Dolar : Alış : 7.3877 / Satış : 7.4010
Euro : Alış : 8.9635 / Satış : 8.9797
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya7°CKar Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11081 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

CHP’li Vekillerden Çevre Bakanlığına Çıkarma

23 Mart 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»CHP’li Vekillerden Çevre Bakanlığına Çıkarma
CHP’li Vekillerden Çevre Bakanlığına Çıkarma

CHP’li Vekillerden Çevre Bakanlığına Çıkarma

            CHP Çanakkale Milletvekilleri Muharrem Erkek, Bülent Öz ile Balıkesir Milletvekilleri Ahmet Akın, Namık Havutça ve Mehmet Tüm Yenice Çırpılar’da yapılması planlanan termik santralle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapılan İnceleme ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldılar.

porno
porno izle
türbanlı pornolar
porno sayfası
adult porno
kadın porno
liseli porno
mobil porno
türbanlı porno
türkçe porno

            Toplantıya, Bakanlık bürokratları, firma temsilcileri, kurum temsilcileri, Sivil Toplum Örgütleri ve bölgedeki 67 muhtar adına Hüseyin Soylu katıldı. Firma temsilcilerinin yaptığı sunumun ardından Milletvekili danışmanlarının görüntü alması nedeniyle gergin anların yaşandığı toplantıda, Milletvekilleri Bakanlık bürokratlarına ve firma temsilcilerine tepki gösterdiler. Tutanak tutulmayan ve kayıt alınmayan toplantıda, kimi kurum ve kuruluşlarının temsilci göndermeyerek yazılı görüşlerini ilettiği dikkatlerden kaçmadı.

Sunumdan sonra söz alan Erkek: “Bu proje çevresinde 6 göletin, dibinde Gönen Barajı’nın olduğu bölgede yapılmak isteniyor. Burası hem Balıkesir hem de Çanakkale için Kaz Dağları’nın bulunması nedeniyle çok önemlidir. Allah vergisi bu coğrafyanın yok edilmesine isminde çevre olan bir Bakanlık izin veremez. Çanakkale ve Balıkesir’in temiz içme suyu kaynakları termik santral nedeniyle kirlenecektir. İl Özel İdaresi ve Devlet Su İşleri’nin bölgede büyük yatırımları mevcut. Bunlar bir çırpıda yok edilecektir. Yine aynı bölgedeki topraklar ülkemizin en verimli topraklarından. Önemli bir tarımsal kaynak yok edilecektir. Biz, bu işin peşini bırakmayacağız. Bakan’a gideceğiz. Oradan da sonuç almazsak halkla beraber direneceğiz. Kendimiz için değil, geleceğimiz için, çocuklarımız için mücadele ediyoruz.” dedi. Hüseyin Soylu’nun sözünün firma temsilcilerince kesilmesine tepki gösteren Erkek: “Bölgede yaşayan hemşehrilerimiz konuşacak elbette. Siz buna karşı çıkamazsınız. Çünkü; hemşehrilerimizin içi yanıyor. Firma temsilcileri burada konuşuyor. Tabii ki orada yaşamadığınız için içiniz yanmıyor. Umurunuzda değil orada olacaklar. Çanakkale kazan dairesine çevirmek isteniyor. Buna izin veremeyiz.” diyerek sözlerini bitirdi.

Toplantıda söz alan Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Yenice Çırpılarda yapılması planlan termik santrale ilişkin olarak eleştirilerini dile getirdi. Can alıcı sorunun, santralin kurulması planlanan alan olduğunu ifade ederek,   “150 bin nüfuslu Bandırma’ya içme ve kullanma suyu temin eden Gönen Barajı’nın hemen yanı başında söz konusu proje düşünülmektedir. Bu bandırma için bir felakettir” dedi. Konuya ilişkin olarak Bandırma Belediyesi’nin haberdar dahi edilmediğini vurgulayan Havutça, uçucu küllerin ve kazan altı külünün depolama sahalarından rüzgâr ve aşırı yağış sonucu oluşacak etkilerle gönen barajına karışması durumunda bir felaket yaşanacağını ifade etti. Havutça; “Bandırma’nın suyunu riske atacak bu yatırıma geçit vermeyeceğiz, Bandırma halkına rağmen bu santrali Yenice Çırpılara kurmaya çalışan Çevre ve Şehircilik Bakanlığını ve firma yetkililerini duyarlı olmaya davet ediyorum. Gereken bütün mücadeleyi vereceğiz. Biz bu toprakların insanlarıyız, bu güzelim coğrafyanın rant uğruna yok olup gitmesine göz yumamayız. Halkın istemediği ve kabullenmediği hiçbir şeyi zorla yaptıramazsınız, bu Termik Santrali de buraya yapamazsınız” dedi.

Daha sonra söz alan Bülent Öz, Çanakkale’de faaliyette bulunan termik santraller dışında 14 yeni başvuru bulunduğunu vurgulayarak bunlarında yapılması durumunda Çanakkale’nin bir kömür cehennemine döneceğini belirtti. Bülent Öz’ün belirttiği termik santrallerden, konuyla ilgili Daire Başkanı’nın haberi olmadığı “nerede yapılacak 14 santral demesiyle anlaşıldı. Milletvekili Öz: bu dosyalarda önünüze gelecek EPDK’ya yapılan başvurular bunlar,  Çan’da Gelibolu’da, Yenice’de, Biga’da, Karabiga’da, Lapseki’de bunların hepsi gelecek. Yakın gelecekte Türkiye’nin şu anda 73.147 Mw olan toplam kurulu gücünün yaklaşık yüzde 25’i tek başına kömür santralleri yoluyla Çanakkale’nin o güzelim coğrafyasına yüklenecektir. 16.828 Mw’lik Kurulu güce sahip olacak bu 19 santral Çanakkale’yi ve çevreyi zehirleyecektir. Bu projelerle yılda minimum 30 milyon ton kömür yakılacaktır. Bugün üzerinde konuştuğumuz, Yenice Çırpılar Termik Santrali; 60.000 dönüm araziyi sulayan 6 göletin arasına kondurularak ovanın her karış toprağının eşit zehirlenmesine hizmet edecektir. Kendi çocuklarımıza yaşanabilir sağlıklı bir çevre bırakmak zorundayız. Ben Çanakkale Milletvekiliyim, Benim ilçem Çan’da da termik santral yapılırken buna benzer ÇED toplantıları yapıldı, filtreler olacak, küller muhafaza edilecek, uçucu küller çimento fabrikalarına verilecek denildi. Bir sürü şey söylendi; ama, benim başıma geldi, yaz ayında gece 01.30-02.00 sularında aracımla geçerken birden bire bir toz ve çamur bulutunun içine girdim, aracımdan inip parmağımla aracın camına dokunduğumda bir çamur tabakası ile karşılaştım.” dedi. Konuyla ilgili gerekli denetimlerin yapılacağını belirten Daire Başkanı’na Bülent Öz “bahse konu işletmeye ilişkin konun takibini sizden bekliyorum” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Peki, bu santrali çevreleyen bu bahsedilen köylerde yaşayan insanlar ne yerler ne içerler? Ne işle iştigal ederler? Temel geçim kaynakları nedir? Ben söyleyeyim tamamına yakını tarım yapmaktadır. Soğutma suyunu bahse konu göletlerden temin etmeye çalışacaklarını ifade etmişler, bu göletlerin hiç biri doğal gölet değildir, tamamı devletin milyonlarca lira harcadığı DSİ’nin yaptığı göletlerdir. DSİ bu göletleri bölgede sürdürülebilir sulu tarımı desteklemek için inşa etmiştir. Devletin yatırımı ile yapılmış göletler, DSİ bu göletleri yapalım da orada ürün yetişsin orada tarım gelişsin diye yapmış. Bu suni göletleri termik için kullandığınız zaman orada suda yetmez tarım da olmaz.” diyerek sözlerini bitirdi.

chp2 chpli1

Söz alan Çevre Komisyonu üyesi Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm de konuşmasında söz konusu proje ile çevre kirliliğinin artacağını, dünyada kömüre dayalı termik santrallerin modasının geçtiğini, Paris’te yapılan iklim zirvesinde emisyon değerlerinin aşağı çekilmesine dönük bir anlaşma sağlandığını ifade ederek, içme ve kullanma suyu havzalarında böyle bir projenin gerçekleştirilmesinin insan sağlığı açısından sakıncalarına değindi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilmesi doğaya ve insana saygılı bir modelin gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı.  Tüm, “Bandırma’ya içme ve kullanma suyunu temin eden Gönen Barajı havzasının bu termik proje ile kirletilmesi, Bandırma halkına yapılacak en büyük zulümdür” dedi.

Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, hem verimli topraklar hem de içme ve kullanma suyu açısından termik santralin neden olacağı zarara değindi. Yine benzer biçimde bu santrallerin, gelecek kuşaklara kötü bir miras olacağını da belirten Akın, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığının artan termik santral yatırımlarıyla aşılamayacağını; doğaya, çevreye, sağlığa zarar veren termik santraller yerine enerji arz güvenliğimizi sağlamaya dönük yenilenebilir enerji yatırımlarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Hükümetin enerji yatırımlarında termik santrallere öncelik verdiğini ve bu yatırımları teşvik ettiğinin altını çizen Akın, ülkemizin en güzel doğa parçalarında, halkın tepkisine rağmen termik santral izinleri verildiğini belirtti.

             Söz alan Yenice Kayatepe Eski Muhtarı Hüseyin Soylu: “Benim köyüme 3 km. uzaklıkta bulunan Başkoz Köyü Gönen Baraj havzasında bulunmaktadır. Anayola 1,5 km. uzaklıktaki dağın eteğinde idi, köy halkı karar alarak, 1970’lerde Yenice Edremit asfaltının yanındaki vasfı tarla olan, bir araziye imarsız konut yaparak taşındılar. Bu taşınmanın üzerinden geçen 45 yıl içerisinde köy halkı tapularını alamadılar. İmarsız tarla vasfı taşıyan arazi üzerinde yaptıkları evlerde ikamet etmektedirler. Köy Muhtarlığı bir yıl önce mevcut evlerini tapuya tescil ettirmek için köy muhtarı nezdinde ilgili mercilere başvurmuşlardır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı DSİ ve ilgi kurumlardan aldığı bilgiler doğrultusunda buraya köy kurulamayacağını buranın, köy kurulması düşünülen alanın bir kısmının, Bandırmaya içme suyu sağlayan Gönen Barajının koruma havzası sınırları içerisinde kaldığını belirterek kurulmuş köye köy kurulması izni verilemeyeceği belirtilmiştir. Bakanlığın bu yazısını Sayın Soylu komisyon toplantısında elden teslim etmiştir. Bu köy için bu hassasiyeti gösteren bakanlığın, Gönen barajı koruma havzasının diğer yakasındaki termik santral için aynı hassasiyeti göstermemiş olması düşündürücüdür. Bölge halkının tarımsal faaliyetler ile geçimini sağladıklarını, başkaca bir alternatif geçim kaynaklarının bulunmadığını ifade eden muhtar bu katliama izin vermemeliyiz” dedi. Soylu sözlerini tamamlarken Çanakkale Toprak Koruma Kurulu’nun kararının henüz oluşmadığını belirterek, bu durumun da dosyada bulunması gerektiğini ifade edip, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 16.03.2016 tarihli dilekçe ile başvurduğunu belirtti.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan Ünal, bölge halkının bu projeye karşı olduğunu, Kalkım’da, Edremit’de köylerde insanlarımız bu projenin uygulanamaz bulduğunu ifade eti. İki gün içerisinde 1500’ün üzerinde imza toplandığını kaydederek, 1500 imzayı içeren dilekçeyi Komisyon başkanlığını sürdüren Daire Başkanı’na teslim etti. Proje alanının, Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın Gönen ve Bandırma’ya içme ve kullanma suyu sağlayan Gönen Barajı’nın uzun mesafe koruma alanı içerisinde kalmasına rağmen DSİ’den görüş almayıp BASKİ’den görüş alınmasını yadırgadıklarını, BASKİ’nin ise hiçbir bilimsel çalışma yapmaksızın kısa sürede uygun görüş vermiş olmasını anlayamadıklarını vurgulayan Ünal, “ÇED dosyasında santralin 459 m3/saat olan soğutma suyu ihtiyacının Koruk Köy ve Koca Çay göletlerinden sağlanacağı yetmez ise Koca Çay ve Cambaz derelerinden sağlanacağı belirtilmektedir. Bir taraftan da Çanakkale DSİ İl özel idaresinin bu göletlerle ilgili tarımsal sulama projeleri gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir. Bir taraftan tarımı destekleme projeleri yapılırken bir taraftan da Termik projeleri için onay verilmesi anlaşılmaz bir durum. DSİ yetkililerinin kül depolama sahasının içinde yer alan Dikenli Deresi ile ilgili tutanak tuttu, burada dere var buraya depolama sahası yapılamayacağı bu tutanakta yazıldı. Buna rağmen sonrasında neden görüş değiştirdi? Yine aynı şekilde DSİ’nin yatırım programına giren Çanakkale Yenice Kovancı Göleti iletim hattı projesinde de değişikliğe gitme gerekçesi anlaşılamamıştır. Kullanılacak Linyit Kömürünün 1080 olan kalori değerinin oldukça düşük olduğu ve yanma neticesinde aşırı kül atığı çıkacağı görülmektedir. Uçucu küllerin ise satılamaması durumunda ne olacağına ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı ortadadır. Orman ekosisteminin olumsuz etkileneceğini belirten Sayın Ünal Format aşamasında orman bakanlığının uygun görüş vermesi de tarafımızdan anlaşılamamıştır. Projenin sosyal etki değerlendirme raporu kapsamında 4 köyde inceleme yapılmış, toplamda inceleme yapılan köylerde santral karşıtlarının sayısının ifade edilenden fazla olduğu ortadayken, halkın öncelikli talebi istihdam değil, içme suyu ve sulama suyudur. Başlı başına bu bile ÇED raporunun olumsuz değerlendirilmesi için yeterlidir” dedi. Ünal, konuşmasının ardından daha önce bir termik santralde yıllarca çalışmış Yüksek Maden Mühendisi, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği üyesi Esenay ELTAN tarafından hazırlanan detaylı teknik ÇED raporu eleştirisini basılı olarak komisyon başkanına takdim etti.

Toplantının sonunda, firmanın eksikliklerini tamamlaması için süre verilmesi kararlaştırıldı.

Tarih

    İnsanlık tarihinde büyük önem taşıyan Türkiye’nin kuzeybatısında; Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan Boğaz’ın iki yanına kurulmuş benzersiz coğrafyası, binlerce yıllık tarihi zenginliği, kültürlerinde barındırarak efsanelere ve mitolojiye ev sahipliği yapmış Türkiye’nin ve Dünya’nın nadide illerinden biridir Çanakkale .

   Çanakkale’nin doğusunda ve güneydoğusunda Balıkesir, batısında Ege Denizi, kuzeybatısında Edirne, kuzeyinde Tekirdağ ve Marmara Denizi bulunmaktadır. Eski çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan Çanakkale M.Ö. 3200 lerden beri yerleşim alanı niteliğini korumuştur. Boğazın en dar yerinde Fatih Sultan Mehmet döneminde Rumeli yakasında Sestos dolaylarında Kilitbahir, Anadolu yakasında Abydos dolaylarında Sultaniye (Kale-i Sultaniye)ya da Çanak Kalesi adı ile anılan kaleler yaptırılmıştır. Bugünkü Çanakkale İli adını Anadolu Yakasındaki Çanak Kalesinden almıştır. Bugün bu kale Çimenlik adı ile anılmaktadır.

   Ege ve Marmara Bölgesinde toprakları bulunan ilin yüzölçümü 9737 kilometrekare, kıyı uzunluğu 671 kilometredir. Kıyı uzunluğu ile ülkemizin Muğla’dan sonra ikinci ili olma özelliğini taşımaktadır. 1897 Yılında İtalyan tüccar ve konsolosu Emily Vitalis tarafından yaptırılmış kentin simgelerinden biri olan Saat Kulesi vardır. İskelenin yakınındadır. Ayvalık taşından yapılmış olan kulenin dört cephesinde de saat vardır. Kentin bir diğer simgeside olan Çanakkale Türküsünde adı geçen 1889 yılında Abdülhamit döneminde İlia Halyo tarafından yaptırılan Aynalı Çarşıdır. Çarşı hakkında pek çok şey öykülendirilir.

   Erken Bronz Döneminden bu yana önemli bir yerleşim merkezi olan Çanakkale; Çanakkale Boğazı sayesinde Anadolu ile Avrupa ve Akdeniz ile Karadeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan iki doğal boğazdan biridir. Boğaz 65 km. (35 mil) uzunluğunda genişliği 1 km ile 6 km (0.75 – 4 mil) arasında değişir. Ortalama derinliği 100 metre (328 ft.) civarındadır.

   Çanakkale iklimi Konumu gereği Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş gösterir.

   Çanakkale kent gezisine Çimenlik Kalesinden başlanarak Aynalı Çarşı, Havra, çarşı Caddesi, Cumhuriyet Meydanı, Halk Bahçesi, Kordon, Yalı Caddesi gibi yer ve mekanlarda dolaşılabilir.

   Bol balık veren temiz sahilleri ve Helenik Mitoloji ile Türkmen efsanelerinin birbirine karıştığı; Zeus’un Troia Savaşları’nı izleyip müdahale ettiği Kaz Dağlar (İda) ; Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada (İmroz) ve turizm merkezi Bozcaada (Tenedos) ile bir deniz ve turizm merkezidir. Üniversitesi, turizme hizmet veren nitelikli otelleri, Ege mutfak kültürünün özel lezzetleri ile günümüzde de günlük yaşamın kolay olduğu bir cennettir Çanakkale.

   İzmir yolu üzerinde Çanakkale’nin en eski yerleşim izlerini barındıran dünyada bilinen en eski Tümülüslerden Dardanos Tümülüsü, Boğazın Anadolu yakasında, Çanakkale’ye 5 km uzaklıktaki Nara Kalesi, Çanakkale Deniz Savaşları sırasında büyük cesaret gösteren ve şehit olan Dardanos bataryası komutanı Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf’un anısına yapılmış Hasan Mevsuf Şehitliği, İzmir çıkışında Çanakkale Boğazı kıyısında ve Çanakkale’nin sayfiyesi Kepez ve Kepezaltı, Kent Merkezine 14 km uzaklıkta Boğazın temiz sularında bir tatil merkezi Güzelyalı sahili Çanakkale’nin mutlaka gezilip görülmesi gereken tarihi kültürel ve turistik yerleridir. Dünya arkeoloji literatürünün önemli mekanlarından olan Troia, Nrandria, Alexandria Troas, Assos, Chryse, Lamsokos, Çanakkale il sınırı içindedir.

COĞRAFİ YAPI

Çanakkale, Türkiye’nin kuzeybatısında Gelibolu Yarımadası ile Anadolu’nun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde de Troas (İstanbul gibi ) hem Asya’da hem de Avrupa’da toprakları olan ikinci ilimizdir.
25 35 ve 27 45 Doğu Boylamları 39 30 ve 40 42 Kuzey Enlemleri arasında 9,737 km2’lik bir alana kurulmuştur. Şehrin il kodu 17 , otomatik telefon numarası 286 ve posta kodu 17100’dür. Deniz seviyesinden yüksekliği 2m’dir.

GEOGRAPHICAL  LOCATION
Çanakkale is the second city (like İstanbul) whick has lands in both Asia and Europe on Gallipoli Peninsula on the northwest coast of Turkey and on Biga Gallipoli, the prologtion of Anatolia.
It has a 9,737 km2 area and it was located between 26-45 East longitutes and 36-42 North latitues. The city code is 17, the automatic phone code is 286 and the city zipcode is 17100. The altitude is 2m.

İKLİM
Çanakkale İlinde Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş iklimi hüküm sürmektedir. Turizm sezonunda iklim muhtedil olup deniz suyu sıcaklığı Temmuz ve Ağustos aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadır. Günlük hava sıcaklıkları sezonda maksimum 35 C ve minimum 25C olmaktadır. Yağmurlar genelde Sonbaharda biraz fazla, İlkbaharda ise daha azdır. Kışın en belirgin özelliği kuzeyden gelen sert rüzgarlardır. Yaz ve Sonbaharda bölgeye Akdeniz İklimi hakim olur.

CLIMATE
The passage climate of Black Sea and Mediterraean climates is dominant in the city. The climate during the tourism season is mild and the temperature of the sea reaches maximum degrees during July and August. Daily temperatures in the season are 35C at most and at least 25C. It is more rainy in fall and less in spring. The outstanding feature of winter is severe winds coming from North. The Meditrraean Climate is dominant during Summer and Autumn.

BOĞAZDAKİ LİMAN VE KOYLAR
Gelibolu yarımadası kıyılarında Anıt Liman ( Mortu Koyu ), Poyraz Koyu, Akbaş Limanı, Cumalı Limanı, Gelibolu Limanı ve Bahçe Limanı ( Hamza Köy ve Çankaya Limanlarını kapsar ) Anadolu kıyılarında ise Karanlık Liman, İntepe Limanı, İskele Limanı, Kepez Koyu, Saltık Limanı ve Lapseki Limanı

SEAPORTS AND BAYS AT THE DARDANEL
At the shores of Gallipoli Peninsula there are Anıt Seaport, Pomortu Bay,  Akbaş Seaport , Cumalı Seaport, Gallipoli Seaport and Bahce Seaport (includes Hamza Koy and Çankaya seaport.) At the shores of Anatolia there are Karanlık Seaport, İntepe Seaport, İskele  Seaport, Kepez Bay, Saltık seaport and Lapeki Seaport.

BURUNLAR
Anadolu Yakasında Kumkale Burnu, Pırnal Burnu, Karakulak Burnu, Kumbağı Burnu, Abidos Burnu, Kaya Burnu, Saltık Burnu, Kümren Burnu, Kunduz Kaya Burnu, Gocuk Burnu ve Çardak Ova Burunları bulunur.

CAPES
The capes at the Anatolian side are Kumkale, Pırnal, Karakulak, Kumbağı, Abidos, Kaya, Saltık, Kumren, Kunduz, Gocuk and Cardakova

ÇANAKKALE İLÇELERİ
Ayvacık, Bayramiç, Biga, Bozcaada, Eceabat, Ezine, Gelibolu, Gökçeada ( İmroz ), Lapseki, Yenice, Çan

THE COUNTIES OF ÇANAKKALE
Ayvacık, Bayramiç, Biga, Bozcaada, Eceabat, Ezine, Gelibolu, Gökçeada ( İmroz ), Lapseki, Yenice, Çan

ÇANAKKALE TARİHİ
Birçok uygarlığa konu olmuş bu şehir, günümüzden 6 bin yıl önce başladığı kabul edilen Son Katolik Çağ’a (?) değin uzanan Biga Yarımadasında yaşamış olan yerli halkı üzerinde barındırmıştır. Fakat bunların kimler olduğu bilinmemektedir. Yapılan bazı kazı ve araştırmalara göre yöredeki en eski yerleşimler Kumtepe’de kurulmuş. Kumkale’nin M.Ö. 4000’de, Truva ( Troya ) nın ise M.Ö. 3500-3000’de kurulduğu sanılmaktadır. Çanakkale’nin asıl tarihi Truva ile başlar. M.Ö. 3. ve 2. binyıllarında zamanın en parlak kültür merkezi durumundadır.
Daha sonra bu önemli topraklar üzerine Aiolialılar M.Ö. 8. yy’da yerleştiler. Eolya olarak adlandırılan yörede birçok ticaret kolonisi kurdular. M.Ö. 7. yy’da Lidyalıların, M.Ö. 6. yy’da Perslerin denetimine girdi. Asya seferine çıkan Büyük İskender Pers ordusunu yöredeki Kocabaş Çayı kenarında tarihi Granikos Çarpışması olarak geçen savaşta yenince Eolya Makedonyalıların eline geçti. M.Ö. 2. yy’da Bergama ( Pergamon ) Krallığının egemenliğine girdi.
M.Ö. 1. yy’da Roma topraklarına katılan Eolya, Troya Kentinin de yer aldığı Biga Yarımadasının batı kesimine Troas denildi. Buradaki önemli yerleşimlerden birisi olan Aleksandreia Troas, Roma döneminde serbest liman ve zengin bir ticaret merkezi durumundaydı. Daha sonraları yöre M.S. 2. yy’da Trakya’dan gelen Gotların saldırılarına uğradı. Boğaz stratejik açıdan  daha da büyük önem kazanmıştı. Gelibolu Yarımadası 5.yy’ın ortalarında Hunların, 6. yy ortalarında da Uygurların saldırısına uğradı. 7. ve 8. yy’da Konstantinopolisi ( İstanbul ) ele geçirmek için birkaç kez boğazdan geçen Araplar Sestos’a kadar geldiler. 14.yy başlarında Gelibolu kesiminde Katonlar egemen olurken, Anadolu kesiminde Karesioğulları’nın eline geçti. Bu yy’ın ilk yarısında Karesioğullarından Demirhan Bey, ardından Aydınoğullarından Umur Bey yöreyi alma girişiminde bulundular. 1367 Osmanlılar Gelibolu’yu ele geçirdiler.

HISTORY OF ÇANAKKALE
The city which hosted many civilizations; had been inhabitad by the natives who had lived on Biga Peninsula in the Last  Calcolithic Age believed to have started 6000 years ago. However, those natives are unknown.According to some excavations and researchs, the earliest settlements in the region were set up at Kumtepe. It is supposed that Kumkale was set up in 4000 B.C and Troy was set up between 3500 – 3000 B.C. The real history of Çanakkale started with Troy. It was the brightest cultural center of its time during 3000 – 2000 B.C.
Later the Aiolions had settled on that important land in the 8 th century B.C. they founded many trade colonies in the region called Eolia. The region went under the control of the Lydians in the 7th century B.C and under the control of the Persians in the 6 th century B.C. Eolia went under the control of the Macedonians as Alexander the Great have defeated the Persians by the Kocabaş River of the region in the Granicos War on his way to Asia. The region went under the reing of the Pergamon kingdom in the 2nd century B.C.
The western part of the Biga Peninsula where Troy was stiuated was called as Troas. Alexandreas Troas that was one of the important settlements of the region, was a free trade port and a rich trade center, in the Roman area.
Later in the 2nd cenury A.D., the region beared the attacks of Goths coming from Thrace. The Strait gained more strategic importance. The Gallipoli Peninsula beared the Thins attacks in 5th century and  the Uighurs’ attacks in the mid-6th century. During the 7th and 8th centuries, in order to attack Coustantinopolis (İstanbul) the Arabs passed the Strait a few times and came up to Sestos. In the beginning of the   14 th century the Cathons became dominant in the Gallipoli part and Karesioğulları dominated the Anatolien part. During the first half of that ceutury Demirhan Bey from Aydınoğulları attampted to dominate the region. The Ottomans got hold of Galipoli in 1367.

Ekonomik Yapı

İl ekonomisinde tarım en önemli faaliyet olmakla beraber son yıllarda tarıma dayalı sanayi kolları gelişme göstermekte ve buna bağlı olarak ekonomide sanayinin payı artmaktadır. 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre istihdam edilen nüfusun (237.699), 133.140’ı (%56) tarım, 21.839’u (%9) sanayi, 8.470’i (%4) inşaat ve 73.563’ü (%31) hizmetler sektöründe çalışmaktadır. İlimizde işsizlik oranı %3.6 olarak tespit edilmiştir.
Devlet İstatistik Enstitüsü verileriyle 2001 yılı cari fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla illerin payına göre sıralamada Çanakkale ili 32. sırada, Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla cari fiyatlarla  iller sıralamasında ise 2.335 $ dolar ile 19. sıradadır.
İl yüzölçümünün % 54’ünü ormanlar, % 34’ünü tarım yapılan arazi, % 5’ini çayır ve mera’ lar, % 7’sini kültür dışı araziler kaplamaktadır. Tarım arazisinin  % 81’i tarla arazisi, % 6’sı sebze, % 2’si meyve, % 2’si bağ, % 9’u zeytinliktir.İlin toplam tarım alanı 333.573 Ha. olup, 120.600 Ha. alanı sulanabilir arazidir. Toplam 50.511 ha. (%42) alan sulanmakta olup, bu sulamanın 14.245 ha. (%28) devlet tarafından gerçekleştirilmektedir.
Yetiştirilen tarım ürünleri arasında en önemli yeri oransal olarak sebze, ekim sahası olarak hububat almaktadır. 2003 yılı itibarıyla 376.153 ton Buğday, 456.220 ton Domates, 74.397 Ton Elma, 40.210 Ton Şeftali, 43.352 Ton Üzüm, 47.409 ton Zeytin, 33.462 ton Ayçiçeği üretimde ilk sıraları almıştır. Çanakkale köylüsünün önemli geçim kaynaklarının başında hayvancılık gelmekte olup, İl’de 115.853 adet Büyükbaş hayvan, 557.303 adet Küçükbaş hayvan vardır. Hayvansal ürünler  olarak 1.842 ton et, 249.471 ton süt, 39 Milyon 787 bin adet yumurta,785 ton Bal,29.132 ton civarında deniz ürünleri  üretimi gerçekleşmiştir.
İlde 25’in üzerinde işçi çalıştıran  38 adet sanayi tesisinde 8.000 civarında işçi çalışmaktadır. İlde toprağa dayalı sanayide, Çan’da kurulu bulunan Seramik ve Kalebodur Fabrikaları, Ezine’de bulunan Çimento Fabrikası, Merkezde  dondurulmuş gıda  sebze ve su ürünlerini değerlendiren  fabrikalar önemli gıda üretim birimleridir. Mevcut sanayi kuruluşlarında üretilen dondurulmuş ve kurutulmuş gıda, su ürünleri, bakliyat, çimento, maden cevheri, seramik ve karo fayans en çok ihraç edilen ürünlerdir. Biga ve Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi’nde altyapı çalışmaları tamamlanmış olup  yatırımcılara yönelik parsel tahsisi devam etmektedir. Ayrıca 7 adet küçük sanayi sitesinde toplam 886 işyeri faaliyet göstermektedir.
İlde 13’ü merkezde olmak üzere 49 adet banka şubesi bulunmaktadırAyrıca ilde 235 Anonim  Şirket, 1.735 Limited Şirket, 45 Kollektif Şirket ve 7 Komandit Şirket vardır.

Anıtlar / Heykeller

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Gelibolu adını taşısa da Eceabat ilçesi sınırları içindedir. Yarımadanın güney ucunda, Eceabat ilçesinin hemen hemen tamamını kapsayan ve Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında 33.000 hektara yayılan büyük bir parktır. 1973’te kurulmuş olup, B.M. Milli Parklar ve Koruma Alanları listesinde yer almaktadır.

Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Deniz ve Kara Muharebeleri’nin yapıldığı yerler, Gelibolu Yarımadası içerisindedir. Batık gemiler, toplar, siperler, kaleler, burçlardan ve savaşla ilgili yüzlerce başka kalıntıdan oluşan geniş bir yelpazenin yanı sıra, 60.000’i aşan Türk şehidinin, 250.000’i aşan Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız askerlerinin savaş mezarları ve anıtları buradadır.

Muharebe alanları, savaş mezarları, anıtlar ve savaşla ilgili kalıntılar “Tarihi Sit Alanı” ve “Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nı en iyi şekilde gezebilmek için Eceabat İlçesi’ni başlangıç kabul etmemiz gerekir.

Milli Park Nasıl Gezilmeli ?

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nda, tarihe yolculuk için, geziye Eceabat’tan başlanmalıdır.

Merkez’den faribotla yarım saatte Eceabat’a ulaşılır. Trakya’dan gelenler ise, isterlerse yolları üzerindeki şehitlikler, kaleler ve tanıtım merkezi’ni ziyaret ederek, kuzey bölgesinden başlayabilirler, ancak ziyaretler çoğunlukla, güney bölgesi yönünde yapılmaktadır.

Eceabat-19. Tümen Karargah Binası

19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in,”Maydos Mıntıka Komutanı” olarak atanıp, Eceabat’ta “Karargâh Merkezi” olarak seçtiği bina restore edilmiş ve “Kültür Evi” olarak hizmete açılmıştır.“Tarihe Saygı” heykelinin yanında yer alan tarihi yarımadanın büyük kabartma haritası üzerinde, anıtlar, şehitlikler, tabyalar ve mezarlıklar maket halinde gösterilmiştir.

Milli Park Yönetim Merkezi

Güneye doğru yaklaşık bir kilometre ilerleyerek Milli Park İdare Merkezi’ne ulaşırız. Otuz üç bin hektarlık Tarihi Milli Park buradan yönetilmektedir. Binanın içinde toplantı salonu ve küçük bir tanıtım müzesi bulunmaktadır. Doğusunda Çam Burnu Kalesi kalıntıları mevcuttur.Güneyinde ziyaretçilerin yemek yiyebileceği büyük bir salon hizmete açılmıştır.Güneyinde İsimsiz Yüzbaşı Mezarı ve üst tarafta “Balkan Şehitliği”ni görmüş oluruz. Yine güneyinde, ziyaretçilerin yemek yiyebileceği büyük bir salon hizmet vermektedir.

Ağa Deresi Vadisi Şehitliği

Balkan Şehitliği’ni geçtiğimiz zaman, sağ tarafta genişçe bir vadi yer alır. Bu vadide yapılan jeofizik çalışmalarda on üç ayrı yerde şehitlik tesbit edilmiştir.Yaklaşık üç bin şehidin gömülü olduğu sanılan “Ağa Dere Vadisi”ne Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce yörenin en büyük şehitliği projesinin yapımı başlatılmıştır.

Kilitbahir Kalesi ve Sarı Kule Müzesi

Kilitbahir yerleşim alanına doğru devam ettiğimizde, sağda Değirmen Burnu Tabyası, sol taraftaki iskelenin yanında Yüzbaşı Tahir Bey Anıtı’nı görürüz. Sağ taraftaki tepelere doğru baktığımızda, 55 metre yüksekliğindeki “Mehmetçik Silueti”ni görürüz. Sağ taraftaki “Kaşıkçı Dede” mezarının yanından ilerleyerek, Kilitbahir Kalesi kapısından geçmiş oluruz. Aynı dönemde yapılmış olan Çimenlik Kalesi 1200 m. karşısındadır. Kanuni döneminde gözetleme amaçlı olarak yapılan “Sarı Kule”de, savaş eserleri sergilenmektedir.

Namazgah Tabyası

Sarı Kule’nin güneydoğusunda bu bölgenin en büyük tabyası görülmektedir. Abdülaziz tarafından yaptırılan tabyada yirmi altı bonet ve aralarında irili ufaklı onaltı top yatağından oluşmaktadır. Deniz savaşları ile ilgili belgesel film oynatılmakta, deniz savaşında batırılan gemilerin maketleri ile kazı sırasında çevrede bulunan savaş malzemeleri sergilenmektedir.

Seyit Onbaşı-Rumeli Mecidiye Şehitliği ve Mecidiye Tabyaları

Yolun sağ tarafında ilerlediğimizde, Rumeli Mecidiye Şehitliği ve Tabyaları karşımıza çıkar. 18 Mart günü yapılan müthiş bombalama sonucu hayatını kaybeden şehitlerimiz, hemen sol taraftaki Mecidiye Şehitliği’ne gömülmüşlerdir. Güneye doğru uzanan ikinci tabyada, Seyit Onbaşı ve Niğdeli Ali’nin gayretleriyle 276 kilogramlık mermiyi taşıdığı heykeli görürüz.

Havuzlar Şehitliği ve Mesire yeri

Seyit Onbaşı heykelinden yaklaşık iki kilometre sonra çeşmelerden akan suların toplandığı Havuzlar Bölgesi’ne geliriz. Bu havuzlardan biri günümüze ulaşmıştır. 12 Haziran 1915 günü Kerevizdere Muharebeleri’nde şehit olan, iki subay ve sekiz askerin kemikleri, 1961 yılında bir dernek tarafından buraya gömülerek, altı metre yüksekliğinde bir anıt şehitlik düzenlemesi yapılmıştır.

Soğanlıdere Şehitliği

Kıyı boyunca 2 kilometre daha gittiğimizde, sol tarafta Karanfil Burnu’nu, sağ taraftaki yükselti üzerinde de Baykuş Bataryası’nı görürüz. Soğanlıdere Vadisi’ne girdiğimizde 7. Tümen Hastahanesi’nde tedavi edilirken şehit olan 600 askerimiz için yaptırılan Soğanlıdere Şehitliği’ni görürüz.

Şahindere Şehitliği

Soğanlıdere Vadisi’nden tırmanarak, sağ tarafımızdaki Behramlı köyü yakınından geçip Şahindere Şehitliği’ne ulaşırız. 1969 vatan evladı için yapılan bu şehitlikte, gerçek, kefensiz gömü yerleri mevcuttur.

Mehmetçik Abidesi ve En büyük Temsili Şehitliğimiz

Soğanlıdere Şehitliği’nden güneye doğru devam ettiğimizde Alçıtepe (Kirte) Köyü’ne varırız. Köyde iki koleksiyon müze, doğuya giden yol üzerinde Alçıtepe Şehitliği’ni görürüz. Bu yörenin en yüksek tepesi olan Alçıtepe’den (Achi Baba) güneye doğru dönen yolun sağında Fevzi Çakmak Paşa’nın karargâhını gördükten sonra “Mehmetçik Abidesi”ne ulaşırız. 59.408 şehit isminin tek tek yazıldığı bu temsili şehitlikteki Mehmetçik Abidesi’nin yüksekliği 41.70 metredir. Rölyefin önündeki düzlük, 18 Mart Zafer Törenleri’nin büyük katılımlarla kutlandığı tören alanıdır.

Fransız Mezarlığı ve Anıtı

Mehmetçik Abidesi’nden deniz kıyısına indiğimizde, Fransızların karargah olarak kullandıkları “Morto Koyu”na, kuzey tarafta yapılan mezarlığa ve kuzey bölgesine 1930 yılında yapılan “Fransız Anıtı”na ulaşırız.

İlk Şehitler Anıtı

Fransız Mezarlığı’nın batısındaki “Kanlı Dere” üzerinden geçtiğimizde, sağ tarafımızda Skew Bridge Cemetery, yaklaşık bir kilometre kuzeyinde de Redoup Cemetery görülür. Geriye dönüp güneye doğru ilerlediğimizde Seddülbahir Köyü’ne geliriz. Burada Hatice Turhan Valide Sultan’ın yaptırdığı kaleyi görürüz .Bu kale 3 Kasım 1914 tarihinde bombalandığında kalenin cephaneliğinin havaya uçması sonunda verdiğimiz seksenaltı şehidin yattığı yeri görürüz.

İngiliz Helles Anıtı

Seddülbahir Köyü’ndeki Savaş Eserleri Müzesi’ni gördükten sonra, güney-batıya doğru yöneldiğimizde, Gelibolu yarımadası’nın en ucundaki Gözcü Baba Tepesi’nde, İngilizlerin en anlamlı anıtlarından biri olan Helles Anıtı yükselir.

Yahya Çavuş Şehitliği

Ezineli Yahya Çavuş kumandasındaki takım ve altmışüç kahraman arkadaşı için 1993 yılında Kültür Bakanlığı’nca bir şehitlik yaptırılmıştır.

Sargı Yeri (Zığındere) Şehitliği

Son Ok Anıtı”nın yanından Zığındere Vadisi’ne ineriz. Buradaki en büyük açık hava hastanelerimizden biri olan sargı yeri, düşman uçaklarından atılan el bombaları ve gemilerden atılan mermilerle şehit edilen çok sayıda doktor askerimizin anısına düzenlenmiştir.

Nuri Yamut Anıtı                                                                                             

Sargı Yeri Şehitliği’nden güney-batıya doğru gittiğimizde Nuri Yamut Anıtı ile karşılaşırız. Zığındere Muharebelerinde ölen yaklaşık onbin vatan evladının anısına, 1943 yılında, Nuri Yamut Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi (Simülasyon Merkezi)                                  

Kabatepe Tanıtım Merkezi’nin yerine hizmete açılan “Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi”nde “Çanakkale Savaşları” sebepleri, oluşumu ve gelişimi anlatılmaktadır.

Avustralya Anıtı (Lone Pine)                                                                             

Kanlı Sırt Kitabesi’nin yanından tırmandığımızda onbeş metre yüksekliğindeki Avustralya Anıtı ile karşılaşırız. Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri için yapılan bu anıtta, her sene 25 Nisan günü, dini törenler ve kutlamalar yapılmaktadır.

Yarbay Hüseyin Avni Bey Şehitliği                                                                          

Çataldere’ye doğru inerken Fransız askerlerinin ateşi ile şehit olan 57. Alay Komutanı, Yarbay Hüseyin Avni Bey’in gerçek mezarı vardır. Doğusundaki Çataldere Şehitliği’nde de, yaklaşık ikibin vatan evladı yatmaktadır.

57. Piyade Alayı Şehitliği                                                                                            

Kuzey yönüne doğru ilerlediğimizde Mustafa Kemal’in 25 Nisan 1915 günü “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” komutu ile taarruz eden ve tamamına yakını şehit düşen 57. Alay’ımızın askerleri yatmaktadır.

Conkbayırı Mustafa Kemal Zafer Anıtı                                                           

Mustafa Kemal’in hücum emrini verdiği Conkbayırı’nda, elinde kırbacı ve boynunda dürbünüyle görkemli bir heykeli bulunmaktadır.

Anzak Törenleri Kutlama Alanı

Arıburun Yarları’nın tam alt bölümünde Anzak Tören Alanı bulunmaktadır. Bu alanda her yıl 25 Nisan günü sabahı “Şafak Törenleri” düzenlenmektedir.

Kireçtepe Jandarma Şehitliği

Kuzeye doğru yolumuza devam ettiğimizde ulaştığımız Kireçtepe’de, Gelibolu Jandarma Komutanı Kadri Bey ve jandarma erlerinin gerçek mezarları bulunmaktadır.

Bigalı Köyü ve Atatürk’ün Müze Evi

Kireçtepe’den geriye dönerek, Büyük Anafartalar Köyü Sembolik Şehitliği’ne uğrarız. Kocadere Şehitliği’nden Bigalı Köyü’ne ulaşırız. Mustafa Kemal’in 19.Tümen Komutanı olarak, yaklaşık, bir hafta kaldığı ev “Atatürk Müze Evi” olarak ziyarete açıktır.

Yenice

Kazdağlarının kuzey yamaçlarına kurulmuş, Çanakkale’nin en zengin bitki örtüsüne sahip ilçesidir. Yenice ve çevresi Agonya olarak bilinen biri büyük iki vadinin içinde yer alır. 1 beldesi 73 köyü vardır. İlçenin iklimi Akdeniz, Karadeniz ve kara ikliminin karışımı olan Marmara iklimi özelliklerini gösterir. Dikkat çeken özelliklerinden biri bitki örtüsüdür. %70’i ormanlarla kaplıdır. Yenice ormanlarında fotoğraf makinanızla dolaşırken eşi bulunmaz görüntüler yakalama şansına sahip olabilirsiniz. İlçe sınırlarında 2007 yılında yapılan bir araştırma sonunda Gümüşler Asartepe ve Sofular Asartepe olarak iki antik yerleşimin varlığı tespit edilmiştir. 14. yüzyıl başında Karesi Beyliği ve daha sonra da Osmanlı devleti topraklarına katılmıştır. Bölgeye Türkler’in yerleşmesiyle önce Yanoba ve Dalyanoba, daha sonra İnceköy ve Yeniceköy adı verilmiştir. İlerleyen zaman içinde Yenice adını almış, 1936 yılında Çanakkale’ye bağlanmıştır.

 

Issız Cuma Camii

Seyvan köyü sınırlarındaki Issız Cuma camii yörenin en erken tarihli camisidir. Adı gibi ıssız bir yerde konumlanmıştır. Çevresinde caminin dışında hiçbir mimari yapı yoktur.

Yenice Belediyesi Türk Evi Etnografya Müzesi 

Müze, 1997 yılında İlçe merkezinde, Kültür ve Gençlik Merkezi içerisinde açılmıştır. Etnografik özellikler taşıyan ve yörede kullanılmış olan tarım aletleri, yöresel kıyafetler, mutfak eşyaları, toprak ve bakır kaplar, yöreye ait el dokuması halı ve kilimler, çeyiz sandıkları ile etnografik takılar sergilenmektedir.
Müze Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü mesai saatleri içerisinde ziyarete açıktır.

KAZDAĞLARI

Yenice Ormanları

Çanakkale’nin Yenice ilçesi özellikle sahip olduğu ormanlar ile turizm açısından çok değerli kaynaklara sahiptir. Endemik Kazdağı Göknar’ı (Abies egui-trojani) ve nadir bulunan türler bakımından da dikkat çekicidir. Kazdağı Göknarı adını Troia Antik kentinden almakta ve bu türe sadece Kazdağları’nda rastlanmaktadır.

Yenice, trekking, termal turizm, doğa sporları, kuş gözlemciliği gibi alternatif ve ekoturizm olanakları bakımından bir cazibe merkezidir. Yenice’nin sahip olduğu 13 gölet muhteşem bir doğal görüntü sunmaktadır. Köylerinin tamamı, ziyaretçilerine yürüyüş yapmak, fotoğraf çekmek ve doğal yiyeceklere ulaşma olanağı sunmaktadır

TERMAL TURİZM

Hıdırlar Kaplıcası

Bölge 2006 yılında Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Termal Turizm Merkezi alanında bulunan Hıdırlar kaplıcası kükürtlü sıcak suları ve çamur banyosu ile şifa dağıtmaktadır.

Kum Ilıcasında ise, ikisi kaynak grubu şeklinde olmak üzere 8 adet kaynak bulunmaktadır.

Kalkım                                                                                                                               

Kalkım beldesi güneyinde Kazdağları, kuzeyinde Asar Dağıyla yoğun bir ormanlık alan üzerindedir. Beldenin kuzeyinde Agonya çayı bulunmaktadır. Ekoturizm, atçılık ve trekking yapmak için oldukça ideal bir bölgedir.

Aşağı Çavuş Köyü                                                                                                        

Köyün çınar altındaki kahvesi ve yanıbaşında uzanan deresi, yorgunluğa ve strese ilaç niteliğindedir. Şeytan Deresi ve şelalesi gibi dere ve şelaleler, Yenice ormanlarında karşılaşılabileceğiniz güzel sürprizlerdendir.  .

EL SANATLARI                                                                                                    

Sandık, imam suyu, muşamba ve allı halı türleri ile kilim, kırk melik kilim ve cürbeden yörede bir zamanlar dokunan kilim türlerindendir. Özellikle kına ve düğünlerde giyilen bindallılardaki bitkisel bezemeli diva işi göz almaktadır.

KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ

Geleneksel Kazdağı Doğa Yürüyüşü ve Şenlikleri          

Haziran ayında gerçekleştirilen etkinlik belirlenen parkurda yürüyüş, çeşitli sergiler ve konser gibi etkinlikleri kapsamaktadır.                                                                     

Hıdrellez                                                                                                                         

Yenice’nin Yörük köylerinde Hıdırellez kültürü gelişmiş olup her yıl kutlanmaktadır.

Geleneksel Issız Cuma Hayrı         

Her yıl eylül ayının ilk cuma günü  Geleneksel Issız Cuma Hayrı yapılmakta,çiftçiler ve üreticiler arasında yapılan yarışmalarda, en iyilere ödüller verilmektedir.

MUTFAK KÜLTÜRÜ

Yenice buğday ve süt ürünleri yemeklerinin ana kaynağıdır. Keşkek burada da özellikle düğünlerin ana yemeği olarak karşımıza çıkar. Yöre halkının yaptığı yemeklik ve kahvaltılık salçalar kadar keçi peyniri de oldukça lezzetlidir.

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar