Yaklaşan Marmara depremi öncesi İMO’dan Sakarya için uyarı
ana manset -
16 Ocak 2024 15:08
Yaklaşan Marmara depremi öncesi İMO’dan Sakarya için uyarı
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Başkanı Semih Uçar, “Sakarya’da ve İstanbul’da bulunan ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmadığı bilinen yüz binlerce binanın depreme güvenli duruma gelmesi sadece kentsel dönüşüm ile mümkün değildir. Dışarıdan yapılacak güçlendirme ile depremde can kaybına neden olmayacak düzeye getirilmelidir” dedi.
MARMARA DEPREMİ
İnşaat Mühendisleri Odası Afet Hazırlık Müdahale Kurulu olarak geçtiğimiz ayda, 23Aralık 2023 tarihinde, yaklaşan İstanbul ve Marmara Depremi farkındalığı için, Bursa’da tüm Marmara bölgesindeki illere yönelik, ( Sakarya, Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Düzce vs…) bir Hasar Tespit Eğitimi düzenledi. Toplantıya katılan ve eğitim alan tüm üyeler akredite edilerek sertifikalar verildi. Toplantıya İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu Başkanı Semih Uçar da ekibi ile katıldı.
HASAR TESPİT EĞİTİMİ
Toplantıda, İMO Deprem Afetine Hazırlık, Örgütlenme ve Müdahale Planı üzerinde bilgilendirme yapıldı. Toplantının ardından Marmara bölgesinde yer alan Şubelerin ve temsilciliklerin katılımıyla Hasar Tespit Eğitimi düzenlendi. Eğitim Oda Afet Hazırlık Müdahale Kurulu Başkanı Abdullah İncir`in açılış konuşmasıyla başladı. Eğitim özellikle Kahramanmaraş depremi de göz önüne alınarak interaktif olarak gerçekleştirildi. Bursa Şubesi’nin eğitim salonunda gerçekleştirilen eğitime, çok sayıda üye katıldı.
SERTİFİKA VERİLDİ
Toplantıda ; Prof. Dr. Filiz Piroğlu ‘Afet Senaryosu Masa Başı Tatbikatı’ Eğitimini, İnş.Yük.Müh.Cahit Kocaman ‘Betonarme Yapıların Deprem Etkileri Altındaki Davranışı’ Eğitimini, İnş.Yük.Müh. Nejat Bayülke ‘Yığma Yapıların Deprem Etkileri Altındaki Davranışı’ Eğitimini, verdiler ve katılımcıları akredite ederek sertifikalarını verdiler.
SAKARYA’DA TOPLANTI
İnşaat Mühendisleri Odası Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu’nun Bursa’da düzenlediği 12.toplantısının ardından 15 Ocak 2024 Pazartesi saat 18.00 de, İMO Sakarya Şubesi Hizmet Binası Konferans Salonunda, İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu Başkanı Semih Uçar ve AFAD İl Müdürümüz Hüseyin Kaşkaş’ın sunumlarıyla “Afet farkındalık eğitimi paneli ” düzenlendi. Toplantıya, inşaat mühendisleri, Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay ve çevre illerde hasar tespitinde görev alan mühendis ve mimarlar, vatandaşlar, çocuklar ve aileleri katıldılar.
GURUR KAYNAĞIMIZ
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Afet Hazırlık ve Müdahale Kurulu Başkanı Semih Uçar, Kahramanmaraş depremleri sonrası -İnşaat Mühendisleri Odası çalışmaları hakkında bilgi verdi. Başkan Uçar, “Depremin ardından Odamızın çağrısına kulak veren binlerce meslektaşımızın, Hasar Tespit Eğitimlerine katılarak deprem bölgesinde görev yapmaya gönüllü olması Odamız adına gurur kaynağıdır. Odamızın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yaptığı görüşmeler neticesinde iki binin üzerinde üyemiz hasar tespit çalışmalarına dahil edilmiştir” dedi.
FELAKETE DÖNÜŞÜM
Hem Bursa’da hem Sakarya’da gerçekleştirilen afet farkındalık eğitim panelleri sonucunda ortaya çıkan durum hakkında bilgi veren başkan Uçar, “Artık deprem sonrası yaraları sarmaya odaklanmamalıyız; depremlerin felakete dönüşmesini engellemeliyiz. Maalesef, kabul edilemez bir şekilde, on iki binin üzerinde bina toptan göçtü ve elli binin üzerinde insanımızı kaybettik. Sorun yapılabilirlikte değildir. Sorun, bilinç düzeyi, deneyim, etik ve ahlaki kurallar kapsamında toplumsal bir sorundur. Bu açıdan ülkemiz ,şehirlerimizin ve yerleşim alanlarımızın koşulları dikkate alınarak Şehir Planlama faaliyetleri gözden geçirilmelidir” dedi.
KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM!
Başkan Uçar, “Kendimizi hiç aldatmayalım. Bundan sonraki kuvvetli yer hareketine yol açan deprem ülkemizde ve şehrimizde nerede vuku bulursa bulsun bu manzaralar tekrarlanacaktır. Çünkü; Yapı envanter çalışmalarımıza geç başlamış ve henüz günümüz itibari ile tamamlanamamıştır. Riskli yapılar önceliklendirilememiştir. 2000 yılı öncesi mevcut yapı stokumuz depreme dirençli hale getirilememiştir. Sıvılaşan zeminlerimiz iyileştirilememiştir. Yapılarımız güçlendirilmemiştir. Mühendislik ve bilim kuralları hiçe sayılarak imar afları ile yapılara iskan ruhsatları verilmiştir” ifadelerine yer verdi.
DEPREM MÜHENDİSLİĞİ ŞARTI
Eğitim sitemindeki yetersizliklere de değinen Uçar, “Yetkin Mühendislik mutlaka deprem mühendisliği için şart koşulmalıdır. Zira 4 yıllık lisans eğitimi deprem mühendisliği öğretmek için yeterli değildir. Lisans eğitiminde ancak inşaat mühendisliği genel kavramları verilebilmektedir. Eğitim sistemimizde de yetersizlikler vardır. Yetersiz eğitim cehalete, cehalet vurdumduymazlık ve korkusuzluğa, adam sendecilik ise sonunda felakete yol açmaktadır. Müteahhitlik müessesesi ülkemizde en kolay girilebilen teşekküldür. Müteahhit olmak için üniversite mezuniyet şartı aranmamaktadır” diye belirtti.
İMAR PLANLAMASI
Uçar, “İmar planlaması da bu depremlerin yıkıcı sonucunda söz sahibidir. Normal şartlar altında bu planlar araştırmalara dayalı verilerin analiz edilerek yorumlanması sonucu hazırlanmalıdır. İmar Barışı veya diğer adıyla imar affı, vatandaşların devletle ihtilaflı durumunu ortadan kaldırmayı, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olan yapıların kayıt altına alınması yoluyla bu yapılara yasallık kazandırmayı amaçlamaktadır. Kentsel dönüşüm, bina stoğumuzun yüzde 30’unun riskli olduğu tahmin edildiğinden, büyük bir fırsattır. Bina maliklerine ve müteahhitte büyük ekonomik olanaklar ve kolaylıklar sunmaktadır. Bina güçlendirmesi maalesef ülkemizde gerekli değeri bulamamış hatta hor görülen bir uygulama olmuştur. Son deprem felaketi göstermiştir ki doğru şekilde güçlendirilmiş binalar göçmeyerek hayat kurtarmıştır” dedi.
ZEMİN SIVILAŞMASI
Verimli tarım arazileri üzerine yapılan yapılar nedeniyle depremde hasarların daha fazla olduğunu belirten Uçar, “Deprem hasarlarının yaygın olduğu bölgeler, verimli tarım arazileri üzerinde planlanmış şehirlerdir. Dolayısı ile ana kayanın derinde olduğu zayıf zemin koşullarında, hatta sıvılaşma potansiyeli olan zeminlerde yapılan çok katlı ve taşıyıcı sistemi esnek yapılar ağır hasar almış veya toptan göçmüştür. Bununla birlikte, göçmese de bir kat batan veya yana eğilen binalar gözlemlendiğinden, bazı bölgelerde zemin sıvılaşması gerçekleşmiştir. Her türlü zemin koşullarında yapı yapmak elbette mümkündür ancak bir bedeli vardır. Zemin, üstyapı yüklerini güvenle taşıyacak şekilde iyileştirilmeli, koşullara uygun doğru temel sistemi ve üstyapı taşıyıcı sistemi seçilmeli ve bu tasarım sürecinin titiz bir mühendislik yaklaşımı ile gerçekleştirilmesi ve tasarımın uzman mühendisler tarafından denetlenmesi gerektiği unutulmamalıdır” dedi.
ÖNCELİK GÜÇLENDİRME
Deprem karşı alınması gereken önlemlere değinen başkan Uçar, şu ifadeler eyer verdi, “Riskli yapı stoku belirlenmelidir. Yapı envanteri çıkarılarak belirli bir risk sırası ile tüm binaların deprem güvenliğinin belirlenmesi zorunlu hale getirilmeli; deprem dayanımı yetersiz çıkan binaların öncelikle imar mevzuatına uygun olarak güçlendirilmesi sağlanmalı; güçlendirmenin yeterli gelmeyeceği durumlarda yenilenmelidir. Aynı zamanda yapı stokumuzun belirli periyotlar dahilinde düzenli olarak yerel yönetimler tarafından denetlenmelidir. Söz konusu denetimlerin yapılabilmesi için yerel yönetimlere gerekli bütçe ve teknik kadro istihdamı sağlanmalıdır.
KENTSEL DÖNÜŞÜM YETERSİZ
İlimiz Sakarya’da ve İstanbul’da bulunan ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmadığı bilinen yüz binlerce binanın depreme güvenli duruma gelmesi sadece kentsel dönüşüm ile mümkün değildir. Pratik ve uygulanabilir çözüm, bu binaların boşaltılmadan, dışarıdan yapılacak güçlendirme ile depremde can kaybına neden olmayacak düzeye getirilmesidir. Kentsel Dönüşümde Kamu Yararı Gözetilmelidir. Rant odaklı kentsel dönüşüm anlayışı terk edilmelidir. Kentsel dönüşüm konusu sadece mekân düzeyinde ele alınamaz. Dönüşüm sosyal, ekonomik ve mekânsal gelişmenin bir bütünü olarak ele alınmalıdır. Aynı zamanda kentsel yenileme ve dönüşüm konusu geleceğe yönelik toplumsal bir öngörünün oluşturulması ve yönetilmesi süreci olarak değerlendirilmelidir.
“GÖÇMENİN ÖNLENMESİ”
Deprem yönetmeliğinde güçlendirme performans hedefi, mevcut binayı yeni yapılan yapıların güvenlik düzeyine yükseltmektir. Bunun yerine performans hedefini “göçmenin önlenmesi” düzeyine indirmek Sakarya ve İstanbul için gerçekçi yaklaşımdır. Antakya’da 15 yıl önce 2007 Yönetmeliği koşullarına göre güçlendirilen 45 yıllık 9 katlı bir bina depremde hasar görmüş, ancak yıkılmamıştır. Aynı sitedeki diğer iki tıpkı blok ise yıkılmıştır. Güçlendirilen binada 51 kişinin canı kurtulmuştur. Yine Sakarya ilimizde çok katlı Vilayet Binamız depremde hasar görmüş güçlendirilmiştir ve 1999 depremini atlatmıştır. Fakat hemen yan tarafındaki 2 katlı olan adliye binası güçlendirilmediğinden 1999 depreminde göçmüştür. Bu da doğru mühendislik hizmeti alarak güçlendirilen binaların depremde göçmeyeceğinin ve insanların can güvenliğini sağlayacağının kanıtıdır.
TAŞIYICI PERDE DUVARLAR
Betonarme binalarda taşıyıcı perde duvarlarının yeteri kadar ve düzenli miktarlarda uygulanması şarttır. Kamu binalarında olduğu gibi konut binalarında da olmalıdır, yönetmeliklere bu şart eklenmelidir. İlerideki inşa edilecek betonarme binalarda taşıyıcı perde duvarlarının kullanılması şart koşulmalıdır. Altını çizerek belirtmek gerekir ki ülkemizi, kentlerimizi ve yapılarımızı deprem başta olmak üzere afetlere karşı hazırlamanın temel yollarından biri yapı üretim sürecinin denetlenmesidir. Yapı denetim süreci; yer seçimi, zemin etüdü, projelendirme, yapım koşulları, çevre güvenliği, estetik, sağlık koşulları, ekonomi ve garanti sürelerini içeren oldukça önemli bir süreçtir.
YÜKSEK SESLE İFADE
Yapı denetimi süreci halkın can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren kamusal bir görevdir. Tarihimizin en büyük afetlerinden olan 6 Şubat depremleri, ülkemizde yapı üretimi ve denetimi süreçlerinde yaşanan sorunları gözler önüne sermiş, depremlerin ardından tüm kamuoyunda sorunların çözülmesi için ortak bir kanaat oluşmuş, basın yayın kuruluşlarında bu sorunlar sıklıkla dile getirilmiştir. Nitekim Odamız geçmişten bu yana bilinmekte olan bu sorunları defalarca yüksek sesle ifade etmiş ve sorunların temelden çözümü için önerilerde bulunmuştur.
CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİ TEHDİT
Bu önerilerden biri de yapı denetim hizmetinin bir kamu görevi olduğu, Yapı Denetim Kuruluşlarının doğrudan kamu tarafından görevlendirilmiş birimler olarak çalışması ve Yapı Denetim Kuruluşlarında çalışan tüm görevlilerin kamu görevlisi statüsünde olması gerektiğidir. Özel sektörde, serbest piyasanın işleyişine terk edilen yapı denetimi süreci, meslektaşlarımızın görevlerini tam ve etkin bir şekilde yerine getirmelerini engellemenin yanı sıra halkın can ve mal güvenliğini de tehdit etmektedir.”
BENZER HABERLER