Kategori: Sür Manşet

  • SAKARYA ’DA YENİ EKMEK TARİFESİ BAŞLADI: FİYAT AYNI, GRAMAJ DÜŞTÜ

    SAKARYA ’DA YENİ EKMEK TARİFESİ BAŞLADI: FİYAT AYNI, GRAMAJ DÜŞTÜ

    Sakarya genelinde yürürlüğe giren yeni ekmek tarifesi, 1 Nisan 2026 itibarıyla Karasu’da da uygulanmaya başlandı. Yeni düzenlemeyle birlikte ekmek fiyatlarında değişikliğe gidilmezken, gramajlarda düşüş yapılması dikkat çekti.

    Fiyat sabit kaldı, ekmek küçüldü

    Sakarya Fırıncılar Odası ile Ticaret Bakanlığı arasında yapılan görüşmeler sonucunda belirlenen yeni tarifeye göre, daha önce 270 gramı 20 TL olan ekmek, artık 230 gram olarak yine 20 TL’den satılacak. Bu değişiklikle birlikte vatandaş aynı ücreti öderken, ekmekte 40 gramlık bir azalma yaşanmış oldu.

    Sakarya ’daki fırınlar da tarifeyi hızlı bir şekilde uygulamaya alırken, vatandaşlar 1 Nisan’dan itibaren yeni gramajla ekmek almaya başladı.

    Büyük ekmeklerde de değişiklik var

    Düzenleme yalnızca küçük ekmeklerle sınırlı kalmadı. Daha yüksek gramajlı ürünlerde de hem küçülme hem de fiyat artışı görüldü:

    540 gram ekmek: 40 TL → 460 gram / 40 TL
    1050 gram ekmek: 75 TL → 950 gram / 80 TL
    1150 gram ekmek: → 100 TL’den satışa sunuldu

    Bu tabloya göre bazı ürünlerde hem gramaj düşerken hem de fiyat artışı yaşanması, vatandaşın tepkisini beraberinde getirdi.

    Vatandaş tepkili: “Gizli zam yapıldı”

    Sakarya ’da birçok vatandaş, fiyatın sabit tutulup gramajın düşürülmesini “gizli zam” olarak değerlendirdi. Özellikle dar gelirli aileler, ekmek gibi temel bir gıda ürününde yaşanan bu değişimin bütçelerini doğrudan etkilediğini ifade ediyor.

    Fırıncı esnafı maliyetlere dikkat çekiyor

    Öte yandan fırıncılar ise artan maliyetlerin altını çiziyor. Un, enerji ve işçilik giderlerindeki yükseliş nedeniyle fiyat artışı yerine gramaj düşürme yoluna gidildiğini belirten sektör temsilcileri, bu düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu savunuyor.

    Son 5 yılda ekmekte büyük değişim

    Sakarya’da son yıllarda ekmek fiyatları ve gramajındaki değişim dikkat çekici boyutlara ulaştı. İşte yıllara göre değişim:

    2021 Aralık: 250 gr – 3 TL
    2022 Şubat: 200 gr – 3 TL
    2022 Haziran: 200 gr – 4 TL
    2022 Kasım: 200 gr – 5 TL
    2023 Haziran: 250 gr – 7,5 TL
    2023 Ağustos: 210 gr – 7,5 TL
    2023 Ekim: 280 gr – 10 TL
    2024 Ocak: 250 gr – 10 TL
    2024 Mayıs: 200 gr – 10 TL
    2024 Ekim: 300 gr – 15 TL
    2025 Ocak: 240 gr – 15 TL
    2025 Ağustos: 270 gr – 20 TL
    2026 Nisan: 230 gr – 20 TL
    Gözler yeni düzenlemelerde

    Ekmek tarifesindeki bu değişiklik sonrası gözler önümüzdeki süreçte yapılabilecek yeni düzenlemelere çevrildi. Vatandaşlar fiyat ve gramaj dengesinin korunmasını talep ederken, fırıncı esnafı ise maliyetlerin düşürülmesine yönelik adımlar bekliyor

  • E-ticaretin dinamikleri ve stratejileri SATSO ve n11 İş Birliğindeki Toplantıda İşlendi

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) ile n11 iş birliğinde “E-Ticaret Çözümleri” toplantısı gerçekleştirildi.

    SATSO hizmet binasında yoğun katılımla gerçekleştirilen toplantıda n11 temsilcileri tarafından platform tanıtımı, ticari iş birliği modelleri, yeni dijital pazarlama yatırımları gibi birçok konuda bilgiler paylaşıldı, merak edilenler cevaplandırıldı.

    Toplantıda katılımcıları sunumlar eşliğinde bilgilendiren n11 İş Ortakları Eğitim Koordinatörü Şevket Başer, “E-Ticaret her geçen gün büyüyen ve devasa boyutlar ulaşan bir Pazar yeri. Böylesi bir pazarda işini büyütmek isteyen ve ürünlerini daha fazla insana ulaştırmak isteyen işletmeciler, bu pazardan kolay bir şekilde faydalanabiliyor.

    Türkiye’de sosyal medya kullanan yaklaşık 60 milyon kişi var. Biz n11 olarak hem küçük esnaf ve KOBİ’leri hem de güçlü markaları bünyesinde barındıran geniş bir platform olarak sizlere akıllı çözümler sağlıyoruz. Dijital satış kanallarında başarıya ulaşmak için uygulayabileceğiniz stratejiler için eğitimler veriyoruz. Ürünlerinizin milyonlarca aktif müşteriye ve geniş bir pazara ulaşmasını sağlıyoruz. Dünya e-ticaret hacminin boyutları her geçen gün artıyor. Biz de n11 olarak yurt dışına ürün ihraç etme konusunda da işletmecilerimizin yanında olacağız.” ifadelerini kullandı.

    Gerçekleştirilen e-ticaret çözümleri toplantısında n11 Marmara Satış Müdürü Denizer Özeren ve Marmara Satış Yöneticisi Fatih Sözer, katılımcıların sorularını yanıtlayarak kullanıcılara çözüm önerileri sundu.

  • SATSO’dan AKSA Doğalgaz Sakarya’ya Ziyaret

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Meclis Başkanı Erdem Ercan ile 7. ve 34. Meslek Komitesi temsilcileri, AKSA Doğalgaz Sakarya’yı ziyaret etti.

    2026 başında Adapazarı Gaz Dağıtım A.Ş’nin (AGDAŞ) el değiştirerek AKSA Doğalgaz Sakarya ismiyle şehirde faaliyet göstermesi gelişmesinin ardından şirkete ziyarette bulunan SATSO heyeti, yeni dönemin hayırlı olmasını dileyerek yatırım için firmayı tebrik etti.

    SATSO Heyetinde Yönetim Kurulu Başkanı Altuğ ve Meclis Başkanı Ercan’ın yanı sıra 7. Meslek Komitesi Başkanı Erdem Yaşar, Başkan Yardımcısı Barış Dalkan, Komite Mensubu Meclis Üyesi Adem Bilgen, Komite Üyesi Ensar Memişoğlu ile 34. Meslek Komitesi Başkanı Ahmet Haldızoğlu ve Komite Mensubu Meclis Üyesi Coşar Tok yer aldı.

    Şirket Müdürü Resul Korkmaz’ın ev sahipliği yaptığı görüşmede firmanın izleyeceği yol, şehre yönelik yatırım planlaması hakkında fikir alışverişinde bulunularak SATSO Üyesi firmaların talep ve önerileri iletildi. 2003 yılından bu yana şehrin gaz tedarikini yürüten AGDAŞ’ın ardından geçiş sürecine yönelik değerlendirmede bulunuldu.

    Görüşmede konuşan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, AKSA’nın da bir SATSO üyesi olduğuna vurgu yaparak şehrin doğalgazda güçlü altyapı, kabiliyetli tesisat firmaları ve doğalgazda güvenli yapılar oluşturmanın  önemine dikkat çekerek şunları dile getirdi: “1993 yılında kurulan, 2003 yılında özelleştirilen ve 30 yıldan uzun süredir şehrimizden doğalgaz dağıtımını üstlenen AGDAŞ’ı bünyesine katan AKSA firmamıza hayırlı olsun. Yeni sürecin en büyük kazananı Sakarya ve burada yaşayan vatandaşlar olacaktır.

    Ülkemizin birçok ilinde faaliyet gösteren, deneyimli bir firmanın şehrimize de yatırım yapmış olmasını olumlu karşılıyoruz. Firmanın paydaş sektörlerindeki üyelerimiz de geçiş sürecinin en verimli tamamlanması için firmaya katkı vermeye gayret ediyor. Özellikle firmanın en yakın çalışacağı sektör elbette ısıtma, soğutma ve mekanik tesisat sektörümüz olan 7. meslek grubu üyelerimiz. 7. Meslek Komitemiz geçiş sürecinin sancılı olmaması adına için çok kıymetli çalışmalarla firmaya katkı sunmaya çalıştı.

    Komitemiz, üyeleriyle istişare edip 30’dan fazla talep ve öneri barındıran bir raporu da firmaya sundu. Diliyoruz ki bu raporda yer alan maddeler firmanın geçiş sürecinde sahadaki paydaşlarının ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde dikkate alınacaktır.

     Firmamızın çalışanlarına yönelik ciddi eğitim çalışmaları yürüttüğünü öğrendik. Üyemiz olan tesisatçı firmalarımız da ciddi bilgi birikimi, tecrübe, eğitim ve kabiliyete sahip ve sektörel eğitimlere önem veriyorlar. Bu yüzden AKSA firmasının bu eğitim girişimini şehrimizde hizmet kalitesinin yükselmesi amacıyla olumlu karşılıyoruz.

    Müteahhitlik sektör temsilcisi 34. meslek komitemizin de özellikle şantiye süreçlerinde verimli bir zaman yönetimi, doğalgaz hattı konusunda planlı bir çalışmaya ihtiyaçları var. Şantiye süreçlerinde tesisatın önemli derecede hızlı ilerlediğini ancak doğalgaz kutusunun takılma sürecinde ciddi zaman kaybı olduğunun altını çiziyorlar. Bizler de AKSA’nın bu konuda yapacağı yatırımlarla süreyi oldukça kısaltacağını düşünüyoruz.

    SATSO olarak üyelerimizin ve şehrimizin menfaati için her zaman iletişime, akıl birliği ve ortak çalışma bilincine inanıyoruz.” dedi.

  • Sakarya Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Sakarya Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Kent Şurası 148. Toplantısını gerçekleştirdi

    Sakarya Kent Şurası’nın 148. Toplantısı, Erol Öztürk Hacı Eyüpoğlu başkanlığında yapıldı.

    Erenler Edeler Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Adapazarı Şeker Fabrikası Satışına Tepki: “Üretim Devam Etmeli” Şeker Fabrikası yalnızca bir üretim tesisi değil “Adapazarı Şeker Fabrikası bir şehrin hafızası, binlerce ailenin umudu ve emeğin adıdır”İşçiler “Üretmek istiyor, çalışmak istiyor. Kazandırmak ve kazanmak istiyor.Satış süreci yalnızca mülkiyet değişikliği değil istihdamın daralması, üretimin zayıflaması ve bölge ekonomisinin zarar görmesi anlamına gelir.Fabrika stratejik öneme sahip “Şeker fabrikaları sıradan sanayi kuruluşları değildir. Gıda güvenliğinin ve yerli üretimin teminatıdır”Fabrikanın kapanması durumunda sadece üretimin değil, şehrin ekonomik ve sosyal dengesinin de zarar görür.

    İhracat ile ithalat arasındaki makas giderek açılıyor

    Yıllık bazdaki dış ticaret açığı ise her ay düzenli olarak artıyor. 2025 sonunda 92,1 milyar dolar düzeyinde oluşan yıllık dış ticaret açığı bu yıl ocak ayı sonunda 93 milyar dolara, şubat sonunda ise 94,2 milyar dolara çıktı. Açığın ilk iki aydaki artışı çok da kaygı duyulacak düzeyde değil. Zaten gözler mart ve sonrasına çevrilmiş durumda. Savaşın etkisiyle ihracatın gerilemesi, ithalatın ise artması beklenen bir durum. Ancak sorun ne boyutta olacak, işte o tam olarak kestirilemiyor.

    Kentsel Dönüşüm Konusunda Mülk sahipleri Mağdur edilmemelidir

    Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor. Bu konutlardan 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut haricindeki 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyor. Deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan kaçak yapılar dahil yapı stoğunun yaklaşık %40‘ ının (6-7 milyon konut) yenilenmesi yada güçlendirilmesi gerektiği tahmin ediliyor. Kentsel dönüşüm öncelikle 1. Derece deprem kuşağında yer alan ve nüfus yoğunluğu fazla olan illerden başlayacaktır. Bu kapsamda, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İzmir gibi illerimiz 1inci derece deprem kuşağında bulunmaları nedeni ile öncelikli iller olup, fay hatları, sel ve heyelana maruz bölgeler gibi afet risklerinin fazla olduğu alanlar tespit edilecek ve uygulamalara tespitler doğrultusunda başlanacak ve uygulama aşama aşama ülke sathına yayılacaktır Yaklaşık 7 milyon konutun yıkılıp yeniden yapılacağı tahmin edilmekte olup, bu büyük projenin gerçekleştirilmesi elbette Türk İnşaat Sektörünü canlandıracaktır.

    4 OSB de 31033 kişi çalışırken 5 OSB boş burada 882 kişi çalışıyor

    Sakarya’da şu an aktif üretimde olan 6-7 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) bulunsa da, şehrin stratejik konumu ve ihracat hedefleri doğrultusunda yeni OSB projeleri (5 adet) planlanmaktadır. Mevcut OSB’lerin doluluk oranları düşük planlı sanayi alanına ihtiyaçımız var

  • Kendine İyi Bakmanın Doğal Yolu: Antioksidan Gücüyle E Vitamini

    Kendine İyi Bakmanın Doğal Yolu: Antioksidan Gücüyle E Vitamini

    Bütünsel sağlık ve “kendine iyi bakma” kavramları, yoğun tempoda fiziksel zindeliği korumak için giderek daha fazla önem kazanıyor. Hücreleri içten dışa korumanın ve hücresel yıpranmayı azaltmanın yolu ise güçlü antioksidanlardan, özellikle de E vitamininden geçiyor.

    Sağlık ve hastalıklardan korunma denildiğinde akla ilk olarak C vitamini gelse de hücreleri serbest radikallere karşı koruyan ve yaşlanma etkilerini yavaşlatan güçlü bir kahraman çoğu zaman arka planda kalıyor: E vitamini. Genellikle tek bir vitamin sanılsa da E vitamini aslında tokoferoller ve tokotrienoller olmak üzere iki ana gruptan oluşuyor. Vücudun tam anlamıyla korunabilmesi için her iki formun da beslenmeye dahil edilmesi büyük önem taşıyor.

    Uzmanlar da beslenmedeki bu çeşitliliğin günlük sağlık rutinimizin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini vurguluyor. Bu noktada E vitamininin “kendine iyi bakma” sürecindeki hücresel koruma gücüne dikkat çeken Diyetisyen Neslihan Aktepe şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Vücudumuzun hücresel düzeyde yıprandığı ve serbest radikallerin arttığı dönemlerde, içten dışa bir koruma kalkanı oluşturmak şart. Hücre zarlarımızı koruyan ve bağışıklığımızı ayakta tutan E vitamini ise genellikle göz ardı ediliyor. Oysa E vitamini, vücudumuzun paslanmasını önleyen en güçlü antioksidan kalkanı. Ancak burada çok önemli bir detay var: E vitamini tek bir madde değil. Günlük beslenmemizde fındık, ıspanak veya zeytinyağı gibi kaynaklardan ağırlıklı olarak E vitamininin ‘tokoferol’ formunu alıyoruz. Oysa hücresel savunmamızı bir üst seviyeye taşımak için doğada çok daha nadir bulunan ‘tokotrienol’ formuna da ihtiyacımız var. Kendimize gerçekten iyi bakmak ve tam bir koruma sağlamak istiyorsak, tek tip beslenmekten kaçınmalı ve E vitamininin bu farklı formlarını barındıran yağ ve gıda çeşitliliğini sofralarımıza mutlaka taşımalıyız.”

    Farklı Yağlar, Farklı E Vitamini Formları Sunuyor

    Her yağın aynı E vitamini formunu sunmadığını belirten Aktepe, değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Fındık, ay çekirdeği, yeşil yapraklı sebzeler ve balık gibi gıdalarda bolca bulunan E vitamini, yağda çözünen yapısı gereği emiliminin artması için yağ bileşenleriyle birlikte tüketilmeye ihtiyaç duyuyor. Evlerde yaygın olarak kullanılan mısır, zeytin, soya ve ayçiçek yağı gibi bitkisel yağlar, E vitamininin yalnızca tokoferol formunu içeriyor. Gıda sektöründe stabil yapısı gereği sıkça tercih edilen palm yağı ise, E vitamininin doğada nadir bulunan tokotrienol formu açısından en zengin bitkisel kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor.”

    Tokotrienollerin Antioksidan Gücü 

    Palm yağındaki E vitamininin %70’ini tokotrienoller, %30’unu ise tokoferoller oluşturuyor. Tokotrienoller, sahip oldukları özel yapı sayesinde hücrelere zarar veren ve yaşlanmayı hızlandıran zararlı maddeleri etkisiz hale getirmede, tokoferollere kıyasla 10 ila 50 kat daha yüksek bir güce sahip. Aynı zamanda doğrudan beyne ulaşabilen bu bileşenler, beyin hücrelerini günlük yıpranmaya ve hasara karşı korumaya da yardımcı oluyor.

    Bütünsel sağlığı desteklemek ve bedene en iyi şekilde bakmak için E vitamininin her iki formunu da (tokoferol ve tokotrienol) barındıran gıdalara ve farklı yağ bileşenlerine beslenmede dengeli şekilde yer verilmesi öneriliyor.

  • Nalan Yedekçi: Sakarya Halkın İradesine Sahip Çıkmak İçin Meydanda Buluşuyor

    Nalan Yedekçi: Sakarya Halkın İradesine Sahip Çıkmak İçin Meydanda Buluşuyor

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sakarya mitingine ilişkin açıklamada bulundu.

    Yedekçi, mitingin yalnızca bir siyasi buluşma değil, aynı zamanda halkın iradesine sahip çıkma çağrısı olacağını ifade etti.

    “ÖZGÜR ÖZEL SAKARYALILARLA BULUŞACAK”

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 26 Nisan Pazar günü saat 16.00’da Sakarya Kent Meydanı’nda vatandaşlarla bir araya geleceğini belirtti.

    Yedekçi, tüm vatandaşları bu önemli mitinge katılmaya davet etti.

    “SAKARYA’DAN GÜÇLÜ BİR MESAJ VERİLECEK”

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, Türkiye’nin ekonomik kriz ve artan adaletsizlikler nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğini ifade etti.

    Yedekçi, Sakarya’dan yükselecek sesin bu tabloya karşı güçlü bir duruş olacağını dile getirdi.

    “BU ŞEHİR EMEĞİN VE DAYANIŞMANIN MERKEZİDİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, Sakarya’nın emeğin, üretimin ve dayanışmanın simgesi olduğunu belirterek, bu şehirde hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı güçlü bir iradenin bulunduğunu vurguladı.

    “TÜRKİYE DEĞİŞİME HAZIR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Serdivan İlçe Başkanı Nalan Yedekçi, 26 Nisan’da Demokrasi Meydanı’nda verilecek mesajın net olduğunu belirterek, ülkenin geleceğinin halkın iradesiyle yeniden şekilleneceğini ifade etti.

    Yedekçi, tüm hemşehrileri bu anlamlı buluşmada yer almaya davet etti.

  • Zeynepnaz Sarıkaya Yasası Çıksın. Trafik Cezaları Artırılsın

    Zeynepnaz Sarıkaya Yasası Çıksın. Trafik Cezaları Artırılsın
    Kızım Zeynep Naz Sarıkaya, 16 yaşında bir lise son sınıf öğrencisiydi. Polis olmak isteyen, vatanını seven, vatanı için hizmet etmek isteyen pırıl pırıl bir çocuktu.

    Zeynep, 9 Ekim 2024 akşamı öğretmenlerinin düzenlediği bir basketbol maçını izlemeye gitmişti. Maçtan evine geri dönüşte otobüse binmek için Bursa FSM Bulvarı’nda yolun karşısına geçmek isterken hayattan koparıldı. Zeynep, beş şeritli bir yolun yaya geçidinden geçmek isterken aldatıcı lambalar yüzünden ilk iki şeritteki araçların durması ve yanındaki arkadaşının da “Haydi geçelim” demesi ile yola indi, ilk iki şeritteki araçları geçtikten sonra Zeynep’in arkadaşı diğer 3 şeride yeşil ışığın yandığını fark etti, gelen arabanın süratle geldiğini gördü ama tam bu esnada arkadan gelen kuzum Zeynep, arkasında kalan şeritlerdeki araçların da hareket haline geçmesi sebebiyle paniğe kapılıp kendini öne attı ve bir adımla hayattan, hayallerinden, gençliğinden koparıldı.

    Kızıma çarpan şahıs Efe Şayık, 19 yaşında, ehliyetsiz ve kızıma çarptığı yoldaki hız sınırlaması 30 iken neredeyse hızını 3 katına çıkarak 82.8 ile araç sürüyor ve 3 ifadesinde de yola girdiği andan itibaren çocukları gördüğünü söylüyor. Ne frene basıyor, ne de selektör yapıyor. Sağ şeridi boş olmasına rağmen hiçbir kaçınmada bulunmuyor. Eğer direksiyonu bir nebze kırmış olsa Zeynep şu an hayattaydı. Aynı zamanda çarpan şahıs ehliyeti olsa bile kullanamayacağı Amarok kamyonete binmekte. Kızıma çarptıktan sonra ne ambulansı ne de polisi arıyor, olay yerinden kaçıyor. Eğer ambulansı aramış olsaydı Zeynep’in hala yaşanma şansı olabilirdi. Çarpan şahıs, saklandığı yerden ailesini arıyor ve ailesi bunun üzerine şahsın yanına geliyor. Babasının şahsa ilk sorusu “Alkol var mı?” oluyor yani “Çarptığın insanda bir şey var mı? Ambulansı aradın mı? Polise haber verdin mi?” diye hiçbir düşünce yok, kızımın durumu umurlarında bile değil. Kendileri ne polisi ne de ambulansı arıyorlar, tek düşünceleri kendi çocuklarını kurtarmak oluyor.

    16 yaşındaki Zeynep, aldatıcı lambaların olduğu bir yaya geçidinden geçiyor ve o bir hatasının bedelini canıyla ödüyor. Şahıs ehliyetsiz, hız ihlalinde bulunarak çocukları gördüğü halde hiçbir kaçınmada bulunmama, bırakıp kaçma hatalar sinsilesinin karşılığına serbest bırakarak ödül veriliyor. Şimdi size soruyorum, bu olanlar adaletin neresine sığar? Bu adalet, adalet midir? 16 yaşında bir çocuğu ben evlendirmeye kalksam elimden alırlar, yurda verirler, bana da ceza verirler ama 19 yaşındaki Efe Şayık Zeynep’ten 3 yaş büyük. Hatalar silsilesi yaratarak benim evladımı katletti ve babasının parası, siyasi arkası olduğu için şu an kim bilir hangi özel üniversitede, hangi ülkede hayatına kaldığı yerden hiçbir şey yapmamış gibi devam ediyor?



    Ben bu adaleti kabul etmiyorum, trafikte hayattan koparılan çocuklarımız, babalarımız, annelerimiz adına ehliyeti olmayan, alkollü araç kullanan, hız ihlalinde bulunan, makas atarak seyreden, yol benim istediğim gibi sürerim diyen sürücülerin ölümlü kazaya karıştıkları zaman olası kast ile ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Katil katildir, katilin kullandığı silah bıçak, yumruk, araba… Suç aleti hiçbir bahane unsuru değildir.

    Zeynep’in mahkemesi bitti, sonucunda şahıs 2 yıl 8 ay bilinçli taksirden ceza aldı ama infaz yasası dolayısıyla hiçbir yatarı yok, şu an serbest. Şahsın yurt dışı yasağı bile yok. Biz verilen karara itiraz ettik, dosyamız şu an istinaf mahkemesinde. Para cezası istemiyoruz, hapse girmelerini istiyoruz. Yaptıklarının bedelini ödesinler istiyoruz. Bu kadar sorumsuzluğun, kural tanımazlığın bir cezası olmalı. Hayattan koparılanlar pırıl pırıl çocuklarımız, ölenler güzel çocuklar çünkü onlar ehliyetsiz araç kullanmıyorlar. Çünkü onlar alkollü araca bilmiyorlar. Çünkü onlar hızlı ihlali yapmıyorlar. Çünkü onlar bıçak taşımıyorlar. Çünkü onlar silah kullanmıyorlar.

    Adaletin sağlanmasını istiyorum, trafikte kural ihlali yüzünden ölen her bir can ile omuzlarıma bir yükün daha bindiğini hissediyorum. Eğer Zeynep’in adaleti sağlanmış olsaydı onlar şu an hayatta olabilirlerdi. Trafik yasalarının ivedi bir şekilde değişmesini talep ediyorum ve sesimi meclise, cumhurbaşkanımıza duyurmaya çalışıyorum.

    Zeynep bir insan yavrusuydu, Zeynep’in hayalleri vardı, Zeynep’in geleceği vardı, gençliği vardı. Bana bir evlat, bir adalet borçlular. Yapan yaptığıyla kalmasın. Şu anda yürürlükte olan yasalar, kural tanımazlara cesaret vermekte. Biz evlatlarımızı yolda bulmadık, sokakta bulmadık ama yolda ve sokakta kaybettik. Adaletin sağlanmadığı her gün toplum vicdanında büyük bir yara açılıyor ve adalete inanç kaybı yaşanıyor. Yaşanan bu süreç toplumu kendi adaletini sağlamaya teşvik etmektedir.

    Biz bu katliamları asla kabul etmiyoruz ve katillerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sizlerden de bu amaç doğrultusunda bize destek olmanızı, imzalarınızla sesimize ses olmanızı istiyoruz.

    Saygılarımla

    Ümmü Gülsüm Sarıkaya

  • Güler Sabancı: “Veri temelli ve etki odaklı iş birlikleri ile dönüşümü gerçekleştirebiliriz”

    Güler Sabancı: “Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez”

    Güler Sabancı: “Veri temelli ve etki odaklı iş birlikleri ile dönüşümü gerçekleştirebiliriz”

     Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden 

    Veri Temelli Eşitlik Buluşması

    Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ile Sabancı Vakfı’nın iş birliğinde düzenlenen “Toplumsal Cinsiyet Çalışmalarında Veri Temelli Yaklaşımlar: Bakım Odaklı Gelecek Buluşması”, 30 Mart’ta Sabancı Üniversitesi Altunizade Dijital Kampüs’te gerçekleştirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında veri temelli çalışma önemine odaklanan buluşmada, mevcut durum analizleri, çözüm önerileri ve geleceğe yönelik iş birliği alanları ele alındı.

    Eşitlik Politikalarında Veri Temelli Yaklaşımlar Öne Çıkıyor

    Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ve Sabancı Vakfı tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürülebilir ve etki odaklı bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik, “Bakım Odaklı Gelecek” temasıyla gerçekleştirildi. Akademi ve sivil toplumu bir araya getiren buluşmada, toplumsal cinsiyet eşitliği için verinin önemi, sorunları daha iyi anlamak ve kalıcı çözümler üretmek için veri odaklı yaklaşımların şart olduğu vurgulandı.

    “Sistematik dönüşüm veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün”

    Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hepimizin bildiği ‘Bir kadın güçlenirse toplum güçlenir’ ve ‘Eşitlik bir insan hakları meselesidir’ gibi temel gerçekler var. Bunları biliyor, takip ediyoruz. Gelişme var ama yeterli değil. Veriler bize ne söylüyor? Kadınların iş gücüne katılımı hala istediğimiz yerlerde değil, sınırlı. Fırsatlara erişimde ciddi eşitsizlikler var. Bu nedenle alanda gerçek bir ilerleme için sistematik bir dönüşüme ihtiyacımız var. Ve bu dönüşüm ancak veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” dedi.

    “Filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor”

    Güler Sabancı, Sabancı Vakfı’nın 50 yılı geride bırakırken yeni bir yol haritası belirlediğini ifade ederek şunları söyledi: “Yeni döneme bakarken kendimize şu soruyu sorduk: ‘Daha etkili, daha sonuç odaklı ve kalıcı çözümler nasıl üretebiliriz?’ Bu sorunun cevabını ortak bir akılla tespit ettik. Bu yeni dönemde, veriye dayalı, bilimsel, etki odaklı ve en önemlisi iş birliğine dayalı bir yaklaşımı merkeze aldık. Bir boyut daha var ki, onu da özellikle vurgulamak isterim: Filantropinin dönüşümü. Artık mesele sadece destek vermek ya da kapasite geliştirmek değil; yaratılan etkinin en doğru şekilde yönlendirilmesi. Filantropi dünyasının önündeki bu yeni aşama da bizi yine aynı noktaya getiriyor; veriye dayalı, bilimsel ve etki odaklı bir yaklaşım. En önemlisi de akademi ile sivil toplumun birlikte çalıştığı, birlikte ürettiği güçlü iş birlikleri. Çünkü filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı olarak değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor. Türkiye’de biz de bu rolü benimsiyoruz.”

    “Sistematik dönüşüm için veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlara ihtiyaç var”

    Sabancı Vakfı’nın 2019’da OECD global filantropi raporunda toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan en etkili yedi vakıftan biri olarak gösterildiğini hatırlatan Güler Sabancı, sözlerine şöyle devam etti: “OECD’nin geçtiğimiz hafta yayınlanan 2026 raporu da etkimizin ve yerimizin sürdüğünü gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan sahadaki dönüşüm. 20 yıl önce Birleşmiş Milletler ile yürüttüğümüz ortak program, Sabancı Üniversitesi ile geliştirilen Mor Sertifika Programı hep bir ihtiyaçtan doğdu, ortak akılla tasarlandı ve etkisini bugün de sürdürüyor.”

    “Akademi, saha ile bağlantılı çalıştığında etkiyi büyütür. Birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek artık bir gereklilik”

    Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmanın önemine dikkat çeken Güler Sabancı, “Bugün de aynı anlayışla, daha geniş iş birlikleriyle toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediyoruz. Ama artık bir adım daha ileri gidiyoruz. Etki çalışmaları bir ‘pusula’ niteliği taşıyor. Çünkü: ‘Ölçülemeyen hiçbir şeyi geliştiremeyiz.’ Burada özellikle akademi için bir parantez açmak isterim. Akademi, yenilik üretme ve modeller geliştirme kapasitesine sahip. Ancak içinde bulunduğumuz dönem bize şunu gösteriyor: Tek başına akademinin ilerlemesi yeterli değil. Akademi, saha ile bağlantılı sivil toplum ile çalıştığında etkiyi büyütür ve politika süreçlerine daha güçlü katkı sunar. Çünkü sahada etkiyi yaratan sivil toplumdur. Bir nevi sivil toplum uygulayıcıdır. Bu nedenle birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek ve etkisini daha sonra ölçmek artık bir gerekliliktir.” dedi.

    Veri temelli araştırmalar ve ortak akıl eşitlik için aynı zeminde buluştu

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki son yıllarda yürütülen veri temelli, hak temelli ve sosyal politikaya yön veren araştırmaları bir araya getirerek görünür kılan etkinlik; üniversitelerin araştırma merkezleri, sivil toplum örgütleri, uluslararası kuruluşlar ve fon sağlayıcı kurumlar arasında bilgi paylaşımı ve iş birliği zemini oluşturdu. Gün boyu süren program kapsamında düzenlenen panel ve atölye çalışmalarında bakım emeği, kadın istihdamı, geleceğin iş gücü, yapay zekâ, veri gibi başlıklar toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirildi.

  • KÜTÜPHANE HAFTASI ERENLER’DE KUTLANDI

    KÜTÜPHANE HAFTASI ERENLER’DE KUTLANDI

    KÜTÜPHANE HAFTASI ERENLER’DE KUTLANDI

    30 Mart – 5 Nisan 62. Kütüphane Haftası Etkinlikleri programında konuşan Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, “İl Halk Kütüphanesi şuanda geçen sene yapımını tamamladığımız kütüphane ve etüt merkezinde Sakarya’mıza ve Erenler’imize hizmet veriyor. Hizmet vermeye başlamasının ardından 1 sene geçmesine rağmen henüz bir açılış programı gerçekleşmedi. Burası şuanda şehrimizin en büyük kütüphanelerinin başında geliyor. Bir açılış programı ile İl Halk Kütüphanesinin Erenler’de olduğunu daha geniş kitlelere ulaştıracağımıza inanıyorum” dedi.

    Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç, İlk Halk Kütüphanesi tarafından düzenlenen ‘30 Mart – 5 Nisan 62. Kütüphane Haftası Etkinlikleri’ programına katıldı. Açılış konuşmaları ile başlayan programda Başkan Şenol Dinç, “Kitapların ışığında büyüyen nesiller, güçlü yarınların en büyük teminatıdır. Kütüphanelerimiz; bilgiye ulaşmanın, düşünmenin ve gelişmenin en kıymetli adresleridir. Bu anlamlı hafta vesilesiyle programda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm vatandaşlarımızı kütüphanelerimizin zengin dünyasıyla buluşmaya davet ediyorum. Bilgiyle büyüyen bir Erenler için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    KÜTÜPHANE BİNASI

    Başkan Şenol Dinç, “İl Halk Kütüphanesi şuanda geçen sene yapımını tamamladığımız kütüphane ve etüt merkezinde Sakarya’mıza ve Erenler’imize hizmet veriyor. Hizmet vermeye başlamasının ardından 1 sene geçmesine rağmen henüz bir açılış programı gerçekleşmedi. Burası şuanda şehrimizin en büyük kütüphanelerinin başında geliyor. Bir açılış programı ile İl Halk Kütüphanesinin Erenler’de olduğunu daha geniş kitlelere ulaştıracağımıza inanıyorum” dedi. Program konuşmaların ardından çocukların hazırlığı gösteriler ile tamamlandı.

  • Ressam Aslıhan Çiftgül’e Grand Palais’de Prestijli Ödül

    Ressam Aslıhan Çiftgül’e Grand Palais’de Prestijli Ödül

    Paris Grand Palais’de Prestijli Ödül

    Ressam Aslıhan Çiftgül’e Grand Palais’de Prestijli Ödül

    Fransa’nın başkenti Paris, Türk sanatının gurur veren bir başarısına sahne oldu. Ressam Aslıhan Çiftgül, dünyanın en saygın sanat buluşmalarından biri olan Grand Palais Art Capital Fuarı kapsamında büyük bir başarıya imza attı. Çiftgül, Fransız kültür dünyasının efsanevi ismi André Malraux anısına düzenlenen uluslararası yarışmada üçüncülük ödülüne layık görüldü.

    Manifest Bir Eser, Tarihe Sanatsal Dokunuş

    Sanatçının ödüle uzanan eseri, sıradan bir portreden çok daha fazlasını ifade ediyor. André Malraux’nun 50. ölüm yıldönümüne özel olarak hazırlanan çalışma, güçlü bir tarihsel bağ ve dostluk hikâyesinin ürünü. Uluslararası André Malraux Dostları Derneği kurucusu Pierre Coureux ve başkan yardımcısı Christophe Ghenassia’nın özel ricalarıyla hazırlanan eser, anma etkinlikleri kapsamında yarışmaya dahil edildi.

    65×90 cm ölçülerinde, keten tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle hayat bulan “André Malraux – the man with flashes of brilliance” (2026), jüri tarafından üçüncülük ödülüyle taçlandırıldı. Bu başarı, yalnızca Çiftgül’ün sanatsal gücünü değil, Türk çağdaş sanatının uluslararası arenadaki etkisini de bir kez daha gözler önüne serdi.

    Paris’te Diplomatik İlgi: Büyükelçilikten Anlamlı Ziyaret

    Sanatçının Grand Palais’deki standı, sanat dünyasının yanı sıra diplomasi çevrelerinin de odağı oldu. Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçisi Yunus Demirer ve Müsteşar Derle Demirel, sanatçının özel davetiyle sergiyi ziyaret ederek bu gurur anına ortak oldu. Ziyaret, yurtdışında ülkemizi temsil eden sanatçılar adına büyük moral ve prestij kaynağı olarak değerlendirildi.

    Duyguların ve Vefanın Tuvali

    Çiftgül, ödül alan eserinin yanı sıra sergide iki çarpıcı çalışmasını daha sanatseverlerle buluşturdu.

    Bunlardan ilki, fotoğraf referansı Gilcan Mete Delibay’a ait olan ve güçlü bakışıyla dikkat çeken “REGARDEZ-MOI (Look at me – Bak bana!)” (2026) oldu.

    Bir diğer eser ise sanatçının vefa duygusunu yansıtan “GRADIBORKA POPOVIĆ” (2026) portresi. Bu çalışma, Belgrad’daki sergi dönüşü hayatını kaybeden dostu Blagoje Ž. Popović’in annesi Gradiborka Popović’e ithaf edildi.

    Sanatçıdan Duygusal Mesaj

    Başarısının ardından konuşan Aslıhan Çiftgül, şu ifadeleri kullandı:

    “Dünya kültür ve sanat mirasına sunduğu katkılardan ötürü André Malraux’yu sonsuz şükranla anıyorum. Bu anlamlı yarışmada ödüle layık görülmek benim için büyük bir onur. Ayrıca Sayın Büyükelçimiz Yunus Demirer ve Müsteşarımız Derle Demirel’in ziyareti bizleri son derece mutlu etti.”

    Türk sanatının uluslararası arenadaki yükselişi hız kesmeden sürerken, Aslıhan Çiftgül’ün Paris’te elde ettiği bu prestijli başarı, kültür-sanat dünyasında uzun süre konuşulacağa benziyor.