Dolar : Alış : 7.3877 / Satış : 7.4010
Euro : Alış : 8.9635 / Satış : 8.9797
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya2°CYoğun Kar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11085 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Çınarpınar RES halkın görüşüne açıldı

30 Mayıs 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Çınarpınar RES halkın görüşüne açıldı
Çınarpınar RES halkın görüşüne açıldı

Çanakkale’de yapılması planlanan 303 MW’lık Çınarpınar RES projesi için hazırlanan ÇED raporu 10 (on) günlüğüne halkın görüşüne açıldı.

Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, Çanakkale’de Bilgin Rüzgar Santrali Enerji Üretimi A.Ş. tarafından yapılması planlanan 303 MW’lık Çınarpınar RES projesi için hazırlanan ÇED Raporu 10 (on) günlüğüne halkın görüşüne açıldığını bildirdi.

“Bu Plan Kapsamındaki Alanlarda, İhtiyaç Olması Halinde Güvenlik, Sağlık, Eğitim, Yeşil Alanlar Gibi Sosyal, Kültürel ve Teknik Altyapı Kullanımları, Kent veya Bölge/Havza Bütününe Yönelik Her Türlü Atık Bertaraf Tesisleri ve Bunlarla Entegre Geri Kazanım Tesisleri, Arıtma Tesisleri, Mezarlık, Belediye Hizmet Alanı, Resmi Tesis Alanı, Kamu Hizmet Alanı, Gar/Otogar, Mezbaha, Denizyolu, Karayolu, Demiryolu, Havayolu, Baraj, Enerji İletimi, Doğalgaza Dayalı Enerji Üretim Tesisleri ve Doğalgaz Depolama Gibi Teknik Altyapı alanları Yapılabilir. Bu Kullanımlara İlişkin İmar Planları, ÇED Yönetmeliği Kapsamında Kalanlar için Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararının Bulunması; ÇED Yönetmeliği Kapsamı Dışında Olanlar İçin İse, İlgili Kurum ve Kuruluşların Uygun Görüşü Olması ve Bakanlığın Uygun Görüşünün Alınması Kaydı ile Bu Planda Değişikliğe Gerek Olmaksızın, Kurum ve Kuruluşların Görüşlerine Uyularak İlgili İdaresince Hazırlanır ve Onaylanır. Onaylanan Planlar Sayısal Ortamda Veri Tabanına İşlenmek Üzere Bakanlığa Gönderilir. Söz Konusu Tesisler/Tesis Alanları Amacı Dışında Kullanılamaz.”

RES_Y

HALK TOPLANTISI 10 HAZİRAN’DA

Projeye ilişkin, halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla  10/06/2016 tarihinde Halkın Katılım Toplantısı düzenlenecek. Halkın Katılımı Toplantısı yeri ve saati ile ilgili ÇED İzin Denetim Genel Müdürlüğü ve ÇANAKKALE Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden bilgi alınabilecek.

ÇED Başvuru Dosyasını İncelemek isteyenler Bakanlık Merkezinde veya ÇANAKKALE Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde duyuru tarihinden itibaren raporu inceleyerek, zamanlama takvimi içerisinde proje hakkında Bakanlığa veya Valiliğe görüş bildirebilecekler.

İlk tepki  Süheyla DOĞAN’dan geldi. Süheyla DOĞAN”

Projede 101 adet RES direği görülüyor! Bu henüz bir firma başka ruhsatlar da var mı bilmiyorum…EPDK’dan sormamız gerekecek.

 

Bakanlık duyurusuna göre 10 Haziran’da henüz nerede olduğu açıklanmayan bir halkın katılımı toplantısı yapılacak. Bakanlığı  aradım, yerini henüz öğrenemedim.

Dosyayı acilen RES’lerden anlayan uzmanlara inceletmemiz gerek…Dosyaya resmi itirazlarımızı bu 10 gün içinde yapabiliyoruz”

 

Dünyanın yıllık enerji ihtiyacı nüfus artışına paralel olarak hızla artmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte ham petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar, kömür kullanan tesislerin ve nükleer enerjinin çevre üzerindeki olumsuz etkileri yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasını zorunlu hale getirmiştir. Aşırı fosil yakıt kullanımının getirdiği ve bugün için dünyanın en önemli çevre sorunu sera etkisinden kaynaklanan küresel ısınmadır. Bunun kökeninde yanma sonucu ortaya çıkan CO2 emisyonu yatmaktadır.

CO2 emisyonunun küresel ısınmadan başka olumsuz etkileri olduğu gibi, yanma reaksiyonunda ortaya çıkan emisyon yalnızca CO2 de değildir. SOx ve NOx gibi diğer zararlı emisyonlar vardır. Temiz yakıt denilen doğal gaz kullanımında, yüksek alev sıcaklığından ortaya çıkan NOx ozon tabakasını tahrip edici özelliğe sahiptir. Ayrıca ısıl değerleri düşük, kül ve kükürt içerikleri yüksek olan kalitesiz yerli linyitlerin kullanılması, hava kirliliğini artırmaktadır. Fosil yakıt üretim ve tüketiminin doğal bitki örtüsünün yanı sıra, hayvan ve insan sağlığı üzerinde çeşitli olumsuz etkileri bulunmaktadır. Başlangıçta kömür, daha sonra petrol ve doğal gaza dayalı fosil kökenli enerji kullanımı atmosferdeki CO2 konsantrasyonunu son 150 yıl içinde % 116 artırarak, dünyayı küresel ısınma süreci ile karşı karşıya bırakmıştır. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının geliştirilmek istenmesinin bir başka nedeni de, dünyada sınırlı olan fosil yakıt rezervlerini tükenmekten olabildiğince korumaktır. Kanıtlanmış üretilebilir petrol ve doğal gaz rezervlerine insan ömrüne sığacak kadar ömür biçilmesi, insanlığın geleceği açısından düşündürücüdür. Kısacası alışılagelen enerjide bir sınıra yaklaşılmıştır. Bu nedenle enerji üretiminde 21. yüzyılın başlarında fosil yakıtların kullanılması gerek çevre, gerekse artan fiyatlar nedeniyle ekonomik olmaktan çıkacaktır.

Bugün gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler kendi olanakları içinde değişik enerji kaynaklarının kullanılmasına öncelik vermektedirler. İlk etapta göz önünde bulundurulması gereken yenilenebilir enerji kaynaklarından biri Rüzgar Enerjisidir. Herhangi bir emisyonu olmayan, doğal kaynakları tüketmeyen, küresel ısınmaya katkısı olmayan, asit yağmurlarına neden olmayan, yerel (dışa bağımlı olmayan) ve çevreye duyarlı bir enerji kaynağı olan Rüzgar Enerjisinin günümüzde kullanım alanı hızla genişlemektedir. Türkiye hızla artan enerji talebinin 2030 yılı itibari ile %50 oranında artacağı öngörülmektedir. Bu büyümeye paralel olarak enerji üretiminin ülke öz kaynakları ile sağlanması gerekmektedir. Ülke öz kaynakları ile sağlanacak enerji üretimindeki artış Türkiye’nin dışa bağımlılığının azalmasını da sağlayacaktır.

Enerjinin yeterli, zamanında, kaliteli, ekonomik, güvenilir ve temiz olarak sunumu günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen en önemli göstergelerden biridir. Sanayinin olduğu kadar halkın günlük yaşantısının da en önemli girdilerinden olan enerjiye talep sürekli olarak artarken enerji kaynakları da hızlı bir şekilde tükenmektedir. Sürdürülebilir bir dengenin sağlanabilmesi için enerji kaynak çeşitliliğinin sağlanması ve konvansiyonel enerji kaynaklarının yanında, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıma sunulması büyük önem kazanmıştır.

Ülke bazında inceleme yapıldığında, Uluslararası Enerji Ajansının verilerine göre Türkiye’nin Haziran 2007 elektrik üretimi 15 172 GWh olarak, bir sene önceki aynı döneme göre 1 267 GWh ile %9,1 artış göstermiştir. Jeotermal, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik elde edilmesi Haziran 2006 rakamlarına oranla Haziran 2007’de %47,1 oranında, Ocak’tan Haziran’a 6 aylık karşılaştırma da ise 2007’nin ilk yarısında %106,8 artış göstermiştir.

Jeotermal, rüzgar ve güneş enerjisindeki %106,8’lik artışa rağmen toplam enerjideki yeri malesef çok küçüktür. Türkiye’nin brüt elektrik enerjisi tüketimi (brüt üretim + dış alım – dış satım) 2005 yılında %7,2 artış ile 160,8 Milyar kWh, 2006 yılında ise %8,3 artış ile 174,2 Milyar kWh olmuştur. 2007 yılında fosil yakıtlardan elde edilen elektrik 2006’ya göre %20 civarında artarken, hidroelektrik kullanımı 2007’de gene %20 civarında azalmıştır. 2006 yılı için tüketim miktarı olan 174 230 GWh, 27 417,1 MW termik, 59,0 MW rüzgar ve 13 062,7 MW hidrolik olarak toplam 40 538,8 MW kurulu güç ile üretilmiştir.,

DPT Müsteşarlığı tarafından 2004 yılında belirlenen kalkınma hızı ve nüfus artışı değerlendirmelerine göre, 2020’de ülkenin nüfusunun 87,8 Milyon olması beklenmektedir. Kalkınma hızı kriz yılları dışında +%10 ile -%5 arasında sapmalar ile yakalanabilmektedir. Bu sapma oranları göz önüne alındığında 2016 yılında ihtiyaç duyulacak elektrik enerjisi 321 567 GWh veya 378 234 GWh civarında olacaktır. 2006 yılında toplam üretim 167 347 GWh olduğu göz önüne alınırsa, düşük olasılık ta bile 154 220 GWh’lik (%92,1’lik artış) ihtiyacı üretecek olan teknolojinin mümkün olduğunca yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak yapılması bir zorunluluk olmalıdır.

Rüzgar potansiyeli oldukça yüksek olan ülkemizde özellikle son yıllarda rüzgar santrallerinin kurulması ve işletmeye alınması önemli bir artış söz konusudur. İşletmedeki rüzgar santrallerinin toplam kurulu gücü 112,9 MW iken, inşası devam eden rüzgar santrallerinin kurulu gücü ise 677,4 MW’dır. Ancak zaman içerisinde bitirilen ve işletmeye alınan santrallerle birlikte Eylül 2007 itibariyle bu rakam 146,25 MW’a yükselmiştir.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa kıtasını ele aldığımızda Almanya, 2002 yılında tesis ettiği 3247 MW yeni kapasite ile toplamda 12 001 MW kurulu güce ulaşarak, tüm dünyadaki kurulu rüzgar gücünün % 38’ine ulaşmış durumdadır. Ülkemizde uygulamaları 1998 yılında başlayan rüzgar santralleri küçük ölçeklidirler. Şu anda, toplam kurulu gücü 17,4 MW olan iki santral “Yap-İşlet-Devret” modeliyle üretim yaparken, toplam kurulu gücü 1,7 MW olan bir diğer santral “Otoprodüktör” statüde üretim kWh’dır ve toplam üretim içerisinde çok küçük bir orana karşı gelmektedir. Ancak, şu anda ülkemizde yaklaşık 300 noktada rüzgar elektriği üretmeye yönelik ölçümler yapılmaktadır.

Rüzgâr türbinleri, rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Bir rüzgâr türbini genel olarak kule, jeneratör, hız dönüştürücüleri (dişli kutusu), elektrik-elektronik elemanlar ve pervaneden oluşur. Rüzgârın kinetik enerjisi rotorda mekanik enerjiye çevrilir. Rotor milinin devir hareketi hızlandırılarak gövdedeki jeneratöre aktarılır. Jeneratörden elde edilen elektrik enerjisi enterkonnekte şebekeye verilmektedir.

Temiz, çevreyi kirletmeyen, yakıt parası olamayan bir enerjidir. İngiltere’de geçen sene 1007 adet türbin kullanılarak elde edilen 557,5 MW’lık güç ile üretilen elektrik enerjisi ile 365.000 adet hanenin enerji ihtiyacı karşılanmış olup bu sayede 1.260.000 ton CO2, 14.600 ton SO2, 4400 ton NOx tasarrufu yapılmıştır. (www.bwea.com). Dış maliyet denilen bu maliyet bugün hiçbir biçimde 1-1,25 cent/kWh’ten az değildir.

Enerji hatlarının ulaşmadığı uzak noktalarda kurularak bu tip yerlerin enerji ihtiyacı karşılanabilir. Rüzgar enerjisinde ham madde ulaştırma masrafı yoktur. Doğadaki rüzgar direkt olarak kullanılabilir. Rüzgar türbinleri karmaşık makineler değildir. Gayet basit bir şekilde operatöre ihtiyaç duyulmadan çalıştırılabilmektedirler. Tamamen otomatik olarak çalışabilecek şekilde dizayn edilmişlerdir. Ayrıca bu şekilde sadece periyodik bakımlarının yapılması ile 20-30 yıla yakın çalışabilirler. Örnek olarak, Vestas firmasının ilk ürettiği türbin, 2000 yılının Mart ayında 20. işletim yılını doldurmasına rağmen hiçbir parçasını kaybetmemiştir.

Rüzgar türbinleri, patlama yapmazlar, radyasyon yaymazlar. Ayrıca her hangi bir radyoaktif ışınım tahribatı yapmazlar. Dolayısıyla tehlikeli değildirler. Montaj aşaması hariç bugüne kadar hiçbir rüzgar santralinde ölümlü kaza olmamıştır. Bakım sürelerinde alınabilecek tedbirler ile herhangi bir ufak kaza oluşması da engellenebilir. Yinede rüzgar türbini kazası sonucu ölüm riski %0,0006 gibi bir rakamdır.

Artan petrol fiyatları veya aniden ortaya çıkan başka maliyetleri olmadığından vergi artırımı olarak vatandaşa yük olmazlar. Atmosfere veya yakındaki nehir ve denizlere ısıl emisyonları yoktur. Buna ilaveten başka bir atık üretimi de söz konusu değildir. Rüzgar yerli bir enerji kaynağıdır. Yerel kaynaklar kullanılarak üretilebilen türbin grupları ile dünya genelinde onbinlerce insana iş olanakları sunmuştur. Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre, rüzgar enerjisinden üretilen 10 milyon kWh elektrik enerjisinin, yine aynı elektrik miktarını üreten kömür santraline göre %27, doğalgaz santraline göre %66 daha fazla iş imkanı sağlamaktadır

Rüzgâr türbinleri, rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Bir rüzgâr türbini genel olarak kule, jeneratör, hız dönüştürücüleri (dişli kutusu), elektrik-elektronik elemanlar ve pervaneden oluşmaktadır. Rüzgârın kinetik enerjisi rotorda mekanik enerjiye çevrilmektedir. Rotor milinin devir hareketi hızlandırılarak gövdedeki jeneratöre aktarılmakta ve Jeneratörden elde edilen elektrik enerjisi enterkonnekte şebekeye verilmektedir.

Rüzgar enerjisinin kaynağı Güneş’tir. Güneş Dünya’ya saatte 100.000.000.000.000 kWh enerji göndermekte, bunun sadece %1-2’si rüzgar enerjisine dönüşmek edir. Dünya’da rüzgar enerji indeki teknolojik gelişim, üretim maliyetlerini hızla aşağıya çekmektedir. Bugün rüzgar rejiminin iyi olduğu santraller termik ve nükleer enerji santralleri ile üretim maliyeti yönünden rekabet edebilir düzeydedir. Öte yandan konvansiyonel ve nükleer enerji tesislerinin çevrede yarattığı tahribatların bertaraf edilebilmesi için gerekli yatırımlar dikkate alındığında, ortalama 5 cent/kWh’lık bir “harici maliyetin” dikkate alınması gerekli olmaktadır. Harici maliyet, halk sağlığına ve doğaya verilen zararın telafi edilebilmesi için gereken teknolojik yatırım tutarıdır. Rüzgar enerjisi ile elektrik üretimi metodu;  Asit yağmurlarına yol açmayan  Atmosferik ısınmaya yol açmayan  CO2 emisyonunu azaltan  Fosil yakıt tasarrufu sağlayan  Radyoaktif etkisi olmayan  Hammadde sıkıntısı olmayan  Sürekli ve sonsuz bir enerji kaynağı  Ekonomik üretimi sağlayan, teknolojik gelişimi hızlı  Döviz kazandırıcı, dışa bağımlılığı olmayan  Kısa sürede devreye alınabilen ve tevsi edilebilen yönleri ile Ülkemize önemli katkısı olabilecek yüksek teknoloji ürünü bir güç kaynağı durumundadır. Önemli bir bölümünün dünyanın düzenli ve etkin rüzgarlar alan bir bölgesinde bulunması nedeniyle Türkiye’nin kendi kendisini yenileyebilen ve çevre dostu bir enerji olan rüzgar enerjisi kullanımını yaygınlaştırması, ekonomik ve çevresel açılardan ülkemize avantajlı bir ortam yaratacaktır. Ülkemizin coğrafi özellikleri, kıyı şeritleri, dağ, vadi yapıları, ayrıca idari kurumlar tarafından yapılan rüzgar ölçümleri sonuçları, Türkiye’de rüzgar enerjisinin önemle dikkate alınması gereken bir kaynak olduğunu göstermektedir. Ülkemizde enerji açığını kapatmak için senelik 2500 MW yatırıma ihtiyaç vardır. Hidroelektrik santraller 4-5 senede, nükleer santraller ise 6-7 senede devreye girebilmektedir. Doğal gaz santralı 1.5-2 yılda devreye alınabilmekte, fakat bu sefer de hammadde temininde problem olabilmektedir. Ancak Rüzgar Santralleri kapasitelerine bağlı olarak yaklaşık 1-2 yıl gibi kısa sürelerde devreye alınabilmektedir. Rüzgar enerjisi tükenmeyen (sonsuz ve sürekli), yakıt gereksinimi olmayan, çevresel etkileri en az olan, dışa bağımlı olmayan, gelecek nesilleri etkilemeyen, temiz bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle tüm dünya ve özellikle Avrupa ülkelerinde geniş ölçüde yararlanılan rüzgar enerjisinden Ülkemizde de yararlanabilmesi amacıyla kamu ve özel sektör tarafından çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.

BİLGİN RÜZGAR SANTRALİ ENERJİ ÜRETİMİ A.Ş. tarafından Çanakkale İli, Ayvacık ve Ezine İlçeleri sınırları içerisinde 101 adet rüzgar türbini ile 303 MWm/303 MWe kurulu gücünde “ÇINARPINAR RES 303 MWm/303 MWe (101 adet x 3 MWm/3 MWe)” projesinin kurulup işletilmesi planlanmaktadır. Söz konusu “ÇINARPINAR RES 303 MWm/303 MWe (101 adet x 3 MWm/3 MWe)” projesi; 25.11.2014 Tarih ve 29186 Sayılı Resmi Gazete’de Yayınlanarak Yürürlüğe Giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (09.02.2016 tarih 29619 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik) 7. Maddesi (a) bendinde “Ek-1 listesinde yer alan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” denmektedir, bu sebeple söz konusu faaliyet “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği” EK-1 Listesi 43. Madde “Kurulu gücü 50 MWm ve üzeri rüzgar enerji santralleri” kapsamında değerlendirilerek Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-3’te yer alan ÇED Raporu Genel Formatı doğrultusunda ÇED Başvuru Dosyası hazırlanmıştır. “ÇINARPINAR RES 303 MWm/303 MWe (101 adet x 3 MWm/3 MWe)” projesi kapsamında 930.000.000 kWh/yıl enerji elde edilecek olup 154kV’lık enerji nakil hattı ile Trafo Merkezi üzerinden Ulusal Elektrik Sistemine bağlanması planlanmaktadır. Enerji İletim Hattı bu rapor kapsamında değerlendirilmeye alınmamış olup, söz konusu Enerji İletim Hattı Projesi Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında ayrıca değerlendirilecektir. Proje sahası İ16 (c1,c2,c3,c4,d2,d3) paftaları içerisinde yer almakta ve proje alanına ulaşım proje çevresinde bulunan köy yolları ve orman yolları ile sağlanmaktadır. Ancak türbinlerin nakliyesi sırasında tırlar kullanılacak olup söz konusu tırların geçebileceği şekilde mevcut yollarda genişletme ve iyileştirmeler yapılacaktır. Ayrıca ulaşımı bulunmayan türbin yerlerine ulaşımın sağlanması amacıyla yeni servis yolları açılacaktır. Genişletme ve iyileştirmeler yapılacak yollar ile yeni açılacak servis yolları ile ilgili detaylı bilgiler ÇED Raporunda verilecektir. Proje kapsamında kurulması planlanan 101 adet türbin ve şalt sahası 2 ilçeyi kapsamakta olup detaylandırması aşağıda tablo olarak verilmiştir. Proje çevresinde bulunan köylerin Türbinlere ve şalt sahasına olan mesafesi ÇED Raporunda detaylı olarak verilecektir.

Türbinlerin ve Şalt Sahasının İl, İlçe Dağılımı Gösterir Tablo İl Adı İlçe Adı Türbin Sayısı Yakınında Bulunana Köyler

Çanakkale İli Ayvacık İlçesi 79 Adet Türbin ve Şalt Sahası Çınarpınar İlyasfakı Büyükhusun Kozlu Paşaköy Kulfal Tamış Tabaklar Çamköy Taşboğaz Kestanelik Naldöken Tuzla Kösedere Ezine İlçesi 22 Adet Türbin Tavaklı Belen Köseler Yaylacık Sarpdere Arasanlı

 

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar