Kategori: Firmalar

Firmalar

  • SAKARYA “4. Tarım Hayvancılık Makinaları, Teknolojileri, Yem Fuarı için güçbirliği yaptı.”

    Sakarya Fuarı için 
    Güçbirliği

    Sakarya, yeni teknolojilerle üreticiyi buluşturacak olan Sakarya 4. Tarım Hayvancılık Makinaları, Teknolojileri, Yem Fuarı için güçbirliği yaptı.

    Bu yıl GL Platform tarafından dördüncüsü düzenlenecek olan Sakarya Tarım Hayvancılık Makinaları, Teknolojileri ve Yem Fuarı için geri sayım başladı. Fuar 10-13 Kasım tarihleri arasında Hendek Ticaret Merkezi ve Çok Amaçlı Fuar Alanı’nda düzenlenecek. Tarımdaki son yenilikler ve teknolojik gelişmeler, büyük ve küçükbaş hayvanlar, çiftlik ekipmanları, genetik alanındaki son yenilikler görücüye çıkacak. Fuar öncesi sektör temsilcileri, danışma kurulu toplantısında bir araya geldi.

    • Toplantıya  Hendek Belediye Başkan Yardımcısı Hüdaverdi Bahardır Sakarya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Ümit Erol, Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Akyazı Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar, Hendek Belediyesi Tarımsal İşler Müdürü Recep Ali Aydın, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Yusuf Çelebi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları yöneticileri katıldı. GL Platform Fuarcılık Genel Müdürü Gül Ceylan, “Biliyoruz ki şehrimiz bu fuarı dört gözle bekliyor, biz de var gücümüzle çalışacağız. Tüm imkanlarımızı seferber etmeye hazırız. Alanımızda bir metrekare boş yerimiz yok, alanımız daha büyük olsa çok daha iyisini de yaparız” diye konuştu.

    “YENİ FUAR ALANI İÇİN EL ELE”
    Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Akyazı Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar da fuarın her yıl başarısının artarak devam ettiğini söyledi. Gıda arzının öneminin giderek anlaşıldığı bir dönemden geçildiğini hatırlatan Bayraktar, Sakarya’nın yeni bir fuar alanına ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Bayraktar “Bu konuda kalbimiz bir atmalı, el ele vermeliyiz. Sakarya’nın potansiyeli bunu hak ediyor, bu fuarın başarısı bunu hak ediyor” dedi. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Volkan Terzioğlu da “Hendek, fuar alanını açarak şehrimiz için büyük fedakârlık yapıyor. Yeni bir fuar alanı talebimiz var. Sakarya’yı çok öne çıkaracak bir fuara imza atabilir, Sakarya’nın gücünü herkese gösterebiliriz” diye konuştu. Sakarya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Toçoğlu ve Sakarya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Üzeyir Aydın da yeni fuar alanı ile Sakarya’nın potansiyelini üst seviyeye çıkaracağını söyledi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Yusuf Çelebi ise “Çok mutluyuz, her yıl fuarımız başarısını katlıyor. Dünya, gıda güvenliği konusunda sıkıntılı. Gelecek yıllarda tarımcıların üzerine dünyanın yükü binecek. Biz hazır olmalıyız. Bu fuar, bunun için çok önemli” diye konuştu. Hendek Belediye Başkan Yardımcısı Hüdaverdi Bahadır, fuara desteklerin devam edeceğini belirtirken Hendek Belediyesi Tarımsal İşler Müdürü Recep Ali Aydın da fuara tüm Sakarya’nın sahip çıkmasını istedi. Sakarya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Ümit Erol, fuar kapsamındaki Kadın Çiftçi Bilgi Yarışması’nın yine destekçisi olacaklarını belirti. Sakarya Ticaret Borsası Genel Sekreteri Yasemin Arıkan da, fuarın hayırlı olması dileyerek yüksek katılım beklediklerini ifade etti.

    İmage
    Image
    İmage
    Image

    GL Platform Genel Müdürü Gül Ceylan

    İmage

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Volkan Terzioğlu Volkan Terzioğlu

    Image

    Sakarya Ticaret Borsası Genel Sekreteri Yasemin Arıkan

    İmage

    Hendek Belediye Başkan Yardımcısı Hüdaverdi

    Image

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Yusuf Çelebi

    İmage

    Sakarya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Akyazı Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar

    (daha&helliip;)

  • Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye büyümeye devam ediyor

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye büyümeye devam ediyor

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş (TMMT), yeni yatırım fırsatları ve yeni projeler ile şirketin büyümesi ve gelişmesi için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor.

    Türkiye’nin 2. büyük ihracatçı şirketi Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Sakarya’da bulunan üretim tesislerinin modernizasyon yatırımı için 6.95 Milyar TL’lik yatırım teşvik belgesi aldı.

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Genel Müdürü ve CEO’su Erdoğan Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Şirketimizin büyümesi; yüksek üretim kalitemizin, verimliliğimizin ve diğer birçok faaliyetlerimizin Toyota yönetimi tarafından takdir görmesinin bir sonucudur. Biz de tüm ekip arkadaşlarımızla 2023 yılında üzerimize düşen görevleri büyük bir özveri ile planladığımız çerçevede hayata geçireceğiz” dedi.

    Erdoğan Şahin, “Toyota’nın sürekli gelişim yaklaşımının yansıması olan bu yatırım, güçlü üretim alt yapısı ile farklı beklentilere cevap verebilecek nitelikte araçlar üretmeye devam etmek için önemli bir adımdır. Söz konusu yatırım aynı zamanda, Toyota’nın küresel gücünün bir parçası olan Sakarya’daki üretim tesisimizin, global anlamda önemli aktörlerinden biri sayıldığını da teyit etmektedir” dedi.

    Toyota’nın Avrupa’daki en yüksek üretim hacmine sahip fabrikası konumundaki Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye 2021 yılında, %90’ı 150’yi aşkın ülkeye ihraç edilen 230 bin araç üreterek ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır. Bugüne kadar 3  milyon adetten fazla araç üretmiş olan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, halen 5500 çalışanı ile üretim faaliyetlerini sürdürmektedir.

  • 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü

    1000 Çiftçi 1000 Bereket araştırmasının sonuçları açıklandı

    Kadınlar tarımın görünmeyen kahramanı

    Birleşmiş Milletler’in, kadınların tarımsal üretimde, kaynakların sürdürülebilir kullanımında, gıda üretiminde ve güvenliğinde sahip olduğu önemli konumdan hareketle ilan ettiği Dünya Kadın Çiftçiler Günü 2008 yılından bu yana her yıl 15 Ekim’de kutlanıyor.

    Cargill’in 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı kapsamında yapılan araştırmaya göre; çiftçilik aile işi olsa da toplumsal cinsiyet ilişkileri kadını ev içi rollerle tanımlamaya devam ediyor. Erkek tarımı yürütürken kadın geri kalan bütün hayatı organize ediyor, lojistik desteği sağlıyor ancak omuzlarındaki fazla yük yeterince anlaşılmıyor. Bir şekilde işin başına geçen kadın çiftçilerin “daha titiz, daha sabırlı ve makul olacakları” için bu işi erkeklerden daha iyi yapabilecekleri düşünülüyor.

    Evde, tarlada, hayatın ve üretimin her aşamasında olan kadınların gücü, azmi ve yeteneği ise başarı hikayeleriyle taçlanıyor. 1000 Çiftçi 1000 Bereket programına katılan kadın çiftçiler, “İnsan ne yapmak istediğini bilince ve kararlı olunca karşısında hiçbir şey duramıyor. Kadınlar olarak kendimize daha fazla güvenmeliyiz” diyor.

    Dünyada tarımsal iş gücünün %43’ünü kadınlar oluşturuyor. Gıda üretiminin yarıdan fazlasında emeği bulunan kadınların Türkiye’de de tarımsal üretimin ve kırsal hayatın sürekliliğinin sağlanmasında rolü büyük… Kadın ve erkeklerin neredeyse eşit sayıda istihdam edildiği tek sektör olan tarımda istihdam edilen toplam kişi sayısı 4 milyon 948 bin kişi. Bunun %41’i yani 2 milyon 47 bini kadın. Ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadın oranı %79,36 iken ücretli veya yevmiyeli olarak çalışan kadın oranı %11,10. Çiftçi ailelerde günde 16-17 saat çalışan kadınlar evin tüm idaresini, çocukların ve yaşlıların bakımını yapıyor, ev halkı dışında işçilerin de yemeklerini hazırlıyor. Bunun yanı sıra yazlık, kışlık, kurutmalık, konserve ürünlerin yapımında küçük imalathane gibi çalışıyor.

    Her yıl 15 Ekim’de kutlanan Dünya Kadın Çiftçiler Günü, kadınların kırsal ekonomideki hayati rolüne dikkat çekmek için 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nden bir gün önce ilan edilmesiyle de önem taşıyor. 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı ile çiftçilerin verimini ve refahını artırmak, tarımda sosyal ve dijital dönüşümü desteklemek, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunmak amacıyla çiftçilerin yanında olmaya devam eden Cargill bu güne özel bir araştırma paylaştı.

    Program kapsamında KONDA ile geçen yıl gerçekleştirilen “Çiftçinin Zihin Haritası” araştırması, bu yıl tarım ve kadın konularına doğru genişletildi. Tarımsal süreçte kadınların nasıl bir rol üstlendiğinin ele alındığı araştırma kapsamında, 1000 Çiftçi 1000 Bereket programına katılan  34’ü erkek, 10’u kadın toplam 44 kişiyle telefonla ve çevrim içi ortamda görüşüldü. Sonuçlar, Türkiye’de tarımın cinsiyet ayrımcılığının da en çok hissedildiği alan olduğunu, kadının tarımdaki rolünün yeterince öne çıkmadığını, ataerkil sosyokültürel yapı nedeniyle, tarımsal üretimde özneden ziyade süreçteki takviye kuvvet gibi görüldüklerini ortaya koyuyor. Buna göre;

    • 10-15 yıl öncesine kadar tarlada daha aktif olan kadınlar, insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması ve ekim sahalarının büyümesine bağlı olarak tarlalardaki etkinliğini yitirdi. “Teknoloji geldi, tarlalarda kadının yapacağı bir şey kalmadı” diyenlerin sayısı arttı. Tarımın aile içi geçimlik bir faaliyetten para kazandıran ticari bir işe dönüşmesi sürecinde de tarlada kadının etkinliği azaldı.

    • Çiftçilik aile işi sayılsa da toplumsal cinsiyet ilişkileri kadını ev içi rollerle tanımlamaya devam ediyor. Kadın-erkek eşit görülse de tarım erkeklerin işi olarak tanımlanıyor. Kadın takviye kuvvet gibi görülüyor. Kadınların sezgisini önemseyen erkekler, geri planda eşlerinin fikrini almaya ihtiyaç duyuyor.

    Çiftçiliğin devamı erkek çocuk üzerinden tasarlanıyor

    • Çiftçiliğin devamı ailede kız çocuk değil erkek çocuk üzerinden tasarlanıyor. Kız çocuğunun evlenip bir başka erkekle yeni bir aile kuracağı düşünüldüğünden, ilişkili bir meslek edinse bile aileye doğrudan katkısının olmayacağı düşünülüyor.

    • Kıyı bölgeleri ve Çukurova’da kadınlara inananların sayısı daha fazla. Bir şekilde işin başına geçen kadınların “daha titiz, daha sabırlı olacakları” için bu işi erkeklerden daha iyi yapabilecekleri düşünülüyor.

    • Kadınlar tarımda aktif rol üstlenmek konusunda genellikle yeterli özgüvene sahip ve hevesli. Hemcinslerinin bu alanda faaliyet gösterseler erkeklerden daha da başarılı olacağına inanıyorlar.

    • Teknolojik gelişmelerle kadınların tarlada çalışma pratiği neredeyse ortadan kalkıyor, hayvansal ürünlerin üretimi kadınların işi oluyor. Hayvancılıkla uğraşılan hanelerde kadınların üstündeki yük daha da artıyor. Yoğurt, peynir gibi hayvansal ürünlerin kadınlar tarafından yapılıp satıldığı bu evlerde hayvanların bakımı ve sağımı sırasında da kadınlar daha aktif rol üstleniyor.

    • Hanelerin kendi üretimine yönelik yapılan bahçeler, bostanlar ve buralarda yetiştirilen ürünler de genellikle kadınların bakımı altında.

    “Çiftçi üretmezse kimsenin karnını doyuramayız”

    1000 Çiftçi 1000 Bereket’in lider çiftçilerinden Ceylan Karaoğlan, İzmir’in Tire İlçesi’ne bağlı Peşrefli köyünde üretim yapıyor. 16 yaşında evlenen ve üç çocuğu olan Karaoğlan, oğluyla birlikte mısır yetiştiriyor, aynı zamanda büyükbaş hayvanları ile süt üreticiliği yapıyor. Karaoğlan, “Çiftçiliğin mesaisi hiç bitmiyor. Sabah erkenden başlıyorum, bütün günüm tarlada geçiyor. Toprağı gübreliyorum, ekinlerimi kontrol ediyorum. Hiç boş kalmıyorum” diyor.

    Tarladan kazandıklarıyla okuttuğu çocukları artık çiftçiliği bırakmasını, şehirde yaşamasını istese de Karaoğlan toprağından vazgeçmemeye kararlı: “Toprak bizi binlerce yıldır besliyor. Hem biz hem de gelecek kuşaklar için toprağımıza daha iyi bakmalı, kaynaklarımızı korumalıyız. Çok severek yapıyorum işimi. Çiftçi üretmezse kimsenin karnını doyuramayız. 1000 Çiftçi 1000 Bereket’e 2019 yılında katıldım, o günden bu yana lider çiftçilik yapıyorum. Daha öncesinde büyüklerimizden gördüğümüz gibi yapıyorduk işleri. Bu programla çok şey öğrendim. Katıldığım eğitimler çok yararlı oldu. Dijital toprak analizinin çok faydasını gördüm. Topraktan en iyi verimi almaya başladım. Geçmiş dönemlere göre tarlamı daha iyi suluyor, daha doğru gübreleme ve ilaçlama yapıyorum.”

    Karaoğlan, “Çiftçilikte de kadın olmanın zorlukları çok” diyor ama hemcinslerini şu sözlerle cesaretlendiriyor: “İnsan ne yapmak istediğini bilince ve kararlı olunca karşısında hiçbir şey duramıyor. Yapamayacaklarını inandıkları için bu işten geri duran çok kadın var. Kadınlar olarak kendimize daha fazla güvenmeliyiz.”

    “Tarlada olmak beni daha özgürleştiriyor”

    İlayda Altıntaş, 1000 Çiftçi 1000 Bereket’in en genç kadın çiftçilerinden… Çiftçi bir ailenin kızı olarak Eskişehir Çifteler İlçesi’ne bağlı Dikmen köyünde doğan Altıntaş çocuk yaşlardan itibaren haşır neşir olduğu toprakla vakit geçirmeyi şehir hayatına tercih ediyor.

    Osmangazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde ikinci sınıf, Anadolu Üniversitesi Tarım Teknolojisi bölümünde birinci sınıf öğrencisi olan Altıntaş, “Okulum olduğu için şehirde de bulunuyorum ama eğer köydeysem hep tarladayım. Evde traktörlere bakım yapılacaksa onları yapıyorum” diyor. Toprak uğruna arkadaşlarıyla daha az vakit geçirmekten de hiç şikayetçi değil.

    Altıntaş, “Toprak benim için özgürlük demek… Şehirde binaların arasında gezmek yerine tarlada ayçiçeklerin arasında gezmek bana daha özgür hissettiriyor. Okulum biter bitmez köye koşacağım” diyor. 1000 Çiftçi 1000 Bereket programının faydasını ise “Bir yıldır programdayım. Teknolojiyi biraz daha tarlalarımıza taşımış olduk bu programla. Mesela filiz uygulamasını bu yıl ilk kez ektiğimiz mısırda kullandım. Mısıra çok su verdiğimi zannediyordum, uygulamadan baktığımda ise halen yeterli su olmadığını gördüm. Geleceğimiz için tarımın, hayvancılığın devam etmesi şart. Çiftçi üretmezse yani zincirin başı koptuğunda devamı gelmez, üretmek zorundayız” sözleriyle özetliyor.

    Sosyal medyada paylaştığı içeriklerle kadın çiftçilerin sayısının artmasına da katkı sağlamayı hedefleyen Altıntaş, “Kadınlar yapamaz gözüyle bakılıyor ama aslında tam tersi. İstediğimiz her şeyi yapabiliriz. Hatta bir sloganım var, “Ojemi de sürerim, tarlamı da” diye. İnşallah daha fazla kadını bu sloganla görmek istiyorum” diyor.

    “Kadının elinin değdiği yer güzelleşiyor”

    Ankara’nın Polatlı İlçesi’ne bağlı Uzunbeyli köyünde yaşayan Ceren Yağlıkara ise aslında endüstri mühendisi… 2016 yılından bu yana kanola ve ayçiçeği üreten ve aile mesleği çiftçiliği devam ettiren eşine destek olan Yağlıkara, Ankara Üniversitesi Ziraat Mühendisliği bölümünde son sınıf öğrencisi.

    Ziraat mühendisliği okuyana kadar tarımın kolay yapılan bir iş olduğunu düşündüğünü söyleyen Yağlıkara, “İşin içine girdikten sonra toprağın ne kadar çok emek istediğini, işin çok daha ciddi olduğunu kavradım. Pandemi olunca hepimiz önce sağlığımızı korumaya çalıştık, bir de gıdadan vazgeçemedik. Gıdanın geleceği de tarıma bağlı. Bu yıl üniversitenin çiftliğinde staj yaptım. İlk o zaman gerçek anlamda toprağa değdim ve bakış açım değişti. Toprağa değince huzur buluyorsunuz. 3.5 yaşında kızımız var, şimdiden ona tarla sevgisini aşılamaya çalışıyoruz. Eşim de ben de işimizin devam etmesini istiyoruz. Tek hayalimiz tarlalarda üretimi devam ettirebilmek” diyor.

    “1000 Çiftçi 1000 Bereket sayesinde her şeyden önce daha bilinçlendik” diyen Yağlıkara, teknolojiyi tarıma daha fazla entegre etmek gerektiğinin altını çiziyor: “Babalarımızdan, atalarımızdan öğrendiklerimiz elbette önemli ama teknoloji her geçen gün tarımda daha fazla yer buluyor. 1000 Çiftçi 1000 Bereket bize doğru ürün kullanımını öğretti. Uydu takip sistemi ile tarlaya gitmeden durumunu görebiliyoruz. Dijital toprak analizi yapabiliyoruz. Aslında zaman alan şeyleri daha kısa sürede yapıyoruz ve böylece aldığımız verim de artıyor.”

    Etrafında çok fazla kadın çiftçi olmadığını söyleyen Yağlıkara, tarım sadece kadınlara bırakılsa daha sistematik, daha verimli üretim yapılabileceğini söylüyor. Yağlıkara, “Aslında kadının elinin değdiği yer güzelleşiyor. Erkekler arasındaki rekabet tarımı ileri götürmüyor. Kadınlar arasında oluşabilecek üretim rekabeti bizi daha iyi yerlere taşır” diyor.

    Örsel: “Burası Anadolu, burada toprağın asıl sahibi kadınlar”

    Cargill Gıda Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Hindistan Kurumsal İlişkilerden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Arzu Örsel, kadınların tarımda sürdürülebilirliği sağlamada da önemli rol üstlendiğini söylüyor. Kadınların fırsat verildiğinde her alanda üretmeye devam ettiğini belirten Örsel, Cargill olarak 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı ile her zaman kadın çiftçilerin yanında olduklarını vurguluyor. Örsel, “Çiftçi ailesinde toplumsal cinsiyet ilişkileri kadını ev içi rollerle tanımlamaya devam etse de kadınlar tarımın görünmeyen gücü. Tarım geleceğimiz için ne kadar önemli ise kadın çiftçiler de bir o kadar önemli. Toprağın asıl sahibi kadınlar, üretimin arka planındaki lojistiği de, mahsulün konserve, salça, yoğurt gibi katma değerli ve sürdürülebilir ürünlere dönüşmesini sağlayan da yine kadınlar. Sosyokültürel nedenlerden daha az ön plana çıkıyorlar belki ama bu işlere girdikten sonra erkeğe göre daha başarılılar. Tarımda kadınların güçlendirilmesi ülkemiz ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır. Tüm kadın çiftçilerin Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutluyoruz” dedi.

    Türkiye’de Cargill Hakkında 

    Türkiye’de faaliyetlerine 1960’lı yıllarda başlayan Cargill gıda, biyoendüstriyel ve hayvan besleme sektörlerinde faaliyet gösteriyor. 1992 yılında İstanbul’da açılan Türkiye merkez ofisinin yanı sıra Adana ve Ankara’daki ofisler ile Bursa, Balıkesir, Kocaeli ve Sakarya’da yer alan üretim tesislerinde toplam 670 çalışanıyla hizmet veriyor. 2014’te Orta Doğu ve Kuzey Afrika, 2018 ise Sahra Altı Afrika’nın eklenmesiyle Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’yı (META) içine alan bölgenin yönetim merkezi Türkiye oldu. 2021 yılı itibarıyla Cargill Hindistan’ın gıda bileşenleri iş kolunun META bölgesine bağlanmasıyla birlikte Cargill Türkiye 3 milyara yakın nüfusu olan bir bölgenin yönetimini üstlenmiş oldu. Dünyanın besin ihtiyacını güvenli ve sorumlu bir şekilde sağlamak amacıyla sürdürülebilirlik odağında çalışmalarını sürdüren Cargill Türkiye, dört fabrikasındaki inovatif yaklaşımlarla tüketici trendleri doğrultusunda yenilikler geliştiriyor, verimlilik yaratıyor.

    Daha fazla bilgi için

    www.cargill.com.tr ve https://www.facebook.com/CargillTurkey/ adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

    Cargill Hakkında 

    Cargill, dünya gıda sisteminin sizin için çalışmasına yardımcı olur. Çiftçileri pazarlarla, müşterileri malzemelerle ve aileleri de yedikleri yiyeceklerden yürüdükleri zeminlere kadar günlük ihtiyaçlarla buluşturur. Dünya çapındaki 155.000’i aşkın çalışanımız, dünyayı güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde beslemek için çalışırken paydaşlarımızı ve topluluklarımızı güçlendirme amacıyla inovasyon yapıyor.

    Metan emisyonlarını azaltan yemden atık bazlı yenilenebilir yakıtlara kadar olanaklar sınırsızdır. Ama değerlerimiz aynı kalıyor. İnsanı ön planda tutuyoruz. Daha yükseğe ulaşıyoruz. Doğru olanı yapıyoruz. Komşu dediğimiz insanların ve evimiz dediğimiz gezegenin ihtiyaçlarını 157 yıldır bu şekilde karşıladık ve gelecek nesiller için de böyle yapacağız. Daha fazla bilgi için, Cargill.com’u ve Haber Merkezimizi ziyaret edin.

  • Karasu Limanı Karadeniz’in yeni ticaret merkezi oldu

    Karasu Limanı Karadeniz’in yeni ticaret merkezi oldu

    Karasu Limanı 8.1 milyar euroluk ticaret hacmi yarattı

    2017 yılında hizmete giren IC İçtaş Sakarya Karasu Limanı Yatırım ve İşletme A.Ş. (IC Karasu Limanı), açıldığı günden bu yana yarattığı ticaret hacmi ile ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Karadeniz’in en yeni ticaret merkezi olan IC Karasu Limanı’na yanaşan gemilerin sayısı 1.755 ’e ulaşırken, toplam ticaret hacmi de 8.1 milyar € oldu.

    Türkiye’nin Karadeniz’e açılan en yeni limanı olan IC Karasu Limanı, Türkiye’nin ekonomik büyümesine olan katkısını, her geçen gün artırıyor. Bu kapsamda IC Karasu Limanı açılışından bugüne kadar limana yanaşan 1.755 adet gemi ile bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri olurken, 8.1 milyar euroluk da bir ticaret hacmi yarattı.

    Hizmet sunduğu geniş hinterland, sahip olduğu yüksek kapasite ve dünyanın en modern altyapı ve standartları ile sunduğu çok modlu taşıma avantajlarıyla Karadeniz’den dünyaya açılan en modern liman konumunda olan IC Karasu Limanı, yıllık 1.500.000 ton genel kargo / dökme yük ve 110.000 Adet Ro-Ro ve 50.000 TEU konteyner yük kapasitesine sahip.

    IC Karasu Limanı’nın Türkiye’nin Karadeniz’e açılan en önemli ticaret kapılarından biri olduğunu belirten IC Karasu Liman Müdürü Gökçen Erdem “Pandemi sırasında ve sonrasında dünyada yaşanan lojistik ve tedarik zinciri ile ilgili darboğazların da net bir şekilde gösterdiği gibi, modern limanlar ülkelerin dış dünya ile bağlantılarında son derece önemli bir konuma sahip. Ocak 2017’de ilk geminin ziyareti ile faaliyete başlayan ve hizmetlerini kesintisiz ve sürekli büyüterek geliştiren IC Karasu Limanı, Türkiye’nin Karadeniz’e açılan en önemli ticaret kapılarından biri olarak ülkemiz için çok önemli hizmetler sunuyor.” dedi.

    IC Karasu bölgeye binlerce istihdam sağlıyor

    IC Karasu Limanı’nın ana iş kolu ve ilgili yan sektörlerle birlikte sunduğu doğrudan ve dolaylı hizmetlerle on binlerce insana nitelikli istihdam sağladığını belirten Erdem “IC Karasu Limanı, sunduğu üstün standartlardaki hizmetler İlgili endüstrilerle ve ilgili iş kollarının ürettiği değer ile birlikte düşünülürse, bugün ve gelecekte çok büyük bir potansiyele sahip güçlü bir ticaret ekosisteminin tam merkezinde yer alıyor. IC Karasu Limanı, ülkemizin her geçen yıl yükselen ticaret ve üretim kapasitesinin gerektirdiği modern altyapılı ve yüksek kapasiteli bir limana olan ihtiyacı da başarı ile karşılıyor. IC Karasu Limanı sahip olduğu avantajlı konumla Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’u önemli bir kara ve deniz trafiği yükünden de kurtarıyor. Tarım ürünlerinin hedef pazarlara zaman kaybedilmeden hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayarak hem çevrenin korunmasına hem tarımsal verimliliğe hem de ihracata önemli katkılar sağlıyor.” Erdem tarımdan tüm sanayi kollarına, Türkiye ekonomisine hemen her alanda çok yönlü katkılar sağlayan IC Karasu Limanı’nın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye’nin ekonomik gelişimine güç vermeye devam edeceğini belirtti.

    DCIM100MEDIADJI_0038.JPG

    IC Karasu Limanı, başta Sakarya, Kocaeli, İstanbul, Düzce, Bolu, Zonguldak’taki sanayi bölgeleri olmak üzere Konya, Karabük, Çankırı, Bilecik, Eskişehir, Ankara, Kırıkkale, Yozgat ile sebze-meyve ihracatı özelinde Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Manisa, Muğla ve Çanakkale illeri için stratejik bir önem taşıyor. Açıldığı Ocak 2017’de bugüne kadar IC Karasu Limanı üzerinden taşınan toplam yük miktarı, 6,75 milyon ton olarak gerçekleşti. Karasu Limanı üzerinden en çok ithalatın yapıldığı ilk üç ülke ise 2,7 milyon ton ile Rusya, 904 bin ton ile Ukrayna ve 176 bin ton ile Mısır oldu.

    Rakamlarla IC Karasu Limanı

    • IC Karasu Limanı’na yanaşan en büyük gemi, Meghna Fortune isimli gemi oldu. 35.210 gros tonluk Meghna Fortune, 4 Mart 2022 tarihinde Hindistan’dan 9.900 ton rulo sac getirdi.

    • IC Karasu Limanı üzerinden en çok ihracat yapılan ilk üç yük cinsi, 603.000 ton Kireç Taşı, 236.000 ton klinker ve 218.000 ton rulo sac oldu.

    • IC Karasu Limanından en çok ihracat yapılan ilk üç ülke 695.000 ton ile Ukrayna, 160.000 ton ile ABD ve 66.000 ton ile Romanya oldu.

    • En çok ithalat yapılan ilk üç yük cinsi 1,511 milyon ton ile buğday, 992 bin ton ile mısır ve 384 bin ton ile soya olarak sıralandı.

    • Karasu Limanı’na son beş yılda 1.142’si genel kargo, 613’ü Ro-Ro gemisi olmak üzere 1.755 ticari gemi yanaştı.

    • Karasu Limanı üzerinden en çok ithalatın yapıldığı ilk üç ülke ise 2,7 milyon ton ile Rusya, 904 bin ton ile Ukrayna ve 176 bin ton ile Mısır oldu

  • Brand Week Istanbul’un programı belli oldu

    EMEA bölgesinin en büyük marka ve iş dünyası festivali Brand Week Istanbul’un programı açıklandı.

    Bu sene 10’uncu yılını kutlayan Brand Week Istanbul, “Time To Reset” teması ile yaratıcı endüstrileri ve markalar dünyasını Zorlu PSM’de bir araya getiriyor.

    Brand Week Istanbul 9-10-11 Kasım tarihlerinde sunumlar, paneller, araştırma çıktıları ve tartışmalarla dünyanın farklı yerlerinden gelen yaratıcı liderleri 5 ayrı sahnede izleyicisi ile buluşturacak.

    Hikâye anlatıcılığında yeni trendler, tasarımda inovasyon ve Türkiye’nin geleceği 9 Kasım’da ele alınacak

    9 Kasım’da program; Vala Afshar’ın web 3.0’ın dijital pazarlamayı taşıyacağı gelecek üzerine yapacağı sunum ile başlayacak. Prof. Ufuk Akçiğit ve Faruk Eczacıbaşı yetenek politikalarını ve beyin göçünü ele alırken, kent yaşamı ve mimari arasındaki ilişkiyi İlber Ortaylı ve Mert Boysanoğlu tartışacak. Naoki Tanaka iletişimin geleceğinde yeni teknolojilerin oynadığı rolü interaktif bir sunum ile açıklarken, Hande Çilingir yazılımın geleceğini ve unicorn olma macerasını izleyici ile paylaşacak. Davranış bilimindeki yeni içgörüleri Tara Austin, hikâye anlatıcılığı ve müzik arasındaki ilişkiyi birçok Hollywood filmine bestelediği müziklerle tanınan Pınar Toprak anlatacak. Cenk Sidar, Rahul Titus, Pınar Deniz, Lucila Zambrona, Andy Nairn da yine 9 Kasım’da sahne alacak diğer isimler.

    Aynı zamanda Türkiye’nin siyasi ve sosyolojik panoraması Her Seçim Bir Başlangıçtır başlığı altında, Necati Özkan, Ruşen Çakır, Levent Gültekin, İsmail Saymaz, Hacer Foggo, Sidar Gedik, Faruk Acar, Prof. Özer Sencar ve Prof. Dr. Yasemin Giritli gibi araştırmacı ve gazetecilerle 9 Kasım’da masaya yatırılacak.

    10 Kasım’da yaratıcılık, bilimin geleceği ve spor iletişimi tartışılacak

    10 Kasım’da yaratıcılık, dijital trendler, bilimin geleceği gibi konular farklı disiplinlerden uzmanlarla detaylandırılacak. “Neyi Ne Kadar Değiştirebiliriz?” başlıklı konuşmasıyla Serdar Erener, spor kültürünün geleceğini ele alacak sohbetiyle Şenol Güneş ve Ahmet Gülüm, bilimi ve bilim insanlarını değişen trendlerin etkisiyle tartışacak olan Mete Atatüre, Türkiye’nin son 10 yılını ve yakın geleceğini araştırma çıktılarıyla masaya yatıracak olan Bekir Ağırdır da 10 Kasım’da izleyici ile buluşacak.

    Engin Akyürek, Nels Abbey, Harun Tekin, Kev Chesters, Sertab Erener, Prof. Oğuz Babüroğlu, Marian Salzman, Prof. John List de yine 10 Kasım’da Brand Week Istanbul sahnesinde yer alacak diğer isimler.

    Aynı zamanda 10 Kasım’da spor iletişimi ve markalar dünyası arasındaki ilişki bir dizi paneller ile detaylandırılacak. “Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Ülke Sporu” başlıklı bir tam gün boyunca sürecek kurguda; Saba Tümer, Müjde Mısırlı, Eren Yazıcıoğlu, Yeliz Karakaya gibi isimler sahnede olacak.

    Influencer ekonomisi, enflasyon dönemlerinde pazarlama ve yeni teknolojiler 11 Kasım’da masaya yatırılacak

    11 Kasım’da, Slumdog Millionaire kitabının yazarı ve Hindistan’ın Eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Vikas Swarup, 5G’nin birey ve toplum üzerindeki etkisini tartışacak konuşmasıyla teknoloji yazarı Serdar Kuzuloğlu, yaşamdaşlık kültürünün mimarı beyin cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç, enflasyon dönemlerinde pazarlama iletişimini ele alacak olan Levent Erden, şair Murathan Mungan, oyuncu Seda Bakan, MullenLowe Kreatif Direktörü Jose Miguel Sokoloff gibi isimler Brand Week Istanbul’da yer alacak isimlerden.

    Yine 11 Kasım’da bir tam gün boyunca influencer ekonomisi ve yeni medyanın geleceği Tolga Akış, Çağrı Küpeli, Merve İşler gibi isimlerin katılacağı paneller serisinde ‘Time to Influence’ sahnesinde tartışılacak.

    Üç gün boyunca iyileşmeye dair her şey “Time to Heal” sahnesinde olacak

    Bu sahnelerin ve konuşmacıların yanı sıra; iyileştirmeye dair tüm metotlar 9-10-11 Kasım tarihlerinde üç gün boyunca “Time to Heal” sahnesinde izleyiciye aktarılacak. Pharmatopia Eczacılarının Projesi kapsamında, sağlığın tüm yenilikçi metotları eczacı Adile Özdağ ve öğretmen Dilek Livaneli gibi isimlerle, bilimin ışığında iyileştirmeye ve iyiliğe açılan gündemler ile birlikte sektöre yeni perspektifler katacak.

    Brand Week Istanbul, hem gündemi şekillendiren hem de geleceği belirleyen konu ve konuşmacılarının yanı sıra Felis Ödülleri, Lovemarks Ödül Töreni, Fark Yaratan Kadınlar, Brand Academy Sertifika Programı, Creators Academy Sertifika Programı, Next Academy Sertifika Programı, Marka İkonları Yürüyüşü, Portfolyo Buluşmaları ve özel networking toplantıları gibi birçok farklı etkinlikle ve 10’uncu yıla özel farklı sürprizlerle 5 ayrı sahnede izleyicisi ile buluşacak.

    7-11 Kasım tarihlerinde 10’uncusu gerçekleşecek olan Brand Week Istanbul’a dair detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. https://brandweekistanbul.com/

  • İngilizler, yeni sezona hazırlanıyor…

    İngilizler, yeni

    sezona hazırlanıyor…

     

    Necdet Buluz                                                   

     

    Havaalanındaki grevler ve çeşitli aksaklıklar nedeni ile 2022 turizm sezonunda beklenen İngiliz turist gelemedi. Ancak, İngilizlerin aklı Türkiye’de. Geç de olsa Ekim-Kasım aylarında İngiliz turist ağırlıyoruz. İngiltere şimdi çeşitli havayolları ile yeni sezon hazırlıklarına başladı. Yapılan tahminlere göre 2023 turizm sezonunda Türkiye’ye İngiliz turist yağacak. Şimdiden ön rezervasyonlardaki yoğunluk bunu açıkça gösteriyor.

    Genelde “Her şey dahil” otelleri tercih eden İngilizler ’in zenginleri Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi tatil yörelerine hazırlanıyor.

    İngiliz hava yolu şirketi EasyJet, önümüzdeki yaz 104 ülkedeki 404 destinasyona yapacağı 250 bin uçuşu satışa açtı. Programın 133 bini EasyJet’in 9 Mayıs – 30 Eylül 2023 tarihleri arasında yurt dışından İngiltere’ye ve İngiltere’den yurt dışına yapacağı uçuşlardan oluşuyor.

    EasyJet’in İngiltere’den İspanya, Yunanistan, Portekiz, Türkiye, Kıbrıs ve Mısır’ın da dahil olduğu yaz destinasyonlarına dönük kapasitesi de artırılarak binlerce paket tatil daha rezerve edilebilir hale getirildi.

    EasyJet ile birlikte tur operatörü EasyJet Holidays de 2023 programını genişletti. Yapılan açıklamaya göre EasyJet Holidays’in 2023 yaz kapasitesi 2022 yılına kıyasla yüzde 75 oranında artırıldı. Şirketin verdiği bilgiye göre Fora ve Mayorka destinasyonlarında kapasite geçen yılın yüzde 60 üzerinde.

    EasyJet Holidays bu yıl Milano, Atina, Hanya, Porto ve Valensiya başta olmak üzere yeni destinasyonları programın aldı.

    EasyJet Holidays, önümüzdeki yaz sezonunda 1,1 milyon kişiyi tatile çıkararak 35 milyon pound kar elde etmeyi hedefliyor.

    Şunu da ekleyelim:

    Antalya sadece Rus değil, İngiliz ve Alman turistler için de önemli bir tatil yöresi olarak öne çıkıyor.

    Antalya, iç pazarın yanı sıra farklı ülkelerden gelen turistlere de ev sahipliği yapıyor. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, 1 Ocak-30 Nisan’da kenti 1 milyon 112 bin 383 yabancı turist ziyaret etti.

    Geçen yılın aynı döneminde 423 bin 773 yabancı turistin geldiği Antalya’da, bu yıl, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 162 artış kaydedildi.

    Kente, 1 Ocak-30 Nisan döneminde en fazla turist gönderen ülkeler sırasıyla 329 bin 96 misafirle Almanya, 150 bin 944 turistle İngiltere, 143 bin 485 turistle Rusya oldu. Her geçen gün Avrupa pazarından taleplerin artması turizmciyi memnun etti.

    Bazı İngiliz tur operatörleri, Türkiye’ye yönelik uçuşlara ek kontenjanlar koyarken, Rusya ile karşılıklı uçuşların başlamasıyla özellikle bu ay Rus pazarının canlanması bekleniyor.

    Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkan Yardımcısı Kaan Kavaloğlu, 2022 sezonunun geçen yıla göre çok daha iyi olacağını belirterek kaynak pazar Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle iç pazar ve Avrupa ülkelerinin yoğunlukta olduğunu anlattı.

    Güzel bir sezon olmasını temenni eden Kavaloğlu, “Avrupa’dan özellikle İngiltere ve Almanya’dan çok ciddi artış var. İngiltere’den uçaklar Türkiye’ye yönelmiş durumda. Bu yıl Antalya’da 1 milyonun üzerinde, Türkiye genelinde ise 3,5 milyonun üzerinde İngiliz turist ağırlayacağımızı düşünüyorum.” diye konuştu.

    Turizmci Hacı Osman Üçdan da zincir oteller olarak nisan itibarıyla turizmde en iyi sezon olan 2019’un cirosunu geçtiklerini söyledi.

    Turizmi çeşitlendirmenin önemine vurgu yapan Üçdan, “Otellerimiz daha çok İngiliz turistle dolu. Avrupalı turist iyi kazandırıyor. Tek pazara güvenerek yola çıkmamak gerekiyor. İngiltere ve Almanya’nın yanı sıra Hollanda, İsviçre, Norveç, İsrail, Danimarka’dan misafirlerimiz var.” dedi.

  • 13 Ekim 2022 Dünya Görme Günü kutlanıyor

    Dünya Görme Günü, körlük ve görme azlığına dikkat çekmek için tüm dünyada her yıl Ekim ayının ikinci Perşembe günü kutlanıyor. Bu yıl 13 Ekim 2022 tarihinde başlayacak kutlamaların ana teması “Gözlerinizi Sevin – Love Your Eyes” geçtiğimiz yıl belirlendi ve 2023 yılı sonuna kadar devam edecek. 

    Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ziya Kapran, gözlerimizin dünyaya açılan pencere olması sebebiyle oldukça hayati öneme sahip olduğunu belirterek, “Gözlerimizi ihmal etmeden korumamız gereklidir. En ufak bir göz rahatsızlığında dahi hayatımız çok zorlaşıyor. Dünya Görme Günü’nde biz Türk hekimleri de göz sağlığı bilincini artırmak için çalışıyoruz” dedi.  

    Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı işbirliği ile düzenlenen etkinlikler ve farkındalık artırma çalışmalarıyla kutlanan Dünya Görme Günü teması geçtiğimiz yıl belirlenen “Gözlerinizi Sevin – Love Your Eyes”. Tüm dünyada göz hekimleri ve uzmanlar, Dünya Görme Günü kapsamında COVID-19 pandemisi sebebiyle sosyal izolasyon, evden veya uzaktan çalışma, online eğitim gibi gerekçelerle görme bozukluğu yaşayanlar başta olmak üzere her bireyin göz sağlığını koruması için farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor.

    Gözlerimizi sevmenin 10 yolu

    Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ziya Kapran, Dünya Görme Günü tüm dünyada göz hekimleri, uzmanlar ve gönüllüler tarafından kutlandığını belirterek, “Pandemi sebebiyle gözlerimizin değerini her zamankinden daha çok anladık. ‘Gözlerinizi Sevin’ teması basit gibi görünse de çok önemli. Dünyadaki tüm bireyler gözlerini sevmek ve korumak için gerekli basit 10 kuralı uygulamalı ve çevresindeki herkesi haberdar etmeli. Böylece tüm dünyadaki insanların göz sağlığını korumamız mümkün olabilir” dedi. Kapran şöyle devam etti:

    “Dünyada neredeyse herkes yaşamı boyunca bir göz sağlığı sorunu yaşıyor, ancak dünya çapında bir milyardan fazla insan, göz sağlığı veya tedavisi için gereken hizmete erişemiyor. Love Your Eyes kampanyası, tüm dünyada erişilebilir, uygun fiyatlı ve ulaşılabilir göz bakımını savunurken, bireyleri kendi göz sağlığına öncelik vermeye teşvik ediyor. Son derece başarılı geçen bir 2021 Dünya Görme Günü’nün ardından #LoveYourEyes kampanyası 2022 Dünya Görme Günü için de devam ediyor. Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı ‘Gözlerinizi Sevmek İçin 10 Kural’ı yakın zamanda duyurdu. Bu kuralları bilmek ve çevremizdekilere öğretmek en büyük amacımız.”

    Yaşam boyu uyulması gereken kurallar

    1. Gözlerinize ekran molası vermek için 20/20/20 kuralını uygulayın.

    Ekrana bakarken, göz yorgunluğunu ve baş ağrısını önlemek için her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 20 fit uzaktaki bir şeye bakın.

    2. Dışarıda vakit geçirin.

    Çocuklar günde en az iki saat dışarıda kalmalıdır. Bu aynı zamanda gözlerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesine yardımcı olur ve miyop olmalarını önler.

    3. Dışarıda güneş gözlüğü takın.

    Güneş ışınlarının gözlerinize zarar vermesini önlemek için güneş gözlüklerinizin UVA ve UVB koruması sağladığından emin olun.

    4. Gerekirse numaralı gözlük takın.

    Net görmek, göz yorgunluğunu ve baş ağrısını önlemek için numaralı gözlüklerinizi takın.

    5. Göz enfeksiyonlarını önlemek için kozmetik ürünlerinizi kontrol edin.

    Göz enfeksiyonlarına neden olabilecek bakteri oluşumunu önlemek için göz makyajı malzemelerinizin son kullanma tarihini kontrol edin ve fırçalarınızı düzenli olarak değiştirin.

    6. Düzenli egzersiz yapın.

    Düzenli egzersiz yapmak, diyabet veya yüksek tansiyon gibi görme sağlığınızı olumsuz etkileyebilecek durumların gelişme riskini azaltır.

    7. Sağlıklı beslenin.

    Dengeli beslenme, sağlıklı gözleri korumak için gerekli olan vitamin ve minerallere sahip olmanızı sağlar.

    8. Sigara içmeyin.

    Sigara içmek, ciddi göz rahatsızlıkları ve kalıcı görme kaybı geliştirme riskinizi artırır.

    9. Sorunlar ortaya çıkmadan önce tespit etmek için bir göz muayenesi yaptırın.

    Göz muayenesi, gözdeki sorunları şikayetleriniz artmadan önce tespit edebilir, bu nedenle gözlerinizde bir sorun olmadığını düşünüyorsanız bile bir muayene yaptırın.

    10. Gözlerinize öncelik verin, tüm hayatınız boyunca onlara ihtiyacınız var.

    Düzenli göz kontrolleri için takviminize hatırlatıcılar koyun. Her 1-2 yılda bir gözlerinizi kontrol ettirmelisiniz.

    TOD Hakkında 

    Türk Göz Hekimlerinin resmi ulusal mesleki derneği olan Türkiye Oftalmoloji Derneği (TOD), göz hastalıkları uzmanlarını ve bu konuda uzmanlık eğitimi almakta olan hekimleri bünyesinde barındırıyor. 5 bini aşkın üyesiyle ulusal göz sağlığına katkıda bulunmayı, üyelerinin mesleki ve bilimsel alanlar başta olmak üzere her alanda gelişmelerini sağlamayı, haklarını korumayı, halkın göz sağlığını ve mesleğin geleceğini tehdit eden etik ve bilim dışı uygulamalarla mücadele etmeyi amaçlıyor. 1928 yılında kurulan derneğin genel merkezi İstanbul’da bulunuyor.

    facebook.com/TurkOftalmolojiDernegi

    twitter.com/turkoftalmoloji

    instagram.com/turkoftalmolojidernegi

  • MICHELIN Rehberi İstanbul’un ilk seçkisinde 53 restoran yer aldı

    MICHELIN Rehberi İstanbul’un ilk seçkisinde

    53 restoran yer aldı

    • TURK Fatih Tutak’a İki MICHELIN Yıldızı verildi 
    • 4 restoran Bir MICHELIN yıldızı ile ödüllendirilirken, 10 restoran Bib Gourmand kategorisinde yer aldı
    • Neolokal, sürdürülebilirlik konusunda aldığı aksiyonlar sayesinde MICHELIN Yeşil Yıldız ile ödüllendirildi

    Michelin, MICHELIN Rehberi İstanbul 2023’ün ilk seçkisini açıklamaktan büyük mutluluk duyuyor. İstanbul mutfağı seçimde yer alan 53 restoran ile MICHELIN Rehberi müfettişlerini büyüledi.

    Seçkide yer alan restoranlardan 10’u Bib Gourmand ile 4 restoran ise Bir MICHELIN Yıldızı ile ödüllendirildi. Neolokal, sürdürülebilir gastronomiye yönelik öncü yaklaşımından dolayı Kırmızı Yıldızına bir de MICHELIN Yeşil Yıldız ekledi. Son olarak TURK Fatih Tutak, sıra dışı mutfağı için İki MICHELIN Yıldızı ile MICHELIN Rehberi’nde görücüye çıktı.

    MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, “MICHELIN Rehberi İstanbul’un ilk restoran seçkisinin lansmanı, hem müfettiş ekiplerimiz hem de bu eşsiz şehir için tarihi bir an” dedi. “Toplamda 5 adet Yıldızlı işletme de dahil olmak üzere 53 restoran ile seçimimiz, kimliği ve gelenekleriyle gurur duyan, aynı zamanda dünyaya da açık olan bu yetenekli mutfağın çeşitliliğine ışık tutuyor. İstanbul her zaman önemli bir kültürel ve turistik destinasyon olmuştur; bugün MICHELIN Rehberi ile hem yerel hem de uluslararası gurmelere bu şehrin aynı zamanda önemli bir gastronomi destinasyonu olduğunu göstermeyi umuyoruz” dedi.

    TURK Fatih Tutak, İki MICHELIN Yıldızıyla Öne Çıkıyor

    Avrupa Yakası’nda Şişli Bomonti semtinde yer alan TURK Fatih Tutak, tipik Türk lezzetlerini tatmak isteyen gurmeler için şef Fatih Tutak’ın ustalıkla yeniden yorumladığı modern ve sofistike bir seçim sunuyor. Uluslararası kariyerinde dünya mutfağından seçkin isimlerle omuz omuza çalışan bu yetenekli profesyonel, 2019 yılında Türkiye’ye döndü ve fine-dining restoranını açtı.

    Şefin imzası olan leziz, asidik ve tütsülenmiş notalar içeren mutfak oldukça samimi, titiz ve daha da önemlisi şefin bölgesine ve köklerine olan düşkünlüğünü ifade ediyor. Annesine ithafen hazırladığı meşhur mantı, tıpkı açık mutfakta yapılan tatlı servisi gibi ikonik hale gelmiş durumda.

    4 Restoran Bir MICHELIN Yıldızı sahibi oldu

    İstanbul mutfak çeşitliliğinin mükemmelliğini yansıtan, aynı zamanda da yerel ürün ve lezzetlere olan bağlılığını koparmayan 4 restoran, Bir MICHELIN yıldızı ile ödüllendirildi.

    Yeniköy’de bulunan Araka, şehrin koşuşturmacasından uzakta sakin bir ortam sunuyor.  Menüde mevsim sebzeleri ve şifalı otlara ağırlık veren şef Zeynep Pınar Taşdemir, son derece kişisel ve cesur bir mutfak yaratmış durumda. Acılı, ekşili ve baharatlı tatlar, zahter ile tatlandırılmış, marine edilmiş sebzeler ve baharatlı sosta ılık zeytinlerle servis edilen balkabağı püresi gibi harika bir şekilde dengeleniyor ve birleşiyor.

    Beyoğlu Pera’daki Mikla, Anadolu geleneklerini yenilikçi bir dokunuşla ele alıyor. Türk ürünlerinin tüm zenginliğini ve çeşitliliğini kutlayan kreasyonlar, bir lezzet patlaması sunuyor. Hafifçe haşlanmış ve ardından ızgara yapılmış ahtapot, semizotu ve elma sirkeli yeşil fasulye turşusu salatası MICHELIN Rehberi müfettişlerinin bağenisini kazanan tabakların sadece birer örneğidir.

    Salt Galata’da bulunan Neolokal, tipik bir Anadolu repertuarına da hizmet ediyor. Cesur teknikler ve mutfaktaki yenilikler, tıpkı bulgurdan ve lezzetli bir tavuk hazırlığından yapılmış hafif baharatlı bir ‘cupcake’ ve yanında zengin kremalı velouté ve patates gevreği ile süslenmiş gövdeli bir tavuk dömi glas gibi gelenek ve modernite arasında kalıcı bir köprü olması amaçlanan yemekler sunuyor.

    Son olarak, Beyoğlu Tomtom’daki Nicole, geleneksel Türk tariflerinin Orta Doğu baharatlarıyla buluştuğu incelikli bir mutfak sunuyor. Kariyerine Bodrum’da başlayan Şef Serkan Aksoy, ürünlerinin kökenine özellikle dikkat ediyor ve etik bir yerel üreticiler ağı ile çalışmayı sürdürüyor. Füme yoğurt ve üzüm suyu ile vurgulanmış yumuşak kuzu eti ile servis edilen dolmaları, Michelin Rehberi ekiplerini tam anlamıyla büyüledi.

    Neolokal’in sürdürülebilirlik girişimleri MICHELIN Yeşil Yıldız ile ödüllendirildi

    Daha sürdürülebilir bir gastronomi anlayışına sahip restoranları seçimlerinde vurgulamayı amaçlayan MICHELIN Rehberi, 2020 yılında yeni bir ödül açıkladı: MICHELIN Yeşil Yıldız.

    Neolokal, çevre dostu ve etik yaklaşımları sayesinde bu prestijli ödüle layık görüldü. Bu restoranda özenle seçilen üreticilerin yanı sıra şef Maksut Aşkar ve ekibi, bazıları kaybolma tehlikesi altında olan Türk mutfak mirasını korumaya ve tanıtmaya oldukça kararlı.

    10 restaurant Bib Gourmand ödülüne layık görüldü

    MICHELIN Rehberi kullanıcıları arasında özellikle popüler bir ayrım olan Bib Gourmand, makul fiyatlarla harika yemekler sunan restoranları öne çıkarıyor. İstanbul’da toplamda 10 mekan, sundukları mükemmel fiyat-performans dengesi açısından ödüllendirildi.

    Geleneksel Türk mutfağını sevenler, Mısır Çarşısı’nın hemen yukarısında bulunan ve muhteşem mavi seramik dekorlarla süslenmiş Pandeli‘ye mutlaka gitmeli.

    Popüler Karaköy Lokantası, mükemmel bir şekilde hazırlanmış mezeleri ve olağanüstü fiyat-kalite dengesine sahip menüsüyle müfettişlerin beğenisini kazandı.

    Alaf biraz daha modaya uygun bir ambiyansa sahip. Şef Deniz tarafından hazırlanan muhteşem yemekler, birçok etkiyi barındırıyor ve sunulan kokteyl çeşitlerini mükemmel bir şekilde tamamlıyor.

    Şef Volkan Türe tarafından işletilen Aheste, Türk spesiyalitelerinin yanı sıra vejetaryen yemekleri de dahil olmak üzere birkaç orijinal kreasyonun tadına bakabileceğiniz daha romantik bir atmosfere sahiptir.

    Yenilik tutkunları Karaköy’deki Tershane‘yi kaçırmamalı. Momento Oteli’nin sekizinci katında yer alan restoran, şehrin tarihi silüetinin nefes kesen manzarasının yanı sıra cömert bir mutfak, leziz tatlar, kaliteli mezeler ve iyi kalitede pişirilmiş et sunuyor.

    Giritli’nin tek özelliği sadece yaz aylarında açık olan muhteşem terası değil. Bunun yanında cömert meze menüsü mükemmel ve geleneksel klasikleri daha yenilikçi kreasyonlarla sade bir şekilde birleştiriyor.

    Anadolu yakasında Küçükyalı semtinde bulunan Calipso, huzur ve sükunet arayan İstanbulluları cezbeden mükemmel bir balık ve deniz ürünleri restoranıdır. Mezeler tıpkı hoş kokulu salataları gibi oldukça lezzetli. Ama tabii ki, gösterinin asıl kahramanları hassasiyet ve maharetle pişirilen taze balık ve deniz ürünleridir.

    Popüler Çukurcuma semtinin kalbinde yer alan Cuma, Akdeniz ve dünya mutfağından ilham alan tabaklar sunuyor. Burada en iyi mevsimlik ürünler tapas, ceviche, pizza, sofistike makarna tabakları ve daha fazlası olarak masaya geliyor.

    SADE Beş Denizler Mutfağı’nda yemek severler  atıştırmalıklar ve çok daha fazlasını test edebilir. Anadolu mutfağı burada acılı dil de dahil olmak üzere incelikle hazırlanmış spesiyalitelerle sergileniyor.

    Son olarak, Aman da Bravo tipik bir Türk modern bistronomi vizyonu sunuyor. Yerel kaynaklı ürünler, lezzetli, samimi ve sade tabaklarla buluşuyor. Şef ayrıca tabaklara egzotik dokunuşlar eklemeyi de oldukça seviyor.

    MICHELIN Genç Şef ve Servis Ödülleri

    MICHELIN Rehberi müfettişleri tarafından verilen MICHELIN Genç Şef ve Servis Ödülleri, profesyonelleri uzmanlıkları ve yetenekleriyle ödüllendiriyor.

    Michelin’in MICHELIN Genç Şef ödülünü Mürver Restoran’dan Mevlüt Özkaya kazandı. 33 yaşındaki genç şef, iki yıldır bu prestijli restoranda mutfağı ve özellikle özverili bir mutfak ekibini şevkle yönetiyor. Gastronominin parlayan yıldızı Mevlüt Özkaya, odun ateşinin başrol oynadığı kendine özgü ve titiz tarzıyla müfettişleri oldukça etkiledi.

    Mastercard tarafından sunulan MICHELIN Servis Ödülü, Sunset Grill & Bar ekibinin oldu. Konukseverlik sanatı burada misafirlerin konforu ve refahının mutlak öncelik olduğu eski usul bir tarzla gerçek profesyoneller tarafından savunuluyor. Bunun yanında şarap menüsü de olağanüstü: müfettişlere göre bu konuda şehrin en iyilerinden biri konumunda.

    Mutfak Çeşitliliği ve Egzotizm

    MICHELIN Rehberi İstanbul 2023’teki restoran seçimini oluşturan 53 adresten birçoğu yerel mutfak çeşitliliğini ve açık fikirliğiliğini yansıtıyor.

    Zuma, Nobu ve İnari Omakase Kuruçeşme, Japon lezzetlerini sergiliyor. Zuma leziz tempurası, robata ızgarasında pişirilen balıkları ve harika suşisiyle beğeni toplarken, Nobu Güney Amerika esintileriyle zenginleştirilmiş modern Japon mutfağı sunuyor. İnari Omakase Kuruçeşme ise kreasyonlarına Kaliforniya notaları katıyor.

    Çok Çok Thai’de Tayland lezzetleri taze ve otantik bir şekilde kutlanıyor. Daha fazla Asya lezzeti arayan gurmeler Banyan’ı, İtalyan mutfağına hayranlık duyanlar Glens’i ya da harika Rus esintili lezzetlerden tatmak isteyenler ise 1924 İstanbul’u tercih etmeli.

    Spago, St. Régis Brasserie ve Azur ise dünya mutfaklarını kutlayan menüler sunuyor.

    MICHELIN Rehberi İstanbul 2023’e genel bakış

    Toplamda 53 restoran seçime girdi:

    • İki MICHELIN Yıldızlı 1 restoran;

    • Bir MICHELIN Yıldızlı 4 restoran;

    • MICHELIN Yeşil Yıldızlı 1 restoran;

    • 10 adet Bib Gourmand restoran;

    • 38 adet tavsiye edilen restoran.

    The restaurant selection of

    The MICHELIN Guide ISTANBUL 2023

    TWO MICHELIN STARS

    Excellent cooking, worth a detour!

    Turk Fatih Tutak

     

    ONE MICHELIN STAR 

    High quality cooking, worth a stop!

     

    1. Araka
    2. Mikla
    3. Neolokal
    4. Nicole

    MICHELIN GREEN STAR

    Gastronomy and sustainability

     

    Neolokal

    BIB GOURMAND

    Good quality, good value cooking: our best value-for-money!

     

    1. Aheste
    2. Alaf
    3. Aman da Bravo
    4. Calipso
    5. Cuma
    6. Giritli
    7. Karaköy Lokantası
    8. Pandeli
    9. SADE Beş Denizler Mutfağı
    10. Tershane

     

    RECOMMENDED RESTAURANTS

     

    1. 1924Istanbul
    2. Ulus 29
    3. Aila
    4. AQUA
    5. Atölye
    6. Azur
    7. Balıkçı Kahraman
    8. Banyan
    9. Beyti
    10. Çok Çok Thai
    11. Deraliye
    12. Eleos Beyoğlu
    13. Feriye
    14. Glens
    15. Inari Omakase Kuruçeşme
    16. Khorasani
    17. Kiss the frog
    18. Kubbeli
    19. Kıyı
    20. Lokanta 1741
    21. Matbah
    22. Mürver
    23. Nobu
    24. OCAK
    25. Octo
    26. Park Fora
    27. Rumelihisari Iskele
    28. Şans
    29. Seraf
    30. Sofyalı 9
    31. Spago
    32. St. Regis Brasserie
    33. Sunset Grill & Bar
    34. Tatbak
    35. Topaz
    36. Tugra
    37. Yeni Lokanta
    38. Zuma

  • Maldivler Cumhuriyeti Heyeti’nden SATSO’ya Ziyaret

    Sakarya Ticaret ve Sanayi ile Maldivler Cumhuriyeti yetkilileri arasında ortak iş birliği toplantısı gerçekleştirildi.

    SATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Cem Gün ve Gökhan Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programa Oda Meclis Üyeleri, Maldivler Cumhuriyeti’nden ekonomistler ile Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı’ndan yetkililer katılım sağladılar.

    Toplantıda ikili iş birliği görüşmelerinin odağında balıkçılık konusunda çalışmalar ile dünya bankası tarafından finansman sağlanan proje bazlı faaliyetlere yönelik fikir alışverişinde bulunuldu.

    SATSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cem Gün, Maldivler Cumhuriyeti heyetini Sakarya’da ve SATSO’da ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek; Oda çalışmaları, projeler, Sakarya’nın özellikleri gibi birçok konuda bilgiler aktardı. Başkan Vekili Gün genel olarak şunlara değindi: “15 binin üzerinde üyesi bulunan ve şehrin, Doğu Marmara’nın en etkin mesleki tabanlı sivil toplum kuruluşu olan SATSO’ya hoş geldiniz. Şehrimiz ülke nüfusunun yüzde 85’ine yakın konumda yer alıyor. Sanayi, tarım ve hizmet sektörleri ile alt sektörlerin çoğunda etkin rol oynuyor, 160’dan fazla ülkeye ihracat yaparak ülkenin en büyük ilk 10 ihracatçı şehri arasında yer alıyor.

    Maldivler Balıkçılık ve Turizm’de Önde

    Maldivlerin özellikle turizm ve balıkçılık alanında önde olduğunu biliyoruz. Oda olarak bizler de hem üyelerimize hem de şehrimize yönelik birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Şehrimizin denize kıyısı olan Kuzey Bölgesi’nde balıkçılık yapılıyor. Bu yönde bir iş birliği ve Türk turistlerin Maldivler’e yönelik turizm faaliyetleri konusunda iş birliği yapabiliriz.

    Projelerimizde Dünya Bankası Finansman Desteklerinden Faydalanıyoruz

    Maldivler’in Dünya Bankasından balıkçılık faaliyet projesi kapsamında finansman desteği aldığını duyduk. Dünya Bankası’nın proje bazlı finansman desteklerini bizler de yakından takip ediyoruz. Faal olarak çalışan OSB’lerimizde Dünya Bankası kredileriyle yapılan arıtma tesisleri bulunuyor. Yine bir OSB içerisinde bu krediyle nitelikli istihdama katkı sunmak adına okul projesi yapıyoruz.

    Yeşil Mutabakata Hazırlanıyoruz

    Bilindiği gibi Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat yaptırımları 2026 yılıyla birlikte yürürlüğe girecek. Biz Oda olarak hem bu süreçte üyelerimizi hazırlamak hem de bununla ilgili çalışmalarda Dünya Bankası’ndan finansman desteği almayı amaçlıyoruz. Şehrimizde yeşil üretim verilen önem oldukça yüksek. 100’ü aşkın geri dönüşüm firması ile üretim tesislerinin çatılarını, bahçelerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla donatan sanayicimiz var.” dedi.

    Başkan Vekili Gün’ün konuşmalarının ardından Maldivler Cumhuriyeti yetkilileri de çalışmaları hakkında bilgiler vererek iş birliğine uygun görüşlerini dile getirdiler. Karşılıklı fikir alışverişlerinin ardından tekrar görüşme konusunda dilekler iletilerek toplantı noktalandı.

  • SATSO Meclis Başkanlığı’nda devir teslim töreni gerçekleştirildi

    Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen SATSO Meclis Başkanlığı seçimlerinde meclis üyelerinin çoğunluğunun oylarını alarak Meclis başkanı seçilen Erdem Ercan, 2018-2022 dönemi SATSO Meclis Başkanlığı görevi yapan Talip Kuriş’ten görevi teslim aldı.

    Meclis Başkanı Erdem Ercan ev sahipliğinde SATSO Meclis Başkanlığı makamında gerçekleştirilen törene, 2018-2022 Dönemi Meclis Başkanı Talip Kuriş, SATSO 2022-2026 Dönemi Meclis Başkan Yardımcıları; Onur Kansu ve Murat Ekşi, Divan Katibi olarak görev yapacak olan Meclis Üyesi Serap Yılmaz, geçmiş Dönem SATSO Yönetim Kurulu Üyesi Bünyamin Müftüoğlu iştirak etti.

    SATSO Meclis Başkanı Erdem Ercan yaptığı konuşmada, Talip Kuriş gibi başarılı bir abimizden bu görevi teslim almak büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Layık olmaya çalışacağım.  Başkanımızın bilgileri, tecrübeleri bizlere ışık olacaktır. Kendisinin desteğiyle her zaman yanımızda olacağına inanıyorum. Birbirimizi hiç kırmadan, üzmeden geldiğimiz bu sürecin sonunda, bir bayrak yarışı olarak nitelendirdiğimiz bu sorumluluk yüklü görevi devir alıyor olmanın gurur ve heyecanı içerisindeyim.” günün anısına hediye takdiminde bulundu.

    Devir teslimde SATSO 2018-2022 dönemi Meclis Başkanı Talip Kuriş, geçtiğimiz hafta seçilerek göreve başlayan Meclis Başkanı Erdem Ercan’a kalem hediye ederek “Erdem Ercan arkadaşımızın teslim aldığı görevi layıkıyla çok başarılı bir şekilde ifa edeceğine sonsuz inancım var. Bugünün anısına bir kalem hediye etmek istiyorum. Şehrimiz ve Odamız adına alacağı güzel ve önemli kararlarda bu kalemi kullanarak imza atmasını rica ediyorum. Yeni görevinde tekrar başarılar diliyorum.” Dedi.