Kategori: Sür Manşet
-
İMO-İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI SAKARYA ŞUBESİ’NİN ‘GELENEKSEL İFTAR YEMEĞİ’ BÜYÜK BİR KATILIM İLE GERÇEKLEŞTİ.
İMO-İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI SAKARYA ŞUBESİ’NİN
-

Yeniden Refah Partisi Hendek İlçe Başkanı Hüdaverdi Bahadır’dan 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
Yeniden Refah Partisi Hendek İlçe Başkanı Hüdaverdi Bahadır’dan 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
Yeniden Refah Partisi Hendek İlçe Başkanı Hüdaverdi Bahadır, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda sağlık çalışanlarının insan hayatını koruma noktasında üstlendikleri önemli göreve dikkat çekti.
Bahadır, sağlık çalışanlarının toplumun sağlıklı bir geleceğe ulaşması için büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade etti.
“Hekimler İnsan Hayatına Adanmış Bir Mesleği İcra Ediyor”
Hüdaverdi Bahadır açıklamasında hekimliğin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda insan hayatını yaşatmaya adanmış kutsal bir görev olduğunu belirterek, “Doktorlarımız, hemşirelerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız insan hayatını korumak ve yaşatmak için gece gündüz demeden büyük bir fedakârlıkla çalışmaktadır. Onların emeği ve gayreti toplumumuz için büyük bir değerdir.” dedi.
Sağlık Hizmetleri Toplumun Geleceği İçin Büyük Önem Taşıyor
Hüdaverdi Bahadır, güçlü bir sağlık sisteminin ancak sağlık çalışanlarının emeği ve gayretiyle mümkün olabileceğini belirterek, sağlık çalışanlarının daha iyi şartlarda görev yapabilmesinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
“14 Mart Tıp Bayramı’nı Kutluyorum”
Yeniden Refah Partisi Hendek İlçe Başkanı Hüdaverdi Bahadır mesajının sonunda, insan hayatını korumak için büyük bir özveriyle görev yapan tüm doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak görevlerinde başarılar diledi.
-
CHP Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
CHP Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
“Sağlık Emekçileri Toplumun Umududur”
Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda sağlık çalışanlarının toplumun en kritik görevlerinden birini üstlendiğini ifade etti. Yedekçi, sağlık emekçilerinin insan yaşamını korumak adına büyük bir sorumluluk ve özveriyle çalıştığını vurguladı.
“Her Koşulda İnsan Hayatını Öncelediler”
Sağlık çalışanlarının zor dönemlerde dahi görevlerini aksatmadan sürdürdüğünü belirten Nalan Yedekçi, “Sağlık çalışanlarımız, en zorlu şartlarda bile insan hayatını korumayı önceleyen bir anlayışla görev yapmaktadır. Hastanelerde, acil servislerde, aile sağlığı merkezlerinde ve sahada görev yapan tüm sağlık emekçileri toplumun sağlığı için büyük bir emek ortaya koymaktadır” dedi.
“Emeklerinin Karşılığını Almalılar”
Yedekçi, sağlık çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına ve hak ettikleri değere kavuşmasının önemine dikkat çekerek, sağlık sisteminin güçlü olmasının ancak sağlık emekçilerinin desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
“14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun”
Nalan Yedekçi mesajının sonunda, “İnsan sağlığı için büyük bir fedakârlıkla çalışan tüm doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Görevleri başında hayatını kaybeden sağlık emekçilerimizi rahmetle anıyor, tüm sağlık camiasına saygı ve şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
-
Zafer Partisi Sakarya İl Başkanı Erkan Tiryaki’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
Zafer Partisi Sakarya İl Başkanı Erkan Tiryaki’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
“Sağlık Emekçileri Toplumun Umududur”
Zafer Partisi Sakarya İl Başkanı Erkan Tiryaki, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda sağlık çalışanlarının toplumun en kritik görevlerinden birini üstlendiğini ifade etti. Yedekçi, sağlık emekçilerinin insan yaşamını korumak adına büyük bir sorumluluk ve özveriyle çalıştığını vurguladı.
“Her Koşulda İnsan Hayatını Öncelediler”
Sağlık çalışanlarının zor dönemlerde dahi görevlerini aksatmadan sürdürdüğünü belirten Erkan Tiryaki, “Sağlık çalışanlarımız, en zorlu şartlarda bile insan hayatını korumayı önceleyen bir anlayışla görev yapmaktadır. Hastanelerde, acil servislerde, aile sağlığı merkezlerinde ve sahada görev yapan tüm sağlık emekçileri toplumun sağlığı için büyük bir emek ortaya koymaktadır” dedi.
“Emeklerinin Karşılığını Almalılar”
Tiryaki, sağlık çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına ve hak ettikleri değere kavuşmasının önemine dikkat çekerek, sağlık sisteminin güçlü olmasının ancak sağlık emekçilerinin desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
“14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun”
Erkan Tiryaki mesajının sonunda, “İnsan sağlığı için büyük bir fedakârlıkla çalışan tüm doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Görevleri başında hayatını kaybeden sağlık emekçilerimizi rahmetle anıyor, tüm sağlık camiasına saygı ve şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
-

Kentsel Dönüşüm Uzmanı Hasan KARGÜN ’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
Samsunlular Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Derneği Başkanı Samsun- Sakarya İLKADIM Eğitim Kültür ve Tarih Derneği Başkanı ve SADEF Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı SAKARYA-KOCAELİ Bölge Başkanı Emlak eğitmeni – Aile danışmanı -Sosyolog-Kentsel Dönüşüm Uzmanı Hasan KARGÜN ’den 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı
“Sağlık Emekçileri Toplumun Umududur”
Hasan KARGÜN, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda sağlık çalışanlarının toplumun en kritik görevlerinden birini üstlendiğini ifade etti.
Hasan KARGÜN, sağlık emekçilerinin insan yaşamını korumak adına büyük bir sorumluluk ve özveriyle çalıştığını vurguladı.
“Her Koşulda İnsan Hayatını Öncelediler”
Sağlık çalışanlarının zor dönemlerde dahi görevlerini aksatmadan sürdürdüğünü belirten Hasan KARGÜN, “Sağlık çalışanlarımız, en zorlu şartlarda bile insan hayatını korumayı önceleyen bir anlayışla görev yapmaktadır. Hastanelerde, acil servislerde, aile sağlığı merkezlerinde ve sahada görev yapan tüm sağlık emekçileri toplumun sağlığı için büyük bir emek ortaya koymaktadır” dedi.
“Emeklerinin Karşılığını Almalılar”
Hasan KARGÜN, sağlık çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına ve hak ettikleri değere kavuşmasının önemine dikkat çekerek, sağlık sisteminin güçlü olmasının ancak sağlık emekçilerinin desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
“14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun”
Samsunlular Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Derneği Başkanı Samsun- Sakarya İLKADIM Eğitim Kültür ve Tarih Derneği Başkanı ve SADEF Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı SAKARYA-KOCAELİ Bölge Başkanı Emlak eğitmeni – Aile danışmanı -Sosyolog-Kentsel Dönüşüm Uzmanı Hasan KARGÜN mesajının sonunda, “İnsan sağlığı için büyük bir fedakârlıkla çalışan tüm doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Görevleri başında hayatını kaybeden sağlık emekçilerimizi rahmetle anıyor, tüm sağlık camiasına saygı ve şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
-

İLBER ORTAYLI HAYATINI KAYBETTi
İLBER ORTAYLI HAYATINI KAYBETTi
Duayen tarihçi ve Hürriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan acı haber geldi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Hastanede açıklama yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “Milletimizin başı sağ olsun.
Tarih anlamında ve Türk milleti açısından Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik” dedi.
Ortaylı, 16 Mart Pazartesi günü Fatih Camii’ndeki ikindi namazından sonra Fatih Camii haziresine defnedilecek.

İlber Ortaylı (21 Mayıs 1947, Bregenz – 13 Mart 2026, İstanbul Türk tarihçi, akademisyen ve yazardır. Türk Tarih Kurumu şeref üyesiydi. Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesiydi
Hayatı
Ailesi
Kafkasyalı Karaçay asıllı annesi Kırım’ın önde gelen asilzade ailelerinden Karaşay ve Çarlar’ın prenslik verdiği ve Kırım mirzalarından olan Şirinski ailesinden ve Stalingrad’da Rus Dili ve Edebiyatı okumuş olan Şefika Ortaylı (1918-2020), babası ise Kırım doğumlu, Türkçeye Kırım tarihi ve Tatarlar üzerine eserler ve makaleler çevirmiş bir uçak mühendisi olan Kemal Ortaylı’dır. Annesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünde yıllarca hocalık yapmıştır. Ortaylı, Türkçe, Almanca ve Rusçanın konuşulduğu ev ortamında büyümüştür. Enver, Emeldar ve Nuriye adlarında üç kardeşi vardır.
21 Mayıs 1947 tarihinde Müttefik işgali altındaki Avusturya’nın Bregenz şehrinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesinde tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu.
Akademik kariyeri
İlber Ortaylı, Yunanistan’ın Preveze şehrinde düzenlenen İkinci Uluslararası Tarih ve Kültür Sempozyumu’nda; Eylül 2009.
1970 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Burada Şerif Mardin, Halil İnalcık, Mümtaz Soysal, Seha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray’ın öğrencisi oldu. Ayrıca sınıf arkadaşları arasında Zafer Toprak, Mehmet Ali Kılıçbay ve Ümit Arslan da vardı.
Viyana Üniversitesi’nde Slav ve Doğu Avrupa dilleri hakkında öğrenim gördü Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesinde Halil İnalcık ile yaptı. “Tanzimat sonrası mahallî idareler” başlıklı tezi ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 1974 yılında doktor, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla 1979’da aynı Fakültede doçent oldu.
1982 yılında üniversitelere uygulanan siyasi yaptırımlara tepki olarak görevinden istifa etti. Bu dönemde Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus’ta ders, seminer ve konferanslar verdi.
1989’da Türkiye’ye dönerek profesör oldu ve 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin idare tarihi anabilim dalının başkanlığını yaptı.
2002 yılında Galatasaray Üniversitesine, iki yıl sonra ise Bilkent Üniversitesine konuk öğretim üyesi olarak geçti. Şu anda Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türk Hukuk Tarihi derslerini vermektedir. Galatasaray Üniversitesi senatosu üyesidir. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Hukuk Tarihi Anabilim Dalı üyesiydi.
2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü oldu. Yedi yıl bu görevde kalan Ortaylı, 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu ve görevi Ayasofya Müzesi Müdürü Haluk Dursun’a devretti.
Ortaylı, eski Türk Tarih Kurumu Başkan Yardımcısı Ahmet Belada ile, 2016.
Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesidir 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bakanlık danışmanı oldu
Tarih Vakfı ve Afet İnan ailesinin iş birliğiyle iki yılda bir verilen Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü’nün 2004 yılındaki sahipleri İlber Ortaylı’nın da içinde bulunduğu jüri tarafından belirlenmiştir. 2009 yılında İzmir Kitap Fuarı’na katılmıştır. Millî Saraylar Daire Başkanlığının Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlediği “Vefatının 150’nci yılında I. Abdülmecit ve dönemi” başlıklı uluslararası sempozyumun açılış ve kapanış oturumlarına katılmıştır.
Ortaylı, ileri seviyede Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve iyi seviyede Latince bilmektedir. Katıldığı bir televizyon programında bilgisayar kullanmadığını, başkalarının yanlış bilgilerle biyografisini yazdığını ve bundan büyük rahatsızlık duyduğunu dile getiren Ortaylı, orta seviyede Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça bildiği iddialarını yalanlamıştır
Özel hayatı ve ölümü
1981 yılında Mersin senatörü Dr. Talip Özdolay’ın kızı Ayşe Özdolay ile evlendi ve bu evlilikten Tuna adında bir kızı oldu. On sekiz yıllık birliktelikten sonra 1999 yılında boşandı. İlber Ortaylı’nın ayrıca çocukluğundan beri büyük bir tutku ve özenle biriktirdiği minyatür otomobillerden oluşan büyük bir koleksiyonu vardır. 5 Aralık 2025 tarihinde bacağındaki iltihaplanma nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ortaylı, kısa süre içinde taburcu edileceğini açıkladı. 11 Mart 2026’da gazeteci Fatih Altaylı, Ortaylı’nın ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirterek Ortaylı için dua edilmesini istedi. Aynı gün Ortaylı’nın ailesi, Ortaylı’nın beş gündür yoğun bakımda tedavi gördüğünü ve sağlık durumunun stabil olduğunu açıkladı.13 Mart 2026’da 78 yaşında öldü
-
AŞIRI HIZDAN KAÇINILMALI, UYKUSUZKEN YOLA ÇIKILMAMALI
PALANDÖKEN, “ARA TATİL VE BAYRAM TRAFİĞİNE DİKKAT”
-“GEÇTİĞİMİZ RAMAZAN BAYRAMINDA TRAFİKTE 79 CAN KAYBI YAŞANDI”
-“AŞIRI HIZDAN KAÇINILMALI, UYKUSUZKEN YOLA ÇIKILMAMALI”
-“YOLA ÇIKMADAN ARAÇLARIN PERİYODİK BAKIMI TAMAMLANMALI”
ANKARA- Okulların ara tatili ile Ramazan Bayramı’nın birleştiğini ve geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı tatilinde 79 vatandaşın trafik kazası sebebiyle hayatını kaybettiğini hatırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bu yıl Ramazan bayramıyla ara tatil birleştiriliyor. Geçen yılki gibi herhalde yine 9-10 gün olacak. Dolayısıyla insanlar memleketlerini ziyaret edecekler. Hem arabaların bakımını, periyodik bakımını, aynı şekilde yine kendi sağlıklarını, uzun yolculuklarla, aileyle birlikte çıkacakları için yine trafik ışıklarını, yine bu arada kendilerinin sakin bir şekilde uykularını aldığı hatta ara bölümlerde dinlenmek suretiyle riske girmemeleri lazım. Biliyorsunuz bu tatillerde, bayramlarda, her yıl insanlar bayramı tam böyle şevkiyle kutlamak istiyor ama biliyorsunuz ki trafik kazalarından onlarca insanımız hem maddi zarar, hem ölümlü kazalar, hem de yaralanmalar çok oluyor. Bunun için yine çok dikkat etmek lazım” dedi.
-“ORUÇ TUTAN SÜRÜCÜLER DİNLENMEDEN YOLA ÇIKMAMALI”
Okulların ara tatili ve Ramazan Bayramı tatilinin birleşmesi ile yola çıkacaklara uyarılarda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Yaklaşık 15 milyona yakın öğrencimiz var ülkemizde. Bunların hepsi tatil. Kendi memleketlerine gidecekler var. Aynı şekilde köylerine, aynı şekilde annelerinin, babalarının olduğu bölgelere gidecekler. Dolayısıyla trafikte bir hareketlik olacak. Bu hareketlerde de tabii en önemlisi bu kör noktalara dikkat etmek. Kullandıkları araçların istiap haddini aşacak, görüşü engelleyecek şekilde doluluk oranlarını tespit etmeleri lazım. Her ne kadar insanlar tabii bir bayramda esnaf olarak dükkanlarına almış oldukları mallar, çikolata, şekerleme veya giysilerde, seyahatlerde, uzun tatillerde, büyük şehirlerde de bir boşalma söz konusu oluyor. Ama önemli olan geçen yıl 79’a yakın yurttaşımız hayatını kaybetti. Onlarca, binlerce insan yaralandı. Tabii maddi hasarı bir tarafa koyun ama insanların o bayram sevinci kaza neticesinde yapamamış oldular. Bunun için hem araçta hem kendilerinin trafiğe çıkarken yorgun olmamaları lazım. Biliyorsunuz bir taraftan da Ramazan ayımız. İnsanlar biraz daha huşu içerisindeler. Dolayısıyla yorgunlukları var. Gitme sevinçleri var. Kavuşma heyecanları var. Bunları üst üste koyduğunuz zaman esnaf açısından da tabii yollardaki, bu dükkanlardaki alışveriş kadar seyri sefer yaptıkları güzergahlar da harcıyorlar” diye konuştu.

-“GÜZERGAH ÜZERİNDEKİ DİNLENME MOLALARINA DİKKAT EDİLMELİ”
Dinlenme molalarına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, “Dolayısıyla inşallah kazasız belasız hem ara tatil, hem bu ara tatille birlikte birleştirilen Ramazan bayramının birlikte mutlu bir şekilde yuvarlarına dönmeyi Allah nasip eder diyoruz. Ama aman çok dikkat edin. Bu tabii çok önemli. Bu trafik meselesi her yıl can alıyor. Onun için hem dikkatinizi hem aracınızın bakımını hem de söylediğim gibi tabii güzergahlardaki o dinlenme molalarınızı dikkat edin diyoruz. Hayırlı şimdiden bayramlar diliyoruz. İnşallah ki kazasız belasız bir seyahat olur düşüncesiyle. Herkese iyi bayramlar diliyoruz” ifadelerini kullandı.
-

Şanlıurfa’da Bir Haftada 946 Kaçak Elektrik Bağlantısı Tespit Edildi
Dicle Elektrik Denetimlerini Aralıksız Sürdürüyor
Şanlıurfa’da Bir Haftada 946 Kaçak Elektrik Bağlantısı Tespit Edildi
Dicle Elektrik, Şanlıurfa’nın Eyyübiye, Akçakale, Siverek, Haliliye ve Viranşehir ilçelerinde kaçak elektrik kullanımına karşı yapay zeka destekli analizler ve dron kontrolleriyle kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. Bir haftalık çalışmada toplam 946 kaçak elektrik bağlantısı tespit edilirken şirket adil tüketim çağrısında bulundu.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, abonelerine güvenli ve kayıpsız enerji sağlamak için kaçak elektrikle mücadele etmeye devam ediyor. Teknolojik imkânların etkin şekilde kullanıldığı denetimlerde, özellikle enerji kaybının arttığı bölgelerde yapay zeka destekli analizler ve dron kontrolleri devreye alındı. Bu kapsamda Şanlıurfa genelinde yürütülen çalışmalarda bir haftada toplam 946 kaçak elektrik kullanımı tespit edildi.
Sadece bir günde 232 kaçak kullanım tespit edildi
Artan enerji kayıpları üzerine geniş kapsamlı denetim başlatan Dicle Elektrik ekipleri, merkez Eyyübiye ilçesinin kırsal mahallelerinde yoğun saha çalışması gerçekleştirdi. Yukarı İkizce, Aşağı İkizce, Altıntepe, Aşağı Yazıcı, Yukarı Yazıcı, Yoğurtlu, Bardacık ve Esentepe mahallelerinde jandarmanın aldığı güvenlik tedbirleri eşliğinde yapılan kontrollerde, gün içerisinde alçak ve orta gerilim hatlarından kaçak elektrik kullanan 206 adres belirlendi. Aboneli kaçak kullanıcılarla birlikte bu sayı 232’ye ulaştı. Denetimler sırasında müdahale edildiği tespit edilen 2 sayaç yenisiyle değiştirilirken, kaçak kullanım tespit edilen kişiler hakkında mevzuatın gerektirdiği işlemler uygulandı. Abonesiz olarak elektrik kullandığı belirlenen vatandaşlardan ise yasal abonelik işlemlerini tamamlamaları istendi.
Tüm elektrik şebekesinin dengesi bozuluyor
Kaçak denetimleri Eyyübiye ile sınırlı kalmayarak il genelinde de devam etti. Bir haftalık süreçte Akçakale, Siverek, Haliliye ve Viranşehir ilçelerinde gerçekleştirilen kontrollerde toplam 714 kaçak kullanım tespit edildi. Bu vakaların 490’ının abonesiz, 224’ünün ise aboneli kullanıcılar tarafından gerçekleştirildiği belirlendi.
Dicle Elektrik yetkilileri, özellikle kış aylarında ısınma amaçlı kaçak elektrik kullanımında artış yaşandığına dikkat çekerek, bu durumun sadece enerji kaybına yol açmadığını, aynı zamanda can ve mal güvenliğini de tehdit ettiğini vurguladı. Yetkililer, kaçak kullanımın tüm elektrik şebekesinin dengesini bozarak arızalara ve kesintilere neden olduğunu, bu durumdan en fazla düzenli ödeme yapan ve enerjiyi yasal yollarla kullanan abonelerin etkilendiğini belirtti. Şebeke sağlığını korumak, arz sürekliliğini sağlamak ve abonelerin enerji hakkını güvence altına almak amacıyla teknolojik denetimlerin ve altyapı iyileştirme çalışmalarının aralıksız süreceği ifade edildi.
-

Belgrad Galerija ‘73’te Aslıhan Çiftgül Rüzgârı: “Bakış Kalır Geriye…”
Belgrad Galerija ‘73’te Aslıhan Çiftgül Rüzgârı: “Bakış Kalır Geriye…”
Türk çağdaş sanatının öne çıkan isimlerinden Aslıhan Çiftgül, 2026’ya güçlü bir giriş yaparak solo sergisi “Bakış Kalır Geriye…” ile Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da sanatseverlerle buluştu. Sergi, BPS Şirketi himayesinde, BPS yöneticisi Milan Panič küratörlüğünde Belgrad’ın prestijli sanat mekânlarından Galerija‘73’te açıldı.
Ocak 2026’da kapılarını açan sergi, 23 yağlı boya eserden oluşuyor. Serginin açılışını, evsahipliğini üstlenen BPS Şirketi kurucusu Blagoje Ž. Popović yaptı. Etkinlik, Sırbistan’ın önde gelen gitar maestrolarından Prof. Dr. Uroš Dojčinović’un ‘Türk Marşı’ ile başlayan repertuarıyla konuklara sunduğu etkileyici performansla devam etti. Açılışa, ünlü şair Radomir Andrić başta olmak üzere, çok sayıda kültür ve sanat insanı katıldı; sergi, sanat ve kültür dünyasının dikkat çeken bir buluşmasına dönüştü.
“Bakış Kalır Geriye…”, izleyiciyi insan yüzlerinin ardında saklı kalan sessiz hikâyeleri keşfetmeye davet eden güçlü bir deneyim sunuyor. Sergi, bir bakışın kalıcılığını, bir yüzün ardındaki yaşanmışlıklarla damıtılmış hikâyeleri ve askıda kalmış bir anın bir ömrün yükünü nasıl taşıyabileceğini sorguluyor.
Çiftgül, figüratif ve sembolik anlatımıyla eserlerinde yalnızca görsel bir deneyim yaratmakla kalmıyor; izleyiciyi derin bir duygusal ve düşünsel yolculuğa çıkarıyor. Kültürel, toplumsal ve spiritüel temaları bir araya getiren sanatçı, geleneksel mirası modern bir bakış açısıyla yorumlayarak çağdaş resimde özgün bir anlatım dili oluşturuyor. Her bir eser, hem geçmiş ile günümüz arasında köprü kurarken hem de izleyicinin içsel dünyasında yankı uyandıran güçlü bir estetik yaratıyor.
Aslıhan Çiftgül, insan figürünü yalnızca estetik bir unsur olarak değil, duygu, düşünce ve kavramların güçlü bir temsilcisi olarak kullanıyor. Doğu kültürü ve Osmanlı estetiğine ait izleri çağdaş bir yorumla yeniden şekillendiren Çiftgül, ışık-gölge kullanımı, zengin renk paleti ve detaylı figür işçiliğiyle eserlerine dramatik bir derinlik kazandırıyor; izleyiciyi hem görsel hem de duygusal ve düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.
Paris Grand Palais’in kadrolu sanatçısı olarak Art Shopping ve Art Capital fuarlarında eserlerini sergileyen Çiftgül, disiplinlerarası sanatın birleştirici gücüne inanıyor ve kültürler arası diyaloğu eserlerine yansıtıyor. Ressam Çiftgül, 27 yılı aşkın süredir resim sanatına, özellikle yağlı boya portrelere adanmış bir ressamdır. Eserleri Fransa, ABD, Japonya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Lüksemburg, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Gürcistan, Bulgaristan ve Sırbistan’da sanatseverlerle buluşmuş; Tokyo’da gerçekleştirdiği bir önceki kişisel sergisinin ardından, Türkiye Büyükelçiliği tarafından Tokyo Metropolitan Müzesi’nde eserlerini sergilemek üzere yeniden davet edilmiştir.
Ayrıca edebiyata ilham kaynağı olan sanatçı, Shoshana Vegh ile ortak yayımlanan şiir kitabının lansmanını Batum’da gerçekleştirmiştir. Uluslararası arenada birçok ödülün sahibi olan Çiftgül, AIAM – Amitiés Internationales André Malraux’un ilk ve tek Türk kadın üyesi olarak çağdaş Türk sanatının güçlü temsilcilerinden biridir.
Belgrad’daki “Bakış Kalır Geriye…”, Aslıhan Çiftgül’ün figüratif anlatımı, sembolik düşünceyi ve kültürel mirası bir araya getiren özgün sanat yaklaşımının güçlü bir örneğini sunuyor. Sergi, izleyicilere insan yüzlerinin ardındaki hikâyeleri keşfetme fırsatı sunarken, sanatçının uluslararası sanat yolculuğunda da önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.
-
SAĞLIK SİSTEMİNDE BİRİKEN SORUNLAR 14 MART ÖNCESİ YENİDEN GÜNDEMDE
SAĞLIK SİSTEMİNDE BİRİKEN SORUNLAR 14 MART ÖNCESİ YENİDEN GÜNDEMDE
14 Mart Tıp Bayramı yaklaşırken sağlık sistemindeki kronik sorunlar bir kez daha gündeme geldi. Artan hasta yoğunluğu, randevu baskısı, uzun nöbetler, sağlıkta şiddet ve ekonomik kayıplar sağlık çalışanlarının mesleki motivasyonunu ciddi şekilde etkiliyor. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının hem çalışma koşullarının hem de özlük haklarının yıllardır çözüm beklediğini belirten Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, “Bugün 14 Mart’ı özüne uygun kutlama yapabilmemiz için sağlık sisteminin geleceğini konuşmamız gereken bir noktadayız” dedi.
14 Mart Tıp Bayramı yaklaşırken sağlık sisteminde biriken sorunlar yeniden gündeme geldi. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları ağır iş yükü, uzun nöbetler, emekliliğe yansımayan ücret sistemi, randevu baskısı, artan hasta yoğunluğu ve sağlıkta şiddet riski altında görev yapmaya devam ediyor. Türkiye’de hekim ve hemşire sayısının OECD ortalamasının altında olması ve sağlık harcamalarının milli gelir içindeki payının düşük kalması, sistem üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. 2025 OECD verilerine göre Türkiye’de 1.000 kişiye düşen hekim sayısı 2,4, hemşire sayısı ise 2,9 seviyesinde bulunurken, kişi başına yıllık hekime başvuru sayısı 11,4’e ulaşıyor.Diğer sağlık meslek branşlarında da durum farklı değil.
14 Mart’ın tarihsel anlamına dikkat çeken SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, Tıp Bayramı’nın yalnızca bir kutlama günü değil, sağlık çalışanlarının emeğinin ve yaşadığı sorunların görünür kılınması gereken önemli bir tarih olduğunu belirtti. 14 Mart’ın kökeni, 1827’de Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin kuruluşuna dayanıyor; gün aynı zamanda 1919’da tıbbiyelilerin işgale karşı duruşuyla mesleki hafızada ayrı bir simgesel anlam taşıyor.
Sağlık sistemi ayakta kalıyorsa, bu fedakârlıkla çalışanların omuzlarında yükseliyor
Sağlık çalışanlarının yıllardır ertelenen temel taleplerinin artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Akarken, “14 Mart Tıp Bayramı’na yine alkışla değil, çözüm bekleyen sorunlarla giriyoruz. Sağlık kurumlarında çalışan bütün meslek grupları nın sorunları çığ gibi artıyor. Hekimler yalnızca hastayı iyileştirmeye değil, sistemin açıklarını kapatmaya da zorlanıyor. Bugün birçok sağlık çalışanı için meslek sevgisinin önüne geçim kaygısı geçmiş durumdadır. Uzmanlık alanları artık ideal koşullarda bilimsel ilgiyle değil; daha az yıpratacak, daha yaşanabilir koşullar sunacak alanlar düşünülerek tercih ediliyor. Bu tablo, sadece çalışanların değil, ülkenin sağlık geleceği açısından da alarm vericidir.” dedi.
Randevu sorunu azalsa da yük bitmedi
Sağlık Bakanlığı, 2025 sonunda yaptığı açıklamada MHRS’de bekleyen hasta sayısının 4 milyondan 400 binin altına düştüğünü, yani bekleyen hasta oranında yüzde 90 azalma sağlandığını duyurdu. Aynı açıklamada günlük ortalama 1,7 milyon randevu üretildiği belirtildi. Bakanlık ayrıca aile sağlığı merkezlerine 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon başvuru yapıldığını, 65 milyon başvurunun da hastaneler yerine aile hekimleri tarafından karşılandığını açıkladı.
Türkiye’de bir hekime düşen hasta sayısının birçok gelişmiş ülkenin çok üzerinde olduğuna dikkat çeken Akarken, polikliniklerde hekime ayrılan sürelerin giderek kısaldığını belirterek, ‘‘Bugün bir hekim çoğu zaman hastasına ayırmak istediği zamanı ayıramıyor. Gün içinde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kalan sağlık çalışanları hem fiziksel hem psikolojik olarak ciddi bir baskı altında. Sağlık çalışanı tükenirse sistem de sürdürülebilir olmaz.”değerlendirmesinde bulundu.
Yoğun nöbet sistemi sağlık çalışanlarını zorluyor
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının özellikle nöbet sistemi nedeniyle ağır bir çalışma temposuna maruz kaldığını ifade eden Akarken, birçok sağlık çalışanının gece nöbetlerinin ardından yeterli dinlenme fırsatı bulamadan yeniden çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Ödenen nöbet ücretleri ise verilen hizmete eğitime karşı maalesef ücretlenmiyor.
Akarken, “Nöbet sistemi yalnızca bir çalışma düzeni değil, aynı zamanda bir sağlık ve güvenlik meselesidir. Uykusuz ve yorgun çalışan bir sağlık emekçisinin hem kendi sağlığı hem de hizmet verdiği hastalar açısından risk oluşmaktadır. Bu nedenle nöbet düzeni yeniden ele alınmalı ve emeğin karşılığı mutlaka verilmelidir” dedi.
Sağlıkta şiddet sorunu devam ediyor
Sağlıkta şiddet konusu da 14 Mart öncesi en kritik başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı geçmiş yıllarda beyaz kod oranlarında düşüş olduğunu açıklasa da, 2025 ve 2026’da sağlıkta şiddetin önlenmesine ilişkin soru önergeleri, saha raporları ve sendika/meslek örgütü açıklamaları gündemde kalmayı sürdürdü. 2025’te yayımlanan bir araştırmada sağlık çalışanlarının yüzde 69’unun meslek hayatında şiddete uğradığını belirttiği, en yaygın şiddet biçimlerinin bağırma, tehdit ve aşağılama olduğu aktarıldı.
Sağlık kurumlarında güvenli çalışma ortamının sağlanması gerektiğini söyleyen Akarken, “Sağlıkta şiddet münferit bir olay değil, yapısal bir sorundur. Sağlık çalışanını hedef haline getiren dil değişmeden, caydırıcı ve etkin yaptırımlar eksiksiz uygulanmadan, iş yükü azaltılmadan bu sorun çözülemez. Sağlık çalışanları hastalarına şifa dağıtırken kendi güvenliklerinden endişe etmemelidir. Şiddetin önlenmesi için caydırıcı ve etkili düzenlemelerin kararlılıkla uygulanması şarttır.”açıklamasında bulundu.
Genç hekimler yurt dışına yöneliyor
Son yıllarda özellikle genç hekimlerin yurt dışında çalışma eğiliminin arttığına dikkat çeken Akarken, bu durumun sağlık sisteminin geleceği açısından önemli bir risk oluşturduğunu ifade ederek, “Yıllarca zorlu bir eğitim sürecinden geçen genç hekimlerimiz mesleklerini Türkiye’de sürdürmek yerine yurt dışında çalışma planları yapıyor. Bunun temel nedenleri arasında çalışma koşulları, gelir düzeyi ve gelecek kaygısı bulunuyor. Diş Hekimlerinin atanma ve DUS kadrolarının yetersiz olması özel diş kliniklerinde yeterli ücret alamamaları yurtdışına gitmeyi artırıyor.Bu tabloyu değiştirecek kalıcı reformlara ihtiyaç var.”dedi.
Tek kalem maaş ve adil ücret sistemi şart
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik koşullarının da giderek zorlaştığını ifade eden Özlem Akarken, maaş sisteminin sade ve adil bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Akarken, “Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları olarak emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Emekliliğe yansıyan tek kalem maaş sistemi, adil nöbet ücretleri, ek gösterge düzenlemesi ve vergi adaletinin sağlanması artık ertelenmemelidir.”dedi.
14 Mart’ta beklentimiz kutlama değil, somut adım
14 Mart Tıp Bayramı yalnızca bir kutlama günü değil, sağlık çalışanlarının sesinin duyulması gereken bir gün olduğunu belirten Özlem Akarken, “14 Mart, emeğin değer gördüğü, şiddetin son bulduğu, nöbetin emeğin eğitimin karşılığının verildiği, emeklilikte yoksullaştırmayan bir maaş düzeninin kurulduğu, liyakatin ve adaletin hissedildiği bir sağlık düzeni için dönüm noktası olmalıdır. Biz Sahim-SEN olarak başta hekimler olmak üzere tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının insanca çalışma koşullarına, adil ücret sistemine ve güçlü özlük haklarına kavuşması için çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Sağlık herkes için temel bir haktır! Bu hakkı yaşatanların hakkı da gecikmeden teslim edilmelidir.”İfadelerini kullandı.




















































