Köy okulu; köyün hafızasıdır, geleceğidir, toprağa bağlı kalma iradesidir.
Köylü, ne zaman ki kendi köyündeki okulun kapısına vurulan kilide sessiz kaldı, işte kırılma tam orada başladı. Çünkü köy okulu sadece dört duvar değildir. Köy okulu; köyün hafızasıdır, geleceğidir, toprağa bağlı kalma iradesidir. Bir köyde okul kapanıyorsa, aslında yalnızca eğitim değil; üretim, nüfus, dayanışma ve yaşam da yavaş yavaş kapanıyordur. Bugün Anadolu’nun birçok köyünde aynı […]
ana manset -
15 Mayıs 2026 07:23
Köylü, ne zaman ki kendi köyündeki okulun kapısına vurulan kilide sessiz kaldı, işte kırılma tam orada başladı.
Çünkü köy okulu sadece dört duvar değildir.
Köy okulu; köyün hafızasıdır, geleceğidir, toprağa bağlı kalma iradesidir.
Bir köyde okul kapanıyorsa, aslında yalnızca eğitim değil; üretim, nüfus, dayanışma ve yaşam da yavaş yavaş kapanıyordur.
Bugün Anadolu’nun birçok köyünde aynı hikâye yaşandı.
Önce okul kapandı.
Sonra öğretmen gitti.
Ardından gençler koptu.
Tarımsal üretim zayıfladı.
Köy yaşlandı.
Ve sonunda köylü, kendi toprağında karar veremez hale geldi.
Oysa Anayasa’nın 42. maddesi eğitimi temel hak olarak tanımlar. Devletin görevi yalnızca şehir merkezlerinde değil, kırsalda da eğitime erişimi sağlamak ve fırsat eşitliğini korumaktır.
Köy okullarının kapanması, yıllardır “taşımalı eğitim” politikalarıyla gerekçelendirilse de; bu durumun kırsal yaşam üzerindeki sosyal, ekonomik ve kültürel etkileri artık açıkça görülmektedir.
Bir köyde çocuk sesi kesildiğinde, yalnızca teneffüs zili susmaz.
Tarımın geleceği de sessizleşir.
Çünkü köy okulu olan yerde:
Aile köyde kalır,
Üretim devam eder,
Çocuk toprağı tanır,
Kültür aktarılır,
Köy yaşamı canlı kalır.
Ama okul kapanınca köy, sadece “ikamet edilen yer” olmaktan çıkar; yavaş yavaş terk edilen bir alana dönüşür.
Bugün kırsalda üretimin azalmasından, genç nüfusun köyde kalmamasından, çiftçinin yalnızlaşmasından şikâyet ediyorsak; meseleyi sadece ekonomik krizle açıklayamayız.
Bu aynı zamanda yıllardır süren merkeziyetçi politikaların, kırsalı ikinci plana atan anlayışın ve köy yaşamını değersiz gören bakış açısının sonucudur.
Köylü artık şunu sormalıdır!
Bir ülkede köy okulları kapanırken, tarım nasıl ayakta kalacak?
Çocuk toprağından koparıldığında üretim kültürü nasıl sürdürülecek?
Kırsal boşalırken gıda güvenliği nasıl korunacak?
Köy okulu; asfalt kadar, baraj kadar, fabrika kadar stratejik bir meseledir.
Çünkü toprağı koruyacak olan da, üretimi sürdürecek olan da, köyde yaşamayı seçecek yeni nesillerdir.
Belki de yeniden başlamanın yolu;
kilit vurulan köy okullarına yeniden bakmaktan geçiyor.
Necmettin SIVACI
Kılıçkaya Vadisi Doğa ve Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkan
BENZER HABERLER