Dolar : Alış : 6.0824 / Satış : 6.0934
Euro : Alış : 6.5654 / Satış : 6.5772
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya13°CHafif Yağmur

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 31 Kategoride 16203 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Av. Zafer Kazan, şehir hastaneleri tedavi amaçlı değil, rant amaçlı

18 Ocak 2020 - 203 kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Av. Zafer Kazan, şehir hastaneleri tedavi amaçlı değil, rant amaçlı
Av. Zafer Kazan, şehir hastaneleri tedavi amaçlı değil, rant amaçlı

“Ben hastanelerin müşterisi değilim, ücretsiz ve şartsız tedavi olma hakkı en önemli insan hakkıdır” 

HABER FEHMİ DUMAN FOTOĞRAFLAR NECLA BAKAN

Sağlıkta Özelleştirme masaya yatırıldı canlı yayın

Pala: Şehir Hastaneleri yatak kapasitesini arttırmıyor Türk Tabipler Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, şehir hastanelerinin yapıldığı illerde yatak kapasitesini arttırmadığını, yeni yatak sayısı kadar mevcut yatakların kapatıldığını söyledi.

Sakarya Kent Çalışma Derneği’nce düzenlenen ve İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi salonunda gerçekleştirilen  ‘Sağlıkta Özelleştirme ve Şehir Hastaneleri Modeli’ konulu panelde konuşan Prof. Dr. Kayıhan Pala,  Kamu Özel İşbirliği ile yapılan Şehir Hastaneleri’nin, sürdürülebilir bir model olmadığını söyledi. Pala, bu modelin ilk uygulandığı ülkelerden İngiltere’nin ve Kanada’nın sistemden vazgeçtiğini,  ancak Türkiye’de farklı söylemlerle çok iyi pazarlandığını kaydetti. 

Söz konusu modelin Dünya Bankası tarafından 1990’lı yıllarda dayatılmaya başlandığını ifade eden Pala, başlangıçta hastaneden yararlananların katılım payı ödemesini öngören Dünya Bankası’nın 2000’li yıllara gelindiğinde klasik devlet hastanelerini önce özerkleştirilmesi, ardından şirketleştirilmesini daha sonra da özelleştirilmesini önerdiğini ifade etti. Dünya Bankası’nın, 2002 özel raporunda kamu hastanelerine özel sektörün katılımıyla ilgili seçenekler bölümünde, bugünkü şehir hastaneleri modelinine vurgu yapıldığını vurgulayan Pala, AKP’nin iktidar oluşu ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uygulanmasıyla bugünkü noktaya gelindiğini anlattı.

Şehir hastanelerinin maliyetlerinin yüksek olduğunu, kent merkezlerindeki hastanelerin kapatıldığını, hastanelerin şehir dışına yapıldığını  vurgulayan Pala, “Yurttaşların hizmete erişimle ilgili yalnızca uzaklıkla ilgisi olmayan aynı zamanda ulaşım maliyetinin yüksekliği, hem de gidip gelmenin zorluğu yüzünden özellikle kronik hastalıklarda tedavinin aksatılmasına ilişkin problemler var” dedi.

YÜKSEK MALİYET

Kamu Özel Ortaklığı modeli ile Sağlık Bakanlığı bütçesinin rehin alındığını, bütçenin yüzde 60’nın  kira bedeli olarak ödendiğini iddia eden Pala, yatak başına düşen kapalı alan miktarının, yatak sayısının çok yüksek olduğunu, bunların verimsizliğe yol açtığını, yatak başına metrekare maliyetinin de çok yüksek olduğunu dile getirdi. Pala, “Kalkınma Bakanlığı 2016 raporunda. bu hastanelerin maliyeti 10 milyar dolar, bunlara 30 milyar dolar kira ödeyeceğiz diyor. Ancak gerçek maliyetler çok yüksek” diye konuştu.

Şehir Hastaneleri için ödenen 1 yıllık kira bedeliyle  o hastanedeki yatak sayısında yeni hastaneler kurulabileceğini  belirten Kayıhan Pala, şehir hastanelerinin yatak sayısını artırmayı amaçladığı iddiasının da doğru olmadığını savunarak, “Deniliyor ki, Türkiyede yatak sayısı az ve bu hastaneler Türkiyeye ek 40 bin yatak sağlayacak. Yüksek Planlama Kurulu kararlarında çok açık şekilde karşımıza çıktığı gibi hastaneler ve hasta yatakları kapatılarak bu hastanelerin açılmasına izin veriliyor” ifadelerini kullandı.

ACİL HASTALAR ŞEHİR HASTANELERİNE

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. sinan Adıyaman da, şehir hastanelerinin çözüm değil aksine sorun üreten yapılara dönüştüğünü belirttti. Adıyaman, hastanelere belirli oranda doluluk sözü verildiğini, bu yüzden acil hastalar başta olmak üzere genel olarak hastaların şehir hastanelerine yönlendirildiğini belirterek, “Öyle ki, örneğin Ankara’da Mamak’taki bir acil hasta ambulansla en yakın hastaneye gideceği yerde, en yakındaki 2-3 hastaneyi geçip en uzaktaki şehir hastanesine yönlendiriliyor. Bu akıl almaz yöntem çok ciddi bir sağlık sorunu” dedi. 

Sakarya Kent Çalışma Derneği Başkanı Av. Zafer Kazan da, şehir hastanelerinin tedavi amacı değil, rantı amaçladığını söyledi. İstanbul Boğazı’ndaki üçüncü köprüyü örnek gösteren ve “Köprü açıldığında üzerinden geçtiğimizde gördük ki, o köprü insanlar geçsin diye değil, rant için yapılmış” dedi. 

Panel için salonu tahsis eden İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar’a teşekkür eden Zafer Kazan, etkinliğin sonunda panelistlere plaket sundu.

PALA’NIN SUNUMU

Paneli izleyemeyenler için ​​​​​Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın bugünkü başlıkta daha önce yaptığı sunumu

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Zafer Kazan dahil, oturan insanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Halil Kaya dahil, gülümseyen insanlar, takım elbise
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Zafer Kazan dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, Metin Kuşçu Yılmazer dahil, gülümseyen insanlar, kalabalık ve iç mekan

Sakarya Kent Çalışma Derneği olarak Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof.Dr. Sinan ADIYAMAN ve Türk Tabipler Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Grubu üyesi Prof.Dr. Kayıhan Pala’nın katıldığı ‘Sağlıkta Özelleştirme ve Şehir Hastaneleri Modeli’ başlıklı müthiş bir panel gerçekleştirdik. Bizlere kattıklarından dolayı değerli hocalarımıza çok teşekkür ederiz.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Zafer Kazan dahil, oturan insanlar
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Hayriye Atabey Okyay, Turan Çakar ve Azize çeroğlu dahil, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, Azize çeroğlu dahil, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: Fehmi Duman, ayakta ve takım elbise
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.

Sakarya Kent Çalışma Derneği tarafından 18 Ocak Cumartesi günü İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi’nde düzenlenen panelde Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman ve Türk Tabipler Birliği Şehir Hastaneleri izleme Grubu üyesi Prof.Dr. Kayıhan Pala izleyicilere Türkiye’de sağlık alanındaki özelleştirmelerin tarihi sürecini ve Şehir Hastaneleri’nin uygulama modeli olan kamu-özel ortaklığının ne anlama geldiğini dünyadaki örneklerle izleyicilere aktardılar.

Panele CHP Parti Meclisi Üyesi Ayça Taşkent, CHP Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, Türkiye İşçi Partisi Sakarya İl Başkanı Uğur Acicbe, CHP Adapazarı İlçe Başkanı Ayşe Füsun Çetin, CHP Serdivan İlçe Başkanı Sebahattin Gülbaş, İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Hüsnü Gürpınar, Eğitim Sen Sakarya Şube Başkanı Ali Yavuz Köse, DİSK Emekli Sen Sakarya Şube Başkanı Mehmet Çetin, Tüm Emekli Sen Sakarya Şube Başkanı Günay Şentürk ve çok sayıda izleyici katıldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sakarya Kent Çalışma Derneği Başkanı Av. Zafer Kazan Sakarya’daki doğal varlıklara ve kentte yaşayan yurttaşların sosyal haklarına sahip çıkacaklarını ifade ederken, kenti ilgilendiren gündemlerle ilgili yapacakları salon etkinlikleri ile kent kamuoyunu ve yurttaşları bilgilendirmeye devam edeceklerini söyledi. Kendisi açısından da Şehir Hastaneleri isminin kulağına hoş geldiğini, fakat özellikle Türk Tabipler Birliği’nin itirazlarını basında okuyup bu ne diye incelemeye başladıktan sonra şehir hastanelerinin tedaviyi değil, rantı amaçladığını gördüğünü söyledi. Şehir Hastanelerinin yapılış modeli olan kamu özel ortaklığına İstanbul Boğazı’ndaki üçüncü köprüyü örnek gösteren Kazan, “Köprü açıldığında üzerinden geçtiğimizde gördük ki, o köprü insanlar geçsin diye değil, rant için yapılmış” dedi. 

Panelin ilk konuşmacısı olarak söz alan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof.Dr. Sinan Adıyaman, sağlıkta özelleştirmenin tarihinin 24 Ocak kararları ve 12 Eylül darbesine kadar gittiğini ifade ederek. Dünya Bankası ve AKP eliyle gerçekleştirilen Sağlıkta Dönüşüm programının detaylarını ve dönüşümün yarattığı sonuçları veriler eşliğinde izleyicilerle paylaştı. Sağlık çalışanları arasında ekip çalışmasının gerektirdiği işbirliği, yardımlaşma ve dayanışmanın yerine ‘Toplam kalite Yönetimi’ anlayışı gereği rekabetin koyulmasının hedeflendiğini anlatan Adıyaman, hastayı müşteri, hastaneyi de işletme olarak gören bu anlayışı kabul etmediklerini ve sağlık söz konusu olduğunda rekabet diye bir kavramın söz konusu olamayacağını vurguladı.

Bugün gelinen noktada şehir hastanelerinin çözüm değil aksine sorun üreten yapılara dönüştüğünü belirten Adıyaman, hastanelere belirli oranda doluluk sözü verildiğini, bu yüzden acil hastalar başta olmak üzere genel olarak hastaların şehir hastanelerine yönlendirildiğini söyleyerek, “Öyle ki, örneğin Ankara’da Mamak’taki bir acil hasta ambulansla en yakın hastaneye gideceği yerde, en yakındaki 2-3 hastaneyi geçip en uzaktaki şehir hastanesine yönlendiriliyor. Bu akıl almaz yöntem çok ciddi bir sağlık sorunu” dedi.  Adıyaman konuşmasını ‘Sorunların çözümü için herkese, parasız, nitelikli, kamusal, bölge ve nüfus temelli örgütlenmiş, ekip tarafından sunulan sağlık hizmeti gerekmektedir’ diyerek bitirdi.

Panelin ikinci ve son konuşmacısı TTB Şehir Hastaneleri İzleme Grubu Üyesi Prof.Dr. Kayıhan Pala’ydı.  Pala sunumda kullanacağı verilerin tamamının sağlık bakanlığının verileri ya da açtıkları davalar neticesinde öğrendikleri veriler olduklarını belirtti.

Prof. Dr. Kayıhan Pala, Kamu Özel İşbirliği ile yapılan Şehir Hastaneleri’nin, sürdürülebilir bir model olmadığını söyledi. Pala, bu modelin ilk uygulandığı ülkelerden İngiltere’nin ve Kanada’nın sistemden vazgeçtiğini, ancak Türkiye’de farklı söylemlerle çok iyi pazarlandığını kaydetti. 

Söz konusu modelin Dünya Bankası tarafından 1990’lı yıllarda dayatılmaya başlandığını ifade eden Pala, başlangıçta hastaneden yararlananların katılım payı ödemesini öngören Dünya Bankası’nın 2000’li yıllara gelindiğinde klasik devlet hastanelerini önce özerkleştirilmesi, ardından şirketleştirilmesini daha sonra da özelleştirilmesini önerdiğini ifade etti. Dünya Bankası’nın, 2002 özel raporunda kamu hastanelerine özel sektörün katılımıyla ilgili seçenekler bölümünde, bugünkü şehir hastaneleri modelinine vurgu yapıldığını vurgulayan Pala, AKP’nin iktidar oluşu ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın uygulanmasıyla bugünkü noktaya gelindiğini anlattı.

Şehir hastanelerinin maliyetlerinin yüksek olduğunu, kent merkezlerindeki hastanelerin kapatıldığını, hastanelerin şehir dışına yapıldığını  vurgulayan Pala, “Yurttaşların hizmete erişimle ilgili yalnızca uzaklıkla ilgisi olmayan aynı zamanda ulaşım maliyetinin yüksekliği, hem de gidip gelmenin zorluğu yüzünden özellikle kronik hastalıklarda tedavinin aksatılmasına ilişkin problemler var” dedi.

YÜKSEK MALİYET

Kamu Özel Ortaklığı modeli ile Sağlık Bakanlığı bütçesinin rehin alındığını, bütçenin yüzde 60’nın kira bedeli olarak ödendiğini iddia eden Pala, yatak başına düşen kapalı alan miktarının, yatak sayısının çok yüksek olduğunu, bunların verimsizliğe yol açtığını, yatak başına metrekare maliyetinin de çok yüksek olduğunu dile getirdi. Pala, “Kalkınma Bakanlığı 2016 raporunda bu hastanelerin maliyeti 10 milyar dolar, bunlara 30 milyar dolar kira ödeyeceğiz diyor. Ancak gerçek maliyetler çok yüksek” diye konuştu.

Şehir Hastaneleri için ödenen 1 yıllık kira bedeliyle o hastanedeki yatak sayısında yeni hastaneler kurulabileceğini belirten Kayıhan Pala, şehir hastanelerinin yatak sayısını artırmayı amaçladığı iddiasının da doğru olmadığını savunarak, “Deniliyor ki, Türkiye’de yatak sayısı az ve bu hastaneler Türkiye’ye ek 40 bin yatak sağlayacak. Yüksek Planlama Kurulu kararlarında çok açık şekilde karşımıza çıktığı gibi hastaneler ve hasta yatakları kapatılarak bu hastanelerin açılmasına izin veriliyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada hastanelerinin büyüklüğü ile övünen ülkenin ABD olduğunu belirten Pala, Türkiye’de şehir hastanesi projelerindeki kişi başına düşen oda metrekaresinin bu hastanelerin bile çok üstünde olduğunu örneklerle gösterirken, bunu kulağa hoş gibi gözüktüğünü fakat yatak başına düşen metrekarenin büyümesinin inşa, bakım, ısıtma, soğutma, temizlik maliyetini ciddi oranda arttırdığını, hastanenin yönetimini imkansız hale getirdiği, hastane servisleri arasında ulaşımı zorlaştırdığı ve enfeksiyon riskini arttırdığını söylerken, bu konuya dair yapılan çok sayıda araştırma bir hastanenin verimli hizmet verebilmesi için ‘200 ile 600’ yatak arasında olmasını söylüyor dedi. Bu yatak sayısının altında yahut üstündeki hastanelerin verimli çalışamayacağını vurgulayan Pala, sorulan bir soru üzerine Sakarya’da yapılmak istenen 1000 yataklı hastane yerine şehrin farklı yerlerine yapılacak 500’er yataklı iki hastanenin yapılmasının çok daha doğru olacağını ifade etti.

Etkinliğin sonunda Sakarya Kent Çalışma Derneği Başkanı Av. Zafer kazan tarafından konuşmacılara teşekkür edilerek günün anısına birer plaket takdim edildi.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar