Kategori: Gündem

  • Zeus’u öldürdüler

    Ömer Özkaya

    Yazar

    Batı kendini yeniden yaratmak için kültürel, dinsel, toplumsal ve siyasal patinajlarından kurtulmaya çalışmaktadır. Bu çabanın ilk göze çarptığı alan öncelikle dinler tarihi ve antropolojik araştırmalar branşlarıydı.

    Dinler tarihi araştırmaları mitolojik evrenin de kapılarını açmaktadır.

    Mitolojik ve fantastik evren denilince de Marvel yapımları, üzerine mercek tutulmayı hak etmektedir. Marvel ekolü, mitolojinin yeniden yorumlanması ile edebiyat ve felsefeden transfer edilen argümanların senteziyle karşımıza yepyeni bir inançlar tasavvufu, menkıbeleri ve tanrısal koridor çıkarmaktadır.

    Neredeyse tüm dinlerin mistik boyutları ve olağanüstü genişlikteki mitolojik evren Marvel yapımlarının monopolüne girmiştir.

    Yeni vizyona giren Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü filmi entelektüel bir grup kültürel ve eğlencesel içerik üreten Batılı’nın geleceğe dönük düşünsel dünyasının temel parametrelerini vermektedir.

    Filmin başrol altında her zaman bir dönemi kapatan ve aklı level atlatan portreleri canlandıran Christian Bale var: Çölde kız evladı ile mahsur kalan ve kurtulmak için tanrılardan çok acil yardım bekleyen ve bu yardım gelmeyince kız evladını kaybeden Gorr (Christian Bale) rastladığı ilk tanrıyı alaycılığı ve sefahat âlemindeki sûfiliğinden kaynaklanan küçümseyiciliği ve yardım isteğine ve kızının kaybına kayıtsızlığı sebebiyle öldürür. Adı tanrıların öldürücüsülüğüne çıkan Tanrı katili Gorr, ölümü içselleştirdiği ve yaşadığı olağanüstü tanrı algısı yanılgısının verdiği negatif bir tanrılaşma süreci sonucu Tanrıları öldürmeye başlar. Tanrıların beklenen yardımları vermemesi sonucu negatif bir Tanrı ya dönüşen Gorr kızının kaybı sebebiyle Asgard dünyasının çocuklarını kaçırır.

    Thor, tanrılar katili Gorr’u öldürmek için Zeus’tan yardım ister. Fakat Zeus, Thor’un yardım isteğini reddeder ve hatta gözaltına alır.

    Thor, rol modeli Zeus’u öldürür ve onun yıldırımlar yaratan sihirli yıldırım aletini alarak tanrı katili Gorr’u öldürmeye gider. Bu olağanüstü görevde insan sevgilisi doktor Jane Foster da ona yardım eder. Çünkü Thor onun kitaplarındaki Uzay Vikinglerindeki Tanrı Odin’in oğludur.

    Thor aynen Gorr gibi tanrıların ona yardım isteğini geri çevirmesi sonucu tanrı katili olmasına rağmen Gorr gibi intikam almak peşinde koşmadığı için daha temiz ve makul bir tanrıdır. Çünkü o bir Tanrı olarak yardım isteklerine hemen yardımla yanıt verir.

    Entelektüel bir grup film üreticisi Batılı üzerinden Batı’nın psikanalizini yaparsak karşımıza şöyle bir yeni postreformist profil çıkmaktadır.

    -Ateizm, “Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü” filmiyle beraber Zeus gibi öldürülmüştür. Ateizm inanç atlasından kaldırılırken mitolojik bir parantezle çok tanrılı dinler (Mitolojiler), yeni yorum ve formları ile gündelik yaşantımıza döneceklerdir.

    -Tanrının yeniden inşaası ve tanımlanması bağlamında Tanrı veya Tanrılar, insanlara yardımı tanrılığın bir gereği ve görevi olarak görecekler ve sahaya ineceklerdir.

    -Tanrıların ıslahı için ölümü göze almış ölümlüler bir süre sonra Tanrılaşmak zorunda kalır. İnsanın isteği kutsaldır ve istek, kutsalın alanında ise Tanrının yardım dışında seçeneği yoktur.

    -Tanrılık vasfını sonradan edinmiş ölümlülerin elinden bu güç alınmalıdır. Çünkü Tanrılık kültürleri yoktur. Nitekim filmde Gorr’un elinden çocuğunun hayatı karşılığında tanrılığı alınır.

    -Tüm Tanrılık özellikleri ve Baş Tanrı’lık, İskandinav Odin’de toplanmıştır.

    -Diğer taraftan Thor’un şahsında Tanrılar sahaya inmiştir. Mitolojik Batı tipi cihatçılık gündemdedir.

    -Yardım vaadini yerine getirmeyen tanrılar kaçınılmaz tanrısızlaşma eğilimini yaratırken, tanrılar tanrısal hiyerarşi ile (Zeus’un öldürülmesi) Tanrılık vasıflarını yerine getirme konusunda diğer tanrılarca zorlanmaktadır.

    -Thor örneğinde olduğu gibi Tanrılar artık sahadadır. Tanrısallığı haketmis ölümlüler ile birlikte insanlara yardım edeceklerdir.

    Görüldüğü gibi Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü filmi Hıristiyan teolojisi ve Batı mitolojisini eğlence kategorisindeki bir film ile irdelemiş ve postreformist bir yaklaşımla Protestanlığın kurucusu Martin Luther gibi Hıristiyan Batı’nın kültürel, dinsel, ekonomik, siyasal ve güncel diğer sorunlarına çözüm için post mitolojik bir koridor açmaktadır.

    Batı’nın 1970’lerden itibaren yoğunlaşan ekonomik, siyasal, sosyal, ideolojik, kültürel, dinsel, jeopolitik, bilimsel, teknolojik ve vizyonsal sorunları, Batı toplumlarını dinsel ve moral değerler bağlamında radikal dönüşümden geçirmektedir.

    Bu dönüşümlerin ilk göze çarpacağı alanlar öncelikle Batı kamusal aktörleri ve halkının, kumandayı eline aldığında karşısına çıkacak kitle iletişim platformlarındaki içeriklerde olacaktır. Özellikle film, dizi film, mitolojik içerikli ve mistik kitaplar (Yüzüklerin Efendisi, Hobbit, Karayip Korsanları, Harry Potter), Batı’daki zihinsel, kültürel, dinsel ve sosyo psikolojik değişim süreçlerinin parametrelerini vermesi bakımından ilgi çekicidir.

    Batı’nın artan oranda mucizeler, insanüstülükler, tanrısal özellikler taşıyan kahramanlar, mitolojik olağanüstü varlıklar ve metafizik ve mistik öğeler içeren bir yayın yelpazesine yoğun prim vermesi, bilimsel güzergâhından son fizik bulguları karşısında sapma göstermesi, evrenin mekanik işleyişindeki matematiksel disiplinden aşırı derecede ürkmesi ve korkması, olağan dışı bir karakter göstermektedir.

    Batı’nın giderek metafizik ve mitolojik inanç alanına kayması ve tanrısal güçler elde etmeye yönelik yayınlara ve yapımlara eğlence yoluyla eğitimsel periyodik bir içerik kazandırması,  siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik paniğin eseri olarak değerlendirilebilir.

    Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü filminde kızını kurtarmak için tanrılardan beklediği yardımın gelmemesi karşısında tanrılara imanını yitiren Gorr (Christian Bale) karakteri, Batı dünyasındaki teopsikolojiyi vermesi bakımından önemlidir.

    Batı elitlerinin Hıristiyan bir atmosferde kültürel kökenlerine mitolojik ve sezgisel bir entegrasyonla bağlanmaları postreformist bir sürece yöneldiklerini de ortaya koymaktadır.

    Daha önce 11 Eylül’de Dünya Ticaret Merkezi’nin imha edilmesi sonucunda zamanın savunma bakanı Donald Rumsfeld’in ortaya koyduğu cesaret konsepti, Viking mitolojisinde en yalın ve yoğun haliyle bulunmaktaydı. Savaşta ölmeyi onur, yatakta ölmeyi onursuzluk sayan Viking mitolojisi, önümüzdeki süreçte Batı’nın mitolojik cihat kültürünü oluşturacak temele de sahiptir.

    Burada ilginç olan bir başka nokta ABD’nin Yunanistan’a askeri anlamda daha kapsamlı yerleştiği bir süreçte Zeus’un İskandinav ilahı Odin oğlu tarafından öldürülmesidir.

    Zeus’un olağanüstü diplomatik, stratejik ve entrika yüklü tanrılığının da iptal edilerek, Odin oğlu Thor’un düşmanlara paldır küldür dalarak sorunlarını çözmesinin öne çıkarılarak servis edilmesi, diplomatik Batı’dan askerî Batı’ya geçiş ile ilgili ipuçları vermektedir.

    Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü filmi, sezgisel ve içgüdüsel entegrasyon stratejisini ön plana çıkararak durumdan vazife çıkartmayı da olumlamaktadır.

    “Büyük Açık” filminin Batı’nın finansal dünyasında yarattığı level yükselişi ve makas değişimini, Thor: Aşk ve Gök Gürültüsü filmi, askerî, diplomatik ve toplum psikolojisi alanında yapacak potansiyeldedir.

    Postreformist bir kulvar süreçleri domine edebilirse, Batı, Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan küresel jeopolitik ve jeostratejik tabloda mitolojik zeminli teokültürel paramilitarist karakterli taktik ve stratejiler izlemeye daha hazır olacaktır.

    Tanrısal statülerinin esiri olmuş Batı elitlerine filmin verdiği mesaj, Zeus’un öldürülmesi olabilir.

    Bir filmden Batı’nın siyasal, askerî, dinsel ve kültürel bilinçaltını gelecek bazlı okumak elbette mümkün değildir. Ancak Batı’daki “küresel platformlarda psikolojik üstünlüğü yitirdik” paniği, son elli yılın tüm içeriklerinde giderek somutlaşan bir figüre dönüşmektedir.

    Oysa tüm imparatorluklarda ve gelişmiş toplumlarda olduğu gibi yenilgi panikle başlamaktadır.

    Batı’nın panik butonuna erken basması küresel bir yitim olacaktır.

    Küresel anlamda resmin bütününe bakıldığında Batı’nın çökmesi dünyanın da hasar alması demektir.

    Zeus’un öldürülmesi bağlamında antik Yunan başta olmak üzere tüm antik savaş ve strateji kitapları veya anekdotları, zayıfı güçlü yapan değil, güçlüyü zalim yapan bilgilerle donatmaktadır.

    Zeus’un coğrafyasında Baş Tanrı Zeus’un öldürüldüğü bir filmin vizyonda olması, Batı’nın “Kuzey” kültürüne yönelmesini de anons etmektedir. Bunun ciddi bir konsept sapması veya konsept değişimi olduğunu belirtmek gerekmektedir.

    Bilinen gerçek ise filmin yapımcılığını üstlenenlerin buradaki analizler bağlamında film yapmadıklarıdır. Ancak yaratılan her ürünün üretenler ve izleyenler bakımından farklı görünümleri vardır. Bazen tanrılar bir film yoluyla gelecekte olacakları yapımcılarına rağmen kitlelere sergilerler.

    Batı’nın postreformist startının önümüzdeki süreçte küresel bir postreformist dalgaya sebep olacağını gözlemleyebiliriz. Bu süreçte bugün gündeme getirmekte sakınca görülen fizik bilimindeki bulguların ve yeni bilgilerin mitolojik bilimsel alet-edavat çantası olduğu da görülecektir.

    Mitoloji, efsane, masal, destan gibi bir çok Tarihsel materyalin bugün gerçek anlamında kullanılmadığı olasılığına dikkat çekmekte yarar vardır.

    Batı’nın hâlâ “din mi, bilim mi” sorunsalına yanıt ararken, toplumsal, kurumsal, dinsel ve bilimsel sansür uygulaması Batı’nın bilimsel ve sosyal ilerleyişine ket vurmaktadır.

    Antropolojik ve arkeolojik bulgular, mitolojik birikimin aynı zamanda bilimsel geçmişte olduğunu kanıtlarsa postreformist süreç Batı’nın gereksinim duyduğu küresel ölçekte etkin olma ve psikolojik üstünlüğü tekrar yakalama isteğine çare olabilir. Zira Batı’nın siyasal, ekonomik ve askerî depresyonu ve bunun semptomları, dünya için aşırı stres yaratacaktır. Bu bağlamda Batı’nın mitolojik ve fantastik koridor arayışları makul ve gereklidir.

  • Millet Bahçesi’nde kahkaha dolu gece

    Millet Bahçesi’nde kahkaha dolu gece

    Büyükşehir Belediyesi renkli Ağustos ayı etkinlikleriyle vatandaşlarını ağırlamaya devam ediyor. 12 Ağustos Cuma günü Recep Demirkaynak’ın ‘Sahibinden Orijinal Stand Up’ gösterisi Millet Bahçesi’nde sanatseverler ile buluştu.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Ağustos ayı Açık Hava Etkinlikleri sanatseverler ile buluşmaya devam ediyor. 12 Ağustos Cuma günü Recep Demirkaynak’ın ‘Sahibinden Orijinal Stand Up’ gösterisi Millet Bahçesi’nde sahnelendi.

    Eğlenceli ve birbirinden renkli hikâyeleriyle vatandaşları kahkahalara boğan Demirkaynak, böyle güzel bir etkinliği düzenledikleri için de Başkan Ekrem Yüce’ye teşekkürlerini iletti. Kültür Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, “Açık Hava Etkinlikleriyle son yılların kültür ve sosyal alanda en verimli Ağustos ayını yaşıyoruz. Vatandaşlarımızı ücretsiz konserlerimize, dünya kupası yarışlarına ve Bike FEST etkinliklerine bekliyoruz” denildi.

  • Adapazarı Belediyesi Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda Başvurular Başladı

    Adapazarı Belediyesi Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda Başvurular Başladı

    Yarışma Konusu: Adapazarı’nda Hayat Var

    Adapazarı Belediyesi’nin geleneksel fotoğraf yarışması bu yıl Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) desteğiyle ulusal olarak yapılıyor. Fotoğraf yarışmasına başvurular ise başladı. Yarışmanın bu yılki teması “Adapazarı’nda Hayat Var”. Yarışma için fotoğraflar, en geç 7 Kasım 2022 Pazartesi günü saat 23.00’e kadar belirtilen web paneline (http://www.tfsfonayliyarismalar.org/ adresinden) yüklenebilecek.

    İlgililere Davet

    Adapazarı Belediyesi 13. Geleneksel Fotoğraf Yarışması bu yıl Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) desteğiyle ulusal olarak düzenleniyor. Adapazarı Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Ulusal Fotoğraf Yarışması’nın konusu; “Adapazarı’nın daha geniş kitlelerce tanınmasını sağlamak, ilçemize ait bir görsel bellek oluşturmak ve Adapazarı Belediyesi’nin geleceğe dönük çalışmalarında kullanılmak üzere bir fotoğraf arşivi oluşturmaktır. Adapazarı’nın fotoğraflar yoluyla tanıtılması, sosyal, kültürel ve doğal yapısının belgelenmesi amaçlamıştır. Tüm fotoğraf severleri yarışmamıza davet ediyoruz.” şeklinde açıklandı.

     

    Fotoğraf Yarışması ile ilgili tüm bilgiler ise şu şekilde;

     

    Adapazarı Belediyesi Ulusal Fotoğraf Yarışması

    1. Yarışmanın Adı: “ADAPAZARI’NDA HAYAT VAR” Ulusal Fotoğraf Yarışması

    2. Yarışmanın Amacı ve Konusu:

    3. Yarışmanın Konusu; Sakarya ili Adapazarı İlçesinin sınırları içindeki doğal, tarihi, kültürel alanları ve doğal yaşamın fotoğraflanması koşuluyla “ADAPAZARI’NDA HAYAT VAR” konulu fotoğraf yarışması organize edilecektir. Fotoğrafların 2019 ve sonrasında Adapazarı sınırları içerisinde çekilmesi gerekir.

    4. Yarışmanın Amacı; Adapazarı’nın daha geniş kitlelerce tanınmasını sağlamak, ilçemize ait bir görsel bellek oluşturmak ve Adapazarı Belediyesi’nin geleceğe dönük çalışmalarında kullanılmak üzere bir fotoğraf arşivi oluşturmaktır. İlçemizin fotoğraflar yoluyla tanıtılması, sosyal, kültürel ve doğal yapısının belgelenmesi amaçlamıştır. Yarışma sonunda derece ve sergileme ile ödüllendirilen fotoğraflar kitap haline getirilecektir.

    5. Yarışma Organizasyonu:

    Yarışma, Adapazarı Belediyesi tarafından Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) desteği ile yapılmaktadır.

    1. Yarışma Kategori/Bölümleri:

    Yarışma; Dijital (Sayısal) Renkli veya siyah beyaz fotoğraf olarak tek bölümdür.

    1. Yarışma Koşulları:

    2. Yarışmaya katılım ücretsizdir.

    3. Yarışmaya gönderilen fotoğrafların Adapazarı ilçe sınırları içerisinde 2019-2020-2021-2022 yıllarında çekilmiş olması zorunludur. Aksine davranış kural ihlali sayılır.

    4. Her katılımcı en fazla 5 adet Sayısal Renkli veya Siyah Beyaz eserle yarışmaya katılabilir.

    ç. Yarışma; düzenleme kurulu, Seçici Kurul üyeleri ve TFSF Temsilcileri ile birinci dereceden yakınları dışında, ülkemizde yerleşik amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçıların katılımına açıktır. Haklarında TFSF tarafından verilmiş kısıtlılık kararı devam eden katılımcılar bu yarışmaya katılamazlar.

    1. Yarışmaya daha önce ya da bu yarışma ile eş zamanlı yapılan TFSF onaylı başka herhangi bir yarışmada ödül alan ya da bu fotoğrafların deklanşör/kadraj farklılığı ve/veya bir kısmının kesilmesiyle oluşturulan veya renk değişiklikleri yapılarak üretilmiş fotoğraflar katılamaz. Aksine davranış kural ihlali sayılır. Fotoğrafın, sergilenmiş veya yarışma organizasyonu dışında yayınlanmış olması ise yarışmaya katılım açısından engel teşkil etmez.

    2. Fotoğraflara renk, keskinlik, toz alma gibi bazı işlemler yapılması, kontrast ayarları, kabul edilebilir oranda fotoğrafik müdahaleler kabul edilir. Fotoğrafın belgesel yapısı değiştirilmemiş olmalıdır.

    3. Birden fazla fotoğrafın montajıyla oluşturulan fotoğraflar (kolaj), HDR (High Dynamic Range) uygulanan fotoğraflar kabul edilmeyecektir. İnsanlı veya insansız hava aracı (drone) vb. çekilen fotoğraflar yarışmaya kabul edilir. Fotoğraf çekimi için insanlı veya insansız hava araçlarının (Drone) kullanımına ilişkin tüm izin ve sorumluluklar katılımcıya aittir.

    4. Birden fazla fotoğrafın yan yana getirilip üretilmesiyle oluşturulan panoramik fotoğraflar ancak aynı zaman zarfında çekilen gerçek görüntülerin kullanılması koşuluyla yarışmaya kabul edilir.

    ğ. Yarışmaya gönderilen fotoğraflarda görülebilecek insanların fotoğrafının çekilmesine ve bir yarışmaya gönderilmesine; fotoğrafın görsel, internet ve basılı yayın organlarında yayınlanmasına izin verdikleri kabul edilir.

    1. Yarışmaya gönderdiği fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve değerlendirme kurulunu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişiklikler kural ihlali sayılır.

    ı. Kural ihlallerinde, “Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu Ulusal / Uluslararası Fotoğraf Yarışması Düzenleme Ana Yönergesine Ek Yaptırımlar ve Kural İhlal uygulamaları Yönergesi (TFSF YG 02-D)” ndeki yaptırımlar uygulanır. Kural ihlali tespit edilen katılımcının elde ettiği ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri alınır. Ödül iptal edilir; yeri boş bırakılır. Bu durum diğer yarışmacıların sıralamasında değişiklik yapılacağı anlamı taşımaz; diğer ödül almış ve/veya alamamış yarışmacılara talep hakkı doğurmaz. Ödül verilmiş ise katılımcının ödülü aykırılığın tespit edildiği tarihten 7 (yedi) iş günü içerisinde düzenleyici kuruma iade edilir.

    1. TFSF onaylı/patronajlı bir yarışmaya katılmakla yarışmacı, TFSF üyesi federe dernek üyesi olsun veya olmasın, yarışmaya gönderdiği fotoğrafların gerek duyulduğu takdirde TFSF kural ve tanımlarına uygunluğunun tespit edilebileceğini önceden kabul etmiş sayılır; TFSF elindeki bütün imkân ve teknikleri kullanarak bu araştırmayı yapabilir. Katılımcının kendisinden istenen gerekli bilgileri sunmaması, fotoğraf makinesi ile çekilen orijinal dosyayı vermemesi veya problemin çözümüne yönelik TFSF ile iş birliğine girmemesi durumunda katılımcı, kural ihlali yaptığı gerekçesi ile TFSF tarafından yasaklanır ve adı her şekilde teşhir edilir.

    2. TFSF sistemine yüklenen fotoğrafların EXİF bilgileri (DPI, piksel bilgileri gibi) bozulmamış olmalıdır. Aksi halde sistemde yaşanacak problemlerden düzenleyici ve TFSF sorumlu değildir.

    3. Düzenleyici, ödül alan, sergilemeye değer bulunan ve satın alınan fotoğrafların yüksek çözünürlüklü halini katılımcıdan isteyecektir, yarışma sergisi sonrasından kitap çalışması yapılacağından fotoğrafların yüksek çözünürlüklü halini e-posta ile göndermek zorundadır.

    4. Düzenleme Kurulu; ödül ve sergileme almayan fotoğraflardan dilediği kadarını 500 (sergileme ücreti kadar olmalı) TL bedel ödeyerek satın alabilir.

    5. Düzenleme Kurulu, uygun gördüğü koşullarda yarışmanın tamamının veya bir kısmının iptaline ya da ertelenmesine karar verebilir. Düzenleme Kurulu, iptal ya da erteleme durumlarında uygulanacak yöntemleri ve kuralları belirleme hakkına sahiptir. Düzenleme Kurulu, sorunların ve belirsizliklerin çözümünde, gerekli görülen durumlarda şartnamenin kuralları, program değişikliği, değerlendirme, ödüllendirme dahil her türlü değişikliği yapmaya, TFSF Yarışmalar Birimini Son Katılım Tarihi’nden en geç bir hafta öncesine kadar yazılı olarak bilgilendirmek ve olurunu almak koşuluyla, yetkilidir.

