Kategori: Sür Manşet

  • PARİS’TEKİ GURURUMUZ,  TOP MODEL OF UNIVERSE KURUCUSU ALİ DURGUT  ”YAPTIĞIM İŞLERLE TÜRKİYE’DE ŞAMPİYONLAR LİGİNDEYİM” DEDİ.

    PARİS’TEKİ GURURUMUZ,  TOP MODEL OF UNIVERSE KURUCUSU ALİ DURGUT  ”YAPTIĞIM İŞLERLE TÜRKİYE’DE ŞAMPİYONLAR LİGİNDEYİM” DEDİ.

    PARİS’TEKİ GURURUMUZ,  TOP MODEL OF UNIVERSE KURUCUSU ALİ DURGUT  ”YAPTIĞIM İŞLERLE TÜRKİYE’DE ŞAMPİYONLAR LİGİNDEYİM” DEDİ.

    Paris’te yaşayan gururumuz ve Top Model of Universe Kurucusu Ali Durgut, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Turkish Airlines, Atlas Global, Air France vb. gibi çeşitli havayollarında üst düzey yöneticisi olarak çalıştı. 1996 yılında Türkiye Kulübü başkanı olup ardından TRT‘nin Eurovision delegasyonlarında görev aldı. Bir dönemin ünlü sunucusu Bülend Özveren’in Eurovision’da asistanlığının yanısıra  Eurovision’da yarışan bir çok sanatçınında danışmanlığını yaptı. Şarkı ve şarkıcıların Avrupa promosyonlarında görev alıp, Türk Eurovision fan kulüplerinin kurucusu ve lideri oldu.

    Paris’te yaşadığı için Miss France ve Miss Universe üzerine  çalışmalar yaparken tanıştığı bir kaç  Türk model yarışmasının sahibine Sponsor ve Proje yönetmenliği yaptı. Bu yarışmalarda aradığı kaliteyi  bulamayınca kendi projelerini uygulayarak yapma kararı aldı. Top Model of Turkey yarışması ve Top Model Of Universe yarışmalarının isim haklarındaı satın alarak bu yarışmaların kurucusu oldu. Türk moda sektörü ve model camiasının dünyadaki sesi ve adı olmayı hedefledi. 2022 ve 2023‘de dünyanın bir çok ülkesinden modacı, model ve basın mensubunu İstanbul’a getirdi.

    Top Model Of Turkey finallerinde derece alan modelleri yurt dışındaki yarışmalara götürerek ilk başarısına imza attı. Türk kızı olan Defne Şentürk’ün 2022 dünya birinciliğini kazandırmasını sağladı. Moda sektöründe 4 dünya birinciliği ve iki dünya ikinciliği kazandırarak Türkiye’nin adını yurtdışına gururla taşıdı.

    Ali Durgut “ Amacım Türk gençlerini ve modacılarını dünya podyumlarına taşımak, yarışmalara ve showlara farklılıklar getirmek“, “Bu yarışmalarla dünyada Türk imajına artı değer katmak, gençlerin hayallerine giden yolda bir köprü olmak ve Türkiye adını  bütün dünyaya sevdirmek istiyorum”, ”Dünyada Türk dizileri çok seviliyorsa oyuncu modeller sayesinde oluyor, yarışmalarımızla sektöre güzel ve başarılı isimleri kazandıracağım“ diyor.

    07 Mayıs 2024’te Büyük Finalin gerçekleştirileceği  Top Model of Turkey yarışmasına yaklaşık 450 aday başvurdu. 2024 Dünya  Top Model Of Universe finali ise ekim ayında yapılması planlanıyor. Bu yarışma içinde 52 dünya ülkesi katılım için akredite olmuştur.

  • BOYD Başkanı Sabahattin Duman “Sezonu uzatmak için ortak bir akıl ile topyekûn çalışmalı”

    Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Dernek (BOYD) Başkanı Sabahattin Duman turizm sezonu ile ilgili yazılı basın açıklaması yayınladı.

    Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Sabahattin Duman Bodrum’da Turizm Sezonun 2-3 aya sıkışmasından kime sorsak şikâyetçi olduğunu fakat durumu terse çevirmek için bir kaç kişinin dışında hiçbir çaba görünmediğini belirtti. Bunun bir sürü nedeni olduğunu ifade eden Başkan Duman “Yerel ve global rekabet şartları, yeni kontrat pazarlama teknikleri, talep aldığımız bölgelerdeki savaş gerginlikler, pandemi ve sonrası ekonomik olumsuzluklar ile fiziki şartlar en başta gelen sebepler olarak göze çarpıyor.” dedi.

    Bizimle yakın özellikte çok sayıda ülke turizme ağırlık vermeye başladı…

    AB milliyetçiliğini de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Duman’ın açıklaması şu şekilde devam etti; “Bizimle yakın özellikte çok sayıda ülke turizme ağırlık vermeye başladı. Hırvatistan, Mısır, Tunus gibi ülkelere ciddi talep kaymaları yaşanıyor. AB milliyetçiliğini de göz ardı etmemeliyiz. Örnek olarak Türkiye ile Akdeniz çanağında bir ülkeye gitmek konusunda çoğunlukla AB ülkesi ülkeler birbirlerini tercih ediyor. Dış pazarlarda yakın bölgeler Didim ve Dalaman Havaalanından yolcu alan destinasyonlar ile içpazarda Çeşme ciddi manada Bodrum’u zorluyor.”

    Kale ve mavi deniz ile bu iş yürümüyor…

    Geçmişte başını Halikarnas diskonun çektiği ünlü mekânlarıyla bir yaşam merkezi Barlar Sokağı, sandalet, doğal sünger ve yerel hediyelik eşyaların satıldığı mekânlarla, ev pansiyonlarıyla, çivit mavisi pencereleriyle bir kasaba kimliğine sahip Bodrum’un yerinde artık yeller estiğini ifade eden Sabahattin Duman “sadece Kale ve mavi deniz ile bu iş yürümüyor. 2 katlı beyaz evlerin ağırlıkta olduğu yöresel mimariden gittikçe uzaklaşıyoruz. Hele ki tepelerin silueti kayboluyor. En tehlikeli gelişme bu, farklı bir yere dönüşmeden bu gidişe dur demeliyiz.”

    Kent Kimliği yaratmayı öğrenmeliyiz…

    Pandemi dönemi sonrası yazlıklar sürekli konuta dönüştüğünü, Bodrum nüfusunun katlandığını, Belediyelerin hizmeti yetiştiremez duruma geldiğini ve ne suyun ne temizlik hizmetinin hiçbir şeyin yetişmediğini belirten Duman “Dubai gibi örneklerin faydalı taraflarını alıp Kent Kimliği yaratmayı öğrenmeliyiz. Bodrum’u bir tatil Köyü gibi bütün halinde en baştan planlayıp yap-bozdan vazgeçmeliyiz.” dedi.

    Sezonu uzatmak için ortak bir akıl ile topyekûn çalışmalı…

    Sezonu uzatmak için ortak bir akıl ile topyekûn çalışmalısını gerektiğini ifade eden Başkan Duman açıklaması şu şekilde devam etti;  “Devlet, Belediyeler, Turizm sektörü, Sivil Toplum Kuruluşları, Kalkınma ve Planlama kuruluşları birlikte çalışmalıdır. Bu saydıklarımdan Devlet adına en başta Turizm Bakanlığı motoru çalıştıran güç olmalı. Turizmin geliştiği dönemlerde ticari olarak yatırımın cazip olmadığı bölgelerde Turizm Bakanlığı öncülük etti ve Turban otellerini açtı. Bu oteller hem talep çekti hem de kurulduğu bölgede turizmin gelişmesine öncülük etti. Zaman içinde özel sektör yatırımları ile devam etti.

    Toz topraktan otele gidemeyen turistin Marmaris’e götürüldüğünü gördük…

    Kış döneminde yatırımlarını artıran belediyeler ve müteahhitlik firmalarının bu dönemde gelen turistlerin seyahatini olumsuz etkileyecek görüntülerden kaçınmaları gerekmektedir. Geçmişte sezonun ortasında toz topraktan otele gidemeyen turistin Marmaris’e götürüldüğünü gördük.

    Sezonun kısa olması büyük yetişmiş iş gücü kaybına sebep olmaktadır. Sezon uzatma çalışmalarında bu kayıpların durdurulması yanında başka sektöre giden yetişmiş iş gücünün geri kazanımı da planlanmalıdır.”

    Talep yaratmak için sektör temsilcileri ve yerel idareciler kafa yormalıdır…

    Sektörün devletten bazı talepleri olduğu ifade eden Duman “Tesislerin kış sezonu açık tutulup tutulmaması ekonomik bir kararın neticesinde verilen kararla belirleniyor. Tesisin kapalı tutulması ile faal olması arasındaki kaz-zarar dengesine bakar yatırımcı. İşte işin püf noktası burada… Bilhassa Kasım başı ile Mart sonu arasındaki dönemde talep yaratarak ve biraz da devletten teşvik ve indirimler alarak orta vadede bir dengelenme yaratmalıyız. Talep yaratmak için ne tür aksiyonlar yapılacağına sektör temsilcileri ve yerel idareciler kafa yormalıdır. Festivaller, etkinlikler, yerel turlar, yarışmalar gibi süreçler değerlendirilebilir.” dedi.

    Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkanı Sabahattin Duman otelciler olarak 1 Kasım – 31 Mart arasında devletten beklentilerini şu şekilde sıraladı;

    -Konaklama vergisinin indirimi veya muafiyeti

    -Elektrik tarifelerinde indirim

    -Su tarifelerinde indirim

    -İlave personel istihdamına karşılık sigorta muafiyeti, Ücretlerde gelir vergisi indirimi

    -Otellerdeki eğitim faaliyetlerine İŞKUR ve Kalkınma Ajansları desteği

    -Havayolu şirketleri yakıt desteği

    -Havaalanı vergi ve ücretlerinde indirim

    -Bölge ve Etkinlik tanıtımlarına TGA ve Kalkınma Ajansları desteği benzeri seçeneklerin değerlendirilmesi

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan : Hepsini ikaz ediyorum…

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hepsini ikaz ediyorum…

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da “Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olan varsa, Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa, karşılaşacakları gerçek en hafif tabirle 15 Temmuz olacaktır” dedi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da vatandaşlara seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

    “31 Mart günü sandıkları patlatmaya hazırlanıyoruz. Bu şehir bize ‘Yeter, söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran şehit Adnan Menderes’in emanetidir. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede her cunta girişiminde her siyasi ve ekonomik krizde ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti.

    28 ŞUBAT’IN 27’NCİ YILDÖNÜMÜ

    28 Şubat postmodern darbesi demokrasi tarihimizin utanç verici sayfalarından birisidir. Menderes’i darağacına gönderen zihniyet, 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Bu darbe girişiminin elebaşlarından birinin, ülkemizin nüfusunun birkaç milyon azalmasından zarar gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma haklarının gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının sergilendiği, bazı medya organlarının darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı; demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına değerlerin çiğnendiği o kara günleri unutmadık.

    “ASIL BÜYÜK KAVGAYI BUNLARA KARŞI VERDİK”

    Kendi siyasi serencamımızda darbecilerle sık sık yüz yüze geldik. Partimizi kurup başbakanlık görevini üstlendikten sonra sürekli darbeci zihniyetin oyunlarıyla boğuştuk. Cumhuriyetimize, milli iradeye, demokrasiye kast eden tuzaklarla, karanlık cinayetlerle karşılaştık. Ardından uyduruk gazete kupürleriyle, internet haberleriyle partimizi kapatmaya kalktılar. Bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkardılar. Gezi olayları, FETÖ’nün emniyet/yargı darbe girişimi, PKK ile vatan topraklarını parçalamaya, 15 Temmuz’da milletimize silah çektiler. Teröristlerle vatan topraklarına kast ettiler. Hiçbirinde başarılı olamayınca işi ekonomimizi mahvetme tehditlerine kadar vardırdılar. Saldırıların gerisinde Türkiye’yi istedikleri gibi yönetmek isteyen emperyalist güçler olduğunu biliyoruz. Asıl büyük kavgayı bunlara karşı verdik.

    Lafarge Türkiye’ye geldi, teröristlere mağara yaptılar. Fransa terörün baş destekçisi oldu. Kuzey Suriye’deki Laferge’ın bütün barınaklarını gömdük.

    Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, üretimiyle, ihracatıyla, savunma sanayiyle güçlendikçe bize karşı kurulan tuzakların çapı da büyüdü. Covid-19 ve Rusya-Ukrayna savaşıyla kendi canlarının peşine düşmeseler daha neler yaparlardı, Allah bilir…

    “HEPSİNİ İKAZ EDİYORUM”

    En büyük başarımız ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasında tutmak olmuştur. Bugün de milletimizi yılgınlığa sürükleyerek, ülkemizi yeniden darbe iklimine sokmayla yanıp tutuşanlar olduğunu biliyoruz. Artık işleri daha zor, Türkiye eski Türkiye değil. Bambaşka bir Türkiye, devlet var.

    Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olan varsa, Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa, karşılaşacakları gerçek en hafif tabirle 15 Temmuz olacaktır.

    Bugün de çözmemiz gereken sıkıntılar var. Bunları milli irade hırsızlarının, demokrasi hazımsızlarının eline teslim ederek değil, daha çok mücadele vererek, daha çok alınteri dökerek çözeceğiz. Çalışarak, üreterek, alınteri dökerek, tehditlere direnerek büyütmeyi sizlere taahhüt ediyoruz.”

  • Önlem Almak Ödemekten Ucuzdur!…

    Sakarya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünden bildirildiğine göre;
    Önlem Almak Ödemekten Ucuzdur!…
    MESLEKİ EĞİTİMDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TEDBİRLERİ ARTIRILIYOR
    – İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu, Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği gündemli olarak
    toplandı. Kamu ve özel kuruluşlarda, çırak, kalfa, beceri ve staj eğitimi ile işletmelerde yapılan
    mesleki eğitimlerde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulması sağlanacak. Ayrıca, iş sağlığı ve
    güvenliği tedbirlerini uygulamayan işletmelerde, mesleki eğitim ve staj uygulaması yapılamayacak.
    – Toplantıda, Mesleki ve teknik eğitimde iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları, öğrenci ve öğretmeni
    korumanın yanında atölyenin veya işyerinin bağlı bulunduğu kuruluşların korunması anlamına da
    geldiğine dikkat çeken Vali KARADENİZ; “önlem almak ödemekten ucuzdur” hatırlatmasında
    bulundu.
    İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini
    değerlendirmek üzere Vali Yaşar KARADENİZ başkanlığında toplandı. Toplantıda, kurul üyelerine İl
    Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından "Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği" konulu sunum
    gerçekleştirilerek, öğrencilerin işyerlerindeki uygulama eğitimlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin
    tedbirler görüşüldü.
    İl Millî Eğitim Müdürlüklerinde görevli iş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından atölye ve
    laboratuvar öğretmenlerine alanlarına özel risk değerlendirme eğitimi verilmesi, işyerlerinde staja
    başlayan öğrencilere iş kazası ve meslek hastalığı ile iş sağlığı ve güvenliği konularında bilgilendirme
    yapılması gibi tedbirler değerlendirildi. Ayrıca, işletmelerde mesleki eğitim ve staj yapan öğrencilerin iş
    kazaları ve meslek hastalıklarından korunması, teşhis ve tedavileri için gerekli önlemlerin alınması
    kararlaştırıldı.


    Önlem Almak Ödemekten Ucuzdur
    Sakarya Valisi Yaşar KARADENİZ; “Mesleki ve teknik eğitimde iş sağlığı ve güvenliği toplum için
    önemli bir hale gelmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO araştırmalarına göre; iş kazalarının % 98
    oranında önlenebileceği ortaya çıkmıştır. Mesleki ve teknik eğitimde iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları,
    öğrenci ve öğretmeni korumanın yanında atölyenin veya işyerinin bağlı bulunduğu kuruluşların
    korunması anlamına da gelmektedir. Ayrıca unutmamamız gerekir ki; önlem almak ödemekten her zaman
    ucuzdur. Ayrıca, görünmez kaza dediğin, senin göremediğindir.” değerlendirmesinde bulundu.
    Ayrıca, Vali KARADENİZ, iş sağlığı ve güvenliği bilincinin yaygınlaştırılması, kurallara uyumun
    sağlanması ve sürekli bir eğitim sürecinin işletilmesinin hem bireylerin hem de toplumun genel refahı için
    elzem olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesinin ve iş sağlığı
    ve güvenliği standartlarının yüksek tutulmasının önemini belirtti.
    Sakarya’da Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği Ön Planda…
    Sakarya Milli Eğitim İl Müdür Vekili Coşkun BAKIRTAŞ, Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik
    Eğitim Genel Müdürlüğünün “Mesleki Eğitimde İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu Genelgesi hakkında
    kurulu bilgilendirdi. Ayrıca, söz konusu Genelge doğrultusunda iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine
    yüksek hassasiyet gösterilmesi amacıyla yapılması gereken çalışmalar ve alınması gereken tedbirler
    hakkında bilgi vermiştir.

            Bunun yanında İl Müdür Vekili BAKIRTAŞ; “Sakarya’da il bazında uygulanacak olan iş sağlığı ve
    güvenliği tedbirleri 63 Meslek Lisesinde, 4.724 işletmede, 1.979 öğretmen ve 22.344 öğrenci, çırak, kalfa
    ve uygulama eğitimindeki birçok kişiyi etkilemektedir. Alacağımız ilave tedbir ve eğitimlerle
    öğrencilerimizin ve işverenlerimizin iş kazası ve meslek hastalıkları ile iş sağlığı güvenliği tedbirlerine
    daha duyarlı hale getirilmesini planlıyoruz” açıklamasında bulundu.
    İş sağlığı ve güvenliği bir zorunluluktur
    İŞKUR İl Müdürü Tekin KAYA; “Bakanlığımızın taşradaki görevlerini üstlenmiş bir kurum olarak,
    mesleki ve teknik eğitimde iş sağlığı ve güvenliğinin denetlenmesi konusunda önemli bir rol üstleniyoruz.
    Bu kapsamda, Bakanlık iş müfettişleri ile işbirliği yaparak özel sektör firmalarını düzenli olarak
    denetliyoruz ve işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli çalışmaların yapılmasını sağlıyoruz.
    Dolayısıyla, işverenlerimizin, çalışanlarımızın ve toplumumuzun bilmesi gereken konu iş sağlığı
    güvenliği tedbirlerinin uygulanması bir zorunluluktur” ifadesinde bulundu.
    İş sağlığı ve güvenliği uygulanmayan iş yerlerinde uygulama eğitimleri yapılmayacak
    İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı mesleki ve
    teknik eğitimde ki iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınmayan iş yerlerinde beceri veya
    uygulama eğitimlerinin yapılmamasına karar verdi. ; denilmektedir.

  • TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Başkan Yüce’yi ziyaret etti

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Başkan Yüce’yi ziyaret etti

    TBMM Başkanı Kurtulmuş
    Başkan Yüce’yi ziyaret etti.Sakaryanın
    adını altın harflerle yazdık

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüceyi
    makamında ziyaret etti. Kurtulmuş, Sakaryaya kazandırılan büyük projelerin ilk
    günden itibaren tanığı olduğunu ifade ederek Yüceye hizmetlerinden dolayı teşekkür
    etti. Yüce ise, Alnımız ak, başımız dik şekilde hizmet etmenin gururuyla
    Sakaryamızın adını altın harflerle yazdık ve canla başla çalışmaya devam edeceğiz
    dedi.
    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüceyi
    makamında ziyaret etti. Büyükşehir Belediyesi makam kapısında mehter töreni ile
    karşılanan TBMM Başkanı Kurtulmuş daha sonra protokol heyetiyle birlikte makama
    geçti. Başkan Yüce AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK
    Milletvekilleri Çiğdem Atabek, Ertuğrul Kocacık, Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz ve AK
    Parti İl Başkanı Yunus Tever eşlik etti.
    Sakarya için canla başla çalışmaya devam
    Başkan Ekrem Yüce, ziyaret sırasında Sakaryada 5 yıllık gündüz-gece harcanan hizmet
    mesaisinin kazanımlarını anlattı. 240 projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Yüce
    tarımda, sanayide, sporda ve sosyal alanda Sakaryaya ilkleri yaşatan projelerden örnekler
    verdi. Bayrağı devrettikten sonra da Sakarya için canla, başla çalışmaya devam
    edeceklerini kaydeden Başkan Yüce,Alnımız ak, başımız dik şekilde hizmet etmenin
    gururunu yaşıyoruz. Biz bu şehrin adını altın harflerle yazdık ve yazmaya devam edeceğiz
    ifadelerini kullandı.
    Alnımız, başımız dik hizmet ettik
    Başkan Yüce şöyle dedi,5 senedir gece gündüz demeden çalışmalarımızı sürdürdük. 240
    projeyi hayata geçirdik. Her hafta resmen bir açılış ve temel atma yapmış olduk. Birçok
    büyük projeyi beraber açtık, bu büyük bir şeref bizim için. İnşallah bundan sonra hizmetler
    devam ederek artacak. Bizler Yusuf kardeşimize bayrağı teslim edeceğiz. Ama her zaman
    Sakarya için çalışmaya devam edeceğiz. Tarım, spor, sanayi, turizm gibi birçok alanda
    varız. Avrupa Spor Şehri ve Dünya Bisiklet Şehri unvanlarını aldık. Sakarya denildiğinde
    spor akla geliyor. Her zaman şehrimizin adını altın harflerle yazıyoruz ve yazacağız. 6 bin
    dekar alan üzerinde tarımsal üretim yapan tek belediye biziz. Dünyanın birçok ülkesine
    ürün gönderiyoruz. Alnımız ak, başımız dik şekilde Sakaryamıza hizmet etmenin gururunu
    yaşıyoruz
    Sakaryaya kazandırdığınız her şey için teşekkürler
    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Başkan Yüceye hizmet süresi boyunca kazandırdığı
    tüm projeler için teşekkür ederek, ;İlk günden itibaren tanık olarak söylüyorum Sakarya’ya
    büyük hizmetler yapıldı. Bunlardan bir tanesine ben de katıldım. Bitki üretimleri ve
    seracılık. O zaman daha başlangıç aşamasındaydı ama şu an yapılan işlerin farkındayız.
    Ben Sakarya’ya kazandırdığınız her şey için sizlere teşekkür ediyorum. Sakarya Marmara

    bölgesinin Anadolu’ya açılan kapısı. Birçok alanda
    Türkiyenin nadide şehirlerinden birisi dedi.

    Başkan Yüce, ziyaret sonunda Başkan Kurtulmuşa spor şehri vurgusu yaparak bisiklet
    hediye etti.

  • TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE’DEN KARBON NÖTR OLMA YÖNÜNDE YATIRIM

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE’DEN KARBON NÖTR OLMA YÖNÜNDE YATIRIM

    TOYOTA BOSHOKU TÜRKİYE’DEN
    KARBON NÖTR OLMA YÖNÜNDE YATIRIM

    Otomotiv koltuk ve iç döşeme parçaları alanında Sakarya’nın en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan Toyota Boshoku Türkiye, 12 milyon Euroluk yatırımla hayata geçirdiği güneş enerjisi tesisi olan Solar Farm projesi ile bu yıl üretimde karbon nötr olmayı hedefliyor. Yıllık toplam enerji tüketimi 14 GWh olan Toyota Boshoku Türkiye ve TB Sewtech Turkey tesislerinin enerji ihtiyacının tamamı bu proje kapsamında sayaç mahsuplaşması yöntemi ile karşılanacak.

    Sektörünün en büyük otomotiv koltuk ve iç döşeme parçaları üreticilerinden olan Toyota Boshoku Türkiye (TBT), sürdürülebilirlik kapsamındaki Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ESG) temelli yatırımları kapsamında önemli bir adım attı. TBT, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınması konusunda güneş enerjisi tesisi olan Solar Farm projesine 12 milyon Euro’luk yatırım yaptı. TBT, Mersin ilinin Erdemli ilçesinde 120 dönümlük bir alana yaptığı bu yatırımla Toyota Boshoku Corporation’ın küresel operasyonu içerisinde enerjisini fabrika dışındaki bir tesisten tamamen karşılayabilen ilk şirket olacak.

    Toyota Boshoku Türkiye Başkanı Hakan Konak “Öncelikli odak noktamız, karbon nötr hale gelmekti. Paris Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik taahhüt ve stratejiler doğrultusunda ortaya çıkan projede tesis kurulum çalışmaları tamamlandı” dedi.
    Başkan Konak, “Yatırımını gerçekleştirdiğimiz Solar Farm projesinde, yıllık toplam enerji tüketimi 14 GWh olan Toyota Boshoku Türkiye ve TB Sewtech Turkey tesislerimizin enerji ihtiyacının tamamında sayaç mahsuplaşması yöntemini kullanacağız. Böylelikle projenin aktif olmasıyla birlikte tesislerimiz güneş enerjisi kullanarak üretimde karbon nötr olacak” dedi.
    Bu yatırım haricinde sürekli iyileştirmelerle günlük işlerde enerji tüketiminin azaltılması, mühendislik yaklaşımları ve dijitalleşme araçlarıyla süreçlerin enerji verimli hale getirilmesi yönünde çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Hakan Konak diğer çalışmalardan şöyle bahsetti; “Personel servisleri, ürün ve alt parça nakliye ve atık bertarafı gibi önemli emisyon noktalarını hesaplıyor, bu alandaki azaltımlar için de çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Müşteri ile ürün sevkiyatında kullanılan kamyonlarımızı elektrikli araçlara çevirdik. ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi ve Yeşil Satınalma Politikası çerçevesinde tesislerine giren her ürün ve ekipmanda enerji verimli olanları tercih ediyoruz. Makine ve ekipman parkını da enerji verimli hale getirmek üzere çalışmalarımız devam ediyor”.

  • Serdivan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Arslan seçim sürecinde esnaf ve STK’lar ile buluşmaya devam ediyor

    Serdivan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Arslan seçim sürecinde esnaf ve STK’lar ile buluşmaya devam ediyor

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Arslan seçim sürecinde esnaf ve STK’lar ile buluşmaya devam ediyor. Esnafı ziyaret ederek sorunlarını dinleyen Başkan Adayı Arslan, çalışanlarla da sohbet ederek esnafa hayırlı işler diledi.

    Başsağlığı diledi

    Arslan ilk olarak Türk Metal Sendikası Sakarya Şube Başkanı Olcay Meriç’i ziyaret ederek, yakalandığı hastalık sonucunda hayatını kaybeden TÜRK-İŞ Genel Sekreteri ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak için baş sağlığı dileklerini iletti. Arslan daha sonra: “Deprem öncesi ve sonrası kentleşme, şehir planlaması ve sendikal hak mücadelesinin önemi, çalışma hayatının iyileştirilmesi olmak üzere birçok sendikal konuda görüş alışverişinde bulunduk. Şube Başkanımız Sn. Olcay Meriç ve yönetimine misafirperverlikleri için teşekkür ederim” dedi.

    Esnafı ziyaret etti

    Yerel seçim süreci kapsamında esnaf ile iç içe olan Arslan, Serdivan Bağlar Caddesi esnafını ziyaret ederek hayırlı işler diledi. Arslan: “Hemşehrilerimizle Serdivan’ın geleceği için heyecan dolu projelerimizi paylaştık. Esnaf ziyaretleri ile şehrimizin nabzını tutarak daha güçlü adımlar atacağız. Birlikte daha yaşanabilir bir Serdivan için çalışmaya devam edeceğiz. Serdivan bizim sevdamız. Bu şehrin insanları gönlümüze muhabbet katıyor. İşleri de muhabbetleri gibi bereketli olsun inşallah” diye konuştu.

    Sorunlar ve çözüm önerileri

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan Belediye Başkan Adayı Aydoğan Arslan ve Meclis üyesi adayları TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesine ziyarette bulunarak Olağan Genel Kurulda başkanlığa yeniden seçilen Semih Uçar ve Yönetim Kurulu üyelerine hayırlı olsun dileklerini iletti. Arslan: “Ziyaretimizde Serdivan özelinde olmak üzere Serdivan’ın ve mühendislerimizin sorunlarını ve de çözüm önerileri ile ilgili, bilgi alışverişinde bulunduk.

    Bize gösterdikleri ilgi ve misafirperverliklerinden dolayı Oda Başkanımız Sn. Semih Uçar ve Yönetim Kurulu üyelerine çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    Teşekkür etti

    Arslan son olarak Sakarya Boşnaklar Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret ederek Dernek Başkanı Furkan Berk ve yönetimine proje ve çalışmalarından bahsetti. Arslan: ”Dernek Başkanımız Sn. Furkan Berk ve yönetimine samimi destekleri için yürekten teşekkür ediyorum” diye belirtti.

     

  • Zafer Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cihan Kolip için gönüllüler ordusu harekete geçti

    Zafer Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cihan Kolip için gönüllüler ordusu harekete geçti

    Yerel seçimlere bir ay kala adaylar kendilerini belli etmeye başlarken, vatandaş bu yerel seçimlerde geçmiş seçimlerin aksine halka hizmet eden sevilen saygı ve güven duyulan adaylara oy vereceği görüşü öne çıktı

    Zafer Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cihan Kolip  Bugün sanayi esnafı ve çok değerli Şenol ve Ramazan kardeşlerimizle bir araya geldik. Yapacağımız kentsel dönüşüm projemizi anlattık. Destekleri ve samimi duyguları için çok teşekkür ediyorum

    Sakarya’yı değiştirmeye ve güzelleştirmeye geliyor desteğinizi bekliyorum.

     

  • “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm? semineri düzenlendi

    “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm? semineri düzenlendi

    “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm?

    “DEPREM YÖNETMELİĞİ – KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİ”
    İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi ve Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı tarafından  “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm?
    6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri ve Deprem Yönetmeliği”semineri düzenlendi

    “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm?
    6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri ve Deprem Yönetmeliği”seminerine İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Ali Akgün,  Zafer Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Uzman Doktor Cihan KOLİP ,CHP  Adapazarı ilçe Başkanı Haluk AKBAY  ve çok sayıda Mühendis  veöğrenci katıldı.

    Açılış Konuşması yapan İMO Sakarya Şube Başkanı Semih UÇAR”  Depremler doğal afetlerin başında gelmektedir. Etkileri açısından doğal afetlerin
    yüzde sıralaması % 61 deprem, % 15 toprak kayması, % 14 sel, % 5 kaya düşmesi, % 4  yangın ve % 1 çığ şeklindedir.
    Bilim, mühendislik ve akla aykırı uygulamalar ile rant politikaları nedeniyle, ülkemiz bir “deprem ve afet ülkesi” de olmuştur. GSMH’nin her yıl ortalama % 3’ü ile % 7’si afet zararlarını karşılamaya harcanmaktadır. Gerçekte hepsi birer doğa olayı olan deprem, heyelan, çığ/kaya düşmesi, su baskını v.b. olaylar bilinçsizce verilmiş yer seçimi kararları, mühendislik verilerinden yoksun imar planları, düşük standartlarda ve mühendislik hizmeti görmemiş yapı üretimi, kısaca ranta dayalı hızlı,düşük nitelikli, tasarımsız, plansız kentleşme ve sosyo-ekonomik politikalar sonucu
    insani, sosyal ve ekonomik yıkımlara dönüşmektedir. Türkiye’nin deprem sorunu bu bağlamda ve bir bütünsellik içinde ele alınmalıdır.
    Türkiye aktif bir deprem kuşağı üstünde bulunmaktadır.  Ülke topraklarının, sanayisinin ve barajlarının büyük bir kısmı deprem kuşağı içinde yer almaktadır.
    Ülkemizin 81 ilinin 55’inin Birinci Derecede Deprem Bölgesinde bulunması, ancak depremlerle birinci dereceden bağı bulunan Yapı Denetim Yasası’nın önce yalnızca 19 ili kapsamına alması, diğer illerde ise ancak 1 Ocak 2011’den itibaren geçerli olması, Türkiye’deki deprem önlemlerinin yetersizliğine ilişkin ciddi bir ipucu sunmaktadır.
    Deprem Şurası, Ulusal Deprem Konseyi gibi girişimlerin devre dışı bırakıldığı bir coğrafyada deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası önlemler bütünlüğüne dikkat çekmek sanıldığının ötesinde önem taşımaktadır.
    Deprem, jeoloji ve jeofizikten, şehir plancılığı, inşaat, mimarlık, elektrik, makina mühendisliği disiplinlerine dek çok bilimli bir mühendislik, mimarlık alanıdır. Ancak ülkemizde gerek depremler gerekse birçok toplumsal olay ve durum açısından
    mühendisliğe gereken pozitif önem verilmediği ve hatta geriletilmeye çalışıldığı için zincirleme birçok sorun oluşmakta ve gereken katkılar alınamamaktadır.
    Ülkemizde 99 depreminden sonra bir arpa boyu yol alınmadığı bugün 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Van’da ve Erciş’te ve yöre köylerinde binaların yıkılmasıyla acı bir şekilde görülmüştür.
    Bu durum: Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama disiplinlerinin teknik, bilimsel ve yasal ilkelerinin dışlanmasının doğal bir sonucudur.
    Mühendisliğin sanayi, tarım, kent ve toplum yaşamına yönelik, bilimsel teknik temellerdeki kamusal, toplumsal hizmet niteliğini reddeden anlayışta
    ısrar edilmesinin bir sonucudur.
    Deprem ülkesi gerçeği görmezden gelinerek “yapı denetimi” “risk-afetsakınım planlaması”nın içi boş popülist yaklaşımlarla siyasi malzemeye
    dönüştürülmesinin sonucudur.
    Van Gölü kıyısında afet bölgesi ilan edilen alanda, kamu kurumlarının yer seçmesinde ve tarım arazilerinin, gevşek zemin özellikli ovaların çok katlı yapılaşmaya açılmasında sakınca görmeyen anlayışın bir sonucudur.”

    Prof. Dr. Kemalettin YILMAZ ( SAÜ İnşaat Müh.Bölümü) “Türkiye Deprem Gerçeği – Depremde Yapılar Neden Göçer ? – Neden Kentsel Dönüşüm?

    Türkiye’de meydana gelen depremlerde binaların yıkılmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bunlar arasında binaların eski ve standartlarına uygun olmaması, güçlendirme yapılmamış olması, doğal afetlere karşı yeterli tedbirlerin alınmamış olması gibi faktörler yer alır.

    Eski binalar depreme çok fazla mukavemet gösteremiyor. Özellikle kolonların eskimesi ve oldukça yıpranması depremden çok etkilenmesine neden oluyor. Depremde bina genellikle kolonlardan itibaren yıkılmaya başlar. Kolonlar fay hattının oluşturduğu zemin hareketine karşı direnç gösteremez ve çatlamaya başlar

    Betonarme inşaat, birdöküm (monolitik) olduğundan, çelik, ahşap ve ön üretimli betonarmede olduğu gibi bağlantı sorunu yoktur. Deprem dayanımı açısından betonarmeyi diğer malzemelerden üstün kılan en önemli özellik de budur.

    Deprem sonrasında betonarme yapı elemanlarında görülen yapısal hasarlar nelerdir?

    Eğilme, kesme, burulma gibi etkilerin biri veya birkaçı aynı anda kolonda hasara neden olabilir. Bunlara ilaveten narin kolonlarda burkulmadan da söz edilebilir. Yön değiştiren eğilme momentleri ya da kesme kuvvetleri nedeniyle oluşan hasarlar en sık rastlanan türdür.Uygun olmayan beton sorunu mühendisler tarafından yapılan hatalardan biridir. Çimento ve karışım oranları iyi hesaplanmadığı zaman çok büyük sıkıntılar teşkil eder çünkü binanın ne kadar ömür süreceğini beton belirler. Karışımlar binaya dayanıklılığını kazandırır. Onaylanmadan önce betonun, harmanlama, test etme ve sertleştirme gibi birçok deney ve testten geçmesi gereklidir”

    Betonda rötrenin zararları ve azaltma çareleri, üretim tesisinde ve şantiyede beton kontrolünü gerçekleştirme ve betonda kalite denetimini istatistiksel olarak değerlendirebilme, kalite sürecini izleyebilme. Sahada yapılan çalışmaları yerinde inceleme. Tahribatlı ve tahribatsız beton deneylerinin ne olduğunu öğrenme. Zararlı ortamın ne olduğu, beton ve betonarmede meydana getireceği hasar türleri, hasara neden olan etkenler ve bunların tespitini yapabilme.
    Doç. Dr. Aydın DEMİR ( SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü )  6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri ve Deprem Yönetmeliği”06 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız ve asrın felaketi olarak adlandırılan depremler sonrasında oluşan can ve mal kayıpları mevcut yapı stoğumuzun, özellikle belirli bir tarihten önce inşa edilmiş olanların, depreme karşı yetersiz kaldığını göstermiştir. Ekibimizin yerinde yaptığı saha
    çalışmalarındaki gözlemleri, 1992 yılından itibaren ülkemizde meydana gelen yıkıcı depremler
    sonrasında tespit edilen yapı hasar tipleri ve oluşum mekanizmaların neredeyse aynı olduğunu ortaya
    koymuştur.
    Betonarme binalarda meydana gelen hasarların başlıca nedenleri olarak (i) yetersiz beton kalitesi, (ii)
    nervürsüz (düz) donatı kullanılması, (iii) uygun olmayan zeminlerde inşaatların yapılması, (iv)
    taşıyıcı sistemin asmolen döşeme olarak projelendirilmesi, (v) ağır konsol çıkmalar ve (vi) binaların alt katlarındaki kat yüksekliği fazla mağazalar/dükkanlar belirlenmiştir.
    Yığma binalarda oluşan hasarların başlıca nedenleri olarak (i) bağlayıcı ve yığma birimlerin yetersiz
    malzeme özellikleri, (ii) hatıl ve lento eksikliğinden kaynaklı zayıf taşıyıcı duvarlar ve (iii) uygun
    olmayan bağlantı detayları belirlenmiştir.
    Betonarme ve yığma yapılarda kötü işçilik ve uygulama detaylarının eksikliği hasarların gelişimi ve
    ilerlemesine neden olmuştur.
    Deprem sonrasında büyük bir kısmı hasar gören, geçmişi günümüze bağlayan tarihi eserlerimizde
    uygun şekilde restorasyon çalışmalarının gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Özellikle ilgili
    kurullarda, hazırlanan projelerin uygunluğunun değerlendirilmesinde inşaat mühendislerinin yer
    almaması ve kontrol mekanizmasının yeteri kadar işletilememesi hasarın en büyük nedenleri olarak
    ortaya çıkmıştır.
    Ülkemizin herhangi bir bölgesinde, herhangi bir zamanda, can ve mal kaybına neden olabilecek
    büyüklükte depremlerin meydana gelmesi muhtemel ve kaçınılmazdır. Bu nedenle, depreme
    dayanıklı yapı tasarımı kapsamında hem yeni inşa edilecek binaların uygun projelendirilmesi hem de
    mevcut binalarımızın depreme hazır hale getirilmesi acilen gereklidir. Bu amaçla; mühendis
    kadromuzun eğitimlerine sürekli olarak devam etmesi, halkımızın bilinçlendirilmesi ve yapı sağlığı
    izleme sistemleri, sismik izolatörler, lifli polimer kompozit kumaşlar, 3D yazıcılar, hafif çelik, ahşap
    gibi “Yeni Yapım Teknolojilerinin Ülkemizde yaygın kullanılmasının desteklenmesi oldukça
    önemlidir.”

    Prof. Dr. Kemalettin YILMAZ (Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü)
    İstanbul devlet Mim.ve Mühendislik Akademesi(Yıldız) 1977 yılında başarı ile
    tamamlayarak İnşaat Mühendisi ünvanını aldı. 1980 – 1982 yıllarında İstanbul Teknik
    Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yapı Anabilim Dalı’nda tamamlayarak İnşaat Yüksek
    Mühendisi ünvanını aldı. 1982-1989 yıllarında yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi Fen
    Bilimleri Enstitüsü Yapı Malzemeleri Anabilim dalında doktorasını tamamlandı. 1989
    yılında Sakarya Üniversitesinde Yapı Anabilim Dalında Yardımcı Doçent, 1996 yılında
    Sakarya Üniversitesinde Yapı Anabilim Dalında Doçent ve 2003 yılında Sakarya
    Üniversitesinde Yapı Malzemeleri Anabilim Dalında Profesör ünvanını aldı.

    Doç.Dr.Aydın DEMİR (Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü)
    Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü 2003 yılında başarı ile
    tamamlayarak İnşaat Mühendisi unvanını aldı. Aynı yıl, bir yıl İngilizce hazırlık okuyarak başladığı
    Yüksek Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Anabilim
    Dalı’nda 2006 yılında başarı ile tamamlayarak İnşaat Yüksek Mühendisi unvanını almaya hak
    kazandı. 2005-2012 yılları arasında özel sektör şirketleri ve kamu kurumlarında İnşaat Yüksek
    Mühendisi olarak projelendirme ve saha uygulama çalışmalarında görev yaptı. 2012 yılında
    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Öğretim Üyesi Yetiştirme Programını kazanarak Sakarya
    Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak görev yapmaya başladı. Aynı yıl başladığı doktora
    eğitimini Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı’nda 2018
    yılında başarı ile tamamlayarak Bilim Doktoru unvanını aldı. 2016 yılında Kuzey Makedonya, Üsküp
    Ss. Cyril and Methodius Üniversitesi, Deprem Mühendisliği ve Mühendislik Sismolojisi
    Enstitüsü’nde (IZIIS) Ziyaretçi Doktora Öğrencisi olarak bulundu. 2019-2023 yılları arasında Sakarya
    Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yaptı. Daha sonra,
    2022-2023 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri, The Ohio State Üniversitesi’nde Ziyaretçi
    Araştırmacı olarak görev yaptı. Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı’ndan 2023 yılında İnşaat
    Mühendisliği bilim alanında Doçent unvanı almaya hak kazandı. Halen Sakarya Üniversitesi
    Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.
    Yapısal deprem mühendisliği, performansa dayalı tasarım ve değerlendirme, yapı mekaniği,
    nümerik modelleme ve yapıların ilerlemeli çökme (progressive collapse) analizi konularında pek
    çok uluslararası bilimsel yayını ve dış kaynaklı projeleri bulunmaktadır.

  • Memleket Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ali Sarı “Atamız bu ülkeyi gençlere emanet etti”

    Memleket Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ali Sarı “Atamız bu ülkeyi gençlere emanet etti”

    Memleket Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ali Sarı  Bugün Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir vatandaşın Atatürk heykeline balta ile saldırmasına ilişkin görüntüleri şaşkınlıkla izledim.

    Yaşanan olaya ilişkin 5816 sayılı kanuna göre Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığını göreve davet ediyorum.

    Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin kurucu ve ölümsüz lideridir. Memleket partisi olarak Atatürk devrimlerini ve ilkelerini her zaman yol haritası edindik ve buna zarar vermeye çalışan kim varsa karşısında bizi bulacaktır!

    Şahıs,1999 yılında gerçekleşen depremin Atatürk yüzünden olduğunu ileri sürerek saldırma eylemini  gerçekleştirmiştir.
    17 Ağustos depreminin gerçekleştiği dönemde, bu depreme farklı ideolojiye sahip insanların yaşam tarzlarının sebep olduğna dair hayal ürünü söylemler yayılmıştır. Bu gerçeklikle alakası olmayan söylemlerin etkisi bugün dahi hissedilmekte ve toplumda infial yaratacak olanlara sebep olmaktadır.
    Memleket partisi olarak hoşgörülü bir yaşam vaad ediyoruz. İnsanların yaşam tarzlarıyla yargılanmadığı, herkesin birbirine saygı duyduğu ve kutuplaşmaların son bulduğu bir ülkede yaşamak istiyoruz! Bunun için tüm gücümüzle savaşacağız!

    Atamız bu ülkeyi gençlere emanet etti ve bende Atatürkün kurduğu CUMHURİYET sayesinde genç yaşta belediye başkan adayı olabilmiş bir vatan evladı olarak açıklamamı Atamın şu sözleriyle sonlandırmak istiyorum;
    “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, O’nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz.”