Vali’ye parmak sallamak!
Vali’ye parmak sallamak! Sezai Matur Sakarya siyaseti ve yerel idaresi son dönemin en sancılı, en yüksek tansiyonlu günlerinden birini yaşıyor. Kuzeyin parlayan ama aynı zamanda sorunları da bir o kadar buralı olan ilçesi Karasu, adeta bir krizler labirentine döndü. Ağustos ayında Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakır, ilçedeki basın mensuplarıyla biraraya geldi Vali Rahmi Doğan’ı […]
ana manset -
4 Kasım 2026 19:32
Vali’ye parmak sallamak!
Sezai Matur
Sakarya siyaseti ve yerel idaresi son dönemin en sancılı, en yüksek tansiyonlu günlerinden birini yaşıyor.
Kuzeyin parlayan ama aynı zamanda sorunları da bir o kadar buralı olan ilçesi Karasu, adeta bir krizler labirentine döndü.
Ağustos ayında Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakır, ilçedeki basın mensuplarıyla biraraya geldi Vali Rahmi Doğan’ı resmen hedef alan açıklamalarda bulundu.
İlçede imara açılmak istenen tarım arazilerini korumaya çalışan Toprak Kurulu’nda imar izni vermeyen Vali Doğan’ı Karasu halkına şikayet etmeye çalıştı.
Tavrı ve üslubu kabul edilebilir değildi.
Kabaydı, çirkindi…
Küçük Karasu ve Kuyumculu mahallelerini kapsayan 250 hektarlık büyük imar rantı Belediye cephesinde büyük rahatsızlık yaratmıştı.
Belediye adına konuşan Başkan Yardımcısı , bölgenin marjinal tarım alanı olduğunu, kumluk arazi üzerinde turizm tesisleri ve oteller bölgesi yaratmak istediklerini savundu.
Ancak Toprak Kurulu ve Vali Rahmi Doğan nezdinde bu dosyaların takıldığı, dördüncü kez reddedildiğini söyledi.
Belediye yönetimi Vali Doğan’ın bu projeyi ve diğer yatırımları (spor salonu tahsisleri, OSB kamulaştırmaları, yurt dışı görev pasaportları gibi) adeta kişisel bir tutuma dönüştürerek engellediğini, hatta kendilerine gözdağı verildiğini öne sürdü ve ilçede hedef tahtasına dönüştürmeye çalıştı.
İshak Sarı o gün kendisi çıkıp konuşmaya cesaret edememiş, askeri konumundaki yardımcısını konuşturmuştu.
Sonra Karasu’da birbiri ardına seller yaşandı.
Eylül ve Ekim’deki seller sırasında insanlar evlerini, barklarını, yılların birikimini kurtarmaya çalışırken o günlerde en çok sorulan soru şuydu:
“Karasu’nun Belediye Başkanı nerede?”
Başkan İshak Sarı’nın kızını üniversiteye yerleştirmek için ilçe dışında olduğu ve felaket anında sahaya hemen dönemediği iddiaları kamuoyunda büyük bir infial yarattı.
Bu infial sürerken bir yandan da felaketin yaraları sarılmaya çalışılıyordu.
Tüm bu biriken buz dağının su üstüne çıkan son parçası ise Karasu Belediyesi ve iştiraki Karsaş hakkında CİMER şikayetleri üzerine başlatılan inceleme oldu.
Sakarya Defterdarı Ayhan Yaman başkanlığında kurulan denetim komisyonunun belediyeye giderek evrak istemesi, bardağı taşıran son damla oldu.
Başkan İshak Sarı, Vali Rahmi Doğan’ı doğrudan hedef alan, devlet adabına uymayan , oldukça sert ve çocukça iddialarla dolu bir kamuoyu açıklaması yayımladı.
Açıklamada; Vali Doğan’ın geçmişteki bazı olaylarına atıfta bulunulmasından tutun da, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin sel ziyareti planının değiştirildiği iddialarına, masaya vurulan yumruklardan gizli ibareli CİMER soruşturmalarına kadar pek çok ağır itham yer aldı.
Sarı, Vali Doğan’ın kendilerini ve dolayısıyla Karasu’yu cezalandırdığı iddiasında bulundu.
Burada meselenin iki yüzü var ve her iki tarafın da tartılması gerekiyor:
Bir ilçe sel felaketiyle boğuşurken, idarecilerin sahada olmaması, halkın acılı gününde yanında görünmemesi siyasi bir zaaftır.
Bu zaafın üzerini örtmek için bürokrasiyi ve valiliği hedef tahtasına oturtmak, kamuoyunda “gündem saptırma” olarak okunur.
Halk, belediye başkanını en zor gününde yanında görmek ister; masada yazılan savunmalarda değil.
Devletin Valisi, kamu kaynaklarının, imar izinlerinin ve hazine arazilerinin hukuk çercevesinde korunmasından mesuldür.
“Ben istedim, oldu” mantığıyla yürütülemeyen her projeyi “valilik düşmanlığı” ya da “cezalandırma” olarak nitelendirmek, yerel yöneticilere bir şey kazandırmaz
Eğer bir denetim yapılıyorsa, her kamu kurumunun yapması gerektiği gibi şeffaf bir şekilde hesabı verilir; “gizli komisyon kuruldu” diye Vali hedef ilan edilmez.
Karasu’da yaşanan bu kavga, ne yazık ki ne Karasu halkına ne de Sakarya’ya bir hizmet olarak dönmez.
Siyasetçiler ile bürokratların çatışmaları arasında harcanan, ne yazık ki yine Karasu’nun geleceği ve kentin huzurudur.
Ancak kimse unutmasın ki, halkın vicdanı terazisi en şaşmaz olandır.
Ne sahada olmayanların mazeretleri kabul görür ne de devletin idaresine parmak sallayanların üslubu meşru sayılır.
Gün, kavga etme değil, bu şehre ve bu insanlara hak ettikleri hizmeti, onurumuzla ve ortak akılla sunma günüdür.
Devlet, Valisine parmak sallayanı da görür, tüm yaptıklarını da…
BENZER HABERLER