    6. Telif (Kullanım) Hakkı:

    7. Yarışmada ödül (derece, özel ödül, mansiyon ve sergileme) alan ve satın alma uygulanan fotoğrafların yayın, kullanım ve sergileme hakkı eser sahipleriyle birlikte düzenleyici kuruma ait olacaktır. Eserin kullanım hakkı üçüncü bir kişi ya da kuruma satılamaz/devredilemez. Bu eserler düzenleyici kurum arşivinde saklanacaktır.

    8. Katılımcı; dereceye giren, sergilenmeye hak kazanmış ve satın alınan fotoğrafların yarışma sonuçlandığı tarihten itibaren, yarışma sonuçlarının duyurusu için internet, görsel ve yazılı basın kanallarında kullanılmasına, yer ve muhteva sınırı olmadan düzenleyici kurum ve bünyesindeki bağlı kuruluşların tanıtılmasında ve yayınlarında isminin ve eser adının kullanılması şartıyla kullanım hakkını verdiğini peşinen kabul ettiğini ve buna bağlı olarak gerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, gerekse diğer ilgili mevzuat gereğince ödül alan ve sergilenmeye hak kazanan eserinin/eserlerinin çoğaltma, işleme, temsil, umuma iletim haklarının ve yayımlanma haklarının kullanımı için düzenleyici kuruma izin/muvafakat verdiğini kabul eder. Bu süre içinde eserlerin kullanım hakkı eser sahibine de ait olacaktır.

    9. Bu şekilde kullanılan eserler için, eser sahibi sonradan verdiği izni kesinlikle geri almayacağını ve eserin yukarıdaki şekilde kullanılmasını engellemeyeceğini veya bu izin/muvafakat için düzenleyici kurum ve sponsorlarından ayrıca hiçbir hak ve alacak talebinin olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını ve maddi, manevi talepte bulunmayacağını gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder.

    ç. Katılımcı, yarışma için gönderdiği / yüklediği fotoğrafların tümüyle kendisine ait olduğunu, kendisi tarafından çekildiğini ve tüm izinlerinin alındığını kabul, beyan ve taahhüt eder. Başkasına ait görüntülerin, olduğu gibi veya kısmen kullanılması durumunda ortaya çıkabilecek telif hakkı ihlallerinin tüm hukuki sorumluluğu katılımcıya aittir.

    1. Yarışmaya gönderilen fotoğraflarda görünebilecek insanların, fotoğrafının çekilmesine ve bir yarışmaya gönderilmesine, fotoğrafın internette ve basılı yayın organlarında yayınlanmasına izin verdikleri kabul edilir. Söz konusu kullanımlardan dolayı ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların tüm sorumluluğu yarışmacıya aittir.

    2. Ödül alan, sergilemeye değer bulunan ve satın alınan fotoğraflar düzenleyici kurumun web sitelerinde ve http://www.tfsfonayliyarismalar.org/ aynı zamanda düzenleyici kurum ile TFSF’ye ait Sosyal Medya (Facebook, Twitter, Instagram vb) hesaplarında tanıtım amaçlı ve yarışmanın amacına uygun biçimde yayınlanacaktır. Ayrıca ödül alan fotoğraflar TFSF yayını E-Almanak 2022 ile düzenleyici kurum yayınlarında, sosyal medya hesaplarında, web sitelerinde ve afiş/billboard/raket olarak da kullanılabilecektir.

    3. Yarışmada ödül ve sergileme alamayan fotoğraflar TFSF sisteminden 90 (doksan) gün sonra otomatik olarak silinecektir.

    4. Diğer Hususlar:

    5. Fotoğraflar jüriye tümüyle karartılabilir bir salonda; 3840 piksel x 2160 piksel çözünürlüklü bir projeksiyon makinesi ile en az 1, en fazla 2.5 m diyagonal uzunlukta bir ekranda veya ultra HD 4K 3840 piksel x 2160 piksel çözünürlüklü 42/55 inç’lik bir LCD monitörde, katılımcıya ilişkin hiçbir bilgi olmaksızın, kodlanmış olarak sunulacaktır.

    6. Yarışmanın ödülleri düzenleyici kurumlar tarafından karşılanacaktır. Şartnamede belirtilen ödüller, hak sahiplerinin yazılı olarak bildirecekleri kişisel banka hesap/IBAN numaralarına bir ay içerisinde gönderilecektir. Hak sahibinin kişisel banka hesap/IBAN numarasını ve düzenleyici kurumun istediği belge ve bilgileri göndermemesi durumunda ödül bedeli, sonuç bildirim tarihinden itibaren 1 (bir) yılın sonunda zaman aşımına uğrar. Zaman aşımı durumunda hak sahibinin ödül, telif vb. herhangi bir talebi olamaz.

    7. Yarışma Ödülleri, yeri ve zamanı yarışma takvimi içerisinde duyurulacak Yarışma Sergisi ve Ödül Töreninde sahiplerine duyurulacaktır. Mevcut koşullar sebebiyle (Covid-19) ödül töreni yapılamaz ise web siteleri üzerinden duyurulacak ve dereceye giren katılımcılara ödülleri elektronik bankacılık aracılığı ile verilecektir.

    ç. Dereceye giren, sergileme alan ve satın almaya değer görülen eserler Adapazarı Belediyesi tarafından bir “Albüm Kitap” olarak yayınlanacaktır.

    1. Şartnamede belirtilmeyen konularda ya da olası uyuşmazlıklarda düzenleyici kurum, Jüri ve “Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) Ulusal / Uluslararası Fotoğraf Yarışması Düzenleme Ana Yönergesi” ile TFSF Yönetim Kurulunun kararları geçerlidir.

    2. Katılımcılar; http://www.tfsfonayliyarismalar.org/ adresine üye olmak ve fotoğraflarını yüklemekle yarışma koşullarını okumuş ve kabul etmiş sayılırlar. Bu şartname, yarışmacının yarışmaya fotoğraflarını göndermesiyle yürürlüğe girer. Yarışmacıların bu şartname hükümlerine sonradan itiraz hakkı yoktur.

    3. Yapıtların İsimlendirilmesi ve Gönderilmesi:

    4. Yarışma online (çevrimiçi) fotoğraf sistemine göre yapılacağından, alternatif hiçbir gönderi (e- posta, kargo, elden teslim vb.) kabul edilmeyecektir.

    5. Yarışma fotoğraflarının online (çevrimiçi) olarak gönderilmesi http://www.tfsfonayliyarismalar.org/ adresinden üyelik ve fotoğraf gönderme yönergeleri takip edilerek gerçekleşecektir.

    6. İlgili sayfaya fotoğrafları yükleyebilmek için önce üye olunması gerekmektedir. Üyeliğin kesinleşmesi üye olunduktan sonra sistemden e-posta adresinize gelecek aktivasyon linkinin tıklanması ile olacaktır.

    ç. Daha önce üye olanlar eski kullanıcı adı ve şifrelerini kullanacaklardır.

    1. Katılımda yüklenecek fotoğrafların boyutlandırma ve isimlendirme işlemleri önceden yapılarak dosyalar hazırda tutulmalı ve tek bir oturumda yüklenmelidir.

    2. Yüklenecek fotoğraflar paspartusuz ve kenar boşluksuz olmalıdır. Fotoğraf üzerinde katılımcının kimliğine ilişkin isim, imza, logo, tarih vb. bilgiler bulunmamalıdır.

    3. Yarışmaya katılacak fotoğraflar, JPG/JPEG formatında, 150-300 DPI çözünürlükte, 8-12 sıkıştırma kalitesinde kaydedilmeli ve dosyaların boyutları 1 Mb’den az olmamalı, 4 Mb’yi de geçmemelidir.

    ğ. İnternet üzerinden üye olma veya yarışmaya katılma aşamasında sistemden veya kullanıcıdan kaynaklı hatalar oluşması halinde https://tfsfonayliyarismalar.org/tr/iletisim adresinden iletişime geçilerek bilgi verilmesi halinde problem kısa sürede giderilecek ve katılımcı bilgilendirilecektir.

    1. Eserlerin yüklenmesinden kaynaklanabilecek olası sorunlar için Adapazarı Belediyesi sorumlu olmayacaktır.

    1. Seçici Kurul:

    • Prof. Dr. Oktay Çolak, Marmara Üniversitesi GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi

    • Ali Fuat Altın, Kocaeli Üniversitesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi

    • Servet SEZGİN, SUBÜ Öğretim Üyesi

    • Fatih Gürsel (Fotoğraf Sanatçısı)

    • İsa Cıda Fotoğraf Sanatçısı (AFIAP)

    • Murat Acar Adapazarı Belediyesi Kültür İşleri Müdürü

    *Seçici Kurul en az 3 (üç) üyesinin bir araya gelmesi ile toplanır ve yarışma sonrasında değerlendirme tutanağı hazırlanır. Toplantı tarihinde Üç seçici kurul üyesinin bir araya gelememesi durumunda toplantı ve sonuç duyurusu bir hafta ertelenir.

    **Jüri değerlendirmesi iki turlu, ilk turu TFSF kurallarına uygun olarak ONLINE PUANLAMA olarak, final turu yüz yüze yapılacaktır. COVID-19 salgını şartları gereği Seçici Kurul Üyelerinin bir araya gelmesinin mümkün olmaması durumunda, final turu ZOOM Meeting yöntemiyle ONLINE yapılacaktır.

    1. TFSF Temsilcisi: TFSF atayacak

    2. Yarışma Takvimi:

    Yarışmanın Başlangıç Tarihi:                        15.08.2022

    Son Başvuru Tarihi :                                       07.11.2022 Saat 23.00 (TSI)

    Jüri Toplantı Tarihi:                                         16.11.2022

    Sonuç Bildirim Tarihi:                                     18.11.2022

    Sergi ve Ödül Töreni sonradan duyurulacaktır.

    1. Ödüller Sergilemeler:

    • Birinciye: TFSF Altın Madalya + 7.500 TL

    • İkinciye: TFSF Gümüş Madalya + 5.000 TL

    • Üçüncüye: TFSF Bronz Madalya + 3.000 TL

    • Mansiyon (3 adet): TFSF Mansiyon + 2.000 TL

    • Sergileme (En fazla 30 Ad.): 500 TL

    Ödül ve sergileme dışında düzenleyici kurum yarışmaya gönderilen fotoğraflardan 500 TL bedel karşılığı satın alabilir.

    1. Yarışma Sekretaryası –İletişim:

    Adı ve Soyadı: Gülçin TOPÇU– Adapazarı Belediyesi

    İrtibat Tel: 0264 277 54 68- 321

    E-posta Adresi: gulcintopcu@adapazari.bel.tr

    1. Yarışmamız, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) tarafından “TFSF 2022-092” numara ile onaylanmıştır.

    2. Yarışma sürecinde ve salonda TFSF temsilcisi bulunacaktır.

    YASAL UYARI

             Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu ve üyesi derneklerinin uzun yıllara dayalı birikim, deneyim ve bilgilerinin ürünü olan ve fikri eser niteliğindeki örnek yarışma şartname metinleri, TFSF’nin yazılı izin ve onayı olmaksızın aynen ya da kısmen kullanılamaz ve alıntılanamaz.

             Aksine davranış ve telif hakkı ihlalleri, FSEK, 5651 sayılı Kanun, BK ve TTK uyarınca yasal takip ve yaptırıma konu edilecektir.”

  • Sakarya Yerel Kültür Derneği Eski Başkanı CANİB KAYA vefat etti

    Sakarya Yerel Kültür Derneği (Manavlar derneği) Eski Başkanı CANİB KAYA vefat etmiştir.

    CANİB KAYA

    20.08.1961

    ÖĞLE

    ADAPAZARI CUMHURİYET MAH. ORHAN CAMİ

    AKYAZI HASTAHANE MAHALLE MEZARLIĞINA DEFİN EDİLECEK

    Sakarya ilinin  tanınmış İş İnsanı  Canip Kaya hayatını kaybetti. Sakarya Yerel Kültür Derneği eski başkanlarından ve Sakaryaspor’da çeşitli dönemlerde yönetim kurulu üyeliklerinde bulunan Canip Kaya geçen perşembe günü kalp krizi geçirmişti. Kocaeli Medikal Park Hastanesi’nde tedavi altına alınan Canip Kaya tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Canip Kaya’nın vefat haberi yakınlarını ve sevenlerini yasa boğdu.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YEREL KÜLTÜ' görseli olabilir

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Kaya’nın cenazesi Adapazarı Orhan Cami’de kılınacak öğle ve cenaze namazının ardından  AKYAZI HASTAHANE MAHALLE MEZARLIĞINA DEFİN EDİLECEK

    Merhuma Allah’tan rahmet sevenlerine sabır dileriz.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Fotoğraf açıklaması yok.

    Fotoğraf açıklaması yok.

     İzmit Medical Park Hastanesi‘de.  12 Ağustos 2022

    ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ
    SYKD Kurucu Üyemiz ve Geçmiş Dönem Başkanlarımızdan @canibkaya kalp krizi geçirdi ve Medical Park Hastanesi yoğun bakım ünitesinde müşahede altına alınmıştır.
    Doktorlarından alınan bilgiye göre Üç damarına stend uygulanmış, halen bir damarı tıkalı açılamamış ve yoğun bakım ünitesinde uyutulmaktadır. İlerleyen zamanda tıkalı damar için de by-pass ameliyatı yapılacaktır.
    Canib Başkanımıza geçmiş olsun dilek ve dualarımızı iletiyor acil şifalar diliyoruz.
    Sevenlerinin Dualarını bekleriz.
    Resim
    Demokrasi ve Atılım (DEVA)Partisi Sakarya İl Başkanı Mehmet Erdoğan
    Sakarya Yerel Kültür Derneği Eski Başkanlarından, Değerli Arkadaşım Canib Kaya’nın vefat haberini üzüntü İle öğrendim. Merhuma Allah’tan rahmet,Dostları ve ailesine de baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun
  • Kolpa konserine rekor katılım: Millet Bahçesi’nde görsel şölen

    Kolpa konserine rekor katılım: Millet Bahçesi’nde görsel şölen

    Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Açık Hava Etkinlikleri’ kapsamında Sakarya Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen Kolpa konserinde binlerce kişi şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal etkinlikleri ve organizasyonları yaz sezonunda aralıksız devam ediyor. Ağustos ayı ise yılın en hareketli, eğlenceli ve bilgi dolu dönemi oldu. Şehirde Ağustos ayı itibariyle Bike FEST, MTB Dünya Kupası ve Açık Hava Etkinlikleri heyecanı başladı. Sakarya Millet Bahçesi’nde başlayan Açık Hava Etkinlikleri kapsamında birbirinden değerli sanatçılar ve Türkiye’nin tanıdığı isimler ağırlanıyor.

    Kolpa konserinde büyük coşku

    Ünlü Karadeniz grubu Koliva’dan sonra bu kez Kolpa grubu sahne aldı. Özellikle genç kesimin yakından takip ettiği, ülkenin sevilen grubu için Sakarya Millet Bahçesi’ne binlerce kişi akın etti. Konser esnasında açık hava sahnesine sığmayan kalabalık, konseri parkın diğer alanlarında takip etti. Telefon flaşlarının ve ışıkların şölen havası kattığı geceye, hep bir ağızdan söylenen şarkılar damga vurdu.

    “Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz”

    Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Ağustos Ayı Açık Hava Etkinlikleri kapsamında ağırladığımız Kolpa grubuyla Sakarya unutulmaz bir konser yaşadı. Bike FEST, MTB Dünya Kupası ve Açık Hava Etkinlikleri programıyla vatandaşlarımızı birbirinden güzel konser, etkinlik, gösterilerde ağırlamaya devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz” denildi.

  • Bu sektör de Dünya genelinde bir ilk gerçekleşti

    Adafinans Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Ulusal, ülkemiz genelinde bir ilki gerçekleştirerek olası bir deprem sonrasına hazır olabilmek amacıyla sigortalıların sevk ve idaresine yönelik bir tatbikat gerçekleştirdiklerini söyledi.

    18 yıldır İlimizde sigorta sektörü üzerine faaliyet gösteren Adafinans Sigorta, alışılagelmiş deprem tatbikatlarının dışında deprem sonu olasılık dâhilinde gerçekleşecek durumlara ilişkin düzenledikleri tatbikat ile bir ilke imza attı. Adafinans Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Ulusal, söz konusu tatbikatın amacına ilişkin yaptığı açıklamasında “Yaklaşık 100 bin Sakaryalıyı sigortalıyoruz. İşlerimizi sigorta yönetmelikleri, kültür ve ahlaki değerlerimiz üzerine yapıyoruz. Bu amaçla, 6-7 Ağustos tarihinde sektörümüzle alakalı bir deprem tatbikatı yaptık. Deprem hadisesi sonrasında sigortalılarımızın sevk ve idaresine yönelik bir tatbikat düzenledik. Malum ülkemiz ve ilimiz deprem kuşağında. 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan deprem üzerinden çok seneler geçmesine rağmen hepimizde derin yaralar açtı. Temennimiz tekrarının gerçekleşmemesidir. Bu hadise gerçekleştiğinde öncelikle şehrimizdeki ve ülkemizin diğer illerindeki sigortalılarımızın sevk ve idaresini yapabilmek için belirli bir protokol hazırlamak istedik” diyerek bilgilendirmede bulundu.

    Mobil Afet Koordinasyon Merkezi
    Bir sahra çadırında çalışılabilecek şekilde Mobil Afet Koordinasyon Merkezi pozisyonu aldıklarını vurgulayan Ulusal; “Gerçekleştirdiğimiz tatbikatta deprem sonrasında insanların güncel hayatlarına geri dönebilmeleri amacıyla bir takım simülasyonlar ile sevk ve idareyi gerçekleştirdik. Biz sigortacı olarak, sigortalılarımızın sağlık, hayat ve maddi varlıklarını sigortalıyoruz. Örneğin evi yıkılan, aracı ya da kendisi göçük altında kalanlar. Bunlar üzerine tatbikat yaptık. Adafinans Sigorta olarak yaptığımız sosyal aktivitelerle sektörümüze her zaman rol model olmaya özen gösteriyoruz. Sosyal tarafımız ve uyguladığımız programlar birçok sigortacı tarafından model alınıyor. Bu da bizleri memnun ediyor. Umarım bu tatbikat ülke genelindeki 17 bin sigorta acentesine ve bağlı bulunduğumuz sigorta şirketlerinin genel müdürlüklerine rol model olur. Bu tatbikatta önceliği deprem sonrası hayatın devam etmesi ve yaraların sarılmasına verdik. Neler yapabildiğimizi görme fırsatı da bulduk” dedi.

    Maddi varlık olan her şey sigortalanabilir
    Açıklamasının devamında maddi varlık olarak her şeyin sigortalanabilir olduğuna dikkat çeken Ulusal; “Deprem acı bir gerçek ama sonrasında hayat devam ediyor. Sigortalarda bu yaraların kısmen sarılması noktasında önemli yer kaplıyor. 17 Ağustos 1999 depremi seneyi devriyesi yaklaşırken muhakkak deprem sigortalarınızı gözden geçirin ihmal etmeyin. Deprem sigortası denilince akla DASK geliyor. Oysa sigortacılık hayatın birçok kademesini içine alan ve içeriği zengin her türlü risklere ilişkin kişi veya kuruluşları güvenceye alan, kapsayıcı haliyle akıllı bir yatırım ve girişimdir” diye konuştu.

  • Hüsnü Gürpınar ’17 Ağustos’tan daha iyi durumda değiliz’

    İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olduğu süre boyunca Sakarya’da deprem duyarlılığı oluşturmak adına gayret gösteren Hüsnü Gürpınar, 17 Ağustos depreminin 23’üncü yıldönümü öncesinde sosyal medya hesabından, yine şehrin depreme hazır olmadığını haykırdı. Görpınar “Kuzey Anadolu fay hatlarının kavşak noktasında bulunan ilimiz Sakarya’da maalesef 17 Ağustos 1999 tarihinden daha iyi bir durumda değiliz” dedi. Hüsnü Gürpınar’ın paylaşımı şu şekilde:

    Birkaç gün sonra takvim yaprakları 17 Ağustos’u gösterecek. Daha dün gibi 17 Ağustos 1999. O zaman doğan çocuklarımız bugün 23 yaşında, yaşadığımız acıların üzerinden 23 sene geçmiş.

    17 Ağustos 1999 deprem felaketinde kimi insanımız anasını- babasını, kimi evladını, kimi kardeşini, kimi de ailesinin tamamını sonsuzluğa uğurladı.

    Öte yandan bazı insanlarımız da engelli olarak ömür boyu depremin bıraktığı izlerle birlikte yaşamak zorunda kaldı.

    17 Ağustos 1999 ve sonrası, ülkemiz ve ilimiz için kaos günleriydi. Toplum olarak milli refleksimizle dayanışma duygusu içinde yaralar sarılmaya çalışıldı.

    Depremin maddi hasarları kısmen giderildi, kısmen de giderilmeye devam ediyor. Manevî kısmının giderilmesinin imkanının olmadığı bir gerçektir.

    Depremden sonra yapılan bu çalışmalardan sonra, uzun vadede bu tür acıları bir daha yaşamamak için yapılması gerekenleri yapabildik mi?

    Maalesef yapamadık. Yapabilseydik 17 Ağustos 1999 tarihinden sonra ülkemizde olan depremlerde aynı olaylara şahit olmaz, aynı tabloları yaşamazdık.

    Halen Deprem Mastır Planının yapılmadığı, 17 Ağustos 1999 depremini geçirmiş günümüz yönetmeliklerinin istediği güvenliği sağlamayan potansiyel tehlikeli yapı stokumuzun bulunduğu, kentsel dönüşüm yasasının amacına uygun olarak kullanılmadığı, mühendislik hizmeti almadan kaçak olarak üretilen yapıların İmar afları ile yasal hale getirildiği, Yapı Denetimi ile Mühendislik Mimarlık hakkındaki kanunların gelişmiş ülkelerde uygulanan seviyeye getirilmediği, mühendislikte liyakat ve uzmanlığın dikkate alınmadığı ülkemizde ve Kuzey Anadolu fay hatlarının kavşak noktasında bulunan ilimiz Sakarya’da maalesef 17 Ağustos 1999 tarihinden daha iyi bir durumda değiliz.

    17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız felaketi bir daha yaşamamak temennisiyle deprem şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun

    DEPREMLER OLACAK, ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR AMA DEPREMLERDE MEYDANA GELECEK CAN VE MAL KAYIPLARINI ÖNLEMEK İNSANLARIN ELİNDE OLUP TEDBİR ALMAKLA MÜMKÜNDÜR.

    TEDBİRLER DE SORUMLULAR TARAFINDAN ALINMALIDIR.

    Birkaç gün sonra takvim yaprakları 17 Ağustos’u gösterecek.Daha dün gibi 17 Ağustos 1999. O zaman doğan çocuklarımız bugün 23 yaşında, yaşadığımız acıların üzerinden 23 sene geçmiş. 17 Ağustos 1999 deprem felaketinde kimi insanımız anasını- babasını, kimi evladını, kimi kardeşini, kimi de ailesinin tamamını sonsuzluğa uğurladı. Öte yandan bazı insanlarımız da engelli olarak ömür boyu depremin bıraktığı izlerle birlikte yaşamak zorunda kaldı. 17 Ağustos 1999 ve sonrası, ülkemiz ve ilimiz için kaos günleriydi.Toplum olarak milli refleksimizle dayanışma duygusu içinde yaralar sarılmaya çalışıldı. Depremin maddi hasarları kısmen giderildi, kısmen de giderilmeye devam ediyor. Manevî kısmının giderilmesinin imkanının olmadığı bir gerçektir. Depremden sonra yapılan bu çalışmalardan sonra, uzun vadede bu tür acıları bir daha yaşamamak için yapılması gerekenleri yapabildik mi? Maalesef yapamadık. Yapabilseydik 17 Ağustos 1999 tarihinden sonra ülkemizde olan depremlerde aynı olaylara şahit olmaz, aynı tabloları yaşamazdık. Halen Deprem Mastır Planının yapılmadığı, 17 Ağustos 1999 depremini geçirmiş günümüz yönetmeliklerinin istediği güvenliği sağlamayan potansiyel tehlikeli yapı stokumuzun bulunduğu, kentsel dönüşüm yasasının amacına uygun olarak kullanılmadığı, mühendislik hizmeti almadan kaçak olarak üretilen yapıların İmar afları ile yasal hale getirildiği, Yapı Denetimi ile Mühendislik Mimarlık hakkındaki kanunların gelişmiş ülkelerde uygulanan seviyeye getirilmediği, mühendislikte liyakat ve uzmanlığın dikkate alınmadığı ülkemizde ve Kuzey Anadolu fay hatlarının kavşak noktasında bulunan ilimiz Sakarya’da maalesef 17 Ağustos 1999 tarihinden daha iyi bir durumda değiliz. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız felaketi bir daha yaşamamak temennisiyle deprem şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun. DEPREMLER OLACAK, ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR AMA DEPREMLERDE MEYDANA GELECEK CAN VE MAL KAYIPLARINI ÖNLEMEK İNSANLARIN ELİNDE OLUP TEDBİR ALMAKLA MÜMKÜNDÜR.TEDBİRLERDE SORUMLULAR TARAFINDAN ALINMALIDIR.
  • Tarım, hayvancılık ve ormancılık sektörlerinde kentten kırsala uzanan bir dizi yeni uygulamaya imza atılacağını açıkladı.

    Tarım ve Orman Bakanlığı, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına gelinirken tarım, hayvancılık ve ormancılık sektörlerinde kentten kırsala uzanan bir dizi yeni uygulamaya imza atılacağını açıkladı.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, vatandaşın cebini rahatlatacak yeni bir uygulama geliyor. Buna göre; “kent tarımı” modeliyle şehirlerde taze ve ucuz sebzeye erişimin sağlanmasını hedeflerken yeni destekleme modeliyle de ekim öncesi izin, ayni destek ve hasat sonrası fark ödemesi uygulamalarını hayata geçirecek.

    “YENİ NORMAL” DÖNEM BAŞLADI

    Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına” yönelik hazırlanan yeni tarım, orman ve hayvancılık modelini, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulunun (MKYK) son toplantısında üyelere anlattı. Sunumda, yeni destekleme modelinden yapılacak yasal düzenlemelere, arz güvenliğine yönelik planlamadan dijital tarıma ve yeni projelere kadar detaylar yer aldı. Salgın, iklim değişikliği, tarım arazilerinin azalması, göç, jeopolitik riskler, gıda milliyetçiliği, tarım ve gıdada tekelleşme, tüketim artışı, artan maliyetler gibi sorunlar “yeni normal” dönemini başlattı. Tarım ve gıdadan su ve enerjiye kadar alanlarda bu döneme uygun adımlar atılarak üretim ve arz güvenliğinin sağlanması planlanıyor.

    YENİ DESTEKLEME MODELİ

    “Sen üret yeter” sloganıyla hayata geçirilecek yeni vizyonla birlikte destekleme modeli de değişecek. Bu kapsamda, desteklerin sadeleştirilmesi öngörülüyor. Üretim öncesi izin uygulamasıyla birlikte ekim öncesi ayni destek ve hasat sonrası fark ödemesi yapılması planlandı. Sözleşmeli üretim, üretim öncesi izin ve tarımsal kayıtlılığın artırılması konularının Tarım Kanunu çerçevesinde ele alınması öngörüldü. Ayrıca, Çay Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu, Su Kanunu ve Mera Kanunu gibi yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor.

    ARZ GÜVENLİĞİ TAKİP SİSTEMİ OLUŞTURULACAK

    Bakanlığın odak noktası, stratejik ürünlerde arz güvenliği olarak belirlendi. Bunun için Arz Güvenliği Takip Sistemi kurulacak. Böylece hem tarımsal piyasalara yönelik analiz çalışmaları yapılacak hem süreçler izlenerek alınan kararlar desteklenecek. Tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi de yeni dönemin öne çıkan adımlarından biri olacak. Bu kapsamda Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar kıtalardan çeşitli ülkelerle anlaşmaların yapılması öngörülüyor.

    KENT TARIMI MODELİ HAYATA GEÇİRİLECEK

    Yeni vizyonla birlikte “Kent Tarımı Modeli” de uygulanmaya başlanacak. Bu sayede üretim ve tüketim merkezleri yakınlaştırılarak şehirde yaşayanların taze ve ucuz sebzeye erişiminin sağlanması hedefleniyor. Lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, zayiatın azaltılması ve istihdamın artırılması da hedefler arasında bulunuyor. Kırsala yönelik projelerle de buralardaki imkanların artırılması öngörülüyor. Pilot Köyler Projesi uygulanarak kırsaldan göçün azaltılması, tersine göç, üretimin artırılması, genç-kadın çiftçi ve kırsalda refah hedefleniyor. Gelir koruma sigortasının yaygınlaştırılmasıyla gelirin istikrara kavuşturulması ve üretimde sürdürülebilirlik amaçlanıyor. Küçük aile işletmelerine hayvancılık desteği de kırsala yönelik adımlardan birini oluşturuyor. Mevcut ahır ve ağılların fiziki koşullarının iyileştirilmesiyle buzağı ve kuzu ölümlerinin önlenmesi, et ve süt veriminin, hayvan refahının ve gelir seviyesinin artırılması, göçün azaltılması öngörülüyor. Meraların ıslahında sürdürülebilirliğin sağlanması da planlar arasında bulunuyor.

    DİJİTAL TARIM DAHA DA GELİŞTİRİLECEK

    Yeni vizyonun önemli ayaklarından birini de dijital tarım uygulamaları oluşturuyor. Yeni uygulamaların yanı sıra mevcut olanların da geliştirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, e-Devlet Çiftçi Kayıt Sistemi entegrasyonu, Tarım Cebimde ve ÇKS Kayıt Doğrulaması gibi uygulamalar öne çıkacak. TÜRKİYE TARIMSAL HASILADA AVRUPA’DA BİRİNCİ SIRADA Bakan Kirişci’nin sunumunda, tarımda bugüne kadar atılan adımlar ve gelinen noktaya ilişkin de bilgi verildi. Buna göre, tarımsal üretim alanı bakımından dünyada 31’inci sırada bulunan Türkiye, tarımsal hasıla bakımından ise Avrupa’da birinci sırada, dünyada ilk 10 içinde yer alıyor. Türkiye’nin 2002’de 37 milyar lira olan tarımsal hasılası 10 kat artışla 2021’de 407 milyar liraya ulaştı. Söz konusu rakam yılın ilk çeyreğinde 63 milyar lirayı buldu. İstihdamda tarımın payı 2002’de yüzde 35 iken 2021’de yüzde 17 olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde 87 milyar dolar tarımsal dış ticaret fazlası verilirken dış ticarette tarımın payı ihracatta yüzde 10’dan yüzde 11’e, ithalatta ise yüzde 4’ten yüzde 6,5’e yükseldi.

    YAPILAN YATIRIMLAR VE SAĞLANAN DESTEKLER

    Tarımsal desteklemeler 2002’de 1,8 milyar lira iken bu yıl itibarıyla 21 kat artışla 39,2 milyar liraya yükseldi. Temmuz itibarıyla 24,5 milyar lira destek ödemesi yapıldı. Böylece son 19 yılda cari fiyatlarla 464 milyar lira destek ödemesi yapılmış oldu. Aynı dönemde cari fiyatlarla 305 milyar lira bitkisel üretim desteği verildi. Toplamda 21,3 milyar liralık 2022 yılı bitkisel üretim destekleme bütçesinin ise 17 milyar lirası, yani yüzde 80’i ödendi. Hayvansal üretime yönelik olarak ise son 19 yılda cari fiyatlarla 108 milyar lira hayvancılık desteği verildi. Su ürünleri yetiştiricilik üretimi 2002’de 62 bin ton iken 2021’de 471 bin tona yükseldi. Toplamda 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirildi. 1,2 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlayan sektörün 2021 ihracatı 1,4 milyar dolar oldu. Bu sektörde 2023 ihracat hedefi ise 2 milyar dolar olarak belirlendi. TARSİM’de sigortalılık oranı 2006’dan bu yana yüzde 21 artış gösterdi. Son 19 yılda çeşitli yatırımları içeren 18 bin projeye 7 milyar lira hibe verilirken 118 bin istihdam sağlandı. Türkiye’de 2003-2021 döneminde 447 milyar liralık Devlet Su İşleri (DSİ) yatırımı gerçekleştirildi, 9 bin 189 tesis kuruldu. 27 Temmuz 2022’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında DSİ ile TOKİ arasında Sulama Protokolü imzalandı. Protokol çerçevesinde ihale çalışmalarına başlanırken TOKİ tarafından 2022 ve 2023’te toplam 50 milyar liralık kredi temin edilmesi planlandı. Ayrıca 230 tesis için 20 milyar lira ödenek ayrılırken 374 tesis için de 29 milyar liralık ek ödenek talep edildi. Talebin 12,35 milyar lirası karşılandı.

    TÜRKİYE AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARINDA DÜNYA DÖRDÜNCÜSÜ

    Türkiye’nin orman varlığı 2002’de 20,8 milyon hektardan 2021’de 23,1 milyon hektara yükseldi. FAO’nun Dünya Orman Varlığı Raporu’na göre, 2015’te 46’ncı sırada bulunan Türkiye, 2020’de 27’nci sıraya geldi. Türkiye, ağaçlandırma çalışmalarında ise Avrupa’da birinci, dünyada 4’üncü sırada yer aldı. Orman yangınlarıyla mücadelede kara, hava ve insan gücü artırıldı. 2022 itibarıyla 1350 arazöz, 20 uçak, 55 helikopter, 8 İHA, 692 iş makinesi ve ilave 21 binden fazla personel bu mücadelede görev alıyor. Ayrıca 2 bin 270 diğer araç, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığından 2 uçak, 25 helikopter ve 1 İHA rezerv güç, 30 bölgede 10’ar kişilik orman arama kurtarma timi oluşturuldu.

  • Emniyet Müdürü Fatih Kaya’dan SATSO’ya Veda Ziyareti

    Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararnamesi ile Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne atanan, Sakarya İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, veda ziyaretleri kapsamında Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ’u makamında ziyaret etti.

    2017 yılından bu yana Sakarya’da görev yapan ve son kararname ile Diyarbakır’a atanan Sakarya İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya’yı ağırlayan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ hizmetlerinden dolayı teşekkür etti. Şehrin huzur ve güveni için canla başla çaba gösteren Emniyet teşkilatıyla her zaman uyumlu bir işbirliği içerisinde olduklarını ve bunda İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya’nın çok büyük payı olduğunu belirten Başkan Altuğ, bundan sonraki görev yerinde kendisine başarılar diledi.

    Başkan Altuğ şahsında SATSO Camiasına kurumsal iş birlikleri ve destekleri için teşekkür eden Emniyet Müdürü Fatih Kaya, görev süresi boyunca Sakarya’ya en iyi şekilde hizmet etmeye gayret ettiklerini ve güzel hatıralarla ayrılacağını ifade etti.

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Altuğ, hizmetlerinden dolayı Emniyet Müdürü Kaya’ya plaket takdiminde bulundu.

  • CHP SAKARYA’DA SEÇİME HAZIR!

    CHP SAKARYA’DA SEÇİME HAZIR!

    CHP Sakarya İl Başkanlığı 2023 seçimlerine kadar çalışmalarına sıkı bir şekilde devam ediyor. İl Başkanı Ecevit Keleş, Adapazarı ve Sedirvan ilçelerinde 150 binden fazla vatandaşın kapısına gittiklerini söyledi.

    CHP Sakarya’da çalmadık kapı, dokunmadık yürek kalmayana kadar 2023 seçimlerine hazırlanıyor. Sakarya il ve ilçe örgütlerinde hummalı bir çalışma var. Parti üyeleri önümüzdeki seçimlerden beklentileri yüksek. CHP Sakarya İl Başkanı Ecevit Keleş, seçimlerde hiçbir hataya yer vermeden özverili şekilde çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

    Partililerin seçimlere kadar vurmadık kapı bırakmayana kadar çalışmalara devam edecekleri belirten Başkan Keleş, “Sakarya İl Başkanlığı olarak başlattığımız ve Sakarya’da vurulmadık kapı kalmayacak şekilde çalışmalarımızı sürdürdüğümüz saha çözüm Sakarya ile beraber 157 bin 813 ev ve işyerinin kapısını vurduk. Adapazarı ve Serdivan ilçelerini tamamladıktan sonra Erenler ilçesinde devam ediyoruz. Halkın içinde sorunlarıyla yoğrulmaya devam edeceğiz. Çünkü bu zorlu günleri hep birlikte aşacağız. Halkımızın bize ihtiyacı olduğu kadar, bizim de halkımıza ihtiyacımız vardır. Milletimiz bize görevi verdiği andan itibaren ele ele vererek zorlu günlerin üstesinden geleceğiz.” şeklinde konuştu.