Dolar : Alış : 7.1357 / Satış : 7.1485
Euro : Alış : 8.6774 / Satış : 8.6930
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya11°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11262 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Bulvar’ da İki Şiir Kaçakçısı Yakalandı

03 Mayıs 2017 - 2 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Bulvar’ da İki Şiir Kaçakçısı Yakalandı
Bulvar’ da İki Şiir Kaçakçısı Yakalandı

FAY GÜNLÜKLERİ-Cemal Karaağaç

Azapazarı’nda Olay!

Bulvar’ da İki Şiir Kaçakçısı Yakalandı.

AHA Ajansı / Özel Haber

Uzun yıllardan beri, pek güzide kentimiz Azapazarı’ nın geleceğini deprem korkusuyla karartmaya çalışan gizli şiir örgütünün biri erkek diğeri kadın iki üyesi, dün akşam saatlerinde Bulvar’da el altından, Azapazarımız’ a girmesi yasak olan şiirleri dağıtmaya çalışırken yakalandılar.

Son olarak, kendilerinden milli piyango listesi aldığını zanneden yaşlı bir adamın emniyet güçlerine hemen haber vermesiyle enselenen ‘ensest şairler’, suçlarını hemen oracıkta, Bulvar’ da, azametli kültür merkezinin hemen önündeki emekçi lostracıların tezgahlarının önünde itiraf etmişlerdir.

Olay yerine hemen intikal eden gaztecilik tecrübeli Azapazarı Savcısı Tuğfan Çanakbaş’ ın ve halkın yoğun tezahüratları eşliğinde, ellerindeki megafonlarla olay yeri inceleme şürasının katiplerinin laptoplarıyla hızlı bir şekilde tutanakları yazaokudukları anlardan sonra Savcı’ nın açıklamasına göre ele geçirilen şairlerin pelür sayfalar halinde dağıttıkları şiirlerin toplamının, uzun zamandır katli vacip olmuş bir şiir kitabının sayfaları olduğu anlaşılmıştır.

Bu mel’ un şiir kitabının ‘Sarsıntılı Ağustos Anıları’ adlı nefret abidesi kitap olduğu bir kere daha açığa çıkmıştır. Olayı temaşa eden pek muhterem halkımızın ekseri çoğunluğunun arzusu ve Savcı’ nın irade-i tecessüsünün de olaya katılmasıyla hemen oracıkta iki nifakçı şairin yargılanmasına başlanmıştır. Aşağıdaki satırlarda yargılama muhteviyatından parçalar bulacaksınız.

Çünkü,gaztemiz baskıya verilirken mahkeme hala sürmekteydi. ……………..

A. Savcısı T. Çanakbaş(şiir kaçakçısı kadın ve erkeğe hitaben):

Adınız, kod adınız, aile efradınız ve gerçek yüzünüz nedir? Şiir Kaçakçıları(kültür merkezinin aynalı duvarlarına dik dik bakarak):………….. (Toplanan halktan linç tepkilerini andıran haykırışlar)

A. Savcısı T. Çanakbaş(sertçe): Malumat vermezseniz olacakları biliyorsunuz, değil mi?

(Halkın bir kısmının ‘dilsiz bunlar’ diğer kısmının ‘dinsiz bunlar’ sloganlarının karıştığı gürültüler)

A. Savcısı T. Çanakbaş(daha sertleşerek ve laptoplu katiplere dönerek):

Yaz….

Seçkin Bulvarımız’ da yaşlı ve mütedeyyin bir vatandaşımızın haber vermesiyle, şiir kaçakçıları yakalanmış olup, kendilerine hüviyet bilgileri ve mecburi sualler sorulmuş ve hiçbir cevap alınamamıştır.

Bu durum pek muhterem halkımızın da hususi maneviyatında derin yaralar açmış bulunmaktadır.

Şiir kaçakçıları henüz pek basit sorular karşısında ezgin, bitkin ve mahçupturlar.

Bu durum, bundan sonraki suallerimiz için referans noktası oluşturacaktır.

Kaçakçı şairler, pek iyi bilmelidir ki halkımızın bekası ve alicenaplığının da bir hududu vardır. Arayasamızın makamımıza ve halkımıza verdiği yetkiler çok mühimdir.

(Halkın biraz önceki ikili slogan atışması tekrar başlar)

A. Savcısı T. Çanakbaş(çelebi bir ifadeyle hafifçe gülerek): İmdi, bu iki fena şiir kaçakçısının basit suallerimize cevap vermemeleri kendileri cihetinden kötü olmakla birlikte, mahkemenin otomatik bilirkişisi olan iki kentseverimiz ve üstat şairimizin tanıklıklarıyla işbu iki şiir kaçakçısının maskeleri düşecektir.

Onlar ki Azapazarımız’ ın çok değerli meclislerinde ve edepli toplantılarında kendilerinden ümit edilemeyecek derecede manevi iklimlerimizin derinliklerinde rücu bulan mukaddesatımızın kutsal yıldızlarını parlatmışlardır.

Edebi uhreviyatımızın kalelerini hiçbir tehdit altında terk etmemişlerdir. (Ellerinde, eski şiir kaçakçılarının yakalandığı ile ilgili haberler bulunan gazteleri sallayan Azapazarı Münekkitler Topluluğu elemanları, olay yerinde toplanan kalabalığı geniş bir çember içine alırlar. Halkın arasından biri kadın diğeri erkek iki bilirkişi şair öne doğru çıkarlar ve söze başlamadan iki biat ve naat manzumesi terennüm ederler.)

Otomatik Bilirkişi Kadın Şair (terennüm ettiği biat ve naat manzumelerinden çok müteessür olduğu için gözyaşlarını silerek) : Selam ve dua ile.

Pek muhterem Azapazarı Savcısı ve pek muhterem halkımız. Bizlere atfedilen görevlerimizin ağırlığı altında ezilmeden bu iki nifakçı şairin hesap bozumunu andıran dizelerinden söz edecek değilim.

Bu onlara bir kez daha mükafat olur.

Şu anda sadece belirtmek istediğim, onlara derin öfkemle alelacele aldığım sözü diğer otomatik bilirkişimiz olan erkek üstadıma vermek istiyorum.

Çünkü benim sözüm onun sözüdür.

(kalabalıktan aferinleyici uğultular yükselir)

A. Savcısı T. Çanakbaş (belli etmek istemediği hafif bir hiddetle) :

Otomatik bilirkişimiz olan kadın şairimiz, duygusal anlamda zayıflığını yenemeyip hemen söze başlamıştır. Kadına saygımız gereği pek sesimi çıkartmadım ama sözleri biraz daha uzasaydı gereği hazırdı, belirtmek isterim.

Şimdi sözü asıl sahibine, takvaca ehline veriyorum.

Buyrun üstadım!

Otomatik Bilirkişi Erkek Şair (biraz aşağıya düşen entelektüel gözlüklerini işaret parmağıyla yukarı kaldırır) : Halisane kentimizin demokratik uleması, şahikamız Sayın savcımız ve sanatkarane dışavurumların her daim takdir yetkisini es geçmeyen sağ görülü amme timsali halkımız. (toplananların,’bu topraklar mukaddesatın beşiğidir’ nidaları tekrar tekrar yükselir) A. Savcısı T. Çanakbaş (asabi asabi nefes alarak) :

Muhterem halkımız, sesinizi pek yükseltmeyiniz, rica ederim.

Gören de devletimizin etkili yetkililerinin tertiplediği bir gösteri sanacaklar yaptıklarınızın.

Sadece dinleyin yeter.

Dinlemek en hayırlı adaptır.

Çünkü söz gümüşse sükut altındır.

Ben slogan atacağınız anları size haber veririm.

Otomatik en bilirkişimiz olan üstadımız şairimizin müşahadeleri zinhar, bir kez daha nümayişan seslerle kesilecek olur ise Azapazarı Münekkitler Topluluğu elemanları ile kolluk güçlerimiz harekete geçeceklerdir. Buyrun üstadım, söz katiyetle sizin. Otomatik Bilirkişi Erkek Şair (sözün tekrar kendisine verildiğinin memnuniyetini yüz çizgilerinde hiç saklamadan söze başlar) : Bir müddettir, şiddetli bir merakla bu iki şiir kaçakçısının şiir nüshalarını izlemekteyiz. Emniyet güçlerimizle kurduğumuz eşgüdüyle bu şiir fanzinlerinin dağıtımını denetimle serbest bırakarak, onların cüretlerini en ileri noktalara taşımalarını sağladık ve hamdolsun ki bugün olaya müdahaleye karar verdik. (yüzüne çok velut bir ifade yerleştirerek sözlerine devam eder.)

Pek muhterem halkımız, bu ve benzeri şiir kaçakçılarının Azapazarı’ mıza kaçak olarak soktukları şiirlerle halkımızın yani sizin ve kentimizdeki pek muhterem sermaye gruplarının tedirginliği ne yazık ki artmıştır.

Bu şiir döküntülerinin son yıllarda Azapazarı’ mızda yarattığı karamsarlık ve cimrilik, yatırım adamlarımızın yatırımlarını durma noktasına getirmiş, adeta kentimizin toplumsal sulhu bozulmaya yüz tutmuştur.

Kentimizin eğitim hayatından diyanet etkinliklerine, patates ve kabak üretimindeki düşüşlerden mahalli manevi hizmetlerin kısırlaşmasına, kısaca her şey her menfilik, bu iki şiir kaçakçısının kentimize arayasa dışı usullerle soktukları şiirlerden kaynaklanmıştır.

İl büyüklerimizden birinin, kent oluşumuzun yıldönümü günlerinden birinde yaptığı konuşmaları dikkatle inceleyecek olursak bu menfur şiir tehlikesine daha o zamanlar ne kadar tereddütsüz dikkat çektiği görülecektir.

Yine her yıl, sahih ve amentü düşüncesine ilham veren Cihanşumul Şiar Buluşmaları faaliyetimizin seçkin ve etkin bir üyesi olarak, şiar üstatlarımızın bizlere verdikleri malumatlarla, bu iki şiir kaçakçısının arayasa dışı yöntemlerle dağıtageldikleri şiirlerin ne kadar pespaye ve sizlerin manevi idraklarınızda biriktirdiğiniz hazineleri nasıl yağmalamaya çalıştıkları da aşikar olmuştur.

Kısaca Azapazarı halkı, sizlerin biriktirtirdiği manevi iklim zenginliklerinizi bu şiirler çalmaktadır.

Maneviyatınıza ve mallarınıza sahip çıkmanızın gayreti içinde olmanızı niyaz ederim.

(Savcı’ nın izin vermesiyle toplanan kalabalık uyuşukluktan kurtularak dakikalarca ‘malımıza uzanan eller kırılsın’ marşını, gözyaşları içinde Kent Orkestrası’nın da kendilerine eşlik etmesiyle söylerler.)

A. Savcısı T. Çanakbaş (kalabalığı aşıra kaçmamaları için susturarak)

Pek hürmetli Azapazarı halkı, olay yeri inceleme ekiplerimizin siz değerli halkımızın sağ görüşüyle eşlik ettikleri yargılamanın ilk safhasında bulundunuz. Bu meydanda, yargılamamızı terk etmeyip her dakika çoğalarak, bizlere destek olmanızdan pek bahtiyarız ve müteşekkiriz. (savcı memnuniyet ifadesini serleştirerek şiir kaçakçıları üzerinde gezdirir ve laptoplu katiplerine dönerek, kükrer) Yaz!!! İş bu şiir kaçakçılarının, pek muhterem halkımızın katılımı ve çok değerli katkılarıyla yargılanmasının ilk celsesi burada neticelenmiş olup, celsei devamının 17 Ağustos 2011 tarihinde ve saat : 03.02’ de halkın katılımı olmadan ve basına kapalı olarak yapılmasına ve o tarihe kadar ilimizdeki bütün şiir kaçakçılarının dağıtmayı başaracakları şiirlerin sakın ola ki hiç kimse, kuruluş, şiirsever, şiir üstadı, şiar uleması ve işadamları ile kent dışından Azapazarı’ mıza gelen ve gelecek olan sermaye grupları tarafından okunmamasına karar verilmiştir.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar