Dolar : Alış : 7.3877 / Satış : 7.4010
Euro : Alış : 8.9635 / Satış : 8.9797
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya2°CYoğun Kar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11085 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Maden işçileri maaşlarını alarak direnişi sonlandırdı

29 Mayıs 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Maden işçileri maaşlarını alarak direnişi sonlandırdı
Maden işçileri maaşlarını alarak direnişi sonlandırdı

Açlık grevindeki maden işçileri maaşlarını alarak direnişi sonlandırdı

Zonguldak’ta ücretlerini alamadıkları için açlık grevine başlayan işçiler maaşlarını alma sözüyle direnişi sonlandırdı. Kıdem tazminatını alamayan işçiler dava açacak

Zonguldak’ta Deka Madencilik A.Ş. ve bu şirkete bağlı Balçın Madencilik firmasına kayyum atanmasının ardından ücretlerini alamadıkları için açlık grevine başlayan ve 9’uncu günde kendilerini madene kapatan işçiler, direnişi 11’inci günde sonlandırdı. Madene inen kayyum, emniyet müdürü ve vali ile yaptıkları yarım saat görüşmenin ardından ödenmeyen ücretlerini almak üzere anlaşan işçiler madenden çıktı.

İşçiler yapılan görüşmede sonunda ödenmeyen ücretlerini alma garantisi alsa da kıdem tazminatı konusunda anlaşma sağlanamadı. Maden çıkan işçiler kıdem tazminatlarının gasp edilmesini engellemek için dava yoluna gideceklerini ifade ederken “Vermiş olduğumuz mücadeleyi tüm işçi sınıfına armağan ediyoruz” dedi. Madenden çıkan işçiler çıkar çıkmaz sağlık kontrolünden geçirildi.

Kilimli’de 4 aylık ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle maden işçilerinin başlattığı ocaktan çıkmama eylemi ve açlık grevi, 10’uncu gününde 19 işçiyle devam ediyor.

İşçilerin yaptığı kontrollü göçüğün ise, Türkiye Taşkömürü Kurumu tahlisiye ekipleri tarafından temizlenerek ocak ağzının güvenli hale getirildiği öğrenildi. Kilimli İlçesi Gelik Beldesi’nde geçen 4 Nisan’da iş bırakan Deka Madenclik A.Ş. ve bu şirkete bağlı Balçın Madencilik’te çalışan 245 maden işçisi, şirketlere ‘Paralel Devlet Yapılanması’ soruşturması kapsamında kayyum atanması üzerine eylemler yapmaya başladı. Balçın Madencilikte çalışan 85 işçi, seslerini duyurabilmek için 18 Mayıs’ta çalıştıkları kömür ocağına girerek dışarı çıkmama eylemi başlattı. İşçilerin eylemi bir gün sonra açlık grevine dönüştü. Geçen 11 günde 66 işçi sağlık sorunları nedeniyle eylemi bırakırken 19 işçi eylemini sürdürüyor. Eylemi bırakan işçilerin sağlık durumunun ise iyi olduğu öğrenildi. Türkiye Taşkömürü Kurumu tahlisiye ekibinin maden ocağı ağzında işçilerin talepleri yerine gelmediği için çıkışa 20 metre kala tepki olarak yaptıkları kontrollü göçüğü temizlediği öğrenildi. Eylemdeki işçilerin de yardımıyla temizlenen göçüğün ardından tavan tahkimatlarla güçlendirildi. TTK ekipleri, değişik zaman aralıklarında eylemdeki işçilerin yanına girerek ocak içindeki havayı ve gaz ortamını da ölçtükleri bildirildi. maden maden1 zonguldakta-m zonguldakta-m1 zonguldak-valisi Ayrıca Zonguldak Valisi Ali Kaban’ın talimatıyla kayyum heyeti valilik binasındaki vakıf bürosunda sosyal yardım ve işçilerinin alacağının bir kısmıyla birlikte toplam 1750 lirayı ödemeye devam ediyor. 245 işçiden şu ana kadar 12’sinin kayyumun verdiği parayı aldığı belirtildi. Aileler ve diğer işçiler kömür ocağına 50 metre uzaklıkta polis barikatı önünde bekleyişini sürdürüyor. Aileler biran önce sorunlarının çözülmesini ve işçilerin sağlıklı şekilde dışarı çıkmasını istediklerini söylediler.

Zonguldak Maden İşçilerinin Uzun Yürüyüşü

Zonguldak Madenci Yürüyüşü, hem birleşen işçilerin gücünü hem de sendikal bürokrasinin ihanetini gözler önüne sermektedir. 1980 sonrasında uygulanan neo-liberal ekonomik saldırılar çerçevesinde madenler de sermayenin hedefine girmişti. Sermayenin değişen ihtiyaçları doğrultusunda madenler kapatılmak ya da küçültülmek istendi. İlk adım olarak madenler zarar eden işletmeler olarak gösterildi.

Sermaye sınıfı bir taraftan işçilerin kazanılmış haklarına saldırırken, öte taraftan da işçi sınıfının mücadele tarihini unutturmaya çalışıyor. Patronlar sınıfının ve onun hükümetinin amacı işçileri tarih bilincinden yoksun bırakmaktır. İstiyorlar ki işçiler bir sınıf olduklarının bilincine varmasınlar. İstiyorlar ki bugünün işçi kuşakları geçmişte verilen mücadeleleri öğrenmesinler. İstiyorlar ki bu mücadeleler sayesinde işçi sınıfının büyük kazanımlar elde ettiğini, örgütlü olunca işçilerin ne denli güçlü olduğu gerçeğini bilince çıkartmasınlar. Sermayenin hizmetindeki hükümet, grevleri yasaklayarak ve sendikaları kontrol altına alarak işçilerin her türlü örgütlü gücünü ezmek istiyor.

Ancak tüm bu çabalara rağmen işçilerin mücadele tarihini unutturamayacaklar. Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde önemli bir yere sahip Zonguldak Madenci Yürüyüşü de bu mücadelelerden biridir. Bu yürüyüş hem birleşen işçilerin gücünü hem de sendikal bürokrasinin ihanetini gözler önüne sermektedir.

Neo-liberal saldırılar

1980 sonrasında uygulanan neo-liberal ekonomik saldırılar çerçevesinde madenler de sermayenin hedefine girmişti. Sermayenin değişen ihtiyaçları doğrultusunda madenler kapatılmak ya da küçültülmek istendi. İlk adım olarak madenler zarar eden işletmeler olarak gösterildi. Madenlerin kapatılması demek, geçimlerini yerin derinliklerinde havasız ve güneşsiz bir ortamda çalışarak sağlamak zorunda kalan işçiler için işsiz kalmak, aç kalmak demekti. Madenci kardeşlerimizin köklü bir mücadele tarihi vardır ve 12 Eylül darbesinin etkisine rağmen bu duruma sessiz kalmadılar. Sermaye sınıfı ayak oyunlarıyla madenleri kapatmaya girişti. Önce Kilimli baca ağzı kapatıldı, ardından İhsaniye, Çaydamar ve Dilaver ocakları da kapatıldı.

zonguldak-grevi-ce

Grev!

Genel Maden-İş’te örgütlü işçiler madenlerin kapatılmasına, küçültülmesine ve özelleştirilmesine karşı çıkıyorlardı. Ücretlerinin yükseltilmesini istiyorlardı. Bu talepler için 30 Kasımda greve çıkacak ve daha sonra 80 bin işçiyle Ankara’ya yürüyeceklerdi. Alınan grev kararına karşı sermaye hükümeti 4 Aralıkta lokavt ilan etti. Madenciler, “biz üretmiyoruz, Türkiye işçi sınıfı da üretmesin” diyerek tüm işçi kardeşlerini greve katılmaya çağırıyorlardı. 30 Kasım sabahı Gelik işletmesine grev pankartı asıldı. Grevin etkisi kısa sürede pek çok kente ve hatta birçok ülkeye yayıldı. Esnaf ve belediye işçileri de madencilerle omuz omuza vermişlerdi. Güney Afrika dâhil, birçok ülkede liman işçileri Türkiye’ye gelecek kömürleri gemilere yüklemeyerek greve destek verdiler.

zonguldak-4-8ocak1991

Türk-İş Başkanlar Kurulu tabandan gelen baskı üzerine 3 Ocakta ülke çapında “Genel Greve” çıkma kararı aldı. 4 Ocakta ise Ankara yürüyüşüne başlanacaktı. ANAP hükümeti grevin yasadışı olduğu iddiasıyla tehditler yağdırsa da, “ölmek var dönmek yok” diyen işçileri vazgeçiremedi.

Madenci yürüyüşü başlıyor

4 Ocakta bütün madenlerde iş bırakan işçileri Ankara’ya taşıyacak otobüslere polis engel oldu. Bunun üzerine işçiler yürüyerek yola devam etme kararı aldılar. İşçilerle hiçbir ortak çıkarları olmayan sermaye partilerinin temsilcileri de oy kapmak için yürüyüşe katılmışlardı.

Yol boyunca yürüyüşe başka kentlerden işçiler de katılmış ve işçi sayısı 100 bine ulaşmıştı. Ne polis ve asker barikatları ne de soğuk hava işçileri durdurabilmişti. 7 Ocakta işçiler, buldozer, su sıkma araçları, yüzlerce polis ve askerden oluşan devasa bir barikatla karşılaştılar. Barikatın önünde yaktıkları ateşler etrafında halaylar ve türküler eşliğinde beklemeye koyuldular. Bu sırada işçilerin iradesini kırmak için 200 işçi gözaltına alındı.

Sendikal bürokrasinin uğursuz rolü

İşçilerden ayrı olarak hükümetle görüşme yürüten sendika bürokratları, “anlaşma ortamı” yaratıldığını söyleyerek yürüyüşü bitirme kararı aldılar. Bürokratların sözüne kanan işçiler, Bolu Mengen’de birden bire bitirilen eylemin üzüntüsü içindeydiler. Çünkü somut bir kazanım yoktu, sadece görüşme sözü vardı. İlerleyen günlerde Körfez Savaşı patlak verdi ve bu bahaneyle hükümet grevleri 60 gün süreyle yasakladı. 25 Ocakta işçilerin taleplerinin çok altında bir sözleşme imzalandı.

İlk yola çıktıklarında “1 Ocak, 2 Ocak, 3 Ocak, 4 Ocak, Zafer bizim olacak” diyen maden işçilerinin Büyük Ankara Yürüyüşü istedikleri gibi sonuçlanmadı. Fakat bu yürüyüş, ayağa kalan işçilerin patronlar sınıfının ve sermaye hükümetlerinin yüreğine nasıl korku salabileceğini göstermiştir. Çok değil, bu Büyük Yürüyüş 1991’in başında gerçekleşmiştir. Türkiye işçi sınıfının tarihinde böylesi nice deneyimler vardır. Bu deneyimleri hatırlamak ve dersler çıkartmak verdiğimiz mücadelelerinin başarıya ulaşması için mutlaka gereklidir.

UİD-DER Nedir, Neyi Savunuyor?

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği (UİD-DER), çeşitli işkollarında faaliyet yürüten İşçi Öz-Eğitim Grupları tarafından 2006 Haziranında kuruldu. İşçi Öz-Eğitim Gruplarını oluşturan mücadeleci-öncü işçiler, uzun yıllar sendika tabanlarında, fabrikalarda, grev ve direniş yerlerinde çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiler. İşçi sınıfının ruhuna uygun bir disiplinle yapılan çalışmalar ve kesintisiz sürdürülen faaliyetler meyvesini UİD-DER ile verdi. Sahip olduğumuz bu mevziyi güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

UİD-DER, işçi sınıfının birliğini ve dayanışmasını güçlendirmek, patronların sömürü düzenine karşı verilen mücadeleyi yükseltmek için kuruldu. Derneğimiz işçi sınıfı içinde planlı, disiplinli ve sabırlı çalışmalarla hedeflerine doğru kararlı adımlarla yol almaya devam ediyor.

UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!

İşçi semtlerinde ve fabrikalarda yürüttüğümüz azimli çalışmalarla UİD-DER büyüyor, çeşitli kentlerdeki sanayi bölgelerinde temsilcilikler açıyor. 2008’den bu yana İşçi Dayanışması bültenimiz her ay düzenli olarak binlerce işçiye ulaşıyor, işçilerin kürsüsü haline geliyor. İşçi sınıfının hak ve çıkarlarını savunmak, örgütlü mücadelesini yükseltmek için faaliyetlerimizi daha fazla işçiyle buluşturmayı sürdürüyoruz.

UİD-DER çeşitli konularda işçilere yönelik eğitim çalışmaları düzenliyor. Bu eğitim çalışmalarında işçi sınıfının mücadele tarihinden, güncel, siyasal ve ekonomik gelişmelere dek çeşitli konularda sunumlar yapılıyor. Eğitimler canlı sunumlar eşliğinde slâytlar, şiirler ve müziklerle desteklenerek başarıyla gerçekleştiriliyor. Eğitim faaliyetlerimizi temsilciliklerimizin yanı sıra, çeşitli işkollarında örgütlü sendika şubelerinde de gerçekleştirebiliyoruz. Birçok genç işçi arkadaşımız bu etkinlikler sayesinde, işçi sınıfının ulusal ve uluslararası mücadele deneyimlerinden haberdar oluyor ve bu sayede sınıfına olan güvenini tazeliyor. İşçi sınıfının bağımsız çıkarları temelinde tutum almayı ve mücadele etmeyi öğreniyor.

Tekel kartal _5_

UİD-DER, kuruluşundan bu yana, işçi sınıfının yakıcı sorunları temelinde mücadeleye atılması ve örgütlenmesi için kampanyalar yürütüyor. Kıdem tazminatlarımızın elimizden alınmak istenmesine, iş kazalarına ve iş cinayetlerine, uzayan iş saatlerine ve düşük ücretlere karşı yürüttüğümüz kampanyalar başta olmak üzere tüm kampanyalarımız, eylemlerimiz işçilerden büyük destek görüyor. Başarıyla yürütülen bu kampanyalarda yüzlerce UİD-DER’li işçi görev alıyor.

100_0283

İşçi sınıfının dayanışma ve mücadele kültürünü geliştirmeye yönelik çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyoruz. İşçi sınıfının kolektif kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla tiyatro, film, müzik, koro, şiir, basın, kitaplık kolu çalışmaları ve futbol turnuvaları organize ediyoruz. Derneğimiz bünyesinde yürütülen faaliyetlerde görev alan işçiler, işçi kardeşlerini kapitalist sömürü düzenine karşı bir araya getirirken birleşen işçilerin neleri başarabileceğini ortaya koyuyorlar. UİD-DER İşçi Tiyatrosu ve UİD-DER Müzik Grubu, yaratıcılıklarıyla işçilerin kendi sınıflarına olan güvenini pekiştiriyor. UİD-DER Müzik Grubu grev ve direniş yerlerinde mücadele ezgilerini seslendiriyor. Bu ezgiler mücadeleci işçilere güç ve moral veriyor.

UİD-DER Kadın Komitesi kadın işçilerin sorunlarına eğiliyor, direnişçi kadın işçilere desteğini sunuyor, çeşitli direniş ve grevleri ziyaret ederek işçilerle dayanışmasını ortaya koyuyor. Emekçi kadınların taleplerini mücadeleyle yükseltiyor.

UİD-DER İşçi Sağlığı ve Güvenliği Komitesi ise işçilerin iş kazalarına karşı duyarlılığını ve mücadelesini yükseltmek için çeşitli çalışmalar yapıyor. İş kazası geçiren işçilerle, iş cinayetlerine kurban giden işçilerin aileleriyle dayanışma gösteriyor.

100_0289

Derneğimiz UİD-DER, sendikaları bürokrasinin pençesinden kurtarmak ve sendikalarda mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışını hâkim kılmak için var gücüyle çalışıyor. Çeşitli sektörlerde grev ve direnişler yürüten sınıf kardeşlerimize dayanışma ziyaretleri organize ediyoruz ve mücadelelerine omuz veriyoruz. Fabrika ve işyerlerinde, işçilerin örgütlenme mücadelesini büyük bir sabır ve disiplinle ilerletmeye çalışıyoruz. İşçi sınıfının ulusal düzeyde verdiği mücadeleyi uluslararası dayanışmalarla güçlendirmek üzere kampanyalar ve çalışmalar yürütüyoruz.

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Mücadele Birliği!

UİD-DER’li işçiler olarak sınıf mücadelesini sadece ulusal değil uluslararası düzeyde de örgütlemek gerektiğine inanıyoruz. Bizler, sermayenin küreselleştiği ve tüm dünyayı avucunun içine aldığı bugünün koşullarında, sömürücü sınıfların işçi ve emekçileri bölmek için kışkırttıkları ulusal, dinsel, ırksal, cinsel, her türlü ayrımcılığın karşısında duruyoruz. Bizler, işçi sınıfının uluslararası bir sınıf olduğuna ve bu yüzden de hem birliğinin hem de mücadelesinin uluslararası düzeyde sağlanması gerektiğine inanıyoruz.

100_0286

Dünyayı kan gölüne çeviren emperyalist savaşlara karşı, işçi sınıfının enternasyonalist çıkarlarını temel alarak, çeşitli faaliyetler sürdürüyoruz. Gerek katıldığımız mitinglerde, gerekse düzenlediğimiz eğitim etkinliklerinde emperyalist savaşların ancak işçi sınıfının uluslararası mücadelesiyle durdurulabileceğini ve dünyaya barışın işçi sınıfı iktidarı ile geleceğini kararlılıkla dile getiriyoruz. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını savunan işçiler olarak, Kürt halkı başta olmak üzere tüm ezilen halkların ulusal-demokratik mücadelesini haklı buluyor ve destekliyoruz. Burjuvazinin halkları birbirine düşman eden milliyetçi ve şovenist fikirlerine karşı enternasyonalist fikirlerin işçi hareketi içinde yerleşmesi için mücadele veriyoruz.

newroz_istanbul_20140323_001

UİD-DER, hangi ulustan olursa olsun işli-işsiz, taşeron-kadrolu, sendikalı-sendikasız, kadın-erkek tüm işçilerin sınıf çıkarları ekseninde birleşerek sermaye sınıfına karşı mücadeleyi yükseltmeleri için çaba sarf ediyor. Biliyoruz ki, işçi sınıfının hiçbir bölüğü tek başına kurtuluşunu sağlayamaz.

IMG_1318

Emperyalist savaş, ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk ve açlık, kapitalist sistemin barbar yüzünü ortaya seriyor. İnsanlık ve doğa sermayenin sultası altında yok oluşa sürükleniyor. İnsanlığı ve doğayı bu yok oluştan kurtaracak yegâne güç dünya işçi sınıfıdır. Kapitalizm kendiliğinden değil ancak dünya işçi sınıfının vereceği kararlı mücadele sayesinde yıkılabilir. Bütün ülkelerin işçileri önünde duran yegâne seçenek mücadele etmektir. Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok, kazanacağımız koca bir dünya var!

Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!

Profil Fotoğrafın  Haber-Fehmi DUMAN- Zonguldak

İmtiyaz Alanları

Zonguldak Taşkömürü Havzasının Osmanlı Devleti Dönemindeki imtiyaz alanı 17.01.1910 tarih ve 289 sayılı TESKERE-İ SAMİYE’ce belirlenen alan olup, bu sınırlar daha sonra 07/09/1968 tarih ve 6/10692 sayılı kararnameyle 2.200 km2 si denizde, 11.150 km2 si karada olmak üzere toplam 13.350 km2 lik bir alanı içine alacak şekilde belirlenmiştir. Yer yer  taşkömürü varlıklarına rastlanan havzanın yeraltı zenginliği ve bu potansiyelin ülke ekonomisindeki yeri, Osmanlı Devletince belirlenerek bu imtiyaz alanı içinde her ne şekilde olursa olsun devletin izni olmaksızın arazi açmak, bina inşa etmek gibi faaliyetlerin tümünün TESKERE-İ SAMİYE’ce yasaklandığı son derece önemli bir görüş olarak tarihte yer almıştır. 1910 tarihli TESKERE-İ SAMİYE sınırları, 19.06.1986 tarih ve 19139 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlükten kaldırılmıştır. 24.08.1989 tarih ve 20262 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Bakanlar Kurulunun 89/14248 sayılı kararı ile Taşkömürü Havzası sınırları yeniden düzenlenerek TESKERE-İ SAMİYE sınırları tekrar kabul edilmiştir. Ancak kabul edilen bu sınırlarımız içinde serbest kalacak bölgenin aramalara açılması ve diğer madenlerin ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla imtiyaz sahasında küçülme ihtiyacı doğmuştur. Bu sebeple yapılan çalışmalar neticesinde 14.04.2000 tarih ve 2000/525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile sınırlarımız küçültülerek; 3.000 km2 si denizde, 3.885 km2 si karada olmak üzere toplam 6.885 km2 olarak yeniden düzenlenmiştir.

Tarihçe

1829
Taşkömürünün Zonguldak Havzasında, Ereğli ilçesi Kestaneci Köyünden Uzun Mehmet tarafından bulunduğu kabul edilir.
1848
Havza sınırları ilk kez belirlendi. Hazine-i Hassa adına taşkömürü işletmeciliği başlatıldı. (Taşkömürü işletmeciliğinin başlandığı yıl kabul edilen 1848 yılına TTK ambleminde yer verilmiştir.)
1849
Havzanın işletilmesi Galatalı Sarraflara kiraya verildi.
1851
İngiliz mühendis Barklay kardeşler ve 8 maden nezaretçisi Evkaf Nezareti tarafından özel anlaşma ile havzaya getirildi.
1854
Kozlu-Zonguldak ve Üzülmez mıntıkasındaki kömürlerin işletilmesi, Kırım Savaşı süresince İngiliz ve Fransızların denetimine girdi. Üretilen kömürler bu ülkelerin donanma ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanıldı.
1856
İşletme hakkı yeniden Hazine-i Hassa aracılığıyla İngiliz Kömür Kumpanyasına bırakıldı.
1859
Havzanın işletmeciliği Kuyumcu (banker) Yorgaki Zafiropulos’a verildi.
1860
Havzasının işletmeciliği tekrar İngiliz Kömür Kumpanyası’na verildi.
1865
Havzanın denetimi Bahriye Nezaretine verildi.
1885
Havzanın ilk kuyusu olan, 1 numaralı Kurci Kuyusu (+11/-70) Kozlu’da Kurci şirketi mühendisi G. Ralli tarafından açıldı. Karamanyan Şirketi de Alacaağzı’nda 131 numaralı ocakta havzanın ilk varagelini kurdu.
1893
Zonguldak Limanı, liman yükleme tesisi ve bazı hatlara demiryolu yapım ihalesi Ereğli Şirketine verildi.
1896
Damarların isimlendirilmesinde, kömür damarını ilk bulanın isminin verilmesi esas alınmaya başlandı. Ereğli Şirketi Osmaniyesi” kuruldu.
1902
Ereğli Şirketi, 5.200 m uzunluğunda Gelik-Asma Havai Hattını hizmete açtı.
1908
Havzanın kontrolü Bahriye Nezaretinden alınarak Nafıa Nezaretine verildi ve “Ereğli Maadin-i Hümayun Nezareti” unvanı “Ereğli Madenleri Umun Müdürlüğü”ne dönüştürüldü. Ereğli’de bulunan müdürlük Kozlu’ya, Bahriye Kışlalarına taşındı.
1909
Havzanın yönetimi Orman ve Maadin Ticaret ve Ziraat Nezaretine devredildi. Bu tarihlerde yerli-yabancı 300’ün üzerinde kömür ocağı işletmecisi vardı.
1910
Ereğli Madenleri Müdürlüğü, Kozlu’dan Zonguldak’a yeni yapılan binaya nakledildi (11 Haziran).
1911
289 sayılı Teskere-i Samiye ile havza kamulaştırıldı (30 Ocak ).
1919
Fransızların bir taburu Ereğli Şirketini korumak amacıyla Zonguldak’a geldi (8 Mart).
1920
Ereğli halkının direnişi ve Büyük Millet Meclisinin girişimi sonucu Fransızlar Ereğliyi terk etti (18 Haziran).
1921
151 sayılı, Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun yürürlüğe girdi (12 Eylül).
1924
Türkiye’nin ilk maden mühendisliği okulu olan “Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi” Zonguldak’ta açıldı.
1926
İş Bankası Zonguldak Kömür Havzası’nda Kozlu Kömür İşleri TAŞ’ı (Kömüriş) kurdu. (Daha sonraki yıllarda da Maden Kömürü TAŞ (Türkiş), Kilimli Kömür Madenleri TAŞ ve Kireçlik Kömür Madenleri TAŞ’ı kurdu.).
1930
Ereğli Madenleri Müdürlüğü; Havza-i Fahmiye Müdürlüğüne (Kömür Havzası Müdürlüğü) dönüştürülerek, İktisat Vekaleti Maden Umum Müdürlüğüne bağlandı. (“Havza-i Fahmiye Müdürlüğü”nün adı, 31 Mayıs 1939 tarihinde, “Havza İktisat Müdürlüğü” olarak değiştirildi).
1937
Etibank Ereğli Kömürleri İşletmesi T.A.Ş.’ı (EKİTAŞ) kurdu (28 Nisan).3146 sayılı yasa ile Ereğli Şirketi’nin sahip olduğu tüm mal varlıkları Etibank’a devredildi (31 Mart). İhsaniye İtalyan ocaklarının ve Kömüriş’in İş Bankası ve Fransız hisselerinin alınmasından sonra, Kozlu Kömür İşletmesi, EKİTAŞ’ın bir kuruluşu olarak teşkilatlandı (27 Ağustos).
1939
Kozlu-Kasaptarla Ocağında patlama oldu, 23 kişi öldü (27 şubat).
1940
3867 sayılı “Kömür Havzasındaki Ocakların Devletçe İşletilmesi Hakkındaki Kanun” (Devletleştirme Kanunu, Füzyon ) yayımlandı (5 Haziran).
1942
Çamlı ocağında patlama oldu, 63 kişi öldü.
1943
“Havza Büyük Amenajman Avan Projesi” Ekonomi Bakanlığının onayı ile yürürlüğe girdi (1 Mayıs). EKİTAŞ, Mahdut Mesuliyetli Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesi (EKİ) haline dönüştürüldü (23 Ekim).
1947
Kozlu – İncirharmanı Ocağında patlama oldu, 53 kişi öldü (27 Eylül).
1948
Çatalağzı Termik Santralı işletmeye alındı (27 Kasım).
1953
4/1922 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile EKİ İşletme sınırları belirlendi (3 Aralık).
1954
Kozlu – İncirharmanı Ocağında patlama oldu, 13 kişi öldü (20 Ağustos).
1955
Gelik Ocağında patlama 55 kişi öldü (24 Ocak).
1956
Armutçuk Kömür İşletmesi (AKİ) Müessesesi mahdut mes’uliyetli bir müessese haline getirildi (13 Aralık).
1957
3460 sayılı Kanuna ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına bağlı bulunmak koşulu ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun (TKİ) kuruldu; Etibank’a bağlı bulunan Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesi (EKİ), Armutçuk Kömür İşletmesi Müessesesi (AKİ), Türkiye Kömür Satış ve Tevzi Müessesesi ve Garp Linyitleri İşletmesi Müessesesi (GLİ) Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlandı (22 Mayıs).
1958
4/9925 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile EKİ’ ye devredilen Havza Sınırları yeniden tanımlandı (5 Şubat).
1960
Kozlu – İncirharmanı Ocağında patlama oldu, 25 kişi öldü (14 Mart).
1967
Zonguldak Kömür Havzası Tevsii Projesi ile Amasra’da beşinci üretim bölgesi kurulmasına karar verildi (4 Nisan). Armutçuk’da patlama oldu, 17 kişi öldü.
1968
Kozlu–İncirharmanı’nda patlama oldu, 5 kişi öldü (30 Aralık). 6/10692 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, kömür havzasının kuzey sınırı, İnebolu mendireğinden Ereğli Mendireği arasındaki sahil karasularımıza kadar uzatılarak (Tevsi Sahası) 1958 havza sınırlarına dahil edildi (7 Eylül)
1972
Kozlu-İncirharmanı ve Çaydamar’da patlama oldu, toplam 24 kişi öldü (23 Ekim).
1973
Kozlu–İncirharmanı ocağında patlama oldu, 2 kişi öldü (8 Ağustos).
1974
Kozlu – İncirharmanı ocağında patlama oldu, 3 kişi öldü (15 Eylül).
1983
96 sayılı KHK ile Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü kuruldu (10 Ekim). TTK Ana Statüsü Resmi Gazetede yayımlandı (11 Aralık). Armutçuk Ocağında, gaz ve toz patlaması oldu, 103 kişi öldü (7 Mart). Kozlu-İhsaniye Ocağında patlama oldu, 10 kişi öldü (11 Nisan).
1986
Teskere-i Samiye yürürlükten kaldırıldı.
1989
TTK Rehabilitasyon ve İşgücü İyileştirme Projeleri başlatıldı. Teskere-i Samiye yürürlükten kaldırılması ile oluşan hukuksal boşluğu gidermek üzere 89/14248 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Havzası Sınırları yeniden belirlendi (24 Ağustos).
1992
Kozlu Ocaklarında patlama oldu, 263 kişi öldü (3 Mart).
2000

Zonguldak Kömür Havzası Sınırları: 3213 sayılı Maden Kanunu’na Ek madde 1 hükmü, 30.07.1999 gün ve 4424 sayılı yasanın 1 inci maddesi ile eklenir ve sadece Ereğli Kömür Havzasının küçültülmesi sonucunda ‘serbest kalan bölgenin’ aramalara açılmasını düzenlendi. Bu yasal düzenlemeden sonra, 14.04.2000 tarih ve 525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile havza sınırları yeniden saptandı. Havza, 1 ve 2 nolu saha olarak iki bölüme ayrılmıştır. 1nolu saha, karada 2.420 km2, denizde 3.000 km2 olmak üzere 5420 km2 ve 2 numaralı saha sadece karada 1.465 km2 olmak üzere havzanın tümü 6.885 km2 ye düşürülmüştür.

çizelge 2000 yılı Zonguldak Kömür Havzası, 1 Numaralı saha sınırları

1 Ereğli F 26-b3
365000
4571000
2 Ereğli F 26-b1
365000
4597224
3 2 nolu. Noktadan kara sularını takiben Kastamonu D 30-d4
500000
4662824
4 Kastamonu E 30-a4
500000
4630000
5 Zonguldak E 29-c4
480000
4600000

çizelge 3.1.36b: 2000 yılı Zonguldak Kömür Havzası, 2 Numaralı saha sınırları

1 Kastamonu E 30-b2
535000
4645000
2 Kastamonu E 31-a1
541000
4640000
3 Kastamonu E 30-c4
531000
4590000
4 Zonguldak E 29-c3
500000
4590000
5 Zonguldak E 29-c2
500000
4615000
2001

TTK Yönetim Kurulunun Ana Statü düzeltme istemi Kurumun Bağlı Bulunduğu Devlet Bakanlığı’nın 30.10.2000 tarih ve 2980 sayılı yazıları ile Yüksek Planlama Kurulu (YPK) gündemine getirildi. YPK’nın 12.03.2001 tarih ve 2001/T-4 sayılı kararı ile “taşkömürü ve Taşkömürü Havzası’ndaki diğer madenleri işletme ya da işlettirme yetkisi” de TTK’ya verildi.

2003

1991 yılından sonraki hükümetler döneminde Devlet Bakanlığı ilgili kuruluşu olan TTK, 58. Hükümetin kurulmasından -22 Ocak 2003 tarihinden- sonra tekrar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu haline getirildi.

2004

5 Haziran 2004 tarih ve 25483 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 26.5.2004 tarih ve 5177 sayılı ‘Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ılişkin Kanun’ hükümleri çerçevesinde TTK’ya özğü yasal düzenlemeler kaldırıldı, Kömür Havzası ‘maden kanunu ‘ kapsamına alındı. Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ılişkin Kanun Tasarısının 23. maddesiyle, Maden Kanununun Ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirildi. “Ek Madde 1- 3867 sayılı Ereğli Kömür Havzasındaki Ocakların Devletçe ışlettirilmesi Hakkında Kanun ile Devletçe işlettirilmesi kararlaştırılan Ereğli Kömür Havzasındaki madencilik faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tabidir. Ruhsat süresi bu Kanunla getirilen süre sınırlamasına tabi değildir. Sınırları Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen Ereğli Kömür Havzasındaki taşkömürlerini işletmeye ve hukuku kalmak şartıyla işlettirmeye Türkiye Taşkömürü Kurumu yetkilidir. Ereğli Kömür Havzasındaki taşkömürü için kamu tarafından yürütülecek faaliyetler bu Kanunun 7 nci maddesinde belirtilen hükümler ile bu Kanunun hak düşürücü ve mali hükümlerine tabi değildir. Teminat ve devlet hakkından muaftır. Ancak taşkömüründen özel idare payı, diğer madenler için yürütülen faaliyetlerden de devlet hakkı ve özel idare payı alınır. 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların ıktisabına Dair Kanun ile maden işletmeciliğine tanınan haklar, Ereğli Kömür Havzası içerisindeki taşkömürü madenciliği için geçerlidir. Ereğli Kömür Havzasının imtiyaz alanının Bakanlar Kurulu kararıyla küçültülmesi sonucu serbest kalan alanlar, koordinatları Genel Müdürlükçe belirlenerek bu Kanunun 30 uncu maddesine göre ihale edilir.

2005

İmtiyaz sınırlarımız içinde rodövans usulü işlettirilmesi öngörülen, küçük ölçekli toplam 22 sahanın ihalesi ve 2005 yılı sonuna kadar firmaları ile sözleşme imzalanarak yer teslimi yapıldı. Ayrıca, şubat ve Mart aylarında onaylanan ihale sonuçlarına göre: Alacaağzı-Kandilli HEMA Endüstri A.ş; Gelik Senklinal Dik Kanadı Sahaları EREN Holding A.ş; Amasra-B HEMA Endüstri A.ş firmalarına 20 yıllığına verildi.

2006

Rodövans karşılığı işletmeye verilen 24 küçük ölçekli sahada çalışmalara devam edilmiştir. 2005 yılında rodövans karşılığı işletmek üzere sözleşme imzalanan büyük ölçekli  3 sahadan Amasra-B sahasının yer teslimi yapılmıştır.Gelik Dik Kanat sahasını işletmeye alan firma sahada işletilebilir rezerv bulunmadığı iddiası ile menfi tespit davası açmıştır.

2008

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının onayı üzerine 04/09/2008 tarihinde Yönetim Kurulunun kararı ile 1500+1500=3000 işçinin alımı çalışmaları başlatılmıştır.Rodövans karşılığı işletmeye verilen küçük 23,büyük ölçekli 2 taşkömürü sahasında çalışmalara devam edilmiştir. 3 kuvars kumu sahası rodövans karşılığı özel sektör işletmeciliğine verilmiştir.

2010

Üretim birimlerinin üretim ve hazırlıklarının takibi ve denetimi için, yeraltı imalat planlarının bilgisayar ortamına aktarılması ile ilgili MABİS (Maden Bilgi Sistemi) çalışmaları çerçevesinde Müesseselerin havalandırma planları ve üretim panoları bilgisayar ortamında 3 boyutlu çizilmiştir. Bu çizimler yine bilgisayar ortamında Mühendis ve Yöneticilerin takibine sunulmuştur. 2010 yılı sonu itibariyle 25 küçük ölçekli, 2 büyük ölçekli olmak üzere 27 taşkömürü sahası, 3 kuvars kumu sahası, 1 boksit sahası olmak üzere toplam 31 saha rodövans yolu ile özel sektör tarafından çalışılmaya devam edilmiştir.

2011

10/10/2011 tarihinde ihaleye çıkılan Bağlık İnağzı sahasının ihalesini Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. firması kazanmıştır. Bağlık İnağzı sahasında 04/11/2011 tarihinde sözleşme imzalanmış  ve firmaya 18/11/2011 tarihinde yer teslimi yapılmıştır.

2012

Karadon Taşkömürü İşletme Müessesesi Gelik İşletmesinin 1 no.lu fayın güneyinde kalan dik damarlar için 13/06/2012 tarihinde ihaleye çıkılmış ihaleyi Demir Madencilik firması kazanmış olup firma ile 23/07/2012 tarihinde sözleşme imzalanmıştır.

2015

24/01/2005 tarihinde yapılan ihale sonucu sahayı 20 yıl süre ile alan Hema Endüstri A.Ş. sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği için sözleşmenin ilgili hükümleri sonucu, Kurumumuz Yönetim Kurulunun 04/12/2015 tarih ve 407 sayılı kararı ile sözleşme tek taraflı olarak fesh edilmiştir. Maden İşleri Genel Müdürlüğünce, Genel Müdürlüğümüz uhdesinde bulunan Sicil:72582 ve ER:1155435 sayılı sahamızın IV. Grup İşletme Ruhsatı ile Taşkömürü İşletme İzni, Kuvars Kumu  ve Boksit İşletme İzni süresi 07/02/2015 tarihinden 07/02/2045 tarihine kadar geçerli olmak üzere 30 yıl süreli uzatılmıştır.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar