Dolar : Alış : 7.5096 / Satış : 7.5231
Euro : Alış : 8.9643 / Satış : 8.9804
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya9°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11356 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Iğdır’da vatandaşın hasretle beklediği doğalgaz geldi

13 Eylül 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Iğdır’da vatandaşın hasretle beklediği doğalgaz geldi
Iğdır’da vatandaşın hasretle beklediği doğalgaz geldi

Iğdır‘da yıllardan beri vatandaşların hasretle beklediği doğalgaz, törenle … tamamlanmasının ardından vatandaşlar doğalgaza kavuştu. … Çünkü şehrimiz ova ve etrafı dağlarla çevrili olduğu için hava sirkülasyonu olmuyordu.

Iğdır Doğalgazına Kavuştu

Şehrimizde hava kirliliğini önlemek için Belediyemiz ve Serhat Gazın ortak çalışmalarının sonucu şehrimizin büyük bir kısmında tamamlanan doğalgazın temsili yakımı yapılan törenle gerçekleştirildi.

Merkeze bağlı Vali Yolunda gerçekleşen temsili doğalgaz yakımı törenine Belediye Eş Başkanı Murat Yikit, Belediye Meclis Üyeleri, Serhat Gaz Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kalemci, Serhat Gaz Yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

saziyeonder2muratyikit

Törenin açılış konuşmasını Serhat Gaz Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kalemci gerçekleştirdi. Kalemci Iğdır’ın temiz bir havaya ihtiyacı olduğu için böyle bir çalışma yürüttüklerine dikkat çekerek” Iğdır’ın temiz bir havaya temiz bir ortama ihtiyacı vardı. Bu da gerçekleşti bugün doğal gazımızın açılışını yapıyoruz. Iğdır halkına hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

do

‘Bu şehirde Hava kirliliğini önlemek için doğalgaz gerekliydi’

rokettube

Ardından konuşan Belediye Eş Başkanı Murat Yikit ise Iğdır’da hava kirliliğini önlemek için tek alternatiflerinin doğalgaz olduğunu belirterek” Doğalgazımızın Iğdır’a kazandırılmasında emeği gecen doğalgaz yetkililerine teşekkür ediyoruz. Bir yerel yönetici için bir belediye için Iğdır’ı doğalgaza kavuşturmak gerçekten büyük bir mutluluktur. Defalarca basın mensuplarıyla yaptığımız görüşmelerde Iğdır’da doğalgazın ihtiyaç olmaktan ziyade bir zaruriyet bir zorunluluk olduğu kentti. Zira kentimiz Türkiye’de hava kirliliği en yüksek oranda genellikle birinci olduğu kenttir. Dünyada da hava kirliliğinin hayati tehlikeyi oluşturduğu kentler içerisinde de listenin başını çeken kentlerden bir tanesidir. Doğal olarak bizlerde yerel yöneticiler olarak kenttin daha sağlıklı bir yaşama kavuşturma açısından insanların daha huzurlu yaşama açısından bu hava kirliliğini bertaraf edilmesi noktasında bir çaba içinde olmamız gerekiyordu. Bu anlamda tek alternatifimiz doğal gazdı. Çünkü şehrimiz ova bir kent ve etrafı dağlarla çevrili olduğu için hava sirkülâsyonu olmadığı bir kent” dedi.

Yikit son olarak Emeği geçen herkese teşekkür ederek” Geçen sene 20 Haziran’da ilk kazmayı vurduğumuzda halkımızın kafalarında kuşkular çok fazlaydı. Hatta birazdan bu meşaleyi yakana kadar halkımızın çoğunda bu kuşkular devam ediyor. Acaba doğalgaz gelecek mi? Hatlar doğru mu döşendi diye birçok şehir efsaneleri yayılmaya başlanmıştı. Biz de bugün halkımıza bu kentin artık doğalgaza kavuştuğunu gösterebilmek hem de şehrimizin yerleşimin çok yoğun olduğu bölgelerimizde doğal gaza geçmenin bir zaruriyet olduğunu söylemek açısından buradayız. Ben tekrardan emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyor, doğal gazın tüm halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum “dedi.

Yapılan konuşmaların ardından temsili doğalgaz yakımına geçildi. Tören yapılan doğalgaz yakımının ardından son buldu.

HÜSEYİN GÜVEN-BDP AYNUR TİMUR-BDP AHMET KARACA-BDP ABDULLAH YÜCEBAŞ-BDP
MEHMET SADIK ARAS-BDP SANİYE ÇARK-BDP FAHRETTİN ARAS-BDP MEHMET KİTİR-BDP
SÜLEYMAN TABAK-BDP BANİ KAYA-BDP MAHİR MALGAZ-BDP ARİF ÇETİNKAYA-BDP
YENER AKASLAN-BDP ALİ KEMAL AYAZ-MHP KEMAL KALAFAT-MHP KASIM BİRGE-MHP
MUHARREM ÇEÇEN-MHP MEHMET KOÇMAN-MHP BİNALİ EKİNCİ-MHP AYHAN EROĞLU-MHP
KURBAN GÖKÇEBULAK-MHP SADIK UCA-MHP YALÇIN AYDIN-MHP SEFER İÇER-MHP
Iğdır’ın adı; 24 Oğuz boyundan 21’ncisi sayılan İç-Oğuzlar-Üç-Ok kolunun ve Oğuz Han’ın altı oğlundan biri olan Cengiz Alp’in en büyük oğlu olan “Iğdır Beğ” den gelmektedir. Bu boyun ilk başbuğu Iğdır Beğ’dir. Iğdır’ın kelime olarak manası “iyi, büyük, yiğit başkan, ünlü ve sahip” gibi anlamlara, Yazıcıoğlu ve Resid-Üd-Din’e göre ise “iyi, ulu, bahadır” manalarına gelmektedir.

Iğdır Beğ, dört kardeşin en büyüğüdür. Kabilesi Aras havzası ve Azerbaycan bölgelerine yerleşmiştir. Bunun en büyük delili Yıldırım Beyazıt’ın 1402 yılında yapılan Ankara Savaşında Timur’a yenilmesine sevinen Hıristiyan alemi, tebrik için Timur’a birçok elçi göndermişlerdir. Bu elçilerden biri olan İspanyol Klaviyo’nun anlattığı gibi Iğdır Kalası (Iğdır Korganı) bugün Ağrı Dağı eteklerinde halen harabe halinde bulunmaktadır. Klaviyo, buraya “kayalık üzerinde duran bir kal’a” diyerek, adının da “Iğdır” olduğunu belirtmektedir.

TARİHİ YAPISI :

Prehistorik (Tarih Öncesi), çağlardan bu tarafa önemli bir yerleşim merkezi olmuş Iğdır ve çevresindeki yerleşmelerin ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapılan ilmi çalışmaların büyük çoğunluğu Orta Asya’dan geldikleri kabul edilen Hurriler’in bölgenin ilk sakinleri olduklarını göstermektedir.

M.Ö. 5000-4000 yıllarında; bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu’da yerleşen Hurrilerden sonra, M.Ö. 3000-2000 yıllarında Mitanniler, Etiler, Asurlular, Kimmerler, Metler, Persler, Sümerliler ve Subailer gibi kavimlerin Orta Asya’dan gelerek Ağrı Dağı yamaçlar, Aras Havzası ve Doğu Anadolu’da ikamet ettikleri sanılmaktadır.,

M.Ö. 1200 tarihlerinde Trakya’dan kalkarak Boğazlar üzerinden Anadolu’ya geçen Trako-Frigler, bölgede hüküm sürdüren Etilerin hakimiyetine son vermişlerdir. Bu sıralarda, Doğu Anadolu’da Hurriler’in soyundan geldiği kabul edilen ve tarihe Urartular olarak geçen küçük bir krallık Asurlulara tabi olarak yaşamakta idi.

Asurluların dahili kavgalarla zayıflamaları güneydeki KASİT kabilesinin idareyi ele geçirmesine sebep olmuştur. Daha sonra çok kuvvetlenen ve Mısır’a kadar ilerleyen Asurlar, bir türlü hakimiyetleri altına alamadıkları Urartuları tanımak zorunda kalmışlardır.

M.Ö. 1100-800 tarihlerinde kraliyet merkezi Van’da bulunan ve bütün Doğu Anadolu’yu idaresi altında tutan Urartu Krallığı, kendisine bağlı küçük beylik ve krallıklar kurmuştur. Bunlardan biri de Sürmeli adıyla bilinen ve halen harabe halinde bulunan “KARAKALE” şehridir.

Iğdır ve Çevresi VII. yüzyıla kadar Urartuların elinde kalmış, bu tarihten sonra M.Ö 665 yıllarında atlı göçebe halinde yaşayan İskit-Saka Türkleri Kafkasları aşarak bölgeye gelmişler ve Urartuların hakimiyetine son vermişlerdir.

Ön Asya ülkelerinde Milli destanlarımızdan sayılan Dede Korkut Oğuznamesi; Sakaların bey ve kumandanlarını anlatmaktadır. Aras, Dicle, Kür ve Çoruh nehirleri kıyılarına yerleşen Sakaların bu mıntıkalardaki eserleri bugüne kadar yaşamaktadır.

M.Ö. 642-226 tarihleri arasında bugünkü İran ve Doğu Anadolu’da hüküm sürdüren Sasaniler, II. Yezdigerd zamanında, o zamanlarda beylik halinde bulunan Kağızman’da Kamsarakanlı, Aras ve Doğubeyazıt’ta Bağratlı, Muş ve Malazgirt bölgelerindeki Oğuzlar’ı hile ile yok etme mücadelesi vermişlerdir.

M.S. 481’de Ağrı dağı yamaçlarında (Arkori-Akuri/Ahura Köyü) yapılan savaşlarda Oğuzlar tarafından ağır bir hezimete uğratılan Sasaniler, bu yenilginin acısıyla 50 yıl kadar Oğuzlar’la savaşmışlardır.

Doğu Anadolu ile yakın alakası bulunan Bizanslılar, Sasanilerle çok savaş yapmışlar, Doğudan Sasaniler’e saldıran Göktürk ve Ak Hunlar’ın da yardımıyla Sasanileri Aras Nehri boylarında ağır bir yenilgiye uğratmışlardır.

M.Ö. 149 yıllarında Bulgar Türkleri olan Arsaklı Türkmen göçebeleri Sakaları yenip Karakale’yi kraliyet merkezi yapmışlardır. 366 yıl Arsaklıların elinde kalan bölge, kısa bir süre Bizanslıların eline geçmişse de Kars’ta kurulan Bargatlı krallığı bölgeyi Bizanslılardan geri alarak M.S. VII. yüzyıla kadar hüküm sürmüşlerdir.

Hurriler’den sonra; Mitanni, Urartu, Met, Pers, Arsaklı, Sasani gibi devletlerin idaresinde kalan bölge, M.S. 638 yılında Hz. Ömer zamanında İslam ordularının, ARARAT eyaleti üzerinden Gökova denilen Doğubeyazıt düzlüğünden geçerek Aras boylarına inmesiyle, Müslüman-Hrıstiyan savaşlarına da sahne olmuştur. Birkaç kez Araplar ile Bizanslılar arasında el değiştiren bölge 1064 yılında Seçuklular (Oğuzlar)’ın hakimiyetine girmiştir. 1074’de Anı ve Kars’ı da Bizanslılardan alan Selçuklular bölgenin kesin hakimi olmuşlardır.

Doğudan bir kasırga gibi önüne ne çıkarsa kasıp kavuran MOĞOL istilası, 1239’da bölgeyi de etkisi altına almıştır. Moğolların zayıflamasından sonra birçok bölgede olduğu gibi bu bölgede de KARAKOYUNLULAR ve AKKOYUNLULAR gibi Türk beyliklerinin idaresini kısa bir süre de olsa görmek mümkündür.

1514 Çaldıran Savaşı ve 1534 Tebriz Seferi ile bölge kesin olarak Osmanlılar’ın eline geçmiş ise de, Osmanlı Devletinin gelişen siyasi olaylar yüzünden zayıflaması Iğdır’ın kaderini de etkilemiştir.

1746-1827 yılları arasında İran idaresinde kalan bölge, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı (93 harbi) sonunda 42 yıl Rus işgaline maruz kalmıştır. 1917 Ekim devriminden (Bolşevik İhtilali) sonra içine düştüğü siyasi bunalımdan kurtulmak isteyen Rusya, diğer devletlerle Brest-Litovks muahedesini imzalamasıyla bölge tekrar Türklere geçmişse de 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesiyle ordu bölgeden çekilince mıntıka Ermeniler’in mezalimine sahne olmuştur.

Brest-Litovks muahedesiyle bir yandan işgal ettiği Osmanlı topraklarından çekilen Rusya, diğer yandan da devamlı olarak kukla gibi kullandıkları Ermenileri bölgede büyük bir Ermenistan devleti kurabilecekleri yönünde cesaretlendirmiştir.

Ermenilerin “taşnak”, “sutyan” ve “hıncak” adındaki terör örgütleri bölgede bir Ermenistan devleti kurmak için akla gelmedik işkence ve katliam yaparak bölgedeki Türk nüfusunu yok etmeye başlamışlardır. Bu katliamlardan günümüze bir çok toplu mezar kalmıştır. 1986 yılında Prof.Dr. Enver KONUKÇU başkanlığındaki bir ekip merkez ilçeye bağlı Oba Köyünde bulunan bir toplu mezarı açarak Türk ve dünya kamuoyuna göstermiştir. Daha sonraları Hakmehmet Köyü ile Gedikli Köylerindeki toplu mezarlar da açılmış, yetkililer tarafından tescil edilerek kamuoyuna sunulmuştur.

Oba köyünde olduğu gibi Küllük, Hakmehmet, Hakveyis, Kadıkışlak, Alikamerli gibi köylerde de toplu mezarların olduğu olayların canlı şahitleri tarafından yıllardan beridir anlatılmaktadır.

Nihayet, 14 Kasım 1920 tarihinde 15. Kolordu Komutanı Kazım KARABEKİR komutasındaki kahraman Türk ordusunca, Ermenilerin Aras nehrinin kuzeyine püskürtülmesiyle Iğdır ve çevresi kesin olarak Türkiye’nin mukaddes topraklarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Nitekim, bölgede 14 Kasım tarihleri İlin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır.

TARİHİ KRONOLOJİ
        M:Ö 4000-810 Huriler M.Ö. 810-785 Urartular M.Ö. 785-400 Sakalar M.Ö: 400-M.S. 200 Bağımsız Dönem M.S.200-439 Küçük Arsaklı Devleti 439-646 Sasaniler 646-1064 Müslüman Araplar 1064-1239 Kayılar 1239-1256 Çingizler 1256-1355 İlhanlılar 1355-1404 Timur Egemenliğindeki Türkmen Beyleri 1404-1469 Karakoyunlular 1469-1502 Akkoyunlular 1502-1514 Safavi Devleti 1514-1736 Osmanlı İmparatorluğu 1736-1827 İran Devleti (Revan Eyaleti) 1827-1917 Rusya Egemenliği (Sürmali Sancağı) 1917-1920 Ermeni işgali 14.11.1920 Ermeni İşgalinden kurtulması 1934 Iğdır’ın İlçe oluşu 27 Mayıs 1992 Iğdır’ın İl oluşu İlk belediye teşkilatının 1923 yılında kurulduğu Iğdır, 1934’te İlçe merkezi, 3 Haziran 1992 tarih ve 21247 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe
giren 3806 sayılı kanunla da “İl” yapılmıştır. Aynı kanunla Karakoyunlu beldesi de “İlçe” statüsüne kavuşturularak Aralık ve Tuzluca İlçeleriyle birlikte Iğdır İline bağlanmıştır.

Doğu Anadolu Bölgesinin Erzurum-Kars bölümünde yer alan Iğdır İlinin kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras nehri ve bu nehrin yatağı boyunca geçen Ermenistan sınırı teşkil eder. Bölgenin, doğu ve güneydoğusunda Nahcıvan ve İran, güneyinde Ağrı İli, batısında ve kuzeybatısında ise Kars İli yer almaktadır.

Ağrı Dağı

Türkiye’nin en yüksek doruğu olan Ağrı Dağı ( 5137 metre ) yüksekliği olan sönmüş bir volkandır. Doğu Anadolu Volkan dizisi üzerinde yükselen bu dağ Türk, İran ve Ermenistan sınır kavşağında yer alır Kuzeyinde Iğdır Ovası (840 metre ) Güneyde Doğubeyazıt ovası (1640 metre ) Güney Doğusunda ise sönmüş bir volkan olan Küçük Ağrı dağı (3896 metre ) yükselir. Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı volkan dağları arasında ise Serdar Bulağı Platosu yer alır. Sönmüş iki volkan dağlarını birbirine bağlayan bu lav platosu 2600 metre yüksekliktedir.

Büyük ve küçük Ağrı dağları muhteşem bir görünüşe sahiptir. 1188 metre kare alan üzerinde kurulan tepesinde 160 metre düzlüğü olan ve tepesi 400 metre yüksekliğinde yaz kış buzlarla kaplıdır. Urartuların İbrani dilinde ve batı dillerinde Ağrı Dağının adı ( Ararat ) olarak geçmektedir.

Büyük Ağrı Dağından Volkanik hareketler Dr. Sırrı ERİNÇ ve Dr. Süleyman TÜRKÜNAL’ ın tespitlerine göre Doğu Anadolu yüksek platolar bölgesi dikey hareketlere bağlı olarak bölgesel ölçekte kırılmış ve kıvrılma olaylarına sahne olmuştur. Küçük ve Büyük Ağrı dağları beş ana volkanizma safhası göstermiştir. İlk aşamada piroklastik ürünler püskürterek faaliyete geçer. İkinci aşamada andezit, üçüncü aşamada ise bozait lav ve tüfler çıkarmaya başlamıştır. Dağın kuzeyinde Ahura heyelân vadisindeki volkanik katmanlar bu safhaları yansıtır durumdadır. Dördüncü aşamada ise merkezsel püskürmeler sonucu andezit lavları çıkaran Büyük Ağrı dağı bu günkü ana görünümüne ulaşmıştır. Bölgede zaman zaman volkanik veya teknik kökenli deprem olayları ile karşılaşılmaktadır. 1940 yılındaki bir deprem sonucunda Büyük Ağrı Dağının kuzey yamacında kaya ve buzul bloklarının kopması (Abıch, l845) bazı araştırmalara göre sıcak su patlaması sonucu büyük bir heyelan ve derin bir heyelan vadisi (Cehennem Deresi) oluşmuş. Bu heyelan sırasında yok olan Ahura köyü yerine bu günkü Yeni Doğan köyü kurulmuştur.Büyük Ağrı Dağının doruk bölgesi kalın örtü buzulu ile kaplı bulunmaktadır. Sonuç olarak gerek Büyük Ağrı Dağı gerek Küçük Ağrı Dağı volkanik faaliyetleri tamamlamış birer sönmüş volkan dağıdır.

Büyük Ağrı Dağında buzul oluşumu ve buzul morfolojisi bakımından Türkiye’ nin en önemli ve çok ilgi çeken bölgesidir. Ağrı dağının üzeri, kalın bir örtü buzulu ile kaplıdır. Yüzlerce metre kalınlığa ulaşan bu kraterin üzerinde yataklaşmış olan bu örtü buzulu Ağrı Dağının orta ve batı dorukları arasında yer alan boyunlardan güney, güney batı ve kuzey batı yönlerine aşağılara sarkan doruk düzlüğünden sonra, eğime uyarak aşağılara sarkan bu buzullar vadi buzulluğu özelliği kazanır. Kuzey batı yönünde 3500 metreye kadar sarkar.

Dağın kuzey batı yamacında yaklaşık 3600 metre yükseklikte bir göl mevcuttur. Bu gölün bir yan baca krater gölüm, yoksa bir sirk gölümü olduğu henüz bir netlik kazanmamıştır. Ağrı dağı bir volkan dağı ve buzulların çok zengin olmasına rağmen Büyük Ağrı Dağı üzerinde gerek buzul göllerine, gerek volkanik kökenli göllere rastlanmamıştır. Ancak Ağrı Dağının kuzeybatı yüzünde 3600 metre yükseklikte görülen küp gölüdür.

Aras Nehri

Aras Nehri; Bingöl Dağları’nın Erzurum il sınırları içinde kalan kuzey yamaçlarından doğar. Tekman Yaylası’nın bütün sularını toplayan ırmak, Sakaltutan Dağları’nın doğusundaki havza içerisinde kuzey yönünde akar. Sakal tutan Dağları ile Topçu Dağı arasında kalan, derin ve sarp Mescitli Boğazı’nı geçtikten sonra Pasinler Ovası’na iner. Burada Yukarı Pasin Havzası’nın sularını toplayarak gelen Hasankale (Pasinler) Çayı’nı alır ve kuzeydoğu yönünde akarak il sınırları dışına çıkar.

Erzurum-Kars platosunun güneyindeki çöküntü alanlarında akarak Ermenistan sınırına ulaşır. Türkiye-Azerbaycan, Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-İran sınırının bir bölümü oluşturduktan sonra Azerbaycan’da Kura Nehri’ne dökülen nehir. 1072 km uzunluğunda, 102 bin km² havza alanına sahip nehir Kafkaslar’ın en büyük nehirlerinden biridir. Nehrin 548 km’siTürkiye sınırları içerisindedir

Karasu Çayı

İğdir Karakoyunlu ilçesi bulak başı köyünde başlayan ve Iğdır aralık ilçesinde Aras Nehrine dökülen çayın ismidir karasu Ağrı dağının buzul sularından beslenmektedir aktı düzer gah boyunca irili ufaklı duran su göletleri oluşturup akmaktadır bu yapısı bir çök yaban hayvanına yaşama alanı oluşturmaktadır karasuda birçok balık türü yaban ördeği yaban tavuğu bir çök balıkçıl kuş türü ile ana yurdu Güney Amerika olan ve ülkemizde Edirne ve Iğdır karasuda yaşayan su maymunudur bu kemirgenin erkekleri 7-8 kilo dişileri 5-6 kilo ağırlığında olup nesileri tükenmek üzere olan hayvanlardır.

Balıklı Göl

Iğdır/Tuzluca, Taşlıçay, Doğubeyazıt Ağrı il sınırlarının kesiştiği bir noktada bulunan göl, 2.241 m yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek gölüdür Göl çevresi mesire alanı ve yayla turizmiyle unludur Gölde balıkçılık yapılmaktadır Gölde sazan ve alabalık bulunmaktadır alabalığıyla meşhurdur.

Küp Göl

Ağrı dağının 3500 metre yükseklikte bulunan bir krater gölüdür Ağrı dağının buzul sularının volkanik bir krater çukuruna birikmesi sonucu oluşmuştur.

Tuzluca Tuz Mağaraları

Tuzluca Tuz Mağaraları

Türkiye’nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasitede bir yerdir. 55 dönümlük tuzla kaplı bu arazideki tünellerdeki havanın solunum yollarına iyi geldiği bilinmektedir. Günlük 60 ton tuz üretme kapasitesi vardır

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar