Dolar : Alış : 8.2694 / Satış : 8.2843
Euro : Alış : 9.9576 / Satış : 9.9755
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya20°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11853 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

GATS; Emperyalizmin Geliştirdiği  Sömürü Metodu..

01 Mart 2018 - 2 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»GATS; Emperyalizmin Geliştirdiği  Sömürü Metodu..
GATS; Emperyalizmin Geliştirdiği  Sömürü Metodu..

GATS; Emperyalizmin Geliştirdiği  Sömürü Metodu..

Ulaşım-İş Sendikası  Genel Örg. Sekreteri Cihad KORAY “Şubat ayı bültenimizin içeriğini  bu aya özel  olsun istedik. Bültenimizin konusunu 25 Şubat 2004 yılında kabul edilen ve Türk Halkının hemen hemen her kesimini yakından ilgilendiren GATS üzerine kurguladık.  Günümüzde Emperyalizm ülkeleri tankı, topu, uçağı ve askerleriyle işgal etmiyor. Bunun için daha ucuz ve kolay yöntemler geliştiriyor. 25 Şubat 2004 Yılında TBMM de kabul edilmesiyle yürürlüğe giren GATS (Hizmet yatırımları ve hizmet ticareti anlaşması) bunlardan sadece birisidir. Türkiye bu anlaşma ile, Kamuya ait ekonomik değerlerini ve Kamu eliyle sürdürülen Sosyal Devletin gereği olan hizmetlerini piyasa şartlarına açacağını taahhüt etmiştir. O günün Türkiye’sini yönetenler kapitalizmin, Piyasa işleyişi önünde gereksiz engeller olarak gördüğü hususları ortadan kaldırmıştır. Üstelik gelişmekte olan ülkeler ortalamasının(%18) çok üstünde bir oranla (%46)

Bu anlaşma ile Kamu ve ulusal sermaye eliyle sürdürülen Bankacılık, Sigortacılık, Telekom, posta hizmetleri, Eğitim, öğretim. Sosyal hizmetleri de kapsayacak şekilde sağlık ve bunlara  bağlantılı hizmetler. Kara, hava, deniz ve tüm diğer ulaşım hizmetlerinin yerine getirilmesi, “ Diğer hizmet alanları” maddesi ile akla gelebilecek, hatta anlaşma metninde yazılması unutulan sektörlerin tamamı anlaşma kapsamı içine alınmıştır.

Bu taahhütler sonrası başta bankacılık, Borsa ve Sigorta hizmetleri gibi Finans Kurumlarımız yabancı şirketlerin eline geçmiştir. Eğitim, Sağlık, Ulaşım, hatta güvenlik gibi Sosyal Devletin üstlenmesi gereken hizmetler hızla özelleştirilmeye başlanmıştır. Devleti Patron, halkı, müşteriye dönüştüren,  sosyal devletin olmazsa olmazı denilen ve halka eşit oranda Devlet eliyle ücretsiz olarak verilmesi gereken hizmetler parayla alınır ve satılır “MAL” haline getirilmiştir. Şimdi sıra Şeker üretimini sağlayan sektöre gelmiştir Bu gün 55 Şeker Fabrikasının hepsinin bir anda özelleştirilmesi kararı bu ticaret anlaşmasının sonuçlarındandır. Bu satışın ardından Ülkemizde şeker fiyatlarını belirleme işi artık Devletin inisiyatifinin dışında kalacaktır. Bununla da sınırlı kalınmayacak Şeker Pancarı dikim alanlarını bu fabrikaları satın alanlar belirleyecektir.

Yani şekeri tüketen kesim yanında şekeri üreten işçi, pancarı diken çiftçi, onları taşıyan kamyoncu esnafı olmak üzere bir çok kesim bu özelleştirmenin olumsuz sonuçlarından etkileneceklerdir.  Tekelin Özelleştirilmesi kararı sonrası satılan fabrikaların çoğunun arazilerinin üstünde bu gün AVM leri görüyoruz. Torbalı, Tokat ve Bitlisteki Sigara fabrikalarını alan şirket kısa süre sonra Torbalı ve Tokat da bulunan fabrikalarını kapattı üretimi tek fabrika üzerinden sürdürüyor. Ankara da bulunan Et Balık Kurumu arazisine AnkaMaal adında devasa bir AVM yapıldı. Şeker fabrikalarının kaderi de bunlardan farklı olmayacaktır. İklim itibari ile ürettiği pancarı şekere dönüştürmeye elverişli olmayan ve yıllardır Eskişehir ve Afyon civarından getirilen pancar ile Şeker üretimi yapan Adapazarı Şeker Fabrikası bu kaderi en kısa sürede yaşayan  fabrika olacaktır.

Kapitalizm kar alanlarını  ve oranları genişletmek  için  yeni sömürü yöntemleri üretirken bu tür  projelere karşı yöntemler  geliştirecek olan kurumların başında  sendikalar ve sendikacılar olması gerekirken onlar mücadele etme yerine bu sömürü sarmalının uyumlu birer aktörü olmayı benimsemişlerdir.

Bir zamanlar moda slogan vardı. “……………Vatandır satılamaz Vatanı Satanı bizde satarız” Özelleştirilen Kamu kuruluşlarında çalışanlar fabrikalarının/ Kurumlarının önünde sürekli bu sloganı atarlardı. Nefeslerini tüketmekten başka faydası olmadığı anlaşılınca artık kimse kullanmaz oldu.  Sendikaların slogan atmanın ötesine geçememesi caydırıcı direnişi örgütleyecek sınıf bilinci ve dayanışma olgusundan yoksun olmaları bunlara ek olarak bir ideoloji veya siyasi partinin kamudaki uzantıları haline dönüşmüş yapıları sebebiyle bu sömürü projelerine karşı ortak aklı geliştirmemişlerdir. 4688 ve 6356 Sayılı Sendika kanunları  çerçevesinde hareket etmeyi, birbirleri ile rekabet etme sığlığı içinde varlıklarını sürdürmeyi  tercih etmeleri onları bu sömürü sarmalının pasif iş birlikçileri haline getirmiştir.  Kimileri bu durumu çalışanların tek bir sendika çatısı altında toplanmamasına bağlasa da bu gerçeği yansıtmaz. Çünkü önemli olan sendikaların sayısı değil birlikte hareket edememeleridir. Ayrıca çalışanların tek bir çatı altında bir araya gelmesini beklemek bu yönde söylemlerde bulunmak beyhude zaman kaybından başka bir şey değildir.

 Şu an için yapılacak en doğru tavır Kamuda ve Özel sektörde çalışanların sendika tercihlerini çalışanların birlikte hareket edebilme kabiliyetini geliştirecek ortak kültürü oluşturma çabası içinde olan, ortak akıl üretmeyi kendine öncelik edinmiş ve 4688 sayılı yasa ile arzu edilen seviyede sendikacılık yapılamayacağını ifade eden sendikalardan yana yapmalardır.

ULAŞIM-İŞ Sendikasının kuruluş gerekçesi bu alanda oluşmuş boşluğu doldurmaktır. Yetkili sendika kavramının çalışanları ayrıştırmak hatta kendi arasında çatıştırmak için yasaya konulduğu bilinciyle hareket eder  diğer sendikalarla rekabet içine girmez, onlar ve üyeleri hakkında yakışıksız ve sevimsiz söylem ve yakıştırmalarda bulunmaz. Bölücü ve Cumhuriyetin kurucu ilkelerine karşıt olanlar haricinde bütün siyasi partilere eşit mesafede durur. Mevcut sendikal sistem içerisinde ortaya koyduğu bu farkındalıklar ile yer alır.

 Sendikamızın Üyeleri, Çalışan kesim olarak sınıf bilinciyle emeğe. Ulus bilinciyle Vatana. Yurttaş bilinciyle Cumhuriyete. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı onun kurduğu ve bizlere emanet ettiği Laik, Sosyal ve Hukuk Devletinin devamından yanadır. Milli ve manevi değerlere saygılı,  kişilerin inanç ve etnik farklılıkları ilgilenmeyen, geneli ilgilendiren çalışmaları sığ ve bireysel menfaatlerin önünde tutan kişilerden oluşur. Bu özelliklere sahip olan herkes yol ve mücadele arkadaşımız olarak yanımızda yer alabilir. Üye sayımız azdır ama bu mücadeleyi vermeye yeterlidir. Zaman içerisinde mücadelemize destek verenlerin sayısının yükseleceğine inancımız tamdır. Buna inanıyoruz.  Saygılarımızla.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar