Kategori: Gündem

  • Ziraat Yük. Müh. Hamdi ŞENOĞLU “BORSA mutlaka Türkiye’ye getirilmeli”

     FINDIK

    GEYVE TABİAT VARLIKLARI KORUMA DERNEĞİ SASTOP    TARIM  KOMİSYONU ZİRAAT  YÜK.  MÜH. HAMDİ     ŞENOĞLU “BORSA mutlaka Türkiye’ye getirilmeli”

       Ülkemizin tarımında,ekonomisinde bir yeri olan kimine göre sarı altın,kimine göre platin denen üründür. Fındık genellikle Karadeniz sahilimizde üretimi yapılmaktadır.Yıllık üretimimiz ortalama 600 bin ton civarlarındadır.Bu rakam hava şartlarına göre aşağı yukarı çıkmaktadır.Bu senede 700 bin ton civarlarında olacağı tahmin edilmektedir.Bu rakamla dünyada üretilen fındığın % 70 ini ülkemizde üretmekteyiz.Fındık Ülkemizin tarımsal ürün ihracatında önemli bir yeri vardır,Yani STRATEJİK bir ürünümüzdür.hem büyük bir kitlenin geçimi ,hemde ülkemize ihracattan dolayı getirdiği döviz yüzünden önemlidir.

        Ülkemizde kurulan Ulusal Fındık Konseyi (UFK)aldığı kararla  ağustos ayının ikinci haftasını Dünya Fındık Haftası  olarak kutlamaktadır.Bu Dünya fındık haftası fındıkla ilgili farkındalıkların yapılması planlanlanmıştır.ikinci olarak bu senede İlimiz  sakaryada yapılması Sakarya Ticaret Borsasının katkılarıyla düzenlenecektir.Borsa başkanımızı ve yönetimini meclisini kutlarım.Kendilerine çok teşekkür ederim.Yapılacak programda Lisanslı depoculuğun büyümesi için bünyelerinde yapmış oldukları depo projeleri için kendilerini ayrıca kutlarım.

    Dünyada üretilen fındığın % 70 ini üretiyoruz.Bu oran her geçen gün düşecektir.artık diğer ülkelerdede fındık üretimine geçiyor.İTALYA,GÜRCİSTAN,ŞİLİ,İSPANYA ….vs.

     Tek farkımız fındığımızın AROMASI

    Türkiyede ağırlıklı olarak karadeniz bölgesinde üretilmesine karşılık son günlerde diğer illerede sıçramaya başladı.Örneğin Denizli

    Hala  fındığın budanmasında,gübrelenmesinde ,haşatında,depolanmasında yani yetiştirilmesinde çok verimli olduğumuzu söyleyemem.Bunun suçlusu büyük oranda biz Ziraat Mühendislerinde ve teşkilatlarımızdadır.

    ÖNCE FINDIĞIMIZI BİRİNCİ KALİTE  ÜRETECEĞİZ.

    Bunlara girmek istemiyorum .Gelelim günümze  Fındık fiyatlarına

    HASAT zamanı geldiğinde her sene aynı nakarat,fındığa  kaç para verecekler.Bekliyoruz büyüklerimiz ne verecek.az dı ,yeterliydi feryadı figan.

    Sahneye bir  çok ergüman çıkıyor.herkes  yani yetkililer buradan nasıl faydalanırızı düşüncesindeler.Olan üreticiye oluyor.

    PAZARLAMA ya baktığımızda ;

    Fındığın te örgütü FİSKO BİRLİK ,yani  üreticinin tek sesi olması gerekir.Ç,iftçi Örgütlerimiz önce ziraat odaları maalesef  görevlerini yerine getiremiyorlar,çiftçimiz de  örgütlerine sahip çıkmıyor,çünkü örgütler güvenlerini kaybetmişler.Halbuki çiftçimiz fındığın tek sahipi olan  gücün  FİSKO BİRLİK olduğunu untuyorlar.veya unutturuyorlar!!

    Hükümet açıkladığı fiyatı sadece TMO  aracılığı ile piyasayı dengelemek istiyor.Ne kadar dengeliyor ,ne kadar dengelediğini üretici iyi bilmektedir.Fındık pazarı çok yönlü durumdadır.çiftçi tüççara borçlanmış ona fındık verecektir,Ferrore  ile sözleşme yapmış ona fındık verecek,FİSKO BİRLİK  fiyatı yüksek tutarsa peşin alabilirse ki öyle olamalı bir kısmını alacak.Bunların yanındada TMO piyasada fiyat dengeleyici görevini yapacaktır.

    Ülkemizde fındığın alıcılarından yabancı firmalarda bulunmaktadır.FERRORE kimileri kızıyor,kimileri seviniyor.Firmanın suçu yok koyulan şartlarda ülkemize yatırım yapmış ekonominin gereği karını düşünüyor.bundan normal bir şey yok.Alım fiyatlarına etkili oluyormuş ,olacak tabi parayı basan düdüğü çalar hesabı.Fakat işin kötüsü kazandığını maalesef kendi ülkesine götürüyor.Bize dağıtacak değil ya.

    Biz ne yapabiliriz buna bakalım;

    Ürettiğimiz fındığı ham olarak satışlarımızı çok aza indirgemeliyiz.Fındığııza artı değer katarak ihraç etmeliyiz.

    MARKA olmalıyız.

    Fındık ile üretilebilecek ürünlerle ilgili çalışmalarımızı hızlandırmalıyız.Burda ünüversitelerimizede,firmalarada büyük görev düşüyor.ARGE çalışmaları mutlaka devletimiz desteklemelidir

    Dünyadaki fındık pazarına hakim olmalıyız,BORSA mutlaka Türkiye’ye getirilmeli.bu kolay bir şey değil .Ama mutlaka başarmalıyız.

    Stratejik bir ürünümüz .Bakanlıklarımız Tarım,ticaret,maliye Bakanlıkları mutlaka ciddi bir şekilde bir işlerliği olabilecek bir teşkilatlanmaya gitmelidir.

    Bunları  Nasıl  Yapabiliriz e gelince;

    Tarım Bakanlığı altında köyler guruplar altında KOOPERATİFLEŞTİRİLMELİ, örneğin KARASU PARALI TARIMSAL KALKINMA KOOP. Bu koop yapmış olduğu çalışmalar takdire şayan kendilerini kutlarım.Bu kooperatiflerin FİSKO yla direk değil ürettikleri ürünlerin satışları konusunda bağlantıları sağlanmalıdır.

    Bu çalışmaları yaparken fındık bölgelerinin sosyolojik bakımından incelenip prrojelerin uygulanması gerekir.Fındık bölgeleri incelendiğinde sosyal hayatta sıkıntılar görülüyor.

    Bütün bunları başarabilmek için   Bakanlığımız KARADENİZİ ÇİKOLATA VADİSİ  ilan etmelidir.Bu gibi çalışmayı Ordu da odaların kadın girişimcilerle ilgili bir çikolata üretim projeleri var ,bu çalışmaları genele yaymalıyız.

    Bu projenin altında çikolata ve diğer ürünleri üretecek firmalara destekler sağlanmalı ,ürettiği ürünlerin % 70 ini İhraç etmek koşuluyla ,1 yıl süre gibi ödemesiz  fındık hammaddesini vermelidir.

    Bunu başarabilirsek

    ÜRETİCİ KAZANACAK

    ÜLKE KAZANACAK

    DOLAYISIYLA DÜNYA FINDIK  BORSASINIDA TÜRKİYEYE GETİRECEĞİZ.

    TEK HEDEFİMİZ

    FINDIĞI BİZ YÖNLENDİRECEĞİZ OLMALIDIR.

     

  • AŞIRI SICAKLARDA VÜCUDU SERİNLETMENİN 9 PÜF NOKTASI!

    Yazın aşırı sıcaklarından bunaldığımız bugünlerde, vücudun serin tutulması sanıldığından çok daha fazla önem taşıyor. Öyle ki, serinleyeyim diye yapılan bazı hatalı davranışlar hayati tehlikeye yol açabiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı “Aşırı sıcaklar; sıvı ve mineral dengesinde istenmeyen değişimler yaparak,  konsantrasyon bozukluğundan baş ağrısı ve baş dönmesine, çarpıntıdan yorgunluk ve nefes almakta zorlanmaya dek bir çok şikayete neden olabilir. Bu nedenle aşırı sıcaktan ve güneş ışınlarından korunmaya çok özen göstermek, sağlıklı korunmaya ve vücudu serin tutmaya yönelik bazı önlemleri almak çok önemlidir.” diyor. Dr. Meltem Batmacı, yazın sağlıklı bir şekilde vücudu serinletmenin 9 yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Bu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçının!

    Aşırı sıcaklar hemen herkesi etkilese de, özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, hamileler, çocuklar ve bebekler daha fazla risk altında bulunuyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin özellikle güneşin çok yoğun olduğu ve dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarıda bulunmaması büyük önem taşıyor. Ortamın mümkünse taze hava ile sürekli havalandırılması, güneşten korunmak için güneşlik, perde ve jaluzilerin kapalı tutulması gerekiyor.

    Klima kullanırken bu kurallara dikkat edin!

    Yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarında imdada yetişen ve adeta kurtarıcı olarak görülen klimanın doğru kullanımı çok önemli. Klimaya doğrudan maruz kalmamak, ortamı aşırı soğutmamak, vücut ısısı yüksekken bir anda soğuğu açmamak, klima temizliğini düzenli olarak yaptırmak olası enfeksiyonlardan korunmak için kritik role sahip. Aksi takdirde bilinçsiz klima kullanımının yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere bazı yaz hastalıklarına çok sık rastlanıyor.

    Bol sıvı tüketin!

    Yazın terleme ve buharlaşma ile birlikte sıvı kayıpları artacağından bol sıvı alımına özen göstermek, kaybedilen sıvıyı çoğunlukla su içerek yerine koymak gerekiyor. Yaz ayında, her gün mutlaka yaklaşık 2.5-3 litre su için. Alkollü içecekler, çay- kahve vb sıvılar suyun yerini tutmayacağı gibi, aksine sıvı kaybını artıracağından böyle bir hataya düşmeyin. Çok soğuk ve buzlu içeceklerden özellikle kaçının. Tuz kaybı da terleme ile birlikte artacağı için bir bardak maden suyu tüketmekte de fayda var.

    Vücut ısısını artıran yiyeceklerden uzak durun!

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Batmacı beslenmenin de aşırı sıcaklarda kritik rol oynadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle yaz sıcaklarında hafif ve sulu yemekler tüketilmelidir. Yağlı, bol baharatlı/ şekerli yiyeceklerden yaz döneminde çoğunlukla uzak durulmalıdır. Öğünlerde porsiyon kontrolü önemlidir. Aldığımız her bir kaloriyi yakmak için vücut, suya ihtiyaç duyar. Fazla alınan her bir kalori, vücut sıvı dengesini bozar ve kilo artışına da sebep olur. Özellikle bol yağlı, baharatlı, şekerli gıdaların sindiriminde vücut zorlanmaktadır.”

    Dışarı çıkarken güneşten korunun!

    Dışarı çıkarken ince, açık renkli ve bol giysiler giymeye özen gösterin. Giysinin cazibesine kanarak; sizi terletebilecek kumaştan yapılmış ya da güneş ışınlarını emen siyah gibi koyu renk giysiler giymeyin. Sizi terletmeyecek ve güneş ışınlarından koruyabilecek kumaşlar tercih edin. Isıyı vücutta muhafaza edeceğinden dolayı kat kat giyinmekten kaçının. Geniş kenarlı şapka, UV ışınlarından koruyacak güneş gözlüğü ve güneş koruyucu krem kullanın. Özellikle benleri ya da cilt hastalığı olanların ve açık tenli kişilerin güneşten korunması çok daha kritik rol oynuyor.

    Ağır spordan kaçının!

    Sıcak yaz aylarında yüksek efor gerektirecek spor ve aktivitelerden uzak durmak gerekiyor. Hafif egzersizler yaparak, yüzerek ya da güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde yürüyüş yaparak hareketsiz kalmaktan kaçının. Spor veya yoğun fiziksel aktivite gerektiren işler için akşam saatlerini tercih edin. Fiziksel aktivitelerin ve sporun ardından vücudunuzu susuz ve mineralsiz bırakmamaya, su içmeye özen gösterin.

    Soğuk suyla vücudunuzu serinletin!

    Sık sık ve ılık su ile duş alın. Eğer mümkün olamıyorsa gün içerisinde sık sık ellerinizi, ayaklarınızı, yüz ve ensenizi soğuk su ile yıkayın.

    Araç içinde dikkat edin!

    Dr. Meltem Batmacı “Kapalı, açık, park etmiş araçlarda hiçbir canlıyı bırakmamaya çok dikkat edilmelidir. Araç içi ısı, park edildikten kısa bir süre sonra çok ciddi yükselir ve hayati riske yol açar” diyor.

    Güneş çarpmasında bu hataya düşmeyin!

    Aşırı sıcaklar ve kavurucu güneş nedeniyle güneş çarpması çok sık yaşanıyor. Güneş çarpması; halsizlik, bulantı, görme değişiklikleri, baş ağrısı, baş dönmesi, kendini kötü hissetme vb. belirtilerle kendini gösteriyor. Güneş çarpması durumunda kişinin hemen serin, hava akımı olan ve gölgeli bir ortama alınması, giysilerinin gevşetilmesi, soğutulmaya çalışılması, bilinç kapalı ise, şuur dalgalı ise mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesi şart. Bilincin kapalı olması durumunda kesinlikle su içirmeye çalışmamak gerekiyor.

  • ECEVİT KELEŞ, SAĞLIK BAKANLIĞI ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR”

    ECEVİT KELEŞ, SAĞLIK BAKANLIĞI ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR”
    CHP Sakarya İl Başkanı Ecevit Keleş kentteki diş hekimliği fakültesinin SGK ile anlaşması konusunu defalarca gündeme getiriyor. Sağlık Bakanlığı Keleş’in ve Sakaryalıların talebini görmezden geliyor. Sağlık Bakanlığının Sakarya halkını Suriyeliler kadar değerli görmediğini belirten Keleş, “Bakanlık üç maymunu oynuyor.
    CHP Sakarya İl Başkanı Ecevit Keleş diş hekimliği fakültesinde SGK’lı vatandaşların muayene edilmemesini bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye’nin birçok ilinde Üniversitelilerin diş hekimliği bölümü SGK İle anlaşmalı iken Sakarya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi SGK hastalarını ücretli olarak muayene ediyor. Başkan Ecevit Keleş, Sağlık Bakanlığının bu uygulaması ile Sakarya halkını cezalandırdığını söyledi.
    SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYALILARI CEZALANDIRIYOR MU?
    Konuyu defalarca gündeme getirmelerine rağmen bir adım daha ilerleme kaydedilmediğini belirten Başkan Keleş, “Sakarya Üniversitesinin Diş Hekimliği Fakültesinin SSK anlaşmasını yapmasını istedik. Vatandaşlar mevcut diş hastanesine muayene için haftalarca beklemek zorunda kalıyor. Diş hastanesinde sıra bulmak her geçen gün zorlaşıyor. Çünkü talep artıyor ve haftalar sonrasına sıra alabiliyorlar. Özel ve Fakülte Diş hastaneleri para ile muayene yapıyor. Vatandaş bu zorlu ekonomik şartlarda sağlıklarını kaybedebiliyorlar. Diğer iller de fakültelerle SGK anlaşması var iken Sakarya’da neden anlaşılamıyor. Soruyoruz. Sormaya da devam edeceğiz. Ancak Sağlık Bakanlığı hiçbir şekilde vatandaşı ciddiye alıp da cevap vermiyor. Adeta üç maymunu oynuyor.” dedi.
    SURİYELİLER KADAR DEĞERİMİZ YOK!
    Sakarya halkının cezalandırıldığını belirten Keleş, “Mesele Sakarya olunca bu konu neden görmezden geliniyor anlamış değiliz. Sakaryalı hemşerilerimizin mağdur edilmesinin özel bir sebebi var mıdır? Sakaryalılar neden cezalandırılıyor? Sağlık Bakanlığını uygulamalarında kendi vatandaşına Suriyeliler kadar değer vermiyor. Kendi vatandaşınınım parası ile muayeneye zorlayan bir sistem üretiyor. Diğer tarafta ücretsiz ve sağlık kurumlarının kapıları sonuna kadar açık olan Suriyeliler var. Bu vatandaş bunun hesabını sormayacak mı sanıyorsunuz. Az Kaldı. Geliyor Gelmekte Olan!” açıklamasında bulundu.
    “VATANDAŞIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
    Vatandaşın hakkını savunmaya devam edeceklerini belirten Keleş, “Biz kentimize dair yaşanan sorunları, vatandaşların yaşadığı problemleri aktarmaya, yetkililere görevlerini yapmaları konusunda uyarılarda bulunmaya devam edeceğiz. O nedenle bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Sakarya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin SGK ile sözleşmesinin yapılmaması büyük bir mağduriyet yaratıyor. MHRS üzerinden randevu almak deveye hendek atlatmak gibi oldu artık. İnsanlar böylesine derin bir ekonomik krizin içinde, kıt kanaat geçinmeye çalışırken, özel hastanelere olduğu gibi özel diş kliniklerine gitmek zorunda bırakılıyor. Bu millete yapılan hak mıdır? Ve bahsettiğimiz üzere tüm Diş Hekimlik Fakülteleri’nin SGK kapsamında olmasına rağmen Sakarya niçin mağdur edilmektedir ve SGK sözleşmesi bugüne kadar neden yapılmamıştır? Lütfen bu soruna bir an önce çare bulunuz ve Sakaryalının mağduriyetini gideriniz” ifadelerini kullandı.
  • Büyükşehir’le bir doğal harika daha gün yüzüne çıkıyor: “Doğa tutkunlarının vazgeçilmezi olacak”

    Büyükşehir’le bir doğal harika daha gün yüzüne çıkıyor: “Doğa tutkunlarının vazgeçilmezi olacak”

    Büyükşehir Belediyesi bir doğa harikasını daha gün yüzüne çıkarıyor. 30 kilometre uzunluğunda olan, şelaleleriyle doğaseverlerin gözbebeği Maden Deresi’nin keşfedilmesi için ekosisteme uygun 400 metre granit taş yol ve yaklaşık bin 300 metre çelik taşıyıcı üzerinde ahşap yol ve dinlenme alanları inşa edilecek. Ekosistemin devamı olacak, topoğrafyaya uygun restorasyonla baştan aşağı yenileneceğini belirten Başkan Yüce, “İşlemlerimize başladık, doğal güzelliği yeni yüzüyle vatandaşlarımızla buluşturacağız” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi, şehrin doğayla bütünleşmesi, mevcut kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi için projeler üretiyor. Sezonun başlangıcında Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı’nı devralarak sil baştan yeniledi. Akabinde Türkiye’nin en büyük longozu Acarlar Longozunu hizmete açarak vatandaşlarımızla buluşturdu. Son olarak Başkan Yüce’nin çalışmasıyla Maden Deresi’de diğer doğal güzelliklerimiz gibi gün yüzüne çıkarılıyor. Yüce ve ekibi, mağarası, yürüyüş yolları, mesire alanları, otoparkı, 30 kilometre uzayan dere yatağı ve şelaleleriyle alanın vatandaşlar tarafından en güvenli şekilde ziyaret edebilmesi ve burada vakit geçirebilmesi için bir ekoturizmi projesi hazırladı.

    Granit yol, ahşap yollar, korkuluklar ve yürüyüş yolları

    Yüce’nin kısa bir süre önce müjdesini verdiği projeyle ilgili hazırlıklar tamamlandı. Yapılan plana göre kayaların içinden geçen tünellere ve şelale bölgesindeki yürüyüş alanlarına çelik işleme üzerinde bulunacak bir ahşap yürüyüş alanı inşa edilecek. Bu parkurun 300 metrelik kısmı tüneller bölgesine yapılacak. Bin 300 metrelik alan ise şelale bölgesindeki tehlike arz eden bölgeye montajlanacak. Bunun yanında yine şelaleye giden bölgede rahat bir yürüyüş yapılabilmesi için yaklaşık 400 metre ‘granit küptaş yol’ proje edilecek. Taş ve ahşap olmak üzere toplamda bin 700 metrelik yürüyüş alanı montajlanacak. Ayrıca ziyaretçilerin tehlike yaşamaması için yürüyüş yollarının çevresi tamamen ahşap korkuluklarla çevrilecek. Ayrıca yürüyüş bölümlerine belirli sayıda dinlenme alanı da yapılacak.

    Ekolojik tasarım işlemi

    Tamamı doğal sit alanı olan ve Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğundaki Maden Deresi’ne sürecin devamında ise sosyal donatı alanları kazandırılacak. Yürütülecek restorasyon ve yenileme çalışmasının tamamı doğaya uygun olacak. Tam anlamıyla bir ‘ekolojik tasarım’ olarak işlenecek projenin topoğrafyaya ve ekosisteme uyumlu olması sağlanacak. Engebeli olan, daha önce doğaseverlerin birçok kez kaza yaşadığı bölümler artık güvenle ziyaret edilecek ve doğanın güzelliği ön plana çıkarılacak. Çalışma esnasında ağaçlar ve bölgenin dokusu zarar görmeyecek, tamamen kazı ve dolgu işlemleriyle hayata geçirilecek. Maden Deresi Mesire Alanı anıt çınar ağaçlarıyla ve doğa harikası deresiyle herkesin ruhunu dinlendireceği bir alan olacak.

    “İhale süreci başlıyor, hayırlı olsun”

    İhalenin 10 Ağustos’ta yapılacağını ve tamamlandığında doğal cennetin harika bir yüze kavuşacağını ifade eden Yüce, bu alanın doğaseverlerin vazgeçilmezi olacağına vurgu yaparak, “Sakarya her noktasıyla Allah’ın bize bahşettiği doğal bir cennet. Şelalesi, dereleri, gölü, göletleri, yaylalarıyla muhteşem. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz bu kentte vatandaşların doğayla iç içe olması için projeler üretiyoruz. İl Ormanı Tabiat Parkı ve Acarlar Longozu’ndan sonra bakanlığımızdan devraldığımız Maden Deresi’nde de çalışmalarımıza başlıyoruz. Şelalesi, doğal havuzları, mağaraları, yürüyüş yolları ve mesire alanıyla şehrin değeri olan bu güzelliği vatandaşlarımızın güvenli şekilde ziyaret edebilmeleri, vakit geçirebilmeleri için projemize start verdik. Proje tamamlandığında, yürüyüş alanlarımız, taş yolumuz ve güvenlik korkuluklarımızla Maden Deresi artık çok daha güzel bir yer haline gelecek. İlerleyen süreçte ulaşım yolunu ve sosyal donatı alanların inşasını ele alacağımız bir projeyle doğaseverlerin vazgeçilmez noktası olacak. İhalemizi 10 Ağustos Çarşamba günü yapıyoruz, Sakarya’mıza hayırlı olsun” dedi.

    Maden Deresi’nin hikayesi

    Karasu ilçesinin doğusundan Karadeniz’e dökülür. Bölge, Karasu için en önemli mesire ve doğa yürüyüşü alanıdır. Maden Deresi Karasu ile Kocaali arasındadır ve, Maden Deresi Doğal Sit Alanı, Bakanlık Makamının 10.05.2019 tarihli ve 111327 sayılı oluru ile “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edildi. Eski tarihlerde burada kurşun, boraks, çinko ve altın madenleri bulunuyordu. Madenciler, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Fransız firma tarafından 1914’de bütün galerileri çökerterek bölgeyi terk etti. Maden Deresi doğa güzellikleri ile sürekli artan bir şekilde ziyaretçisi uğrak yeri oldu.

  • Sakarya Millet Bahçesi’nde ‘Koliva’ fırtınası

    Karadeniz grubu ‘Koliva’ Büyükşehir Belediyesi Açık Hava Etkinlikleri kapsamında  Sakarya Millet Bahçesi’nde sevenleriyle buluştu

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Açık Hava Etkinlikleri, şehirde büyük bir heyecana sahne oldu. Şehirde BisikletFEST, dünya kupası ve EXPO’ların yanı sıra Sakarya Millet Bahçesi’nde Ağustos boyunca konserler, filmler, eğlenceli etkinlikler gerçekleştirilecek. 5 Ağustos’ta film gösterimiyle başlayacak olan program  herkesin merakla beklediği ‘Koliva’ sahnesiyle devam etti. Karadeniz’in sevilen grubu Büyükşehir’in organizasyonunda sevenleriyle buluştu. Yeşil ve siyaha boyanan ‘açık tribünde’ ve açık hava sahnesinde Karadeniz rüzgârı estirdi

     

  • Dünya kupası için geri sayım başladı: 145 kilometrelik parkuru özel ekip hazırlıyor

    Dünya kupası için geri sayım başladı: 145 kilometrelik parkuru özel ekip hazırlıyor

    Büyükşehir şehrin dört bir yanında sürdürdüğü çalışmaların yanı sıra, kurmuş olduğu 40 kişilik özel ekip ile bisiklet şampiyonasının gerçekleştirileceği 145 bin metrelik güzergâhı ilmek ilmek işliyor. Yapılan açıklamada güzergâhtaki tüm yaya ve bordür alanlarının revize edileceği belirtildi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi uluslararası bir yarışmaya ev sahipliği yaparak Sakarya’nın dünya vitrinindeki yerini sağlamlaştırıyor. 12 Ağustos’ta başlayacak olan BikeFEST ve MTB Dünya Kupası öncesinde şehri şampiyonaya hazırlayan Büyükşehir, kurduğu 40 kişilik özel ekip ile yarışların yapılacağı 145 kilometrelik güzergâhta çalışmalarını sürdürüyor.  Bu kapsamda tabela ve sinyalizasyon çalışmaları gerçekleştiren YOLBAK ekipleri ayrıca güzergâhtaki yaya ve bordür çizgilerini baştan aşağı yeniliyor.

    40 kişilik özel ekip

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı’nca yapılan açıklamada, “Şehir genelinde yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra Trafik Şube Müdürlüğünce kurmuş olduğumuz 40 kişilik özel ekip ile şampiyonanın yapılacağı 145 kilometrelik güzergâhta çalışmalarımız sabaha kadar devam ediyor. 12 Ağustos’ta başlayacak olan BikeFEST ve MTB Dünya Kupası için güzergâhta gerçekleştirdiğimiz tabela ve sinyalizasyon çalışmalarının yanı sıra tüm yaya ve trafik işaretlerini baştan aşağı yeniliyoruz. Şehrimizi uluslararası müsabakaya en iyi şekilde hazırlamaya gayret ediyoruz” denildi.

  • Çin ve Tayvan gerilimi çip krizine yol açabilir

    BTCHaber TV Türk kripto para piyasasına ışık tutmaya devam ediyor. Emirhan Erdoğan’ın moderatörlüğündeki canlı yayında Bybit Türkiye Araştırma Müdürü Beste Naz Süllü kripto para gündemini değerlendirip analizlerini paylaştı. Programda Solana’ya yapılan hack saldırısı, Waves’in yeni planı ve Tayvan’daki çip krizi gibi konular ele alındı.

    Kripto para ve blokzincir ile ilgili en son haberleri okurlarıyla buluşturan BTCHaber’in YouTube kanalı BTCHaber TV, sektöründeki gelişmeleri izleyicilere aktarıyor. Bu haftaki programda, Emirhan Erdoğan’ın moderatörlüğünde Bybit Türkiye Araştırma Müdürü Beste Naz Süllü; Solana’ya yapılan hack saldırısını, Waves’in yeni planını ve Tayvan’daki çip krizini değerlendirdi. Süllü ek olarak izleyicilerle Bitcoin, Ethereum (ETH), Ethereum Classic (ETC), Polygon (MATIC), Shiba Inu (SHIB) ve Optimism (OP) analizlerini paylaştı.

    Solana’ya yapılan hack saldırısında neler yaşandı?

    Solana ağına yapılan saldırıda 5 bin civarında cüzdanın hacklendiği söyleniyor. Zarar ne kadar şu an için bilinmiyor. Öte yandan saldırının kaynağı da henüz belli değil. Ayrıca saldırıya uğrayan cüzdanlarda son 6 ay içerisinde hiç hareket görülmemiş. Solana’nın insanların güvenini geri kazanması için yeni bir blockchain ağı geliştirmesi gerekecek gibi duruyor.

    Waves’in yeni planı

    Geçtiğimiz günlerde Waves’te bir likidite sorunu yaşandı. Bu sorunun ardından şimdi de yeni bir plan açıklandı. Waves ekosistemi katılımcılarının dörtte üçünden fazlası bu DeFi canlandırma planına onay verdi. Ancak uygulamaya koyulacak bu yeni planın güven kazanmaya yetip yetmeyeceği merak konusu. Çünkü likidite krizinin arkasında önemli iddialar yatıyor. Waves ekosistemi içerisindeki bir stablecoin sahibinin regülasyona uyumsuz şekilde stablecoin üretip, gizli arz yarattığı ve bununla WAVES alarak WAVES fiyatında ve stablecoin paritesindeki birebir dolar bacağında manipülasyon yaptığı iddia ediliyor.

    WAVES’te stake edilen tutar bu yılın başında 5 milyar dolara yakınken, bu tutar temmuzun başında 850 milyon dolara, şimdi de 400 milyon dolara düştü.

    Tayvan’daki çip krizi

    Tayvan ve Çin arasındaki gerilime ABD de dahil oldu. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Tayvan’a ziyarette bulundu. Bu ziyaret, gerilimi daha da tırmandırdı.

    Tırmanan bu gerilim kripto para piyasasına da direkt etki ediyor. Çünkü, Tayvan dünyadaki çip üretiminin yüzde 65’ini elinde tutuyor. Kripto para firmalarının bir kısmı da Web 3 uyumlu cep telefonu üretmeyi planlıyor. Web 3 uyumlu cep telefonu üretimi için de çip gerekli. Öte yandan, Metaverse demek aynı zamanda giyilebilir teknolojiler demek. Onlar için de çip gerekiyor. Kripto para madenciliğinde kullanılan ekipmanlar için de gerekli malzemelerin başında yine çipler yer alıyor.

    Haftalık piyasa değerlendirmeleri ve sektör haberleri BTC Haber TV Youtube kanalında yayınlanıyor.

    Beste Naz Süllü kripto paralar ile ilgili analizlerini ise şu şekilde paylaşıyor:

    Bitcoin (BTC) analizi

    Piyasadaki riskler böyle devam ederse Bitcoin’in 20.000 doların altına inmesini beklemiyorum. Hesabında 10.000 ve üzeri Bitcoin olan cüzdanlar alım yapmaya başladı. Öte yandan, 22.000 dolar ve 23.000 dolar bölgesi ara ve ana destek olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumu bozabilecek bir hava yaşanmazsa Bitcoin’in dip yaptığını söyleyebiliriz. Şu anda ara vadede bir yükseliş trendi içerisindeyiz. O yüzden satışlar yüzde 1-2 ile sınırlı kalabilir, yükselişler ise yüzde 5-6 civarında olabilir. Ayrıca, Bitcoin’in önünde 23.500 dolar bölgesinin önemli bir direnç olarak durduğunu görüyoruz. Şu an yataya yakın bir pozitif trenddeyiz. O yüzden arada bir direnç bölgelerinden satış gerçekleşebilir.

    Ethereum (ETH) analizi

    Ethereum’un en kısa zaman içerisinde 1.730-1.750 dolar ve sonrasında da 2.000       dolar aralığına gitmesini bekliyoruz. O yüzden şu haliyle toplanacak seviyelerde olduğunu söyleyebilirim.

    Ethereum Classic (ETC) analizi

    Ethereum Classic’in zaten yüzde 90’lık bir marjı vardı. Bu marj ihtiyatlı olarak da yüzde 60 civarındaydı. Önümüzdeki dönemde ise Ethereum Classic’in uzun zamandır süregelen alçalan trendin geçtiği nokta olan 50 dolarlara kadar yolunun olduğunu düşünüyorum.

    Polygon (MATIC) analizi

    MATIC 1,4 milyar dolarlık ikinci bir halka arz yaparak dolaşımdaki paylarını artırmıştı. O yüzden bir dönem sert bir satış yaşanmıştı. Fakat burada çıkarılan coinler takıma dağıtılmış ve stake edilmiş. Bu yüzden MATIC için yukarı yönlü bir dönüş olabilir. 1,20 dolar seviyelerinde bir beklentim vardı. Bu beklentim şu an devam ediyor.

    Shiba Inu (SHIB) analizi

    Şu anda SHIB’de inanılmaz bir şekilde balina yoğunluğu yaşanıyor. Orayı önce bir aşağı çekmeleri gerekecektir. Varlıklarını satmayan, tutan cüzdanları önce bir dökmeleri lazım ki ardından toplamaya geçebilsinler. Teknik olarak ise SHIB’de şu an 12,70’i kıramayan, aşağıda ise 10,20’lere kadar giden ve yatayda zikzak çizen bir görünüm mevcut.

    Optimisim (OP) analizi

    Optimism de son iki hafta içerisinde çok ciddi bir hareket yaptı. Bununla beraber ağın yenilenmesi, çatallanmanın gelmesi ve stake oranının artması gibi konular Optimism’i yukarı taşıdı. Fakat kimse yüzde 380 yükselen bir coine tepeden yatırım yapmaz. O yüzden biraz geri çekilmesine izin verilebilir.

  • Kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incir ihracatı 1 milyar doları aştı

    Muhteşem üçlü ihracatta 1 milyar doları geçti

    Kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incir ihracatı 1 milyar doları aştı

    Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu, kuru meyve sektörünün muhteşem üçlüsü olarak tabir edilen çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirden 2021/22 sezonunun geride kalan diliminde 1 milyar 15 milyon dolarlık ihracat geliri elde edildi.

    Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; 31 Temmuz 2022 tarihi itibariyle muhteşem üçlünün 2020/21 sezonunda 914 milyon dolar olan ihracatı, 2021/22 sezonunun aynı döneminde yüzde 11’lik artışla 1 milyar 15 milyon dolara yükseldi.

    Çekirdeksiz kuru üzüm 400 milyon doları aştı

    Kuru meyveler içerisinde ihracat lideri bu sezonda çekirdeksiz kuru üzüm oldu. 1 Eylül 2020 – 31 Temmuz 2021 tarihleri arasında 203 bin ton karşılığı 393 milyon dolarlık kuru üzüm ihraç eden kuru Türkiye, 2021/22 sezonunda aynı dönemde 232 bin ton kuru üzüm ihraç ederek 408 milyon dolar dövizi hanesine yazdırdı.

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık

    İngiltere 102,6 milyon dolarlık Türk üzümü talebiyle zirvedeki yerini korurken, Almanya’ya 58,2 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihraç edildi. Hollanda 38 milyon dolarla listeye üçüncü sıradan girerken, İtalya’ya 32 milyon dolarlık, Avustralya’ya da 27,5 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm gönderildi. Çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ettiğimiz ülke sayısı 101 olarak kayıtlara geçti.

    Kuru kayısı ihracatı 375 milyon dolar oldu

    2021/22 sezonu içindeki ihracat performansıyla zaman zaman çekirdeksiz kuru üzümle yarışan kuru kayısı 2020/21 sezonuna göre miktar bazında yüzde 7’lik düşüşle 87 bin tondan, 80 bin tona düşse de, Türk kuru kayısısı 2021/22 sezonunda ton başına 1290 dolar daha katma değerli ihraç edildiği için kuru kayısıdan elde edilen döviz miktarı yüzde 29’luk artışla 291 milyon dolardan 375 milyon dolara taşındı.

    Türk kayısısını en çok Amerikalılar sevdi. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ne 57,3 milyon dolarlık kuru kayısı ihraç ederken, Fransa 36 milyon dolarlık Türk kayısısı talep etti. İngiltere 21,6 milyon dolarlık kuru kayısı ihracatıyla üçüncü sıraya adını yazdırırken, Avustralya ve Brezilya’ya kuru kayısı ihracatımız 17 milyon doları aştı.

    Kuru incir ihracatı 232 milyon dolara ulaştı

    Cennet meyvesi kuru incirin 6 Ekim 2021 tarihinde başlayan 2021/22 ihraç sezonunda, 30 Temmuz 2022 tarihine kadar 62 bin ton 116 ton ihraç edilerek, 232 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Kuru incir ihracatı bir önceki sezon aynı zaman diliminde 230 milyon dolar olmuştu.

    Kuru incir ihracatında Fransa 31,4 milyon dolarlık tutarla zirvede yer alırken, Almanya 30,8 milyon dolarlık Türk kuru inciri talebiyle zirve ortağı oldu. Amerika Birleşik Devletleri’ne 30,3 milyon dolarlık kuru incir ihraç ettik. Bu ülkeleri 14,2 milyon dolarlık tutarla İtalya ve 12,5 milyon dolarla Kanada izledi.

    Işık; “Türkiye dünyanın kuru meyve ambarı”

    Türkiye’nin uygun iklim özellikleri ve kuru meyve üretimi için verimli toprakları sayesinde dünyanın kuru meyve ambarı konumunda olduğu bilgisini paylaşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, kamu kurumları, üniversiteler, araştırma enstitüleri, zirai mücadele teşkilatları, ihracatçılar, borsalar ve üreticilerin ortak hareket etmesiyle kuru meyve sektöründe son yıllarda verimliliği, gıda güvenliğini ve ürünlerde kaliteyi ileri noktaya getirdiklerini, tedarik zincirini üç üründe tarladan rafa kadar oluşturduklarını ifade etti.

    Enerjisi yüksek, potasyum, magnezyum ve kalsiyum zengini kuru meyveleri Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı ürünler kategorisinde değerlendirdiğinin altını çizen Işık, “Sağlıklı nesiller yetiştirmemiz için bu ürünleri yaşamımıza katmak istiyoruz. Kuru üzüm üreticisi olmayan İngiltere yıllık 95 bin ton, Almanya 65 bin ton kuru üzüm tüketirken, biz 43 bin ton kuru üzüm tüketiyoruz. Avrupa’da kuru meyveler çocuklar okula giderken beslenme çantalarına konuluyor, Türkiye’de de bu alışkanlığı kazanmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemde ihracatımızı yükseltme yanında, iç tüketimi da artırmak için projeler geliştireceğiz” diye konuştu.

    2022/23 sezonundan umutluyuz”

    Kuru kayısı sezonunu tamamladıklarını, çekirdeksiz kuru üzümde ise son 1 aya girildiğini, kuru incirde ise sezonun bitmesine yaklaşık 2 ay kaldığını dile getiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, mevcut tabloya göre 3 üründe yıl sonunu 1 milyar 100 milyon dolarlık ihracatla geride bırakmayı hedeflediklerini, üretici ve ihracatçı açısından tatmin edici bir sezonu geride bıraktıklarını vurguladı.

    2022/23 sezonu ile ilgili hazırlıklarının yoğun bir şekilde sürdüğünü aktaran Işık, “2022/23 sezonunda çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde rekoltelerde düşüş beklemiyoruz. Ürün kaliteleri de ihracata uygun. Üç üründe yüzde 10-15 aralığında ihracat artışı ve 1 milyar 250 milyon dolar ihracat tutarı hedefliyoruz” diye görüşlerini paylaştı.

    AB topraklarının yüzde 30’unu organik sektörüne ayırıyor

    Türkiye’de organik üretimin 35 yıl önce kuru meyve sektöründe başladığı bilgisini paylaşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, “Tüm dünya organik sektöründe konumunu güçlendirme çabası içerisinde. Geçtiğimiz günlerde Almanya’da dünyanın en büyük organik fuarı Biofach düzenlendi. Fuarda konuşan Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında organik sektörünün büyütülmesinin zorunluluk haline geldiğini, Rusya’ya karşı en büyük savunmanın organik sektörünü geliştirmek olduğunun altını çizdi. Özdemir, ayrıca önümüzdeki dönemde, Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkelerin topraklarının yüzde 30’unda organik üretim yapma hedefi ortaya koyduklarını dillendirdi. Türkiye’de de organik sektörü önümüzdeki süreçte katlanarak büyümesi, günümüzde 250’ye varan ürün çeşitliliğimizin daha da artması için, Türkiye’nin dünyadaki gelişmelerden geri kalmaması şart. Bu doğrultuda devletin organik politikasını sektörle iş birliğinde oluşturup gerekli altyapı ve kaynakları oluşturulması gerekiyor” dedi.

    Kuru meyve sektöründeki ürünlerin az su tüketerek yetişebilen ürünler olduğunu vurgulayan Işık sözlerini şöyle tamamladı: “İncir ve kayısı çok su istemiyor. Karbon ayak izine etkileri az. Kuru meyve sektörü olarak üç ana ürünün üretim kalitesi ve gıda güvenliğinin arttırılması için projeler geliştiriyoruz. Küresel ısınmanın sektöre etkilerini minimize etmek için üniversiteler ve sektörün diğer paydaşlarıyla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Kalitenin artması, arz ve talep dengesinin sağlanarak dünya pazarlarına istikrarlı ürün arzı için ise lisanslı depoculuğa işlerlik kazandırmaya çalışıyoruz. Sektörümüzdeki kurumlar arasında iş birliğinin güçlenmesi noktasında bir iradeye sahibiz.”

  • Genç Katılımlı Proje Atölyesi Hemşehri Oylaması Devam ediyor

    Sakarya Dijital Yönetişim Ofisi, Genç Katılımlı Proje Atölyesi Fikir Yarışması kapsamında gençler projelerini ürettiler. Gençlerinde temsil edildiği Jüri, projeler arasında 10 finalisti belirledi. Finale kalan 10 projeyi siz hemşehrilerin beğenisine sunuyoruz. Alfabetik olarak sıralanan finalist projelerden sizlerin oyu ile birinci proje seçilerek uygulanacaktır. Oyunu kullan, şehirde uygulanacak gençlerin BİRİNCİ projesini SEN seç, oyunla şehrin geleceğine yön ver.

    PROJE ÖZETLERİ
    (PROJE ADINA GÖRE – ALFABETİK SIRALAMA)

    Proje 1: Aynı Çatı Altındayız
    Kategorisi: Sosyal Hizmetler
    Proje Sahibi: Ramazan BOZKURT
    Proje Özeti: Günümüzde çocuklarda görülebilen hastalıklardan olan Spinal Muskuler Atrofi (SMA), Serebral Palsi (SP), Kistik Fibrozis, Akdeniz anemisi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, solunum güçlüğü vb, çocukları yatağa bağımlı hale getirebilmektedir. Bu hastalıklara sahip olan çocuklar yatağa bağımlı hale geldiklerinde yaşamsal gereksinimleri bakım verenleri / ebeveynleri tarafından karşılanmaktadır. Bu süreç, bakım verenlerin / ebeveynlerin psikolojileri üzerinde de olumsuz etkiler bırakmaktadır.

    Hedef grubu, bahsi geçen çocuklara bakmakla yükümlü kişiler olan projenin hedefi bu zorlu süreçlerinde yaşadıkları problemlerin etkisini azaltmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirme yoluyla psikolojik olarak var olan bakım yükü algılarından uzaklaşmaları sağlanması ve kendileri için etkinlik yapabilme fırsatı bulmalarıdır.

    Bu kapsamda hedef gruba yönelik, kendi ikametlerinde, sanatsal aktivite planlaması (ahşap boyama, seramik tasarım, ebru sanatı, takı tasarım), kuaför hizmeti, sağlık bakım hizmeti, psikolojik destek, mindfulness ve okuma-yazma eğitimi faaliyetleri gerçekleştirilecektir. Böylelikle, bu kişilerin ruh sağlığı üzerinde oluşan olumsuz etkiler azaltılmış olunacaktır.

    ——————–

    Proje 2: Bahçe Bereketi
    Kategorisi: Çevre ve Su Yönetimi
    Proje Sahibi: Hümeyra Elif KÜÇÜKKAYA
    Proje Özeti: Günümüzün hızla değişen yaşam şartları ve kentleşme beraberinde insanların doğal ortamlardan uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Projede, tarım arazilerine sahip Sakarya’da tarımsal faaliyetleri hobi ve eğitim amaçlı çeşitlendirmek, halkın bunaltıcı kent hayatından uzaklaşmasını sağlamak, küçük çaplarda bitki yetiştiriciliğini tanımak ve gençler ile çocuklar arasında tarımın önemi konusunda farkındalık yaratmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda 5 dönümlük tarıma elverişli arazi üzerine sebze ve meyve ekimi/dikimi yapılarak küçük bir kısmına da kursiyerlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir sosyal eko-tesis kurulması planlanmıştır.

    Böylelikle bireylerin sosyalleşmesine katkıda bulunulacak, doğal ortamda keyifli bir şekilde zaman geçirmesi sağlanacak ayrıca temel tarım faaliyetleri hakkında farkındalık oluşacaktır.

    ——————–

    Proje 3: Bir Taşta İki Kuş: Geri Dönüştürme ve Ulaşım
    Kategorisi: Çevre ve Su Yönetimi – Ulaşım ve Kent İçi Hareketlilik
    Proje Sahibi: Melike ATEŞ
    Proje Özeti: Geri dönüşüm, çevrenin korunması açısından önem arz eden bir kavramdır. Atık çöp miktarını azaltırken, kaynakların tükenmesini önler ve kaynakların lüzumsuz kullanımının önüne geçer. Proje kapsamında, Sakarya ilinde belirlenecek noktalara akıllı geri dönüşüm otomatları konulması planlanmıştır. Akıllı geri dönüşüm otomatlar ile kâğıt, pet şişe ve metal kutuların kaynağında ayrıştırılarak toplanması sağlanacaktır. Atıklar akıllı geri dönüşüm atıldığında makine üzerinden SAKBİS (Akıllı Bisiklet) kartına belirli bir bakiye yüklenecektir.

    Bu proje sayesinde geri dönüşüm ve çevre problemlerine ilişkin farkındalık sağlanırken; bisiklet kullanıcı sayısı artırılması da hedeflenmiştir.

    ——————–

    Proje 4: Bisansör – Yokuş İçin Bisiklet Asansörü
    Kategorisi: Ulaşım ve Kent İçi Hareketlilik – Çevre ve Su Yönetimi
    Proje Sahibi: Furkan YILMAZ – Orenda Derneği
    Proje Özeti: Bisiklet kullanmak çevreci, sağlıklı ve masrafsız bir ulaşım şeklidir. Ancak, yokuş yukarı çıkmak bisiklet kullanımı konusunda zorluk yaratmaktadır. Proje kapsamında, “Bisiklet Şehri Sakarya”da bisikletlerin daha verimli ve daha az eforlu kullanılabilmesi ve bisiklet kullanımının yaygınlaşması amacıyla insanların zorlu yokuşları, Kampüs yokuşu gibi, bisikletleriyle rahatça tırmanabileceği bir bisiklet asansörü sistemi geliştirilecektir. Bisikletçiler, tek ayaklarını asansörün açılı platformuna yerleştirecek ve belirli bir hızla yokuşu aşabilecektir. Bu asansörden sadece bisikletliler değil, bebek arabalı vatandaşlar ve scooter’lar da yararlanabilecektir. Böylelikle, bisiklet kullanımını ve kullanımın yaygınlaşmasını engelleyen bir unsur ortadan kalkmış olacaktır.

    ——————–

    Proje 5: Bisiklet Hayattır
    Kategorisi: Gençlik, Spor ve Kültür
    Proje Sahibi: Ahmet İsrafil AYGAR
    Proje Özeti: Eskiden beri Sapanca Gölü birçok bisiklet kullanıcılarının çok önemli bir güzergâhı olmuştur. Sapanca Lokman Hekim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi de Sakarya ve Kocaeli arasında doğal güzelliklerin hâkim olduğu bir bisiklet rotasında bulunmaktadır. Bu doğrultuda proje kapsamında bisiklet kullanıcılarının okul ve çevresini dinlenme alanı olarak kullanabilmeleri ve bu rotanın yerli ve yabancı bisiklet kullanıcılarına çekici hale getirilmesi planlanmıştır. Bu çerçevede bisikletlilerin mola verecekleri, ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri, her türlü tamirat yapabilecekleri dinlenme istasyonu olarak da kullanılabilecekleri bir atölye oluşturulacaktır. Proje ile aynı zamanda bisiklet kültürünün yaygınlaşması ve çevre bilinci, sağlıklı yaşam, yakıt tasarrufu sağlanması da hedeflenmiştir.

    ——————–

    Proje 6: Kitabımı Paylaşıyorum
    Kategorisi: Sosyal Hizmetler
    Proje Sahibi: Ayyüce Ülkühan YEŞİL
    Proje Özeti: Son zamanlarda artan maliyetlerden dolayı kitap fiyatları oldukça yükselmiştir. Özellikle sınavlara hazırlık kitapların gerekliliği öğrencileri maddi anlamda zorlamaktadır. Bu projenin amacı az kullanılmış veya kullanılabilir kitap, roman, test kitapları ve benzeri kitapların toplanıp, bu kitaplardan özellikle dar gelirli öğrencilerin faydalanmasını sağlamaktır. Kişiler ellerindeki az kullanılmış veya kullanılabilir kitapları belediye tarafından belirlenen yere teslim edeceklerdir. Böylece artan maliyetler nedeniyle kitaplara ulaşamayan öğrenciler kitaplara ücretsiz olarak ulaşmış olacak hem de az kullanılmış özellikle test kitaplarının çöpe atılmasının önüne geçilecektir.

    Bu proje ile hem ihtiyaç sahibi öğrenciler kitaba ulaşabilecekleri gibi kağıt kullanımını da azaltılarak ham maddesi ağaç olan gereksiz kullanımında önüne geçilecektir.

    ——————–

    Proje 7: Mobil Gençlik Merkezi
    Kategorisi: Sosyal Hizmetler
    Proje Sahibi: Muhammed Taha YAZILI
    Proje Özeti: Toplumda herkes aynı imkanlara sahip olamamaktadır. Özellikle kırsal kesimlerdeki öğrenci ve gençler maddi ve manevi imkansızlıklardan dolayı çeşitli faaliyetlere katılım sağlayamamaktadırlar. Mobil Gençlik Merkezi projesinin amacı gençlik faaliyetlerine ulaşamayan kırsaldaki gençleri ve öğrencileri bu faaliyetleri ulaştırmaktır. Bu proje kapsamında bir minibüs/otobüs mobil gençlik merkezi haline getirilip, gerçekleştirilecek etkinlik malzemeleriyle donatılacaktır.

    Bu araç, özellikle kırsal yerleşimlere gidecek; halat çekme, parkur, koca ayak, dart, ok, ebru sanatı, yüz boyama etkinlikleri, sokak oyunlarını oynatma, kitap okuma halkaları, akıl ve zeka oyunları, spor faaliyetleri gibi gençlere ve öğrencilere farklı etkinlikleri deneyimleyecekleri bir gün yaşatacaktır. Bu hizmetlerde aynı zamanda mobil araçlarda gönüllü eğiticilerinde katılımı sağlanacaktır.

    Bu şekilde kırsaldaki öğrenci ve gençlerin mobil araç vasıtasıyla sportif ve kültürel hizmetlere erişimi sağlanacaktır.

    ——————–

    Proje 8: Sakarya Okuyor
    Kategorisi: Ulaşım ve Kent İçi Hareketlilik – Gençlik, Spor ve Kültür
    Proje Sahibi: Merve YILDIRIM
    Proje Özeti: Şehirlerde artan yoğunluk nedeniyle trafikte geçirilen sürede artmaktadır. Bu sürenin bireylere fayda sağlayacak şekilde geçirilmesi önemli bir konudur. Sakarya Okuyor projesinin amacı şehir içi otobüs yolculuğu yapan vatandaşların zamanlarını kaliteli geçirmesini ve okuma bilincinin yayılmasını sağlamaktır. Belediyenin ulaşımda halkın kullandığı akıllı uygulamalar mevcuttur. Bu uygulamalardan biri olan Sakarya Akıllı Ulaşım Sistemi (SAKUS) uygulamasına eklenecek bir modül ile mini hikayeler, okumalar sekmesi uygulamaya dahil edilmiş olacaktır.

    Her bir hikayenin yaklaşık okuma süresi belirtilecektir. Yolcu, yolculuk süresine göre bir hikaye seçecek ve hikaye sonundaki mini sınav sorularının hepsini bilirse KART54 bakiyesine belli miktarda para yüklenecektir. Bu kazanacağı bonuslarla belediyenin bazı hizmetlerinde ücretsiz yararlanarak şehir içi seyahatte kitap okumaya teşvik edilecektir.

    ——————–

    Proje 9: Sakarya Yaşlı ve Engelli Yardımlaşma (SAYE)
    Kategorisi: Ulaşım ve Kent İçi Hareketlilik – Sosyal Hizmetler
    Proje Sahibi: Yağız GÜNGÖR
    Proje Özeti: Yaşlı ve engelli bireyler günlük ihtiyaçlarını giderirken başka bir kişiye ihtiyaç duyabilmektedirler. Bu yardımları devlet kurumları veya bu amaçla kurulmuş kurum ve kuruluşlar tarafından yapılabilmektedir. Bununla birlikte gönüllü olarak yaşlı ve engellilerin günlük bir takım ihtiyaçlarında destek olmak isteyen kişilerinde varlığı bilinmektedir. Ancak güvenli bir organizasyona ihtiyaç olmaktadır. Bu organizasyonu belediye eli ile yapılması halinde gönüllülerde bu destek sürecine katılmak istemektedirler.

    SAYE projesinin amacı yaşlı ve engelli kişilere, belediye tarafından yapılacak bir uygulama vasıtasıyla gönüllülerinde destek olmasını sağlamaktadır.  Sakarya içerisinde bir yerden bir yere ulaşım ihtiyacı olduğunda veya alışveriş gibi günlük ihtiyaçları gönüllüler vasıtasıyla hızlı ve ücretsiz yardım sağlamaktır. Bununda yaşlı ve engelli kişilere yönelik bir mobil uygulama geliştirilerek yapılması planlanmaktadır.

    Bu uygulama ile yaşlı ve engelli insanların yardım talebi sistem üzerinden gönüllü kişilere iletilecektir. Gönüllü kişiler yardım talebini yerine getirdiğinde sistem üzerinden puanlanacak, belli bir puana ulaşınca gönüllü kişiye de belediye hizmetlerinden ücretsiz yararlanma veya manevi bir takım ödüllendirme yapılacaktır. Bunun sonucunda gönüllü bir insani ağ oluşturulmuş olacaktır.

    ——————–

    Proje 10: “Hareket Enerjisini Elektrik Enerjisine Dönüştürerek Yenilenebilir Enerji Farkındalık Projesi
    Kategorisi: Ulaşım ve Kent İçi Hareketlilik – Dijitalleşme
    Proje Sahibi: Osman PURÇAK, Elanur ALTINTOP, Gamze ÇELİK
    Proje Özeti: Yaya trafiğinin yoğun olduğu alanlar ile park ve bahçelerde çocuk oyun gruplarında yoğun bir hareketlilik olmaktadır. Enerjinin önemli olduğu dünyamızda her alanda yenilenebilir enerjiye ve bunun farkındalığına ihtiyaç bulunmaktadır. Yenilenebilir ve alternatif enerji kaynaklarının birçoğu hareket enerjisinin elektrik enerjisine dönüşümü prensibi ile oluşturulmaktadır.

    Bu projenin amacı doğal elektrik üretimi kapsamında şehirde hareketliliğin yoğunluğun fazla olduğu bir sokağa ve yaya yoğunluğu ile çocuk oyun parklarında uygun olan bir zemine ilgili malzeme döşenerek burada atılan adımlarla elektrik enerjisini üretmektir. Kullanılacak ilgili malzeme (piezoelektrik malzeme) sayesinde özellikle gençler ve çocuklar attıkları adımların elektrik enerjisine dönüşmesini gözlemleme şansı yakalayacaktır. Burada hem eğitim amaçlı hareketten temiz enerji üretimini görme şansları olacaktır. Aynı zamanda bu proje ile insanlar sağlıklarına faydalı olan yürümeye teşvik edilmiş olunacaktır.

    Bu proje sayesinde yenilenebilir enerji farkındalığı oluşturulacaktır.

     

    Oy kullanmak için tıklayınız

  • UZMANLAR UYARIYOR: ÖLÜMCÜL ARI SOKMALARINA DİKKAT

    Arı sokmasına bağlı “Akut-alerji krizi” nedir?

    Nasıl önlenir?

    UZMANLAR UYARIYOR:

    ÖLÜMCÜL ARI SOKMALARINA DİKKAT

    ERKEKLER İKİ KAT DAHA FAZLA RİSK ALTINDA!

    Piyade Uzman Çavuş Mehmet Burak Keçe’nin Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde arı sokması sonucu geçirdiği “Akut-alerji krizi” nedeniyle şehit olması ülkeyi yasa boğarken, arı sokmalarına bağlı gelişebilen alerjinin tehlikeleri konusunda açıklama yapan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Okan Gülbahar, “Arı sokmasına bağlı sistemik alerjik reaksiyon riski, erkeklerde kadınlara göre iki kat daha fazla. Anafilaksinin önüne geçmek için mutlaka venom immünoterapisi olarak adlandırılan aşı tedavisini uygulanmalı ve alerjisi olanlar otoenjektörleri yanlarından ayırmamalı” dedi. 

    Arılar; biyoçeşitliliğin sürdürülmesi, birçok bitkinin üretimi ve yaşamının garanti altına alınması, ormanların yenilenmesinin desteklenmesi, iklim değişikliğine adaptasyon ve sürdürülebilirliğin teşvik edilmesinden tarımsal ürünlerin miktar ve kalitelerinin geliştirilmesine kadar doğada varlıkları kilit öneme sahip olan canlılar, ancak alerjik reaksiyon söz konusu olduğunda bir insanın hayati varlığını tehdit edebiliyor. Öyle ki Millî Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde Piyade Uzman Çavuş Mehmet Burak Keçe’nin arı sokması sonucu gelişen akut-alerji krizi sonrasında şehit olduğunun bildirilmesiyle beraber, ülke yasa boğulurken,  arı sokmasına bağlı gelişen akut alerji krizinin ne olduğuna ve alınabilecek önlemlere dair büyük bir merak oluştu

    Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Okan Gülbahar arıların neden olduğu böcek sokmalarının ülkemizdeki görülme sıklığının %50 ila %95 arasında olduğunu, bir kişinin yaşam boyu arı tarafından sokulma oranının ise %95 gibi oldukça yüksek oranlarda gerçekleştiğini söyledi. “Görüldüğü gibi bu oranlar oldukça yüksek” diyen Prof. Dr. Gülbahar şöyle devam etti: “Arı sokmalarının en korkulan klinik yansıması, sistemik alerjik reaksiyon olan anafilaksidir. Anafilaksi ya da akut alerji krizi, arı zehrinde bulunan proteinlere karşı sokulan kişide, o proteinlere özel olarak üretilmiş IgE yapısındaki antikorların, vücudun savunma sistemi hücrelerini uyarması sonucu gelişir. IgE antikorlarının gelişmesi için kişinin daha önce çeşitli kereler bu yabancı proteinlerle karşılaşması gerekir. Buna duyarlaşma diyoruz. Duyarlaşma safhası olmadan alerjik reaksiyon gelişmesi nadir bir durumdur. Bu nedenle daha önce arı tarafından hiç sokulmamış bir bireyde alerjik reaksiyon gelişme olasılığı son derece düşüktür.” 

    ERKEKLERDE İKİ KAT FAZLA!

    Bir milyon nüfus başına bildirilen ölüm sayılarının, senede 0.03-0.48 arasında olduğu, ölümcül reaksiyonların görüldüğü kişilerin %40-85inde daha önceden anafilaktik reaksiyon öyküsü olmadığını belirten Prof. Dr. Okan Gülbahar, “Yani ciddi alerjik reaksiyon yaşayanların yaklaşık yarısı, arı alerjileri olduğunun farkında değildirler. Ancak eğer bir önceki reaksiyon anafilaksi ise, bir sonraki sokmanın anafilaksi ile sonuçlanma riski daha yüksektir. Arı sokmasına bağlı sistemik alerjik reaksiyon riski, erkeklerde kadınlara göre iki kat daha fazladır ve yaşla beraber artmaktadır” dedi.

    “ANAFİLAKSİYE KARŞI VENOM İMMÜNOTERAPİSİ UYGULANMALI”

    Öyküsünde arı sokması ile ciddi sistemik reaksiyon öyküsü bulunan ve testlerinde arı venomuna duyarlı bulunan hastaların, bir sonraki arı sokmasında %30 ila 70 oranında anafilaksi riski taşıdıklarının altını çizen Gülbahar, “Bu nedenle, bu kişilere %85 ile %98 arasında etkin bir tedavi olduğu gösterilmiş olan ve ileride gelişebilecek ciddi reaksiyonlardan korunma sağlayan venom immünoterapisi olarak adlandırılan aşı tedavisi uygulanmalıdır” dedi. Bu tedavi yaklaşımının amacı, eğer hastayı bir daha arı sokacak olursa, hayatı tehdit eden reaksiyonların gelişmesini önlemek olduğunu ifade eden Gülbahar, alerji aşılarının bunu gerçekten de çok başarılı bir şekilde yaptığını, günümüzde normal şartlarda bu tedavinin süresinin 5 yıl olması gerektiği söyledi.

    ARI SOKTUĞUNDA NE YAPMALIYIZ?

    Prof. Dr. Okan Gülbahar’dan hayati adımlar…

    Arı sokmasından sonra ilk yapılması gerekenler:

    1.Arıların bulunduğu bölgeden ani hareketlerden kaçınarak ancak hızlı ve güvenli bir şekilde uzaklaşmak.

    2.Eğer sokan arı bal arısıysa ve zehir kesesi halen deride kasılıp zehir vermeye devam ediyorsa, iğneyi derhal yerinden çıkartmak. Arının iğnesi, venom kesesinin zedelenmemesi için, tırnak veya sert düzgün bir cisim yardımıyla (örneğin bir kart) kazınarak çıkartılmaya çalışılmalıdır. Cımbız, pense gibi araçlar kesenin patlamasına neden olarak daha fazla venomun dolaşıma geçmesine yol açabileceğinden, iğnenin çıkartılmasında bu yöntemler tercih edilmemektedir.

    3. Sokulan bölge temiz, sabunlu su ile yıkanarak kurulanmalıdır. Antiseptikler kullanılabilir. 4.Deriyi tırnaklarla kaşıyıp yara yapmaktan kaçınılmalıdır.

    5. Sokulan alanı rahatlatmak için soğuk kompres, alerji hapları, kortizonlu kremler, ağrı kesiciler kullanılabilir. Hiçbir şey yapılmasa dahi, bu durum geçicidir ve saatler içinde kendiliğinden düzelir. Fakat anafilaksi durumunda süreç farklıdır. Anafilaksi tedavisinde ilk tercih olan adrenalin kullanımıdır. Ülkemizde kullanımı oldukça kolay adrenalin otoenjektörleri bulunmaktadır. Adrenalin otoenjektörleri, özellikle sağlık hizmetlerine hızlı bir şekilde ulaşmanın mümkün olmadığı yerlerde hayat kurtarıcı olmaktadır.

    BU BELİRTİLERE DİKKAT!

    Sistemik reaksiyonların hafif tiplerinde belirtiler genellikle deri ve mukozalarda görülür. Bu belirtiler arasında en sık görülenler ürtiker (kurdeşen), anjioödem, deride kızarıklık ve kaşıntıdır. Deri bulguları hastaların %80inden fazlasında gözlenir. Nefes darlığı, nefes almada veya vermede zorluk, öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi, ses kısıklığı, ses çıkaramama gibi solunumsal semptomlar olguların %50-60’ında görülür. Üst havayollarında gelişen ödem, arı sokmasına bağlı ölümlerin en önde gelen sebeplerindendir. Bu sırada kişide, boğazda sıkılma hissi, yutkunmada güçlük, tükürüğünü yutamama, nefes alamama, nefes alırken ötme sesi, ses kısıklığı, seste kabalaşma, konuşamama ve morarma gibi yakınma ve belirtiler gelişebilir. Bu belirtilerin erkenden tanınması ve hızla tedavisi kişiyi hayatta tutacaktır.

    OTOENJEKTÖR NEDİR?

    Anafilaksi riski taşıyan bireyler genellikle üzerlerinde bir otoenjektör taşır. Bu cihaz, uyluğa bastırıldığında tek bir doz ilaç enjekte eden bir şırınga ve normalde içeride kalan, gizli bir iğneden meydana gelir. Hızlı otoenjektör kullanımı anafilaksinin kötüleşmesini önleyebilir ve hayat kurtarabilir. Bu nedenle anafilaktik reaksiyon gösteren kişiler bu enjektörün nasıl kullanıldığını öğrenmeli ve kendilerine yakın kişilerin de öğrenmesini teşvik etmelidir.

     

    ANAFİLAKSİ YA DA ALERJİK KRİZ NEDİR?

    Anafilaksi çeşitli zehir, besin maddesi ya da ilaçların kullanımı sonrasında meydana gelen ağır bir alerjik reaksiyon tablosudur. Bu vakaların çoğunda arı sokması ya da fıstık gibi besin alerjileri tespit edilir. Anafilaksi gelişimi sonrasında kişilerde cilt döküntüsü, düşük nabız ve şok durumu meydana gelebilir ve müdahale edilmezse hayati riskle hatta ölümle sonuçlanabilir.

    Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:

    Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.