Dolar : Alış : 8.1433 / Satış : 8.1580
Euro : Alış : 9.7816 / Satış : 9.7992
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya18°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11836 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Bizler Aç Kalırız Ama Hürriyeti İstikbalsiz Yaşayamayız

30 Mayıs 2018 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Bizler Aç Kalırız Ama Hürriyeti İstikbalsiz Yaşayamayız
Bizler Aç Kalırız Ama Hürriyeti İstikbalsiz Yaşayamayız

Anadolu  Ahi Evran İş Adamları Genel Başkanı Mehmet Gürbüz Siyasi Partilerin Genel Başkanlarına Seslen

Bizler Aç Kalırız Ama Hürriyeti İstikbalsiz Yaşayamayız

1876’da padişah olan II. Abdülhamit, Osmanlı tarihinin ilk Anayasası olan Kanunuesasi’yi ilân etmiştir. Fakat Padişah kısa süre sonra 93 Harbi’ni bahane ederek (1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı) anayasal yönetime son vermiştir. (14 Şubat 1878). Bu durum Padişah’a karşı bir direnişin başlamasına neden olmuştur.

Padişah’a cephe alan (Jön Türkler) ekonominin bozukluğunu, Girit, Ermeni ve Makedonya olaylarını bahane ederek tepkilerini artırmışlardır.

Ayrıca 1889 yılında İttihat ve Terakki Partisi kurulmuştur. Meşrutiyet yanlısı aydınlar tarafından kurulan bu parti

  1. Abdülhamit’in sert yönetimine karşı harekete geçmişlerdir. Bu partiye mensup subaylar tarafından kurulan Hürriyet Taburları ile halkı ayaklandırmışlardır. Padişahtan Kanunuesasini uygulanmasını istemişlerdir.Çıkan ayaklanma hükümet askerleri tarafından bastırılamayınca Padişah ayaklanmanın daha da büyümesini önlemek amacıyla <<Kanunuesasi’yi >>yeniden yürürlüğe koymuş ve II. Meşrutiyet’i ilân etmiştir. (23 Temmuz 1908).

★ II. Meşrutiyet Dönemi’nde de Osmanlı Mebusan Meclisinde çok farklı milletlerden insanlar vardı.

.»«1908 Kanunu Esasisi, Osmanlı hudutları içinde millet fikrinin Türk’ler aleyhine gelişmesine sebep olmuştur. 1908 Kanunu Esasisi, mahiyet itibariyle 1876 Kanunu Esasisinden farklı değildi. O, esasen hükmü icra edilmeyen 1876 Kanununun gizlendiği dolaptan tekrar meydana çıkmasıydı.1908 Meclisi Mebusanında 263 üye vardı. Bunların ancak 119 tanesi Türk’tü. Bu, Babil kulesine benzeyen Meclis, imparatorluğun manzarasından bir numune idi. Ayrı ayrı emellerin iştiyaklarını taşıyan bu insanlar, bir millet vahdetinden eser gösteremediler.Git gide, Balkan’daki Hıristiyan milletlerin istiklâllerinden sonra yavaş yavaş İslâm camiasının da rabıtaları çözülmeye başlamıştır. Bir zamanlar İmparatorluğun müdafileri olan Arnavutlar, istiklâl davasıyle silâha sarıldılar. Necip ve mukaddes millet denen Araplar ise mukaddes cihada rağmen her taraftan Türk askerlerinin karşısına çıktılar. Yabancı bayraklarla aynı safta düğüştüler. İslâm camiası heyülası, Suriye’de Arap, Çanakkale’de Hintli Müslüman neferinin palası altında can verdi.»23 Temmuz 1908’de ilân edilen İkinci Meşrutiyetten sonra Mebuslar Meclisi, 17 Aralık 1908’de 33 yıllık bir fazla demokrasi ile tanışması halkın özgürce yaşaması için vaad edilenler bir tarafa kurulan tezgahla ilan edilen II.Meşrutiyetin ilanı ve onun akabinde her mebus kendi bölgesinin özerkliğe kavuşması için çevirdikleri entrikalar dan dünyaya (600)yıl hüküm süren kudretli bir imparatorluğu yıkmışlardır o günden bugüne

<<Yüz yirmi beş>>sene geçmiş koca bir asırdan daha fazla zaman geçmiş tir ve hala bölgemizde devletler kurulmuş devletler batmış tekrarları kurulmuş milyonlarca insan bu uğurda ölmüş kan dökülmüş ama birileri hala bu coğrafyadaki zengin petrol yataklarını sömürmekten vazgeçmemişler bu bölge halklarını barış içerisinde yaşamalarına hiç izin vermemişler;dir halkların kendi kaderlerini tayin eder demişler ama hiç de kendi alın yazılarını tayin etmesine müsaade etmemişler dünyayyı yöntenler kendi çıkardıkları kanunları bile tanımaz hale geliyorlar hiç kimse de hesap soramıyor

<<Güçlünün güçsüzü ezdiği bir dünya konjektürnde yaşamaya çalışan>>halkları egemen bir ülkede hak iddia edmez ilkesisini kendiler koymuş ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı yı kendilerin kurmuş oldukları

<<Birleşmiş Milletler >> de almış oldukları kararlardır eger dünya mazlumlarının sığınacağı yer olaması gerekirken zenginler kulübü acımasız insanların acımazsızca döktüğü kanların hesap çeteresini bile tutmayan bu örgüt ün kendi yasalarındaki konumuzla ilgili maddelerine bir göz atmış olalım.

<<Birleşmiş Milletler Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Birleşmiş Milletler Uluslararası İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin “Bütün halklar kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir. Bu hak uyarınca bütün halklar, kendi siyasal statülerini özgürce belirlerler ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini özgürce gerçekleştirirler”.Uluslararası Hukuk literatüründe kendi kaderini tayin hakkının kapsamına dair farklı görüşlere yer verecek, bu hakkın “toprak bütünlüğüne saygı” ilkesi ile ilişkisini açıklayacaktır.50 yılldır ülkemizde ki dökülen kanlardan akıtılan göz yaşlarından veartık analar ağlamasın diyen ülkemizin idarecileri halkının da bıktığı bu kandan kurtulması için çözümler ararken (3 Kasım 2002) seçimlerde halkın teveccühü ile iktidara gelen.’’AK Parti hükümeti’’PKK terörünün yıllar boyu yapılan askeri mücadele ile çözülemediği göz önünde bulundurularak siyasi bir çözüm arayışına giren. Siyasi çözüm arayışınıda ilk defa 2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’daki bir açılış konuşmasındaki şu sözleriyle kendini göstermiştir.

“Bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler ve cumhuriyet ilkesi, Anayasal düzen dâhilinde her sorunu daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refahla çözeceğiz.”dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 11 Mart 2009’da; “Kürt sorunuyla ilgili ilerleyen günlerde çok iyi şeyler olacak” ve 9 Mayıs 2009’da; “Kürt sorunu Türkiye’nin birinci sorunudur ve mutlaka halledilmelidir” şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu işaretler, çözüm sürecinin başlayacağının ilk mesajları idi.Devletin ve yeni kurulan hükümetin bu konudaki samimi tutumunun aksine başka hesaplar içerisnde olanlar nasılki II.Meşrutiyet dönemindeki meclis çatısında bulana mebuslar imparatorluğun yıkılmasında baş rol oynamışlarsa meclis içesrinde bulunanlarda aynı şekilde barış ın tesisi için değil ülkenin ayrışması ve özerklik tamtamları çalarak

Diyarbakır’ın Belediye Başkanı BDP’li Gültan Kışanak, demokratik özerklikle ilgili adım atmaya başladıklarını söyledi. Kışanak petrol başta olmak üzere, bölgede üretilen enerjiden yerel yönetimlere pay verilmesi gerektiği görüşünde. Özerklik havasına giren terör örgütü ve ona paralel görüş belirtenler güney doğu halkının kendilerine uyacağına sananlar bir kez daha yanıldılar HDP ve PKK’nın eş zamanlı olarak başlattığı Kürtçe ‘Serhildan’ anlamına gelen başkaldırı çağrıları, 140’ı geçerken, tümünün hüsranla sonuçlandığını hep beraber şahit olduk hendek savaşını başlatanlar kazzdıkları hendeklerde mezarları olacaklarını bilemediler Sur’da bir kez daha görüldü ki. HDP ve PKK’nın yapmış olduğu 140 başkaldırı çağrısını derleyerek Twitter üzerinden yayınlayan Şehadet Çitil, çağrıların ilk gününden bu yana yapılan açıklamaları kronolojik olarak paylaştı.göstergeleriydi. ve devletimizn büyüklüğü muzaffer ordumuzun yüzyıllarıdır gelen en bilğisi ve tecrübesi ile yapılan tezgahlar oyunlar birer birer kafalarında parçalandı ama o dönem deki yapılan bazı hatalar bugün bu terör örgütnün dünya konjektüründe terör örgütü sıfatından çıkarak özgürlük savaşçıları sıfatı kazandırmıştır suriye ve kuzey ırak taki abd güçlerini şafkatine mazhar olmuş bir statü almıştır devletimizin bu kararlı duruşunda bazı karanlık mahviller rahatsız olduğundan ve istedikleri sonucu alamayanarın tekrar iştahını kabat-rtarak yükselen barış süreci tamtamlarını çalanlar gerek Avrupa birligi arenalarında gerekse abd ve ingiltere odaklı çözüm arayışları olmak üzere ülkemizdeki ekonomik kırılmalar için dolar kurunu manipile ederek ve 29 haziranda yaklaşan<<Cumhurbaşkanlığı>> seçimin de yarışa girecek siyasi partilere dikte ve enjekte edilerek tekrar gündeme getirilmek istenmektedir ve bakıyoruz ki siyasi partilerin seçim beyannamelerinde yer alan <<KÜRT>>sorunu barış süreci gibi maddeler yer almaktadır biz diyoruzki hem halkımıza hemde siyasi parti idarecilerine bu ülkede <<Kürt>>sorunu yoktur birilerinin bizleri ayrımak için çıkartmış olduğu isminede kürt sorunu dediği bir yara vardır bu yaranın temelinde ise terör sorunu vardır ülkemizde bulunan paha biçilmez zengin altın ve petrol yataklarının olması bor madenlerinin bulunması olmasının bu sorunu bu zenginlikler in küresel sermayeli çetelerin iştahını kabartması bölge halkın sorunu na zaman başka ülkelerin derdi tasası olmuştur bölgede milyonlarca insanın ölmesinden şimdiye kadar kimler tasa ve kaygı duymuşlarki buradaki bölge halkının sorunlarını dert edinsinler.Biz,Anadolu ahi evran iş adamları olarak Türkiye cumhuriyetindeki hem devletimizi idare edenlere ve siyasi partilerimizin kıymetli adaylarına diyoruz ki ülkemizi karıştırmak isteyenlerin başını çektiği başta <<AB ve ABD>>olmak üzere küresel sermayenin başında oturanların oynadığı bu oyuna gelmeyin bu ülke çok ekonomik krizler atlatmıştır uluslararası sermayenin parasını ülkemize çekmek isterken onların vermiş oldukaları acı reçeteleride halkımıza şifadır diyip içirmeyelim halkımız açlığa göğüs gerir yıllarca bu uğurda kan dökülmüş ve tekrar kanımızın son damlasına kadar ülkemizin menfaati ve toprak bütünlüğümüzün misakı milli sınırlaımızı korumaktan vaz geçmiyelim ülkemizi üçlere beşlere böl parçala yok et mantığından uzak tutalım federatif devlet uygulaması bize göre bir sistem değildir akıllı olalım aklımızı seçim kazanma hırsı ile tavizler vermeyelim biz diyoruz ki tarih tekerrürden ibarettir ikicinci meşrutiyetin saflınına düşüp ülkemizin talan edilmesine göz yummuyalım sevr’ in hatası padişahdan dönmüştür imzalamamıştır bugün ki idarecileirmizde küresel sermayenin güneşine aldanıp ülke değerlerimizi yok etmiyelim diyoruz

Mehmet GÜRBÜZ

Genel Başkan

Anadolu Ahi Evran İş Adamları

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar