Dolar : Alış : 7.3985 / Satış : 7.4118
Euro : Alış : 9.0044 / Satış : 9.0206
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya16°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11114 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Biz iktidara yakın değiliz o yüzden sizin işinizi yapamayız

14 Temmuz 2016 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Biz iktidara yakın değiliz o yüzden sizin işinizi yapamayız
Biz iktidara yakın değiliz o yüzden sizin işinizi yapamayız

SUÇLU KİM?

Cihad KORAY

Kamuda  örgütlü sendikaların  2016 yılı Mayıs ayı itibari ile üye sayıları resmi gazetede açıklandı.

KESK: 221.069,    Türkiye Kamu-Sen: 420.220,    Memur-Sen: 956.032,    Birleşik Kamu-İş: 63.990.

2015 yılı Mayıs ayında  sendikaların üye sayısı şöyleydi.

KESK: 236.203,    Türkiye Kamu-Sen: 445.729, , Memur Sen : 836.505, Birleşik Kamu-İş: 57.503 

Diğerlerini sendikaların rakamlarını yazmaya gerek yok. Bu rakamlara bakıldığında  iki sendika konfederasyonunda üye artışının devam ettiğini, iki konfederasyon içinde üye kaybının yaşanmaya devam ettiği  görülüyor. T. Kamu-Sen de yaklaşık 25.500  , KESK ise  15 bin lere varan bir üye gerilemesi yaşanmış..

14 yıllık iktidar döneminde AK Partinin en güçsüz  olarak girdiği genel seçimler  hangisidir diye kime sorsanız;  kesinlikle 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerdir diye  cevap verirler.  Her genel seçimler öncesi iktidara yakın sendikadan aradığını bulamayan kesimler,  seçimlerden önce   iktidara yakın olduğunu gördükleri  partiye yakın sendikaya doğru yöneliş içine girerler. Hal böyle olunca Memur-Sen’ nin  alternatifi olarak görülen sendika için  en fazla üye artışı bu dönemlerde yaşanır’ dı..  Ta ki 2015 yılına kadar.  Geçtiğimiz yılın mayıs ayını  2500  üye kaybı ile kapatan Türkiye Kamu-Sen’in 2016 Mayıs ayı itibarı ile üye kaybının 25.500 gibi  rakamlara ulaşması 10 katın üzerinde bir gerilemenin  meydana gelmesi  bende üzüntü yaratsa da şaşırtmamıştır..

cihatkoray1

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur demişler. En fazla üye artışının beklendiği bir dönemde  üye kaybı yaşanıyorsa o sendikanın başındakiler için şapkalarını önüne koyup sorun nerede, kimde diye düşünme zamanı gelmiş demektir.. Görünen o ki 2015 yılı rakamları ile verilen  mesaj gerektiği biçimde algılanamamış.

Burada bir  başarısızlık olduğu apaçık ortadadır. Bunu iktidara fatura etmek gerçekçi değildir. 2015 yılından öncede AK Parti tek başına iktidardı ama her yıl KESK hariç  mayıs ayına  üye artışı ile girilirdi. Kaldı ki Memur-Sen 2010 yılına kadarda  ikinci sendika olarak toplu görüşme masasında oturdu. İktidara yakın sendika değiliz mazeretinin arkasına gizlenmek kadar sığ düşünce  içinde  olunamaz.

Hele kimileri üyelerinin talepleri karşısında bile “” gibi  gerekçeler gösteriyor.  Aptal herifler böyle yaparak üyelere Memur-Sen’i işaret ettiklerinin farkında dahi değiller.  İktidarı ve siyasi konjonktürü mazeret gösterip başarısızlığa kılıf bulmak hiç de inandırıcı olmadığı üye sayılarındaki rakamlardan belli oluyor.

