İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih Uçar ve Yönetim Kurulu TBMM ne giderek Sakarya milletvekilleri ile 31 Mart 2024 seçimleri öncesi yüz yüze görüştüler.
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih Uçar ve Yönetim Kurulu
28 Şubat 2024 günü TBMM ne giderek Sakarya milletvekilleri ile 31 Mart 2024 seçimleri
öncesi yüz yüze görüştüler.
MHP Grup Başkanvekili ve MHP Sakarya Milletvekili
Muhammed Levent BÜLBÜL, AK Parti Sakarya Milletvekilleri Lütfi Bayraktar ve Murat
Kaya, CHP Sakarya Milletvekili Ayça TAŞKENT ile makamlarında görüştüler.
Sakarya’nın öncelikli sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili Sakarya Milletvekillerine
bilgilendirmeler yaptılar, gelecek nesillere daha planlı, daha dirençli kentler bırakabilmek için
kurumlar arası iletişimi güçlendirerek, yetki çatışmalarını çözerek, rant odaklı olmayan ,
kamu yararını düşünen bütüncül bir anlayışla İnşaat Mühendisleri Odasının, STK larının da
hep birlikte çalışılması gerektiğini dile getirdiler.
Vatandaşlarımızın deprem güvenlikli yapılarda oturmalarını sağlamak için, Sakarya'da ve
deprem bölgelerinde ivedilikle riskli yapı envanteri çıkarılması, riskli yapıların
önceliklendirilmesi, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi, kentsel dönüşüme sokulması ve
depreme dirençli hale getirilebilmesini içeren, rant odaklı olmayan, kamu yararı gözetilerek,
insan odaklı ve bütüncül düşünceleri içeren çok sayıda basın açıklaması yaptığımızı, bilimsel
çalışmaları sunduğumuzu anlattık.
Ne yazıktır ki ; insanların barınma ve afet önlemlerinin sağlanması devletin görevi
iken, bu sorumluluğu malike bırakan, mevcut durumun daha da sağlıksızlaşmasına sebep
olan, bilim ve tekniğe aykırı olan, oy ve gelir elde etmek amacıyla imar barışı adı altında
topluma sunulan imar aflarına karşı basında ve çeşitli platformlarda bunun yanlış olduğunu,
telafisi zor durumlar yarattığını dile getirdik ve nitekim haklı çıkarak olumsuz sonuçlarını da
Kahramanmaraş depremleri ile gördüğümüzü dile getirdik.
Şubemizin her zaman vurguladığı gibi, kente ilişkin kararlarda, insana önem veren,
insanı öncelikleyen, kentte yaşayanların yaşam kalitesini ve konforunu yükselten, bilim ve
tekniğe uygun, kapsamlı bir araştırmaya dayanan, planlı bir çalışmanın sonucu katılımlı ve
bütüncül bir anlayışla kararlar alınması gerektiğini vurguladık. Bu nedenle, çalışma
dönemimizde kentin ve insanın gerçeğine uyan çalışmalar yapılmasının önemli olduğu
düşüncesiyle hareket ettiğimizi dile getirdik. Kentimizin deprem önlemleri, sıvılaşan
zeminleri, afet hazırlık ve müdahale, proje sorunları, mevcut yapı stoku, envanter çalışmaları,
hukuksal sorunlar, mesleki sorumluluk sigortası, ulaşım, kent içi trafik, yapı denetim, imar ve
çevre sorunlarının çözümü konusunda, bilgi ve birikimlerimizi, araştırmalarımızı,
önerilerimizi paylaştık. Bu doğrultuda diğer meslek odaları ve Sivil Toplum Kuruluşları ile
birlikte çalışmalar içinde yer alınması gerektiğini, kentteki yanlış projelerin karşısında
kararlılıkla durduğumuzu dile getirdik.
2023 yılı Şubat ayı içerisinde yüzyılın afeti dediğimiz, 11 ilimizi etkileyen, dünyada
eşi benzeri olmayan, 6 saat ara ile ardışık gerçekleşen, belirli bölgelerde yönetmelik
değerlerini aşan, bilim ve teknik uzmanları için yeni bilinmeyen araştırma alanları açan, Şubat
2023 Kahramanmaraş depremlerini yaşadığımızı anlattık.
İnşaat Mühendisleri Sakarya Şubesi ve temsilcileri olarak Tüm üyelerimize hasar
tespit eğitimi aldırarak, depremden etkilenen tüm illerde gözlem ve inceleme yapmak,
yaşanılmış deprem tecrübelerimizi bölgeye aktarabilmek ve hasar tespitlerinde görev almak
üzere afet bölgesine gittiğimizi anlattık.
İMO- İnşaat Mühendisleri Odası'nın mesleğin, meslektaşların, toplumsal yarar
ilkesinin savunulduğu bir oda olduğunu, yeni çalışma döneminde bu savunma ve hak
aramaların daha da artacağını ve açık olan bir noktanın daha bulunduğunu dile getirdik. İmo
Sakarya Şubesi bu süreçten de alnının hakkıyla geçerek mesleğini ve meslektaşlarını
korumasını bilmiştir ve bundan sonrada bileceğini ve İMO kadrolarını buna muktedir
olduğunu söyledik.
Tüm bu gelişmeler devam ederken, bizler de Şubemizin bu döneminde de
Şehrimizdeki kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarını, belediyelerimizi, şehrimizin
ve ülkemizin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ziyaretler ettiğimizi, çözüm önerilerinde
bulunduğumuzu, protokoller imzaladığımızı, ilişkilerimizi geliştirdiğimizi dile getirdik. Şube
olarak meslektaşlarımızı ve toplumu, meslek alanındaki yeni gelişmelerden haberdar etmek,
mesleki alanındaki yetkinliğin artırmak ve onların gelişimlerini sağlamak amacıyla Meslek içi
eğitimler kapsamında, seminerler, paneller, söyleşiler, kurslar ve eğitimler düzenlediğimizi
anlattık…
İMO Sakarya Şubesi, şehrin kısa, uzun ve orta vadeli sorun ve çözümlerinin
bulunduğu ; ÇOK ÖNEMLİ VURGULAR ; başlıklı dosyamızı milletvekillerimize teslim
ederek ziyareti sonlandırdı
ÇOK ÖNEMLİ VURGULAR
*Artık deprem sonrası yaraları sarmaya odaklanmamalıyız; depremlerin felakete
dönüşmesini engellemeliyiz.
*Maalesef, kabul edilemez bir şekilde, on iki binin üzerinde bina toptan göçtü ve elli
binin üzerinde insanımızı kaybettik.
*Kendimizi hiç aldatmayalım. Bundan sonraki kuvvetli yer hareketine yol açan
deprem ülkemizde ve şehrimizde nerede vuku bulursa bulsun bu manzaralar tekrarlanacak
çünkü yapı envanter çalışmalarımıza geç başlamış ve henüz günümüz itibari ile
tamamlanamamıştır, riskli yapılar önceliklendirilememiştir.2000 yılı öncesi mevcut yapı
stokumuz depreme dirençli hale getirilememiştir.. Sıvılaşan zeminlerimiz
iyileştirilememiştir..Yapılarımız güçlendirilmemiştir..Mühendislik ve bilim kuralları hiçe
sayılarak imar afları ile yapılara iskan ruhsatları verilmiştir.
*Deprem hasarlarının yaygın olduğu bölgeler, verimli tarım arazileri üzerinde
planlanmış şehirlerdir. Dolayısı ile ana kayanın derinde olduğu zayıf zemin koşullarında,
hatta sıvılaşma potansiyeli olan zeminlerde yapılan çok katlı ve taşıyıcı sistemi esnek
yapılar ağır hasar almış veya toptan göçmüştür. Bununla birlikte, göçmese de bir kat batan
veya yana eğilen binalar gözlemlendiğinden, bazı bölgelerde zemin sıvılaşması
gerçekleşmiştir.
Her türlü zemin koşullarında yapı yapmak elbette mümkündür ancak bir bedeli
vardır. Zemin, üstyapı yüklerini güvenle taşıyacak şekilde iyileştirilmeli, koşullara uygun
doğru temel sistemi ve üstyapı taşıyıcı sistemi seçilmeli ve bu tasarım sürecinin titiz bir
mühendislik yaklaşımı ile gerçekleştirilmesi ve tasarımın uzman mühendisler tarafından
denetlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
*Riskli yapı stoku belirlenmelidir. Yapı envanteri çıkarılarak belirli bir risk sırası ile
tüm binaların deprem güvenliğinin belirlenmesi zorunlu hale getirilmeli; deprem dayanımı
yetersiz çıkan binaların öncelikle imar mevzuatına uygun olarak güçlendirilmesi
sağlanmalı; güçlendirmenin yeterli gelmeyeceği durumlarda yenilenmelidir. Aynı zamanda
yapı stokumuzun belirli periyotlar dahilinde düzenli olarak yerel yönetimler tarafından
denetlenmelidir. Söz konusu denetimlerin yapılabilmesi için yerel yönetimlere gerekli bütçe
ve teknik kadro istihdamı sağlanmalıdır.
*İlimiz Sakarya'da ve İstanbul’da bulunan ve yeterli deprem güvenliğine sahip
olmadığı bilinen yüzbinlerce binanın depreme güvenli duruma gelmesi sadece kentsel
dönüşüm ile mümkün değildir. Pratik ve uygulanabilir çözüm, bu binaların boşaltılmadan,
dışarıdan yapılacak güçlendirme ile depremde can kaybına neden olmayacak düzeye
getirilmesidir.
Kentsel Dönüşümde Kamu Yararı Gözetilmelidir. Rant odaklı kentsel dönüşüm
anlayışı terk edilmelidir. Kentsel dönüşüm konusu sadece mekân düzeyinde ele alınamaz.
Dönüşüm sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişmenin bir bütünü olarak ele alınmalıdır. Aynı
zamanda kentsel yenileme ve dönüşüm konusu geleceğe yönelik toplumsal bir öngörünün
oluşturulması ve yönetilmesi süreci olarak değerlendirilmelidir.
*Deprem yönetmeliğinde güçlendirme performans hedefi, mevcut binayı yeni
yapılan yapıların güvenlik düzeyine yükseltmektir. Bunun yerine performans hedefini
“göçmenin önlenmesi” düzeyine indirmek Sakarya ve İstanbul için gerçekçi yaklaşımdır.
Antakya’da 15 yıl önce 2007 Yönetmeliği koşullarına göre güçlendirilen 45 yıllık 9 katlı bir
bina depremde hasar görmüş, ancak yıkılmamıştır. Aynı sitedeki diğer iki tıpkı blok ise
yıkılmıştır. Güçlendirilen binada 51 kişinin canı kurtulmuştur.
Yine Sakarya ilimizde çok katlı Vilayet Binamız depremde hasar görmüş
güçlendirilmiştir ve 1999 depremini atlatmıştır.Fakat hemen yan tarafındaki 2 katlı olan
adliye binası güçlendirilmediğinden 1999 depreminde göçmüştür. Buda doğru mühendislik
hizmeti alarak güçlendirilen binaların depremde göçmeyeceğinin ve insanların can
güvenliğini sağlayacağının kanıtıdır.
*Betonarme binalarda taşıyıcı perde duvarlarının yeteri kadar ve düzenli
miktarlarda uygulanması şarttır. Kamu binalarında olduğu gibi konut binalarında da
olmalıdır, yonetmeliklere bu şart eklenmelidir. İlerideki inşa edilecek betonarme binalarda
taşıyıcı perde duvarlarının kullanılması şart koşulmalıdır.
*Altını çizerek belirtmek gerekir ki ülkemizi, kentlerimizi ve yapılarımızı deprem
başta olmak üzere afetlere karşı hazırlamanın temel yollarından biri yapı üretim sürecinin
denetlenmesidir. Yapı denetim süreci; yer seçimi, zemin etüdü, projelendirme, yapım
koşulları, çevre güvenliği, estetik, sağlık koşulları, ekonomi ve garanti sürelerini içeren
oldukça önemli bir süreçtir.
Yapı denetimi süreci halkın can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren kamusal
bir görevdir. Tarihimizin en büyük afetlerinden olan 6 Şubat depremleri, ülkemizde yapı
üretimi ve denetimi süreçlerinde yaşanan sorunları gözler önüne sermiş, depremlerin
ardından tüm kamuoyunda sorunların çözülmesi için ortak bir kanaat oluşmuş, basın
yayın kuruluşlarında bu sorunlar sıklıkla dile getirilmiştir. Nitekim Odamız geçmişten bu
yana bilinmekte olan bu sorunları defalarca yüksek sesle ifade etmiş ve sorunların
temelden çözümü için önerilerde bulunmuştur.
Bu önerilerden biri de yapı denetim hizmetinin bir kamu görevi olduğu, Yapı
Denetim Kuruluşlarının doğrudan kamu tarafından görevlendirilmiş birimler olarak
çalışması ve Yapı Denetim Kuruluşlarında çalışan tüm görevlilerin kamu görevlisi
statüsünde olması gerektiğidir.
Özel sektörde, serbest piyasanın işleyişine terk edilen yapı denetimi süreci,
meslektaşlarımızın görevlerini tam ve etkin bir şekilde yerine getirmelerini engellemenin
yanı sıra halkın can ve mal güvenliğini de tehdit etmektedir.
*Bir diğer önemli husus da her şantiyede tam zamanlı olarak bir şantiye şefinin
görevi başında bulunması gerekliliğidir. Bir şantiye şefinin tam zamanlı olarak görevinin
başında bulunması, mesleki bilgisini yapı üretim sürecinde kullanacağı ve inşaat
çalışanlarını doğru yönlendirebileceği için, hem yapı üretim sürecinin sağlıklı bir şekilde
yürütülmesini hem de meslektaşlarımızın saldırıya uğradığı söz konusu şiddet olayında
olduğu gibi, birçok olumsuzluğun önüne geçilmesini sağlayacaktır.
KISACA SON VERİRKEN;
Bu iş böyle gidemez ! Gitmemeli ! Aç gözünü SAKARYA !
Maalesef yine, kabul edilemez bir şekilde, on iki binin üzerinde bina toptan göçtü ve
elli binin üzerinde insanımızı kaybettik.
Artık deprem sonrası yaraları sarmaya odaklanmamalıyız; depremlerin felakete
dönüşmesini engellemeliyiz.
Bu yazı Sakarya;mıza ve ülkemize yol gösterici bir metin olmalıdır…
Yoksa ileride Türkiye’yi çok Kahramanmaraşlar bekler.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.