Kahramanmaraş Depremleri Sonrası İnşaat Mühendisliği Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi Seminerleri Düzenlendi

ana manset - 4 Ekim 2023 20:50

Sakarya’da İnşaat Mühendisleri Odası ve Sakarya Üniversitesi tarafından depremler sonrasında inşaat mühendisliği yaklaşımlarıyla ilgili düzenlenen seminerde konuşan, binaların deprem güvenliğiyle ilgili çalışmalarıyla tanınan ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay, “30 senedir söylediklerimiz değişmedi ama bir arpa boyu yol alamadık” ifadelerini kullandı.

 “İmar, bir gün bakıyorsunuz üç kata izin veriliyor.

Gelecek hafta bakıyorsunuz 5 kata izin veriyorlar.

Değişen şey ne oldu da bu kat farkı izni veriliyor?

Belediye onayı ile imar veriliyor.

Mecliste ellerini kaldırarak imara onay veriyorlar.

Oradaki insanlar bu konunun uzmanları değil.

Bu uygulama olmamalı. İmarın kamu yararı göz etmesi gerekiyor.

Bu oylama uzman kişiler tarafından yapılmalı.

Belediyeden imar onay izni kaldırılmalı”

“Kahramanmaraş Depremleri Sonrası İnşaat Mühendisliği Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi” konulu seminer, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bulunan Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

“Kahramanmaraş Depremleri Sonrası İnşaat Mühendisliği Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi” konulu seminere,  Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Semih Uçar, Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak,  İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Alper İlki, Hacettepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof.Dr. Mustafa Şahmaran ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı.

Program açılış konuşması ile başladı

Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak, deprem bilincini arttırmaya çalıştıklarını söyleyerek “Deprem bilincini her zaman arttırmaya çalışıyoruz ve farkındalık oluşturmaya gayret ediyoruz. Hepinize katılımlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Programda konuşma yapan Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Semih Uçar;Günümüzde yapı bilimin temel unsurlarından olan; Betonarme, tıpma, ahsap, prefabrik ve çelik yapılar, hayatın her alanında varlığını sürdürmektedir. Konutlar, sanayi yapıları, anıtsal yapılar, yüksek binalar, kuleler, enerji yapıları, köprüler, prestij yapılar, kamu binaları, spor tesisleri, konser salonları, stadyumlar, liman yapıları gibi nemli yapılarda her türlü mühendislik hesaplar yapılmaktadır ve gelişmelerin izlenebilme ihtiyacı konunun inşaat mühendisliği bakış açısıyla gündemde tutulmasını gerekli kılmaktadır.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, coğrafyamızın gerçeği olan deprem ve afet olgusunu da merkeze alarak ‘Sürdürülebilir Güvenli Yaşam için Yapılar’ temasıyla düzenlediğimiz seminerimize, düzenleme ve yürütme kurulu olarak, sizleri de etkinliğimize her türlü katkıyı vermeye çağırdık. Katılımınızla, bildirilerinizle, seminerimiz sırasında oluşturacağınız fikri gelişmeler ile, mesleki
sorumluluklarımız çerçevesinde ülkemizin, şehrimiz Sakarya’nın ekonomik, toplumsal ve sosyal yaşamındaki gelişmesine hep birlikte katkı koyabilmek için, Valilik makamının , Sakarya Üniversitesi’nin, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin, Düzce Üniversitesi’nin, Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlğı il Müdürlüğü’nün, AFAD İl Müdürlüğü’nün, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, İl Sağlık Müdürlüğü’nün, ilçe belediyelerimizin, OSB Müdürlükleri’mizin, TMMOB bileşenlerinin, Mimarlar Odası Sakarya Şubesi’nin, SATSO ve meslek komitelerinin, Müteahhitler Birliği’nin, Düzce Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, Düzce AFAD İl Müdürlüğü’nün, Düzce İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilciliğinin ilgili personellerini , değerli Sakaryalıları, Değerli Düzcelileri, meslektaşlarımızı, basınımızın değerli mensuplarını ve konuya ilgi duyan herkesi, Kahramanmaras Depremleri Sonrası İnşaat Mühendisliği Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi Semineri’ ne davet ettik.

Sempozyumda emeği geçen, katkısı olan herkese, özellikle bugün burada bizlere birikimlerini, tecrübelerini aktaracak ve sunumlarını gerçekleştirecek ODTÜ Bölüm Baskanı Prof. Dr. Erdem Canbay’a, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alper İlki’ ye, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Şahmaran’ a ve Sakarya Üniversitesi’nden den Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak’ a şimdiden teşekkür ederiz”

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay “Deprem: Bir Doğa Olayının Felakete Dönüşmesi Hikayesi”, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki “Kahramanmaraş Depremleri ve İstanbul Yapı Stoku Karakteristikleri Işığında Kayıpları Azaltmak Üzere Etkin Bir Yaklaşım: Güçlendirme” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

Katılımcılar, daha sonra soruları yanıtladı.

Seminerin ikinci bölümünde ise Hacettepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şahmaran, “Deprem, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları-Türkiye’deki Zorluklar ve Fırsatlar”, SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak, “Kahramanmaraş Depremlerinde Zeminlerin Performansı-Zemin İnceleme/Tasarım” başlıklı sunumlarıyla etkinliğe katkı sunumunu yaptı.

SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak, “Kahramanmaraş Depremlerinde Zeminlerin Performansı-Zemin İnceleme/Tasarım” başlıklı sunumunda Yer kabuğunda bulunan fay hatları boyunca tektonik plakaların ani kırılması sonucu meydana gelen
depremler, öncesinde risklerin azaltılmaması nedeniyle büyük afetlere dönüşmektedir. Kelimenin tam
anlamıyla bir deprem ülkesi olan Türkiye’de her geçen gün çeşitli büyüklüklerdeki depremler
yaşanmaktadır. 6 Şubat 2023 günü Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde 9 saat arayla meydana gelen iki
büyük deprem Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan 11 ilimizi doğrudan etkilemiş ve çok
sayıda can ve mal kaybına neden olarak tüm ülkeyi yasa boğmuştur. Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüklerinde
meydana gelen bu deprem çiftinin merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olarak
kayıtlara geçmiştir. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, “asrın felaketi” olarak
adlandırılan bu depremlerin ülkemize maliyetinin yaklaşık 103.6 milyar dolar ile Türkiye’nin 2023 yılı
milli gelir beklentisinin yüzde dokuzuna denk geldiği ve 1999 Marmara Depremi’nden yaklaşık 6 kat
daha fazla maddi hasar ve kayıplara neden olduğu raporlanmıştır.
Depremlerin oluşmasını takiben Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı,
Adalet Bakanlığı, yerel yönetimler, TÜBİTAK, üniversitelerden ve sivil toplum kuruluşlarından deprem
bölgesine intikal eden ekipler; arama kurtarma faaliyetleri, hızlı hasar tespit çalışmaları, ruhsatlı binaların
durumuna ilişkin gözlemsel değerlendirme raporlarının hazırlanması, yüzey faylanması araştırmaları,
geoteknik araştırmalar, ikincil afetlerin etkilerinin incelenmesi, yıkılan veya hasar gören binalarla ilgili
delil toplama çalışmaları, psikolojik destek çalışmaları, güvenlik önlemleri vb. çalışmalara imza atmış ve
atmaya devam etmektedirler. Yaşanan bu deprem çifti ardından ortaya çıkan en çarpıcı gerçek, özellikle
yer seçimi, yapı teknolojisi ve yapı tasarımı anlamında geçmişte yaşanan depremlerin ardından acı
tecrübelerle uzmanlar tarafından tespiti yapılan hataların birçoğunun günümüzde devam etmesidir. Bu
depremler bir kez daha göstermiştir ki, özellikle 2000 yılı öncesi yapılan bina stoğu ülkemizde yaşanması
muhtemel depremlerde riskleri oldukça artırmaktadır. Risk taşıyan eski ve yeni binalarda yerel
yönetimler ve halkın el ele vererek onarım ve güçlendirme, yerinde dönüşüm veya kentsel dönüşüm
seçeneklerinin acil bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiği artık yadsınamaz bir gerçektir. Bunun
yanında, yaşanacak olası depremler sonrası hemen kullanılması gereken okul binaları, hastaneler,
ibadethaneler, spor tesisleri gibi kamu binalarının beklenen performans seviyesini sağlayamamaları kısa
vadede alınacak hizmetlerin aksamasına neden olmaktadır. Yaşanan Kahramanmaraş depremlerinin
108.812 km2 ’lik bir alanda etkili olması nedeniyle bölgeye ulaştırılması gereken yardımların kara ve
demir yollarında meydana gelen hasarlar nedeniyle aksadığı ve bu altyapıların bakım-onarımları
tamamlanıncaya kadar bölgesel gecikmeler yaşandığı gözlemlenmiştir. Deprem sonrası çığ, heyelan,
kaya düşmesi, taşkın, yangın vb. ikincil afetlerin tetiklendiği ve birçok vatandaşın bu afetlerden
etkilendiği tecrübe edilmiştir. Bu nedenle, afet öncesi, afet anı ve afet sonrası yapılması gerekenler ile
alınacak tedbirlerin önemi ve bu konudaki aksiyonların yediden yetmişe el birliği ile alınması gerektiği
bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Bu kapsamda risk azaltma faaliyetleri için ivedi olarak depreme
dirençli şehirlerin oluşturulması konusunda yerel yönetimler ile halkın iş birliği yapmasının önemi
yanında, kamu kurumları ile üniversitelerin farklı bölümlerinin birlikte çalışması gerekliliği
unutulmamalıdır.
Betonarme binalarda meydana gelen hasarların başlıca nedenleri olarak  yetersiz beton kalitesi,
nervürsüz (düz) donatı kullanılması,  uygun olmayan zeminlerde inşaatların yapılması,
taşıyıcı sistemin asmolen döşeme olarak projelendirilmesi,  ağır konsol çıkmalar ve  binaların
alt katlarındaki kat yüksekliği fazla mağazalar/dükkanlar belirlenmiştir.
Yığma binalarda oluşan hasarların başlıca nedenleri olarak bağlayıcı ve yığma birimlerin yetersiz
malzeme özellikleri,  hatıl ve lento eksikliğinden kaynaklı zayıf taşıyıcı duvarlar ve  uygun
olmayan bağlantı detayları belirlenmiştir.
Betonarme ve yığma yapılarda kötü işçilik ve uygulama detaylarının eksikliği hasarların gelişimi ve
ilerlemesine neden olmuştur.
Deprem sonrasında büyük bir kısmı hasar gören, geçmişi günümüze bağlayan tarihi eserlerimizde
uygun şekilde restorasyon çalışmalarının gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Özellikle ilgili
kurullarda, hazırlanan projelerin uygunluğunun değerlendirilmesinde inşaat mühendislerinin yer
almaması ve kontrol mekanizmasının yeteri kadar işletilememesi hasarın en büyük nedenleri olarak
ortaya çıkmıştır.
Ülkemizin herhangi bir bölgesinde, herhangi bir zamanda, can ve mal kaybına neden olabilecek
büyüklükte depremlerin meydana gelmesi muhtemel ve kaçınılmazdır. Bu nedenle, depreme
dayanıklı yapı tasarımı kapsamında hem yeni inşa edilecek binaların uygun projelendirilmesi hem de
mevcut binalarımızın depreme hazır hale getirilmesi acilen gereklidir. Bu amaçla; mühendis
kadromuzun eğitimlerine sürekli olarak devam etmesi, halkımızın bilinçlendirilmesi ve yapı sağlığı
izleme sistemleri, sismik izolatörler, lifli polimer kompozit kumaşlar, 3D yazıcılar, hafif çelik, ahşap
gibi “Yeni Yapım Teknolojilerinin Ülkemizde yaygın kullanılmasının desteklenmesi oldukça
önemlidir.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı Semih Uçar, gazetecilere, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra farkındalık oluşturabilmek adına seminer düzenleme ihtiyacı duyduklarını belirtti.

Konunun uzmanlarını bir araya getirdiklerini anlatan Uçar, “Sakarya’nın bildiğiniz gibi sıvılaşan zeminleri var. Sıvılaşan zeminlerinden, zemin iyileştirmelerinden, güçlendirme yöntemlerinden, zemin ve yapı etkileşimli çözümlerden, yine güçlendirmeyle ilgili problemlerden bahsetmek üzere her konunun uzmanıyla böyle bir semineri gerçekleştirdik.” dedi.

Etkinliğin aynı acının yaşanmaması için gelecek nesillere düzgün şehirler bırakılması, sürdürülebilir, depreme dayanıklı yapılar üretilmesi amacıyla düzenlendiğini aktaran Uçar, katılım gösterenlere teşekkür etti.

“ACİL TESPİT EDİLMELİ”
İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Alper ilki de konuşmasında riskli binaların güçlendirilmesi konusuna değildi. İlki, şöyle konuştu: “Hatay’da betonarme yapılardaki hasar dağılımı yüzde 22 oranında. Hasar tespiti yapan arkadaşlar ülkemizdeki inşaatları ve binaların nasıl yapıldığını bildiği için diye tahmin ediyoruz. Orta ve az hasarlı binaları da ağır hasarlı olarak girdiler. Şu an bina ayakta evet ama olası bir durumda binalar ne olur diye düşündüklerini varsayıyoruz. Bu sebeple evet hasar büyük, ama raporlarda daha da ağır durumda gösteriliyor. 2000 yılı sonrasında yeterli değil ama ilerleme ve iyileşme var gözüküyor. Deprem Bölgesinde birçok binada yapısal olmayan hasarlar gördük. Asma tavanların çökmesi gibi. Yeni yönetmeliğe bu konuda esnek bağlantılı kısımlar eklendi. Hasarlı olan İskenderun Devlet Hastanesi 1968 yılında yapılmış. Böyle bir hastane nasıl işletmeye devam edilir? Biliyorsunuz birçok hasta ve sağlık personeli bu hastanede deprem anında hayatını kaybetti. Bu gibi bulunan binalar acilen tespit edilmeli.

“YÖNETMELİĞE UYGUN BİNALAR”
Bölgedeki bir çok tarihi yapı kaybedildi. Restorasyon çalışmaları devam ediliyor. Umarım onarılabilir bir çalışma sergilenir. Deprem büyük bir deprem bunu kabul etmemiz gerekiyor. Deprem bölgesinde yaptığımız gözlemlere göre yönetmeliğe uygun olan hiçbir bina çökmedi. Yıkılan binaların kusurlar içeriğini gördük. Uygun denetim, değerlendirme, bakım ve onarım eksikliğimizin fazla olduğunu gördük. Belediyelere bu konuda önerilen yaklaşımımız şehir ölçeğinde riski yüksek alanların belirlenmesi gerekiyor. Hızlı deprem güvenliği değerlendirmesi ile binaların risk derecelendirmesi yapılmalı, ardından müdahale gerektiren binalara yaklaşımın belirlenmesi gerekiyor. Deprem güvenlik oranı yüzde 75’ten büyük olan binalarda göreceli olarak az hasarlı ve makul sonuçlar gözlenebilir. “

ÖNCELİK GÜÇLENDİRME OLMALI
“Kentsel Dönüşüm bir çözüm evet ama pek çok yerde bu dönüşümü sağlayamıyoruz” diyen Prof. Dr. Alper İlki, “Özellikle 7 katlı bir binayı yıkıp yerine 5 katlı bina yapıp vereceğiz diyemiyoruz. O yüzden önceliklendirme ve güçlendirme önemli bir alan oluşturuyor. Deprem güvenlik oranı yüzde 25 oranının altında kalan binalara müdahale edilirse maliyet 86,7 milyar Euro olarak görülürken olası bir depremde 175.2 milyar Euro Toplam maliyet çıkarken, müdahale edilmeden olası bir depreme yakalanırsak ortalama 678.9 milyar Euro maliyet çıkacaktır. Müdahale ekonomik açıdan daha uygun duruma geçiyor. Güçlendirmede deneysel çalışmalar yapıldı. Yalova’da birbiriyle aynı iki binadan biri güçlendirildi biri güçlendirilmedi. 3 santimetrelik bir öteleme ile güçlendirilmemiş bina yıkıldı. Güçlendirilmiş bina 45 santimetrelik öteleme ile yıkılmadı. Bina hala Yalova’da eğitim amaçlı kullanılıyor. Güçlendirme konusu 2007 yılından beri yönetmeliklerimizde var” ifadelerini kullandı.

 

Belediyelerin imar izni kaldırılmalı

İnşaat Mühendisleri Odası ve Sakarya Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen ‘Deprem’ konulu seminerde uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Uzmanlar, imar izinlerinin belediyelerin elinden alınması gerektiğini ifade ederken, kentsel dönüşüm konusunda ise riskli alanlardan başlayarak bir an önce harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Ülke olarak ahlak ve etikten yoksunuz.

Mühendisler, müteahhitler, yapı denetimciler nerede hata yapıyor.

Çocuklarımızı daha ahlaklı ve erdemli yetiştirmeliyiz.

Ailede yetişmeyen insanlar da etiği verememiş oluyor, öğretmen de etiği verememiş oluyor.

Ben de üniversitede akademisyen olarak etik ve ahlakı yeterince veremiyorum o zaman.

Sadece betonarmeyi öğretmişiz.

Birinci problemiz bu.

Ülkemizde ahlak ve etik konulara özellikle inşaat konusunda ağırlık vermeliyiz.

Yaptırım olması gerekiyor.

Kanun var yaptırım yok”

 “Ezberci bir eğitim sistemimiz var. İnsan bütün hayatına üniversitede öğrendiği bilgiyle devam edecek. Sadece ezberle devam ediliyor.

 Türkiye inşaat mühendisliği kontenjanı 12 500 kişi gösteriliyor.

Bizim ihtiyacımız yıllık 3 bin mühendis öğrencisidir.

Bu düzenleme gerekli.

Üniversitelerde anlatmıyorsunuz’ deniliyor.

Biz 4 senede nasıl anlatalım.

Deprem bir uzmanlık alanıdır.

Bu ancak yüksek lisans ve doktora ile olabilir.

Türkiye’ye de yetkinlik kavramı gelmeli.

Yeni mezun olan bir mühendis önemli bir binaya imza atabiliyor.

Bu şekilde olmaz.

Mezun olduktan sonra yetkinlik kazanmak için projelerde çalışıp ardından yetkinlik sınavına girmesi gerekir. Doktorlar da 6 sene okuyorlar.

Bu okuldan sonra bile pratisyen oluyor.

Doktor tercih ettiğimizde uzman istiyoruz deniliyor. Bu kavram mühendislikte niye olmasın.

Türkiye de 450 binden fazla müteahhit varken Türkiye’deki doktor sayımız sadece 170 bin. Müteahhitlik konusunda kesinlikle düzenleme şart

 “Yapı denetim sistemimiz var fakat önemli olan uygulamak.

2011 yılından sonra Türkiye’nin her yerinde mecburi tutuldu.

Sorumluluklarının ne kadar büyük olduğunun farkında değiller.

‘Hesaplar doğrudur’ diye imza atıyorlar.

‘Demirler doğru dizilmiş, çizimler doğru’ diye imzaları var.

Bütün imalatın o projeye uygun olduğunu belirterek her kat ve malzeme için imza atıyorlar.

Bu sorumluluğun farkında değiller.

Ben yapı denetimci olmak istemezdim.

Bu sorumlulukla aldıkları para az.

O yüzden gencecik çocukları işe alıyorlar.

Deprem bölgesine gidin bakın yıkılan binanın her şeyi yönetmeliğe uygun diye evrakları vardır fakat bina yıkıldı. Kağıt üzerinde onayla bu işler olmuyor.

İcraat gerekli”

Program ODTÜ Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alper İlki’ , Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Şahmaran’  ve Sakarya Üniversitesi’nden den Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aşkın Özocak’ın sunumlarıyla devam etti

“Marmara Depreminden bu yana BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK”

Türkiye’de deprem yönetmeliklerinden bahseden ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay,Marmara Depreminden bu yana  söylediklerimiz değişmedi ama bir arpa boyu yol alamadık. 1937 den beri deprem şartnamemiz var. 1945’de Doğu’da deprem olacağı zaten belliydi. O kadar çok yönetmeliğimiz var ki birbiriyle çelişiyor artık. Her 10 senede bir Türkiye’de büyük depremlerle karşılaşıyoruz. Depremlerin büyüklükleri önemli değil. Bizim tasarımımız önemli. Tasarımlarımızın doğru olması önemli. Deprem sadece Türkiye’nin problemi değil, dünyanın problemi.

Altyapılarımız eskiyor. Amerika’nın bile trilyonlara ihtiyacı var. Betonarme dünyada eskiyor. Bizim şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Biz nerede hata yapıyoruz? Bizim problemimiz ahlak ve etik. İnşaat etiğimiz yok. Bu yapı denetimciler neden böyle davranıyor? Bu ahlakın aileden geldiğini düşünüyorum. Aile yapısı çok önemli. Çocukluktan başlıyor.

Bu olmadıktan sonra istediğiniz kadar yasa olsun hiçbir şey olmaz. Hukuk çok önemli. Yaptırımı olmayan yasaya uyulmaz. Cezalar depremden sonra gelmeye başladı. Bu kadar cahil bir durum. Bir apartmanda en az 50 kişiyi öldürüyorlar.
Ne kadar ezberlerseniz o kadar iyi yere geliyorsunuz. Yok öyle bir şey. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar üniversiteye girilmez. Türkiye’de atılma diye bir şey yok. Yetkin mühendisliği getirmemiz gerekiyor. Diploma ile yetinmemek gerekiyor” dedi.

Hacettepe Ü. İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Şahmaran: “Deprem, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları – Türkiye’deki Zorluklar ve Fırsatlar”, SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Taşkın Özocak: “Kahramanmaraş Depremlerinde Zeminlerin Performansı – Zemin İnceleme/Tasarım” başlıklı sunumlar gerçekleştirerek katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.




BENZER HABERLER