Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde yaşananlar, yalnızca bir oda başkanlığı seçimine ilişkin tartışma değildir. Yaşananlar, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne, seçim güvenliğine ve demokratik iradenin ne kadar korunabildiğine ilişkin ciddi bir sınavdır.
24 Ekim’de gerçekleştirilen SATSO Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu üyeliği seçimlerinde Akgün Altuğ 45, Yılmaz Dünya 43 oy almıştır. Aradaki fark yalnızca iki oydur.
Yapılan itirazları değerlendiren Arifiye İlçe Seçim Kurulu itirazları reddetmiş, ancak dosyayı inceleyen Sakarya İl Seçim Kurulu bu kararı kaldırarak seçimin yenilenmesine karar vermiştir.
Üstelik bu karar sıradan bir değerlendirmeye dayanmamaktadır.
İl Seçim Kurulu;
* Gizli oy ilkesinin ihlal edildiğini,
* Oy pusulalarında isimlerin silinerek değişiklik yapıldığını ve bir adayın isminin el yazısıyla pusulaya eklendiğini,
* Seçilen bir kişinin kesinleşmiş mahkûmiyeti ve devam eden hak yoksunluğu nedeniyle seçilme yeterliğinin bulunmadığını, tespit ederek seçimin yenilenmesine karar vermiştir.
Şimdi kamuoyunun cevap beklediği soru şudur:
İl Seçim Kurulu’nun somut tespitler ve oy birliğiyle aldığı iptal kararı hangi hukuki gerekçeyle ortadan kaldırılmıştır?
5174 sayılı Kanun’un 81. maddesi, oda seçimlerinde İl Seçim Kurulu kararlarının kesin olduğunu açıkça düzenlemektedir. Yüksek Seçim Kurulu’nun tam kanunsuzluk iddiasını inceleme yetkisi bulunduğu kabul edilse bile bu yetki, her türlü yeniden değerlendirilmesine imkân veren sınırsız bir temyiz yetkisi değildir.
Eğer İl Seçim Kurulunun tespit ettiği gizli oy ihlali, pusulalardaki değişiklikler ve seçilme yeterliliğine ilişkin hususlar hukuken geçersiz sayılıyorsa, bunun gerekçesi açıkça ortaya konulmalıdır. Yok eğer bu tespitler değişmişse, iki oy farkla sonuçlanan bir seçimde bunların göz ardı edilmesi nasıl açıklanacaktır?
Bizim itirazımız herhangi bir adaya, herhangi bir kişiye veya herhangi bir siyasi görüşe değildir.
Bizim itirazımız, hukukun kişilere ve makamlara göre farklı uygulanması ihtimalinedir.
Kamuoyunda siyasi müdahale ve nüfuz kullanıldığı yönünde oluşan soru işaretleri de mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır. Hukuk kurumları bu tür kuşkuları gidermekle yükümlüdür.
Sandığın güvenliği yoksa demokrasiden, hukukun bağımsızlığı yoksa adaletten söz edilemez.
Yüksek Seçim Kurulundan beklentimiz, kararının ayrıntılı ve denetlenebilir bir hukuki gerekçeye dayalı kamuoyuyla paylaşılmasıdır.
Sakarya iş dünyasının iradesi, kişisel hesapların veya siyasi güç mücadelelerinin konusu yapılamaz.
Çünkü bizim anlayışımızda hukukun üstünde hiçbir güç, hiçbir makam ve hiçbir kişi yoktur.
Demokrat Parti
Sakarya İl Başkanı
Zafer Adalet