Dolar : Alış : 7.3708 / Satış : 7.3841
Euro : Alış : 8.9420 / Satış : 8.9581
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya8°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11289 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Fiyatı düşen üründe Tarım Kredi devreye girecek

30 Nisan 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Fiyatı düşen üründe Tarım Kredi devreye girecek
Fiyatı düşen üründe Tarım Kredi devreye girecek

Tarım Kredi Kooperatifleri gıda şirketi kurmaya hazırlanıyor. Şirket, piyasada fiyat düşüklüğü yaşayan ürünleri satın alıp marketlerde satışa sunacak.

Tarım Kredi Kooperatifleri pazar fiyatı düşüşte olan ürünleri satın alarak piyasada denge kurmayı planlıyor. Kooperatifler, bu amaçla bir gıda şirketi kuracak. Şirket fiyatı düşen ürünlerde devreye girip ürün satın alacak ve bunları kendi kuracakları satış marketlerinde ve diğer marketlerde satışa sunacak.

fındık

Üreticiden satın alınacak

Buna göre, para etmeyen ürünlerde Tarım Kredi Kooperatifleri devreye girip ürünü direkt olarak üreticiden satın alacak. Genel Müdür Ayhan Karayama fındık, zeytinyağı, çay gibi düşük fiyat krizi yaşanan ürünlerde üreticilerin mağdur olmaması için bu projeyi geliştirdiklerini belirtiyor.

Fındık için yetki alındı

Karayama, ilk olarak fındık alımı yapmak için Yönetim Kurulu’ndan yetki aldıklarını söyledi. 180 bin Kooperatif ortağının fındık üretimi yaptığını hatırlatan Karayama, “Fındık fiyatları şu an için artış trendine girse de, yeniden düşme eğilimi olursa alım yapacağız” şeklinde konuşuyor.

Yeni marulda iki özellik bir arada

Tayvan’da gelişme hızı en yüksek marul çeşidiyle hasat verimi en yüksek çeşit bir araya getirildi. Yapılan ıslah çalışmalarıyla ortaya çıkan yeni çeşit Taoyuan No.3, yıl içinde sıcaklıkların çok değiştiği bölgeler için ideal.

Tayvan’da biri üretimin ilk aşamasında diğeri ise hasat öncesi yüksek performans gösteren iki marul çeşidi bir araya getirildi. Ortaya çıkan Taoyuan No.3 isimli yeni çeşit Ege ve Akdeniz gibi subtropikal bölgeler için ideal verim vadediyor.

En iyi iki çeşit birbirini tamamlıyor

5 yıl boyunca Tayvan Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde yürütülen araştırma 2008’de 9 farklı marul çeşidiyle başladı. Yüksek tünellerde yapılan ekim denemelerinde Jhih Li Wo ve Fu San isimli çeşitler ön plana çıktı.

marul

Türkiye’de Yedikule maruluna benzeyen ve Avrupa’da Romaine marulu olarak bilinen tipteki Jhih Li Wo, gelişim hızı ile diğer çeşitleri geride bıraktı. Bir Kıvırcık marul çeşidi olan Fu San ise yavaş büyüme hızına rağmen hasat öncesi ulaştığı özelliklerle en verimli çeşit oldu.

Değişken sıcaklıklara uyum sağlayacak

“Birinin gelişimi üretimin ilk aşamasında yüksek düzeyde. Diğerinin ise hasat aşamasında doruğa ulaşıyor” diyen Enstitü yetkilileri, 2013’te tamamlanan sonuçların ardından bu iki özelliği bir araya getirmeye odaklanmış. Yapılan ıslah çalışmaları sonucu hem erkenci hem de yüksek verimli Taoyuan No.3 isimli marul çeşidi üretilmiş.

Araştırmacılara göre Taoyuan No.3, yıl içinde sıcaklık ve gün uzunluklarının en çok değiştiği subtropikal bölgeler için ideal bir sunuyor. Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyılarını da içine alan subtropikal kuşakta yer alan çoğu ülkede marul üretiliyor.

Taşköprü sarımsağının marka değeri

Türkiye’nin sarımsak üretiminin merkezi Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi. Aroması ve kalite farkı kanıtlanmış olan Taşköprü sarımsağının pazardaki konumunu tarlasera inceliyor.

TÜİK Kastamonu’yu “Bireylerin sürdürülebilir yaşamına doğrudan etkisi bulunan çevre boyutu” açısından birinci şehir ilan etti. Yeşil alan bakımından bir Karadeniz şehrinin öne çıkması şaşırtıcı değil. Ancak Kastamonu geniş tarım alanlarıyla da biliniyor. Bu arazilerin baş tacı ise sarımsak. Kastamonu Türkiye’nin bir numaralı sarımsak üretilen şehri.

Pazarda kendi adıyla anılıyor

Kastamonu’nun doğusunda yer alan Taşköprü ilçesi, pazar tezgahlarında kendi adını verdiği sarımsağıyla anılıyor. Yalnızca Taşköprü’de yıllık ortalama sarımsak üretimi 20 bin ton. Bu Türkiye’nin toplam üretiminin 10’da 1’i. Parlak beyaz rengiyle sevilen Taşköprü sarımsağı aranan lezzeti de karşılayabilen özel bir ürün.

İthal sarımsaktan daha kaliteli

İlçede 60 dönümde üretim yapan Necip Tuncay, Taşköprü sarımsağını özel kılan şeyi şöyle açıklıyor: “Pek çok türe göre daha baharatlı bir tada sahip. Protein oranı da daha yüksek. Burada yetişen sarımsağın ithal sarımsaktan daha kaliteli olduğunun bilimsel olarak açıklandığını biliyoruz.” Bir diğer üretici Aydın Pala ise ürünün dayanıklılığına dikkat çekiyor: “Diğerleri en fazla 2 ay dayanıyorken Taşköprü sarımsağı 9-10 aya kadar dayanabiliyor. Laboratuvar ortamındaki araştırmalara göre aroması ve içerdiği elementler de daha yüksek değerde.”

sar

Fiyatta istikrar yok

Taşköprü sarımsağı yakın zaman önce Coğrafi İşaret aldı. Ancak Pala’ya göre bu gelişme yalnızca “kağıt üstünde” bir anlam taşıyor: “Açıkçası bunlar yalnızca süslü kelimeler. Bunun piyasaya bir etkisi olacağını düşünmüyorum.” Bu karamsarlığın nedeni ise sarımsakta her yıl yaşanan fiyat dalgalanması: “Aslında bu yıl sarımsak hiç etmediği kadar para ediyor. Ama seneye tam tersi olabiliyor. Çünkü ithal ürünler kımıldatmıyor piyasayı.”

Dış pazarda Çin hakimiyeti

Sarımsakta üretimin yüzde 90’ı iç pazarda tüketiliyor. Dış pazarlarda ise Çin’in ezici bir üstünlüğü hakim. Çin sarımsağı uzun yollar kat ederek Avrupa’ya, hatta Amerika kıtasına ithalat yollarına çıkabiliyor. Pala Türkiye’nin fiyatlarıyla Çin’in fiyatları arasında tutarsızlık olduğunu söylüyor: “Çin sarımsağının Türkiye dışındaki çoğu ülkeye girişinde vergiler düşük. Bu yüzden de dış pazarda genelde onlar tercih ediliyor.”

Avrupa’ya pahalı geliyor

Necip Tuncay da Türkiye’deki sarımsağın Avrupa pazarları için pahalı geldiğini söylüyor: “Ürün yurtdışına çıktığında gümrük maliyeti fazla olduğu için fiyat iki katına çıkıyor. Çin sarımsağı ve rakipleri 3-4 TL civarındayken Taşköprü sarımsağı 10 TL oluyor. Ayrıca bizde maliyetler de çok fazla. Rakip ülkelerin verimi de daha yüksek. Onlar dönümden 3-4 ton verim alıyorsa biz 700 kg verim alıyoruz.”

Özel bir yaklaşım gerekli

Taşköprü’de sarımsağın istikrar sorununu çözmek Türkiye’de toplam sarımsak üretimine eşik atlatmak anlamına geliyor. Taşköprü sarımsağı gibi özel bir ürünün özel bir yaklaşıma ihtiyacı var. Bu ürünün üreticisi de bir sonraki yılı ve daha ötesini berrak bir şekilde görebilmeyi ve daha işini daha güvenle yapmayı hak ediyor.

Tarımda büyük işletmeler yükselişte

Farklı alanlardan firmaların tarıma adım atması, sektörde geniş çaplı işletmelerin sayısını ve profesyonellik düzeyini arttırdı. Büyük işletmelerin avantajları da büyük. Ancak küçük aile işletmelerinin de yaşatılması gerekli.

Türkiye, Avrupa’nın birçok ülkesinden daha fazla sayıda tarımsal işletmeye sahip. Ama işletme başına düşen ortalama büyüklüğe gelince ibreler tam tersini gösteriyor. Örneğin Fransa’da 527 bin tarım işletmesi faaliyet yürütürken, Türkiye’de bu rakam 3,02 milyon civarında. Halbuki aynı Fransa’nın ortalama işletme büyüklüğü 52 hektarken, Türkiye’de 6,1 hektarda seyrediyor.

Büyük işletmeler dönemi 2004’ten sonra başladı

Ancak son dönemde Türkiye’de de tarım sektörü artık küçük ölçekli çiftliklerden ziyade, büyük entegre tesislerin rekabetine sahne olmaya başladı. Özellikle 2004 yılı sonrası artan yatırımlar sektörde önemli bir ivme yaratırken, tarım artık farklı sektörlerden isimlerin de ilgi alanına girmiş durumda.

Avrupa’da tarım geniş ölçekli işletmelerden soruluyor

Toplam 527 bin civarında tarım işletmesinin bulunduğu Fransa’da, 50 hektardan büyük alana sahip olanların sayısı 197 binlerde. 20-50 hektar arasındaki araziye sahip işletmelerin sayısı ise neredeyse 100 bini buluyor. Hollanda’da da yaklaşık 76 bin tarım işletmesinin 11 binden fazlası 50 hektardan daha geniş bir alanda üretim yapıyor. Danimarka’da da toplam sayısı yaklaşık 44 bin adet olan tarım işletmelerinin 15 binden fazlası 50 hektardan daha fazla alanda, 10 bini de 20- 50 hektar arasında değişen büyüklükte alanlarda tarımsal üretim yapıyor.

Ar-Ge ve verim olanakları daha fazla

Geniş arazilerde yapılan tarımsal üretim, Avrupa ülkelerindeki yüksek verimliliğin anahtarlarından birini oluşturuyor. Büyük tarım işletmeleri, küçük işletmelere göre birçok açıdan daha fazla avantaja sahip. Verimliliğin artması bu avantajların başında geliyor. Üstelik kitle halinde üretim daha fazla kolaylık sağladığı gibi, Ar-Ge kaynaklarını arttırmak da kolaylaşıyor. İşbölümünün daha yaygın bir şekilde uygulandığı büyük tarım işletmelerinde, finansman olanakları da arttırılabiliyor ve risk dağıtımının yapılması daha kolay bir hâl alıyor.

Türkiye’de işletmelerin 3’te 2’si 5 hektardan küçük

Türkiye’de ise bugün sayısı 3,02 milyonu bulan tarım işletmelerinin 2 milyona yakını 5 hektarın altında bir alanda üretim yapıyor. 5-20 hektarlık alana sahip olanların sayısı 887 binlerdeyken; 20-50 hektar arasındakilerin sayısı 53 binde, 50 hektarın üzerindekilerin sayısı ise 21 binlerde kalıyor.

Ancak bir bölge var ki, büyük işletmelere olan yönelim konusunda diğer tüm bölgelere örnek olacak cinsten. Bu bölge, yıllardır bereketli topraklarıyla ün salmış olan Çukurova. Bölgede mısır, pamuk, buğday ve soya gibi tarla bitkilerinin yanı sıra narenciye, sert çekirdekli meyve ve sebzeleri yetiştiriliyor.

Her aşamada avantaj sağlıyor

Adana-Ceyhan’da 10 bin dekarlık alanda tarla ve bahçe bitkileri yetiştiriciliği yapan Biltar Tarım İşletmeleri’nden Ziraat Mühendisi Mutlu Evren, ““Alet-ekipman mevcudiyeti, üretim konusundaki teknik bilgi birikimi ve maddi güç, çalışan sayısı gibi faktörler büyük işletmeleri ekimden hasada kadar her aşamada avantajlı kılıyor” diyor.

Geniş ölçekli işletmelerin farkı pazarlama süreçlerinde de kendini gösteriyor. Kahramanmaraş’ta 2005 yılından bu yana 50 dekarlık bir alanda topraksız tarımla salkım domates üretimi yapan Kipaş Tarım İşletme Müdürü Vuslat Ketmen, “Üretim açısından kolay ulaşılabilirlik, satınalma, sevkiyat, finansman ve pazarlama gibi küçük işletmelerin zorlandığı alanlarda daha kısa zamanda çözüm bulmak mümkün hale geliyor” diyor.

Küçük işletmelerin de desteklenmesi gerekli

Ancak tarımın sürdürülebilirliği için büyük işletmeler kadar küçük aile işletmelerinin de önemi büyük. Türkiye’de tarım işletmelerinin temeli olan küçük aile çiftliklerinde, gelecekte tarımın içinden gelen bireylerin işletmenin yönetimine geçeceğini söyleyen Mutlu Evren, bu sayede daha bilinçli şekilde sektörde var olmaya devam edeceklerini söylüyor ve ekliyor: “Küçük üretici grubunda olan ve tarımsal istihdamın temeli olan köylerdeki küçük üreticiler de göz ardı edilmemeli ve onların da tarımda kalabilmeleri için gerekli desteklemeler yapılmalı.”

Geleceğin tarımına uzanan ikili yol

Son yıllarda farklı sektörlerden firmaların tarıma adım atması sektöre profesyonel bir soluk getirdi. Bunun avantajları zamanla daha da iyi anlaşılacak. Ancak büyük işletmelerin sayısı artarken, tarımın belkemiği olan küçük aile işletmelerinin de yaşatılması gerek. Geleceğin sürdürülebilir tarımına ulaşmak bu iki paralel yolu takip etmekten geçiyor.

aralık60aralık18

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar