- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11822 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Cihad KORAY “Kamuda Atatürk’ün askerleri” Bizleriz

10 Kasım 2016 - 3 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Cihad KORAY “Kamuda Atatürk’ün askerleri” Bizleriz
Cihad KORAY   “Kamuda Atatürk’ün askerleri” Bizleriz
Ulusal kurtuluş savaşımızın baş komutanı, Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük Devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölümsüzlüğe intikal edişinin 78. yıl dönümünde onu şükran ve özlem ile anıyor aziz hatırasının önünde saygıyla eğiliyoruz.
“Biz, büyük bir devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Ancak bazılarının fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Bunların binlerce taraftarı vardır. Vatanın ve devrimlerin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için bütün vatansever ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.”
ATATÜRK yıllar önce bugünleri görmüş ve   bizlere bu sözleri ile uyarıda bulunmuştur. ATATÜRK’ün bu uyarısını  kendimize öncelikli görev olarak kabul ettik ve Ulaşım-İş sendikası çatısı altında bir araya geldik.  O yüzden Kendimizi sendikadan öte “Kamuda Atatürkün askerleri” olarak ifade ediyoruz.
Arkadaşlar, son yıllarda Atatürk’e, kurduğu Cumhuriyete, devrimlerine karşı açık ve pervasızca saldırılar her geçen gün dozajı artarak devam etmektedir. ATATÜRK’ ü hatırlatan bayramların halk ile birlikte kutlanması yasaklanmıştır. Artık ATATÜRK’ün ismine bile tahammül edilmiyor. Onun adını taşıyan stadyumlar yıkılıyor yeni Stadyumlara  “arena” ismi veriliyor.
Cemaatlerde ve tarikatlarda devşirilmiş kimi fesli, kimi sarıklı cübbeli,cübbesiz, kimi kravatlı   birçok zevat neredeyse köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir, TV lerde kanal kanal gezerek dinimiz üzerinden halkı rejim değişikliğine hazırlıyorlar.
ATATÜRK’çüler yüksek karakterli cesur , mantıklı ve kararlı insanlardır. Aynı duygu ve düşünce içerisinde bir araya gelecek iradeye sahiptirler. Daha fazla zaman kaybetmeden bir araya gelmeliyiz.
ARKADAŞLAR;
Bizler, ATATÜRK’cülüğü ne bir inanç nede dogmalar bütünü olarak görmüyoruz. Onu dağa düşen gölgede, bulutlarda aramıyoruz. “Bizi izlediğini biliyoruz Atam” diyerek onunla konuşmuyoruz.
 
Bizim için ATATÜRK’çülük; 
Ülkemizi Atatürkün bıraktığı yerden daha ileriye götürmek, Türk toplumunu aklın ve bilimin rehberliğinde uygarlık düzeyine çıkarmak, bu bağlamda sorunlarımızı akıl ve bilimin kurallarına göre çözmeyi ön görmektir.
– Türk toplumuna mutlu bir yaşam sağlamak, kişinin hak ve özgürlüklerini korumak, demokratik kurallara uymayı esas almak, sosyal, laik ve hukukun üstünlüğünü kabul etmiş bir devlet anlayışını benimsemektir,
– Bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmak, başkasına özenerek veya taklit ederek değil, toplumun ihtiyaçlarından doğan özgün bir milli düşünceyi oluşturmaktır.
koraycihad6
– Sosyal, kültürel ve bilimsel alanlarda değişime ve gelişime açık olmaktır,
– Atatürkün tanımını yaptığı Türk Milliyetçiliği felsefesine bağlı bir nesil yetişmesini sağlamaktır.
ATATÜRK Türk halkını bir araya getiren bağın etnik ve inanç temeline dayalı unsurlara değil, yurttaşlık ve vatandaşlık bağı ile olması gerektiğini vurgulamıştır. Bizim vatan, millet sevgimiz yani milliyetçilik anlayışımızın temeli de bu düşünceye dayanmaktadır.
Bizim Milliyetçilik anlayışımız; Türk solunun ürettiği ve “ULUSALCILIK” adını verdiği temeli Marksist-Leninist görüşe dayalı düşüncelerden ve soğuk savaş döneminde yeşil kuşak projesi içinde yer alan tamamen kominizim ile mücadele etmeye dayalı olarak dizayn edilmiş   Milliyetçilik anlayışından farklılık arz eder.
Sonuç olarak; Kendini ATATÜRK’çü olarak ifade eden, onun devrimlerine bağlı arkadaşlarımız Ulaşım-İş Sendikası çatısı altında bir araya gelmeli ve  güçlerimizi birleştirmeliyiz.
Ruhun şat olsun Atam. Yerinde rahat uyu. Adın ve emanet ettiğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluş ilke ve Prensiplerinden  sapmadan   sonsuza kadar varlığını sürdürecektir. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

NİRVANAYA ULAŞMAK;

Nirvana; Nefsin hırs ve arzularından kurtulup bilgeliğe ermektir . Özellikle gelişmiş batı ülkelerinde  milyonlarca insanın yaşadığı metropollerde  kendini yapayalnız hissedenler ve maddi ihtiyaçlar peşinde koşmaktan, koşturulmaktan yorulan birçok  insan, hissettiği   manevi boşluğunu doldurmak ve kapitalizmin kirliliğinden arınmak  ve Nirvana’ya ulaşmak  için Tibet’in yolunu tutar.

Oysa Nirvana’ya ulaşmak için  o kadar uzaklara gitmelerine gerek yok. Yaşadığı ortamda çağdaş medeniyetin insana dayattığı makam ve unvan ile  karizmayı yükseltmek,  gücün ve itibarın ölçüsünü maddiyat ile orantı kurmak yerine  paylaşma ve dayanışma olgusunu yaşamının bir parçası haline getirmek  yeterlidir..

Hiç dikkat ettiniz mi? Ramazan ayında diğer aylara oranla işlenen suçlar azalır. Bunda elbette, Ramazan ayının diğer aylardan kutsiyet ve maneviyat açılarından farklı olması  önemli etkendir.  Ama en önemlisi bu ayda sergilenen toplumsal paylaşma ve maddi-manevi dayanışmanın diğer aylar ile kıyaslanamayacak seviyelere ulaşmasıdır. Hemen hemen her gece iftar soframızda  yemeğimizi birileriyle paylaşmak, bundan mutluluk duymak hatta manevi doygunluk hissetmek paylaşmanın ve dayanışmanın sonucudur.

Eskiden  toplumsal dayanışma ve paylaşma alışkanlıklarımız daha güçlü ve yaşamımızda daha fazla yer alıyordu . Son yıllarda biraz azalma gözleniyor. Bunda  bu tür sosyal yardımların devletin özellikle Belediyelerin işi haline gelmesinin etkisi de var.   Aslında bizim inancımızda çok önemli yer tutan İnfak;-paylaşma, sadaka-Allah yolunda harcama, fitre ve zekât gibi emir ve ritüeller  tam manasıyla uygulansa batı medeniyetinin maddeselliğinden  bunalan ve yeni arayışlara giren insanlar Nirvana’ya ulaşmak için Tibet’e değil, Türkiye’ye gelirlerdi..

Uzak doğudaki Nirvana’nın karşılığı,  Kuranı Kerimde  BİRR olarak geçer ancak  Nirvana’dan farkı nefsin hırs ve arzularından arınmanın yolunun önce zekâttan geçmesi yani paylaşılmasında  gösterir.

İslam’ın  temeli Mekke de atılmış olsa da sonsuza kadar  taşıyacak sütunları Medine de dikilmiştir. Bu sütunları  Kuran’da 45 yerde geçen  infak, yani paylaşma olgusu oluşturur.. İnfak, öyle eskilerini, kullanmadıklarını veya kullanmaktan sıkıldıklarını vermek değildir.  Bakara-219 İnfak için;Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “İhtiyaçtan artakalanı, Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın Der.

Müslüman fakir olmaz sözünü işine geldiği şekilde yorumlayan zevatlar bunu Müslüman zengin olmalıdır diye dönüştürmüş  esas anlamı ve maksadından saptırmışlardır. Böylece İslamın taşıyıcı sütunlarına zarar vermişlerdir. İslam coğrafyasında yaşanan sorunların kaynağı bu eksen kaymasına dayanır.

Hz. Muhammedin, Medine’ye hicretinden sonra  Ensarın  kendi malı olan Hurmalıklarından  elde edilen mahsulü sahabeler  ile aralarında paylaştırma teklifini kabul etmemiştir. Medineliler ile yapılan kardeşlik sözleşmesinde  “Araziler başta olmak üzere fazla olan her şeyin paylaşılması ve  herkesin Sahabeler birlikte çalışarak elde ettikleri kazancı paylaşacakları yönünde karar vermiştir.”   Yine veda hutbesinde;yârin yanağından gayri her şeyimiz birdir” sözleri peygamberimizin paylaşma ve dayanışma olgusuna nedenli önem verdiğini göstermektedir.

Peygamberimizin bu yaklaşımı aslında Kuranı Kerimde yer alan emirlerin ve davranış biçimlerinin hayata geçirilmesinden başka  bir şey değildir.  Kuran’da Leyl Suresinin 18. ayetinde “Malından dağıtan arınır denilir. Kuranda 32 yerde geçen zekat, harcama, dağıtma olduğu gibi 13 yerde ise arınma ve temizlenme manasındadır..

“Nirvana’ya yani BİRR’e nasıl ulaşılacağının yolunu  Kuranı Kerim bize nasıl  gösteriliyor.. “

(Ali-imran Suresi, 92); Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla BİRR’E ulaşamazsınız. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. 

(Tevbe Suresi, 34–35); Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar… Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) “İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın” (denilecek).” 

(Al-i İmran Suresi-180); “Allah’ın kendilerine verdikleri nimetlerden (Allah yolunda harcamayarak) cimrilik edenler sakın bu yaptıklarının kendilerine hayır getireceğini zannetmesinler. Bilakis bu onlar için çok kötüdür. Bilsinler ki, cimrilik edip Allah yolunda harcamadıkları mallar, kıyamet gününde boyunlarına azap olarak dolanacaktır.” 

 .”(Bakara Suresi-261,262); “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz dane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir……Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da yaptıkları bu iyiliği yoksulun başına kakmayan ve onu incitmeyen kimseler Allah katında mükafatlarını mutlaka bulacaklardır

 BİRR’i  en detaylı anlatan  ayet Bakara, 2/117 dir..;

 

” … Birr; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere iman eden, sevdiği halde malı yakınlara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışa, dilenenlere ve kölelere (Bu günün kölesi asgari ücretle çalışan) infak eden, namazı kılan ve zekâtı veren, ahidileştirdiklerine, ahdini yerine getirenler, zorluk hali, zarar anları ve güçlük zamanında sabredenlerdir. Onlardır sadık olanlar; ve onlardır muttaki olanlardır” 

Nirvana’cılar  yogadan istifade edip arınabildiği halde bir Müslümanın namaz ve ibadet  ile arınmamasının tek sebebi;  Nirvanacının yogaya verdiği önem, ciddiyet ve samimiyeti Müslümanların namaz ve zikre vermemesindendir. Çünkü İbadet ederken  bütün dünyevi düşüncelerden kendimizi koparıp,  dualarımızı  samimiyet ve muhabbetle gönülden  odaklayarak yapamıyoruz..

Namazı Ankubet-45 de buyrulduğu biçimde nefse namaz kıldıramıyoruz. ;  “Kuran’dan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alı kor.” Denilmesi bundandır.

Sonuçta Allahın oturmadığı gönül tahtına Tanrı yerine nefis oturur. Bu tip insan da kapitalizm için ideal bir tiptir. Bu açıdan kapitalizm hiçbir şekilde Tanrı’dan yana olamaz. Ancak insan nefsine en fazla hitap eden sistem olması sebebiyle insan oğlu kendisini körelten, köleleştiren, maddeye dönüştüren  kapitalizmden tamamen kurtulma yerine onu daha insani şekle büründürmenin yollarını arar. Ancak bu nafile bir çabadır……

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar