Diş çürüklerinin erken dönemde tedavi edilmemesi, ilerleyen süreçte ciddi ağız ve diş sağlığı sorunlarına yol açabiliyor. İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi, Gülşah Yenier Yurdagüven, erken dönemde uygulanan diş dolgularının yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığına, dişi uzun vadede koruduğuna dikkat çekiyor.
Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler, diş minesindeki mineralleri çözerek mine bütünlüğünü bozar ve çürük oluşumuna zemin hazırlar. Ancak diş çürüğü, doğru önlemler alındığında önlenebilir bir sorundur. Dengeli beslenme, düzenli ve etkili ağız hijyeni, diş minesini onarıcı ajanların kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri, çürük riskini önemli ölçüde azaltır.
Başlangıç Aşamasında Dolguya Gerek Kalmayabilir
Diş çürüğünün başlangıç aşamasında, henüz gözle görülür bir boşluk (kavite) oluşmamışsa, dolgu tedavisi yerine remineralizasyon tedavileri (diş minesini onaran, güçlendiren) tercih edilebilir. Bu sayede dişin kaybettiği mineral içerik yeniden kazandırılabilir. Ancak mineral kaybı ilerlediğinde, diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir ve kavite adı verilen boşluklar oluşur. Vücudun yeni mine dokusu üretememesi nedeniyle bu aşamada restoratif diş tedavileri kaçınılmaz hale gelir.
Diş Dolguları Aynı Zamanda Koruyucu Bir Uygulamadır
İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven, diş dolgularının yalnızca mevcut çürüğü tedavi etmekle kalmadığını, aynı zamanda çürüğün ilerlemesini durdurarak daha büyük sorunların önüne geçebildiğini vurguluyor. Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılır. Bu yönüyle diş dolguları, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendirilir.
Küçük Bir Çürük, Büyük Sorunlara Yol Açabilir
Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükselir. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerler; sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkabilir. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana gelir; bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırır. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artar.
Erken Teşhis Büyük Diş Kayıplarını Önleyebilir
Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Yenier Yurdagüven, erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusunun korunabildiğini hem de yapılan restorasyonların klinik ömrünün uzatılabildiğini belirtiyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.
İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Hakkında:
İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi, güçlü kadrosuyla diş hekimliğinin A’dan Z’ye tüm branşlarında hizmet sunan, bilime katkıda bulunan ve saygın akademisyenler yetiştiren büyük bir sağlık kompleksi. Tuzla’da 8.000 metrekarelik kapalı alana kurulu olan Hastane, 5’i diagnoz olmak üzere toplam 108 modern diş ünitesiyle hizmet sunuyor. İstanbul Okan Üniversitesi’nin uluslararası standartlarda tedavilerin gerçekleştirildiği bir diğer diş hastanesi ise Mecidiyeköy’de ve 2.500 metrekarelik kapalı alanda 31 diş ünitesine sahip. Her iki hastanede A sınıfı ameliyathaneler, 3D tomografi cihazları, dental lazer üniteleri, sterilizasyon birimleri, müşahede ve gözlem odaları, laboratuvarlar, toplantı ve eğitim salonları mevcut.
