TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Başkanı Semih UÇAR”Deprem hasarlarının yaygın olduğu bölgeler, Adapazarı Kent Merkezi planlanmış şehirlerdir.”
ana manset -
11 Şubat 2026 13:01
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR ve Yönetim Kurulunun, Şehrimiz Sakarya’nın önemli gerçeği ‘Geoteknik Problemler ve Çözüm Önerileri’ konulu yaptığı basın açıklaması.
Sık ve Büyük deprem riskinin sürdüğü bölgelerde, Geoteknik tasarım ve uygulamanın önemi çok fazladır. Ayrıca yapılan zemin iyileştirme uygulamalarında en önemli husus kalite kontrol çalışmalarıdır. Yapılan iyileştirme işlemlerinin hedefe ulaşıp ulaşmadığının mutlaka birden fazla bilimsel yöntem ile kontrolünün sağlanması şarttır. Günümüzde açıkçası bu konuda çok fazla zafiyet vardır, yeterince bilimsel yöntemlerle kontrol çalışmaları yapılmamaktadır.
’ŞEHRİMİZİN ÖNEMLİ GERÇEĞİ’
‘GEOTEKNİK PROBLEMLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ’
‘10. GEOTEKNİK SEMPOZYUMU’ nu GERÇEKLEŞTİRDİK.’
Sayın Sakaryalılar, Değerli Meslektaşlarım, Basınımızın Değerli Mensupları
Sizleri İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu, Genç İMO-Sakarya ve şahsım adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Bu çalışma dönemimiz içerisinde, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girdiğimiz günlerde, coğrafyamızın gerçeği olan ve sürekli tekerrür eden, deprem ve afet olgusunu da merkeze alarak ‘Depreme Dayanıklı, Sürdürülebilir, Güvenli Yaşam için Yapılar’ temasıyla İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi ve Sakarya Üniversitesi işbirliği ile, ‘Zemin Sakarya’ konulu bir panel ve ‘Sakarya’nın Zemin Problemlerini Çözümlemeye Yönelik Fikirlerin Tartışılması’ konulu bir çalıştay olmak üzere nitelikli ve yoğun bir katılımla etkinlikler gerçekleştirmiştik.
2025 yılında, Bu çalışma döneminde de son olarak İnşaat Mühendisleri Odası Ankara, Kocaeli ve Sakarya Şubeleri işbirliği ile, ‘10.GEOTEKNİK SEMPOZYUMU’ konulu etkinliğimizi nitelikli ve yoğun bir katılımla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık.
Odalarımızın kurucuları, başkanları, mühendisliğin, mimarlığın ve şehirplancığının sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu bilerek, bu alanda bilimsel, teknik ve mesleki gelişmeleri takip etmek, meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını korumak, topluma hizmet etmek ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmak için 70 yılı aşan bir süredir çalışmışlardır. Bu gerçekleştirdiğimiz panel, çalıştay, sepozyum, kongre vb. gibi nitelikli ve anlamlı 10.Geoteknik Sempozyumumuz da bunun bir göstergesidir.
Deprem hasarlarının yaygın olduğu bölgeler, Adapazarı Kent Merkezinde olduğu gibi kalın alüvyon tabaka üzerine oturan, büyük çoğunluğu genç zeminlerden oluşan yeni yerleşim alanları, verimli tarım arazileri üzerinde planlanmış şehirlerdir. Yani zayıf zemin koşullarının olduğu, alüvyon bölgelerdir. Dolayısı ile geçmişten edindiğimiz bilimsel çalışmalara, deneyim ve tecrübelere göre, ana kayanın derinde olduğu zayıf zemin koşullarında, sıvılaşma potansiyeli olan zeminlerde yapılan çok katlı ve taşıyıcı sistemi esnek yapılar ağır hasar almış veya toptan göçmüştür. Bununla birlikte, göçmese de bir kat batan veya yana eğilen binalar gözlemlendiğinden, bazı bölgelerde zemin sıvılaşması gerçekleşmiştir.
Sık ve Büyük deprem riskinin sürdüğü bölgelerde, Geoteknik tasarım ve uygulamanın önemi çok fazladır. Günümüzde yetişmiş Geoteknik Mühendislerinin, akademisyenlerin ve uzmanların sayısı her geçen gün artıyor. Bu hem çok olumlu, hem de sürdürülebilir bir planlamanın gerçeği, ancak yine de özellik içeren kritik problemlerde üniversitelerden, akademisyenlerden, uzman görüşlerinden destek almak önem arz etmektedir.
Ayrıca yapılan zemin iyileştirme uygulamalarında en önemli husus kalite kontrol çalışmalarıdır. Yapılan iyileştirme işlemlerinin hedefe ulaşıp ulaşmadığının mutlaka birden fazla bilimsel yöntem ile kontrolünün sağlanması şarttır. Günümüzde açıkçası bu konuda çok fazla zafiyet vardır, yeterince bilimsel yöntemlerle kontrol çalışmaları yapılmıyor veya buna göz yumuluyor.
Her türlü zemin koşullarında yapı yapmak elbette mümkündür ancak bir bedeli vardır. Zemin, üstyapı yüklerini güvenle taşıyacak şekilde iyileştirilmeli, koşullara uygun doğru temel sistemi ve üstyapı taşıyıcı sistemi seçilmeli, bu tasarım sürecinin titiz bir mühendislik yaklaşımı ile gerçekleştirilmesi ve tasarımın uzman mühendisler tarafından projelendirilmesi, denetlenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Tüm inşaat uygulamalarında da gerektiği gibi nitelikli bir denetim gerçekleştirilmelidir. Ancak tarif edilen bu zincirin bazı halkaları çeşitli nedenlerle ülkemiz koşullarında eksik kalabilmektedir. Özellikle, küçük ölçekli müteahhit firmaların bir kısmının, bu maliyetleri karşılamaktan kaçınması nedeniyle, bu tür zeminler üzerinde yapılan yapıların bir kısmının, deprem dayanımının sorgulanmaya muhtaç olduğunu söylemek mümkündür.
Yukarıdaki bahsettiğim konular üzerinde durulmasının önemini bir kez daha yetkililere hatırlattık, ’10.GEOTEKNİK SEMPOZYUMU’ konulu etkinliğimiz Şehirlerimize, Ülkemize, gelecek nesillere sağlam, afetlere ve depremlere dayanıklı, sürdürülebilir yapılar üretmek için yol gösterici ve örnek bir sempozyum oldu. Emeği geçenlere müteşekkiriz…
BENZER HABERLER