Kategori: Ekonomi

  • Saadet Partisi İl Başkanı Hasan Zengin”İktidarın Harareti Maaşları Eritiyor”

    Saadet Partisi İl Başkanı Hasan Zengin”İktidarın Harareti Maaşları Eritiyor”

    Saadet Partisi İl Başkanı Hasan Zengin, Siyasi işler başkanı Osman Ünlü
    Tanıtım ve medya başkanı Ali Fethi Gürler,Mahalli idareler başkanı Ali Ahmet Çelik, Seçim işleri başkanı Selman İskender ,İl sekreteri Necmettin Altıntaş Basın Toplantısına katıldı

    Sağlıkta ve Hukukta Şiddet

    Toplantımızda diğer başlıkların detayına girmeden, Temmuz ayı içerisinde aynı gün içerisinde yaşanan iki acı hadise hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Konya’da maalesef, Uzman Hekim Ekrem Karakaya katledildi.

    Son zamanlarda sağlık çalışanlarımıza ve özellikle doktorlarımıza karşı yapılan bu akılalmaz saldırıları lanetliyorum.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doktorlarımızdan Özür Dilemelidir

    Sn. Cumhurbaşkanının, aslında tüm doktorlarımızdan ve milletimizden bir özür dilemesi gerekiyor.

    “Böyle bir laf yanlışlıkla ağzımdan çıkmış olabilir, fakat maksadımı aştı.” demesi gerekir diye düşünüyorum. Nasıl olur da bir ülkenin Cumhurbaşkanı tüm doktorlara; “Nereye giderseniz gidin, umurumda bile değil.” manasına gelen bir tavır sergileyebilir?

    Aynı gün Av. Servet Bakırtaş İstanbul’daki ofisinde katledildi. Adaletin tecellisi noktasında, yargının 3 sac ayağından biri olan avukatların, yalnızca mesleklerini yapmaları dolayısıyla hedef haline gelmesi çok üzücüdür. Bu vesileyle başta Sakarya Barosundaki avukatlarımız olmak tüm avukatlarımıza başsağlığı diliyorum.

    KYK Borçları Silindi, Sıra İktidarın Kalan Borçlarını Ödemesinde

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KYK borçlarından faizin kaldırıp yalnızca ana paranın tahsil edileceğini açıklaması her şeyden önce gençlerimiz için olumlu bir gelişmedir.

    Biz bu adımı doğru ve yerinde buluyoruz, geç de olsa öğrenciler adına memnun olduğumuzu ifade etmek isterim. Gençlerin borcu silindi ama iktidarın gençlere olan borcu halen duruyor!

    -Bu iktidarın gençlere nitelikli bir eğitim, müreffeh bir gelecek, harçlıklarıyla ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilecekleri bir ülke borcu var.

    -Bu iktidarın gençlere üniversiteden mezun olduktan sonra yıllarca sınav kuyruklarında beklemek zorunda kalmadıkları bir hayat borcu var.

    -Bu iktidarın, tıpkı enflasyonu ve hayat pahalılığını örnek verdiği ülkelerdeki yaşıtlarının sahip olduğu gibi gençlere mutlu bir hayat borcu var.

    İşte iktidarın önünde bir fırsat duruyor. Eğer Erdoğan iktidarı, çözmeye çalıştıkça daha da derine gömüldüğü bu ekonomik krizden kurtulmak ve ülkeye nefes aldırmak istiyorsa, tıpkı KYK konusunda olduğu gibi, ekonomi konusunda da önerilerimize kulak versin.

    BAŞKANLIK SİSTEMİ FELAKETE DÖNÜŞTÜ

    İktidar ortakları tarafından büyük vaatlerle getirilen Başkanlık Sistemi, maalesef ülkeye saadet değil felaket getirdi.

    “Verin yetkiyi görün etkiyi” dediler.. Dolar düşecekti, enflasyon düşecekti, hayat pahalılığı azalacak, ekonomi düzelecekti.

    Türkiye uçacaktı. Peki ne oldu?

     -Türkiye değil ama dolar uçtu. Başkanlık sisteminden önce 4.5 lira olan dolar bugün 17.5 lira oldu.

    -Türkiye değil ama borçlar uçtu; Başkanlık sisteminden önce 1 trilyon dolar olan borç stoğu 3 trilyon doları geçti.

    -Merkez Bankası rezervleri eridi. 2018 yılında artı 21.6 milyar dolar seviyesindeki rezervi, Temmuz 2022 itibariyle eksi 54.5 milyar dolara inmiş durumdadır.

    -2018’de vatandaşın bankalara borcu 2.3 milyar lira iken bugün 6.9 milyar liraya yükseldi.

    -Son 4 yılda yarım milyon esnaf kepenk kapatırken, 4 milyondan fazla insanımızın kredi borcu yasal takibe alınmış.

    Ortada Verilmiş Bir Zam Yok

    Geçtiğimiz günlerde açıklanan asgari ücret zammıyla birlikte %42’lik memur zammını bir lütuf olarak sunmakta gecikmediler.

    “Memurlara %42, işçilere %30 zam yaptık” diye övünmekten de geri durmuyorlar.

    Aslında bugünkü şartlara bakıldığı telaffuz edilen bu rakamları özür dileyerek zikretmeleri icap eder. Ortada verilen bir zam da yok zaten. Bir ayarlama var, ama o da yetersiz! Sadece sizin meydana getirdiğiniz enflasyon farkı yansıyacak ücretlere…

    İktidarın Harareti Maaşları Eritiyor

    Asgari ücretlilere yapılan artış ve memurların aldığı enflasyon farkı, elbette kısmen de olsa onlar adına sevindiricidir.

    Fakat üzülerek ifade etmek zorundayım ki, iktidarın hatalı politikaları sebebiyle bugün verilen her zam ne çalışanların ne memurların derdine derman oluyor!

    İktidar Türkiye’yi ileriye taşıyacağım derken çıkmaz bir yola sürükledi, şimdi de oradan çıkarmak yerine sürekli patinaj yapmakla meşgul.

    Maalesef, iktidarın inadı ve gerçeklerle yüzleşmeyen tavrı yüzünden yapılan son zamların etkisi de çok kısa sürecek.

    Geçtiğimiz yıl asgari ücret açlık sınırının %98’ini karşılarken, bu yıl %66’sını ancak karşılayabiliyor.

    Türkiye’de son bir yılda yoksulluk ölçütlerindeki değişime baktığımızda ücret artışlarının yetersiz kaldığını görmek mümkün:

    -4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 9.332 liradan 20.818 liraya (%123 artış)

    -Tek kişilik yaşam maliyeti 3.473 liradan 8.313 liraya (%140 artış)

    -Açlık sınırı 2.865 liradan 6.391 liraya (%123 artış) yükseldi.

    Böyle bir ortamda, “Ben yapamadım, buyurum siz yapın.” diye işi ehline verme erdemi de gösterilmiyor.

    Ülke her geçen gün, bir önceki günü aratacak yeni krizlere gebe bırakılıyor.

    Biz iş başına geldiğimizde;

    -Enflasyon nasıl kontrol altına alınır, insanımızın alım gücü nasıl yükselirmiş,

    -Ranta ve israfa ayrılan kaynaklar, nasıl üretime ve istihdama aktarılırmış,

    -Döviz kuru, işsizlik, borç rakamları, bütçe açığı nasıl hızlıca kapatılırmış göreceğiz, görecekler…

    “İş bilenin, kılıç kuşananındır…” Ülkemizin problemlerini çözecek kadrolar ve politikalarla biz buna talibiz…

    ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİM BİR REFERANDUM OLACAKTIR

    Bu yüzden diyoruz ki, önümüzdeki seçim bir referandum olacaktır.

    Milleti ezen, fakirleştiren, yolsuzluğa ve yoksulluğa mahkum eden bu sisteme evet mi diyeceğiz yoksa “yeter artık” deyip bu talan düzenine son mu vereceğiz?

    İster vaktinde olsun, ister baskın olsun, ister erken seçim olsun; biz sadece iktidarı değil, esas bu düzeni, bu sistemi ve bu zihniyeti değiştireceğiz!

    Tüm hemşerilerimize bu düzeni değiştirmek için seçimlerde Milli Görüş’e destek çağrısında bulunuyorum.

    Tıpkı geçmişteki iktidarlar dönemlerimizde olduğu gibi, biz bugün de milletimizden yeni destanlar yazabilmek için destek bekliyoruz. İnanıyoruz ki; aldığımız destekle bugün içinde bulunduğumuz problemleri çok kısa bir zamanda çözer, ülkemizi olumlu bir istikamete yöneltiriz.

    Hiç ama hiç ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmayın, bizlere güvenin…

    Sınıfta kalan bu iktidarın geride bıraktığı enkaza bakıp; “nasıl olur da düzelir bunca problem?” diye düşünmeyin..

    Bizler ülkemizin problemlerini de, bunların nelerden kaynaklandığını ve hızlıca nasıl çözüme kavuşacağını da gayet iyi biliyoruz.

    Bilgi, birikim ve tecrübemizle, ortak akıl ve istişareye önem veren bir anlayışla ülkemize rahat bir nefes aldıracak, insanımızın yüzünü güldürecek adımları tek tek kararlı bir şekilde atacağız.

    Türkiye, büyük bir ülkedir. İmkan ve kaynaklarıyla da büyük bir potansiyele sahiptir.

    Yeter ki, ehliyet ve liyakat sahibi insanlar iş başına gelsin ve doğru bir yaklaşımla, samimiyetle gayret gösterilsin…

    Yeter ki, “önce ben, sonra yakın çevrem, daha sonra partim, en son ülkem” diyen anlayış son bulsun!

    Bu Düzene Son Vereceğiz

    -İnsanımızın açlık ve yoksulluk sınırının dahi altında ücretlere mahkum edildiği,

    -Yanlış tarım ve hayvancılık politikaları yüzünden birçok ailenin kurban kesemediği ve kasabın yolunu dahi unuttuğu,

    -Yanlış ekonomi politikaları yüzünden artan ulaşım maliyetleri nedeniyle bayramda memleketine gidemediği,

    -Eksik ve de hatalı eğitim ve istihdam politikaları nedeniyle gençlerimizin işsiz kaldığı,

    -Şahsiyeti öncelemeyen dış politika nedeniyle ülkemizin itibarının her geçen gün sarsıldığı bu düzene son vereceğiz…

    -“Özgürlük mü güvenlik mi, refah mı demokrasi mi” ikilemine sıkıştırılan insanımıza hepsinin aynı anda mümkün olduğunu gösteren bir iklimi inşa etmek boynumuzun borcudur.

  • Cargill’e ‘Güvenilir Tedarikçi’ sertifikası

    Cargill’e ‘Güvenilir Tedarikçi’ sertifikası

    Gıda güvenliğinde uluslararası standartlara uygun üretim yapan Cargill, sektördeki başarısını bir kez daha tescilledi. Cargill’in Balıkesir’deki Turyağ üretim tesisi, Tedarik Zincirinde Güven Programı çerçevesinde yayımlanan ‘Tedarik Zincirinde Güven Rehberi ve Değerlendirme Kriterleri’ni karşılayarak ‘Güvenilir Tedarikçi Sertifikası’ almaya hak kazandı

    Dünyanın güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir beslenmesinde lider olmayı hedefleyen Cargill, müşterilerine güven vermeye devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Odası’nın desteği ile Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği ve Gıda Güvenliği Derneği paydaşı 12 sivil toplum kuruluşu tarafından hayata geçirilen Tedarik Zincirinde Güven Programı’na katılan Cargill, Balıkesir’deki Turyağ üretim tesisinde ‘Tedarik Zincirinde Güven Rehberi ve Değerlendirme Kriterleri’ni karşılayarak ‘Güvenilir Tedarikçi Sertifikası’ aldı.

    Sertifika, üretici ve tedarikçilerin gönüllük esasına göre gıda güvenliği, lojistiği ve depolaması hususlarında uluslararası standartlarda bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenmeleri sonucunda veriliyor. Her daim kaliteyi ve güvenliği ön planda tutan Cargill, böylece ürünlerinin yüksek kalitesi, izlenebilirliği ve süreçlere uyumunu başarıyla sağladığını tescil etmiş oldu.

    Cargill Gıda Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Satış Direktörü ve Satıştan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Tolga Demirel, gıda güvenliğine ilişkin endişelerin özellikle pandemi döneminde daha fazla arttığını hatırlatarak, Güvenilir Tedarikçi Sertifikası’nın çok önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekti.

    “Müşterilerimize verdiğimiz değerin göstergesi”

    Demirel, “Kalite ve güvenlikte Türkiye’deki en iddialı tesislerden biri olan Balıkesir’deki Turyağ fabrikamızın Güvenilir Tedarikçi Sertifikası almaya hak kazanmasının gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Balıkesir’de Cargill’in global gıda güvenliği reçetesi ve sağlıklı ürünler uzmanlığı ile güçlenen gıda servisi ve gıda bileşenlerine yönelik bitkisel yağlar üretiyoruz. Pastacılık yağlarından baklava yağlarına, fonksiyonel dolgu yağlarından çikolata kaplamalık yağlara kadar uzanan, ev dışı tüketim sektörünün ihtiyaçlarını karşılayan geniş bir ürün portföyümüz var. Son yıllardaki yüklü AR-GE ve gıda güvenliği yatırımlarımız sayesinde, 80’in üzerinde yeni ürün geliştirdik. Bağımsız denetimden geçerek gıda güvenliği, lojistiği ve depolaması alanlarında güvenimizi belgelemiş olduk. Bu sertifika, müşterilerimize, tüketicilere verdiğimiz değerin de bir göstergesi. Başta kalite departmanımız olmak üzere bu başarıya katkısı olan tüm çalışanlarımızı kutluyorum. Orhangazi’deki mısır işleme fabrikamız için de sertifika süreci devam ediyor. Yakın zamanda ikinci sertifikamızı almayı umuyoruz” diye konuştu.

    QR kod ile tüm süreçler şeffaf

    Tedarik Zincirinde Güven Rehberi projesi, QR kod sayesinde tüketicilerin cep telefonlarını kullanarak yedikleri veya aldıkları gıdaların tedarik zincirindeki yolculuğunu görebilmesine imkan tanıyor. Tüketici, Ev Dışı Tüketim’de tabağındaki malzemelerin markasını, tedarikçisini görebiliyor, malzemelerin nasıl taşınıp depolandığını da sorgulayabiliyor. Böylece, Güvenilir Tedarikçi Sertifikası’na sahip tedarikçilerle çalışan restoran, otel, kafe, fast food, catering, yemekhane vb. işletmeleri yemek ve keyifli zaman için güvenle tercih edilebiliyor.

    Turyağ hakkında:

    Turyağ, 1916 yılında İzmir’in Turan semtinde kuruldu. 1932 yılında ilk bitkisel margarini piyasaya sunan Turyağ, 1955 yılında ise ilk kez ev dışı tüketim (EDT) için margarin üretti. Köklü geçmişi ve bilgi birikimi ile endüstriyel ve ev dışı tüketim yağ pazarına daha sağlıklı ve daha yüksek performans gösteren ürünleri maliyet avantajı ile sunan Turyağ, 2014 yılında Cargill tarafından satın alındı. Kalite ve güvenlikte Türkiye’deki en iddialı tesislerden biri olan Balıkesir Turyağ tesisinde son yıllarda 80’in üzerinde yeni ürün geliştirildi. Turyağ, özellikle dağıtım kalitesi, distribütörün sahaya satışı, satışların analiz başarısı, distribütörlerin geliştirilmesi, doğru hizmetin son noktaya ulaşması alanlarında sektörde öne çıkıyor.

    Daha fazla bilgi için www.turyag.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    Türkiye’de Cargill Hakkında: 

    Türkiye’de faaliyetlerine 1960’lı yıllarda başlayan Cargill gıda, biyoendüstriyel ve hayvan besleme sektörlerinde faaliyet gösteriyor. 1992 yılında İstanbul’da açılan Türkiye merkez ofisinin yanı sıra Adana ve Ankara’daki ofisler ile Bursa, Balıkesir, Kocaeli ve Sakarya’da yer alan üretim tesislerinde toplam 670 çalışanıyla hizmet veriyor. 2014’te Orta Doğu ve Kuzey Afrika, 2018 ise Sahra Altı Afrika’nın eklenmesiyle Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’yı (META) içine alan bölgenin yönetim merkezi Türkiye oldu. 2021 yılı itibarıyla Cargill Hindistan’ın gıda bileşenleri iş kolunun META bölgesine bağlanmasıyla birlikte Cargill Türkiye 3 milyara yakın nüfusu olan bir bölgenin yönetimini üstlenmiş oldu. Dünyanın besin ihtiyacını güvenli ve sorumlu bir şekilde sağlamak amacıyla sürdürülebilirlik odağında çalışmalarını sürdüren Cargill Türkiye, dört fabrikasındaki inovatif yaklaşımlarla tüketici trendleri doğrultusunda yenilikler geliştiriyor, verimlilik yaratıyor.

    Daha fazla bilgi için

    www.cargill.com.tr ve https://www.facebook.com/CargillTurkey/ adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

    Cargill Hakkında 

    Cargill, 70 ülkede bulunan 157 bin çalışanı ile gıda, tarım, finans ve endüstriyel ürün sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Dünyanın güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde beslenmesine katkı sağlama hedefiyle çalışmalarını sürdüren Cargill, 155 yılı aşkın tecrübesini yeni teknolojiler ve içgörülerle birleştiren Cargill, faaliyet gösterdiği her yerde çiftçiler, müşteriler, yerel yönetimler ve içinde yaşadığımız toplumlarla paylaşarak tüm paydaşlarıyla birlikte değer yaratmak için çalışıyor. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uyumlu olarak 2030 yılına kadar dünyada sürdürülebilir tarım uygulamalarını ve eğitimlerini yaygınlaştırarak 10 milyon çiftçinin hayatına dokunmayı ve karbon emisyonlarını yüzde 10 oranında azaltmayı hedefliyor. Daha fazla bilgi için www.cargill.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

  • Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinde sahillerinde denize girişler bir gün süreyle kapatıldı.

    Sakarya’da deniz yine yasaklandı

    Şiddetli rüzgar ve dalga sebebi ile Sakarya’nın Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinde sahillerinde denize girişler bir gün süreyle kapatıldı.

    Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinin sahil kesimlerinde sabah saatlerinden itibaren şiddetli rüzgar ve dalga etkili oluyor. Bu sebeple saat 12.15’den itibaren sahil kesimlerinde denize girişler bir gün süreyle kapatıldı.

    Sahillerde görevli Sakarya Büyükşehir Belediyesi cankurtaran ekipleri, alınan karar gereği vatandaşları sudan çıkartarak, denize girmemeleri konusunda uyardı. Denize girmek için sahillere gelen bazı vatandaşlar ise kumsalda vakit geçirdi.

  • Eski Sakarya Barosu Başkanı Akran son yolculuğuna uğurlandı

    Geçirdiği kalp krizi sonucu 76 yaşında hayatını kaybeden Sakarya Barosu eski Başkanları’ndan Avni Akran, Adapazarı Orhan Camii’de kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

    Fehmi DUMAN-Necla BAKAN

    1996-1998 yılları arasına Sakarya Baro Başkanlığı görevinde bulunan Avukat Avni Akran, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Bir 1 kişi görseli olabilir

    AVNİ AKRAN 01.07.1946

    76 yaşında hayata veda eden Avni Akran’ın cenazesi bugün Adapazarı Orhan Cami’de ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Emir Sultan Mezarlığı’na defnedildi.

    CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Sakarya Baro Başkanı İlknur Ebiz Yıldız, İYİ Parti Sakarya İl Başkanı Selçuk Kılıçaslan, İYİ Parti Adapazarı İlçe Başkanı Serdip Dokumacı ve MHP Sakarya İl Başkanı Ahmet Ziya Akar,SATSO Eski Başkanı Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu,Eski Baro başkanı Avukat Recep Hacıeyüpoğlu,FE&SA Bilişim Limited Genel Müdürü Dernekturk.com sakarya54.net Genel Yayın Yönetmeni Fehmi Duman  vefat eden Eski Sakarya Barosu Başkanı Akran’ın cenaze törenine katılarak ailesine başsağlığı dileklerini iletti.

    Av.E.Serdip DOKUMACI
    İl Başkanımız Sn.Selçuk Kılıçaslan ve yöneticilerimiz ile birlikte eski baro Başkanlarımızdan kıymetli abimiz Av.Avni Akran’ın cenazesine katıldık.Merhuma Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar dileriz.Mekanı cennet olsun inşallah…
    Resim
    Resim
    Ahmet Ziya Akar
    Sakarya Barosu eski Başkanlarımızdan, baba dostumuz, üstadım Av. Avni Akran’ın vefat haberini üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhum başkanımıza Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
    SAKARYA BAROSU
    Önceki dönem Baro Başkanlarımızdan Av. Avni Akran’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine sabır dileriz. Başımız sağ olsun.

  • FİSKOBİRLİK 84 YAŞINDA

    FİSKOBİRLİK 84 YAŞINDA

    Kısa adı Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği olan ve 1938 yılında Giresun, Bulancak, Keşap, Ordu ve Trabzon Fındık Tarım Satış Kooperatiflerinin bir araya gelerek kurduğu FİSKOBİRLİK 84. Kuruluş yıldönümünü kutladı.

    Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Samsun, Düzce, Bartın, Zonguldak, Rize ve Artvin’de toplam 50 Kooperatifi ile fındık üreticilerine 84 yıldır kesintisiz olarak hizmet veren FİSKOBİRLİK, Bağlı iştirak şirketleri ve Entegre Tesisiyle birlikte üreticilerden aldığı fındığı işleyerek Türk fındığına ve üreticisine değer katmayı sürdürüyor.

    FİSKOBİRLİK tarafından yayınlanan mesajda ‘’1938’de kurulan ve kurulduğu günden bugüne Türk fındığına ve üreticilerine kesintisiz olarak hizmet veren Birliğimizin 84. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

    84 yıldır, durmadan yorulmadan yürüdüğümüz bu yolda bizlerle birlikte olan ve emeği geçen herkese teşekkür eder, üreticilerimize ve camiamıza hayırlı olmasını dileriz.’’ İfadelerine yer verildi.

    FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’da yayınladığı bir mesajla FİSKOBİRLİK’in 84. Kuruluş yıldönümünü kutladı. Başkan Bayraktar mesajında; ‘’1938’den bugüne fındık üreticilerinin birleştirici gücü olan FİSKOBİRLİK’imiz 84 yaşında. Ortak üreticilerimizle elele, gönül gönüle hep daha iyisini yapmak, “Birlikten kuvvet doğar” ülküsüyle, Birliğimizi daha ileri taşımak ve muvaffak olmak için durmaksızın çalışmaya devam. Bu vesileyle kuruluşundan bugüne emeği geçen herkesi saygı ile yâd eder, 84. Kuruluş Yıldönümümüzün camiamıza ve fındık üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim…’’ dedi.

  • Ferrero Fındık’tan fındık hasat dönemi için tarımsal uygulama önerileri

    Ferrero Fındık’tan fındık hasat dönemi için tarımsal uygulama önerileri

    ‘Herkes için değer yaratan fındık sektörü’ hedefiyle ‘Ferrero Değerli Tarım’ programını yürüten Ferrero Fındık, hasat dönemine girmeye hazırlanan fındık üreticilerine tarımsal uygulama önerilerinde bulundu.

    Ferrero Fındık, Türkiye’deki fındık üreticilerinin iyi tarım uygulamalarıyla üretim yapmasını desteklemeye devam ediyor. ‘Herkes için değer yaratan fındık sektörü’ hedefiyle 2012 yılından bu yana Ferrero Değerli Tarım Programı’nı yürüten Ferrero Fındık, üreticilere tarımsal uygulama önerilerinde bulundu. Ferrero Fındık tarafından yapılan açıklamada, hasat dönemine girmeye hazırlanan fındık üreticilerinin yaz aylarında almaları gereken önlemlere dikkat çekildi.

    Hasat yaklaşırken yeniden çoğalan yabancı otlara dikkat

    Ferrero Değerli Tarım AR-GE Uzmanı Abdurrahman Cömert, yaz aylarında bahçenin hasada hazırlanmasında yapılacak doğru tarımsal uygulamaların, verim ve kaliteyi önemli ölçüde belirleyeceğinin altını çizdi. Temmuz ve Ağustos aylarında fındık bahçelerindeki yabancı ot mücadelesinin devam etmesi gerektiğine dikkat çeken Cömert, “Fındık bitkisinin su ve besinine ortaklık eden, hastalık ve zararlıların barınmasında rol oynayan yabancı otların artmasına izin verilmemelidir. Otsu bitkilerle mücadele aslında 4-6 yapraklı oldukları Nisan-Mayıs aylarında olmalıdır. Ancak yeniden gelişim görülüyorsa mücadele Temmuz ayında da tekrarlanmalıdır” dedi.

    Hasattan önce dip sürgünleri temizlenmeli

    Fındık üreticilerinin genelde hasada yakın bir dönemde dip sürgün temizliği yaptıklarını ancak bunun çok geç kalmış bir uygulama olduğunu ifade eden Cömert, “Dip sürgünleri gübrelere daha hızlı ulaşır. Bu durum ise meyve oluşumunu artırmak isteyen ana dalların besin alımını önemli oranda engeller. Bu nedenle, dip sürgün temizliği azotlu gübre uygulamadan önce veya hemen ardından mutlaka yapılmalıdır” diye konuştu.

    Erken hasat, verim ve randımanı düşürüyor

    Ferrero Değerli Tarım AR-GE Uzmanı Cömert, doğru hasat dönemine nasıl karar verilmesi gerektiğini ise şu sözlerle anlattı: “Daneler züruf (fındığın dış kabuğu) içerisinden kolaylıkla çıktığında, iç fındık zarı koyu renge dönüştüğünde ve dallar silkelenip fındığın yarısından fazlası yere düştüğünde, hasat yapılabilir.”

    Yerden hasat yöntemi ile işçilik maliyeti azalıyor

    Fındığın randıman ve kalitesinin yüksek olarak toplanabilmesi için yerden hasat yöntemini tavsiye eden Cömert, bu yöntemi kullanan bir işçinin, daldan hasada kıyasla bir günde iki kat daha fazla fındık toplayabileceğini vurguladı. Daldan hasat uygulamasında ertesi yılın mahsulünü oluşturacak dal, dalcık ve tomurcukların yoğun bir şekilde zarar görebildiğini belirterek, “Daldan hasatta fındıklar gerekli olgunluğa gelmeden toplandığı için, kalite düşer. Bir işçi günde 20-25 kilo fındık toplayabilir. Yerden hasatta ise bu miktar 40-45 kiloya kadar çıkabilir. Bu sayede hem işçilik maliyeti hem de harmanda kuruma süresi düşer” dedi.

    Kurutma aşaması fındığın kalitesini etkiliyor

    Cömert, fındık üreticilerinin bütün bir yıl verdikleri emeğin karşılığını tam almaları için hasattan sonraki sürecin de önem taşıdığını hatırlattı. Fındığın kalitesini belirleyecek aşamalardan biri olan kurutma yöntemine yönelik önerilerini şöyle sıraladı: “Çotanaklı fındıkları kurutma alanı yol, jeneratör gibi kirlilik kaynaklarından, kimyasallardan ve hayvanlardan uzakta olmalı. Çotanak ayıklama işlemi, fındıklar uygun nem düzeyine ulaşır ulaşmaz, fındıklara en az zararı verecek şekilde yapılmalı. Kabuklu fındıkların kuruması için en uygun koşullar mekanik kurutma ile sağlanabilir. Kabukların içindeki fındıkların depolanmadan önce yüzde 6 nem içerecek düzeye gelmeleri sağlanmalıdır. Jüt çuvallara doldurulan fındıklar ise doğrudan toprakla temas etmemeli; havalandırılan, sağlıklı ve kuru depolama tesislerinde tutulmalıdır.”

    Ferrero Değerli Tarım Programı Hakkında:

    Ferrero Değerli Tarım programının amacı, iyi tarım uygulamalarını desteklemek, izlenebilirliği artırmak ve değer zinciri boyunca sosyal uygulamaları iyileştirmek. Ferrero Değerli Tarım uzmanları, bölgedeki fındık bahçelerini ziyaret ederek sağlık ve güvenlik, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çocuk işçiliğinin önlenmesi, su kullanımının optimize edilmesi ve üretimini etkileyebilecek hastalıklarla mücadele de dahil olmak üzere etkinliği kanıtlanmış iyi tarım uygulamaları gibi konularda eğitimler veriyor. Ferrero Değerli Tarım Programı, fındık üreticileri, sivil toplum kuruluşları ve yerel topluluklar da dahil olmak üzere değer zincirinin diğer paydaşlarıyla işbirliği içinde çalışıyor.

     

    Ferrero Grubu Hakkında

    1940’lı yıllarda İtalya’nın Piyemonte bölgesinde bir aile şirketi olarak kurulan Ferrero Grubu, NUTELLA®, Kinder Surprise® ve Ferrero Rocher® gibi ikonik markalarıyla gıda sektöründe faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 39 bin çalışanı olan Ferrero Grubu, bünyesindeki 107 şirket ve 32 üretim tesisi ile 170’in üzerinde ülkede faaliyetlerini gerçekleştiriyor.

    Ferrero Fındık, Ferrero’nun tüm fındık faaliyetlerini bünyesinde barındıran Ferrero Fındık Şirketi’nin bir parçası olarak faaliyet gösteriyor. Ferrero Fındık, binden fazla çalışanı ile kurulduğu 2014 yılından bu yana Türk fındık sektörü için uzun vadeli bir stratejik ortak ve işveren olarak değer yaratıyor. Daha fazla bilgi için: www.ferrero.com.tr

  • KIRMIZI ALARM VEREN SAĞLIK SİSTEMİMİZ ÇÖKEBİLİR

    SAHİM-SEN’DEN OMİCRON FIRTINASI UYARISI:

    ’KIRMIZI ALARM VEREN SAĞLIK SİSTEMİMİZ ÇÖKEBİLİR’’

    Sağlık Hizmetleri Sendikası Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık sisteminde hali hazırda yaşanan krize ve koronavirüs vakalarının hızlı artışıyla önümüzdeki dönemde oluşacak manzaraya dair açıklamada bulundu. Akarken ‘’Her geçen gün azalan hekim ve sağlık personeli sayısı, randevu alamama krizi zaten kaç zamandır gündemde. Hekim başta olmak üzere sağlık kurum çalışanları mağdur, sağlık sistemi tükenmek üzeredir. Koronavirüs vakalarının kat kat yükselişi ise yakın zamanda sağlık sistemimize yıkıcı darbeyi vurabilir.’’

    Hekimler başta olmak üzere sağlık personeline şiddet, yetersiz hekim ve personel sayısı, randevu alınamaması, istifalar, ekonomik bunalım gibi birçok sorunun yer aldığı sağlık sistemi krizi, koronavirüs vakalarının da hızla artmasıyla büyüyor.

    Sağlık Hizmetleri Sendikası Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık sisteminde yaşanan büyük krize ve artan koronavirüs vakaları ve ölümleri karşısında sağlık sisteminin karşılaşacağı sorunlara dair açıklamada bulundu.

    ‘’HEKİM VE SAĞLIK PERSONELİ SAYISI HER GEÇEN GÜN AZALMAKTA’’

    Akarken açıklamasında şunları söyledi: ‘’Sağlık Bakanımız sosyal medya hesabından Omicron’a bağlı vakalar artış gösteriyor demiştir. Covid vakalarının dört kat arttığını herkes görmektedir. Hastanelerde randevu krizi büyümekte ve defalarca söylediğimiz gibi sağlık sistemindeki kırmızı alarm seviyesi hissettirerek gelmektedir. Hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanları istifa etmekte bedenen ruhen çöken sağlık personeli ücretsiz izine ayrılmaktadır. Şiddet olaylarının tırmanması her mesleğin kendine göre kutsallığının hiçe sayılması bu noktaya getirmiştir.

    Devlet kurumlarında hekim ve diğer sağlık personeli sayısı her geçen gün azalmaktadır. Sağlık Bakanımız 13.000 tıp öğrencisinin 4.500 diş hekiminin eğitimlerini tamamlayarak hekimlik yeminini ettiğini duyurdu. Uzman hekimler olmadıktan sonra ne derece çözüm olunacaktır. Ağız diş sağlığı merkezlerinde genel diş muayenesi yapılıp uzmanlık alanlarına yönlendirilen hastalar, maalesef randevu alamamaktadır. Hem Tıp hem de Diş Hekimliği alanında uzman hekimler yurtdışına gitmekte ya da özele geçmektedir. Hekim dışı diye bahsedilen sağlık personellerinin genç dinamik mezunları liyakat olmayan sistemde masa başlarında mesleki becerilerini göstermeden maaş almaktadır. Hizmet yılı hizmet puanı hiçe sayılmaktadır.

    ‘’SAĞLIK SİSTEMİ İYİCE KARANLIĞA GÖMÜLMEKTEDİR’’

    Her sene atama takvim tarihinin aksine bu sene tıp ve diş hekimleri için erken atamaların belli olacağı söyleniyor. Bu da ne kadar vahim durumda olduğumuzun göstergesidir. Diğer sağlık personeli atamalarına gelince bir an önce atamaların açılması, sözleşmeli personelin ise kadroya geçirilmesi elzemdir. Sağlık Bakanlığı kadrolarında olunca atamaya tabi ol, üniversite hastanelerinde görev yaparken veya sözleşmeli isen atama görememe ise anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Covid klinikleri hastanelerde açılmaya başlanmıştır. Sürüntü alınan alanlar 24 saat çalışacak şekle tekrar getirilmektedir. Yani pandemi başına dönmekteyiz. Dünyada vakalar yüzde beş, ölümler yüzde on arttı pandemi devam etmekte. Bilimin ışığından sapmadan liyakatın gelerek sağlık sisteminde tek yürek olmalıyız. CHP Grup Başkan vekili Özgür Özel ‘’120 vekilin imzasıyla Meclisi 1 Ağustos günü sağlık çalışanlarının sorunlarını görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırıyoruz. Dilekçemizi Meclis Genel Sekreterliğine sunduk” demiştir. Asıl olan sağlık personelinin sorunlarının yanında sağlık sistemidir. Bizler diyoruz ki insanın sağlığı yerinde vicdanlarda temiz olsun. Kant ‘’İnsanın gözü karanlığa alışınca karanlılığı fark etmemeye başlar’’ der, sağlık sistemi iyice karanlığa gömülmektedir.

    ‘’YAŞAMAK VE YAŞATMAK İSTİYORUZ’’

    Omicron başladığı gibi gitmiyor. Omicronun tüm dünyada yayılan ve yeni dalgaya yol açan varyantı hastaneye yatış riskini 3 kat civarında artıracağı beyan ediliyor, hala bakanlık önlem almıyor. Acı reçetemiz elimizde, hekim olmadığı için hastanelerde bazı bölümlerin kapandığı neden görülmüyor. Ameliyatlar ve poliklinik randevuları çok uzak tarihlere verilmekte, az kalan hekim ve sağlık personeli sayısı yükü kaldırmakta zorlanıyor. Hekim başta olmak üzere sağlık kurum çalışanları mağdur, sağlık sistemi tükenmek üzeredir. Hali hazırda kriz içindeki sağlık sistemimiz çökebilir. Unutmayalım ki dünya insanlığın beşiğidir. Yanlışlarda ısrar edilmeye devam edilirse insanlık sonsuza kadar beşikte kalamayacaktır. Bizler sağlık sisteminin düzenlenmesini ve yaşamak aynı zamanda da yaşatmak istiyoruz.

  • TOYOTA OTOMOTİV SANAYİ TÜRKİYE BAKIM, ONARIM VE REVİZYON ÇALIŞMALARI NEDENİYLE ÜRETİME ARA VERDİ

    Sakarya’daki fabrikasında ürettiği araçların büyük bir kısmını 150’yi aşkın ülkeye ihraç eden Türk otomotiv sektörünün öncü kuruluşlarından Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 1-14 Ağustos tarihleri arasında planlı bakım, onarım ve revizyon çalışmaları nedeniyle üretime kısa süreli ara veriyor.

    Üretim, ihracat, istihdam ve yatırımlarıyla ülke ekonomisine istikrarlı bir şekilde katma değer sağlayan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, üretim faaliyetlerini gerçekleştirdiği Sakarya’daki fabrikasında planlı bakım, onarım ve revizyon çalışmaları nedeniyle 1-14 Ağustos tarihleri arasında üretimine kısa süreli ara veriyor.

    default

    Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 2021 yılında Sakarya’daki üretim fabrikasında ürettiği 230 bin aracın 188 binini dünyanın 150’den fazla ülkeye ihraç ederek büyük bir başarıya imza atmıştı. 3.8 milyar dolarlık ihracat geliriyle Türkiye İhracatçılar Meclisi (TIM) tarafından Türkiye’nin İkinci Büyük İhracatçısı olarak ödüllendirilen şirket, bugüne kadar sergilediği üretim ve ihracat performansını her geçen gün artırmaya devam ediyor.

  • İkizköylüler’in açtığı davada Danıştay 8. Dairesinin oybirliği ile yönetmeliğin yürütmesi durduruldu.

    Zeytinliklerimizi tehdit eden yönetmelik değişikliği için hepimizi sesimizi yükseltmiştik. Şimdi güzel bir haberimiz var. Daha önceki aylarda Çiftçi-Sen tarafından yönetmelik değişikliği için açılan davada yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Geçtiğimiz hafta da, İkizköy ve Akbelen’de topraklarının, zeytin ve ormanlarının kömüre kurban edilmesine engel olmaya çalışan İkizköylüler’in açtığı davada Danıştay 8. Dairesinin oybirliği ile yönetmeliğin yürütmesi durduruldu. Bir an önce Yönetmelik Değişikliği’nin iptal edilmediğinin açıklanmasını istiyoruz! 

    Şirketler Hala Zeytinlerin Peşinde

    Tehlike maalesef geçmedi! Geçtiğimiz hafta başında gazetede çıkan bir haber, şirketlerin zeytinliklerin kömür madeni için yok edilmesinin önünü açan kanuni değişiklik için çalışmalar yaptığını ortaya koyuyor. Zeytin Kanunu’nda değişiklik öngören taslak, TBMM’ye sunulmamış olsa da özellikle kömür sahasını genişletebilmek için Akbelen Ormanı ve İkizköy’de orman ve zeytinlikleri hedef alan şirketin kamuoyu oluşturma çabaları sürüyor.  

    Tüm siyasi partilerden Meclisin gündemine  Zeytincilik  Kanunu değişikliği gelecek olursa oy birliği ile reddedeceklerinin sözünü istiyoruz ve tüm toplumu bu sürecin takipçisi olmaya, yaşadığımız topraklar için hayat demek olan zeytine bir kez daha sahip çıkmaya çağırıyoruz. #ZeytinimeDokunma

    Kampanyayı sosyal medyada paylaşarak destek olabilirsiniz.

    https://change.org/zeytinhayattir

    Çünkü #ZeytinHayattır.

  • Yunanistan, Romanya, Arnavutluk ve diğer birçok ülkenin vatandaşının alış-veriş merkezi şimdi Edirne oldu.

    Edirne Bulgar turist

    kaynıyor…

     

    Necdet Buluz

     

    Bugünlerde Edirne Bulgar turist kaynıyor. Bazı alış-veriş merkezlerinin önüne iğne atılsa yere düşmeyecek. Öylesine kalabalık, öylesine alış-veriş çılgınlığı var. Boş arabalarla Edirne’ye gelen Bulgar vatandaşlar hemen her türlü ihtiyacını Edirne’den karşılıyor.

    Sadece Bulgaristan mı?

    Hayır, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk ve diğer birçok ülkenin vatandaşının alış-veriş merkezi şimdi Edirne oldu.

    Peki, bunun nedeni ne?

    Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Bulgaristan vatandaşlarının Türkiye’ye pasaportsuz girişi başladı. Kararı duyan Bulgar turistler, alışveriş yapmak için otobüslerle ve kendi araçlarıyla Edirne’ye akın etti.

    Geçtiğimiz haftalarda Bulgar turistlerin olmamasından dolayı boş oturan esnaf, kararın ardından yaşanan turist hareketliliği ile eski günlerine dönmeye başladı. Gıdadan giyime, ev eşyasından temizlik ürünlerine kadar birçok ihtiyacını Edirne’den karşılayan Bulgar turistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a pasaport zorunluluğunu kaldırması dolayısıyla teşekkür etti.

    Alışveriş için Bulgaristan’dan Edirne’ye gelen Sevgi Raşonova, “Kaşar peyniri, peynir, zeytin her şeyi buradan alıyoruz. Türkiye’nin dana etine bayılıyorum, çok güzel. Bu alınan karar bizi memnun etti. Daha rahat gelip gidebileceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bulgar vatandaşların Türkiye’ye pasaportsuz gelebileceğini açıklamasından dolayı çok mutlu olduklarını belirten Bostanpazarı esnafı Metin Doğan, kararı duyan Bulgar turistlerin Edirne’ye akın ettiğini ve işlerinin hareketlenmeye başladığını söyledi.

    Turistlerin de alınan karardan çok memnun olduğunu belirten Doğan, hafta içi olmasına rağmen hareketlilik yaşanmaya başladığını ve ilerleyen günlerde bu hareketliliğin artmasını beklediklerini ifade etti.

    Bulgaristan’dan Edirne’ye gelen Nurşen Halil, güne güzel haberle başladıklarını ve Türkiye’ye sadece kimlikle gelebilme kararının kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.

    Bulgaristan’dan gelen Hristo Karageorgiev da, alınan kararı çok iyi bulduklarını ve bundan sonra Edirne’ye daha fazla turistin gelebileceğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür eden Karageorgiev, daha fazla gelip alışveriş yapılabileceğini belirtti.

    Açıklanan karardan mutlu olduklarını belirten esnaf İbrahim Halil Özer, “Bulgar turistler gelmeye başladı. Özellikle gurbetçi gelişleri bittiği zaman akın akın Bulgar turistler gelmeye başlayacak. Ağustos ayında Bulgarlar akın akın gelmeye başlayacak” dedi.

    Esnaf Rahmi Cömert, “Açıklanan karar bugüne kadar duyduğum en güzel kararlardan birisi oldu. Bu tarihten itibaren Bulgar turistlerin gelişleri hızlanacak ve işlerimiz de hareketlenecek” dedi.

    Öte yandan kentteki esnafları ziyaret eden AK Parti  Edirne İl Başkanı Belgin İba, Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelişlerde pasaport zorunluluğunun kaldırılması ile ilgili fikir alışverişinde bulundu. Alınan kararın esnafı memnun ettiğini belirten İba, Edirne ticaretinin hareketleneceğini söyledi. Kararın açıklanmasıyla birlikte kentte tekrardan Bulgar turist yoğunluğu yaşanması bekleniyor.