Yazar: Sakarya54 Haber Merkezi

  • Daşdemir: ‘’Yüce başkanımız; Sakarya’nın ağabeyisidir’’

    Anadolu Birliği Partisi Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir, şehrin ileri gelen yönetici ve kurmaylarına ziyaretlerini sürdürüyor. Daşdemir’in son durağı Başkan Ekrem Yüce oldu.

    Hem partilerini hem de partilerinin politikalarına ilişkin tanıtım ve tanışma amaçlı ziyaretler gerçekleştiren Anadolu Birliği Partisi Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir, ‘Sakarya’nın Ağabeyi’ olarak nitelediği Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’ye makamında ziyaret gerçekleştirdi.

    ABP Sakarya İl Başkanı Sinan Daşdemir Başkanlığında gerçekleşen ziyarete Sakarya İl Başkan Yardımcısı Ceyda Aydın, Serdivan İlçe Başkanı Buket Kaş, Söğütlü İlçe Başkanı Çetin Gündüz ve Yönetim Kurul Üyelerinden  Talha Erdoğan ile Turan Macit katıldı.

    Dostane sohbet havasında gerçekleşen ziyarette Başkan Ekrem Yüce’yi çok başarılı bulduğunu ve beraberinde Sakarya şehrinin ‘Ağabeyi’ olarak nitelendiren Başkan Sinan Daşdemir, Siyasi görüş ve fikirlerimiz ayrı olabilir, fakat sayın Başkanımız Ekrem Yüce’nin bu şehir için yaptığı projeleri herkes görüyor. Siyaset halk için yapılmalı; bir kısım yerlere daha rahat ulaşmak, kişisel işlerini daha rahat yürütmek, rant veya başkaca çıkar amaçlı siyaset arenasında insanlar boy göstermemeli. İşin en can alıcı noktası da siyaseti sadece parası olanlar yapmamalı, yani aklı ve yüreği ile sağlam proje ve fikirleri olan kişiler de rahatlıkla siyaset arenasında yerini almalıdır.’’ diye konuştu.

    Özellikle son 3 yıl da Sakarya’da gerçekleşmiş olan projelerin yanı sıra yapım aşamasında belirli süreçlerde olan projelerden de bahseden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, ‘’Bir örneği daha varsa göstersinler. Sakarya, çok ciddi atılım ve projelerin merkezi haline geldi. Bu şehrin en büyük özelliklerinden biri de her milletten insanın kardeşçe kaynaşması, birlik ve beraberlik içerisinde her ne kadar fikir ve görüş ayrılıklarımız olsa da sevgi ve saygı içinde münasebetlerimizi geliştiriyor olmamız ve tüm enerjimizi yaşadığımız şehrin daha güzel olması için çaba sarf etmemiz bizleri bir nokta da buluşturuyor ve ortak değerlerimiz haline getiriyor.’’ şeklinde değerlendirme de bulundu.

    Ziyaret sonunda memnuniyet duyduğunu ifade eden ABP Sakarya İl Başkanı Sinan Dademir, Başkan Yüce’ye makamında ağırladığı ve misafirperverliği için teşekkür etti.

    Sakarya Büyükşehir Başkanı Ekrem Yüce, kapılarının herkese açık olduğunu belirterek, 1970 yılından beri siyasetin içinde bir çok görevler de bulunduğunu, siyaseti halk için yaptığını ve bunu yaparken de hakk’ı gözettiğini ifade ederek konuklarına ziyaretleri için teşekkür etti.

  • Üzüm taban fiyat açıklanmadı, çiftçi perişan oldu

    Üzüm taban fiyat açıklanmadı, çiftçi perişan oldu. Çiftçiler, üzümünü fabrikalara ve tüccarlara maliyetinin yarı fiyatına satmak zorunda kaldı.

    Sedat BAŞKAVAK
    Mersin

    Mersin genel itibarıyla narenciye üretimi ile öne çıksa da her ilçesi ayrı bir tarım ürünü ile ülkenin tarımsal üretiminde söz sahibi. Mut ilçesinde zeytinin yanı sıra kayısı ve erik, Silifke’de çilek, Erdemli’de limon, Mezitli’de elma, şeftali, kiraz üretiliyor. Tarsus’ta sebze üretimi yoğun. Toroslar’da hayvancılık yapılıyor. Akdeniz ilçesi köylerinin bir kısmında kesme gül bir kısmında ise bağcılık yaygın. Geçtiğimiz ay Akdeniz ilçesine bağlı Esenli köyünde ilk defa çevre köylerden ve şehir merkezinden yoğun katılımın olduğu bir üzüm şenliği düzenlenirken bura üzüm üretiminin merkezi konumunda.

    Bölgede ‘Tarsus beyazı’ diye bilinen topacık üzümüyle başlanan üretim bir süre sonra yerini Yalova incisine bırakırken son 15 yılda da Victoria cinsi üzüm üretimi ihracat ürünü olması sebebiyle artmış. Esenli ve etraf köylerde üretilen üzümler başta Rusya, Ukrayna olmak üzere Irak ve pek çok komşu ülkeye ihraç ediliyor. Geçtiğimiz yıl 3.5 liradan sattıkları üzüme artan girdi maliyetlerine rağmen 3-3.1 lira fiyat verilince üzüm üreticisi kara kara düşünmeye başladı. Esenli’de herkesin gündemi üzüm. Düşük fiyatların yanı sıra tüccarların üzüm alımını yavaşlatmaları nedeniyle üzümler bağda dalında bekliyor. Hal böyle olunca artık kesip toplama vakti gelen üzümler dalında bekledikçe fire miktarı artarken verim düşüyor. Verimi düşürmemek için yeniden su veren köylü hesapta olmayan sulama parasıyla girdi maliyetlerine bu yaptığı sulama masrafını da eklese de üzümün fiyatı artmak yerine daha da düşüyor.

    DÖKTÜĞÜMÜZ TERİN KARŞILIĞI YOK

    Oturduğumuz masada bir anda kalabalıklaşıyoruz, kahveci Şeref çayları dağıtıp yanı başımıza çömeliyor. Hakkı Türksoy, “18 dekar bağım var” diyor: “Bu yıl 9-10 liradan başladı şimdi üzüm 3-3.5 lira. Üzüm en az 8 lira olmalıydı. Gönül ister 10 lira olsun ama en az 8 olsa iyiydi. Rusya ile Ukrayna savaşıyor, zararı sadece onlar değil biz de görüyoruz. Ukrayna’da savaştan, Rusya’da ambargodan kaynaklı belirsizlik nedeniyle kendilerini güvenceye almak istiyorlar. O nedenle de temel gıda maddesi olmayan üzüme talep olmuyor anlaşılan. Esenli üzümü erkenci hasat olurdu, ardından çevre köyler gelirdi. 19 Mart’ta köyü soğuk vurdu, üzümün gelişmesini geciktirdi ve hasat diğer köylerle aynı zamana denk getirdi. Temmuz başında örneğin 50 ton üzüm kesilecekse 100 ton üzüm çıkmış oldu, tüccara da fiyatı düşük tutacak fırsat doğdu. Bu üzümün bir maliyeti en az 3 lira. O da ilaç atmadım dememek için en ucuzu hangisiyse ondan alıp ilacı, gübreyi kısarak kullanınca ancak bu rakam çıkıyor. Hepsini doğru ve tam olarak yapsak maliyet artar. Üzüme 9 lira istiyoruz. Çünkü geçen yıl 26 bin liralık ilaç kullanmışım, bu yıl aynı ilaca ödediğim para 50 bin lirayı geçti” dedi.

    130 bin liraya alınan traktörün 6 ay sonra 250 bin liraya yaklaştığını kaydeden Türksoy, “Arabanın kaskosu 2 bin 300 liraydı, bu yıl 8 bin 100 lira. Bir mutfak tüpü 300 liraya çıktı. Traktörün bakımı, lastiği, su pompasının arızası pek çok şey var. Geçen yıl 2 kg üzümle 1 litre mazot alabiliyorduk. Bu yıl 9 kg üzümle 1 litre mazot alabiliyoruz” dedi.

    Maliyetin üstüne 1 lira fazlaya da satılsa ‘kâr’ gibi göründüğünü kaydeden Türksoy, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi kuru ekmek yiyerek karnımız doyar. Bir yılın dört ayını yoğun olarak bütün aile çalışırız. Bizlerin yaptığı işçilik ve harcadığı emek bu maliyet hesabının içinde yok. Girsek bir işte çalışsak hepimiz en az asgari ücret alırız. Burada o bile yok” dedi.

    Enflasyona ezdirilmemek için bir fiyat beklediklerini söyleyen üretici, “Tarlayı bu yıl ekmezsin ama gelecek yıl ekebilirsin. Bağ öyle değil, her yıl bakım, budama, hastalığa karşı ilaç, verim için gübre, kurumasın diye su vermek zorundayız” dedi.

    FABRİKA FİYATI DÜŞÜK VERİNCE TÜCCARDA DÜŞÜRDÜ

    Kahveci Şeref lafa giriyor ve “Fabrikanın üzüme düşük fiyat vermesi durumu kötüleştirdi” diyor: “Suma fabrikaları 2 lira 25 kuruştan üzüm almaya başladılar. Üretici zam beklerken fabrika fiyat düşürdü. 2 liranın altında üzüm alıyor. Bu durum da tüccarın işine geliyor. Eğer Suma fabrikaları 3.5-4 liraya üzüm almış olsaydı, bugün üzüm 8-10 liraya alınırdı. Çünkü o zaman üretici düşük fiyat veren tüccara ‘Sana vermem fabrikaya dökerim’ diyebilirdi. Üreticiyle dalga geçiliyor.”

    ZENGİN DESTEK DE BULUYOR, KREDİ DE

    Kenarda dinleyen yaşlı üretici, “Benim adımı da yazma” diyor ve ekliyor: “ Tarımın haricinde herkese her şeyi verdi ama tarıma vermiyor. Köylü bağına bile sigorta yaptıramıyor. Araziler varisli ve çoğu ÇKS’ye (çiftçi kayıt sistemi) kayıtlı değil. Çünkü babadan kalma araziler varisli. O nedenle ne kredi ne de destekten yararlanamıyoruz. Serayı parası olan kuruyor. 5 dönüm muz serası kuran, devletten hibe ve ucuz kredi alan zenginler var. Bunlar çiftçi, üretici değil. O destek alıyor, kredi kullanıyor. Buralarda eskiden pamuk ve hububat üretilirdi. Şimdi nereye gittiler.”

    “ŞEHİRDEKİLER BİZ OLMAZSAK SİZ AÇ KALIRSINIZ”

    Reşit Erol “Bu ülke dışarıdan gelecek buğdaya muhtaç hale geldi. Biz bu köyde her halükarda karnımızı doyururuz. Ama şehirdeki sizler biz olmazsak aç kalırsınız. Bizim kuru ekmek için üretim ve içine katık yapacak arazimiz var. Köye gelirken boş tarlaları gördünüz mü? Köylü ekim yapamaz hale geldi. Ne diye başka ülkelerde arazi arıyorlar anlaşılır değil” ifadelerini kullandı.

    DIŞ POLİTİKA İHRACATI ETKİLİYOR

    Akdeniz Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz üzüm fiyatları yerlerde süründüğünü kaydetti. Suma fabrikalarının maliyetin ayrı fiyatına üzüm aldığını belirten Yılmaz, “Suma fabrikası 2 lira 10 kuruşa üzüm alıyor. Bu maliyetin yarısı. Fabrikanın verdiği fiyat düşük olunca tüccara gün doğuyor ve tüccar 3 liraya üzüm alıyor. Bu sadece üzümde değil şeftalide de böyle. Şeftalinin maliyeti 3.5 lira fabrika 2 lira 20 kuruştan şeftali alıyor” dedi.

    Rusya’ya ve Irak’a üzüm ihracatının düştüğü bahanesiyle üreticiden maliyetin altında üzüm alındığını kaydeden Yılmaz şöyle konuştu: “İktidarın komşularla ilişkileri problemli. Dış ilişkiler ihracatı etkiliyor. Suma ve meyve suyu fabrikaları özel ve ‘serbest piyasa var’ diyorlar. Devlet, ‘Biz özel sektöre bir şey diyemeyiz’ diyor. Tarım bundan bağımsız olmalı. Koronavirüs tarımın önemini gösterdi. Eskiden devlet taban fiyatı belirlemeden önce bölgelerdeki ziraat odalarından üretim maliyeti isterdi. Suma fabrikası da devletin bir işletmesi olarak bizlerin hesapladığı maliyetin üzerine kâr ekleyip fiyat açıklardı. Suma fabrikası devlete aitti, özelleştirildi, sonuç bu oldu. Suma fabrikaları tek bir şirkete satıldı. Tekel oluştu ve rekabet ortadan kalktı. Bu fabrikalar devletin elinde olsa sorun olmayacaktı. Şimdi özel sektör kendi alım fiyatını dayatıyor. Çiftçi kaderine terk ediliyor.”

    PİYASAYI BELİRLEYEN ÜLKE EKONOMİSİ VE TARIMA VERİLEN DEĞER

    Esenli’de limon, mandalina ve üzüm üretimi yapan Mustafa Kara, “Piyasayı belirleyen ülke ekonomisi ve tarıma verilen değer” diyor. Üreticiden 3 liraya alınan üzümün pazarda 20 liraya kadar çıktığını kaydeden Kara, “Halk da ucuza yemiyor. Üzümün bir anda 3 liraya düşmesi anlaşılır da değil, kabul edilebilir de değil. Tüccar geldi 3 gün köyden üzüm aldı. O günler haldeki konuşmalar Victoria 12’den aşağı düşmez diyorlardı. Şimdi halde 5 lira. Ülke ekonomisi belirleyici çünkü vatandaşın alım gücü düştü. Meyve lükse girdi, geçim derdi olmasa da olur dedirtiyor. Geçen yıl 3.5 liradan üzüm sattık. Bu yıl 3 lira ama girdiler 3-4 kat arttı. Üzüm geçen yılın altında satılıyor” ifadelerini kullandı.

    “NE YAPILMALI” DİYE SORDUK…

    Üreticilere, taleplerini dinlemek için “Tarım için ne yapılmalı” sorusunu yönelttik. Şu yanıtları aldık:

    Akdeniz Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz: Tarıma bütçe ayrılmalı. Destekler artırılmalı ve üretim desteklenmeli. Komşularla ilişkileri düzeltilmeli.

    Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Necmi Birim: Madem fiyat bu kadar düşük tutuluyor o zaman devlet, fiyatla maliyet arasındaki farkı karşılayarak üzüm üreticisini rahatlatmalı ve üretime devam etmelerini sağlamalı.

    Çiftçi Mustafa Kara: Çiftçiye devlet desteği artırılmalı. Başta mazot olmak üzere ilaç ve gübrede vergiler kaldırılmalı. Siyasi iktidar ihracat için pazar bulmalı. Üretilen tarım ürününün satışı için çaba sarf etmeli.

    Çiftçi Hakkı Türksoy: Güçlü olanın ayakta kaldığı bir dönemdeyiz. Biz bir zelzele yaşıyoruz, üzüm üreticileri olarak. Eğer bu yılki gibi zelzele olursa üç yıla kalmaz herkes bırakır. Mazot, gübre desteği toplam 22 lira. 10 dönüm bağ için alacağın destek 230 lira. Zaten 150 lirasını harcıyoruz. Tarlayı satmamak lazım, bağı satmamak lazım. Toprağına sahip çıkmak lazım. Birlikte hareket etmek lazım. Ürünün satılması lazım. Hükümetin ihracat yollarını açması, ihracat bağlantısı kurması lazım. Gübre, ilaç ve mazottan verginin kaldırılması lazım.

  • İcralık işçi: Hiç uyumadan günde üç işe gittiğim oluyor

    Resmi veriler icralık dosyaların 24 milyonu aştığını gösteriyor. Görüştüğümüz sağlık çalışanları, borçlarını ödeyemediği için icralık olduğunu belirterek “Borcu borçla kapatıyoruz” diyor.

    Eren ERGİNE
    Murat UYSAL
    İstanbul

    Borcunu ödeyemeyen ve icralık olan yurttaşların sayısı her geçen gün artıyor. Veriler, icralık dosyaların 24 milyonu aştığını gösteriyor. 24 milyonun büyük bir bölümünü oluşturan işçi ve emekçiler için borçlanmadan geçinebilmek imkansız. Her geçen gün katlanan ve yenileri eklenen borçlarla yaşamayı, icra takibine düşmüş iki sağlık işçisiyle konuştuk. Borçlarını ödeyebilmek için bir gün içerisinde üç farklı işe gittiklerini söyleyen işçiler, “Yaşamak için buna mecburuz” diyor.

    2022 yılının ilk 7 ayında 5 milyon 379 bin yeni dosya icra takibine düştü. Bu artışla icra takibine düşen dosya sayısı 24 milyon 53 bine ulaştı. 20 yıl önce, 2002 yılında bu sayı 8 milyondu. Türkiye Bankalar Birliğinin verileri borcunu ödeyemediği için yasal takibe giren kişi sayısının geçen yıla kıyasla yüzde 83 arttığını söylüyor. Bugün yurttaşların büyük bir kısmının “Nasıl geçiniyorsunuz?” sorusuna verdiği ilk cevap “kredi kartları” oluyor. Cüzdanlardaki kart sayısı günden güne artıyor. Birçok yurttaş bir bankadan çektiğini öbürüne yatırarak çarkı döndürmeye çalışıyor. Fakat bu dengeyi korumak her zaman mümkün olmuyor. Bir yerden sonra çarkı döndürememiş, ismini vermek istemediği için haber boyunca Mehmet ve Aslı diyeceğimiz sağlık işçileri yaşadıklarını anlatıyor.

    “EVİM GİTTİ KİRAYA DÜŞTÜM”

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde temizlik işçisi olarak çalışan, hastanede de tanınan biri Mehmet. 5 çocuk ile beraber 7 kişi yaşadıkları evde sadece Mehmet çalışıyor. Çocuklarının en büyüğü henüz 13 yaşında olduğu için eşi çalışamıyor. Çocukların masraflarıyla beraber kredi kartlarının sayısı da artmış. Birini öbürüyle kapatayım derken bir yerde ipin ucu kaçmış. Orayı şöyle anlatıyor Mehmet, “Yetmiyor, artık bankalar da kredi vermiyor. Senetle eşya veren yerlerden telefon alıyorsun onu nakit paraya çeviriyorsun. O dönemin iyi bir telefonunu senetle mağazadan alıyorsun, 3 bin liraysa dışarıda bir telefoncuya bin liraya bazen bin 500 liraya satıyorsun. Sıfır telefon kapalı kutu. Elimize nakit para geçsin diye. Bu işi 16 kez tekrarladım bu şekilde 200 bin lira borç yaptım. Borç ile borcu kapatmaya çalıştım olmadı. 1+1 evim vardı küçüktü ama kira derdim yoktu, o evim gitti, kiraya düştüm.”

    PARA ELE GEÇMEDEN İCRAYA KESİLİYOR

    İlk kredisini 2018’de çekmiş Mehmet, “O zaman aldığımız para bin 800 ile 2 bin lira arası bir rakamdı. Yetmiyordu, çocuklar var acil para lazım oluyor. Kenara bir şey atamamışsın ki, birikmemiş, mecbur kredi çekiyorsun. Sonra tabii ödeyemiyorsun. İlk maaşa haciz koyuyorlar” diye anlatıyor. İcralık işçilerin ücretlerinin üçte biri daha muhasebede para ellerine geçmeden kesiliyor. Kaç işçinin icralık olduğu patron tarafından biliniyor. Mehmet de kendisi gibi birçok işçinin icralık olduğunu fakat işçilerin bu durumu birbirine anlatmaktan çekindiğini söylüyor.

    Reklam

    “ÇALIŞIYORUM, HEP ÇALIŞIYORUM”

    Biriken borçlarını ödeyebilmek için ek işe gittiğini anlatan Mehmet, “Boya badana yaptım, çatı tamirine gittim, başka hastanelerde temizlikçi olarak çalıştım. Bu akşam yine boya badana işine gideceğim. Gece 12.00’ye, 01.00’e kadar boya badanada çalışıyorum. Uyanabilirsem sabah 06.00’da tekrar buraya, hastaneye geliyorum. Zaten boyadan çıkıp 01.00’de eve gitsem en az yarım, saat 45 dakika duşum sürüyor. Bakın ellerimde hâlâ boya izleri duruyor. Full çalışıyorum, hep çalışıyorum, zorundayım. Günde 3 işe gittiğim oluyor. Burada da bütün mesailere kalırım, kaçırdığım mesai yoktur, zorundayım” diyor.

    Borçsuz ay sonunu getiremediğini söyleyen Mehmet, “Hadi kendine harcamıyorsun oradan kısıyorsun ama çocuklardan kısamıyorsun. Geçen kardeşimden 300 lira borç aldım, ondan önce kantinci arkadaştan aldım 200 lira, geçen hafta amca oğlundan aldım bin lira. Maaşa da iki hafta var. Sıfırda bile değilim hep eksideyim” diyor.

    “NE ZAMAN TATİLE GİTTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM”

    Borçlar ve çalışma temposu sağlık sorunlarını da beraberinde getirmiş. Mehmet, “4-5 farklı bölümden tedavi görüyorum, bunların hepsi üç sene içerisinde çıktı. Boya badanada maruz kaldığım kimyasallar, burada temizlikte zaten sürekli kimyasalın içerisindeyiz, bir de stres sıkıntı olunca hastalıktan kurtulamıyoruz. Devir eski devre gidiyor, insanlar bir şey alamıyor, herkes borçlu. Borçlu adam, geçinemeyen adam çalar da hırsızlık da yapar. Bundan 10 yıl önce aldığımız maaş yetiyordu ama bugün yetmiyor. 10 bin lira da verseler yetmeyecek. Her şeyi borçla alıyoruz. Yine benim tanıdıklar var, kırtasiyeci tanıdık, manav tanıdık, yazdırarak borçla çocukların ihtiyacını alıyoruz. Benim durumumda olmayanlar ne yapacak?” diye soruyor. “En son ne zaman tatile gittiğimi hatırlamıyorum” diyen Mehmet, “Geçen sene memlekete gitmeye niyetlendim nasip olmadı. Bu sene zaten bir bilet olmuş 600 lira, çocuklarla gitmeye kalksan 2 maaş demek. Araba kiralayayım öyle gideyim desem, 3 günlüğü 3 bin lira. Hayal kurmaya çok güzel hayaller kuruyoruz da el cebe girince, iş maddiyata gelince orada kalıyor her şey” diyor.

    “4 GÜN HİÇ UYUMADAN ÇALIŞTIM, HASTA BAKARKEN KENDİM HASTA OLDUM”

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde temizlik işçisi olarak çalışan bir başka icralık işçi de Aslı. 15 senedir Cerrahpaşa’da çalışıyor. 2020 yılında 6 bin lira olarak aldığı borcunu bugün 50 bin lira olarak ödeyen Aslı da geçinebilmek için ek iş yapıyor. “Geceleri başka hastanelere hasta bakmaya gidiyorum. Bir gün sandalyenin üstünde temizlik yaparken düştüm bayıldım. 4 gün hiç uyumamıştım. Hasta bakarken kendim hasta olmuşum ama mecburum” diyor. Hastanenin çalışma koşullarının da kolay olmadığını söyleyen Aslı, “Çalıştığım yerde tekim, normalde iki kişi yapmalı bu işi ama eleman yetersiz o yüzden tek başıma yapıyorum. Mobbing çok fazla, aşırı derecede. Cenazeme gitmeme bile izin vermiyorlar, onlar için iş her şeyden önce geliyor. Yakın akrabamın cenazesine gittim, beni tutanakla tehdit ettiler” diye anlatıyor.

    “MECBUR OLDUĞUN İÇİN HER İŞİ YAPIYORSUN”

    Ek iş olarak yaptığı hasta bakım işinin de kolay olmadığından bahseden Aslı, “Gece gidiyorum yemeğini ilacını veriyorum, altını değişiyorum. Mecbur olduğun için her işi yapıyorsun. Bir gün hastanın biri ‘Yatağa yapacağım’ dedi, ‘Yap’ dedim sırf işimden olmayayım diye, ‘Yap, ben temizlerim’ dedim. Ne yapayım ihtiyacım var. Aldığım para belli, kesilen para belli, vergi, haciz… Ne yapacağım başka? Ne bulursam onu yiyorum, yemek için bile ekstra harcama yapmıyorum. Bir dönem hastanede kalan yemekleri eve götürüyordum” diye anlatıyor. “Maaşım iyi olsa daha iyi ücretlere çalışsak bu durumlara düşmeyiz, niye düşelim? Borçlanmayız. Gidip geceleri hasta bakmayız, evimize gider uyuruz, eşimizle çocuğumuzla vakit geçiririz. Gelir az, gider çok. Dönmüyor döndüremiyorsun” diyor. İşten atılmamak için birçok şeye boyun eğdiğini söyleyen Aslı, aynı durumdaki binlerce sağlık emekçisinin durumunu şöyle özetliyor: “Sağlık işçisi olmak hiç dışarıdan göründüğü gibi değil. Hastanede çalışıyorum, rahatsızlanıyorum, doktoruma çıkamıyorum. Baskı o kadar çok ki gidip rahatsızlığımızı öğrenemiyoruz. O kadar şey söyleniyor ki bunların hiçbirine cevap veremiyorsun. Aslında cevabını verirsin, şikayet de edersin ama bunlar hep daha çok mobbing, sonunda işten atmaya kadar gider. 2 bine yakın temizlik işçisi var, çoğunun durumu benim gibi. Borçlu, evine ekmek götüremeyen insanlar baskıya karşı ses de çıkaramıyorlar.”

  • Urfalı fıstık üreticileri nakliye ücretleri altında eziliyor.

    Urfalı fıstık üreticileri, kentte iklimlendirme özelliğine sahip lisanslı depo imkânı olmamasından yakınıyor. Ürünlerini Antep’teki depolara götüren üreticiler nakliye maliyetleri altında eziliyor.

    2022 Türkiye İstatistik Kurumu  verilerine göre Antep Fıstığı olarak bilinen fıstığın en çok yetiştirildiği kent Urfa.

    Ancak buna rağmen Urfalı fıstık üreticileri, yeterli imkân ve olanağa sahip olamadıkları için büyük zorluklarla karşı karşıya bırakılmış durumda.

    Kentte lisanslı depo sayısının yetersizliği nedeniyle üreticiler çıkmazda. Bin bir emekle üretim sağlayan çiftçilerin banka ve tarım destekleme kooperatiflerinden destek alabilmek için ürünlerini lisanslı depolara götürmeleri gerekiyor. Fakat Urfa’da lisanslı depo imkânı bulamadıkları için ürünlerini başka kentlere götürmek zorunda kalan fıstık üreticileri nakliye ücretleri altında eziliyor.

    Lisanslı depolar ürünlerin türüne göre muhafaza etme özelliğine sahip olarak inşa edildikleri için ürünler buralarda zarar görmeden sağlıklı bir şekilde tutulabiliyor. İklimlendirme özelliğine sahip bu depolara ürününü bırakan çiftçi bıraktığı gibi alabilme şansına sahip. Yasal mevzuata dayanarak ticaret odaları ve ticaret borsası tüzel kurumların eliyle kurulan lisanslı depolarda, çiftçiye ürünün güvenilir saklanması ve sağlık muhafaza edilmesi konusunda güven verdiği için ayrıca daha çok tercih ediliyor.

    Urfa Bozova Ziraat Odası Başkanı Fuat Elmas “Yüksek girdi, kuraklık ve elektrik kesintileri nedeniyle fıstık, buğday, arpa ve mercimekte rekolte kaybı yaşandığını belirten Bozova Ziraat Odası Başkanı Fuat Elmas, “Tarıma hükmeden dünyaya hükmeder” diyerek çiftçilere destek çağrısı yaptı.

    Türkiye’de üretilen fıstığın yaklaşık yüzde 50’si, mercimek, buğday ve arpanın ise önemli bir kısmını karşılayan Urfa’da, yüksek girdi ve elektrik sorunu nedeniyle çiftçiler zor günler yaşıyor. Tarım için önemli bir merkez olan Urfa’da 1 milyon 500 dönümde fıstık üretimi yapılırken, 60 bin dönümde ise badem üretimi yapılıyor. Kentte üretilen 2 milyon 500 bin dönüm buğdayın, yaklaşık 300 bin dönümü kuru olarak ekiliyor. 1 milyon 200 bin dönüm kırmızı mercimek ekiminin ise 800 bin dönümü kuru koşullarda ekilirken, 800 bin dönüm ekilen arpanın tamamı kuru koşullarda ekiliyor.

    ‘Her elektrik kesintisi bize rekolte kaybı olarak yansıyor’

    Çiftçilerin korkarak üretim yaptığını belirten Almas, üreticilerin hiçbir zaman mutlu olmadığını kaydetti. Bozova’da tarım yapılan arazilerin yüzde 30’unda sulu tarım yapıldığını dile getiren Elmas, “Sulama yapmak için elektriğe ihtiyacımız var. Korkmadan üretim yapmamız gerek. Elektriği sağlayan Dicle Elektrik Dağıtım (DEDAŞ) ayda bir sulama birliklerinin elektriğini kesiyor. Her elektrik kesintisi bize rekolte kaybı olarak yansıyor. Çiftçi üretim yaparken girdiler nedeniyle hasat edeceği üründen yüzde 10 gibi bir kazanç sağlayacakken, elektrik nedeniyle o yüzde 10’da gidiyor. Bir an önce bölgede elektrik sorunu çözülmeli” diye konuştu.

    Urfa Bozova Ziraat Odası Başkanı Fuat Elmas

    ‘Bir tarım politikası yok. Acınacak durumdayız’

    Pamuk ve şeker pancarı ektiğini belirten Elmas, “Eskiden pamuk ekerken dönüme yüz kiloya yakın gübre atardım ve onun karşılığını da alırdım. Şu anda 60-70 kilo atabiliyorum. Bu rekolteyi de etkileyecek. Üretici ektiği zaman kazanamamasından kaynaklı tarlasını bahçeye çeviriyor. Fıstık ekiyor gidip başka yerlerde çalışıyor. 20 yıl sonra o fıstıktan medet umuyor bu şekilde tarım olmaz. Urfa’da 4-5 ilçeyi birleştirirsek Hollanda kadar oluyor. Ama Hollanda tarımda dünyaya öncülük ediyor. Bizim üreticimiz başka illerde çalışmaya gidiyor. Bir tarım politikası yok. Acınacak durumdayız” dedi.

    ‘Hasat yapmadan o faturayı çiftçi nasıl ödesin?’

    DEDAŞ’ın istediği zaman elektriği kesebildiğini belirten Elmas, “DEDAŞ’tan önce böyle bir sorun yoktu. Nasıl bir anlaşma yapıldıysa kimse DEDAŞ’tan hesap soramıyor. Bize ‘dağı taşı ekin’ diyorlar. Ben ekemiyorum ki. Ektiğim zaman benim elektriğimi kesiyorsun, ben nasıl ekeyim? İki gün önce DEDAŞ sulama birliklerini borçlarını ödemesi durumunda elektriklerini kesmek ile tehdit etmiş. Şu an hasat zamanı yaklaşıyor, 3 gün elektrik kesintisi çiftçinin yüzde 15 kaybı demek. DEDAŞ her ay fatura kesiyor.  Ancak tarımsal elektik faturaları sezonluk ödenmeli. Tarımsal alan her ay para ödeyemez. Hasat yapmadan o faturayı çiftçi nasıl ödesin? Üretici ürününü satacak, ancak o zaman verebilir. Üretici yüksek girdilerin altında ezilirken bir de buna elektrik katıldı” ifadelerini kullandı.

    ‘Neden kooperatif alım yapmıyor?’

    Urfa’da 14-15 Nisan tarihinde etkili olan zirai don nedeniyle fıstıkta yüzde 70’e varan ürün kaybı olduğunu belirten Elmas, fıstıkta taban fiyatı olmamasına tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta fındıkta taban fiyatı açıkladığını hatırlatan Elmas, “Bizde fıstıkta taban fiyatı istiyoruz. Fıstıkta her zaman fındık a verilen taban fiyatın 15 TL üstü bir değer biçiliyor. O zaman su altı boz fıstığın kilosu en az 70 TL olmalı. Devlet bize sahip çıkmadığı için üretici tüccarlara teslim olmuştur. 4-5 tüccar birleşmiş, zor emekle yetişen fıstık a göz dikmiştir. 70 TL olması gereken fıstık şu an pazarda 50 TL’ye satılıyor. Yazık. Bu kadar başıboşluk olmaz. Bir an önce mahsul ofisleri alım yapmalı. Neden kooperatif alım yapmıyor?” diye sordu.

    ‘Biz neden yağı, şekeri, buğdayı ithal ediyoruz?’

    Çiftçinin tarımdan kaçtığını söyleyen Elmas, Urfa’da üretilen hiçbir üründe taban fiyatı olmadığını söyledi. Taban fiyat olursa üreticinin hesap yaparak zarar etmeyeceği şekilde üretim yapacağını dile getiren Almas, “Cumhurbaşkanı ‘dağı taşı ek’ diyor ve sonrasında sahip çıkmıyor. ‘Ek enflasyon oranından artış ile senin ürününü devlet olarak ben alırım’ denilse ben neden ekmeyeyim. O zaman Hollanda’yı geçeriz. Biz neden yağı, şekeri, buğdayı ithal ediyoruz. Ben bunu üretebilirim yeter ki bana destek ver” dedi. Fıstıkta dönüm başına verilen 50 TL İyi Tarım Uygulamaları (İTU) desteklemesinin geçtiğimiz yıl 20 TL’ye düşürüldüğünü hatırlatan Elmas, uygulama ile “Fıstık ekmeyin” denildiğini sözlerine ekledi.

    ‘Tarıma hükmeden dünyaya hükmeder’

    Üreticilerin en büyük sorununun “güven” olduğunun altını çizen Elmas, devamında şunları söyledi: “Hükümet yüzünü üreticiye dönecek ve ‘ben seninleyim’ diyecek. Üretici ile oturup ‘biz üretimi nasıl daha yaygınlaştırabiliriz?’ diye sorsunlar her şey hal olur. Yeter ki bize güven versinler. Tarıma hükmeden dünyaya hükmeder. Her şeyden önce güven olmalı, ancak bu yok. Biz üretmezsek herkes kaybeder. Biz aç kalırsak herkes aç kalır.”

    LİSANSLI DEPO FAİZSİZ YA DA DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ İMKÂNI SAĞLIYOR

    Lisanslı depo talebinde bulunan Urfalı fıstık üretici, lisanslı depolamanın çiftçiye bankalardan ve kooperatiflerden düşük faizli ya da faizsiz kredi olanağı sunduğu için özellikle tercih edildiğinin bilgisini paylaşıyor. Bozova’nın Boztepe köyünde yaşadığını aktaran ÇİFTÇİ, “3 bin fıstık ağacım var. Yıllık ortalama 8 ton fıstık üretiyorum. Fıstığımızı, bankaların kredilerinden faydalanmak için mecburi Antep’teki lisanslı depolara götürüyoruz. Urfalı binlerce üretici ya fıstığını ilk elden satmak zorunda kalıyor ya da nakliye ücretlerine katlanıp Antep’e götürmek zorunda kalıyor” sözleriyle yaşadıkları zorlukları anlattı.

    ÜRETİCİLER FISTIK TÜCCARLARININ KISKACINDA

    Kentteki fıstık üreticilerinin lisanslı depo dışında da sorunlar yaşadığını bildiren ÇİFTÇİ fıstık piyasasını elinde tutan fıstık tüccarlarının ciddi boyutlara varan fırsatçılığıyla karşı karşıya olduklarını da aktarıyor. ÇİFTÇİ sözlerini şöyle sürdürüyor: “Urfalılar olarak ürünlerimizi alıp satmak ya da depolamak için Antep’e götürüyoruz. Birçok üretici de nakit paraya ihtiyacı olduğu için fıstığını hemen satıyor. Oradaki fıstık tüccarları ağız birliği yaparak fiyatları aşağıya çekiyorlar. Örneğin geçen yıl depolama yapamadığımız için hemen sattık. Bizden fıstığın kilosunu 120 TL’ye alan fıstık tüccarları, çiftçilerin elindeki tüm ürünleri toplayıp bir hafta sonra fiyatı 180 TL’ye çıkardılar. Ortada ciddi bir fırsatçılık yapan tüccar kıskacı var ve şu an yine fıstık hasadı geldi. Tüccarlar el birliğiyle fiyatı yine 120 TL’ye düşürmüşler. Depolama imkânı olmadığı için çoğunlukla Urfalı fıstık üreticileri, fırsatçılık yapan tüccarların insafına kalıyor. Özel depolama yapan kişiler çiftçinin ürününü ondan habersiz satıp kaçabiliyor. O yüzden çiftçi onlara da teslim edemiyor. Urfalı fıstık üreticileri olarak bu sorunlardan kurtulmanın tek yolu lisanslı depolardır.”

    ‘NAKLİYE ÜCRETLERİNDEN KURTULMAK İSTİYORUZ’

    Fıstık üreticisi ise Türkiye’de en çok fıstığı Urfa’nın üreticilerinin yetiştirdiğini fakat fıstığı işleyerek pazara sunacak imkana sahip olmayan ilin de Urfa olduğu görüşünde. Fıstığın depolamasından, fıstık borsasına, fıstığın tüm işlemlerden geçirilerek hazır hale getirildiği tüm sanayi olanaklarına kadar her şeyin Antep’te olduğunu söyleyen ÇİFTÇİ “En çok bizler üretiyoruz. 4 bin fıstık ağacına bakıyorum. Ben ve ailem gece gündüz çalışıyoruz. Ama lisanslı bir depomuz bile yok. Urfa’da fıstığı üretecek piyasaya sunacak bir sanayi işletmesi imkânı yok. Her şeyin merkezi Antep olmuş. Aynı imkanların Urfa’da da olmasını istiyoruz. Akaryakıt çok pahalandı. Nakliye fiyatları 5 katına çıktı. Ürünlerimizi buradan yükleyip Antep’e götürmek oldukça masraflı. Girdi maliyetleri zaten artmış ayrıca nakliye ücretleri altında ezilmek istemiyoruz” diye konuştu.

    Urfa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Abdullah Melik

    ‘LİSANSLI DEPO BELGESİ OLMAYINCA KREDİ İMKANLARINDAN YARARLANILAMIYOR’

    Urfalı çiftçilerin yaşadığı sorunları ilişkin konuşan Urfa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Abdullah Melik, Türkiye’nin en büyük fıstık üreticisinin Urfa olduğunun resmi rakamlarla tescillendiğinin bilgisini veriyor. Lisanslı depoculuk oluşturulması için kentte bulunan ticaret borsası, ticaret odası gibi tüzel kişiliğe sahip kurumların projelendirme yapabileceğini söyleyen Melik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu projeye bütçe sağlayabileceğini de sözlerine ekliyor.

    Lisanslı depo olmayışının yarattığı sıkıntıları anlatan Abdullah Melik finans sıkıntısı çeken çiftçinin bu depolardan belge alarak Ziraat Bankası veya tarım kredi kooperatiflerinden düşük faizli ya da faizsiz kredi alma şansı olduğunu kaydetti.
    Melik şöyle devam etti: “Çiftçi ürünü hasattan alır almaz ucuza satacağına orda muhafaza edip ve gerçek değerine kavuştuğu noktada satabiliyor. Lisanslı depo haricindeki depolanan fıstığa kimse kredi vermiyor. Bu depolar şart. Urfa’da lisanslı depo olursa bu depolarla küçük çiftçiler de korunacak.”

    Urfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya

    LİSANSLI DEPO PROJEMİZİ OLUŞTURDUK KAYNAK ARIYORUZ

    Lisanslı depo için proje sunma yetkisine sahip olan kurumlardan biri olan Urfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya, öncesinde devlet eliyle depolama işlemi yapan Türkiye Mahsuller Ofisi’nin (TMO) zarar edip kapatılmasının ardından lisanslı depoculuk seçeneğinin gündeme geldiğini hatırlattı. Bunun da kentlerde bulunan ticaret odaları, ticaret borsası gibi kurumların projelendirmesiyle oluşturulmaya başlandığını söyleyen Kaya “Bizler bu işin öncülüğünü yapıyoruz. Şimdiye kadar Urfa’ya biri 20 ton olan pamuk biri de 40 ton hububat deposu olan iki büyük lisanslı depo kazandırdık. Şimdi sıra yine lisanslı fıstık deposunda. Tüm projemizi hazırladık ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sunduk. Bu depoların her biri 200 milyon TL’ye mal oluyor. Bakanlık bütçesinden tümüne yetecek kadar bir ödeme yapmadığında bizler bu işin olması için elimizden geldiği kadar bütçe bulup yapmaya çalışacağız” dedi.

    ‘LİSANSLI DEPO İÇİN ÇALIŞMAMIZ UZUN BİR ZAMANDIR VAR’

    Urfa’ya iki büyük lisanslı depo kazandırdıklarını söyleyen Ticaret Borsası Başkanı Kaya, “İlimize inşallah bir lisanslı fıstık deposu da kazandıracağız. İki yıl önce bunun çalışmalarına başladık. Yer temini ve projelendirmemizi bitirdik. Şimdi bakanlık ve Avrupa Birliği’nde destek ve fon sağlama sürecindeyiz. Türkiye’de toplamda 126 tane lisanslı depo var bunlardan sadece 7 tanesi bizim gibi tüzel yapıya sahip ticaret borsaları eliyle oluşturulmuş. Diğerleri ise özel şirketlere ait depolar. Bu 7 tanesinden 2 tanesi şu an Urfa’da ve üçüncü depomuz olan lisanslı fıstık depomuzu da umuyoruz ki en kısa zamanda şehrimize kurarak çiftçilerimizin sesine ses kentin ihtiyacına cevap oluruz” dedi.

    Kaya, deponun tam olarak ne zaman yapılıp çiftçinin hizmetine sunulacağına dair ise net bir tarih veremediklerini söyledi.

     

     

  • ‘Arap Yusuf’ hayatını kaybetti

    Akyazı Pazarköy Mahallesi halkından merhum Hüseyin Akcan’ın Oğlu, Osman, merhum Muhammed, Zekeriya, Süleyman ve Sırrı Akcan ile Hasan Bulut’un Yeğenleri, Serhat, Sedat ve Ferda Akcan’ın Babaları Yusuf Ziya Akcan vefat etmiştir.

    ‘Arap Yusuf’ hayatını kaybetti

    Sakarya’da Arap Yusuf lakabıyla tanınan Yusuf Ziya Akcan, geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat etti

    Cenaze namazı bugün Adapazarı Salko camiinde kılınacak ikindi namazını müteakip Pazarköy Mahallesi aile mezarlığına defnedilecektir

    Merhuma Cenabı Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar niyaz ederiz mekanı cennet olsun.

    Oğlu Ferda Akcan 0545 747 61 54

     

    Yaşar Zımba’nın acı günü

    ASKF Başkanı Yaşar Zımba’nın amcası Lütfi Zımba vefat etti.

    ASKF Başkanı Yaşar Zımba’nın amcası Lütfi Zımba vefat etti. Cenazesi ikindi namazında Akyazı Gebeş Mahallesi’nden kalkacaktır.

    Akyazı Konuralp Mahallesi Akminare halkından merhum Ali Soğukçelik’in Oğlu, merhum Ali Osman, Veysel ve İdris Soğukçelik’in Kardeşleri Ali ve Mustafa Soğukçelik’in Babaları Fazlı Soğukçelik vefat etmiştir. Cenaze namazı bugün Gazi Süleyman Paşa Camii’nde kılınacak Öğle Namazını müteakip süt fabrikası yanı aile mezarlığına defnedilecektir. Merhuma Cenabı Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar niyaz ederiz mekanı cennet olsun. Oğlu Ali Soğukçelik 0539 353 16 20

    ADI SOYADI DOĞ.TARİHİ MEZARLIK
    ABDÜLKADİR AYPEK 15.05.1936 ADAPAZARI EMİRSULTAN-1 MEZARLIĞI
    BAHRİYE BAL 02.06.1959 BARTINA NAKİL GİTTİ
    DEFNE ERTÜRK 02.08.2022 SÖĞÜTLÜ KÜÇÜKSÖĞÜTLÜ ESKİ MEZARLIĞI
    DURSUN ÇELİK 25.03.1943 İSTANBUL İLİNE NAKİL YAPILDI
    ERDOĞAN CAN 20.01.1940 ADAPAZARI EMİRSULTAN-2 MEZARLIĞI
    FAZLI SOĞUKÇELİK 08.06.1943 AKYAZI HASTAHANE MAHALLE MEZARLIĞI
    FERİDE DALKILIÇ 10.02.1936 SAPANCA SOĞUKSU MAHALLE MEZARLIĞI
    HASAN AY 02.01.1952 HENDEK MERKEZ MEZARLIĞI
    HİKMET DOĞRAMACI 05.04.1957 HENDEK ORTAKÖY MAHALLE MEZARLIĞI
    KADRİYE KURTULUŞ 01.01.1965 SERDİVAN MERKEZ MEZARLIĞI-1
    KEMAL GENÇ 03.10.1982 KARASU KARAMÜEZZİNLER YUKARI MEZARLIĞI
    LÜTFÜ ZIMBA 02.03.1929 AKYAZI GEBEŞ MAHALLE MEZARLIĞI
    MELEK EROL 01.06.1935 PAMUKOVA MERKEZ YUKARI MEZARLIĞI
    MUHAMMET MÜCAHİT GÜNÜAK 19.04.1984 ARİFİYE MERKEZ MEZARLIĞI
    MÜNEVVER YENER 01.03.1930 TARAKLI MAHDUMLAR MAHALLE MEZARLIĞI
    MÜNÜR KARAKULAK 01.02.1936 HENDEK KARADERE OKUL YANI MEZARLIĞI
    NAFİYE ŞAR 15.07.1938 ADAPAZARI EMİRSULTAN-2 MEZARLIĞI
    RECEP MOLLA 03.06.1953 KARASU AZİZİYE YENİ MEZARLIĞI
    SEYİT AHMET KAYA 15.07.1937 PAMUKOVA GÖKGÖZ AŞAĞI MEZARLIĞI
    YAŞAR BAYRAKDAR 04.06.1962 İZMİT UMUTTEPE NAKİL YAPILDI
    YUSUF ZİYA AKCAN 07.06.1956 AKYAZI PAZARKÖY MAHALLE MEZARLIĞI
    ZEHRA GÜNEY 10.08.1942 GEYVE MERKEZ MEZARLIĞI-1
  • Bölgemizde mermer ocağı istemiyoruz

    Denizli’nin Tavas ilçesinde yapılmak istenen açık kömür ocağı ve mermer ocaklarına karşı tepkiler sürüyor. Gümüşdere mahallesinde yaşayan yurttaşlar mermer oacağına karşı açıklama yaptı.

    Denizli Tavas ilçesinin birçok mahallesinde açık kömür ocağı ve mermer ocaklarına karşı mücadeleler sürüyor. Avdan halkının kömür ocağına karşı yaptığı yürüyüşün ardından bu kez de Gümüşdere mahallesi mermer ocağına karşı açıklama yaptı.

    Mermer ocağı planlanan alanda yapılan açıklamaya Gümüşdere mahalle muhtarı, Nikfer mahalle muhtarı, Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili, TMMOB, Büyük Menderes İnisiyatifi, Avdan Platformu ve CHP Tavas ilçe örgütü de katıldı.

    Açıklamayı mahalleli adına Hıdır Öğünç okudu. Mermer ocağının bölgedeki hayvancılığı ve tarımı bitireceğini dile getiren Öğünç, “Gümüşdere mahallesi mevkiinde 16 mart 2022 tarihinde, şirket tarafından yapılması planlanan II-B grubu maden (mermer) ocağı işletmeciliği projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği’nin 17. Maddesi gereğince II-B grubu maden (mermer) ocağı işletmeciliği projesine valiliğimizce ‘çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir’ kararı verilmiştir. Daha önceki ÇED gerekli değildir kararları itiraz edilerek mahkeme süreçleri başlatılmış olup dava devam etmektedir. Ayrıca 13 Ocak 2022 tarihinde ÇED sürecinde halkın katılım toplantısında Gümüşdere muhtarı ve yöre halkı mermer ocağı işletmesini istemediklerini dile getirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “KİRLİLİK VE YIKIMLAR GELECEĞİMİZE ZARAR VERECEKTİR”

    Mermer ocağı istemediklerinin altını çizen Öğünç, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir. Şu gerçeği iyi biliyoruz ki, yapılacak doğa tahribatları sonucunda meydana gelecek kirlilik ve yıkımlar geleceğimize zarar verecektir. Bu nedenle tekrar üstüne basarak dile getiriyoruz ki bizler bölgemizde mermer ocağı istemiyoruz” dedi.

    “8 AYDA 16 RUHSAT ALANI 20’YE ÇIKTI”

    Açıklamanın ardından söz alan Büyük Menderes İnisiyatifi Sözcüsü Mustafa Çallıca, ocak ayından itibaren artan ruhsat sayısı ve çalışma alanlarına dikkat çekerek, yaşam hakkı için mücadele çağrısı yaptı.

    8 ay önce 10 bölgede 16 ruhsat alanı olduğunu belirten Çallıca, “Aradan 8 ay geçti 10 bölge 15 bölgeye çıktı. Ruhsat alanları 20’ye çıktı. Halen ruhsatlar verilmeye devam ediyor. 20 bin dönüm alan ruhsatlı alan. 30 milyon ton üretim yapılacak. Bu ocaklar faaliyete geçerse her gün bin 500 ton su buralara verilecek. Biz çocuklarımızın geleceğini bitiriyoruz. Ormansızlaşmaya yol açtığımız için iklim dengesini bozuyoruz” dedi. Çallıca son olarak Tavas ve Kale halkına yaşam hakkı için birleşme çağrısı yaptı.

  • Bike FEST’e aksiyon dolu başlangıç: “Ayçiçeği Vadisi’nde sizi bekliyoruz”

    Bike FEST’e aksiyon dolu başlangıç: “Ayçiçeği Vadisi’nde sizi bekliyoruz”

    Büyükşehir Belediyesi’nin Bike FEST organizasyonu Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde Sakarya MTB Cup heyecanı ile başladı. Kazananlara madalyalarını takdim eden Yüce, “Bisiklet Dostu Şehir unvanıyla ülkede ilk ve tek olan Sakarya’mız bisikletle özdeşleşsin istiyor ve çalışıyoruz. Bike FEST tüm vatandaşlarımız için harika bir fırsat, herkesi bu heyecana ortak olmaya davet ediyorum” dedi. Festival UCI Eliminatör Dünya Kupası, Tour Of Sakarya, 3 büyük konser ve EXPO Sakarya organizasyonlarıyla devam edecek.

    Büyükşehir Belediyesi, Bike FEST organizasyonuna Sakarya MTB Cup yarışıyla başladı. 4 uluslararası müsabakaya ev sahipliği yapılacak, 3 konseri ve EXPO Sakarya organizasyonlarının gerçekleştirileceği Bike FEST 12 Ağustos itibariyle kapılarını açtı. Dünyanın en modern bisiklet tesisi Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde yarışların start bayrağını Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce kaldırdı. MTB’nin en fazla puan getiren yarışlarından bir tanesi olan ‘Cross Country’ yarışında kadın ve erkeklerden oluşan 40’a yakın sporcu katıldı. Yaklaşık 20’ye yakın ülkeden katılan sporcular 4 buçuk kilometrelik dağ bisikleti parkurunda ter döktü. Erkekler 8, kadınlar ise 6 tur boyunca şampiyonluk için yarıştı. Elit Erkekler kategorisinde İsviçre’den Ursın Spescha birinci, İtalya’dan Alessıo Agostinelli ikinci, Almanya’da Sılas Graf üçüncü oldu. Elit Kadınlar kategorisinde ise Slovenya’dan Tanya Zakelj birinci, Yunanistan’dan Eleftherıa Gıachou ikinci ve Slovenya’dan Vıta Movrın üçüncü oldu. Derece yapanlara madalyalarını Başkan Ekrem Yüce ve protokol üyeleri yaptı.

    Bisiklet Şehri Sakarya

    Başkan Yüce, Dünya Bisiklet Şehri unvanıyla Türkiye’de ilk ve tek olduklarını ve Sakarya’nın son olarak 116 kilometre bisiklet yoluyla buluşturulduğunu ifade etti. Bu şehirde bisiklet dostlarının istedikleri yerde bisiklet kiralayıp, istedikleri noktaya kadar bisiklet yollarından güvenli şekilde gidebildiklerine dikkat çekti. Ayrıca dünyanın en modern bisiklet parkuru Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde şampiyonların yarıştığı pistlerin vatandaşlar tarafından sürüş alanı olarak kullanılabildiğini ifade eden Yüce, bu yönüyle Sakarya’nın bir dünya markası haline geldiğine dikkat çekti. Başkan Yüce, başladıkları Bike FEST programında dünyadan sporcuları ağırlayacaklarını ve organizasyonun etkinlikler ve gösterilerle devam edeceğini anlatarak “Tüm Türkiye ve Sakarya’daki sporseverleri festivalimize katılmaya davet ediyoruz” diye çağrı yaptı.

    Sakarya Türkiye’de ilk ve tek

    Yüce, “Şehirlerin şehri Sakarya’ya hoş geldiniz. Sakarya olarak yeniliklerin ve ilklerin şehri olmaya devam ediyoruz. Sakarya’mız, dünyadaki Bisiklet Dostu Şehir unvanına sahip olan sayılı şehirlerinden biri. Bu özelliğiyle de Türkiye’deki ilk ve tek şehir.  Bu unvan tüm dünyada sayılı şehre verilmiş bir unvan. Çok şükür ki bu gururu yaşayarak ülkemizi temsilen yerimizi aldık. Bisiklet Dostu Şehir Unvanı, Uluslararası Bisiklet Birliği tarafından çok ciddi değerlendirmeler sonucunda verilen bir unvandır. Buna hak kazanmak için yerine getirmeniz gereken bir dizi gereklilik ve yeterlilik mevcuttur. Biz Sakarya olarak hamdolsun bu yeterlilikleri ve gereklilikleri yerine getirdik ve Bisiklet Dostu Şehir olduk. Sakarya’mızda toplam 116 km bisiklet yolu bulunmaktadır. Sakarya’da bisiklet kullanarak şehrin neredeyse tamamına sorunsuzca ulaşabilirsiniz” dedi.

    Bisiklet kullanımı için özel projeler

    Sakarya’da bisiklet kültürünün şehrin tamamına yayıldığını ifade eden Yüce, “Şayet bisikletiniz yoksa bile şehrimizin tamamına yayılmış bisiklet yollarıyla entegre edilmiş akıllı bisiklet duraklarımızdan kolaylıkla bir bisiklet kiralayabilir ve gideceğiniz yerdeki istasyonda bisikletinizi bırakabilirsiniz. Sakarya Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizde bisiklet kültürünü sürdürülebilir hale getirmek için, başta uluslararası bisiklet yarışmaları organizasyonları olmak üzere, bisiklet yollarının yapım ve bakım işleriyle ilgilenirken, başka bir dizi projenin de yürütücülüğünü sürdürmektedir. Mevcut bisiklet yollarımızda, ışıklandırmanın olduğu bölgelerde, bisiklet kullanan vatandaşlarımızın da karşıdan karşıya geçişini kolaylaştırabilmek amacıyla, çeşitli noktalara bisiklet amblemli özel ışıklandırma takılmıştır” diye konuştu.

    “Sakarya sizin eviniz, dünyayı misafir ederiz”

    Dünya sporcularına ‘Sakarya sizin eviniz, dünyayı misafir ederiz’ çağrısı yapan Başkan Yüce, “Dünyanın en modern ve en fonksiyonel bisiklet parkuru olan Ayçiçeği Bisiklet Vadisinde şampiyonların yarıştığı pistte bisiklet kullanabilirsiniz. Ayçiçeği Bisiklet Vadisi Yol, Dağ ve BMX olmak üzere aynı anda 3 şampiyonanın yapılabileceği bir tesis. Sakarya Büyükşehir Belediyemiz, bisiklet yolları yatırımlarıyla geçtiğimiz senelerde bazı yerel ve ulusal müsabakalar dışında MTB CUP Yani Dağ Bisikleti Şampiyonası, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turnuvası ve 2020 Dağ Bisikleti Dünya Maraton Şampiyonası bu tesiste gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde iki hafta boyunca gerçekleştirilecek olan Uluslararası Bisiklet yaklaşık 16 gün boyunca sürecek yarışların, etkinliklerin, gösterilerin ve Sakarya Exponun şehrimize hayırlı olmasını dilerim.  Bisiklet Dostu Şehir unvanıyla ülkede ilk ve tek olan Sakarya’mız bisikletle özdeşleşsin istiyor ve çalışıyoruz. Bike FEST tüm vatandaşlarımız için harika bir fırsat, herkesi bu heyecana ortak olmaya davet ediyorum. Sakarya sizin eviniz, Dünyayı misafir ederiz. şiarı ile her birinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

    Yarış takvimi ve tarihler

    Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı yarışlar 4 uluslararası müsabakayı kapsıyor. Bunlar sırayla Tour Of Sakarya Yol Bisikleti Yarışı, UCI Marathon Series, Sakarya MTB Cup yarışı ve finalde daha önce Türkiye’de hiç yapılmayan UCI Dağ Bisiklet Eliminatör Dünya Kupası olacak.

    Yarışlar, konser ve etkinliklerin tarihleri şöyle:

    12 Ağustos – Sakarya MTB Cup

    14 Ağustos UCI MTB Marathon Series – Sakarya XCM

    17 Ağustos Sakarya MTB Cup Night Race

    21 Ağustos UCI Eliminator World Cup

    25 Ağustos –  28 Ağustos – EXPO Sakarya

    25 Ağustos – 28 Ağustos – Tour Of Sakarya

    Konserler:

    21 Ağustos – Ekin Uzunlar (19.00) / Bisiklet Vadisi

    25 Ağustos – Sefo (19.00) / Demokrasi Meydanı

    28 Ağustos – Bilal Sonses (19.00) / Demokrasi Meydanı

    Ayrıca 25-28 Ağustos tarihleri arasında AKM önünde Sakarya EXPO gerçekleştirilecek. Bu alanda şehrin sportif, yöresel ve sosyal özellikleri tanıtılacak. İkramlar, tanıtımlar ve etkinlikler gerçekleştirilecek.

    Bir 9 kişi, bisiklet ve açık hava görseli olabilir

    Bir 1 kişi, bisiklet ve açık hava görseli olabilir

    Bir 2 kişi ve açık hava görseli olabilir

    Bir 2 kişi, ayakta duran insanlar, bisiklet ve açık hava görseli olabilir

    Bir 4 kişi, bisiklet ve yol görseli olabilir

    Bir 9 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Bir 10 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

    Bir 7 kişi, bisiklet ve açık hava görseli olabilir

    Bir 4 kişi ve açık hava görseli olabilir

    Bir 4 kişi, oturan insanlar ve açık hava görseli olabilir

    Bir açık hava görseli olabilir

  • SATSO Doku Kültürü Laboratuvarı’na Bakan Varank’tan övgü

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank bir dizi ziyaret açılış için Sakarya’daydı. Bakan Mustafa Varank’ın ilk durağı Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan Sakarya Tarımsal Ürünler Üretim Mükemmeliyet Merkezi oldu.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Hendek ilçesindeki 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde 1550 metrekaresi kapalı toplam 7 bin metrekarelik alanda kurulu “Tarımsal Ürünler Mükemmeliyet Merkezi”ni (Doku Kültürü Laboratuvarı) ziyaret etti.

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Talip Kuriş ve Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ev sahipliğinde gerçekleştirilen ziyaret programına; Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, Sakarya Ak Parti İl Başkanı Yunus Tever, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, MARKA Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu ve SATSO Yönetim Kurulu Üyeleri iştirak etti.

    Çalışmalarına 2014 yılında başlanıp  2021 yılında tamamlanarak 8 ay önce aktif olarak faaliyete geçen Sakarya Doku Kültürü Laboratuvarı’nı ziyaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank laboratuvar ortamında üretilen ürünlerin üretim aşamaları ve katma değeri ile ilgili SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ’ dan bilgi aldı.

    TC. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yaptığı değerlendirmede, Doku Kültürü Laboratuvarı’nın faaliyete geçtikten sonra 8 ay gibi kısa bir sürede ciddi işlere imza attığını belirterek “Burada güzel ve geleceğe yönelik ciddi işler yapıldığını gördük. Kısa bir sürede ihracat yapabilme başarısı gösterilmesinden dolayı tebrik ederim. Burada özellikle süs bitkileri alanında çok ciddi bir altyapı kurduk ve bu tesis, Türkiye’de daha önce bitki kültürüyle üretilmeyen bitkileri burada üretmeye başladı. Türkiye üretmeye, katma değer yaratmaya devam ediyor ve Sakarya bu anlamda önemli bir kentimiz. Tebrik ederim” dedi.

    Merkezde kadın ve genç istihdamının da önemine değinen Bakan Varank, “Burada yalnızca tarımsal ürünler değil, insan da yetiştiriliyor” diyerek özellikle üniversite öğrencilerinin sektöre hakim olmalarına yönelik istihdama kazandırılmalarını takdirle karşıladığının altını çizdi. Sanayi ve teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sakarya Tarımsal Ürünler Üretim Mükemmeliyet Merkezi’nde çalışan üniversite öğrencileri ve laboratuvar uzmanları ile sohbet etti.

    Başkan Altuğ ise, Doku Kültürü Laboratuvarı’nın temellerinin 2014 yılında atıldığını Ar-Ge sürecinin ardından çalışmaların başladığını, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’ndan proje desteği alınarak hayata geçirildiğini ifade etti.

    Altuğ ayrıca şunları dile getirdi; “Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Araştırma Eğitim ve Organizasyon A.Ş. tarafından işletilerek faaliyetleri yürütülen Sakarya Tarımsal Ürünler Mükemmeliyet Merkezi diğer adıyla Doku Kültürü Laboratuvarımız ürettiği tarımsal ürünler ve süs bitkileri ile dünya pazarına girmeyi amaçlıyor. Burada, ihtiyaç duyulan ve nesli tükenen tarımsal ürünlerin sağlıklı bir şekilde çoğaltılmasını da sağlayabildiğimiz bir sistem var.

    Bu doğrultuda Alman orkide üretim firması ile işbirliği çerçevesinde ilk ihracatımızı geçen ay gerçekleştirdik.  Laboratuvarımız, tek çatı altında yıllık 30.000.000 kapasite ile Türkiye’nin en büyük doku kültürü laboratuvarıdır. Doku kültürü tarımda önemli bir noktayı kapsıyor ve ülkemizi bu konuda ileri taşıyacak bir uygulamadır. Bu doğrultuda bizlere bu projeyi hayata geçirme fırsatı sunan Sanayi ve Teknoloji Bakanımız şahsında bakanlığımıza bağlı tüm birimlere teşekkür ederiz.” diye konuştu.

    Özellikle pandemi sonrası pandemi sonrası değişen küresel ekonomik koşulların, tarımsal üretimin önemini daha da arttırdığının altını çizen Başkan Altuğ, gıdaya yönelik bitkiler üzerine de çalıştıklarını Sakarya ve ülkemizdeki tarımsal üretimin, verim ve kalitesinin arttırılması amacı ile çalışmalara hız verdiklerini belirtti.

    Sakarya Tarımsal Ürünler Mükemmeliyet Merkezi, Söğütlü 3. OSB’de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank başta olmak üzere il protokolünün katılımı ile gerçekleşen toplu açılış töreni ile resmi olarak açıldı.

    Bakan Varank burada yaptığı konuşmada, Sakarya Tarımsal Ürünler Mükemmeliyet Merkezi’nin tarım sektörü ve ekonomiye katma değer anlamında çok önemli bir çalışma olduğunun özellikle altını çizdi.

  • Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank,”Tarımsal Ürünler Üretim Mükemmeliyet Merkezi”ni (Doku Kültürü Laboratuvarı) ziyaret etti.

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Hendek ilçesindeki 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde 1550 metrekaresi kapalı toplam 7 bin metrekarelik alanda kurulu “Tarımsal Ürünler Üretim Mükemmeliyet Merkezi”ni (Doku Kültürü Laboratuvarı) ziyaret etti. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ’dan faaliyetlere ilişkin bilgi alan Varank, merkezi gezerek incelemelerde bulundu.

    Varank, daha sonra Akyazı ilçesinde Sakarya Büyükşehir Belediyesince kurulan Seracılık Mükemmelliyet Merkezi’ne geçti. Burada üretilen domatesleri inceleyen Varank, topladığı domatesleri gazetecilere ikram etti.

    43 FABRİKA, 1 LOJİSTİK MERKEZİ

    Varank, gazetecilere, Sakarya’da bugün son dönemde üretime başlayan 43 fabrika ve 1 lojistik merkezinin resmi açılışını, ayrıca Sakarya 3. Organize Sanayi Bölgesi’ne kazandırdıkları ortak kullanım tesisleri ve Bakanlığın desteklediği projelerin açılışını yapacaklarını söyledi. Kente erken saatlerde geldiklerini ve Doku Kültürü Laboratuvarı’nı ziyaret ettiklerini belirten Varank, “Burada özellikle süs bitkileri alanında çok ciddi bir altyapı kurduk ve bu tesis, Türkiye’de daha önce bitki kültürüyle üretilmeyen bitkileri burada üretmeye başladı.” dedi.

    27 DEKAR KAPALI ALAN

    Daha sonra Bakanlığa bağlı kalkınma ajanslarının desteğiyle Büyükşehir Belediyesi ile kurdukları serayı ziyaret ettiğini anlatan Varank, domates üretimi yapılan merkezde, aynı zamanda seracılığın en iyi uygulama örneklerinin de sektöre ve vatandaşlara öğretileceğini dile getirdi. Tesisin 27 dekar kapalı alana sahip olduğunu söyleyen Varank, seranın ısıtılmasının, yer altındaki sıcak su kullanılarak sağlandığını, tam otomasyona sahip merkezin muhteşem bir tesis olduğunu ifade etti.

    20 TON DOMATES

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile bölgenin en büyük seralarından birini kurduklarını, merkezde sektöre bu işin eğitiminin de verileceğini vurgulayan Varank, “Gerçekten arkadaşlarımız çok başarılı bir iş yapmışlar. Buradan her gün bir tır domates çıkıyor. Yani 15 ila 20 ton arasında domates çıkıyor ve yıl boyunca çıkıyor. Burası en son teknolojilerle donatılmış. Dediğim gibi ısı ihtiyacını da yer altındaki termal sulardan karşılayan çok verimli bir sera. Biz bu örnekleri, yerel paydaşlarımızla beraber yaptığımız bu örnekleri tüm Türkiye’de yaygınlaştırmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.

    DÜNYADAKİ 10 BÜYÜK EKONOMİDEN BİRİ

    “Türkiye’yi dünyadaki 10 büyük ekonomiden biri yapmak istiyorsak katma değer üretmek mecburiyetindeyiz.” Diyen Varank, “Belediyemiz burada ne yaptı? Kalkınma ajansımızla bir araya gelerek yer altında boşa yatan bu termal suyu değerlendirmek istedi. Bu sera projesini geliştirdi. Beraberce bu işe imza atmış oldu. Sakarya’da bu tip yatırımları yaygınlaştırmak istiyoruz. Sektöre buradan çağrıda bulunmak istiyoruz; bu bölgede, Marmara Bölgesi’nde seracılıkla ilgili iş yapmak isteyen kim varsa bunlar STK’ler olabilir, firmalar olabilir gelsinler, Sakarya Büyükşehir Belediyemizin bu Sera Mükemmeliyet Merkezi’ni görsünler. Onlardan teknik destek alsınlar ve işlerini en katma değerli şekilde yerine getirsinler. ” ifadelerini kullandı.

    SANAYİDE MÜTHİŞ İVME

    Varank, Sakarya’nın potansiyeline inandıklarını, sanayide müthiş bir ivme yakalayan kentin, aynı zamanda doğasıyla muhteşem bir turizm şehri olduğunu belirtti. Sakarya’nın tarımda da çok ciddi atılımlar yakaladığına işaret eden Varank, Bakanlık olarak gerek merkez teşkilatları gerekse yerelde kalkınmayı destekleyen kalkınma ajanslarıyla hizmet etmeye devam edeceklerini dile getirdi.

    Bakan Varank’a, Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, AK Parti Sakarya milletvekilleri Recep Uncuoğlu ve Kenan Sofuoğlu, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever eşlik etti.

  • Emekli öğretmen Osman Musa’nın evlat acısı

    Emekli öğretmen Osman Musa’nın evlat acısı

    Şehrimizde yakından tanınan emekli öğretmen Osman Musa’nın dört çocuğundan en büyüğü olan 42 yaşındaki Esma Bingöl geçirdiği beyin kanaması sonrası tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi Onkoloji bölümünde hayatını kaybetti.

    Yaklaşık 25 gün önce beyin kanaması geçirerek Ankara Onkoloji Hastanesi’ndeki tedavisinden umutlu bir haber bekleyen Musa Ailesinin kızları üç çocuk annesi Esma Bingöl Musa’nın vefatı büyük üzüntü yarattı

    Hastanedeki tedavisi sırasında şehrimizden çok sayıda eğitimci emekli öğretmen Osman Musa’yı Ankara’daki hastanede ziyaret ederek zor günlerinde destek olmuştu.