Dolar : Alış : 7.4952 / Satış : 7.5087
Euro : Alış : 9.0457 / Satış : 9.0620
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya1°CKar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11088 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

İzmir’de Dereler ve Taşkın İçin Master Plan Yolda

29 Haziran 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»İzmir’de Dereler ve Taşkın İçin Master Plan Yolda
İzmir’de Dereler ve Taşkın İçin Master Plan Yolda

İZSU’nun 2050 planı

Önce küresel iklim değişikliğine karşı İzmir’in “İçme Suyu Master Planı”nı, sonra arıtma çamurlarının değerlendirilmesini için “Çamur Master Planı”nı hazırlayan İZSU, şimdi de atık su, yağmur suyu ve dereler için yeni bir master plan hazırlıklarına başladı. 2050’li yıllardaki nüfusu ve alt yapı sistemi ihtiyacına göre hazırlanacak planla, 11 merkez ilçenin kanal ve yağmur suyu haritası çıkarılacak.

izmirizki

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, 2050’li yıllarda kentin artacak nüfusuna göre alt yapı sistemini hazırlamak, yenilikçi teknolojileri hayata geçirmek ve yapılacak yatırımları belirlemek amacıyla yol haritası oluşturuyor. Küresel iklim değişikliğine karşı kenti hazırlamak ve 30 ilçede yaşanabilecek muhtemel su sıkıntısına karşı yeni ve ekonomik tesisler kurmak için  “İçme Suyu Master Planı”nı, arıtma çamurlarının bertarafı ve değerlendirilmesini sağlayacak sistemler için de “Çamur Master Planı”nı hazırlayan İZSU, şimdi de atık su, yağmur suyu ve dereler için Master Plan hazırlıklarına başladı. İzmir merkezde yer alan Balçova, Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Narlıdere, Konak, Karabağlar ve Karşıyaka ilçelerini kapsayacak “Atık Su – Yağmursuyu ve Dereler Master Planı” kentin 2054 yılı nüfusuna göre hazırlanacak. Mevcut atık su ve taşkın kontrol altyapısı teknik ve çevre açısından gözden geçirilerek sorunlar, eksiklikler ve yetersizlikler belirlenecek. Nüfus artışına bağlı olarak, 35 yıllık ihtiyaca cevap verebilecek yatırımlar planlanacak.

Dereler için taşkın risk haritası
Master plan çalışmaları kapsamında öncelikle, İzmir Körfezi’ne deşarj olan 33 derenin taşkın tehlike ve taşkın risk haritaları oluşturulacak. Bu haritalarda gerçekleşme ihtimali yüksek veya düşük taşkın alanları ile olağanüstü olayların yaşanabileceği alanlar belirlenecek. Alanda yaşayan insanların sayısı, ekonomik aktivite düzeyi, taşkınlarda yaşanabilecek çevresel zararın boyutu ve su derinlikleri belirlenecek. Simülasyon modeli kullanılarak görsel olarak da desteklenecek çalışmalarda amaç, taşkının oluşma riskini ve oluştuğunda yol açacağı zararı azaltmak.

Halen uygulanmakta olan Kanalizasyon Master Planı’nın 1988 yılında yapıldığını ve projeksiyonunun 2020 olduğunu belirten İZSU Genel Müdürlüğü yetkilileri,  “2054 yılına kadar yapacağımız yatırımları doğru, güvenilir, ekonomik ve çevre koşullarına uygun, verimli bir şekilde yönlendirmemizde master plan bize ışık tutacak. Hedefimiz teknolojik ve en uygun yöntemlerle atık suları toplamak, arıtımı gerçekleştirmek ve sonrasında alıcı ortama deşarj etmek. Yağmur sularını ise çevre sorunu teşkil etmeden toplayıp uzaklaştırmak. Taşkına neden olabilecek derelerde de taşkının zararlarını azaltacak tedbirler almak” diye konuştu.

Halkapınar Kaynakları

 * ( Bu yazı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce CAMP-HARRİS-MESARA  firma grubuna yaptırılan ve 1971 yılında basılan “İzmir Su temini Projesi” Master Plan ve Fizibilite Raporu, Cilt 1, sayfa 4-1,4-5’ten yeniden düzenlenerek alınmıştır )

 İlk kuruluş çağlarında İzmir şehir suyunu yakındaki pınarlardan alırdı. Bu çağdan kalan tesislerin bir örneği, İzmir’in merkezindeki eski Roma pazaryeri olan, Agora’da görülebilir. Su buraya, yaklaşık 150 mm çaplı eski bir toprak künkle gelir ve bir yer altı sisteminde kaybolur; bu suyun Halkapınar yakınında bir pınardan alındığı sanılmaktadır. Basmane’de yeni bir borunun döşenmesi sırasında, kültürparktaki havuzda bu sistemin bir kolu meydana çıkarılmıştır. Agorada yapılan ölçümlerde debinin 5-10 l/s arasında olduğu görülmüştür.

      
Fotograf1: Halkapınar gölü ve sekizgen planlı tarihi su derleme yapısı (Foto: İZSU arşivi)
Fotograf2: Halkapınar Gölünün 1880 yıllarındaki görünümü (Foto: Rubellin)

İzmir’in merkezine yakın bir yerde bulunan Halkapınar pınarları, mitolojik adı ile Diana hamamları, yüzyıllardan beri büyük debili bir pınar grubu olarak su vermiş olmasına rağmen, İzmir şehrinin içme suyu kaynağı olarak faydalanılması 112 yıllık bir geçmişe sahiptir.

Ondokuzuncu yüzyılın sonralarına doğru, şiddetli bir su kıtlığı İzmir kentinin daha fazla gelişmesine engel olunca, padişah bir Belçika firması getirterek yeni su kaynaklarının araştırılmasını istemiştir. Araştırma sonunda Halkapınar kaynaklarının geliştirilerek İzmir şehir suyunun buradan alınması önerisi getirilmiş ve burada bir sistemin kurulması ve işletilmesine izin çıkarılmıştır. Belçika firması, bir ana sarnıç, buharla çalışan bir merkez pompa istasyonu, 89,65 m yükseltisinde, 10 360 m³ kapasiteli bir su deposu ve gerekli isale borularının yapımını 1886 ile 1897 yılları arasında tamamlamıştır. 1905 yılında, pompa istasyonuna dizel motorlu iki pompa daha yerleştirilmiş ve Sevilitepe’ de 157 m yükseltide 600 m³ kapasiteli yeni bir su deposu yapılarak şehrin yüksek mahallelerine de su verilmesi imkanı yaratılmıştır. Sistemin işletme imtiyazı 85 yıl süre ile Belçika firmasına verilmiş ancak hükümet, ilk 25 yıldan sonra istediği an tesisleri satın alma hakkını saklı tutmuştur.1944 yılında bu sistemin tamamı İzmir belediyesine devredilmiş ve sistemin genişletilmesine başlanmıştır.
Halkapınar pınarlarının 1970 yılındaki ortalama verimi 1,2 m³/s, ve yıllık toplam su potansiyeli 38 milyon m³ ‘tü. Pınarlardan gelen su ılıktır, ortalama sıcaklık 24 ºC olup, fazla bir değişim göstermez. O tarihlerde pınarların çıktığı yerde varlığını sürdürmekte olan Halkapınar gölünde su canlıları da vardı, fakat bunlar tarihi su derleme yapısının içinde gözlenmemiştir. Su derleme sistemi, dağıtım pompa istasyonu, su deposu, bağlantı kanalları, borular ve diğer yardımcı yapılarla birlikte, Halkapınar tesisleri 1897 yılından 1973 yılına kadar 76 yıl süre ile kullanılmış, bu tarihten sonra açılan yeni kuyular nedeniyle önce pınarların doğal boşalımları sonra da bu pınarlar sayesinde var olan Halkapınar gölü ortadan kalkmış, yeni pompa ve su tesisleri devreye girmiştir. Tarihi su derleme yapısı günümüzde devre dışı kalmış olup İZSU tarafından restorasyon projesi yürütülmektedir. Tarihi pompa istasyonu ise kısmen kullanılmaktadır.

İZSU tarafından restorasyon projesi yürütülen tarihi su derleme yapısı yaklaşık 5m derinlikte, sekiz köşeli, sığ bir kuyudur; faylı kalker formasyonlardan su toplayan galerileri su derleme kuyusunun beş kenarına ulaşır; yer altı su derleme galerileri hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Su derleme kuyusunun iki kenarında Halkapınar gölüne açılan iki çıkış galerisi vardır. Sekizgen şekilli su derleme yapısının sekizinci kenarında bulunan bir ağız, dağıtım pompa istasyonunun emme havuzunu beslerdi.


Halkapınar’da sekizgen planlı tarihi su derleme yapısı (Foto: İ.ATIŞ)

Su ihtiyacının yüksek olduğu dönemlerde su derleme sisteminin bir parçası olarak kullanılan Halkapınar gölünün 1970 yılındaki ortalama yüz ölçümü 14 000 m² idi. Göl düzgün bir şekle sahip değildi. Gölün maksimum uzunluğu yaklaşık 160 m, maksimum genişliği 100 m ,en derin yeri 3,4 m idi. Gölün tabanında, pınar suyunun çıktığı yerler, gözle görülebiliyordu. Halkapınar çayına açılan, kapaklı bir deşarj ağzı ve terk edilmiş iki çıkış vardı. Gölde toplanan su, bir su alma yapısı aracılığıyla ve yer çekimi ile dağıtım pompa istasyonunun emme havuzuna gelirdi. İhtiyacın fazla olduğu zamanlarda, yer çekimi su alma yapısı yetersiz kaldığı için alçak terfi kapasiteli pompaların bulunduğu bir yardımcı su alma yapısı da kullanılırdı. Gölün çevresinden Halkapınar çayına sızan suları yardımcı pompalar, yaklaşık 150 m uzunluğunda 450 mm çapında borularla dağıtım pompa istasyonunun emme havuzuna verirlerdi.


Halkapınar tarihi su derleme yapısı içinde galeri ağızları (Foto:İ.ATIŞ)

Dağıtım pompa istasyonunun emme havuzu ve tarihi su derleme yapısından emme havuzuna su taşıyan galeriler oldukça karmaşık bir tesis oluştururlar. Bu tesisin başlıca elemanları ve özellikleri aşağıda verilmektedir:

  1. Ana su derleme yapısından su alan eski ana galeri kargir kemer yapılı, tabanda 1,25 m genişlikte merkezde 2,15 m yükseklikte, 50m uzunluktadır. Bu galeride normal su derinliği yaklaşık 1,2 m idi.
  2. O tarihteki yeni ana galeri, su derleme havuzundan eski ana galeriye su taşırdı. Galeri 2,20 m genişlikte 2,35 m yükseklikte, 50 m uzunluğunda kargir  ve betonarme bir mecradır. Bu galerinin taban profili % 0,9 eğimle, girişte 1,50m yükseklikten pompa emme havuzunda 1,06 m ye alçalır. Yeni ana galerinin su alma ağzında, kok veya kömür süzgeçli düşey bir filtre tertibatı bulunmaktaydı.
  1. Yukarıda anlatılan iki ana galeriden ayrılan dört pompa emme galerisi üzerinde 8 dağıtım pompası su dağıtım şebekesini beslerdi. Bu emme galerilerinin kesitleri, boyutları, uzunlukları ve taban yükseklikleri değişiktir.
  1. Çimentaş kuyu sisteminden gelen 500mm çapındaki yeni isale hattı, pompa istasyonu yakınında yeni ana galeriye bağlanır. Bu isale hattı ancak yaz aylarında ihtiyacın yüksek olduğu dönemlerde kullanılırdı.


Tarihi Halkapınar su pompa istasyonu binası (Foto:İ.ATIŞ)

Halkapınar dağıtım pompa istasyonu, 3600 KW kurulu gücü ile, 1970 yılında İzmir şehir suyu sisteminin en büyük pompa istasyonuydu. Yaklaşık 95 m pompaj yükü ile çalışan, paralel düzende 8 pompa bulunmaktaydı. Kapasitesi 700 ile 2000 m³ / saat arasında değişen pompaların deşarjı, 3 ana boru kanalıyla 9 ana besleme borusundan dağıtım sistemine verilmekteydi. Pompaların hepsi pompa istasyonun döşemesi üzerine monte edilmiştir olup döşeme yükseltisi 4,96m idi.


Tarihi Halkapınar su pompa istasyonu binası içinde eski bir pompa (Foto:İ:ATIŞ)

Halkapınar su deposu, dağıtım pompa istasyonunun 650m kadar güneyindedir; kapasitesi 10 400 m³ ve en yüksek su yüzeyi kotu 93,65 m dir. Pompa istasyonundan pompalanan su, 500mm çapında pik borularla su deposuna verilirdi.


Halkapınar suyunu 1900 yıllarında İzmir’e ileten tarihi font boru (Foto:İ:ATIŞ)

Tarihi Su Yolları

İZMİR’İN TARİHİ SU GETİRME SİSTEMLERİ

* (Bu yazı ve ekindeki çizim ve fotoğraflar tümü ile 4-5 Haziran 1999’da İzmir Su Kongresinde sunulan ve yayınlanan “İzmir’in Tarihi Su Getirme Sistemleri; Prof.Dr.Ünal ÖZİŞ, İnş.Yük.Müh.Yalçın ÖZDEMİR, İnş.Müh.Akın KOSOVA, İnş.Müh. Abdullah ÇÖRDÜK, s.45-56” adlı bildiriden değiştirilmeden alınmıştır.)

ÖZET BİLGİ

Binlerce yıllık geçmişe sahip İzmir kentinin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiş, uzun mesafeden su getirme sistemleri konusunda kapsamlı ilk araştırma 19. yüzyıl sonlarında Alman Arkeoloji Enstitüsünün çalışmaları çerçevesinde Georg Weber tarafından yapılmış, bulguları 1899’da Enstitünün yıllığında yayınlanmıştır. Arada geçen sürede, konunun ayrıntılarına daha fazla inecek, çağdaş haritalar üzerinde bu suyollarının geçkisini tam olarak belirleyecek çalışmalar yapılamamış olduğu gibi, kentin kullanım alanının sürekli büyümesi yüz yıl kadar önce belirlenmiş kalıntıların pek çoğunun bugün artık yerinde bulunmamasına yol açmıştır. Bu suyollarının başlıca/arı şunlardır:
(a) İzmir’ in doğusundan, Nif dağının güney yamaçlarında, Arapderenin en üst kesimlerindeki Karapınarın sularını Kadifekaleye (Pagus dağı) ileten. Melez çayını taş borulu ters sifonla geçen antik “Karapınar suyolu“;
(b) İzmir’in güneyinden. Kısıkköy yakınındaki Akpınarın sularını. Bayramyeri yakınında, eskiden değirmenlerin bulunduğu kesimin yakınındaki. Zeus Akraios tapınağına kadar ileten antik “Akpınar suyolu“;
(c) İzmir’ in güneydoğusundan, Bucanın doğusundaki Kanlıgöl – Kaynaklar yöresi sularını Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak, Kadifekalenin doğu eteklerinden dolaşarak ileten antik ve daha sonraki dönemlerde de kısmen yararlanılmış olan “Buca suyolları“;
(d) İzmir’ in güneyinden, Kozağaç yöresi pınar sularını, Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten, muhtemelen Osmanlı döneminde “Osmanağa suyolu” olarak da yararlanılmış olunan “Kozağaç suyolu“;
(e) İzmir’ in güneydoğusundan, Şirinyer yakınında kaynayan pınar sularını. Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten Osmanlı dönemi “Vezir suyolu“;
(f) İzmir’ in doğusundan, Tepecik’ in kuzey yamaçlarından kaynayan, muhtemelen antik dönemde de yararlanılmış olan suları ileten, “Kapancıoğlu suyolu”.
Weber’in raporundaki bilgiler ve çizimler dikkate alınarak, hala yerinde bulunabilecek kalıntı ve izler arazide araştırılarak, çağdaş haritalardan da yararlanılarak, antik İzmir’ e (Smyrna) uzun mesafeden su getirmiş olan tarihi suyollarının geçkisi belirlenmeğe çalışılmıştır.

ABSTRACT  “HISTORICAL WATER SUPPLY SYSTEMS TO İZMİR” *

* ( This information including drawings and photographs is completely copied by the paper which is presented in İzmir Water Congress on 4-5 th June 1999 in the name of “İzmir’in Tarihi Su Getirme Sistemleri; Prof.Dr.Ünal ÖZİŞ, Civil Eng.MSc.Yalçın ÖZDEMİR, Civil Eng.Akın KOSOVA, Civil Eng. Abdullah ÇÖRDÜK, page.45-56”.

The first comprehensive investigation on long-distance water conveyance systems to meet the water neeeds of Izmir, a city with a history of several thousands of years, has been carried out towards the end of the 19. century by Georg Weber within the framework of the activities of the German Archeological Institute, and published in 1899 in the Insitute’s yearbook. In the mean time, no new investigations were carried out. neither to go into more detail, nor to identify the alignment of these systems with the help of modern maps; moreover, the area covered by the city is growing fast, so many of the remains found a century ago. cannot be found at present at their locations. Principal long-distance water conveyance systems to İzmir are as follows:
(a) the antique “Karapınar system“, conveying the water from Karapınar springs in the upper reaches of Arapdere creek on southern slopes of the Nif mountain, east of İzmir, and reching the Kadifekale castle (Mount Pagus) by crossing Melez creek through a stone-pipe inverted siphon;
(b) the antique “Akpınar system“, conveying the water of Akpınar springs near Kısıkköy, south of İzmir, and reaching the temple Zeus Akraios near Bayramyeri, where a series of ancient water mills were established;
(c) the antique “Buca systems“, partly used through later modifications, conveying waters of Kanlıgöl – Kaynaklar area east of Buca, crossing Melez creek by a high aqueduct and continuing in Melez valley at eastern slopes of Kadifekale;
(d) the “Kozağaç system“, conveying the water of the same named springs south of İzmir, crossing Melez creek by a high aqueduct, used probably in ottoman times as “Osmanağa system”;
(e) the ottoman “Vezir system“, conveying the waters of springs near Sirinyer, southeast of İzmir, and crossing Melez creek by a high aqueduct;
(f) the “Kapancıoğlu svstem “, probably having its origins in antiquity, conveying the waters issuing from the northern slopes of Tepecik, east of İzmir.
Based on the information and drawings in Weber’s report, backed by field investigations on what can still be found, and with the support of modern maps, it is tried to determine the alignment of the historical long-distance water conveyance systems to antique Izmir (Smyrna).

1. GİRİŞ

Türkiye, tarihi su yapıları açısından dünyanın en önde gelen açık hava müzelerinden biri niteliğindedir. Ege bölgesindeki tarihi su yapıları da bu çerçevede büyük önem taşımaktadır. Arkeologların ötesinde, inşaat mühendislerince Ege bölgesindeki antik kentlere uzun mesafeden su getiren pek çok suyolu, su dağıtım sistemi, akarsuların üzerini tünel gibi kapatan yapılar, tarihi barajlar inceleme konusu olmuştur. Genelde Türkiye, özelde Ege bölgesindeki tarihi su yapıları konusundaki başlıca çalışmalar paralel bir bildiride [Alkan. Tanrıöver, Öziş 1999] özetlenmiş ve ilgili yayınlarının listesinde yeralmıştır.
Binlerce yıllık geçmişe sahip İzmir kentinin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiş, uzun mesafeden su getirme sistemleri konusunda kapsamlı ilk araştırma 19. yüzyıl sonlarında Alman Arkeoloji Enstitüsünün çalışmaları çerçevesinde Georg Weber tarafından yapılmış, bulguları 1899’da Enstitünün yıllığında yayınlanmış [Weber 1899]; daha sonra kısa ek bilgiler de verilmiştir [Weber 1904, s.95-96].
Arada geçen sürede, konunun ayrıntılarına daha fazla inecek, çağdaş haritalar üzerinde bu suyollarının geçkisini tam olarak belirleyecek çalışmalar yapılamamış olduğu gibi, kentin kullanım alanının sürekli büyümesi yüz yıl kadar önce belirlenmiş kalıntıların pek çoğunun bugün artık yerinde bulunmamasına yol açmıştır.
Weber’in raporundaki bilgiler ve çizimler dikkate alınarak, hala yerinde bulunabilecek kalıntı ve izler arazide araştırılarak, çağdaş haritalardan da yararlanılarak, antik İzmire (Smyrna) uzun mesafeden su getirmiş olan tarihi su yollarının geçkisi belirlenmeğe çalışılmaktadır.
Bu suyollarının başlıcaları şunlardır:

  1. İzmirin doğusundan, Nif dağının güney yamaçlarında, Arapderenin en üst kesimlerindeki Karapınarın sularını Kadifekaleye (Pagus dağı) ileten, Melez çayını taşborulu ters sifonla geçen antik “Karapınar suyolu”;
  2. İzmirin güneyinden, Kısıkköy yakınındaki Akpınarın sularını, Bayramyeri yakınında, eskiden değirmenlerin bulunduğu kesimin yakınındaki, Zeus Akraios tapınağına kadar ileten antik “Akpınar” suyolu”;
  3. İzmirin güneydoğusundan, Bucanın doğusundaki Kanlıgöl – Kaynaklar yöresi sularını, Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak, Kadifekalenin doğu eteklerinden dolaşarak ileten antik ve daha sonraki dönemlerde de kısmen yararlanılmış olan “Buca suyolları”;
  4. İzmirin güneyinden, Kozağaç yöresi pınar sularını, Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten, muhtemelen Osmanlı döneminde “Osmanağa suyolu” olarak da yararlanılmış olunan “Kozağaç suyolu”;

(e) İzmirin güneydoğusundan, Şirinyer yakınında kaynayan pınar sularını, Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten Osmanlı dönemi “Vezir suyolu”;
(f) İzmirin doğusundan, Tepecikin kuzey yamaçlarından kaynayan, muhtemelen antik dönemde de yararlanılmış olan suları ileten, “Kapancıoğlu suyolu”.
Aradan bir asır geçtikten sonra, İzmirin tarihi suyollarından Karapınar suyolu bir bitirme projesi [Çorduk 1998] çerçevesinde sınırlı ölçüde incelenmiş olup; Karapınar ve özellikle Akpınar su yolları ile diğer su yolları yürütülmekte olan bir yüksek lisans tezi [Kosova 1999] çerçevesinde incelenmeğe devam edilmektedir. Bu bildiride, sürdürülmekte olan çalışmaların ilk bulgularının değerlendirilmesi yapılmaktadır.

2. KARAPINAR SUYOLU

Weber’in raporunun [1889] içindeki çok sayıdaki çizimin ötesinde, ekinde bütün suyollarının geçkisini gösteren bir genel harita (Tafel 2) ile Karapınar suyolunun sonunda, Melez çayı vadisini aşan taş boru ters sifonun planı ve boykesiti (Tafel 3) bulunmaktadır.
Weber’in 1 : 83.300 mertebesinde bir ölçeğe sahip genel haritası, metnin takibinde büyük kolaylık sağlamaktaysa da, modern haritalarla uyumsuz yönleri, özellikle de geçkinin ayrıntıları, açılarından doğrudan kullanılacak nitelikte değildir. Karapınar suyolunun 1 : 25.000 ölçekli modern haritalar yardımıyla belirlenen geçkisi [Çördük 1998] Şekil l’de 1 : 143.000 mertebesinde bir ölçeğe küçültülmüş olarak, diğer suyollarının geçkileriyle birlikte verilmektedir.
Weber’in taş boru ters sifonu gösteren, 1 : 3.600 mertebesinde yükseklik, 1 : 14.300 mertebesinde uzunluk ölçeğine sahip boykesidi ile, 1 : 10.000 uzunluk ölçeği yazılı olmasına rağmen boykesitle aynı. dolayısıyla 1 : 14.300 mertebesinde uzunluk ölçeğine sahip olması gereken planı, kentin arada geçen sürede ters sifon geçkisinin hemen tamamını kaplamasına rağmen, modern 1 : 25.000 ölçekli haritalarla kıyaslanabildiği ölçüde, sağlıklı görünmektedir. Aynı ölçeklerle yeniden çizilmişi Şekil 2 olarak verilmiştir. Ayrıca, Şekil 3’te ön planda Buca yöresinden gelen suyollarının üzerinden geçtiği iki su kemerini gösteren, muhtemelen 20. yüzyılın ilk çeyreğinde çekilmiş resmin arka planında, ters sifonun Melez vadisini geçtiği kesim de görülmektedir (ters sifonun geçkisi sonradan yazar tarafından işlenmiştir).
Kurutepe ile Nifdağını ayıran Arapderenin başındaki sağrıya yakın yerde, 750 m yükseltide üç gözeden kaynayan Karapınar’ın (Weber’in yazımıyla “Kara-bunar”) suyunu ileten, toplam uzunluğu 30 km [Çördük 1998] olan bu sistem boyunca yer yer dikdörtgen kesitli kargir mecra, yer yer pişmiş toprak boru izlerine rastlanmış [Weber 1899], en son kısmında 3 km uzunluğunda taş boru ters sifon ile Melez vadisini aşarak Kadifekaleye ulaşmıştır. Melez çayı üzerinden, taş borular dere yatağının 26 m yükselti civarındaki bir kesiminden, kemerli alçak bir su köprüsü üzerinden geçirilmiştir [Weber 1899]. Günümüzde her iki sahilde bu geçiş yerinin kenar ayaklarının bazı taşları bulunmaktadır; boru hattının Kadifekalede 184 m yükseltiye çıktığı; su köprüsü üzerinden geçişin de 30 m yükselti civarında olabileceği dikkate alındığında, taş borular azami 155 m mertebesinde, türünün en büyük su basıncına [Schnitter 1984] maruz kalmıştır.
Weber’in [1899] ancak 58 adedini belirlediği ve Çizelge l’de özetlenen [Çördük 1998], kenar kalınlıkları çoğunlukla 0,5-0,6 m, iç çapları 0,15-0,18 civarında olan, farklı boyutlardaki bu taşboruların, ortalama kalınlıkları 0,55 m alındığı takdirde, ters sifonda 6000 adedinin kullanılmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. 1899’da bu sayının ancak % l’i belirlenebilmişken, yazarların arazi incelemelerinde, biri tam (Şekil 4), biri Melez çayı iksa duvarına gömülü, biri iki parçalı kırık (Şekil 5), ikisi yarım, ancak 5 adedi bulunabilmiş, dolayısıyla oran %o l’e inmiştir; Melez çayından Kadifekale’ye geniş bir yay biçiminde yükselen kesim sokak sokak incelenebildiğinde. boş bir arazide, bir ev veya bahçe duvarında birkaç taşboruya daha rastlanabilmesi olasıdır.
Suyolunun toprak boru olduğu en düşük eğimli (%o 4,6) kesimde, temsili boru iç çapı 0,21 m. pürüzlülük katsayısı n=0,02 alındığında, iletim kapasitesi 11 l/s civarında olmaktadır. Ters sifonun başlangıç yükseltisi 188,8 m, Kadifekale’de çıktığı en yüksek noktanınki 183.9 m. dolayısıyla harekete etkiyecek yükselti farkı 4.9 m. boru iç çapı 0,17 m, pürüzlülüğü ks= 3 mm alındığında, iletim kapasitesi 7,5 l/s olarak hesaplanmaktadır [Çördük 1998]. Karapınar suyolunun iletmiş olduğu debinin 10 l/s mertebesinde olabileceği anlaşılmaktadır.

3. AKPINAR SUYOLU

İzmir’in güneydoğusunda Kısık köyü yakınında, 130 m yükseltideki Akpınar’ın sularını. Bayramyeri yakınında 75 m yükseltideki Zeus-Akraios tapınağına ileten 27 km uzunluğundaki [Kosova 1999J bu suyolu, esas itibarıyla 0,5 m kalınlığındaki kargir duvarlarla oluşturulmuş, 0,4 m genişlikte bir mecradır.
Yağhaneler yakınında 90 m civarındaki bir yükseltiye sahip boynu aşabilmek için, geçkinin büyük kısmında %o 2 mertebesinde bir eğimle inşa edilmiş olan bu suyolu, rastlanılan yandere yataklarını günümüzde hepsi harap, bazıları tek açıklıklı, bazıları çok açıklıklı su kemerleriyle aşmıştır (Şekil 6 ila 9).
Mecradaki su derinliği hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, bunun da genişlik gibi 0,4 m olduğu kabul edildiğinde, %o 2 boyuna eğim ve n= 0,025 pürüzlülük katsayısı için. iletim kapasitesi 35 l/s olarak hesaplanmaktadır.

4. BUCA SUYOLLARI

Weber’in raporunda [1899], Buca’nın doğusunda Kanlıgöl’den su iletildiği, Buca yöresinden beslenen, Bizans dönemi iki pişmiş toprak boru hattının Melez vadisi boyunca devam ettiği ve birinin Karapınar ters sifonunun Melez’i aştığı yerden, onu kısmen tahrip ederek karşı sahile geçtiği. Şirinyer’deki iki yüksek su kemerinin Osmanlı yapısı olduğu, Buca veya Kozağaç sularının bu kemerlerle Melez çayını aştığı, vadi boyunca sol sahilde devam eden Osmanağa suyolunun bu yapıları kullanmış olduğu, Şirinyer’de istasyon yakınındaki bir pınardan Melez çayını daha mansapta bir su kemeriyle aşan Vezir suyunun İzmir’e iletildiği yeralmaktadır.
Şirinyer su kemerlerinin, Şekil 3’de ve 10’da görülen, üzerinden mecranın kargir kanal olarak geçtiği ve mansapta yeralanı, daha sonra çok onarım görmüş olmakla birlikte, aslında bir Roma dönemi su yapısı niteliğindedir. Kanlıgöl’den daha da doğudan, Karapınar’ın güneyindeki Kaynaklar yöresinin sularını Buca üzerinden, Melez çayını da bu kemerle aşarak İzmir’e iletmiş bir sistemin varlığı incelenmeğe değer niteliktedir.
Aralarında 100 m kadar mesafe bulunan ve doğu-batı yönünde uzanan Şirinyer su kemerlerinin, Şekil 3’de ön planda görülen, üzerinden iki sıra pişmiş toprak borunun geçtiği, sonra 2 m kadar ters sifon gibi yükselerek, diğer su kemerinden gelen mecrayla birleşmiş olanı, Şekil 10’da bir kemeri yakın plandan görüldüğü üzere, Osmanlı yapısı olabilir. Buca ve/veya Kozağaç yöresinden gelen sular. Osmanağa suyolu dahil, diğer su kemerinin onarılmaz sanılan biçimde harap olması sebebiyle yapılmış bu su kemeriyle Melez çayını aşmış izlenimini vermektedir

5. OSMANAĞA SUYOLU

Önceki bölümde açıklandığı üzere, Osmanağa suyolunun beslenme yerinin Şirinyer’in birkaç km güneyindeki Kozağaç pınarı mı, Buca suyollarının başka bir kaynağı mı olduğu incelemeğe değer niteliktedir.

6. VEZİR SUYOLU

Weber’e göre [l 899], Şirinyer tren istasyonu yakınında kaynayan bir pınardan beslenen Vezir suyolu, 0,55 m kalınlığında yan duvarları olan 0,6 m genişliğinde bir mecra ile, Melez çayını güney-kuzey yönünde yeralan yüksek bir su kemeriyle aşıp, sol sahilde yamaç boyunca kavis çizerek İzmir’e ulaşmaktadır. Şekil l l’de görülen Vezir su kemeri bir osmanlı dönemi su yapısıdır.

7. KAPANCIOĞLU SUYOLU

Weber’e göre [1899], Buca düzlüğünün kuzeyindeki tepelerin kuzey yamaçlarındaki bir pınarın suyunu, antik dönemde Diana hamamlarının bulunduğu, kendisi de karstik bir pınar olan Halkapınar’a ileten kısa bir suyolu, harap olduktan sonra, Osmanlı döneminde daha da kısa bir suyolu olarak, yarı yükseltideki Kapancıoğlu çeşmesine su iletmiştir.

KONU İLE İLGİLİ YAYINLAR

  1. /. ALKAN. A.; TANRIÖVER. A.; ÖZİŞ, Ü. (1999): Ege bölgesinde tarihi su yapıları ve Priene. İzmir, Mühendislik ve Diğer Meslek Odaları İzmir Şubeleri, “İzmir Su Kongresi”.
  2. ÇORDUK, A. (1998) : “İzmir’e su ileten tarihi Karapınar su yolu”. İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Hidroloji ve Su Yapıları Bitirme Projesi, n. 169 (Yön.: Ü. Öziş & Y. Özdemir).
  3. KOSOVA, A. (1999): “Long-distance water conveyance systems to İzmir”. İzmir, Dokuz Eylül University, Graduate School of Natural and Applied Sciences, Civil Engineering Department, Master thesis in hydrology and hydraulic works (adv.: Ü. ÖZİS).
  4. ÖZİŞ, Ü.; ÖZDEMİR, Y.; KOSOVA, A.; ÇÖRDÜK, A. (1999): İzmir’in tarihi su getirme sistemleri. İzmir, Mühendislik ve Diğer Meslek Odaları İzmir Şubeleri, “İzmir Su Kongresi”, s.45-56.
  5. ÖZDEMİR, Y.; KOSOVA, A.; ÇÖRDÜK, A.;ÖZİŞ, Ü.  (2008): İzmir’in tarihi su yolları. Gümüldür, İzmir, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, “Tarihi Su yapıları Konferansı”, s.203-206.
  6. SCHNITTER. N. (1984): Altgriechischer Wasserbau. “Schweizer Ingenieur und Architect”, H.24, S. 479-486.
  7. WEBER, G. (1889): Die Wasserleitungen von Smyrna 1 und 11. Berlin, “Jahrbuch des Deutschen Archäologischen Instituts”. Bd. 14, S.4-25, S. 167-188 + Tafeln 2-3.
  8. WEBER, G. (1904/5): Wasserleitungen in kleinasiatischen Städten. Berlin, “Jahrbuch des Deutschen Archäologischen Instituts”, Bd. 19, S.86-101 & Bd.20, S.202-210.

Çizelge 1: Weber’in (1899) bulduğu taş boru elemanlarının dökümü(Çördük 1998).
Bölgeler:
I- Taşboru başlangıcı ile 161 m yükseklikteki tepe arası.
II- Tepe ile Karakapı arası.
III- Karakapı ile kayalık arası.
IV- Kayalık ile Melez çayı arası.
V- Melez çayı ile Kadifekale arası.)

Şekil 1: İzmir’e su ileten başlıca su yollarının geçkileri : (a) Karapınar suyolu (Çördük 1998), (b) Akpınar suyolu (Kosova 1999), (c) Buca suyolları, (d) Kozağaç-Osmanağa su yolu, (e) Buca-Vezirağa suyolu, (f) Halkapınar-Kapancıoğlu suyolu. (Son 4 suyolu için şimdilik Weber 1899 esas alınarak bazı küçük düzenlemeler yapılmıştır).

Şekil 2: Karapınar suyolunda taş boru ters sifon (a) boykesit, (b) plan
( Weber 1899, çok az değişiklikle).


Şekil 3: Ön planda Buca su yollarının Melez çayı üzerinden geçirildiği, Şirinyer’deki iki su kemerini(öndeki 50 m, arkadaki120 m uzunlukta),arka planda Karapınar su yolu taş boru ters sifonunun Melez vadisini aştığı kesimi(ters sifon geçkisi sonradan fotoğraf üzerine işlenmiştir) gösteren 20. yüzyılın ilk çeyreğinden kaldığı sanılan resim(Foto: bilinmiyor)


Şekil 4: Karapınar su yolunda bütün bir taş boru (Foto: Ü.Öziş).


Şekil 5: Karapınar su yolunda iki parçaya ayrılmış bir taş boru(Foto: Ü.Öziş).


Şekil 7: Karapınar su yolunun Emres çayını aşan kemerinin sol sahildeki kalıntıları (Foto:Ü.Öziş).


Şekil 8: Akpınar su yolunun Emres çayını aştıktan sonra mecra yan duvar kalıntıları (Foto:Ü.Öziş).


Şekil 9: Akpınar su yolunun Uzundereyi aşan yüksek su kemerinin kenar duvarlarının iki yamaçtaki kalıntıları (Foto: Ü.Öziş).


Şekil 10: Buca su yollarının Melez çayını aştığı Şirinyer kemerlerinin membada kalanının bir açıklığından mansapta yeralanın görünüşü (Foto: Ü.Öziş).


Şekil 11: Vezir su yolunun melez çayını aşan su kemeri (Foto: Ü.Öziş).

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar