Dolar : Alış : 7.4367 / Satış : 7.4501
Euro : Alış : 9.0232 / Satış : 9.0394
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya8°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11102 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Büyükşehir Belediyesi Kırsala girdi , meralar sahipsiz kaldı

14 Temmuz 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Büyükşehir Belediyesi Kırsala girdi , meralar sahipsiz kaldı
Büyükşehir Belediyesi Kırsala  girdi , meralar sahipsiz kaldı

Kentsel dönüşüm, HES, termik santral ya da altın madeni adı altında topraklarımız, evlerimiz, akarsularımız, ormanlarımız sermayenin sınırsız talanına açıldı. Büyükşehir Yasası  Kırsalı kuruttu.

MERALAR  YOK EDİLİNCE   ÜRETİCİ TARIM ALANLARINDAN FAYDALANIYOR

HAYVAN  ÜRETİCİSİ  CAN  ÇEKİŞİYOR

Sakarya  Kültürel ve Doğal Kaynakları  Koruma  Derneği Meralar üzerinde  oynanan  oyunu  Meralardan faydalanan  üreticilerle konuştu.

Sakarya  Kültürel ve Doğal Kaynakları  Koruma  Derneği Başkan Vekili  Fehmi DUMAN  Sakarya  ilindeki  Mera  alanlarını  inceledi.

Meraların sadece  satışı ve  isteyene  verilmesi  için görev  yapan  birimlerin  varlığından  dolayı Sakarya’da   Kültür melezi  ,Yerli inek , Dana-düve (kültür ırkı) ,Dana-düve (kültür melezi)  ,Dana-düve (yerli)  ,Koyun ,Keçi  , Manda (erkek)  ,Manda (dişi)  ,Öküz  ,Kuzu-Oğlak,  Boğa , At   ,Katır ,  Eşek’in  yaşam alanları  sonlandırılmış.

Meralar  Yağmalama  medotları  geliştirildiği  Köylülerin  Yüzyıllardan  bu  yana  faydalandıkları   ve  Hayvancılığın olmazsa  olmazı  olan Meraları Talan  operasyonunun  devam  ettiği  bu  durumdan  hayvan  üreticilerinin huzursuz  oldukları   ortaya  çıktı.

Meraların  Sahipleri  Kültür ırkı süt ineği , Kültür melezi  ,Yerli inek , Dana-düve (kültür ırkı) ,Dana-düve (kültür melezi)  ,Dana-düve (yerli)  ,Koyun ,Keçi  , Manda (erkek)  ,Manda (dişi)  ,Öküz  ,Kuzu-Oğlak,  Boğa , At   ,Katır ,  Eşek  Meraları  ellerinden alınınca  evsiz  barksız  kaldılar.

MERA ALANLARI KİM  VE KİMLERE  NASIL  VERİLİYOR

Mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır, otlak ve kamu orta mallarının tahsis amacı; zaruri olan hallerde ilgili müdürlüğün Bakanlık İl Müdürlüğüne talebi, Komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, talep edilen alanın tamamının veya bir kısmının tahsis amacı valilikçe değiştirilebilir. Tahsis amacı değiştirilen alanların tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır.

İlgili müdürlüğün tahsis amacı değişikliği başvurularında, talebin amacını ve büyüklüğünü belirten belgelerle birlikte, istenen diğer belgelerin, asılları veya onaylı suretleri eklenir. Komisyon ilgili müdürlükten, gerekli gördüğü hallerde ek bilgi ve belge isteyebilir. Valiliğin kararına esas olacak rapor Komisyonca hazırlanarak, karar defterine geçirilir ve üyelerce imzalanır. İnceleme raporları Komisyona sunulmak üzere teknik ekipler vasıtasıyla hazırlanır. Tahsis amacı değişikliği talep edilen alan için teknik ekip tarafından hazırlanan rapor olumlu ise yirmi yıllık ot geliri de bir raporla tespit edilerek Komisyona teslim edilir.

Teknik Ekip; inceleme raporunu istenen bilgi ve belgelere göre hazırlar, talep ile ilgili kesin görüşünü de belirterek raporu imzalar ve Mera Komisyonuna teslim eder.

Teknik ekipçe hazırlanacak inceleme raporu; bölgedeki hayvan sayısı, hayvanın cinsi,  kaba yem kaynakları, kaba yem üretimi,  kaba yem açığı, üretilen kaba yemin ihtiyacı karşılama oranı ile tahsis amacının değiştirilmesi halinde kaba yem ihtiyacının nereden karşılanacağı, meranın vasfı, topografyası, toprak yapısı, vejetasyonun yapısı, otlatma kapasitesi, yatırım için talep edilen alanın dışında başka uygun alan olup olmadığı, yatırımın hangi parasal kaynaktan yapılacağı, köyün toplam merası, teknik ekibin kesin görüşü, çiftçi hane  sayısı, çiftçi görüşü  gibi bilgileri içerir.

Teknik ekip Komisyona sunmak üzere, gerekli gördüğü hallerde ilgili kurum veya kuruluştan ek bilgi ve belge isteyebilir, inceleme raporuna bulunmasını istediği ek bilgi ve belgeleri ekler. Raporun sonuç bölümünde yapılacak yatırımın mera bütünlüğünü bozup bozmadığı, köyün kaba yem açığının mevcut olup olmadığı ve miktarı, açık var ise nasıl karşılanacağı, alternatif alanın olup olmadığı ile birlikte teknik ekibin kesin görüşü yer alır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan alanların tahsis amacı aşağıdaki şekilde değiştirilir;

Arama ruhsatı alınan alanlar için, 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununa göre arama ruhsatı verilen yerlerin tamamı veya bir kısmının mera, yaylak, kışlak alanları içerisinde kalması halinde, bu alanlarda arama yapılabilmesi için ilgili müdürlük veya Genel Müdürlük, Bakanlık İl Müdürlüğünden koordinat değerleri belli;  varsa 1/5000,  yoksa 1/25000 ölçekli harita, vaziyet planı, arama ruhsatının onaylı örneği ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeleri ekleyerek talep eder.

(Değişik paragraf: RG-29/11/2013-28836) Bu talepler Bakanlık İl Müdürlüğünce, Komisyona gönderilir. Ruhsat sahibince yönetmelik kapsamında istenen bilgi ve belgeler Bakanlık İl Müdürlüğüne sunulur, Komisyonca teknik ekip görevlendirmesi yapılır ve konu ile ilgili Defterdarlık görüşü istenir. Teknik ekibin görevlendirilmesi, teknik ekipçe mera inceleme raporunun tanzimi ve bu raporun Komisyona sunulması en geç 30 gün içinde tamamlanır. Bu sürede çalışmaların tamamlanamaması halinde; sebebi ve çalışmalara başlanacağı tarih bir yazı ile ruhsat sahibi ve ilgili müdürlük veya genel müdürlüğe bildirilir. Defterdarlık görüşü Bakanlık İl Müdürlüğüne ulaştıktan sonra Komisyon 15 gün içerisinde inceleme raporu ve Defterdarlık görüşü ile birlikte kararını oluşturur ve kararı Valilik onayına sunar. Vali, Komisyonun görüşünü esas alarak talebi değerlendirir; izin verir veya red eder.

Arama ruhsatı süresi Petrol Kanunu ile Maden Kanununa göre belirlenen süredir. Arama ruhsatı süresi bitiminde, ruhsat sahibi aradığı yeri terk edecekse, arama yapılan alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmekle yükümlüdür. Ruhsat sahibi çalışmalara başlayabilmek için Komisyonca öngörülen teminatı yatırmış ve sözleşmeyi imzalamış olmalıdır.

Arama ruhsat sahibi bir yıl içerisinde söz konusu alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmediği taktirde, Komisyon alınan teminatı kullanarak bu görevi yerine getirir. Yapılan tüm masraflarla birlikte, geçen sürede meydana gelen ot kaybının değerini de tahsil eder.

Arama ruhsatı süresi içerisinde üretim yapılmasının planlanması halinde, işletme ruhsatı alınan alanlar için uygulanan tahsis amacı değişikliği işlemi gerçekleştirilir. Arama ruhsatı için alınan izin süresince gerekli prosedür uygulanmaksızın üretim yapıldığının tespiti halinde verilen izinler iptal edilerek, zarar verilen alanların eski vasıf ve kapasitesine getirilmesi için 4342 sayılı Mera Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

İşletme ruhsatı alınan alanlar için, 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanunu hükümlerine göre işletme ruhsatı alınan yerlerin, mera, yaylak, kışlaklar içinde kalması halinde ilgili müdürlük veya Genel Müdürlük tarafından; onaylı işletme projesi, işletme ruhsatı, işletme izin alanlarını gösterir 1/1000 veya 1/2000 ölçekli imalat haritaları, rezerv durumu, vaziyet planı ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler eklenerek Bakanlık İl Müdürlüğüne başvuru yapılır.

Ruhsat sahibi, tahsis amacı değiştirilen alanın Hazine adına tescil edilmesi için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) olumlu belgesini faaliyete başlamadan vermelidir.

İşletme süresi 6326 sayılı Petrol Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununda öngörülen süre ile sınırlıdır. Ruhsat sahibi işletme süresi bitiminde, çalışma yapılan alanlar ile zarar verdiği alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmekle yükümlüdür. Ruhsat sahibi çalışmalara başlayabilmek için Komisyonca öngörülen teminatı yatırmış ve sözleşmeyi imzalamış olmalıdır. Arama ruhsatı aşamasında üretim yapılması amacıyla tahsis amacı değiştirilmişse işletme ruhsatı alınması halinde aynı alan için tahsis amacı değişikliği işlemi uygulanmaz, ancak eksik olan bilgi ve belgeler tamamlanarak sözleşme Komisyonca yenilenir.

İşletme ruhsatı sahibi üç yıl içerisinde söz konusu alanları eski vasıf ve kapasitesine getirmediği takdirde, Komisyon alınan teminatı kullanarak bu görevi yerine getirir, yapılan tüm masraflarla birlikte, geçen sürede meydana gelen ot kaybının değerini de tahsil eder.

2) (Değişik: RG-12/04/2007-26491) Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm yatırımları için zaruri olan yerlerin tahsis amacı değişikliği talebinde istenecek bilgi ve belgeler;

Kültür ve Turizm Bakanlığınca turizm bölgesi ilan edilen yerlerdeki tahsis amacı değişikliğinde ilgili müdürlük tarafından, tahsis amacının değiştirilmesi talep edilen yerin turizm alanı olarak ilan edildiğine dair bilgi ve belgeler, yatırım alanına ait 1/5000 veya 1/25000 ölçekli haritası ile birlikte Bakanlık il müdürlüğüne başvurulması gerekmektedir.

Söz konusu talebin Mera Kanununun 14 üncü maddesi hükümleri gereği tahsis amacı değişikliği işlemleri sonucu uygun görülmesi halinde, yirmi yıllık ot gelirinin yatırılması sağlanır. Ayrıca, Çevresel Etki Değerlendirme olumlu belgesi, yatırımın onaylı projesi, fizibilite raporu, 1/5000 ölçekli haritası üzerinde vaziyet planı ve Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler iki yıl içerisinde Komisyonuna getirildiği takdirde, mera alanının Hazine adına tescili yapılır. Aksi takdirde tahsis amacı değişikliği iptal edilir.

3) Kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan yerlerin tahsis amacı değişikliği talebinde istenecek bilgi ve belgeler;

Kamu yatırımı olduğunu belirten belgeler, yatırımın projesi ve Komisyonun gerekli gördüğü hallerde fizibilite raporu, finansman kaynağı, ÇED ( Çevresel Etki Değerlendirme ) raporu gerektiren yatırımlar için ÇED olumlu belgesi, yatırım için gerekiyorsa çevreye zarar verilmeyeceğine dair taahhütname, kadastro tekniğine uygun harita, yatırımın vaziyet planı, Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

4) Köy yerleşim yeri ile uygulama imar planı veya uygulama planlarına ilave imar planlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, millî park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihî ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan yerlerin tahsis amacı değişikliği talebinde  istenecek bilgi ve belgeler;

Köy yerleşim yerleri yapılması için gerekli bulunan yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanmış olan köy yerleşim planı ve gerekçeli kararı, Valilik oluru ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

Uygulama imar planı veya uygulama planlarına ilave imar plânlarının hazırlanması için gerekli bulunan yerlerin tahsis amacı değişikliği talebinde, 3194 sayılı İmar Kanununa göre hazırlanmış olan uygulama imar planları, belediye meclis kararları, askı ilan tutanakları, itiraz olmadığına dair tutanak, ilave imar planı ise mevcut planla bağlantısını gösterir pafta ile Komisyonca gerekli görülen diğer bilgi ve belgeler istenir.

İmar planları yeni hazırlanacaksa; söz konusu yer için işaretli kadastro tekniğine uygun harita, belediye meclis kararları, ilave imar planı ise mevcut planla bağlantısını gösterir pafta ile Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgelerle  başvuru yapılır. Tahsis amacı uygun görüldüğü takdirde, yirmi yıllık ot geliri yatırıldıktan sonra ilgili müdürlüğe yeni imar planı hazırlanması için iki yıl süre verilir. Ancak süre sonunda imar planları hazırlanarak gönderilmezse tahsis amacı değişikliği işlemi iptal edilir. İmar planları tahsis amacı değişikliğine uygun olarak kesinleşmiş ise Hazine adına tescil işlemi gerçekleştirilir.

Toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması için gerekli bulunan yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde, toprak muhafazası için gerekçeli rapor, kadastro tekniğine uygun harita, vaziyet planı, gen kaynaklarının korunması için Üniversite veya Araştırma Kuruluşlarınca hazırlanacak ve gen kaynağının korunmasının mutlak gerekli olduğunu belirtir rapor ve Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

Milli park ve muhafaza ormanı kurulması istenilen yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde, söz konusu yerin milli park ilan edildiğine dair belgeler, muhafaza ormanı kurulması için 17/8/1984 tarihli ve 18492 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Muhafaza Ormanlarının Ayrılması ve İdaresi Hakkında Yönetmelik uyarınca gerekli belgeler, kadastro tekniğine uygun harita, vaziyet planı ve Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

Doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması kapsamında gerekli yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde, söz konusu yerlerin nitelikleri hakkında, Üniversite veya Araştırma Kuruluşlarınca hazırlanacak rapor ve belgelerle birlikte bu alanların sit alanı ilan edilip edilmediğini gösteren belgeler, vaziyet planı, kadastro tekniğine uygun harita, Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

Sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan yerlerin tahsis amacı değişikliği taleplerinde, ilgilileri tarafından hazırlanacak olan rapor ve proje, kadastro tekniğine uygun harita, finansman kaynağı ile ilgili belgeler, vaziyet planı ve Komisyonca istenecek diğer bilgi ve belgeler.

Mera Yönetim Birlikleri köy veya belediyede oturan hayvancılıkla uğraşan çiftçiler arasından, mera, yaylak ve kışlaklar ile umuma ait çayır ve otlakların tespit, tahdit ve tahsis işlemleri tamamlandıktan sonra, seçimle belirlenen beş asil ve beş yedek üyeden oluşur. Ayrıca, köylerde muhtar, ziraat odası temsilcisi, belediyelerde çiftçi mallarını koruma başkanları ve ziraat odası başkanları, köy veya belediyede bulunan tarımsal ve çevre ile ilgili sivil toplum örgütü temsilcilerinden en fazla üyeye sahip ilk ikisinin göstereceği iki üye Mera Yönetim Birlikleri’nin doğal üyesidir. Üç yılda bir yapılacak olan genel kurul ile asil ve yedek üyeler yeniden belirlenir. Seçilen beş asil üye ile doğal üyeler kendi aralarında başkanlarını seçer. Oyların eşit olması halinde başkan kura ile belirlenir. Mazeretsiz olarak üst üste iki kez toplantıya katılmayan seçilmiş üyelerin üyelikleri düşer. Boşalan üyenin yerine, seçimle gelen ilk sıradaki yedek üye görev yapar. Ekonomik arazi büyüklüğü mevcut olmayan mera, yaylak, kışlak ve umuma ait otlak ve çayır alanları için Mera Yönetim Birlikleri kurulması zorunlu değildir.

Mera Yönetim Birlikleri her ay sonu çoğunlukla toplanır, yapılan çalışmaları değerlendirir. İhtiyaç duyulduğu zamanlarda üç üyenin talebi veya başkanın çağrısı ile Mera Yönetim Birlikleri olağanüstü toplanabilir. Mera Yönetim Birlikleri salt çoğunlukla toplanır ve katılımların salt çoğunluğu ile karar alır.

Mera Yönetim Birliklerinin görevleri aşağıda gösterilmiştir.

  1. a) Mera Yönetim Birlikleri, Komisyon tarafından saptanan otlatma mevsiminin başlamasından en az on beş gün önce toplanır. Komisyonca belirlenen otlatma planlarının uygulanması ve verilen diğer görevleri görüşerek gerekli kararları alır ve bu kararları alışılmış araçlarla, yazılı ve sözlü olarak ilgililere duyurulur.
  2. b) çayır, mera, yaylak ve kışlaklar için Komisyonca yapılan otlatma planlarının en iyi şekilde uygulanmasını sağlar.
  3. c) çayır, mera, yaylak ve kışlakların bakim, ıslah çalışmalarını organize eder, bu alanların otlatma planlarına uygun otlatılmalarını kontrol eder.
  4. d) çayır, mera, yaylak ve kışlaklardan elde edilecek ihtiyaç fazlası ürünlerin satılmasını, gelirlerinin köy sandığına veya belediye bütçesinde ayrı bir hesaba yatırılmasını sağlar.
  5. e) Otlatma hakkında doğan gelirlerin yani otlatma ücretlerinin toplanması, köy sandığına veya belediye bütçesine ayrı bir hesaba yatırılmasını ve bunların mevzuata uygun olarak harcanmasını sağlar. Komisyonca belirlenecek ayni ve nakdi katkıların toplanarak mera ıslah ve geliştirme işlerinde kullanımını gerçekleştirir.
  6. f) Köy veya belediyeye tahsis edilen mera, yaylak ve kışlakların bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde belirtilen işaretlenmiş sınırların korunması, tecavüzlerin önlenmesi, bu tecavüzlerin ilgililere bildirilmesi ile yükümlüdür.
  7. g) Mera, yaylak ve kışlakların, sınırlarının muhafazası, korunması, tecavüzlerin önlenmesi, ve benzeri hizmetler için görevlendirilen korucuları denetler.
  8. h) Komisyonlarca Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerine göre verilen görevlerin yerine getirilmesini sağlar.

Göçerlerin mera, yaylak ve kışlaklardan yararlanmalarının esasları aşağıda belirtilmiştir:

  1. a) Komisyon, göçerlerin talepleri ile mera, yaylak ve kışlakların tahsisleri ve mevcut durumlarını dikkate alarak kiralanacak mera, yaylak ve kışlakları belirler. Kiralamalardan yararlanma şartları ve başvuru zamanı gibi hususlar Bakanlıkça belirlenir.
  2. b) Mera, yaylak ve kışlaklar otlatma mevsimi dikkate alınarak ihale ile göçerlere kiralanır. Kiralamada öncelik aynı il nüfusuna kayıtlı göçerlere verilir. Onların talepleri karşılandıktan sonra, başka il nüfusuna kayıtlı göçerlerin talepleri karşılanır.
  3. c) Göçerler, kendilerine tahsis edilen alanlarda Komisyonca belirlenen otlatma planına uymakla yükümlüdürler.
  4. d) Otlatma bedellerinin % 25’i köy sandığına veya belediyede açılacak hesaba gelir olarak kaydedilir. Kalan kısmı ise otlatma izni verildiğini belirten sözleşmenin yapılması sırasında mera gelirleri olarak genel bütçeye gelir kaydedilir. Otlatma bedelinden köy sandığına veya belediyede açılacak hesaba gelir olarak kaydedilen tutarlar mera ıslah ve geliştirme işleri haricinde kullanılamaz.
  5. e) Göçerler kendi aralarında birlik, kooperatif veya ortaklık şeklinde örgütlenmiş ise, kiralama talebi yönetim kurullarınca yapılır. Sözleşme yine aynı yönetim kurullarınca gerçekleştirilir. Ancak yönetim kurulları, bu konuda yetkili olduklarını belirtir belgeleri Komisyona sunmakla yükümlüdürler.
  6. f) Göçerler tarafından kira bedelinin yapılan ihtira rağmen süresinde ödenmemesi ya da sözleşmede belirtilen diğer hususlara uyulmaması halinde, sözleşme tek taraflı olarak iptal edilir ve kiralanan alanlara ve teslim tutanağı ile teslim edilen tesislere zarar verilmiş ise, bu zarar kiracıdan tahsil edilir. Ayrıca Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi uyarınca Komisyonun talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince taşınmaz mal en geç on beş gün içinde tahliye ettirilerek Komisyona teslim edilir.

Kiracı tarafından ödenmeyen kira bedeli Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Aşırı Otlatmanın Önlenmesi

Madde 14 – Mera, yaylak ve kışlağa, Komisyonca tahsis kararında belirtilen miktardan fazla hayvan sokulamaz. Köy ve belediyede bu miktardan fazla hayvan varsa, bu hayvanların yem ihtiyacı hayvan sahiplerince karşılanır, ayrıca Bakanlıkça, çiftçi katılımları temin edilerek, Yem Bitkileri Üretimini Geliştirme Projeleri hazırlanarak kaba yem üretimi teşvik edilir.

Ülkemiz hayvancılığının can çekiştiği, hayvancılığımızın kurtarılması için çarelerin aranıp çözüm önerilerinin sıralandığı bir dönemde, özellikle et fiyatlarının yükselmesinin sebeplerinden en önemlisi olarak tüm taraflarca girdi maliyetleri, yem de dışa bağımlılık ve yem maliyetlerindeki yükseklik gösterilirken, Yemden alınan verginin düşürülmesi önerileri tartışılırken, Mera Kanununda yapılan bu son değişiklikten sonra mera alanları özellikle azalmış olan Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde mera alanlarından söz etmek mümkün olmayacaktı

Hayvansal üretim, tüm dünya ülkelerinde stratejik bir üretim alanı olarak değerlendirilmektedir. Bu güne kadar hayvancılık alanında uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ülkemiz en büyük hayvan ve hayvansal ürün ithalatçısı konumuna getirilmiştir. Meraların bu şekilde, amacı dışında kullanıma açılması, zaten zorda olan büyük ve özellikle küçükbaş hayvansal üretimimize önemli zararlar verecektir. Bu gün, Dünyada yaşanan açlık ve tarımsal ve hayvansal ürünlere olan ihtiyaç göz önüne alındığında, tarımsal alanların ve meraların çok daha iyi korumaya alınması, ıslah edilmesi zorunludur.

koynla4koynlar1koynlar2koynlar3koynlar4koyun23koyun31koyun32koyun33

Alamet-i kıyamet değil, ekolojik felaket!

“Emperyalizm doğası gereği saldırgandır” sözünü bilmeyen pek yoktur. Sermayenin küreselleşmesiyle birlikte bu politik önermenin son yıllarda ve büyük bir hızla hangi türden olumsuz değişimlere yol açtığını ise yaşayarak gördük. Kentsel dönüşüm, HES, termik santral ya da altın madeni adı altında topraklarımız, evlerimiz, akarsularımız, ormanlarımız sermayenin sınırsız talanına açıldı.(İsyanın Ve Umudun Dip Dalgası : Günümüz Türkiye’sinden Politik Ekoloji Tartışmaları Derleyen: Sinan Erensü, Ethemcan Turhan, Fevzi Özlüer, Arif Cem Gündoğan)

Meraların, tarım arazilerinin yağmalanması, kentsel alanın ranta kurban edilmesi Türkiye’nin doğusunda ve batısında eşzamanlı gelişirken güçlü, tabandan yükselen, kültürel kodları itibarıyla geleneksel değerlerini yaşatmayı hedefleyen ve bunu eşitlikçi bir ekolojik proje olarak yükseltmeyi önüne koyan politikleşme çabaları da filiz verdi.

Türkiye’de toplumsal mücadelenin son on yılı, neoliberal politikaların yarattığı bölüşüm sorunlarına ve ekolojik yıkıma tepki ekseninde gelişti. Neoliberal akımın geniş halk kitlelerini kapitalizmin normalliğine ve sıradanlığına ikna etmek amacıyla oluşturduğu politikalara, yasaların değiştirilmesi yoluyla uyguladığı zorbalığa rağmen dipten gelen bir dalga hâlinde gelişen ekoloji mücadeleleri giderek birleşmeye ve antikapitalist bir özellik göstermeye başladı.

İsyanın ve Umudun Dip Dalgası, sosyal adaletsizliğin, farklılıkların ve yoksulluğun derinleşmesinin sınıf mücadelelerine zemin hazırladığını ve kırda sermayeye karşı bir sınıf hareketinin ortaya çıktığını belirtirken üretim araçları elinden alınan, sosyal adaletsizlikler ve yoksullaştırma politikaları sonrasında göçe zorlananların tek bir seçenekleri kaldığı tespitinde bulunuyor: Direniş.
Yaşam alanlarımızı yok eden, doğal olan her şeyi sermayenin konusu haline getiren kapitalizmle mücadele edilmeden doğanın katledilmesine engel olunamayacağını ülkemiz örnekleriyle sergileyerek sorunlara yeni bir bakış açısıyla yaklaşıyor: “Ekolojik krize karşı mücadele artık emeğin mücadelesidir!”

Dünyada 3,4 milyar hektar mera alanı olduğu tahmin ediliyor. Bu alanın yüzde 12’si Çin’de, yüzde 11’i Avustralya’da, yüzde 7’si ABD’de, yüzde 6’sı Brezilya’da. Türkiye, dünya mera alanı sıralamasında 14,6 milyon hektar ile 46. sırada.1

Hayvancılığın önemsendiği ve geliştiği ülkelerde mera alanları hem çok iyi korunur hem de çok verimli kullanılır. Sadece hayvanların beslenmesi, ot, yem bitkisi üretimi için değil, doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir tarımsal üretim için meralara büyük önem verilir.

Türkiye’de ise özellikle son yıllarda, mera denildiğinde yağmalanacak, rant elde edilecek alan akla gelir. Mera alanları devletin, Hazine’nin malı olduğu için, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” misali, herkesin hedefindeki alanlardır. Hem kamu kurumları, yerel yönetimler hem de özel sektör yeni bir yatırım yapacağı zaman gözü bu Hazine arazilerindedir. Hazine arazilerinin bir bölümü de mera alanıdır.

Hayvancılığa gereken önem verilmediği için mera alanları kolayca elden çıkarılıyor. Ot biten yerde turistik tesis, sanayi tesisi veya alışveriş merkezi, toplu konut projelerinin yapılması daha “kârlı” bir iş olarak görülüyor. Bu da kalkınmanın, gelişmenin göstergesi olarak sunuluyor.

Tarım ve hayvancılık önemsenmeyince ve mera alanlarına bakış açısı rant eksenli olunca, yapılan yasal düzenlemeler de buna uygun oluyor. Yasal düzenlemeler konusunu detaylı olarak ele alacağız. Bu düzenlemelerin daha iyi anlaşılabilmesi için Türkiye’nin mera varlığına yakından bakmakta yarar var.

Mera alanları daralıyor

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) 2014 verilerine göre, Türkiye’nin toplam alanının yaklaşık yüzde 20’si, tarım alanlarının ise yaklaşık yüzde 38’i olan 14,6 milyon hektar çayır ve mera alanı var. Mera alanları her geçen yıl daralıyor. Şöyle ki; Türkiye’nin çayır ve mera varlığı 1940 yılında 44,2 milyon hektar iken 20 yıl sonra 1960’ta 28.7 milyon hektara geriledi. 1990’da 14,2 milyon hektara düşen çayır ve mera alanının 2014’te 14,6 milyon hektar olduğu tahmin ediliyor. Son dönemdeki artışın, mera alanlarının tespiti ve kayıt altına alınması ile olduğu tahmin ediliyor. Kaldı ki, bakanlığın tespit çalışmasını tamamladığı mera alanı 14,6 milyon hektar değil, 10,3 milyon hektardır.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bölgesel bazda mera alanlarındaki değişim tablosu çok daha çarpıcı. Ege bölgesinde 1970 yılında 1 milyon  27 bin 900 hektar olan mera alanı, 2014’e gelindiğinde 388 bin 846 hektara düştü. Aynı dönemde Marmara’nın mera varlığı 463 bin 600 hektardan 280 bin 619 hektara geriledi. Akdeniz’de 1 milyon 2 bin 400 hektardan 501 bin 765 hektara, İç Anadolu’da 5 milyon 888 bin 200 hektardan 3 milyon 726 bin 55 hektara düştü. 1970-2014 döneminde Karadeniz’de 1 milyon 993 bin 100 hektardan 1 milyon 73 bin 371 hektara gerileyen mera alanı, Doğu Anadolu’da 9 milyon 162 bin 100 hektardan 3 milyon 824 bin 257 hektara düştü. Aynı dönemde Güneydoğu Anadolu’nun mera alanı 2 milyon 165 bin 100 hektardan 553 bin 256 hektara geriledi.Meralar konusunda tespit, tahdit ve tahsis işlemleri ağır aksak yapıldığı için bu alanların amaç dışı kullanımı daha da kolaylaşıyor. Mera alanları hızla azalıyor. Çünkü, mera alanları tarımsal üretime açılıyor. Ağaçlandırma projeleri ile ormanlık alana dönüştürülüyor. Son yıllarda imara açılarak kentsel dönüşüm projeleri kapsamında toplu konut alanına dönüştürülüyor. Ayrıca hayvancılık sektöründeki sorunlar, kırsaldan kente göç ve köylerin boşalması, mera ıslahının yapılmaması bu alanların hızla kaybolmasına neden oluyor.

Mera alanları 17 yılda tespit edilemedi

Yapılan bir çok yasal düzenleme ile mera alanları amaç dışı kullanıma açılıyor. Daha doğrusu mera alanları rant alanına dönüştürülüyor. Geçmişten bugüne yasal düzenlemelere bakıldığında,1924 yılında kabul edilen Köy Kanunu  ile çayır ve meraların kullanımı düzenlenirken, 4342 Sayılı Mera Kanunu 28 Şubat 1998 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın çıkmasından beş ay sonra 31 Temmuz 1998’de Mera Yönetmeliği yayınlandı.

Kanun ile mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediyelere tahsislerinin yapılması, belirlenen kurallar çerçevesinde  kullandırılması, bakım ve ıslah çalışmaları ile verimliliklerinin artırılması amaçlanıyor.

Mera Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bu yana 17 yıl geçmesine rağmen mera alanlarının tespiti ve tahdit işlemleri tamamlanamadı. Bu nedenle tahsis edilemedi. Kanunda belirtildiği gibi bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesi suretiyle tespitinin yapılması gerekiyor. Bu tespit yapıldıktan sonra, çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesi ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesi, yani tahdidinin yapılması gerekiyor. Tespit ve tahdit işleminden çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılarak tahsis edilmesi gerekiyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın  verilerine göre, Mera Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1998’den 2014 sonuna kadar  tespiti yapılan mera alanı 10 milyon 348 bin 169 hektar. Bunun 5,9 milyon hektarı için tahdit işlemi tamamlandı. Tahsis  konusunda ise net veriler yok.

Kiralama için yoğun baskı var

Mera ıslahı konusunda durum çok daha vahim. Bakanlık verilerine göre, 2000-2014 döneminde sadece 500 bin hektar alanın ıslahı yapıldı. Islah edilmeyen mera alanlarının amaç dışı kullanıma açılması veya elden çıkarılması çok daha kolay olmaktadır. Nitekim, devlet bu işe yeterli kaynak ayırmadığı ve ıslah çalışmaları yapmadığı için bir çok mera kullanılamaz durumda. Islah çalışmalarının yapılmamasının arkasında bir başka gerçek var. Bilindiği gibi, Mera Kanunu ile getirilen önemli düzenlemelerden birisi mera alanlarının kiraya verilmesidir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre,  2006-2012 döneminde 1,2 milyon hektar mera alanı kiraya verildi. Islah edilen mera alanından iki katından daha fazla alan kiraya verilerek özel girişimcilerin kullanması sağlandı.

Özellikle 2010 yılından bu yana, devletin verdiği düşük faizli hayvancılık kredileri ile  çok sayıda işletme kuruldu. Sektör dışında yatırım yapanlar, yatırım yaptıkları bölgedeki mera alanlarının kiralama yoluyla kendilerine tahsis edilmesi için yoğun baskı yapıyor. Devlet mera alanlarının ıslahı ve verimli kullanımı için yeterli kaynak ayırmadığı için özel sektöre kiralanması adeta tek seçenek kalıyor. Bu konudaki yaygın söylem, “nasıl olsa bu meralar köylüler tarafından kullanılmıyor. Boş duracağına özel sektör kiralayıp ıslah etsin ve verimli kullansın.” Bu söylemi haklı çıkaracak bazı örnekler de var.

Yasal düzenlemelerle meralar ranta açıldı

Mera Kanunu ve yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden bu yana bir çok değişiklik yapıldı. Özellikle meraların  tahsis amacını düzenleyen 14. madde bir çok kez değiştirildi.

Hükümetlerin çok sıklıkla başvurduğu Kanun Hükmünde Kararnameler ile mera alanlarının amaç dışı kullanılması yönünde yasal düzenlemeler yapıldı. Son yıllarda buna en somut örneklerinden biri, 17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname’dir. Kararname ile İmar Kanunu’nun 27. maddesi değiştirilerek “Köy yerleşik alan sınırı içerisinde 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz” hükmü getirildi. Bu değişiklikle köy sınırları içerisindeki alanlara konut ve turistik tesislerin kurulmasına izin verilmiş oldu.

Ayrıca, aynı Kararname ile  İmar Yasası’na şöyle bir “Ek Madde” eklendi: “Mera, yaylak ve kışlakların geleneksel kullanım amacıyla geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen kısımlarından kamu hizmetleri için gerekli olanların dışındakiler, talep sahiplerine bedeli karşılığında 29  yıla kadar tahsis edilebilecektir. Mera, yaylak ve kışlakların turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde kullanılmak ve değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilebilecektir.”

Mera alanlarının tamamen amacı dışında kullanıma açan bu “Ek Madde” ile mera alanları imara açılmış oldu.

Kır-kent ayrımı kaldırıldı, meralar sahipsiz kaldı

Mera alanlarının amaç dışı kullanımı ve rant yatırımlarına açılmasını sağlayan  önemli yasal düzenlemelerden biri, 6 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “13 İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur. Kamuoyunda Büyükşehir (Bütünşehir) Yasası olarak bilinen bu Kanun ile Türkiye’de kent-kır ayrımı adeta ortadan kaldırıldı. Belediyelerin sınırları kapsamındaki 16 bini aşkın köy, kentin mahallesine dönüştürüldü. Köy tüzel kişiliklerine ait taşınmazlar belediyelere veya devletin diğer kurumlarına devredildi. Devredilen taşınmazlar arasında meralar da var.

En kapsamlı değişiklik ise 2014’te çıkarılan  6552 Sayılı Torba Yasa ile yapıldı. Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen yerlerin tahsis amacı  değişikliğinin yapılabileceği hükmü eklendi. Böylece mera alanları kentsel dönüşüm ve gelişim  proje alanı olarak yerleşime açıldı. Mera alanlarının rant amaçlı kullanımının önü tamamen açıldı.

Yirmi yıllık ot bedelini öde, merayı imara aç

Mera Yasası’nda yapılan değişikliklere paralel olarak Mera Yönetmeliği, özellikle de Yönetmeliğin Tahsis Amacının Değiştirilmesi’ni düzenleyen 8. maddesi çok sıklıkla değiştirildi. En son değişiklik 30 Ekim 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.

Meraların amacı dışında kullanıma açan ve yirmi yıllık ot bedeli karşılığında imara açan değişiklik şöyle:

“Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen alanlardan kanun kapsamındaki mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerin tahsis amacı değişiklik işlemleri kanunun 14. maddesi ve bu yönetmeliğin 8. maddesi genel hükümlerine tabidir. Durumu ve sınıfı çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda tahsis amacı değişikliği yapılamadığından, Bakanlar Kurulu kararı alınmadan önce oluşabilecek kamu zararını önlemek için öncelikle kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilmesi düşünülen alanın 1/5000 ölçekli haritası ile Mera Komisyonu’na başvurularak uygun görüş alınmalıdır.

Tahsis amacı değişiklikleri müracaatlarında, Bakanlar Kurulu kararı ve ilgili kentsel dönüşüm ve gelişim alanı krokisi, belediye meclis kararı, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içerisinde kalan kanun kapsamındaki taşınmazların, çevre parsellerini de gösterir kadastro tekniğine uygun 1/5000 ölçekli haritası ile komisyonca talep edilen diğer bilgi ve belgeler müracaat dosyasına eklenir.

Tahsis amacının valilikçe değiştirilmesini müteakip yirmi yıllık ot gelirinin yatırılması sağlanır. Ot bedeli yatırıldıktan sonra iki yıllık süre zarfında kesinleşmiş uygulama imar planının komisyona sunulması gerekmektedir. Bu süre zarfında söz konusu planların sunulmaması durumunda tahsis amacı değişikliği iptal edilir. İmar planlarının tahsis amacı değişikliğine uygun olarak kesinleşmesi durumunda söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri  ise vakıf adına yaptırılır.”

Bu değişiklik çok açık olarak mera ve yaylakların kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edilerek imara açılmasını sağlıyor.

Yapılan yasal değişiklikler sonucu zaten yetersiz olan mera alanları daha da azalacak. Hayvancılık sektörü için büyük öneme sahip olan meraların amaç dışı kullanımı yemde dışa bağımlı olan Türkiye’nin bu bağımlılığını daha da artıracaktır.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl yayınlanan Kırmızı Et Stratejisi’nde de yer verildiği gibi, Türkiye yem hammaddeleri bakımından yüzde 40-45 oranında ithalata yani dışa bağımlı.

Yem açığı 20 milyon ton

Kırmızı Et Stratejisi’ne göre, besicilikte yem maliyeti toplam girdilerin yüzde 25-40’ını oluşturuyor. Türkiye’nin hem kaba yem hem de karma yem üretimi yetersiz. Üretilen karma yemlerin yüzde 40-45’i ithal yem hammaddelerine bağlı olduğu için karma yem maliyetleri yükseliyor. Bu durum kırmızı et üretim maliyetini olumsuz etkiliyor. Rasyonel bir besicilik ve daha ucuza et üretimi için besicilikte kullanılan kaba yem oranının mutlaka artırılması gerekiyor. Toplam 73,6 milyon ton olan kaba yem ihtiyacının, çayır, mera, yem bitkileri, silaj, bahçe içi otlak ve saman ile sadece 58,6 milyon tonu karşılanabiliyor. Kaba yem açığı 15 milyon ton. Karma yemde de durum parlak değil. Toplamda 14,1 milyon ton olan ülke karma yem ihtiyacının sadece 9,1 milyon tonu karşılanabiliyor. Karma yem açığı ise, 5 milyon ton.

Bakanlığın tespitine göre, Türkiye’de kaba yemler; çayır-meralar, yem bitkileri ve bitkisel üretim atıkları olmak üzere üç temel kaynaktan karşılanıyor. Mevcut mera alanları çok ciddi boyutlarda azalmış, yıpranmış ve zayıflamıştır.Meraların kullanım amacının dışına çıkışının önlenmesi ve ıslahı hayatî önem taşımaktadır.

Tüketiciler daha pahallıya et ve süt tüketecek

Bu tablo ortadayken mera alanlarının imara açılması, köylerin mahalleye dönüştürülerek insanların tarımdan hayvancılıktan uzaklaştırılması, hayvansal üretim için çok büyük bir tehlikenin habercisi. Bu sadece üreticiler için değil, asıl büyük tehlike tüketicilere yöneliktir. Çünkü, mera alanları daraldıkça yem üretimi azalıyor ve dışa bağımlılık artıyor. Bu da et ve süt üretim maliyetlerini, dolayısıyla fiyatı arttıracak. Tüketiciler bugünden daha yüksek fiyata et, süt ve diğer hayvansal ürünleri tüketmek zorunda kalacaklardır.

Bilindiği gibi, ithalata dayalı hayvancılık politikasıyla, özellikle 2010 yılından bu yana Türkiye her türlü hayvansal ürünü, büyükbaş, küçükbaş canlı hayvan, besilik dana, karkas et ve damızlık hayvan ithal ediyor. Bir dönem saman bile ithal etmek zorunda kaldı.

Mevcut politikalar üretimi değil ithalatı destekliyor. Bu politikalarla hayvancılığa verilen destekler ve düşük faizli krediler de büyük oranda ithalata gidiyor. Uygulanan bu politika ile dışarıya kaynak transfer ediliyor.

Yatırım yapması için sıfır faizli veya düşük faizli kredi verilen bir girişimci içerde yeterli hayvan olmadığı için hayvan ithal ediyor. Mera alanı veya yeterli yem üretimi olmadığı için yemi de ithal ediyor. 2015 yılı için üç milyar liralık hayvancılık desteği de bu nedenle ithalata gidiyor. Öyle ki, Türkiye’nin yıllık verdiği hayvancılık desteği üç milyar lira, sadece yem ithalatına ödenen üç milyar dolar. Yani desteğin üç katı ithalata gidiyor.

Özetle, Türkiye mera alanlarını sanayi, turizm, toplu konuta tahsis ederken gidip yurtdışından milyarlarca dolarlık yem hammaddesi ithal ediyor. Saman ithal ediyor. Böyle bir politikayla hayvancılıkta sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün değil. Türkiye’nin ithalata dayalı politikadan vazgeçerek hızla hayvancılıkta üretimini artırması gerekiyor. Bunun için mera alanlarının amaç dışı kullanımı önlenmeli. Meraların tespiti tamamlanarak ve ıslah edilerek yetiştiricilerin kullanımına sunulmalı. Meralarda konutlar, tesisler değil, otlar yükselmeli.( Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nden Cafer Olcayto Sabancı ve Tamer Yavuz’un bildirileri)

YORUMLAR