DOĞA GÖREVİNİ YAPIYOR, PEKİ YA SORUMLULUK SAHİPLERİ?
DOĞA GÖREVİNİ YAPIYOR, PEKİ YA SORUMLULUK SAHİPLERİ? *Bilimin çözüm ürettiği bir çağda, afetlerin ardından sergilenen görüntüler değil, öncesinde alınmayan tedbirler sorgulanmalıdır.* Yağmur yağıyor. Dereler taşıyor. Yollar göle dönüyor. Toprak kayıyor. Evler, iş yerleri, tarım alanları sular altında kalıyor. Ardından her defasında neredeyse aynı görüntüler… Çizmeler giyiliyor, yağmurluklar kuşanılıyor, kameralar karşısında incelemeler yapılıyor, açıklamalar sıralanıyor. Yaşananlar […]
ana manset -
15 Ekim 2026 19:21
DOĞA GÖREVİNİ YAPIYOR, PEKİ YA SORUMLULUK SAHİPLERİ?
*Bilimin çözüm ürettiği bir çağda, afetlerin ardından sergilenen görüntüler değil, öncesinde alınmayan tedbirler sorgulanmalıdır.*
Yağmur yağıyor. Dereler taşıyor. Yollar göle dönüyor. Toprak kayıyor. Evler, iş yerleri, tarım alanları sular altında kalıyor.
Ardından her defasında neredeyse aynı görüntüler…
Çizmeler giyiliyor, yağmurluklar kuşanılıyor, kameralar karşısında incelemeler yapılıyor, açıklamalar sıralanıyor. Yaşananlar çoğu zaman olağanüstü doğa koşullarıyla izah ediliyor.
Peki, asıl sorulması gereken soru şu değil mi?
**Doğa olaylarının sonuçlarını yönetmek yerine, neden hâlâ doğa olaylarının kendisini mazeret olarak konuşuyoruz?**
Yağmurun yağması sürpriz değildir. Derelerin taşma ihtimali bilinmeyen bir gerçek değildir. Yanlış arazi kullanımının, yetersiz drenaj sistemlerinin, betonlaşmanın ve bozulan doğal su döngüsünün doğurabileceği riskler bilim dünyasının yıllardır üzerinde çalıştığı konulardır.
Elbette her aşırı hava olayının tam olarak nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte zarara yol açacağını önceden bilmek mümkün değildir. Ancak bu belirsizlik, bilimsel risk analizlerinin ve önleyici planlamanın önemini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, daha güçlü bir hazırlığı zorunlu kılar.
Bugün teknoloji; uydu gözlemleriyle, meteorolojik tahminlerle, taşkın modellemeleriyle, jeolojik araştırmalarla ve gelişmiş mühendislik uygulamalarıyla riskleri önemli ölçüde ortaya koyabiliyor.
**Bilginin bu kadar geliştiği bir çağda, aynı sorunlara sürekli hazırlıksız yakalanmak yalnızca doğanın gücüyle açıklanamaz.**
### Makyajlanmış çözümlerle altyapı yönetilemez
Bir yolun üzerindeki suyu tahliye etmek, tıkanan mazgalı açmak, çöken zemine dolgu yapmak, hasarlı bölgeye iş makinesi göndermek elbette gereklidir.
Ancak bunlar birer müdahaledir. Kalıcı çözüm oldukları anlamına gelmez.
Sorun, geçici müdahalelerin kalıcı başarı gibi sunulmaya başlanmasıdır.
Bir sonraki yağmurda aynı yerde benzer sorunlar ortaya çıkıyorsa, yalnızca yapılan müdahalelerin değil, uygulanan yaklaşımın da sorgulanması gerekir.
Bilimsel altyapı yönetimi; havza bazlı planlama, yağmur suyu toplama ve tahliye sistemleri, taşkın koruma yapıları, geçirgen yüzeyler, doğal su tutma alanları, heyelan duyarlılık haritaları ve iklim değişikliğine uyumlu mühendislik standartları gerektirir.
Bunların yerine sürekli aynı noktaları onarmak, sorunları yüzeysel düzenlemelerle görünmez kılmaya çalışmak ve her yağışın ardından yeniden seferber olmak, çağdaş altyapı anlayışının karşılığı olamaz.
**Altyapı, yağmur yağdığında hatırlanacak bir ayrıntı değil; yağmur yağmadan önce tamamlanması gereken temel bir kamu hizmetidir.**
### Yağmurluk bir yönetim modeli değildir
Afet bölgelerinde bulunmak, vatandaşın yanında durmak, çalışmaları yerinde izlemek değerlidir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Fakat toplumun artık görüntülerden çok sonuçları sorgulaması gerekir.
Takım elbisenin üzerine geçirilen yağmurluk, ayağa giyilen çizmeler, kameralar eşliğinde yapılan incelemeler ve peş peşe verilen açıklamalar…
Bütün bunlar, tek başına, bir metre yağmur suyu hattının doğru projelendirildiğini, bir derenin taşkın riskinin azaltıldığını veya bir heyelan sahasının güvenli hâle getirildiğini göstermez.
**Kameraların kaydettiği faaliyet ile mühendisliğin ortaya koyduğu başarı aynı şey değildir.**
Yağmurluk ıslanmaktan korur; kenti taşkından korumaz.
Çizme suyun içinde yürümeye yarar; suyun neden orada biriktiğini çözmez.
Basın açıklaması yapılabilir; fakat açıklamalar tıkanmış bir altyapının kapasitesini artırmaz.
Sorun sahaya çıkılması değildir. Sorun, sahada görünmenin, kalıcı çözüm üretmenin önüne geçebildiği bir anlayıştır.
Çünkü kamu hizmeti bir sahne, afet alanları da başarı gösterisi yapılacak dekorlar değildir.
### Doğayı suçlamak kolay, planlamayı sorgulamak zordur
Her aşırı yağışın ardından doğanın gücünden söz etmek kolaydır.
Zor olan; dere yataklarının nasıl korunduğunu, taşkın alanlarında yapılaşmanın nasıl yönetildiğini, yağmur suyu altyapısının hangi verilere göre projelendirildiğini ve riskli yamaçlarda hangi önlemlerin alındığını şeffaf biçimde ortaya koymaktır.
Zor olan; geçmişte yapılan yatırımların yeterliliğini ölçmek, eksiklikleri kabul etmek, kamu kaynaklarının ne kadar etkili kullanıldığını değerlendirmek ve gerektiğinde yanlış yaklaşımları değiştirebilmektir.
Bilimsel yöntemlerin yerini alışkanlıklar, uzun vadeli planlamanın yerini günü kurtaran uygulamalar, hesap verebilirliğin yerini yalnızca görünürlük aldığında ortaya çıkan tabloyu sorgulamak toplumun en doğal hakkıdır.
Üstelik iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağış risklerinin değiştiği bir dünyada, geçmişin altyapı anlayışıyla geleceğin sorunlarına cevap vermek giderek zorlaşmaktadır.
**Doğa olayları kaçınılmaz olabilir. Fakat önlenebilir zararları kader olarak kabullenmek zorunda değiliz.**
### Kamu kaynakları gösteriye değil, çözüme hizmet etmelidir
Bir altyapı yatırımının gerçek değeri açılış töreninde değil, ilk ciddi sınavında anlaşılır.
Bir drenaj sisteminin başarısı ne kadar gösterişli göründüğüyle değil, ne kadar suyu güvenle yönetebildiğiyle ölçülür.
Bir taşkın önleme projesinin başarısı yapılan açıklamaların sayısıyla değil, azaltabildiği riskle değerlendirilir.
Kamu kaynaklarının önceliği, sorunların tekrarını mümkün olduğunca azaltan bilimsel ve kalıcı yatırımlar olmalıdır.
Çünkü her defasında aynı türden hasarları onarmaya odaklanan bir yaklaşım, sorunun nedenlerini ortadan kaldırmadığı sürece toplumun zamanını, emeğini ve kaynaklarını tüketme riski taşır.
Burada mesele kişilerin kim olduğu değil, yönetim anlayışının neyi esas aldığıdır.
**Toplumun ihtiyacı, felaketin ardından sergilenen gayretin görüntüsü değil; felaketin etkilerini azaltan hazırlığın somut sonucudur.**
### Artık alkışlanması gereken şey değişmeli
Bir yağmurun ardından suyun içinde yürüyenleri değil, yağmurdan önce suyun nereye gideceğini hesaplayanları konuşmalıyız.
Bir heyelandan sonra bölgeye ulaşanları değil, heyelan riskini önceden araştırıp gerekli önlemleri geliştirenleri önemsemeliyiz.
Bir taşkından sonra verilen demeçleri değil, taşkın tehlikesini azaltan mühendislik çalışmalarını değerlendirmeliyiz.
Çünkü çağdaş yönetim anlayışında başarı, yalnızca kriz anında harekete geçebilmek değildir. Krizlerin yıkıcı sonuçlarını önceden azaltabilmektir.
Elbette hiçbir altyapı sistemi sınırsız güvenlik sağlayamaz. Çok şiddetli doğa olayları en gelişmiş sistemlerin kapasitesini dahi aşabilir. Ancak bu gerçek, risk azaltma çalışmalarından vazgeçmenin değil, onları daha da ciddiye almanın gerekçesidir.
**Bilim çağında yaşayıp sorunları yalnızca kriz anlarında hatırlamak, teknolojiden yararlanmak değil, onun sunduğu imkânları yeterince değerlendirememektir.**
Ve artık şu soruların açıkça sorulması gerekir:
Madem riskleri araştırabilecek bilimsel bilgiye sahibiz, neden tartışmalarımız hâlâ ağırlıklı olarak afet sonrasındaki müdahalelere odaklanıyor?
Madem mühendislik çözümleri mevcut, neden kalıcı altyapı yatırımlarının sonuçlarını daha fazla konuşmuyoruz?
Madem önleyici tedbirler mümkün, neden başarıyı afet öncesindeki hazırlıkla değil de afet sonrasındaki görünürlükle ölçmeye bu kadar alıştık?
Ve en önemlisi…
**Bir çift çizmenin içinde kaç saat suya girildiğini bilmek yerine, o suyun neden orada biriktiğini ve tekrar birikmemesi için ne yapıldığını öğrenmek istemek çok mu fazla?**
Doğa, ne kameraları ne açıklamaları ne de unvanları dikkate alır.
Yağmur fizik kurallarına göre yağar. Su, kendisine yol bulur. Toprak, jeolojik ve hidrolojik koşulların etkisiyle hareket eder.
Bunlara karşı verilecek gerçek mücadele; bilimle, mühendislikle, ekolojik dengeyi gözeten planlamayla, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle mümkündür.
**Artık yağmurlukların değil, projelerin; çizmelerin değil, altyapının; görüntülerin değil, sonuçların konuşulması gerekiyor.**
Çünkü bir toplumun geleceği, afet sonrasında verilen pozlarla değil, afet öncesinde gösterilen akıl ve sorumlulukla güvence altına alınabilir.
**Yağmurun ne zaman yağacağını her zaman kesin olarak bilemeyebiliriz. Ama yağmur yağdığında neyle karşılaşabileceğimizi araştırmak ve buna hazırlanmak bizim elimizdedir.**
**Ve unutulmamalıdır: Yağmurluk giymek kolaydır. Asıl mesele, o yağmurluğa ihtiyaç duyulmadan önce yapılması gerekenleri yapabilmektir.**
Necmettin Sıvacı
Kılıçkaya Vadisi Doğa ve Ekoloji Derneği Başkan
📍 #sakarya
BENZER HABERLER