Birleşik Kamu-İş 2015 Yılı Mayıs ayı itibari 57.365 olan toplam üye sayını  6.625 yeni üye kaydetmeyi başararak  2016 yılında üye sayısını 63.990 na çıkarmıştır. 2014-2016 yılları arası üye artış oranı %25 civarında olmuştur.  Birleşik Kamu-İş hükumet yanlısı sendikamı mı? Hayır.  1 Mayısta Taksimde. 3 Temmuzda Sivas da . 10 Kasımda Anıt kabirde. AK Parti iktidarının ulusal bayramlar ile ilgili törenlere getirdiği yasaklara karşı gelip meydanlara çıkan yine Birleşik Kamu-İş tir. . Toplu sözleşmede Memur-Sen’in yetkili sendika sıfatını kullanarak memurların tamamını temsil etmesinin İLO Sözleşmeleri ile 6356 sayılı toplu sözleşme ve sendikalar kanununa aykırı olduğunu ileri süren ve bunu yargıya götüren de Birleşik Kamu-İş tir. Şimdi soruyorum ; Bu sendikanın tavırlarımı iktidarın hoşuna gider yoksa  Ankara caddelerinde bir kolunda Memur-Sen, diğer kolunda çözüm sürecinin destekleyicisi TÜRK-İŞ ,HAK-İŞ ve akilcilerin finansörlüğünü yapan  TOBB, TİSK, MÜSİAD gibi STK lar ile kol kola yürüyen sendikanın mı.

 SEN2SEN1

Zaten bir sendika neden kendini iktidar karşıtı olarak lanse eder o da anlaşılır gibi  değil. İktidar yandaşı sendika olmak ne kadar onursuz bir durum arz ediyorsa, kendini  iktidar karşıtı olarak göstermekte  bence o denli aptalca bir şey. İnsanlar her talepleri karşısında iktidar karşıtı olduğunu söyleyen   bir sendikaya neden üye olsunlar  ki.

Bu rakamlar, çalışanların  Vatan-Millet-Sakarya’vari hamasi  nutuklar atan, bireyleri ideoloji ve inanç ile hipnotize etmeyi iyi bilen  kürsü bülbülü sendikacıların konuşmalarına artık itibar etmediğini gösteriyor. İnsanlar sırtını yandaşı olduğu partinin genel başkanına dayamış aynı yüzleri görmekten, ezberlenmiş sözleri duymaktan bıkmışlar. Bu gelip-gitmeyenler yüzünden çalışanlar sendikalardan uzaklaşmaya başladılar.  Gelişim ve değişim şarttır.  “Bu gün yıkanacak çamaşırlar dünkü güneş ile kurutulmaz” değişinde ifade edildiği gibi değişim, bu köhnemiş anlayışın ürünü olan  Şube başkanlarından tutunda Genel Merkez yönetim kurulları olmak üzere  Sendika ve Konfederasyon Genel Başkanları ile olamaz. Ancak bunların içinde başarısızlıkta yine de en az sorumluluğun şube başkanlarına ait olduğunu ifade etmek isterim.

Hiç kimse üyesi olduğu sendikadan dolayı ne övgü ile taltif edilir nede  hakaret varii yakıştırmalar ile hele hele  hainlik ve yakışıksız ithamlar ile de suçlanamaz. İnsanları üyesi olduğu sendikanın adına göre  karakteristik yönden  sınıflandırmaya kalkmak  sadece popülizm sığlığında çırpınmaktan başka bir şey değildir.   Sendikalar maddi temele dayanan üyelerinin refah seviyesini yükseltmek, onların ekonomik, sosyal, kültürel yönlerden gelişimine katkı sağlamak için kurulmuş menfaat örgütlerdir. Kuruluş maksatları  maddiyat temeline dayanır   sendikalara  Milli ve manevi değerler katıp, onları farklı eksene çekmek, az gelişmiş toplumlarda görülen; bireyleri bir ideoloji ve inanç ile hipnotize etme yönteminin ürünüdür. Yıllardır  bu yöntemle uyutulan insanlar artık uyanmaya başlamışlardır.

Üye profilindeki  değişimi göremeyenler

Sendikaların kurulduğu 90 lı yıllarda üye profili,12 Eylül öncesinde  politize olmuş, siyasi görüş yönünde hareket eden memurlardan oluşuyordu. O günlerde Sendika tercihleri genel olarak siyasi görüşlerin doğrultusunda yapılıyordu. Bazıları işi daha ileri götürüp, sendikayı ideolojisine ve davasına hizmet etmenin başka alanı görüyordu. Bu anlayış halen geçerliliğini koruyor.  Onlar için sendikasının, sendikal mücadeledeki tarzının ve duruşunun hiç önemi yoktu. Ancak üye profili zamanla değişmeye başladı. Yeni jenerasyon apolitik ve daha bireyci bir üye profilinden oluşuyor. Memur-Sen’in sendikal manada onca başarısızlığına rağmen rakamsal olarak hala her yıl en fazla üye artışı sağlaması bundan dolayıdır.

Ne yazık ki, bu değişimi sendikaların tepesindekiler görmüyor, göremiyorlar veya görmek istemiyor. Üstelik kendilerini tartışılamaz kutsiyet karinesine bürünmüş  şahsiyetler olarak görüyorlar. Görenleri de  uzaklaştırıyorlar. Konuşanları teşkilata ihanet etmekle suçluyorlar.   Emrindeki beslemeleri aracılığı ile böyle gitmez diyen insanlar  haklarında asılsız yakıştırmalarda bulunup itibarsızlaştırıyorlar. Ama haksız değiller. Yaşadıkları saltanat öyle kolay kolay vazgeçilebilecek gibi değil. Size kendimden bir örnek vereyim. Türk Ulaşım-Sendikasına Genel Başkan adayı olduğumda delegelere hitaben bir kitapçık hazırlamıştım. Neden aday olduğumu, neler yapmak istediğimi anlattığım bir kitapçıktı. O kitapçıkta eğer genel başkan olursam  1- profesyonel olmayacağım, maaşımı kurumdan almaya devam edeceğimi. 2- Makam aracı ve özel şoför kullanmayacağımı, 3-Sendikadan huzur hakkı adı altında bir ücreti de almayacağımı  bahsettiğim ve feragat ettiğim ödemelerin toplamı 4 yıl için yaklaşık 880 bin lira civarında olacağını bu parayı teşkilat çalışmalarında kaynak yaratmada kullanacağımı yazmıştım.  Yani 7.500 -8000 üyesi olan bir sendikanın genel başkanını 1500- 2000 üyenin  aidatı finanse ediyor.  Ha.. bu rakamlara konfederasyondan alınacak  huzur hakkı dahil değildi. 

Sonuç olarak

Memur sendikalarının yeniden yapılanması şarttır. İşe mevcut 4688 sayılı kanunu değiştirmekle başlanmalıdır. Başta toplu sözleşme ve dayanışma grevi olmak üzere sendikal haklar ve güvenceler en azından 6356 sayılı (işçi) sendika ve toplu sözleşme kanununda yer aldığı biçimde olmalıdır. 4688 Sayılı kanunun içinde çalışanlara kurulmuş bir çok tuzak maddeler vardır. Bunlardan biri yetkili sendika maddesidir. Toplu sözleşme iki yılda bir yapılmasına rağmen üye sayımının her yıl yapılması  sendikalar arasındaki rekabet sürekli sıcak tutmak içindir.  Bir diğeri  Kamuda görev yapan personel 657 sayılı DMK ve 399 Sayılı KHK ye göre görev yapmasına rağmen 11 iş koluna bölerek, 11 sendika federasyonu çatısı altında toplanmasıdır. Örneğin toplam sayıları 50 bin civarında olan KİT ler de görev yapanlar,  Usul ve esas yönlerinden Mali, sosyal ve iş güvenceleri gibi tüm özlük hakları aynı kanun, KHK ve aynı yönetmeliklere göre düzenlenmiş olmalarına rağmen 4 ayrı federasyon çatısı altında  bölünmeleridir.

Sayıları neredeyse İstanbul da görev yapan öğretmenlerden az olan KİT çalışanları neden böyle iş kolları adı altında  bölünmüşlerdir? .  Kanunun hazırlandığı dönemlerde olaya “ne kadar çok federasyon , o kadar çok koltuk ve bol sıfırlı maaş” gözüyle bakan sözde sendikacıların bu saçmalığa hayır dememesi yüzünden..

Karayolları Genel Müdürlüğü Ulaştırma Bakanlığına Bağlı bir kurumdur. Bu haliyle Ulaşım-İş kolunda örgütlü sendikalara  dahil olması gerekir. Ama değil. İmar iş kolunda örgütlü sendikalara bağlamışlar. Daha ne diyeyim..

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar