı terk etmesi sonucu akamete uğramıştır. Bize göre, vatan toprakları üzerinden müzakere yapan KKTC heyetinin hangi çevre ve emellere hizmet ettiği bellidir.

Bilinmelidir ki Kıbrıs, Türkiye’nin en önemli milli davasıdır. Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde kurucu anlaşmalardan kaynaklanan vazgeçilmeyecek ve tartışılmayacak ahdi hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Siyasi çözüm kapsamında Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin aşındırılması ya da olumsuz etkilenmesi hiçbir şart altında kabul edilmeyecektir.

MHP Kıbrıs’ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözümün; iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanmasına dayanması gerektiğine inanmaktadır.

Kıbrıs’ta Rum tarafının çekilmesiyle akamete uğrayan müzakerelerin; Türkiye’nin kırmızı çizgilerini ortadan kaldıracak, Kıbrıs Türklüğünü azınlık statüsüne indirerek adadaki varlığını tehlikeye atacak, iki kesimlilik ve siyasi eşitlik anlayışını zayıflatacak bir düzlemde sürdürülmesi asla kabul edebilir bir durum değildir. Kıbrıs’ta Kıbrıs Türkünün 1974 öncesi şartlara zorlayacak hiçbir oldu bitti kabul edilmemelidir. Türk vatanını terk etmek doğru değildir ve Kıbrıs’taki Türk toplumunun aleyhine yapılacak herhangi bir anlaşmanın kabul edilmesi de mümkün değildir.

Kıbrıs’ın sancısı artarken, Ege Denizi ısınmakta, burnumuzun dibindeki ada ve kayalıklar Yunanistan tarafından oldubittiye getirilerek düşmanca istila edilmektedir. İki devlet Kardak üzerinde birkaç kez karşı karşıya gelmiştir. Yunanistan Savunma Bakanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst yönetiminin Ege’deki dik ve milli duruşuna hayasızca misilleme yapmıştır. Üstelik bu ülke, hain FETÖ’cüleri iade etmeyerek kimlerle el ele, kol kola olduğunu, aynı tutumuna geçmişte çok defa tesadüf edildiği gibi yine göstermektedir.

Türkiye’yi tehdit eden bir diğer terör örgütü de FETÖ’dür.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti 15 Temmuz akşamı bu hain terör örgütünün alçak bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmıştır. Daha önce yaşadığımız hiçbir darbe veya darbe teşebbüsü bizleri 15 Temmuz gibi derinden sarsmamıştır. Bize göre bir işgal teşebbüsü olan 15 Temmuz kalkışmasında TBMM’yi bile bombalayan namussuzları Müslüman Türk milleti lanet ve beddua ile anacaktır.

Türkiye ile hesabı olan çevreler terörist başı Gülen’i koz olarak ellerinde tutmuşlardır. FETÖ’cüler kimin işine yarıyorsa silah gibi kullanılmıştır. Fetullahçı terör örgütü devletimizi ur gibi sarmıştır. Türk devletinin kritik noktalarına özenle yerleşmişlerdir. Bu kaleyi içten çökertme harekatıdır. Yıllardır din kisvesi altında üremiş, güçlenip ortaya çıkmak için uygun zaman aramıştır. Dinler arası diyalog uydurmasının yapılması da boşuna değildir. FETÖ’cü teröristler 3. bin yılda Asya’nın Hıristiyanlaşmasına hizmet etmiştir.

Türk-İslam Medeniyetinin temellerini atan ve akla ve ilme önem veren Türk Müslümanlığı anlayışı yerine, vahşi küreselleşmenin temsilcisi olan batının bize dayattığı “Ilımlı İslam” yalanının peşine takılmamış olsaydık; bunlar başımıza gelmeyebilirdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası yaşadığımız travmanın arka planında da bu anlayıştan uzaklaşmamız yatmaktadır.

15 Temmuz darbe kalkışmasının arka planını anlayabilmek için, ülkemizdeki din anlayışını ve din eğitimini gözden geçirmek gerekmektedir. Bu kapsamda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın rolü ve yapısı sorgulanmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır. Dinin hedefi insandır, dinin amacı insanın ahlaki olgunluğunu tamamlamasını sağlamaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Atatürk’ün Genel Kurmay Başkanlığı ile birlikte kurdurduğu ve büyük önem verdiği bir kurumdur, bu kurumun dinimizin yüce prensiplerini ve birlik beraberlik ruhunu halkımıza benimsetmesi gerekiyor. Eğer İslam dinini hurafelerden, dogmalardan uzaklaştırarak, gerçekten anlatabilseydik subaylarımızın paşalarımızın bir vaizin peşine gitmesi mümkün olur muydu? Akademisyenlerimizi böyle kandırılabilir miydi?’ 2023 ve 2053 “Lider Ülke Vizyonumuza’’ erişebilmek; millî değerlerin yanı sıra, manevi değerlere de önem verip insanları eğitmekle mümkün olacaktır.

MHP Uzlaşmacı, barışçı, kucaklayıcı ve sorumluluk alan bir siyaset anlayışına sahiptir

Gelinen noktada meselelere salt “siyasî parti” çerçevesinden değil “siyasî duruş”, “ilke”, “amaç ve hedefte uzlaşma” çerçevesinden bakılmasının mecburiyet haline gelmiştir. Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğe taşınması için benzer hassasiyetleri paylaşan tüm kesimlerin böyle bir bütünleşme ideali etrafında toplanması ise içinden geçilen bunalımlı dönemden çıkmanın ilk şartıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen, sorumluluk için gayret gösteren, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesini ortaya koyan bir siyaset anlayışını benimsemektedir.

Türkiye merkezli yeni bir medeniyetin tesisi için özümüze dönmeliyiz

MHP, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesis etme anlayışını kendisine siyasi misyon olarak kabul etmiştir. Bu misyon, hem Türkiye’yi lider ülke konumuna taşıyacak, hem de başta Avrasya coğrafyasındakiler olmak üzere, bütün mazlum milletlerin hür ve onurlu bir şekilde yaşamasına vesile olacaktır.

Bunu başarmanın şartı, öncelikle Türkiye’nin Türk milletinin özünü temsil eden değerlere yönelmesinden geçmektedir.

Türk milleti, Türk-İslam geleneğinin ve görkemli bir medeniyetin mirasını yaşayan, yaşatan ve nesilden nesile taşıyarak tarih ve kültür potasında buluşturan bir milletin; Türkiye ise, bu mirası barındıran toprakların adıdır.

İnanıyoruz ki Türk milleti, sahip olduğu tarihi tecrübe ve kültürel derinliğe, demokratik evrensel kazanımları da katarak yeniden büyük bir sentez yaratma imkan ve potansiyeline sahiptir.

Türk milletinin başlatacağı medeniyet yürüyüşünün manevi kökleri Türk-İslam kaynaklarında mevcuttur. Kültürel temellerini kadim değerlerimizden alan bu yürüyüş, ihtiyaç duyduğu enerjiyi ise Türk milletinin büyüme, ilerleme, çağlar üzerinden sıçrama ve yeryüzüne adalet taşıma ideallerinden alacaktır.

2053’te 100 milyonu aşan nüfusu, 50 milyona ulaşan istihdamı, 3,2 trilyon dolara varan ihracatı, 10 trilyon doları yakalayan Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası ve 100 bin doları bulan kişi başına milli geliri yanında Türkiye ve Türk milleti; yüzyılları bulan mazlum milletlerin sömürülmesinin ve demokrasi, insan hakları ve adalet adına sürdürülen zorbalık düzeninin bitirilmesini sağlayacak medeniyet inşasıyla, İstanbul’un fethinden 600 yıl sonra yeniden bir “Çağ” açacaktır.

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında sizlere tekraren ifade ediyorum ki;

MHP ne demişse milletimizin lehinedir.

MHP neyi istemişse milletimizin menfaatinedir.

MHP ikbalin değil, istikbalin peşindedir.

MHP millet ve vatan davasının savunucusudur.

MHP binlerce yıllık Türk-İslam ülküsünün varisi, bu çağdaki emanetçisidir.

MHP;“Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslümanız” diyen …

         “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur; ruhsuz beden ceset olur” diyen…

bir anlayışın temsilcisidir.

MHP; Türkiye’yi 2023’te Lider Ülke, 2053’te Süper Güç yapma hedefine ulaşmak için her türlü çalışmaya ve fedakarlığa hazırdır!

MHP; Türkiye’yi Atatürk’ün gösterdiği, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet yürüyüşüne Türk Milleti ile birlikte çıkmaya hazırdır!

21. Asrın Türk asrı olacağına ve bu asrı insan merkezli Türk-İslam medeniyetinin belirleyeceğine olan inancımla;

Devlet için EVET…

Millet için EVET…

Cumhuriyet için EVET…

Türklüğün bekası için EVET…

“Türkiye’nin güçlü bir yönetime ihtiyacı var”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal  , AK Parti ile hedeflerinin aynı olduğunu ancak referandum çalışmalarının kendilerine özgü olacağını bildirdi. Günal, “Biz referandum da kurumsal kimlik olarak kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tabi ki hedefimiz aynı, ‘evet’ çıkması için uğraşıyoruz ama çıkış noktamızda, vatandaşlara anlatma şeklimizde kendimize özgü olacak. Onlarda kendi çalışmalarına başladılar. Tabi ki aynı hedefe doğru çalışıyoruz ancak yöntemlerimiz ve araçlarımız kendimize özgü, Soruna seyirci kalan değil, yapıcı uzlaşmacı bir muhalefet anlayışı içerisinde meselelere bakmaktadır. Bizim için önce ülkemizin geleceği ve güvenliği önemlidir. Bu kapsamda doğru yapılan çalışmalara destek olmaya devam edeceğiz.

Başta melun FETÖ terör örgütü olmak üzere, ister PKK, ister PYD densin, ister YPG densin, isterse IŞİD, isterse DAEŞ densin fark etmiyor, bütün terör örgütlerinden de arınarak Suriye’deki operasyonunda başarıyla tamamlanması sadece Suriye değil bütün terör örgütü koridorunun da temizlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu kapsamda da önümüzdeki süreçte Türkiye’nin güçlü bir yönetime ihtiyacı vardır. Bu yönetim tartışmalarını da biran önce sonlandırması gerekir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, bu teklifin arkasında durmasının nedeni budur. Bunu da önümüzdeki süreçte milletimize anlatmaya devam edeceğiz.”

MHP Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA” MHP. Referanduma “Evet” demekle kendi kapısına kilit vuracaktır” diyenlere soruyorum; MHP.nin genel başkanı, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’in boynuna ip geçirmek isteyen 1980 darbesi ülkücü hareketi bitirememiş ise 16 Nisan mı bitirecektir?”

MHP.Gen.Bşk.Yardımcısı Doç Dr Mehmet GÜNAL’ sunumuyla “Anayasa Değişikliği ve Referandum Süreci” Konulu istişare toplantısı Serdivan Belediyesi Kongre Salonunda yapıldı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal “Sakarya milletvekilimiz Zihni Açba ve MYK üyemiz Musa Küçük ile birlikte Sakarya istişare toplantımızı gerçekleştirdik. Başta il başkanımız Levent Bülbül olmak üzere tüm emeği geçen yöneticilerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum.”dedi

     

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar