Dolar : Alış : 8.0729 / Satış : 8.0875
Euro : Alış : 9.6558 / Satış : 9.6732
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya24°CSağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11766 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kılıçdaroğlu, “Biz Taksim’e niçin geldik?

24 Temmuz 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Kılıçdaroğlu, “Biz Taksim’e niçin geldik?
Kılıçdaroğlu, “Biz Taksim’e niçin geldik?
– “15 Temmuz darbe girişimi, parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz” – “Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir ortak payda oluşmuştur. Bu ortak tutum ve anlayış, siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır”
CHP1 CHP2 CHP3 CHP4
chpdemokrasi – “Demokratik parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı, demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır” – “O bombalar, o kurşunlar yağarken parlamentoda görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım darbeye karşı direnmiş ve dik durmuşlardır. Parlamento dik durdu, Türkiye dik durdu, milletvekilleri dik durdu ve bu meydanda yaşayan, bu meydanda olan yüz binler dik durdu ve demokrasi kazandı” – “15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi; kesinlikle medya özgürlüğüdür. Medyanın açık ve net darbeye karşı olmasıdır” – “15 Temmuz darbesi Türkiye’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devletine karşı yapılmış bir darbe girişimidir. Bu darbe girişiminin en belirgin özelliği TBMM’nin bombalanmasıdır” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin, parlamenter demokrasiye yapıldığını belirterek, “TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.” dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, CHP tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi”nde yaptığı konuşmada, günün; birleşme, dikta yönetimlerine, darbelerine karşı direnme, halkın sesini dinleme günü olduğunu söyledi. Bugünün, herkesin tarih yazdığı bir gün olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Biz Taksim’e niçin geldik? Taksim’de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için bir Taksim Bildirisi hazırladım” dedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun okuduğu 10 maddelik Taksim Bildirisi şöyle: 1. 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında Parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz 2. Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir “ortak payda” oluşmuştur… Bu ortak tutum ve anlayış siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır. 3. Her türlü darbeye ve parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak tüm demokratların, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman “ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi” demeliyiz ve söylemeye de devam etmeliyiz. 4. Demokratik Parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın “direnme hakkını” kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru yolu olarak ortaya çıkmıştır. 5. Demokrasimizin teminatı olan “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkesinin, Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti, bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak olan anahtardır. 6. Bu darbe girişimi, Anayasada; “yasama, yürütme ve yargı” olarak yer alan “güçler ayrılığı” ilkesinin demokrasideki denge – denetleme işlevinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. 7. “Balyoz”, “Ergenekon” ve “Casusluk” gibi davalarda, mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi, kaçınılmaz olarak bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır. 8. Bu darbe girişimi, Devlet yönetiminin liyakate dayanması gerektiğini çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında siyasal yandaşlık, akrabalık cemaatçilik, tarikatçılık değil; bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, devleti yönetme yerine devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz… Bu bağlamda devletin yeniden inşası bir zorunluluktur. 9. İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimi, 3. sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları 3. sınıf bir demokrasiye değil, özgürlükçü demokrasiye yani tam demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan arınmalıdır… 10. Devlet; kinle öfkeyle önyargıyla yönetilemez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. Devletin vakarı ve ciddiyeti bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, baskı, tehdit, devleti darbecilerle aynı düzeye düşürür. Buna izin verilmemelidir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, daha sonra okuduğu 10 maddelik Taksim Bildirisi’ni alandaki vatandaşların oylarına sundu. Vatandaşlardan ellerini kaldırarak bildiriyi, oylamalarını isteyen Kılıçdaroğlu, “Şimdi ben bütün medya mensubu arkadaşlarımdan, bütün fotoğrafçılardan, bütün televizyonlardan, dünya tarihine geçecek olan Türkiye’nin demokratik anlayışını dünya tarihine nakşedecek olan bu tabloyu çekmelerini istiyorum. Sevgili vatandaşlarım, elini kaldıran güzel vatandaşlarım, artık çocuklarınıza, torunlarınıza ’24 Temmuz 2016’da Taksim Meydanı’nda demokrasiye ve cumhuriyete bağlılığımızı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bağlılığımızı, el kaldırarak onayladık’ diyeceksiniz. Bu onur, bu ülkenin tüm vatandaşlarına aittir.” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişimini kınayarak, “O bombalar, o kurşunlar yağarken parlamentoda görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım darbeye karşı direnmiş ve dik durmuşlardır. Parlamento dik durdu, Türkiye dik durdu, milletvekilleri dik durdu ve bu meydanda yaşayan, bu meydanda olan yüz binler dik durdu ve demokrasi kazandı.” dedi. Kılıçdaroğlu, partisi tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi”nde yaptığı konuşmada, 24 Temmuz’da önemli bir günde, tarih yazan bir kentte, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’da, tarihi bir meydanda olduklarını belirtti.Önemli bir günde Taksim Meydanın’da bulunduklarını, bu meydanın demokrasi tarihinde önemli yeri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “3 Haziran 1977. Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde Ecevit, şu açıklamayı yaptı. ’Yarın tek başıma Taksime gideceğim.’ dedi ve Taksim’e geldi. Arkasında bugün olduğu gibi yüz binler vardı. 1 Mayıs 1977. Kanlı 1 Mayıs olarak tarihe geçen bir gün ve o gün çok sayıda vatandaşımız Taksim Meydanı’nda hayatını verdi. Kanlı 1 Mayıs olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay yine bu meydanda geldi ama bu meydan bugün cumhuriyetin ve demokrasinin meydanı oldu. O açıdan hepinize yürekten şükranlarımı sunuyorum. Ve Taksim Meydanı ulu çınarlarıyla bize gülümseyen meydan. Ağaçların kesilmemesi için gençlerin doğaya sahip çıktığı bu meydanda, Gezi olayları yaşandı ve olaylarda ellerinde karanfiller, ellerinde kitaplarla gençlerimiz bu ülkenin gençleri, umudumuz bu ülkenin umudu. Hep beraber ayağa kalktık. Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz. Onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık, gayrılığın olmadığı bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa edeceğiz.” Kılıçdaroğlu, bugünün Lozan Anlaşması’nın kabul edildiği gün olduğuna da dikkati çekerek, “780 bin kilometrelik bir alanın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Lozan’ı bize yaşatan, Lozan’ı hayata geçiren, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren bütün dostlara, tarihe, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına şükranlarımızı sunuyor ve onları saygıyla anıyoruz.” diye konuştu.
Cumhuriyeti emekle, alın teriyle, göz yaşıyla kurduklarını anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Binlerce şehidimizin kanı var cumhuriyette. Bizim ayakkabımız yoktu, çarıklarımızı giydik. Yiyeceğimiz yoktu, kara ekmeği bölüştük. Silah yoktu, kurşun yoktu, para yoktu o günün cumhuriyetinde ama bir şey vardı, birlik ve beraberlik vardı. İnşallah yine birlik ve beraberlik içinde Türkiye’yi hep birlikte çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ne demişti Gazi Mustafa Kemal. ’Geldikleri gibi gidecekler’ demişti. Evet yedi düveli Lozan’da geldikleri gibi gönderdik. Babalarımız ve dedelerimiz bize cumhuriyeti kurdular ama o cumhuriyeti özgürlükçü bir demokrasiyle taçlandırmak bizim görevimizdir. Onların vasiyetidir bu. Her bir vatandaşımız, kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun her bir vatandaşımız, özgürlükçü demokrasiyi getirmek ve cumhuriyeti taçlandırmakla görevlidir. Bu görevi ben dahil 79 milyon her yurttaşın yerine getirmesi gerekir ve bizim namus borcumuzdur. Söz verdik onlara. Dedelerimize söz verdik, babalarımıza söz verdik. ’Türkiyeyi özgürlükçü demokrasiyle barıştıracağız ve yan yana getireceğiz’ dedik. Bu görevi yerine getirmek hepimizin namus borcudur.” Kemal Kılıçdaroğlu, bugünün aynı zamanda Basın Bayramı olduğunu ifade ederek, 108 yıl önce medyaya vurulan zincirlerin kırıldığını aktardı. Basın Bayramı’nın bu ülkede 108 yıldır kutlanmaya çalışıldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Dönemin devlet adamı Ali Paşa diyor ki; Osmanlı döneminden söz ediyorum. ’Basın özgürlüğü ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için bir tehdittir. Vatanın iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen bir hükümet için basın özgürlüğü bir nimettir’ diyor. Basın özgürlüğünü hep beraber savunacağız. Madem ki özgürlükçü demokrasi diyoruz, mademki cumhuriyetimizi özgürlükçü demokrasiyle taçlandıracağız. Birinci adım medya özgürlüğüdür. Medya özgürlüğünü sağlamak hepimizin ortak görevidir.” değerlendirmesinde bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasında medyanın da rolü olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi kesinlikle medya özgürlüğüdür. Medyanın açık ve net darbeye karşı olmasıdır. Eğer 108 yıl önce biz basın bayramını kutluyorsak, demek ki medya özgürlüğü bizim kültürümüzde var. Demek ki medya özgürlüğü bizim tarihimizde var, demek ki medya özgürlüğü bizim geleneğimizde var. Medya özgürlüğü bağlamında geleneğimizi ve kültürümüzü yozlaştırmamalıyız. Dün medya özgürlüğüne karşı çıkanlar bugün yaptıkları hataların inşallah farkına varırlar. Buradan hep birlikte basın mensuplarının bayramını kutluyoruz. Basını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür değildir. Doğru haber alamayan bir toplumun özgürlüğü yok demektir. O nedenle biz hep birlikte basın özgürlüğünü savunacağız.” Kılıçdaroğlu, Türk milletinin özgürlük, demokrasi ve hep birlikte yaşamak için büyük bedeller ödediğine değindi. Türkiye’de her hakkın, yüzlerce, binlerce insanın canıyla, malıyla, bedeliyle yaptığı mücadeleler sonucunda kazanıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Türkiye’nin aydınları, düşünürleri, demokrasi sevdalıları bugün sahip olduğumuz haklar için zindanlarda bedel ödediler. Aynı bedeli artık ödememeliyiz. Hep beraber cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmalıyız. 15 Temmuz akşamında darbeye karşı direnmek, darbeyi dışlamak Türkiye’den, 21. yüzyılın Türkiyesi’ne ’darbe yakışıyor’ dedirtmemek hepimizin ortak görevi oldu. Bu açıdan darbeye karşı çıkan tüm siyasal partilerin genel başkanlarını parlamentoda olsun, olmasın, onlara destek veren bütün vatandaşlarımı yürekten kutluyorum ve onlara buradan şükranlarımı sunuyorum.” Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin darbeler tarihinde CHP’nin ciddi bedeller ödediğini, mal varlıklarına, arşivlerine el konduğunu, genel başkanlarının hapse atıldığını söyledi. Kanla, dişle, tırnakla kazanılan demokrasiyi de darbecilerin de ne olduğunu en bilen parti olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Biz bize emanet edilen demokrasiyi demokrasiyle taçlandırmak için gerekirse canımızı, gerekirse malımızı ortaya koyduk. 15 Temmuz darbesi Türkiye’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devletine karşı yapılmış bir darbe girişimidir. Bu darbe girişiminin en belirgin özelliği TBMM’nin bombalanmasıdır. O bombalar, o kurşunlar yağarken parlamentoda görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım darbeye karşı direnmiş ve dik durmuşlardır. Parlamento dik durdu, Türkiye dik durdu, milletvekilleri dik durdu ve bu meydanda yaşayan, bu meydanda olan yüz binler dik durdu ve demokrasi kazandı. Demokrasi nedir? Demokrasi seçimden seçime gidip sandıkta oy kullanmak mıdır? Hayır. Demokrasi bir yaşam biçimidir, bir kültürdür, insana saygıdır, düşünceye saygıdır, demokrasi insan demektir. İnsana saygı demektir demokrasi, aynı zamanda laikliktir. Demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü demektir, hiç kimsenin inancına müdahale etmemek demektir. Laiklik, her inancın güvencesidir, bunun böyle bilinmesi lazım. Demokrasi aynı zamanda sosyal devlet demektir, sosyal devlet vatandaşına gelecek kaygısı yaşatmayan bir devlet demektir.”

TAKSİM BİLDİRİSİ – 24 TEMMUZ 2016 1. 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında Parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz 2. Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir “ortak payda” oluşmuştur… Bu ortak tutum ve anlayış siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır. 3. Her türlü darbeye ve parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak tüm demokratların, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman “ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi” demeliyiz ve söylemeye de devam etmeliyiz. 4. Demokratik Parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın “direnme hakkını” kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru yolu olarak ortaya çıkmıştır. 5. Demokrasimizin teminatı olan “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” ilkesinin, Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti, bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak olan anahtardır. 6. Bu darbe girişimi, Anayasada; “yasama, yürütme ve yargı” olarak yer alan “güçler ayrılığı” ilkesinin demokrasideki denge – denetleme işlevinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. 7. “Balyoz”, “Ergenekon” ve “Casusluk” gibi davalarda, mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi, kaçınılmaz olarak bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır. 8. Bu darbe girişimi, Devlet yönetiminin liyakate dayanması gerektiğini çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında siyasal yandaşlık, akrabalık cemaatçilik, tarikatçılık değil; bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, devleti yönetme yerine devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz… Bu bağlamda devletin yeniden inşası bir zorunluluktur. 9. İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimi, 3. sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları 3. sınıf bir demokrasiye değil, özgürlükçü demokrasiye yani tam demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan arınmalıdır… 10. Devlet; kinle öfkeyle önyargıyla yönetilemez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. Devletin vakarı ve ciddiyeti bunu zorunlu kılmaktadır.

Profil FotoğrafınHaber-Fehmi DUMAN-(Habervole)  Taksim-İstanbul

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar