- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11814 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Irak Türkmeneliler Sakarya’da  Ayakta  kalma  mücadelesi veriyor

07 Mart 2018 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Irak Türkmeneliler Sakarya’da  Ayakta  kalma  mücadelesi veriyor
Irak Türkmeneliler Sakarya’da  Ayakta  kalma  mücadelesi veriyor

Irak Türkmeneliler Sakarya’da  Ayakta  kalma  mücadelesi veriyor

Dernektürk  Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Irak Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Sakarya Şube Başkanı Dr. Eşref Kamil   ile  Konuştu.

Sakarya  Karasu İlçesinde  1000  Aile Yaşıyor

Sakarya  İlinde  Yaşayan  Kerkük ‘ten göç edip  Sakarya  iline gelenlerin  çok  değişik  sorunları  olduğunu Irak Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Sakarya Şube Başkanı Dr. Eşref Kamil  Anlattı.

Dr. Eşref Kamil  Irak Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Sakarya Şubesi olarak   sorunları  en aza  indirmek için  çalışıyoruz.dedi.

Türkiye’nin bölgedeki haklarından vazgeçmesinin ardından Türkmenlerin zorlu yılları da başladı. Zaman zaman katliamlara,göçlere ve asimilasyona maruz kaldılar.

Fehmi DUMAN /  FESA Ajans-Dernektürk / Türkmeneli Dosyası

Dünden bugüne Irak Türkmenleri

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Irak’ta Arap ve Kürtlerden sonra bölgenin üçüncü önemli unsuru Türkmenlerdir. Türkmenlerin Irak’a ilk gelişleri İslam’ın ilk dönemlerinde oldu. Türkmenler sınır boylarında görevlendirildiler ve bölgeyi vatan kabul ettiler.

Emeviler dönemine denk gelen bu yerleşimlerden sonra bölgeye gerçekleşen bir diğer göç hareketi  Abbasiler döneminde yaşandı. Türkmenler Hilafet merkezini korumak göreviyle Irak’ın güney,orta ve Kuzey kesimlerine yerleştirildi. Uzun süreler İslam devletine hizmet eden Türkmenler için ayrıca Samarra adı verilen bir de şehir inşa edildi.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya

Türklerin bölgeye yoğun yerleşimleri ise 1055 yılında Selçuklu Sultanı Tuğrul Beyin ordusuyla Irak’a girmesi ile başladı.  “Selçuklular devri Irak toplumu için en önemli devirlerdendir. Birlerce guz Irak’a ferden ferda köleler yada bir kaç gurup olarak değil , hür,Müslüman, fatih ve idareci bir topluluk olarak girdiler. Burada mülkün sahibi gibi davrandılar. el-Cezire, Şam ve Acem ülkeleri idareleri altına girdi.” Iraktaki Türk nüfus Selçuklulardan sonra Atabeylikler döneminde de artarak devam etti.  Zengiler olarak adlandırılan Merkezi Musul olan Musul Atabeyliği (1127-1223) ile merkezi Erbil olan ve adına Beğtiginliler denilen Erbil Atabeyliği (1144-1232) bölgede hakimiyet sağlayan güçlü yönetimlerdi. Bölgede hakimiyet kuran diğer beylikler  ise Hamrin dağları ile Hanekin dolaylarinda hüküm süren Türkmen İyvaki Beyliği ile Kerkük’te hüküm süren Kıpçak Beyliğiydi.

Yaklaşık 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan bölgenin kaderi I.Dünya savaşının son günlerinde değişmeye başladı. Osmanlı devleti Irak cephesinde ilk zamanlarda önemli başarılar elde etse de savaşın sonuna doğru pek çok kayıp  vererek Musul’a kadar çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı devleti 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak teslim oldu.  Ancak buna rağmen İngilizler ateşkesi çiğneyerek 10 Kasım günü Musul’u işgal ettiler.

İngiliz işgali ve Irak Türklerinin mücadelesi

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Irak’ın İngiliz işgaline girmesi, Türkmenler için, karanlık bir dönemin başlangıcı oldu. Toprakları İngiliz işgaline uğrayan Musul, Kerkük ve Erbil Türklerinin ileri gelenleri işgal güçlerine karşı  mücadele etmek için hemen harekete geçtiler.  İlk olarak, İngilizlerin, halkı Osmanlı devleti aleyhine kışkırtmalarını önlemek için çalışmalar yaptılar. İngilizlerin bölgedeki siyasi hakimleri, para vererek elde ettikleri bazı aşiret reislerini yanlarına çekmek için büyük gayret gösteriyorlardı. Buna karşılık, Türklerin ileri gelen liderleri, İngilizlerin bu gayretlerini boşa çıkarmak için büyük çaba harcadılar.

İngiliz işgalinden sonra Bağdat’ta, Kerkük’te, Musul’da ve Irak’ın başka şehirlerinde,  Osmanlı hakimiyetinin tekrar kurulmasını isteyen pek çok kişi vardı. Bunlar Bağdat’ta gizli bir Türk Cemiyeti kuruldu. Kısa zamanda çoğunluğu Kerküklü Türk ve Kürt subaylar ile emekli veya görevlerine son verilmiş birçok Arap subayı ve çok sayıda sivil bu cemiyetin etrafında toplandı.

Irak’ın genelinde İngiliz mandaterliğine karşı büyük bir tepki birikmekteydi.  Nihayetinde bu tepkiler 4 Temmuz 1920’de isyan halini aldı. İngiliz yönetimine karşı çıkan isyanlardan biri de tamamı Türkmenlerden oluşan Telafer’de yaşandı. Arap aşiretleri de bu isyana destek verdiler. Ancak bu isyan İngilizler tarafından bastırıldı. Telaferliler şehri terk etmek zorunda kaldılar. İngilizler ise boş olarak girdikleri şehri top ateşiyle yıktılar. Bir süre sonra Telaferiler şartlı olarak yurtlarına geri dönebildilerse de halkın ileri gelen lider ve aydınların bir çoğu tutuklandı ve sürgün edildi.

Musul, Misakı Milli’ye dahil

Misakı Milli sınırları içerisinde yer alan Musul bölgesi için Türkiye siyasi çabaların dışında askeri  bir takım faaliyetlerde de bulunmaktaydı. 1922 yılında bölgenin geri alınması için Yarbay Özdemir Bey görevlendirildi. Birtakım başarılar da sağlandı. Özdemir Bey Süleymaniye’ye kadar bölgeyi ele geçirdi. Ancak Kurtuluş savaşı sonrası İngilizlerle yeni bir savaşa girmemek adına Musul’un geleceği Lozan konferansına bırakıldı.

Lozan görüşmelerinde Musul’un meselesinde bir sonuca varılamadı ve Musul’un geleceği sonraya Türkiye ve İngiltere arasında yapılacak görüşmelere bırakıldı. Buradan bir netice çıkmaması halinde ise konunun Cemiyet-i Akvam’a ( Milletler Cemiyeti ) götürülmesine karar verildi.

Lozan konferansından sonra Türkiye ile İngiltere arasında başlayan ikili görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. İngilizler petrol bölgesi olan Musul ve Kerkük civarını Türkiye’ye bırakmayacaklarını açıkça ifade ettiler. Türkiye bölge ile ilgili tezlerini Cemiyet-i Akvam’da da savundu. Ancak Cemiyeti Akvamdan Musul’un Irak’a ait olduğu yönünde  bir karar çıktı. Nihayetinde Türkiye 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Musul üzerindeki haklarından vazgeçmek zorunda kaldı.

Irak Krallığı dönemi 1918-1958

Türkiye’nin bölgedeki haklarından vazgeçmesinin ardından Türkmenlerin zorlu yılları da başladı. Zaman zaman katliamlara,göçlere ve asimilasyona maruz kaldılar. 1918’de İngiliz hakimiyetine geçen Irak’ta 2 yıl sonra resmi olarak manda yönetimi kurulmuştu. Kurulan bu yeni yönetimin kabinesinde Kerküklü bir Türk bakan da vardı. Irak ile İngiltere’nin imzaladığı antlaşmaya göre hazırlanacak anayasada vatandaşlar arasında siyasi farklılıklar gözetilmemesi, okullarda anadilde eğitim yapılacağı belirtildi. 1925 yılında çıkarılan ilk anayasa hem Arapça hem Türkçe olarak yazıldı.1931 yılında çıkarılan yerli diller yasasıyla da Türklerin çoğunluk oluşturduğu bölgelerde eğitim dilinin Türkçe olacağı ve mahkemelerde yargılamanın Türkçe yapılacağı belirtildi. Ancak 1936 yılında yaşanan hükümet değişiminden sonra verilmiş olan haklar geri alınmaya başlandı.

Cumhuriyet dönemi

Irak Türklerinin yaşamış oldukları siyasî gelişmeler,  özellikle 1958’den günümüze kadar olan dönem içerisinde, Irak’taki siyasi , askeri olaylara paralel bir şekilde gelişti. 14 Temmuz 1958’de gerçekleşen askeri darbe sonrasında Irak’ta Kraliyet rejimi devrildi ve  yerine Cumhuriyet rejimi kuruldu. Ancak cumhuriyet dönemi de Türkmenler için huzur getirmedi. Bir yıl sonra Cumhuriyetin birinci yıldönümü kutlamaları sırasında, Kerkük’te Türkmenlere yönelik büyük bir katliam gerçekleştirildi. Tarihe 59 Kerkük Katliamı olarak geçen üç gün süren katliamda kadın çocuk yaşlı çok sayıda insan öldürüldü. Evleri dükkanları yağmalandı.

Baas dönemine gelindiğinde ise 24 Ocak 1970 tarihli karar ile Türkmenlerin kültürel haklarının verilmesi kabul edildi. Ancak bu karar göstermelikti ve kısa süre sonra içeriği boşaltıldı. Ve 1975’ten sonra Türkmenleri Araplaştırma politikasına döndü.  Türk okullarının isimleri Arapça isimlerle değiştirmekle başlayan süreç Kerkük ve çevresinde Türklerin nüfusunu azaltmaya ve bölgeye  yönelik  Arap göçlerini teşvikle aratarak devam etti.

Saddam Hüseyin’in iktidara geldiği 1980’den itibaren ise bu politika daha planlı hale getirildi. Saddam Hüseyin yönetimi, Ocak 1980 tarihinde almış olduğu bir kararla, Türkmenleri topluca güneye ve oralarda Araplar arasında üç ayrı bölgede yerleştirme kararını aldı.  Ancak Eylül 1980 tarihinde başlayan İran-Irak Savaşı nedeniyle bu girişimden vazgeçildi. Bununla beraber savaş süresince yine de Türk bölgelerine  Arapların yerleştirilmesine devam edildi. Bu amaçla, 1984 ve 1986 yıllarında Devrim Komuta Konseyi  aldığı kararlar ile  nüfus kütüğünü Kerkük’e nakledenlere büyük maddi destekler verildi.

Körfez Savaşı sonrası

Buna karşın Türkmenlere yönelik her türlü zulüm, sürgün, işkence ve idam sıradan hale geldiği bu yıllarda, Türkmenlerin gayrimenkul ve ticarî araç almaları, Arap ortağı olmadan işyeri açmaları yasaklandı.

Irak’ın  Kuveyt’i işgali sonrasında, Irak ordusunun Kuveyt’ten büyük bir bozguna uğratarak çıkartılmasının ardından , güneyde Şiîler ve kuzeyde Kürtler tarafından başlatılan 1991 halk ayaklanmasına Türkmenler de katıldılar.

Saddam Hüseyin rejimi, güneydeki ayaklanmayı bastırdıktan sonra, 1991 senesinin Mart ayında,kuzeyde Kürtlerin ve Türkmenlerin başlatmış oldukları ayaklanmayı kanlı bir şekilde bastırdı. Yaşananların ardından  bir milyon insan (Türkmenler ile Kürtler), Türkiye ve İran’a sığınmak zorunda kaldılar.

1991’de başlayan Amerikan müdahalesinin ardından 36.paralelin kuzeyi fiilen merkezi yönetim dışında ve Amerika tarafından koruma altına alındı. Böylece Türkmenlerin büyük  kısmı  daha özgür bir ortama kavuştu. 2003 işgaline kadar süren bu dönemde başta Kerkük olmak üzere Türkçe eğitim veren okullar ve Türkçe gazete-dergi ve radyo-televizyon yayını başladı.

Irak’taki Türkmen nüfusun ne kadar olduğu ise net olarak bilinmemekte.  1957 yılında Irak’ta henüz Krallık döneminde yapılan nüfus sayımında ülkede 500.000 ve 1959’da yayınlanan sayımlarda ise Türkmenlerin sayısı 567.000 olarak gösterilmiştir. Iraktaki nüfus artışı dikkate alındığında yaklaşık 2 milyon kadar Türkmen nüfusun olduğu tahmin edilmektedir.

Her şeye rağmen Türkmenler, Irak’ta kardeşlik ocakları, ülke dışında dernekler ve partiler kurarak varlıklarını sürdürdüler. 1959 yılında İstanbul’da Irak Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurdular. Türkmen Kardeşlik Ocağı 9 Mayıs 1960 tarihinde Bağdat’ta kuruldu. Daha sonra diğer Türkmen yerleşim merkezlerinde şubeler açıldı. Bir kültür derneği olarak Türkmenlik ruhunun sürdürülmesinde önemli hizmetler ifa etti. Milli Demokratik Türkmen Örgütü, 7 Ekim 1980 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da kuruldu.

Örgüt Türkmenleri temsilen Iraklı muhalif grupların teşkilatı olan Irak Ulusal Demokratik Cephesi içerisinde yer aldı. Irak Milli Türkmen Partisi, 1988 yılında gizli olarak Ankara’da kuruldu. 1991 yılında kendini ilan etti. Parti birinci kongresini 1993 yılında Ankara’da, ikinci kongresini ise 1996 yılında Erbil’de gerçekleştirdi. 1990’lı yıllarda başka Türkmen partileri, vakıf ve dernekleri de kuruldu. Türkmen kuruluşları arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla 24 Nisan 1995 tarihinde Türkmen Cephesi teşkil edildi; 4-7 Ekim 1997 tarihlerinde Erbil’de Birinci Türkmen Kurultayı, 20-22 Kasım 2000 tarihleri arasında yine Erbil’de İkinci Türkmen Kurultayı düzenlendi.

Burada 1990 sonrasında kurulduğundan bahsettiğimiz Irak’taki Türkmen kuruluşlarının hepsi Kuzey Irak denilen güvenli bölgede ortaya çıkmışlardır. Bağdat’ın kontrolündeki 36. paralelin güneyinde yaşayan büyük Türkmen çoğunluğunun Türkmenler olarak hiç bir milli ve kültürel hakkı yoktur. Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenler 1990’lı yıllarda Doğuş, Türkmeneli ve Musul gazetelerini ve Erbil Kalesi isimli aylık bültenlerini çıkardılar. Bu süreli yayınların bir kısmının tamamı Türkçe bir kısmının ise yarısı Türkçe ve yarısı Arapçadır. 1993 yılında Erbil’de ilk Türkmen radyosu açıldı, bunu Kifri izledi. İlk Türkmen televizyonu yine Erbil’de 1994 yılında yayına geçti. 1993 yılından itibaren Türkmenler ana dilleriyle eğitim veren okullar açtılar.

Irak’ta Türkmenlerin büyük çoğunluğu Sünni, az bir kısmı ise Şii Müslümandır. Erbil Kalesi’nde oturan çok az sayıda Hrıstiyan Türkmen de vardır. Sünnilik veya Şiilik, Türkmenler arasında ayrılık yaratan bir unsur değildir. Irak’ta dini ve milli hayat birbirinden ayırt edilemeyecek kadar iç içedir. Irak’ta camiler ve tekkeler birer dini eğitim merkezidir. Din adamları usta çırak ilişkileri içerisinde yetişmektedirler. Irak’ta Mevlevi, Bektaşi ve Safevi tekkeleri vardır. Bu tekkelerin çoğunda şeyhler ve diğer ileri gelenler Türkmenlerdir.

Irak Türk edebiyatında şiir çok ağırlıklı ve önemli bir yer tutar. Bölgenin Türk hakimiyetinden çıkışından sonraki ilk dönem Türk edebiyatçıları arasında Hıdır Lütfi, Mehmet Sadık ve Kutsizade Ahmet Medeni Efendi zikredilebilir. Hepsi de şairdir. Mehmet Sadık, İzzettin Abdi Bayatlı, Hasan Görem, Osman Mazlum, Ali Marufoğlu, Celal Rıza, Mehmet İzzet Hattat, Ata Terzibaşı ve Fahrettin Ergeç eski şiir yazma geleneğini takip eden şairler olarak; Nesrin Erbil, Salah Nevres, Necmettin Esin, Nihat Akkoyunlu, Ata Bezirgan, Erşet Hürmüzlü ve Muzaffer Arslan ise yeni tarzda eserler veren şairler arasında zikredilebilir.

 

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar